Tedavisi olmayan bir hastalığın son evresindeki bir hasta, dayanılmaz acılar içinde “Artık yeter” diyebilir. Bazı ülkelerde bu isteğe yasal olarak cevap veriliyor. İslam ise hayatı, sahibinin bile istediği gibi tasarruf edemeyeceği bir emanet olarak görür.
Aktif ötanazi
Tıbbi verilere göre yaşama ümidi kalmamış veya şiddetli acılar çeken bir insanın, hayatına bir başkası eliyle son verdirmesi aktif ötanazidir. DİYK’ye göre bu, talepte bulunan kişi açısından intihar, uygulayan açısından cinayettir:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَأْكُلُوا أَمْوَالَكُم بَيْنَكُم بِالْبَاطِلِ إِلَّا أَن تَكُونَ تِجَارَةً عَن تَرَاضٍ مِّنكُمْ ۚ وَلَا تَقْتُلُوا أَنفُسَكُمْ ۚ إِنَّ اللَّهَ كَانَ بِكُمْ رَحِيمًا ﴿٢٩﴾
Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin. Ancak kendi rızanızla yaptığınız ticaretle yemeniz helaldir. Birbirinizin canına kıymayın. Şüphesiz Allah, size karşı çok merhametlidir.
Hz. Peygamber (s.a.v.), acı ve sıkıntılardan dolayı ölümün temenni edilmemesini istemiştir: “Sizden biri başına gelen bir sıkıntıdan dolayı ölümü temenni etmesin. Mutlaka bir şey diyecekse ‘Allah’ım, yaşamak benim için hayırlı olduğu sürece beni yaşat, ölmek benim için hayırlı olduğunda da canımı al’ desin” (Buhârî, Merdâ, 19; Müslim, Zikir, 10). Kurul, temennisi bile yasak olan bir şeyi gerçekleştirmenin büyük bir cürüm olduğunu vurgular.
Pasif ötanazi
Pasif ötanazi, tıbben iyileşmesi mümkün görünmeyen bir hastanın yaşamını sürdüren tedavilerin sonlandırılarak ölüme terk edilmesidir. Hastanın isteğiyle veya isteği olmadan yapılabilir. DİYK’ye göre canın korunması, dinin vazgeçilmez beş temel değerinin başında gelir ve dinî bir sorumluluktur. Bu yüzden tedavi edilmediği takdirde canını veya bir organını kaybedeceğine dair kuvvetli kanaat bulunan bir kişinin tedaviyi reddetmesi ya da ona gereken tedavinin uygulanmaması caiz değildir.
Neler ötanazi değildir?
- Beyin ölümü: Beyin fonksiyonlarının kesin ve geri dönüşsüz olarak kaybedildiğine uzman hekimlerce karar verilen kişi dinen ölü kabul edilir. Cihazlarının kapatılması ötanazi değildir. Bkz. beyin ölümü.
- Ağrı kesici ve palyatif bakım: Acıyı dindirmek amacıyla verilen ilaçlar, amaç hastanın ölümünü hızlandırmak değil acısını hafifletmek olduğu sürece meşrudur.
- Faydasız ve ağır tedavilerden vazgeçmek: Hiçbir yarar sağlamayacağı uzman hekimlerce kesin olarak bilinen ve yalnızca acıyı uzatan işlemlerin yapılmaması konusunda çağdaş âlimler arasında farklı değerlendirmeler vardır. Beslenme, sıvı ve temel bakım ise her durumda sürdürülmelidir.
Acıya bakış
Kurul, çekilen dertlerin ve acıların mümin için günahlara kefaret olduğunu hatırlatır. Hz. Peygamber, “Müslümana isabet eden hiçbir yorgunluk, hastalık, keder, üzüntü, eziyet ve gam yoktur ki, ayağına batan diken bile olsa, Allah onu günahlarına kefaret kılmasın” buyurmuştur (Buhârî, Merdâ, 1). Ayrıca tıbbın hızla ilerlediği günümüzde, bugün çaresiz görülen bir hastalığa yarın bir tedavi bulunması ihtimal dışı değildir.
Kaynaklar: Nisâ 4/29-30; En‘âm 6/151; Buhârî, Merdâ, 1, 19; Müslim, Zikir, 10; Tahtâvî, Hâşiye alâ Merâkı’l-felâh, s. 602-603; Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu (DİYK), “Ötanazi caiz midir?”, “Pasif ötanazi caiz midir?”, “Beyin ölümü dinen ölüm olarak kabul edilebilir mi?” (kurul.diyanet.gov.tr).