رَبِّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ أَنْ أَسْأَلَكَ مَا لَيْسَ لِي بِهِ عِلْمٌ ۖ وَإِلَّا تَغْفِرْ لِي وَتَرْحَمْنِي أَكُن مِّنَ الْخَاسِرِينَ ﴿٤٧﴾
Okunuşu
Rabbi innî e'ûzü bike en es'eleke mâ leyse lî bihî ilm, ve illâ tağfir lî ve terhamnî ekün mine'l-hâsirîn.
Anlamı
Rabbim! Hakkında bilgim olmayan bir şeyi senden istemekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve bana merhamet etmezsen ziyana uğrayanlardan olurum.
رَبِّ اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِمَن دَخَلَ بَيْتِيَ مُؤْمِنًا وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ ﴿٢٨﴾
Okunuşu
Rabbiğfir lî ve li vâlideyye ve limen dehale beytiye mü'minen ve li'l-mü'minîne ve'l-mü'minât.
Anlamı
Rabbim! Beni, anne-babamı, evime mümin olarak gireni, bütün mümin erkekleri ve mümin kadınları bağışla.
Tufan sırasında Hz. Nûh (a.s.), inkâr eden oğlu için “Rabbim! Oğlum benim ailemdendir; senin vaadin de elbette haktır” diye niyazda bulunmuştu. Allah ona oğlunun (iman bakımından) ailesinden olmadığını bildirince Hz. Nûh hemen birinci duayla Allah’a sığınmıştır.
Duada edep
Bu dua, kulun Allah’tan bir şey isterken hikmetini bilmediği konularda ısrar etmemesi gerektiğini öğretir. Mümin, istediği şeyin hayırlı olup olmadığını bilmez; bu yüzden “hayırlısını” ister.
İkinci dua ise Nûh Suresi’nin son ayetidir. Hz. Nûh, dokuz yüz elli yıllık davetinin sonunda kendisi, anne-babası, evine mümin olarak girenler ve kıyamete kadar gelecek bütün müminler için bağışlanma dilemiştir. Anne-baba için yapılabilecek en güzel dualardan biridir.
Kaynaklar: Hûd 11/45-47; Nûh 71/28.