إِبْرَاهِيمُ
عَلَيْهِ السَّلَامُ
Hz. İbrâhim
Halîlullah (Allah’ın dostu) · Ebü’l-enbiyâ (peygamberlerin atası)
Ülü’l-azmSuhuf
- Kur’an’da adı
- 69 kez geçer
- Gönderildiği topluluk
- Putperest Keldânîler ve hükümdarları (Nemrud)
- Yaşadığı bölge
- Irak (Ur), Harran, Filistin, Mısır ve Mekke
- Aile bağları
- Babası Âzer; eşleri Sâre ve Hâcer; oğulları İsmâil ve İshak; yeğeni Lût
- Dönemi
- MÖ 2. binyıl başları (tahminî)
Hz. İbrâhim, Kur’an’da adı altmış dokuz defa geçen ve adıyla anılan bir sure (İbrâhîm suresi) bulunan ülü’l-azm peygamberdir. Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam’ın ortak atası kabul edilir; kendisinden sonraki peygamberlerin çoğu onun soyundan geldiği için “peygamberlerin atası” diye anılır. Kur’an ona “Halîl” (dost) unvanını verir: “Allah İbrâhim’i dost edinmişti” (Nisâ 4/125). Onun dini “hanif” din, yani her türlü şirkten uzak, yalnızca Allah’a yönelen dindir.
Gökyüzünde Allah’ı aramak
Hz. İbrâhim, Irak’ta yıldızlara ve putlara tapılan bir toplumda doğdu. Babası Âzer de put yapan ve putlara tapan biriydi. Kur’an onun, kavmine yıldızların, ayın ve güneşin ilah olamayacağını adım adım gösterişini anlatır. Parlayan her gök cismi batınca İbrâhim “Ben batıp gidenleri sevmem” dedi ve sonunda şöyle ilan etti:
إِنِّي وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ حَنِيفًا ۖ وَمَا أَنَا مِنَ الْمُشْرِكِينَ ﴿٧٩﴾
"Ben yüzümü tamamen, gökleri ve yeri yoktan var edene çevirdim ve artık ben asla Allah'a ortak koşanlardan değilim".
Babasına da nezaketle ama kararlılıkla hakkı anlattı: “Babacığım, işitmeyen, görmeyen ve sana hiçbir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?” (Meryem 19/42). Babası onu taşlamakla tehdit edince “Selam sana. Senin için Rabbimden bağışlanma dileyeceğim” diyerek ayrıldı (Meryem 19/47).
Putların kırılması ve ateş
Kavmi bayram için şehir dışına çıktığında Hz. İbrâhim tapınağa girdi, büyük put dışındaki bütün putları kırdı, baltayı da büyük putun boynuna astı. Sorguya çekildiğinde “Onu şu büyükleri yapmıştır; konuşabiliyorlarsa onlara sorun” dedi. Bu sözle onları kendi vicdanlarıyla yüz yüze getirdi; önce başlarını önlerine eğdiler, sonra yine inatlarına döndüler (Enbiyâ 21/57-67).
Kavmi onu ateşe atmaya karar verdi. Allah ise ateşe şöyle emretti: “Ey ateş! İbrâhim’e karşı serin ve esenlik ol!” (Enbiyâ 21/69). Hz. İbrâhim ateşe atılırken “Hasbünallâhu ve ni’me’l-vekîl” (Allah bize yeter, O ne güzel vekildir) demiştir (Buhârî, “Tefsîr”, 3/13). Kur’an ayrıca onun, “Rabbim hayat verir ve öldürür” diyen hükümdarla tartışmasını aktarır. “Allah güneşi doğudan getiriyor, sen de onu batıdan getir” deyince inkârcı hükümdar şaşırıp kaldı (Bakara 2/258). Tefsirlerde bu hükümdarın adı Nemrud olarak geçer.
Hicret, Mısır ve Filistin
Hz. İbrâhim, yeğeni Lût ve eşi Sâre ile birlikte kavmini terk ederek hicret etti: “Ben Rabbime gidiyorum; O beni doğru yola iletecektir” (Sâffât 37/99). Harran üzerinden Filistin’e yerleşti. Bir süre Mısır’da da bulundu. Hâcer bu dönemde aileye katıldı. Uzun yıllar çocuk sahibi olamayan Hz. İbrâhim’e ileri yaşında Hâcer’den İsmâil, daha sonra Sâre’den İshak doğdu. İshak’ın müjdesi, Lût kavmini helak etmeye giden melekler tarafından verildi (Hûd 11/69-73).
