اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ خَيْرَهَا، وَخَيْرَ مَا فِيهَا، وَخَيْرَ مَا أُرْسِلَتْ بِهِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّهَا، وَشَرِّ مَا فِيهَا، وَشَرِّ مَا أُرْسِلَتْ بِهِ
Okunuşu
Allâhümme innî es'elüke hayrahâ, ve hayra mâ fîhâ, ve hayra mâ ürsilet bih, ve e'ûzü bike min şerrihâ, ve şerri mâ fîhâ, ve şerri mâ ürsilet bih.
Anlamı
Allah'ım! Senden bu rüzgârın hayrını, içindekinin hayrını ve onunla gönderilenin hayrını isterim. Onun şerrinden, içindekinin şerrinden ve onunla gönderilenin şerrinden sana sığınırım.
Hz. Âişe (r.anha) şöyle anlatır: Rüzgâr şiddetlendiğinde Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu duayı okurdu. Gökyüzü bulutlanınca rengi değişir, bir girip bir çıkar, ileri geri giderdi; yağmur yağınca da rahatlardı. Sebebini sorduğumda “Ey Âişe! Belki de bu, Âd kavminin dediği gibidir: ‘Bu bize yağmur getirecek bir buluttur’ dediler (fakat o azap idi)” buyurdu.
Resûlullah ayrıca “Rüzgâra sövmeyin; o Allah’ın rahmetindendir, rahmet de getirir azap da. Onu görünce Allah’tan hayrını isteyin, şerrinden O’na sığının” buyurmuştur (Ebû Dâvûd, İbn Mâce).
Kaynaklar: Müslim, İstiskâ; Ebû Dâvûd, Edeb; Ahkâf 46/24.