Boşanma, taraflar için duygusal olduğu kadar maddi sonuçları da olan bir süreçtir. İslam hukuku, boşanan kadını korumak için bir dizi hak tanımıştır.
Mehir
- Zifaf gerçekleşmiş veya eşler kimsenin giremeyeceği bir yerde yalnız kalmışsa (sahih halvet), boşanan kadın mehrin tamamını alır.
- Nikâhta mehir belirlenmemişse kadın, baba tarafından akrabaları arasında kendisine denk kadınların aldığı kadar mehir (mehr-i misil) hak eder.
- Zifaftan veya sahih halvetten önce boşanan kadın, belirlenen mehrin yarısını alır (Bakara 2/237). Mehir belirlenmemişse “müt‘a” denen hediyeyi hak eder (Bakara 2/236).
Mehrin ayrıntıları için bkz. mehir.
İddet ve nafaka
Boşanan kadın, yeni bir evlilik yapmadan önce iddet bekler: Âdet gören kadın için üç âdet (Bakara 2/228), âdet görmeyen kadın için üç ay, hamile kadın için doğuma kadar (Talâk 65/4). Koca, iddet süresince boşadığı kadına nafaka ve mesken temin etmekle yükümlüdür (Talâk 65/1, 6). Kadının iddetini evlilik evinde geçirmesi esastır.
Müt‘a (gönül alıcı hediye)
Koca eşini onun talebi olmaksızın boşamışsa, kadına “müt‘a” adı verilen gönül alıcı bir hediye vermesi Hanefîlere göre müstehap, Şâfiîlere göre vaciptir. Kur’an ve Sünnet’te müt‘anın miktarı belirlenmemiş; kocanın maddi imkânı ve örf esas alınmıştır (Bakara 2/236, 241).
Mahkemenin tazminatı
Türk hukukunda boşanan eşe maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası verilebilir. DİYK, fakihlerin müt‘anın mehr-i mislin yarısını geçmemesi gerektiğini belirttiğini aktarır. Buna göre mahkemenin mehr-i mislin yarısını aşan veya fahiş sayılabilecek bir tazminata hükmetmesi hâlinde, kadının bu miktardan fazlasını alması haksız kazanç sayılır ve fazlasını eski eşine iade etmesi gerekir. Ancak taraflar kendi aralarında anlaşarak belli bir miktar belirlemişse, bunun mehr-i mislin yarısından fazla olmasında sakınca yoktur.
Bununla birlikte kusurlu eşin verdiği zararın karşılığı olarak hükmedilen tazminat (ör. şiddet veya aldatma sebebiyle manevi tazminat) ile çocukların nafakası farklı değerlendirilir; çocuğun nafakası, babanın dinen de yükümlü olduğu bir haktır.
Çocukların durumu
Boşanmada küçük çocukların bakımı (hidâne) öncelikle anneye aittir; nafakaları ise babaya aittir. Hz. Peygamber, çocuğunu almak isteyen babaya karşı anneye “Evlenmediğin sürece sen ona daha lâyıksın” buyurmuştur (Ebû Dâvûd, Talâk, 35).
Kaynaklar: Bakara 2/228, 233, 236-237, 241; Nisâ 4/34; Talâk 65/1, 4, 6-7; Ebû Dâvûd, Talâk, 35; Muvatta’, Talâk, 46; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, III, 110-111; Zekeriyyâ el-Ensârî, Esne’l-metâlib, III, 219-220; Remlî, Nihâyetü’l-muhtâc, VI, 365; İbn Mâze, el-Muhîtu’l-Burhânî, III, 112; Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu (DİYK), “Boşanan kadının mali hakları nelerdir?”, “Boşanma davası uzun süre sonuçlanmayan kadının aldığı nafaka helal midir?” (kurul.diyanet.gov.tr).