رَبَّنَا إِنَّنَا آمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ ﴿١٦﴾
Okunuşu
Rabbenâ innenâ âmennâ fağfir lenâ zünûbenâ ve kınâ azâbe'n-nâr.
Anlamı
Rabbimiz! Biz gerçekten iman ettik. Artık günahlarımızı bağışla ve bizi cehennem azabından koru.
Âl-i İmrân Suresi’nin 15-17. ayetlerinde, Allah’ın katındaki güzelliklere nail olacak müttakiler anlatılır. Onlar bu duayı eden, sabreden, doğru sözlü olan, Allah’a itaat eden, O’nun yolunda harcayan ve seherlerde bağışlanma dileyen kimselerdir.
Duada iman, bağışlanmanın vesilesi olarak sunulur: “Biz iman ettik; öyleyse bağışla.” Kul, amellerini değil imanını öne sürer ve Allah’ın rahmetine sığınır. Seher vakti, yani sabah namazından önceki son saatler, istiğfar için en uygun zamandır. Nitekim Zâriyât Suresi’nde de müttakilerin “seherlerde istiğfar ettikleri” övülür (51/18).
Ayetlerin Kur’an’daki yeri
قُلْ أَؤُنَبِّئُكُم بِخَيْرٍ مِّن ذَٰلِكُمْ ۚ لِلَّذِينَ اتَّقَوْا عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا وَأَزْوَاجٌ مُّطَهَّرَةٌ وَرِضْوَانٌ مِّنَ اللَّهِ ۗ وَاللَّهُ بَصِيرٌ بِالْعِبَادِ ﴿١٥﴾ الَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا إِنَّنَا آمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ ﴿١٦﴾ الصَّابِرِينَ وَالصَّادِقِينَ وَالْقَانِتِينَ وَالْمُنفِقِينَ وَالْمُسْتَغْفِرِينَ بِالْأَسْحَارِ ﴿١٧﴾
De ki, size, o istediklerinizden daha hayırlısını haber vereyim mi? Korunan kullar için Rablerinin yanında cennetler var ki, altlarından ırmaklar akar, içlerinde ebedî kalmak üzere onlara, hem tertemiz eşler var, hem de Allah'dan bir rıza vardır. Allah, o kulları görür. Onlar ki, "Ey Rabbimiz! Biz inandık, iman getirdik, artık bizim suçlarımızı bağışla ve bizi ateş azabından koru!" derler. O sabredenleri, o doğruluktan şaşmayanları, o elpençe divan duranları, o nafaka verenleri ve seher vakitlerinde o istiğfar edip yalvaranları (görür).
Kaynaklar: Âl-i İmrân 3/15-17; Zâriyât 51/18.