Birçok anne-baba, ölümünden sonra çocukları arasında anlaşmazlık çıkmasın diye mallarını hayattayken paylaştırmak ister. Bazen de bir çocuğa daha fazla vermek, bazılarını mirastan uzak tutmak istenir. İslam bu konuda hem özgürlük tanır hem de adaleti emreder.
Hayattayken tasarruf hakkı
DİYK’ye göre kişinin sağlığında malı üzerinde dilediği gibi tasarruf etme hakkı vardır: Satabilir, bağışlayabilir, vakfedebilir veya sadaka olarak verebilir. Bir kişi hayattayken malının tamamını veya bir kısmını birine bağışlamış ve bağışlanan kişi bunu kabul edip teslim almışsa, bu mal artık onundur ve miras hükümleri uygulanmaz.
Çocuklar arasında adalet
Hz. Peygamber, oğlu Nu‘mân’a bir mal bağışlayan ve buna şahit olmasını isteyen Beşîr b. Sa‘d’a diğer çocuklarına da verip vermediğini sormuş, vermediğini öğrenince şöyle buyurmuştur:
DİYK’ye göre Hanefî, Şâfiî ve Mâlikîlerdeki güçlü görüşe göre anne-babanın çocuklarına bağışta ayrım yapması mekruhtur. Ahmed b. Hanbel’e, bazı Mâlikîlere ve İmam Ebû Yûsuf’tan bir rivayete göre ise haramdır. Kurul, çocuklar arasında ayrım yapmanın onların hem anne-babalarına hem de birbirlerine karşı kin beslemesine ve aralarına düşmanlık girmesine yol açabileceğini vurgular.
Haklı sebeplerle fazla vermek
Kurul, bazı durumlarda bir çocuğa fazla mal verilebileceğini belirtir:
- Tedavisi mümkün olmayan veya çok masraflı bir hastalığa yakalanması,
- Engelli olması,
- Büyük bir borç altında bulunması,
- Ailesinin kalabalık olup geçim sıkıntısı çekmesi,
- İlim yolunda olup ihtiyaç içinde bulunması,
- Anne-babasının bakımını üstlenmiş olması.
Eşit mi, ikili birli mi?
Hayattaki bağışta kız ve erkeğe eşit mi, yoksa miras gibi ikili birli mi verileceği konusunda âlimler farklı görüşlere sahiptir. Ebû Yûsuf ve çoğunluk eşit vermeyi, İmam Muhammed ve bazı âlimler miras oranında vermeyi tercih etmiştir. Her iki uygulama da adaletin içindedir.
“Ben ölünce şöyle paylaşın” demek
DİYK’ye göre anne-baba malları taksim etmiş ama ilgililere teslim etmeden, ölümünden sonra kendi yaptığı taksime göre paylaşılmasını istemişse bu bir vasiyettir ve mirasçılar buna uymak zorunda değildir. Mirasçılara vasiyet, diğer mirasçılar onaylamadıkça geçersizdir (Ebû Dâvûd, Vesâyâ, 6). Mirasçılar önce miras hükümlerine göre paylaşır; hepsi razı olursa vasiyete göre de paylaşabilir.
Mirastan mahrum etmek
Bir mirasçıyı mirastan mahrum etmek amacıyla malı hayattayken başkalarına devretmek, hukuken geçerli olsa bile dinen büyük bir sorumluluktur. Kurul, bakımını üstlenilen (evlat edinilen) çocuğa bağış yapılabileceğini belirtirken bile, mirasçıların husumetine sebep olacak şekilde onları mahrum etmekten kaçınılmasını tavsiye eder. Bkz. evlat edinme ve koruyucu aile.
Kaynaklar: Nisâ 4/7-14; Buhârî, Hibe, 12-13; Şehâdât, 9; Müslim, Hibât, 9-17; Ebû Dâvûd, Vesâyâ, 6; Kâsânî, Bedâi‘u’s-sanâi‘, VI, 127; İbn Nüceym, el-Bahrü’r-râik, VII, 288; Zekeriyyâ el-Ensârî, Esne’l-metâlib, II, 483; İbn Kudâme, el-Muğnî, VI, 51-52; Mevsılî, el-İhtiyâr, III, 48; V, 63; Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu (DİYK), “İnsanın hayatta iken, çocukları arasında ayrım yaparak birine veya bazılarına mal varlığının tamamını veya bir kısmını bağışlaması caiz midir?”, “Anne veya baba hayatta iken malını mirasçıları arasında bölüştürmüşse, vefat ettikten sonra vârisler bu taksime uymak zorunda mıdır?” (kurul.diyanet.gov.tr).