نُوحٌ
عَلَيْهِ السَّلَامُ
Hz. Nûh
Neciyyullah · İnsanlığın ikinci atası
Ülü’l-azm
- Kur’an’da adı
- 43 kez geçer
- Gönderildiği topluluk
- Putlara tapan kavmi (Vedd, Suvâ‘, Yeğûs, Ye‘ûk, Nesr)
- Yaşadığı bölge
- Mezopotamya; gemi Cûdî dağına oturdu
- Aile bağları
- Oğlu tufanda boğuldu; eşi de inkârcılardandı
- Dönemi
- Hz. İdrîs’ten sonra, Hz. Hûd’dan önce
Hz. Nûh, Kur’an’da adı kırk üç defa geçen ve kendi adını taşıyan bir sure (Nûh suresi) bulunan büyük peygamberdir. Ülü’l-azm, yani azim ve sebat sahibi beş büyük peygamberin ilkidir. Kavmini dokuz yüz elli yıl boyunca tevhide çağırmış, sonunda Allah’ın emriyle yaptığı gemiyle müminleri tufandan kurtarmıştır. Tufandan sonra insanlık onun soyundan çoğaldığı için “ikinci Âdem” olarak da anılır.
Putperestliğin başlangıcı
Hz. Âdem’den sonra insanlar uzun süre tevhid üzere yaşadı. İbn Abbas’tan (r.a.) nakledildiğine göre Vedd, Suvâ‘, Yeğûs, Ye‘ûk ve Nesr, Nûh kavminin salih insanlarıydı. Onlar ölünce şeytan insanlara, bu kişileri hatırlamak için heykellerini dikmeyi telkin etti. Sonraki nesiller bu heykellerin neden dikildiğini unutunca onlara tapmaya başladı (Buhârî, “Tefsîr”, 71). Kur’an bu putların adlarını Nûh suresinde sayar (71/23). Bu rivayet, şirkin çoğu zaman iyi niyetli bir aşırılıkla başladığını gösterir.
Gece gündüz, gizli açık davet
Hz. Nûh kavmini “Allah’a kulluk edin, sizin ondan başka ilahınız yoktur” diyerek uyardı (A’râf 7/59). Nûh suresi, onun davet yöntemini kendi ağzından anlatır:
قَالَ رَبِّ إِنِّي دَعَوْتُ قَوْمِي لَيْلًا وَنَهَارًا ﴿٥﴾ فَلَمْ يَزِدْهُمْ دُعَائِي إِلَّا فِرَارًا ﴿٦﴾ وَإِنِّي كُلَّمَا دَعَوْتُهُمْ لِتَغْفِرَ لَهُمْ جَعَلُوا أَصَابِعَهُمْ فِي آذَانِهِمْ وَاسْتَغْشَوْا ثِيَابَهُمْ وَأَصَرُّوا وَاسْتَكْبَرُوا اسْتِكْبَارًا ﴿٧﴾ ثُمَّ إِنِّي دَعَوْتُهُمْ جِهَارًا ﴿٨﴾ ثُمَّ إِنِّي أَعْلَنتُ لَهُمْ وَأَسْرَرْتُ لَهُمْ إِسْرَارًا ﴿٩﴾
Nûh dedi ki: "Ey Rabbim! Ben kavmimi gece gündüz davet ettim." "Fakat benim çağırmam, onların sadece kaçmalarını artırdı." "Ben onları senin bağışlaman için her davet ettiğimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, ısrar ettiler, kibirlendikçe kibirlendiler." "Sonra ben onları açık açık çağırdım." "Sonra hem ilan ederek söyledim onlara, hem gizli gizli. "
Kavminin ileri gelenleri ise ona sadece “bizim gibi bir insan” olarak baktılar, ona uyanları “ayak takımı” diye küçümsediler ve müminleri yanından kovmasını istediler (Hûd 11/27-29). Hz. Nûh, zayıf müminleri kovmayı reddetti. Uyarılar karşısında inkârcılar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler (Nûh 71/7). Kur’an’a göre bu davet dokuz yüz elli yıl sürdü (Ankebût 29/14), ama “pek azı” iman etti (Hûd 11/40).
