Türkiye’de faizsiz bankacılık, “katılım bankacılığı” adıyla 1980’lerden beri uygulanmaktadır. Bu bankalar mevduat karşılığında faiz vermez, topladıkları fonları ticarette ve ortaklıklarda kullanarak elde ettikleri kârı hesap sahipleriyle paylaşır. Bazı kişiler ise “Oranlar zaten faize çok yakın, isim değişikliğinden ibaret değil mi?” diye sorar.
DİYK’nin görüşü
Din İşleri Yüksek Kurulu, İslam’ın finans, iktisat ve ticaret esaslarına aykırı olmamak kaydıyla, kâr-zarar ortaklığı adı altında yürütülen işlemlerde ve elde edilen kârın paylaşılmasında dinen sakınca olmadığını belirtir. Buna göre katılım bankaları belirlenen esaslara uygun çalıştığı sürece kâr payı hesaplarına para yatırmak ve kâr payını almak caizdir. Kurul, kâr payı oranlarının faiz oranlarına yakın veya eşit olmasının işlemi faize dönüştürmeyeceğini de özellikle vurgular. Çünkü aynı piyasada çalışan kurumların getirileri doğal olarak birbirine yakın olur. Önemli olan getirinin nasıl elde edildiğidir.
Meşru kabul edilen yöntemler
- Müşâreke (ortaklık): Banka ve müşteri birlikte sermaye koyar, kâr ve zararı paylaşır.
- Mudârabe (emek-sermaye ortaklığı): Bir taraf sermayeyi, diğeri emeği ortaya koyar. Kâr anlaşılan oranda bölüşülür; zarar ise işletmecinin kusuru yoksa sermayeden karşılanır.
- Murâbaha (maliyet artı kâr satışı): Banka, müşterinin istediği malı önce kendisi satın alır, sonra maliyetini açıklayıp üzerine kâr ekleyerek müşteriye vadeli satar. Bu bir vadeli satış olduğu için caizdir; ancak banka malı gerçekten satın almalı ve malın riski satıştan önce bankada olmalıdır.
- İcâre (kiralama) ve kira sertifikaları (sukuk): Somut bir varlığın kiralanmasından elde edilen gelir.
Dikkat edilmesi gerekenler
Kurul, faiz gibi İslam’ın muamelat esaslarına uymayan işlemlerin “hangi ad altında ve kim tarafından yapılırsa yapılsın” caiz olmadığını da belirtir. Yani bir kurumun adının “katılım” olması tek başına yeterli değildir. Uygulamanın gerçek bir ticarete dayanması gerekir. Bu sebeple:
- Murâbahada malın gerçekten satın alınıp alınmadığına, faturanın bankanın adına düzenlendiğine dikkat edilmelidir.
- Taksitlerin geç ödenmesinde borca faiz benzeri ek bedel eklenmemelidir. Uygulamada katılım bankaları bu cezaları hayır fonlarına aktarmaktadır.
- Türkiye’deki katılım bankalarının ürünleri, bankaların kendi danışma komitelerinin yanında Katılım Bankaları Birliği Danışma Kurulunun standartlarıyla denetlenmektedir. Bir ürünün uygunluğundan şüphe eden müşteri, bankanın danışma komitesi kararlarını isteyebilir.
Kaynaklar: Bakara 2/275; Nisâ 4/29; Şâfiî, el-Ümm; Kâsânî, Bedâi‘u’s-sanâi‘, “Kitâbü’l-mudârebe”; Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu (DİYK), “Katılım bankalarından alınan kâr payının dini hükmü nedir?” (kurul.diyanet.gov.tr); TDV İslâm Ansiklopedisi, “Murâbaha”, “Mudârebe”, “Katılım Bankacılığı” maddeleri.