رَبِّ هَبْ لِي مِن لَّدُنكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةً ۖ إِنَّكَ سَمِيعُ الدُّعَاءِ ﴿٣٨﴾
Okunuşu
Rabbi heb lî min ledünke zürriyyeten tayyibeh, inneke semî'u'd-duâ.
Anlamı
Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bağışla. Şüphesiz sen duayı işitensin.
رَبِّ لَا تَذَرْنِي فَرْدًا وَأَنتَ خَيْرُ الْوَارِثِينَ ﴿٨٩﴾
Okunuşu
Rabbi lâ tezernî ferden ve ente hayru'l-vârisîn.
Anlamı
Rabbim! Beni tek başıma bırakma. Sen varislerin en hayırlısısın.
Hz. Zekeriyyâ (a.s.) yaşlanmış, hanımı da kısır olduğu halde Hz. Meryem’in yanında mevsimsiz meyveler görünce Allah’ın kudretinin sınırsız olduğunu hatırlamış ve bu duaları etmiştir. Allah da ona Hz. Yahyâ’yı müjdelemiştir.
Enbiyâ Suresi’nde duanın kabulü şöyle anlatılır: “Biz de duasını kabul ettik; ona Yahyâ’yı bağışladık ve eşini (doğurmaya) elverişli kıldık. Onlar hayırlı işlerde yarışırlar, umarak ve korkarak bize dua ederlerdi. Onlar bize derin saygı duyarlardı” (21/90).
Ümitsizliğe yer yok
Bu kıssa, evlat bekleyen ailelere ümit verir. Ayet, duanın kabul edilen ailelerin üç özelliğini de sayar: hayırda yarışmak, ümit ve korku ile dua etmek ve Allah’a saygı. Dua ile birlikte tedavi gibi sebeplere başvurmak da tevekküle aykırı değildir.
Kaynaklar: Âl-i İmrân 3/37-41; Enbiyâ 21/89-90; Meryem 19/2-11.