Mekke, Kâbe ve büyük imtihan
Allah’ın emriyle Hz. İbrâhim, Hâcer’i ve bebek İsmâil’i Mekke’nin ekin bitmeyen vadisine bıraktı. Hâcer’in Safâ ile Merve arasında su arayışı ve Zemzem’in fışkırması, bugün hac ve umrenin sa’y ibadetinde yaşatılır (Buhârî, “Enbiyâ”, 9). Yıllar sonra baba ve oğul Kâbe’nin temellerini birlikte yükselttiler ve dua ettiler: “Rabbimiz, bizden kabul buyur; şüphesiz sen işitensin, bilensin” (Bakara 2/127). Hz. İbrâhim insanları hacca çağırmakla görevlendirildi (Hac 22/26-27).
En büyük imtihanı ise rüyasında oğlunu kurban ettiğini görmesiydi. Oğluna danıştı; oğlu “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap; inşallah beni sabredenlerden bulacaksın” dedi. İkisi de teslim olunca Allah ona seslendi ve oğlunun yerine büyük bir kurbanlık gönderdi (Sâffât 37/102-107). Ehl-i Sünnet âlimlerinin çoğunluğuna göre kurban edilmek istenen oğul Hz. İsmâil’dir. Kurban ibadeti bu teslimiyetin hatırasıdır.
فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ السَّعْيَ قَالَ يَا بُنَيَّ إِنِّي أَرَىٰ فِي الْمَنَامِ أَنِّي أَذْبَحُكَ فَانظُرْ مَاذَا تَرَىٰ ۚ قَالَ يَا أَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُ ۖ سَتَجِدُنِي إِن شَاءَ اللَّهُ مِنَ الصَّابِرِينَ ﴿١٠٢﴾
Oğlu, yanında koşacak çağa gelince: "Ey oğlum! Ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak, ne düşünürsün?" dedi. Çocuk da: "Babacığım sana ne emrediliyorsa yap, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi.
Suhuf ve millet-i İbrâhim
Kur’an, Hz. İbrâhim’e sayfalar (suhuf) verildiğini bildirir (A’lâ 87/18-19; Necm 53/36-37). Peygamberimize “hanif olan İbrâhim’in dinine uy” diye emredilmiştir (Nahl 16/123). Namazlarda okuduğumuz salli ve bârik duaları Hz. İbrâhim’i ve ailesini anar. Miraç gecesinde Peygamberimiz onu yedinci kat semada, Beyt-i Ma’mûr’a yaslanmış hâlde görmüştür (Buhârî, “Bed’ü’l-halk”, 6).
Hz. İbrâhim’in Kur’an’daki dualarından bazıları sitemizde ayrıca yer alır: Rabbic’alnî mukîme’s-salâti ve salihlere katılma duası.
Kıssadan dersler
- Akıl ve tevhid: Hz. İbrâhim, putperestliği akla ve vicdana hitap eden sorularla çürütmüştür.
- Teslimiyet: Ateş, hicret, çöle bırakılan aile ve kurban… Her imtihanda cevabı “teslim oldum” olmuştur (Bakara 2/131).
- Aile içinde tebliğ: Putperest babasına karşı tavrı kararlı ama saygılıdır.
- Kalıcı miras: Kâbe, hac, kurban ve namazdaki salavat, onun hatırasını her gün yaşatır.
Kaynaklar: Bakara 2/124-141, 258-260; En’âm 6/74-83; Hûd 11/69-76; İbrâhîm 14/35-41; Meryem 19/41-50; Enbiyâ 21/51-73; Hac 22/26-27; Sâffât 37/83-113; Nisâ 4/125; Necm 53/36-37; A’lâ 87/18-19. Buhârî, “Enbiyâ”, 8-9; “Tefsîr”, 3/13. TDV İslâm Ansiklopedisi, “İbrâhim” maddesi. İbn Kesîr, Kasasü’l-enbiyâ.