رَبِّ قَدْ آتَيْتَنِي مِنَ الْمُلْكِ وَعَلَّمْتَنِي مِن تَأْوِيلِ الْأَحَادِيثِ ۚ فَاطِرَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ أَنتَ وَلِيِّي فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ ۖ تَوَفَّنِي مُسْلِمًا وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ ﴿١٠١﴾
Okunuşu
Rabbi kad âteytenî mine'l-mülki ve allemtenî min te'vîli'l-ehâdîs. Fâtıra's-semâvâti ve'l-ard, ente veliyyî fi'd-dünyâ ve'l-âhirah, teveffenî müslimen ve elhıknî bi's-sâlihîn.
Anlamı
Rabbim! Bana hükümranlık verdin ve bana rüyaların yorumunu öğrettin. Ey gökleri ve yeri yoktan yaratan! Dünyada ve ahirette benim velim sensin. Benim canımı müslüman olarak al ve beni salihler arasına kat.
Kuyuya atılmış, köle olarak satılmış, iftiraya uğrayıp yıllarca zindanda kalmış olan Hz. Yûsuf (a.s.), sonunda Mısır’ın hazinelerinin başına geçmiş ve ailesiyle yeniden bir araya gelmiştir. Hayatının en mutlu anında ettiği dua, dünyalık bir şey değil, güzel bir sonla ilgilidir.
Hüsn-i hâtime
Bu dua, nimetin zirvesinde bile kulun asıl kaygısının Allah’a imanla kavuşmak olduğunu gösterir. “Amellerin değeri sonlarına göredir” (Buhârî). Hz. Yûsuf önce Allah’ın verdiklerini sayar, sonra O’nu dünya ve ahiretin velisi olarak tanır ve son olarak müslüman olarak ölmeyi ister. Mümin de hayatının her döneminde bu duayı dilinden düşürmemelidir.
Kaynaklar: Yûsuf 12/100-101; Buhârî, Kader.