Yurt dışında yaşayan Türklerin büyük çoğunluğu vefat edince memleketlerine defnedilmek ister. Şehirlerde ise vefat eden kişiler çoğu zaman köylerine götürülür. Bu uygulamaların dinî hükmü nedir?
Öldüğü yerde defin müstehaptır
DİYK’ye göre kişinin öldüğü yerin kabristanına defnedilmesi müstehaptır. İstisnalar olmakla birlikte sahabe genellikle vefat ettikleri yerlerde defnedilmiştir. Hz. Peygamber, Uhud şehitlerinin Medine’ye taşınanlarının geri götürülüp şehit oldukları yerde defnedilmesini emretmiştir (Tirmizî, Cihâd, 37; Ebû Dâvûd, Cenâiz, 43). Ayrıca cenazenin defninde acele edilmesi de sünnettir (Buhârî, Cenâiz, 51).
Başka yere taşımak
Kurula göre cesedin bozulmasından endişe edilmiyorsa cenazenin başka bir şehre veya memlekete taşınmasında ve oraya defnedilmesinde dinen sakınca yoktur. Nitekim sahabeden Sa‘d b. Ebû Vakkâs ve Saîd b. Zeyd’in Medine dışında Akîk denilen yerde vefat ettiği ve Medine’ye getirilerek defnedildiği rivayet edilir (Muvatta’, Cenâiz, 31).
Günümüzde soğuk hava muhafazası ve hava yoluyla nakil imkânları, cesedin bozulması endişesini büyük ölçüde ortadan kaldırmaktadır. Ancak şunlara dikkat edilmelidir:
- Nakil sebebiyle defnin gereksiz yere uzun süre ertelenmemesi,
- Gasil, kefen ve cenaze namazının mümkünse ölünün bulunduğu yerde yapılması,
- Nakil masraflarının yetim mirasçıların hakkına zarar vermemesi.
Kabirden çıkarıp taşımak
Defnedilmiş cenaze için hüküm farklıdır. DİYK’ye göre ancak şu gibi zorunlu durumlarda kabir açılıp ceset başka bir mezarlığa nakledilebilir:
- Kabrin bulunduğu yerden yol geçmesi,
- Kabrin su altında kalması,
- Kabrin bulunduğu yerin başkasına ait olması ve sahibinin orada defne izin vermemesi (gasp edilmiş arazi).
Bunlar dışında defnedilen cesedin başka bir mezarlığa nakledilmek üzere çıkarılması dinen caiz değildir (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, II, 237-238; Şürünbülâlî, Merâkı’l-felâh, s. 227; Mehmed Zihni, Ni‘met-i İslâm, s. 436). DİYK’ye göre ölenin vasiyetinin bulunması, mezarın yakınları tarafından ziyaretinin zor olması veya yolunun olmaması gibi hususlar kabrin nakli için geçerli mazeret sayılmaz.
Bunun hikmeti, ölüye saygı ve onun bedeninin dokunulmazlığıdır. Hz. Peygamber “Ölünün kemiğini kırmak, diriyken kırmak gibidir” buyurmuştur (Ebû Dâvûd, Cenâiz, 60; İbn Mâce, Cenâiz, 63).
Kaynaklar: Buhârî, Cenâiz, 51; Tirmizî, Cihâd, 37; Ebû Dâvûd, Cenâiz, 43, 60; İbn Mâce, Cenâiz, 63; Muvatta’, Cenâiz, 31; Aliyyülkārî, Fethu bâbi’l-inâye, II, 60; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, II, 237-238; Şürünbülâlî, Merâkı’l-felâh, s. 227; Mehmed Zihni, Ni‘met-i İslâm, s. 436; Nevevî, el-Mecmû‘, V, 266-270; Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu (DİYK), “Kişi öldüğü yerden başka bir yere götürülüp defnedilebilir mi?”, “Defnedilmiş cenaze kabirden çıkarılıp başka bir yere nakledilebilir mi?” (12.07.2017) (kurul.diyanet.gov.tr).