رَبَّنَا أَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَاغْفِرْ لَنَا ۖ إِنَّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ﴿٨﴾
Okunuşu
Rabbenâ etmim lenâ nûranâ vağfir lenâ, inneke alâ külli şey'in kadîr.
Anlamı
Rabbimiz! Nurumuzu tamamla ve bizi bağışla. Şüphesiz sen her şeye kadirsin.
Tahrîm Suresi’nin bu ayeti müminleri “nasûh tövbe”ye, yani samimi ve bir daha dönmemek üzere yapılan tövbeye çağırır. Ardından kıyamet gününde müminlerin nurlarının önlerinden ve sağlarından koşacağını ve onların bu duayı edeceklerini haber verir.
Nur ve sırat
Müfessirler bu nurun, müminlerin sırat köprüsünü geçerken yollarını aydınlatacak iman ve amel nuru olduğunu söyler. Münafıkların nuru ise sönecektir (Hadîd 57/13). Mümin, bu dünyada iman ve amelle nurunu artırmaya çalışır, orada da nurunun tamamlanmasını ister. Nasûh tövbe, bu nurun en önemli kaynaklarından biridir.
Ayetlerin Kur’an’daki yeri
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا تُوبُوا إِلَى اللَّهِ تَوْبَةً نَّصُوحًا عَسَىٰ رَبُّكُمْ أَن يُكَفِّرَ عَنكُمْ سَيِّئَاتِكُمْ وَيُدْخِلَكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ يَوْمَ لَا يُخْزِي اللَّهُ النَّبِيَّ وَالَّذِينَ آمَنُوا مَعَهُ ۖ نُورُهُمْ يَسْعَىٰ بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَبِأَيْمَانِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَا أَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَاغْفِرْ لَنَا ۖ إِنَّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ﴿٨﴾
Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah'a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, Peygamber'i ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Çünkü onların nurları, önlerinde ve yanlarında koşar da, "Ey Rabbimiz! Nurumuzu tamamla, bizi bağışla, çünkü sen her şeye kâdirsin." derler.
Kaynaklar: Tahrîm 66/8; Hadîd 57/12-13.