صَالِحٌ
عَلَيْهِ السَّلَامُ
Hz. Sâlih
Semûd kavminin kardeşi
- Kur’an’da adı
- 9 kez geçer
- Gönderildiği topluluk
- Semûd kavmi
- Yaşadığı bölge
- Hicr bölgesi (bugünkü el-Ulâ yakınındaki Medâin-i Sâlih)
- Aile bağları
- Semûd kavmindendi
- Dönemi
- Âd kavminden sonra
Hz. Sâlih, Âd kavminden sonra gelen Semûd kavmine gönderilen peygamberdir. Kur’an’da adı dokuz defa geçer ve kıssası A’râf, Hûd, Şuarâ, Neml, Kamer ve Şems surelerinde anlatılır. Kavmine mucize olarak gönderilen dişi deve (nâkatullah), Kur’an kıssalarının en bilinen sembollerinden biridir.
Semûd kavmi ve Hicr
Semûdlular, Kur’an’da “Hicr halkı” (Ashâbü’l-Hicr) olarak da anılır (Hicr 15/80). Hicaz ile Şam arasındaki, bugün Suudi Arabistan’da el-Ulâ yakınında bulunan ve Medâin-i Sâlih diye bilinen bölgede yaşıyorlardı. Ovalarda köşkler yapıyor, dağları oyarak kayadan evler inşa ediyorlardı (A’râf 7/74). Kavim, Âd’ın helakinden sonra onların yerine geçmiş; tarım, hurmalık ve pınarlarla bolluk içinde yaşıyordu (Şuarâ 26/146-149).
Peygamberimiz Tebük seferinde bu bölgeden geçerken ashabına, helak edilmiş bu kavmin yurduna ağlayarak girmelerini, ağlayamıyorlarsa girmemelerini söylemiş; oradaki kuyuların suyundan içilmemesini emretmiştir (Buhârî, “Enbiyâ”, 17; Müslim, “Zühd”, 38-40).
Davet ve mucize
Hz. Sâlih kavmi arasında güvenilir ve umut bağlanan biriydi. Onlar da ona “Ey Sâlih, sen bundan önce aramızda kendisinden umut beklenen biriydin” dediler (Hûd 11/62). Onları putları bırakıp Allah’a kulluğa, O’ndan bağışlanma dilemeye ve O’na yönelmeye çağırdı. Kavmi ise atalarının dinini bırakmayacaklarını söyleyip ondan bir mucize istedi. Bunun üzerine Allah onlara bir dişi deve gönderdi:
وَإِلَىٰ ثَمُودَ أَخَاهُمْ صَالِحًا ۗ قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُ ۖ قَدْ جَاءَتْكُم بَيِّنَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ ۖ هَٰذِهِ نَاقَةُ اللَّهِ لَكُمْ آيَةً ۖ فَذَرُوهَا تَأْكُلْ فِي أَرْضِ اللَّهِ ۖ وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ ﴿٧٣﴾
Semûd kavmine de kardeşleri Sâlih'i (gönderdik): "Ey kavmim dedi, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka bir ilâhınız yoktur. Size Rabbinizden açık bir delil geldi. İşte şu, Allah'ın devesi, size bir mucizedir; bırakın onu Allah'ın yeryüzünde yesin (içsin), sakın ona bir kötülük etmeyin, yoksa sizi acı bir azap yakalar."
Devenin suyu içmek için bir günü, kavmin de bir günü vardı (Şuarâ 26/155). Bu, kavim için hem bir mucize hem de bir imtihandı: Allah’ın ayetine saygı gösterip göstermeyeceklerini ortaya koyacaktı.
Devenin öldürülmesi ve helak
Şehirde bozgunculuk yapan dokuz kişilik bir çete vardı (Neml 27/48). Kavmin en bedbahtı öne atıldı ve deveyi kesti (Şems 91/12-14). Kur’an bu cinayeti tek bir kişinin işlediğini, ama kavmin tamamının buna razı olduğunu, bu yüzden hepsinin sorumlu tutulduğunu bildirir. Hz. Sâlih onlara “Yurdunuzda üç gün daha yaşayın; bu yalanlanmayacak bir vaattir” dedi (Hûd 11/65). O çete, geceleyin Sâlih’i ve ailesini öldürmek için plan kurdu, fakat Allah onların tuzağını boşa çıkardı (Neml 27/49-51).
Üç gün sonunda korkunç bir ses (sayha) ve sarsıntı onları yakaladı; yurtlarında dizüstü çöküp kaldılar (Hûd 11/67; A’râf 7/78). Hz. Sâlih ve ona iman edenler kurtarıldı. Hz. Sâlih, helak olmuş kavminden yüz çevirirken şöyle dedi:
فَتَوَلَّىٰ عَنْهُمْ وَقَالَ يَا قَوْمِ لَقَدْ أَبْلَغْتُكُمْ رِسَالَةَ رَبِّي وَنَصَحْتُ لَكُمْ وَلَٰكِن لَّا تُحِبُّونَ النَّاصِحِينَ ﴿٧٩﴾
Sâlih de o zaman onlardan yüz çevirdi ve şöyle dedi: "Ey kavmim! And olsun ki ben size Rabbimin elçiliğini tebliğ ettim ve size öğüt verdim, fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz."
Kıssadan dersler
- Mucize bir sorumluluktur: İstedikleri mucize kendilerine verildiğinde ona saygı göstermemek, kavmin sonunu getirmiştir.
- Kötülüğe rıza ortaklıktır: Deveyi bir kişi kesti, ama buna razı olan herkes azaba ortak oldu.
- Nimetin şükrü: Kayaları oyacak kadar güç ve beceri, şükür ve kulluk yerine kibir doğurmuştur.
- Güvenilir bir hayat: Peygamberin tebliğden önceki güvenilirliği, sonradan en güçlü delillerinden biridir.
Kaynaklar: A’râf 7/73-79; Hûd 11/61-68; Hicr 15/80-84; Şuarâ 26/141-159; Neml 27/45-53; Kamer 54/23-31; Şems 91/11-15. Buhârî, “Enbiyâ”, 17; Müslim, “Zühd”, 38-40. TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sâlih” ve “Semûd” maddeleri.