سُبْحَانَ الَّذِي يُسَبِّحُ الرَّعْدُ بِحَمْدِهِ وَالْمَلَائِكَةُ مِنْ خِيفَتِهِ
Okunuşu
Sübhânellezî yüsebbihu'r-ra'dü bi hamdihî ve'l-melâiketü min hîfetih.
Anlamı
Gök gürültüsünün hamd ile, meleklerin de korkusundan tesbih ettiği Allah'ı tesbih ederim.
Abdullah b. Zübeyr (r.a.) gök gürültüsünü işittiğinde konuşmayı bırakır ve bu sözleri söylerdi. Bu uygulama sahabe fiili (mevkuf) olarak İmam Mâlik’in Muvatta’ında nakledilmiştir; sözlerin kaynağı ise Ra’d Suresi’nin 13. ayetidir.
Ayette gök gürültüsünün Allah’ı hamd ile tesbih ettiği bildirilir. Mümin tabiattaki büyük olayları Allah’ın kudretinin işaretleri olarak görür; korku ve ümit arasında O’nu anar.
Ayetlerin Kur’an’daki yeri
وَيُسَبِّحُ الرَّعْدُ بِحَمْدِهِ وَالْمَلَائِكَةُ مِنْ خِيفَتِهِ وَيُرْسِلُ الصَّوَاعِقَ فَيُصِيبُ بِهَا مَن يَشَاءُ وَهُمْ يُجَادِلُونَ فِي اللَّهِ وَهُوَ شَدِيدُ الْمِحَالِ ﴿١٣﴾
Gök gürültüsü O'na hamd ile, melekler de O'nun korkusundan dolayı O'nu tesbih ederler. O yıldırımlar gönderir, onunla dilediğini çarpar. Onlar Allah hakkında mücadele edip duruyorlar. Oysa Allah'ın çarpması pek çetindir.
Kaynaklar: Ra’d 13/13; İmam Mâlik, Muvatta, Kelâm; Buhârî, el-Edebü’l-müfred.