Geminin yapılışı ve tufan
Allah, kavminden iman edenlerden başkasının artık iman etmeyeceğini Nûh’a bildirdi ve gözetimi altında bir gemi yapmasını emretti (Hûd 11/36-37). Kavminin ileri gelenleri yanından geçtikçe onunla alay ediyordu. Emir gelince “tandır kaynadı”; gökyüzünün kapıları boşalan sularla açıldı, yer fışkıran pınarlarla yarıldı (Kamer 54/11-12). Hz. Nûh her canlıdan birer çift, ailesi (hakkında hüküm verilenler hariç) ve müminlerle birlikte gemiye bindi.
وَهِيَ تَجْرِي بِهِمْ فِي مَوْجٍ كَالْجِبَالِ وَنَادَىٰ نُوحٌ ابْنَهُ وَكَانَ فِي مَعْزِلٍ يَا بُنَيَّ ارْكَب مَّعَنَا وَلَا تَكُن مَّعَ الْكَافِرِينَ ﴿٤٢﴾ قَالَ سَآوِي إِلَىٰ جَبَلٍ يَعْصِمُنِي مِنَ الْمَاءِ ۚ قَالَ لَا عَاصِمَ الْيَوْمَ مِنْ أَمْرِ اللَّهِ إِلَّا مَن رَّحِمَ ۚ وَحَالَ بَيْنَهُمَا الْمَوْجُ فَكَانَ مِنَ الْمُغْرَقِينَ ﴿٤٣﴾
Gemi içindekilerle birlikte, dağlar gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nuh ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna bağırdı: "Yavrucuğum, gel, bizimle beraber bin! Kâfirlerle beraber olma!" O, dedi ki; "Ben, beni sudan koruyacak bir dağa çıkacağım". Nuh da "Bu gün Allah'ın merhamet ettiğinden başkasını, Allah'ın bu emrinden koruyacak kimse yoktur." dedi. Derken dalga aralarına giriverdi. O da boğulanlardan oldu.
Oğlunun boğulması üzerine Hz. Nûh “Rabbim, oğlum benim ailemdendi” diye yakardı. Allah ona, “O senin ailenden değildir; çünkü o salih olmayan bir amel işledi” buyurdu (Hûd 11/45-46). Bu cevap, peygamber oğlu bile olsa kurtuluşun soya değil imana bağlı olduğunu gösterir. Kur’an Nûh’un eşini de, Lût’un eşiyle birlikte inkârcılar için örnek verir (Tahrîm 66/10).
Tufan sona erince gemi Cûdî dağına oturdu (Hûd 11/44). Cûdî’nin yeri konusunda Güneydoğu Anadolu’daki Cûdî dağı ile Ağrı dağı gibi farklı görüşler vardır; İslam kaynaklarında öne çıkan görüş, Cizre yakınlarındaki Cûdî dağıdır. Tufanın bütün yeryüzünü mü, yoksa Nûh kavminin yaşadığı bölgeyi mi kapladığı ise âlimler arasında tartışılmıştır.
Hz. Nûh’un duaları
Kur’an, Hz. Nûh’un birçok duasını aktarır: kavmi aleyhine yaptığı “Rabbim, yeryüzünde kâfirlerden hiç kimse bırakma” duası (Nûh 71/26), gemiye binerken okuduğu “Bismillâhi mecrâhâ ve mürsâhâ” (Hûd 11/41), karaya çıkarken yaptığı “Rabbim, beni bereketli bir yere indir” duası (Mü’minûn 23/29) ve anne babası ile müminler için yaptığı bağışlanma duası (Nûh 71/28). Bu dualar için: Hz. Nûh’un duaları.
Kıssadan dersler
- Davette sebat: Dokuz yüz elli yıl boyunca her yolu deneyen Hz. Nûh, sonucu değil görevi esas almanın örneğidir.
- Kurtuluş nesepte değil imandadır: Peygamberin oğlu ve eşi bile imanları olmadığı için kurtulamamıştır.
- Zayıfları küçümsememek: Hz. Nûh, fakir müminleri kovma teklifini kesin bir dille reddetmiştir.
- Tedbir ve tevekkül: Allah kurtuluşu vaat etmiş, ama Nûh’tan gemiyi eliyle yapmasını istemiştir.
Kaynaklar: A’râf 7/59-64; Yûnus 10/71-73; Hûd 11/25-49; Mü’minûn 23/23-30; Şuarâ 26/105-122; Ankebût 29/14-15; Kamer 54/9-15; Nûh 71/1-28; Tahrîm 66/10. Buhârî, “Tefsîr”, 71. TDV İslâm Ansiklopedisi, “Nûh” maddesi. İbn Kesîr, Kasasü’l-enbiyâ.