Peygamberler Tarihi

Ülü’l-azm Peygamberler: Azim ve Sebat Sahibi Beş Peygamber

“Ülü’l-azm”, azim, kararlılık ve sebat sahipleri demektir. Kur’an bu ifadeyi, Peygamberimize müşriklerin eziyetleri karşısında sabır tavsiye ederken kullanır:

فَاصْبِرْ كَمَا صَبَرَ أُولُو الْعَزْمِ مِنَ الرُّسُلِ وَلَا تَسْتَعْجِل لَّهُمْ ۚ كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَ مَا يُوعَدُونَ لَمْ يَلْبَثُوا إِلَّا سَاعَةً مِّن نَّهَارٍ ۚ بَلَاغٌ ۚ فَهَلْ يُهْلَكُ إِلَّا الْقَوْمُ الْفَاسِقُونَ ﴿٣٥﴾

Ey Muhammed! Azim sahibi peygamberlerin sabrettikleri gibi sen de sabret! Onlar için (azab hususunda) acele etme. Sanki onlar kendilerine vaad edilen azabı gördükleri gün dünyada sadece gündüzün bir saati kadar kaldıklarını sanırlar. Bu bir tebliğdir. Hiç yoldan çıkan fasıklar topluluğundan başkası helak edilir mi?

Ahkaf Suresi 35. ayet

Bütün peygamberler sabırlı ve azimliydi. Ancak âlimler, Kur’an’ın başka iki ayette özel olarak bir arada andığı beş peygamberi “ülü’l-azm” olarak kabul etmiştir. Bunlar Nûh, İbrâhim, Mûsâ, Îsâ ve Hz. Muhammed’dir (s.a.v.).

Kur’an’daki dayanağı

Bu beş peygamber Kur’an’da iki yerde birlikte zikredilir. Ahzâb suresinde Allah’ın peygamberlerden aldığı ağır söz anlatılırken şöyle buyrulur: “Hani biz peygamberlerden, senden, Nûh’tan, İbrâhim’den, Mûsâ’dan ve Meryem oğlu Îsâ’dan söz almıştık. Onlardan sağlam bir söz aldık” (Ahzâb 33/7). Şûrâ suresinde ise dinin temel esaslarının bu peygamberlere vasiyet edildiği bildirilir:

شَرَعَ لَكُم مِّنَ الدِّينِ مَا وَصَّىٰ بِهِ نُوحًا وَالَّذِي أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ وَمَا وَصَّيْنَا بِهِ إِبْرَاهِيمَ وَمُوسَىٰ وَعِيسَىٰ ۖ أَنْ أَقِيمُوا الدِّينَ وَلَا تَتَفَرَّقُوا فِيهِ ۚ كَبُرَ عَلَى الْمُشْرِكِينَ مَا تَدْعُوهُمْ إِلَيْهِ ۚ اللَّهُ يَجْتَبِي إِلَيْهِ مَن يَشَاءُ وَيَهْدِي إِلَيْهِ مَن يُنِيبُ ﴿١٣﴾

Allah dinden Nuh'a tavsiye buyurduğu şeyi sizin için de bir kanun yaptı ve (Ey Muhammed!) sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya tavsiye buyurduğumuzu da şeriat kıldı. Şöyle ki: Dini doğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin. Fakat senin kendilerini davet ettiğin şey, müşriklere ağır geldi. Allah dilediğini kendine seçer ve kendisine yöneleni de doğru yola iletir.

Şura Suresi 13. ayet

İbn Abbas (r.a.) ve Katâde başta olmak üzere müfessirlerin çoğunluğu, ülü’l-azm peygamberlerin bu beş peygamber olduğunu söylemiştir. Bazı âlimler ise bütün resullerin ülü’l-azm olduğu veya bu sayının daha fazla olduğu görüşündedir.

Beş peygamber ve öne çıkan vasıfları

  • Hz. Nûh: Dokuz yüz elli yıl boyunca kavmini gece gündüz, gizli açık tevhide çağırdı. Alaylara ve tehditlere rağmen gemisini inşa etti.
  • Hz. İbrâhim: Ateşe atıldı, yurdundan hicret etti, eşini ve bebeğini çöle bıraktı, oğlunu kurban etmeye hazırlandı. Her imtihanda “teslim oldum” dedi.
  • Hz. Mûsâ: Dönemin en güçlü zalimi Firavun’a karşı durdu, ardından nankörlükte ısrar eden bir kavmi kırk yıl boyunca sabırla eğitti.
  • Hz. Îsâ: Hayatı iftira, düşmanlık ve suikast girişimleri arasında geçti. Kendisini tanrılaştıranlara ve öldürmek isteyenlere karşı tevhid çağrısından sapmadı.
  • Hz. Muhammed (s.a.v.): Mekke’de on üç yıl boyunca işkence, boykot ve taşlanmaya sabretti. Medine’de savaşlar ve münafık fitneleriyle mücadele etti. Bütün insanlığa gönderilen son peygamber oldu.

Ortak özellikleri

Bu beş peygamberin dördüne (Nûh hariç) kitap veya sahife verilmiştir: İbrâhim’e suhuf, Mûsâ’ya Tevrat, Îsâ’ya İncil ve Hz. Muhammed’e Kur’an. Nûh ise tufandan sonra insanlığın yeniden çoğaldığı “ikinci ata” olarak özel bir konuma sahiptir. Hepsi de kavimlerinin ağır direnişiyle karşılaşmış, en zor şartlarda görevlerini terk etmemişlerdir.

Peygamberimiz de kendisinden önceki peygamberlerin çektiği sıkıntıları anarak sabra teşvik etmiştir. Bir gün, ganimet taksimi sırasında kendisine haksız bir söz söylendiğinde şöyle buyurmuştur: “Allah Mûsâ’ya rahmet etsin. O bundan daha fazlasıyla eziyet gördü ve sabretti” (Buhârî, “Enbiyâ”, 31; Müslim, “Zekât”, 140).

Ülü’l-azm olmak ve diğer peygamberler

Ülü’l-azm peygamberlerin üstünlüğü, diğer peygamberlerin değerini azaltmaz. Kur’an bir yandan “Peygamberlerden hiçbiri arasında ayrım yapmayız” der (Bakara 2/285), bir yandan da “Bu peygamberlerin bir kısmını diğerlerine üstün kıldık” buyurur (Bakara 2/253). Ayrım yapmamak, hepsinin peygamberliğine aynı şekilde iman etmektir. Üstünlük ise görevin genişliği, imtihanın ağırlığı ve Allah’ın verdiği derecelerle ilgilidir; bunu belirleyen yalnızca Allah’tır.

Kaynaklar: Bakara 2/253, 285; Ahzâb 33/7; Şûrâ 42/13; Ahkâf 46/35. Buhârî, “Enbiyâ”, 31; Müslim, “Zekât”, 140. TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ülü’l-azm” maddesi. Taberî ve İbn Kesîr tefsirleri, Ahkâf 46/35.

Yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yorumlar onaylandıktan sonra görünür.

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya