Bitcoin 2009’da ortaya çıktı. Bugün binlerce farklı “kripto varlık” alınıp satılıyor. Türkiye’de de milyonlarca kişi bu piyasada. Peki kripto para almak, satmak, saklamak dinen caiz midir?
Paranın fıkhî ölçüsü
İslam hukukunda para (nakd), sadece altın ve gümüşle sınırlı değildir. Hanefî fakihleri, toplumda değişim aracı ve değer ölçüsü olarak kabul gören bakır paraları (fülûs) da “örfî para” saymıştır. Bugünkü kâğıt paralar da bu esasa göre para kabul edilir. Buna göre bir şeyin para olarak kullanılabilmesi için ölçü, onun toplumda değişim aracı olarak genel kabul görmesi ve güven vermesidir.
DİYK’nin değerlendirmesi
Din İşleri Yüksek Kurulu 2017 tarihli cevabında önce genel ilkeyi koyar: Kullanıcılar arasında değişim veya kıymet ölçüsü olarak genel kabul gören ve kaynağı bakımından güven veren her türlü paranın kullanımı caizdir. Önemli olan, o değişim aracının üretim şeklinde, piyasaya sürülmesinde ve muhatabı bakımından büyük bir belirsizlik (garar) içerip içermediği, aldatma (tağrîr) aracı olarak kullanılıp kullanılmadığı ve belli bir kesimin haksız zenginleşmesine yol açıp açmadığıdır.
Kurul her kripto paranın bu ilkelere göre ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirtir. Sonuç olarak, kendi özünde ciddi belirsizlik taşıyan, aldanma ve aldatma riski ileri düzeyde olan, güvencesi bulunmayan ve saadet zinciri gibi belirli kesimlerin haksız ve sebepsiz zenginleşmesine yol açan kripto paraların kullanımını caiz görmez. Diyanet İşleri Başkanlığı 2021’de de bu görüşü kamuoyuyla tekrar paylaşmıştır.
Farklı görüşler
Günümüz İslam hukukçuları kripto varlıklar konusunda üç temel görüş ortaya koymuştur:
Değerini hiçbir reel varlıktan almaması, aşırı fiyat dalgalanması, spekülasyona ve dolandırıcılığa açık olması, sahibinin ve ihraççısının belirsizliği sebebiyle garar ve kumar unsuru taşır. Mısır Dârü’l-İftâsı gibi bazı fetva kurumları bu görüştedir.
Kripto varlık para değilse bile değeri olan dijital bir mal gibi görülebilir. Yasal düzenlemeye tabi, şeffaf, gerçek bir kullanım alanı olan varlıkların peşin alım satımı caizdir. Kaldıraçlı, vadeli ve türev işlemler ise caiz değildir. Malezya Menkul Kıymetler Komisyonu Şer‘î Danışma Konseyi, lisanslı platformlarda dijital varlık alım satımını bu yaklaşımla değerlendirmiştir.
DİYK’nin yaklaşımı budur: Genel bir “helal/haram” hükmü yerine, her kripto varlığın garar, aldatma ve haksız kazanç kriterleriyle ayrıca incelenmesi.
Uygulamada dikkat edilecekler
- Arkasında belli bir proje, ihraççı veya kullanım alanı olmayan, sadece “yükselir” beklentisiyle alınan tokenler; “para getirene prim” veren sistemler ve vaatli projeler DİYK’nin caiz görmediği kapsamdadır.
- Kaldıraçlı (marjinli) işlemler, vadeli sözleşmeler ve “staking/lending” adıyla sabit getiri vaat eden ürünler faiz ve kumar unsuru taşır. Bkz. forex ve kaldıraçlı işlemler.
- Kripto varlık alan kişi, bunları elinde tuttuğu sürece zekâta tabi bir değer olarak hesaba katmalıdır. Ticaret amacıyla alınan her varlıkta olduğu gibi, zekât yılı sonundaki piyasa değeri esas alınır.
Kaynaklar: Nisâ 4/29; Müslim, Büyû‘, 4 (garar satışının yasaklanması); Serahsî, el-Mebsût (fülûs hakkında); İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr (örfî para); Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu (DİYK), “Kripto paraların kullanımının dini hükmü nedir?” (04.12.2017, kurul.diyanet.gov.tr); Süleyman Kaya, “Kripto Para Birimleri ve Fıkhî Açıdan Değerlendirilmesi”, Sakarya Üniversitesi İSEFAM; 7518 sayılı Sermaye Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (Resmî Gazete, 02.07.2024).