Ramazan orucu, İslam’ın beş temelinden biridir. “Sizden Ramazan ayına ulaşan onda oruç tutsun” (Bakara 2/185). Hastalık, yolculuk, hamilelik, emzirme gibi meşru mazeretler dışında Ramazan orucunu tutmamak büyük günahtır.
Bu yazıda4 başlık · 2 dk okuma
Özürsüz oruç tutmamanın hükmü
- Orucun farz olduğunu inkâr eden kimse dinin kesin bir hükmünü reddetmiş olur.
- Farz olduğuna inandığı hâlde tembellik veya umursamazlık sebebiyle tutmayan kimse günahkârdır; tövbe etmesi ve tutmadığı günleri kaza etmesi gerekir.
- Hz. Peygamber’e nispet edilen “Kim meşru bir mazereti olmaksızın Ramazan’dan bir gün orucunu yerse, bütün yıl oruç tutsa onu ödeyemez” rivayeti (Tirmizî, Savm, 27; Buhârî, Savm, 29) senet yönünden zayıf olmakla birlikte, Ramazan orucunun manevi değerinin telafisi güç olduğuna dikkat çeker.
Kaza ve keffaret ne zaman gerekir?
| Durum | Hüküm (Hanefî) |
|---|---|
| Hiç niyet etmeden oruç tutmamak | Yalnız kaza (her gün için bir gün) |
| Niyet edip başladığı orucu kasten yiyip içerek bozmak | Kaza + keffaret |
| Oruçluyken bilerek cinsel ilişkide bulunmak | Kaza + keffaret |
| Unutarak yiyip içmek | Oruç bozulmaz, devam edilir |
| Hata ile (abdest alırken boğaza su kaçması gibi) bozulması | Yalnız kaza |
| Meşru mazeretle (hastalık, yolculuk) bozmak | Yalnız kaza |
Unutarak yemenin ve diğer durumların ayrıntısı için unutarak yemek orucu bozar mı yazımıza bakabilirsiniz.
Keffaret nasıl ödenir?
- İki ay (60 gün) peş peşe oruç tutmak. Arada bir gün bile bozulursa (kadınların âdet hâli hariç) yeniden başlanır.
- Oruç tutmaya gücü yetmeyen kimse altmış fakiri bir gün doyurur veya her birine bir fitre miktarı verir.
Bu sıralama, Ramazan’da eşiyle ilişkide bulunan sahabiye Hz. Peygamber’in verdiği cevaba dayanır (Buhârî, Savm, 30; Müslim, Sıyâm, 81). Bir Ramazan içinde birden fazla gün bozulsa bile tek keffaret yeterlidir; farklı Ramazanlarda bozulanlar için ayrı keffaret gerekir.
Toplumsal saygı
Meşru bir mazeretle oruç tutmayan kimsenin de Ramazan’ın saygınlığını gözeterek oruçluların yanında alenen yiyip içmemesi, hem edebin hem de toplumsal saygının gereğidir.
Kaynaklar: Bakara 2/183-187; Buhârî, Savm, 26, 29, 30; Müslim, Sıyâm, 81; Tirmizî, Savm, 27; Kâsânî, Bedâi‘, II, 94-101; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, II, 409-413; Nevevî, el-Mecmû‘, VI, 329-345; Diyanet İşleri Başkanlığı, İlmihal, I (Oruç).