اللَّهُ أَكْبَرُ، اللَّهُ أَكْبَرُ، اللَّهُ أَكْبَرُ، سُبْحَانَ الَّذِي سَخَّرَ لَنَا هَذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَ، وَإِنَّا إِلَى رَبِّنَا لَمُنْقَلِبُونَ. اللَّهُمَّ إِنَّا نَسْأَلُكَ فِي سَفَرِنَا هَذَا الْبِرَّ وَالتَّقْوَى، وَمِنَ الْعَمَلِ مَا تَرْضَى، اللَّهُمَّ هَوِّنْ عَلَيْنَا سَفَرَنَا هَذَا وَاطْوِ عَنَّا بُعْدَهُ، اللَّهُمَّ أَنْتَ الصَّاحِبُ فِي السَّفَرِ وَالْخَلِيفَةُ فِي الْأَهْلِ، اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ وَعْثَاءِ السَّفَرِ، وَكَآبَةِ الْمَنْظَرِ، وَسُوءِ الْمُنْقَلَبِ فِي الْمَالِ وَالْأَهْلِ
Okunuşu
Allâhü ekber, Allâhü ekber, Allâhü ekber. Sübhânellezî sahhara lenâ hâzâ ve mâ künnâ lehû mukrinîn, ve innâ ilâ rabbinâ le munkalibûn. Allâhümme innâ nes'elüke fî seferinâ hâze'l-birra ve't-takvâ, ve mine'l-ameli mâ terdâ. Allâhümme hevvin aleynâ seferanâ hâzâ vatvi annâ bu'deh. Allâhümme ente's-sâhibü fi's-seferi ve'l-halîfetü fi'l-ehl. Allâhümme innî e'ûzü bike min va'sâi's-sefer, ve keâbeti'l-manzar, ve sûi'l-munkalebi fi'l-mâli ve'l-ehl.
Anlamı
Allah en büyüktür (üç defa). Bunu bizim hizmetimize veren Allah'ı tesbih ederiz; yoksa biz buna güç yetiremezdik. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz. Allah'ım! Bu yolculuğumuzda senden iyilik ve takva, razı olacağın amel isteriz. Allah'ım! Bu yolculuğu bize kolaylaştır, uzaklığını dür. Allah'ım! Yolculukta arkadaş, geride bıraktığımız ailede vekil sensin. Allah'ım! Yolculuğun meşakkatinden, üzücü manzaralardan, malda ve ailede kötü bir dönüşle karşılaşmaktan sana sığınırım.
Abdullah b. Ömer (r.a.) Resûlullah’ın (s.a.v.) bir yolculuğa çıkmak için devesine bindiğinde üç defa tekbir getirip bu duayı okuduğunu haber verir. Duanın ilk kısmı Zuhruf Suresi’nin 13-14. ayetleridir.
Dönüşte de aynı dua okunur ve sonuna şu cümle eklenir: “Âyibûne tâibûne âbidûne li rabbinâ hâmidûn” (Döneriz, tövbe ederiz, ibadet ederiz, Rabbimize hamd ederiz). Bkz. yolculuktan dönüş duası.
Günümüz araçlarında
Âlimler, ayette geçen “bunu hizmetimize veren” ifadesinin at ve deve gibi binekler kadar otomobil, otobüs, uçak ve gemiyi de kapsadığını belirtir. Aracın kontağını çevirmeden veya uçak kalkmadan önce bu duayı okumak sünnete uygundur.
Ayetlerin Kur’an’daki yeri
لِتَسْتَوُوا عَلَىٰ ظُهُورِهِ ثُمَّ تَذْكُرُوا نِعْمَةَ رَبِّكُمْ إِذَا اسْتَوَيْتُمْ عَلَيْهِ وَتَقُولُوا سُبْحَانَ الَّذِي سَخَّرَ لَنَا هَٰذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَ ﴿١٣﴾ وَإِنَّا إِلَىٰ رَبِّنَا لَمُنقَلِبُونَ ﴿١٤﴾
Siz onların sırtına binip üzerlerine yerleştiğiniz zaman, Rabbinizin nimetini anarak şöyle diyesiniz: "Bunları bizim hizmetimize veren Allah'ı tenzih ve tesbih ederiz. Yoksa bizim bunlara gücümüz yetmezdi." "Gerçekten biz Rabbimize döneceğiz."
Kaynaklar: Müslim, Hac; Zuhruf 43/13-14; Tirmizî, Deavât.