Klasik fıkıhta boşama yetkisi esas olarak kocaya verilmiş olsa da kadın çaresiz bırakılmamıştır. Kur’an eşlerin iyi geçinmesini emreder: “Onlarla iyi geçinin” (Nisâ 4/19). Eşine zarar vermek için onu evlilikte tutmayı ise yasaklar: “Onları haklarına tecavüz etmek için zarar verecek şekilde tutmayın” (Bakara 2/231).
Önce uzlaşma
DİYK’ye göre evlilik birliğinin korunması esastır ve meşru bir gerekçe olmadan boşanmak tasvip edilmemiştir. Anlaşmazlık hâlinde tarafların ailelerinden seçilecek hakemler aracılığıyla uzlaşma aranmalıdır (Nisâ 4/34-35). Uzlaşma imkânları tükenip evlilik fiilen sürdürülemez hâle geldiğinde ise boşanma son çare olarak meşrudur.
Evlilik nasıl sona erer?
- Talak: Kocanın boşaması.
- Muhâlea (hul‘): Kadının kocasından aldığı mehrin tamamını, bir kısmını veya bir miktar malı vermesi karşılığında yapılan boşanma anlaşması. Sâbit b. Kays’ın hanımının bu yolla ayrılmasına Hz. Peygamber izin vermiştir (Buhârî, Talâk, 12).
- Mahkeme kararı: Kadının talebi üzerine hâkimin evliliği sona erdirmesi.
Kadının mahkemeye başvurabileceği durumlar
DİYK’nin 24 Haziran 2026 tarihli kararı, klasik fıkıh kaynaklarına ve 1917 tarihli Hukûk-ı Âile Kararnâmesi’ne dayanarak bu durumları şöyle sıralar:
- Hastalıklar: Kocadaki cinsel rahatsızlıklar, akıl hastalıkları ve evlilik hayatını katlanılmaz hâle getiren ağır ve tiksindirici bedeni hastalıklar. Bu hakkın kullanılabilmesi için kadının bu hastalıklardan evlilikten önce haberdar olmaması gerekir (HAK, md. 119-125).
- Kötü muamele ve şiddetli geçimsizlik: Eşler arasında nefretin yerleşmesi, kocanın eşine şiddet uygulaması veya onu haram bir fiile zorlaması gibi durumlarda, uzlaştırma çabalarına rağmen evlilik sürdürülemez hâle gelirse (HAK, md. 130).
- Nafakanın ödenmemesi: Kocanın nafaka yükümlülüğünü yerine getirmeyerek eşini mağdur etmesi, aile birliğini zedeleyen ciddi bir ihlaldir.
- Kaybolma ve terk: Kendisinden hiç haber alınamayan, hayatta olup olmadığı bilinmeyen (mefkûd) veya hayatta olduğu bilindiği hâlde eşini terk edip irtibatı kesen (gâib) kocanın eşi de ayrılık talep edebilir (HAK, md. 126-127).
Kurul, genel bir ilke olarak ailevi sorumlulukların ihlalinin, maddi ve manevi zarar verici davranışların ve evliliğin amacını imkânsız hâle getiren rahatsızlıkların boşanma talebi için meşru gerekçe olduğunu belirtir. Mahkemenin bu gerekçelerle verdiği karar, kocaya yeni bir nikâh olmadan dönüş imkânı tanımayan bâin talaktır.
Kaynaklar: Bakara 2/187, 229, 231; Nisâ 4/19, 34-35; Nûr 24/32; Rûm 30/21; Buhârî, Talâk, 12; Müslim, Radâ‘, 65; Kâsânî, Bedâi‘u’s-sanâi‘, II, 325; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, IV, 342; İbn Kudâme, el-Muğnî, VII, 184-185; VIII, 204; İbn Rüşd, Bidâyetü’l-müctehid, III, 117; Desûkî, Hâşiye, II, 431, 518; Hukûk-ı Âile Kararnâmesi (1917), md. 119-130; Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu (DİYK), “Kadın, boşanmak için hangi durumlarda mahkemeye başvurabilir?” (Karar, 24.06.2026), “Erkek evliliğin gereklerini yerine getirmiyorsa kadın boşanma talebinde bulunabilir mi?” (kurul.diyanet.gov.tr).