“Belediyede kıyılan nikâh dinen geçerli mi, yoksa ayrıca imam nikâhı da mı gerekir?” Bu soru, düğün hazırlığı yapan hemen her ailenin gündemine gelir. Bazı çevrelerde ise resmî nikâh olmadan sadece “imam nikâhı” ile evlenildiği görülür. İki durumun da dinî açıdan değerlendirilmesi gerekir.
Nikâh nedir?
İslam’a göre nikâh, evlenme ehliyetine sahip ve aralarında evlenme engeli bulunmayan bir kadın ile erkeğin (veya vekillerinin), şahitler huzurunda, “seni nikâhladım, seninle evlendim, kabul ettim” gibi yoruma ve inkâra imkân vermeyen sözlerle karşılıklı rızalarını bildirmeleridir (icap ve kabul). Hanefî mezhebine göre iki erkek veya bir erkek ve iki kadın şahit bulunması gerekir. Nikâh gizli değil, ailelerin ve yakın çevrenin bilgisi dahilinde yapılmalıdır. Hz. Peygamber “Bu nikâhı ilan edin” buyurmuştur (Tirmizî, Nikâh, 6).
Resmî nikâh dinen geçerlidir
DİYK’ye göre bütün şartlar yerine getirilerek kıyılan resmî nikâh dinen de muteberdir. Nikâh memurunun “Evlenmeyi kabul ediyor musunuz?” sorusuna tarafların “Evet” veya “Kabul ediyorum” diye cevap vermesi de akdin geçerliliğine engel değildir; çünkü evlenme iradesinin kesinliği hem resmî tescille hem de ortamın açık delaletiyle sabittir. Nikâh salonunda şahitler ve davetliler de bulunduğundan aleniyet şartı da gerçekleşmiş olur.
Resmî nikâhtan sonra aileler isterse evde veya uygun bir yerde Kur’an okutup dua ettirerek bir “dinî nikâh” merasimi yapabilir. Kurulan yuvanın mutlu ve bereketli olması için dua edilmesi güzeldir ve örfümüze de uygundur. Ancak bu, nikâhın geçerliliği için zorunlu değildir.
Resmî nikâhsız “imam nikâhı”
DİYK, günümüzde resmî nikâh olmadan dinî nikâh yapılmasının kadının ve çocukların haklarının korunması bakımından uygun olmadığını açıkça belirtir. Nikâhla birlikte mehir, nafaka, miras, nesep gibi haklar doğar; ancak resmî tescil olmadan bu hakların hiçbiri hukuken korunamaz. Kurul, Osmanlı döneminde de 1917 tarihli Hukûk-ı Âile Kararnâmesi ile nikâhın kadıya kaydettirilmesinin şart koşulduğunu hatırlatır.
Uygulamada resmî nikâhsız evliliklerin en büyük mağdurları kadınlar ve çocuklardır: Kadın boşandığında veya eşi öldüğünde hiçbir hak iddia edemez, çocukların babaya nispeti ve mirası sorun olur. Nişanlıların “rahat görüşebilmek için” dinî nikâh kıyması da DİYK’ye göre uygun değildir. Bkz. gizli nikâh ve nişanlılıkta dinî nikâh.
Resmî nikâhsız evlilikte ayrılık
Yalnızca dinî nikâhla evlenmiş eşler ayrılmak istediğinde mahkemeye başvuramaz. DİYK’ye göre en doğrusu eşlerin ortak iradeyle ayrılmasıdır; erkeğin sırf kadına zarar vermek için boşamamakta ısrar etmesi dinen doğru değildir (Bakara 2/231). Anlaşma sağlanamazsa ailelerin seçtiği hakemlere başvurulur (Nisâ 4/35). İmam Mâlik’in görüşüne ve Hukûk-ı Âile Kararnâmesi’ne (md. 130) göre hakemler, gerektiğinde evliliğin sona erdirilmesine de karar verebilir; Kurul bu yolu işaret eder.
Kaynaklar: Bakara 2/221, 231; Nisâ 4/3-4, 35; Tirmizî, Nikâh, 6; İbn Mâce, Nikâh, 20; İbn Nüceym, el-Bahrü’r-râik, III, 82-83; Şâfiî, el-Ümm, V, 124-125; Cessâs, Ahkâmü’l-Kur’ân, III, 152-154; Hukûk-ı Âile Kararnâmesi (1917), md. 130; Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu (DİYK), “Resmi nikâh kıydıran kimse ayrıca dinî nikâh kıydırmalı mıdır?”, “Resmi nikâhı bulunmayan evli bir kadın nasıl boşanabilir?” (kurul.diyanet.gov.tr).