Özellikle yüksek vergi ödeyen iş insanları arasında “Zaten bu kadar vergi veriyorum, bu zekâtımın yerine geçmez mi?” sorusu sık sorulur.
Vergi ve zekât farklıdır
DİYK’ye göre vergi bir vatandaşlık görevidir; zekât ise dinî bir yükümlülüktür. İkisi şu bakımlardan birbirinden ayrılır:
- Mükellefiyet: Zekât sadece Müslümanlara ve belirli şartlarda farzdır; vergi herkese uygulanır.
- Temel gaye: Zekât bir ibadet, malı ve nefsi arındırma, fakirle zengin arasında köprü kurmadır (Tevbe 9/103). Vergi, kamu hizmetlerinin finansmanıdır.
- Oran ve miktar: Zekâtın oranı naslarla belirlenmiştir (paralarda %2,5); vergi oranları devletçe belirlenir ve değişir.
- Harcama yerleri: Zekât, Tevbe suresinin 60. ayetinde sayılan sekiz sınıfa verilir; vergi kamu hizmetlerine harcanır.
Bu yüzden DİYK’ye göre devlete ödenen vergiler zekât yerine geçmez; zekâtın ayrıca verilmesi gerekir (Karadâvî, Fıkhu’z-zekât, II, 1118). Vergi borcu ise, kul ve kamu hakkı olarak zekât hesaplanırken o yıl ödenecek borçlar arasında düşülür.
Vergi ödemek dinen gerekli mi?
Devletin kamu hizmetleri için koyduğu vergileri ödemek, toplumsal sözleşmenin ve kamu hakkının gereğidir. Vergi kaçırmak, kamu malını haksız yere yemek ve kanuna aykırı davranmak olduğu için dinen de uygun değildir.
Firmaların yardımları
DİYK’ye göre bir firmanın yaptığı yardım ve bağışların zekât sayılabilmesi için:
- Zekât niyetiyle verilmesi,
- Yardım yapılanların zekât alması caiz kişilerden olması,
- Firma bir şirketse, ortakların zekât verme konusunda yöneticilere vekâlet vermesi,
- Yardımın, sözleşme gereği verilmesi gereken promosyon, ikramiye gibi ödeme kalemlerinden olmaması gerekir.
İşveren, çalışanının maaşını, primini veya sigortasını zekâtından ödeyemez; çünkü ücret ile zekât ayrı yükümlülüklerdir.
Diğer zekât yerine geçmeyenler
- Haram yolla kazanılmış paradan verilen “zekât” zekât sayılmaz; o para zaten sahibine veya fakirlere verilmelidir. Bkz. haram kazanç.
- Kira alacağını fakir kiracıdan almayıp zekâta saymak, temlik şartı bulunmadığı için zekât yerine geçmez.
- Belediye veya derneklerin iftar sofralarına verilen bağış, fakirlere temlik edilmediği sürece zekât sayılmaz.
Kaynaklar: Tevbe 9/60, 103; Yûsuf el-Karadâvî, Fıkhu’z-zekât, II, 1118; Diyanet İşleri Başkanlığı, İslâm Ticaret Hukukunun Günümüzdeki Meseleleri, s. 996; Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu (DİYK), “Vergi, zekât yerine geçer mi?”, “Bir firma, çalışanlarına dağıttığı yardımları zekât yerine sayabilir mi?”, “İşveren çalışanının maaşını zekâtından verebilir mi?”, “Fakir kiracıdan alınacak kira bedeli, alınmayarak zekâta sayılabilir mi?”, “Gayrimeşru yolla sağlanan kazançtan zekât vermek gerekir mi?” (kurul.diyanet.gov.tr).