Anadolu’da bir yakınını kaybeden aileler, çoğu zaman ölünün “yedisi”, “kırkı” ve “elli ikisi” için mevlit ve yemek düzenler; cenazeden sonra da bazı yerlerde “devir” veya “ıskat” yapılır. Bu uygulamaların dindeki yeri nedir?
Ölüye karşı farz görevler
DİYK’ye göre ölen bir Müslümanın usulüne göre yıkanması, kefenlenmesi, cenaze namazının kılınması ve defnedilmesi farzdır (Kâsânî, Bedâi‘, I, 300, 306, 318). Bunlar Müslümanlar üzerinde farz-ı kifâyedir.
7., 40. ve 52. gün
Kurula göre bunların dışında yapılması gereken yedinci, kırkıncı ve elli ikinci gün merasimi veya duası gibi zaman ve şekle bağlanmış bir görev yoktur. Bunların hiçbir dinî dayanağı da bulunmamaktadır. Bu günlerde ölüye yönelik merasimler düzenlemek bid‘attır; Hz. Peygamber “Her bid‘at dalalettir” buyurmuştur (Müslim, Cum‘a, 43; Ebû Dâvûd, Sünnet, 6).
Ancak bu, ölü için dua etmenin veya hayır yapmanın yasak olduğu anlamına gelmez. Sevabı ölenin ruhuna bağışlanmak üzere her zaman hayır ve hasenat yapılabilir, çeşitli vesilelerle dua edilebilir (Buhârî, Vesâyâ, 19; Müslim, Zekât, 51). Sorun, bu hayırları belirli günlere bağlayıp dinin bir gereği gibi sunmak ve yas evine ağır masraflar yüklemektir. Hz. Peygamber, Ca‘fer’in şehadet haberi gelince “Ca‘fer’in ailesine yemek yapın; başlarına onları meşgul eden bir iş geldi” buyurmuştur (Ebû Dâvûd, Cenâiz, 30); yani yemek, cenaze evinin değil, komşuların görevidir.
Iskat nedir?
Iskat, kişinin sağlığında eda edemediği oruç, kurban, adak, keffâret gibi dinî borçlarının ölümünden sonra fidye ödenerek düşürülmesidir. DİYK bu konuyu borç türüne göre ayırır:
- Oruç: “Oruca gücü yetmeyenler bir yoksul doyumu fidye öder” (Bakara 2/184) ayetine dayanarak fakihlerin çoğunluğu, oruç borcunu kaza etmeden vefat edenin her gün için fidye ödenebileceğini, hatta bunu vasiyet etmesi gerektiğini söylemiştir. Vasiyet varsa terekenin üçte birinden ödenir; vasiyet yoksa mirasçılar mecbur değildir, ama kendi mallarından teberru olarak verebilirler. Bu şekildeki oruç ıskatı dinî hükümlere uygundur. Bkz. oruç fidyesi.
- Namaz: Namaz borçlarının fidye ile ödenebileceğine dair Kur’an ve Sünnet’te ne bir delil ne bir işaret vardır. Bu yüzden fidye ile namaz borcunun düşeceği söylenemez. Ancak ölü adına ihtiyaç sahiplerine yapılacak yardımlar sadaka gibi olacağından, günahların bağışlanmasına vesile olacağı umulur: “Şüphesiz iyilikler kötülükleri giderir” (Hûd 11/114).
Not: Klasik Hanefî fıkıh kitaplarında (İbn Âbidîn gibi) namaz için de vasiyet hâlinde fidye verilebileceği ihtiyaten zikredilmiştir. DİYK, bunun nasla sabit bir hüküm olmadığını, ancak sadaka olarak faydası umulabileceğini belirtir.
“Devir” uygulaması
DİYK’ye göre belirli bir paranın fakire verilmesi, fakirin de aldığı parayı verene hibe etmesi ve ödenecek meblağ tamamlanıncaya kadar bu alıp vermenin tekrarlanması demek olan “devir” uygulamasının aklî ve naklî hiçbir dayanağı yoktur. İmkânlar dahilinde fakirlere gerçekten sadaka vermek, hayır işleri yaptırmak ve hayır kurumlarına yardımda bulunmak, geride kalanların ölüler için yapabilecekleri en uygun davranışlardır.
Yetimlerin hakkı
Kurul önemli bir uyarı da yapar: Ölenin mirasçıları arasında çocuklar varsa, ölenin vasiyeti dışında onların mallarından ıskat veya sadaka yapılarak mağdur edilmeleri caiz değildir (İbn Nüceym, el-Bahr, IV, 117; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, II, 240-241). Yetim malından yemek ve mevlit masrafı yapmak da bu kapsamdadır.
Kaynaklar: Bakara 2/184; Hûd 11/114; Buhârî, Vesâyâ, 19; Savm, 42; Müslim, Cum‘a, 43; Zekât, 51; Ebû Dâvûd, Cenâiz, 30; Sünnet, 6; Kâsânî, Bedâi‘u’s-sanâi‘, I, 300-318; İbn Nüceym, el-Bahrü’r-râik, IV, 117; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, II, 72-74, 240-241; Nevevî, el-Mecmû‘, VI, 372; Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu (DİYK), “Ölünün ardından yapılan yedinci, kırkıncı ve elli ikinci gecesi gibi uygulamaların dinî dayanağı var mıdır?”, “Devir ve ıskatın dinimizde yeri var mıdır?” (12.07.2017) (kurul.diyanet.gov.tr).