شُعَيْبٌ
عَلَيْهِ السَّلَامُ
Hz. Şuayb
Hatîbü’l-enbiyâ (peygamberlerin hatibi)
- Kur’an’da adı
- 11 kez geçer
- Gönderildiği topluluk
- Medyen halkı ve Eyke halkı (Ashâbü’l-eyke)
- Yaşadığı bölge
- Medyen (Akabe körfezinin doğusu, kuzeybatı Arabistan)
- Aile bağları
- Medyen kavmindendi; Hz. İbrâhim soyundan (rivayete göre)
- Dönemi
- Hz. Lût’tan sonra, Hz. Mûsâ’dan önce
Hz. Şuayb, Medyen halkına gönderilen peygamberdir ve Kur’an’da adı on bir defa geçer. İnsanları ikna etmedeki güzel sözleri ve etkileyici üslubu yüzünden ona “Hatîbü’l-enbiyâ” (peygamberlerin hatibi) denmiştir. Onun tebliğinin merkezinde, tevhidin yanında ticari ahlak ve toplumsal adalet yer alır.
Medyen ve Eyke halkı
Medyen, Akabe körfezinin doğusunda, Hicaz ile Şam ticaret yolu üzerinde bulunan bir şehirdi. Halkı ticaretle uğraşıyor, ancak ölçü ve tartıda hile yaparak zenginleşiyordu. Kur’an’da Şuayb’ın gönderildiği bir diğer topluluk da “Ashâbü’l-eyke”, yani sık ağaçlıklar halkıdır (Şuarâ 26/176). Âlimlerin bir kısmı bunların aynı kavim olduğunu, bir kısmı ise iki ayrı topluluk olduğunu söyler.
Tebliği: tevhid ve dürüst ticaret
Hz. Şuayb kavmini önce Allah’tan başka ilah olmadığına, ardından ekonomik zulmü bırakmaya çağırdı:
وَإِلَىٰ مَدْيَنَ أَخَاهُمْ شُعَيْبًا ۚ قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُ ۖ وَلَا تَنقُصُوا الْمِكْيَالَ وَالْمِيزَانَ ۚ إِنِّي أَرَاكُم بِخَيْرٍ وَإِنِّي أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ مُّحِيطٍ ﴿٨٤﴾ وَيَا قَوْمِ أَوْفُوا الْمِكْيَالَ وَالْمِيزَانَ بِالْقِسْطِ ۖ وَلَا تَبْخَسُوا النَّاسَ أَشْيَاءَهُمْ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْأَرْضِ مُفْسِدِينَ ﴿٨٥﴾
Medyen'e de kardeşleri Şu'ayb'i gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka ilâhınız yoktur. Ölçeği de, teraziyi de eksik tutmayın. Ben sizi hayır (bolluk) içinde görüyorum. Bununla beraber yine de sizi kuşatacak bir gününazabından korkuyorum." "Ey kavmim! Ölçerken ve tartarken adaleti yerine getirin. Halkın malına densizlik etmeyin ve yeryüzünde fesatçılık yaparak fenalık etmeyin."
Kavmi ise ona alaycı bir cevap verdi: “Ey Şuayb! Atalarımızın taptıklarını terk etmemizi veya mallarımız hakkında dilediğimiz gibi davranmaktan vazgeçmemizi sana namazın mı emrediyor?” (Hûd 11/87). Bu cevap, dinin yalnızca ibadetle sınırlı tutulup ekonomik hayattan uzak durması gerektiğini düşünen anlayışın Kur’an’daki en eski örneğidir. Hz. Şuayb’ın cevabı ise bir peygamberin samimiyetini gösterir:
قَالَ يَا قَوْمِ أَرَأَيْتُمْ إِن كُنتُ عَلَىٰ بَيِّنَةٍ مِّن رَّبِّي وَرَزَقَنِي مِنْهُ رِزْقًا حَسَنًا ۚ وَمَا أُرِيدُ أَنْ أُخَالِفَكُمْ إِلَىٰ مَا أَنْهَاكُمْ عَنْهُ ۚ إِنْ أُرِيدُ إِلَّا الْإِصْلَاحَ مَا اسْتَطَعْتُ ۚ وَمَا تَوْفِيقِي إِلَّا بِاللَّهِ ۚ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَإِلَيْهِ أُنِيبُ ﴿٨٨﴾
Şu'ayb dedi ki: "Ey kavmim! Şayet ben Rabbimden ispat edici bir delil üzerinde bulunuyorsam ve şayet bana, O kendi katından güzel bir rızık ihsan etmişse, söyleyin bakalım ben ne yapmalıyım? Ben size karşı çıkmakla sizi menettiğim şeylere kendim düşmek istemiyorum. Ben sadece gücümün yettiği kadar ıslah etmeye çalışıyorum. Muvaffakiyetim de ancak Allah'ın yardımı ile olacaktır. Ben yalnızca O'na dayandım ve ancak O'na döneceğim."
Kavmin ileri gelenleri onu ve ona inananları şehirden çıkarmakla ya da kendi dinlerine döndürmekle tehdit ettiler (A’râf 7/88). Yollarda oturup insanları Allah yolundan alıkoyuyor, iman edenleri korkutuyorlardı (A’râf 7/86). Hz. Şuayb onları, kendilerinden önce helak edilen Nûh, Hûd, Sâlih ve Lût kavimlerinin akıbetiyle uyardı (Hûd 11/89).
Helak
Kavmi inkârda ısrar edince azap geldi. Kur’an bu azabı bir yerde “sarsıntı” (A’râf 7/91), bir yerde “korkunç ses” (Hûd 11/94), Eyke halkı için ise “gölge gününün azabı” olarak anlatır (Şuarâ 26/189). Müfessirler, kavmin şiddetli bir sıcaktan kaçıp bir bulutun gölgesine sığındığını, o buluttan ateş yağarak helak olduklarını nakleder. Hz. Şuayb ve müminler kurtarıldı.
Hz. Mûsâ’nın kayınpederi miydi?
Kasas suresinde Hz. Mûsâ’nın Mısır’dan kaçıp Medyen’e geldiği, orada iki kıza yardım ettiği ve onların yaşlı babasının yanında sekiz-on yıl çalışarak kızlarından biriyle evlendiği anlatılır (28/22-28). Kur’an bu yaşlı adamın adını vermez. Birçok müfessir onu Hz. Şuayb olarak kabul etmiştir; bir kısım âlim ise dönemler arasındaki farkı gerekçe göstererek onun Şuayb’ın yeğeni veya soyundan salih bir kimse olduğunu söyler. Bu nedenle bu bilgi kesin olarak değil, bir görüş olarak aktarılmalıdır.
Kıssadan dersler
- Kul hakkı: Ölçü ve tartıda hile, Kur’an’da bir kavmin helakine sebep olacak kadar ağır bir suçtur (ayrıca bkz. Mutaffifîn 83/1-3).
- Din hayatın tamamını kuşatır: Namaz ile ticaret arasında bağ kurulmasına şaşıranlara Hz. Şuayb’ın cevabı hâlâ geçerlidir.
- Söz ve davranış birliği: Hz. Şuayb, yasakladığı şeyi kendisi yapmadığını açıkça söyleyebilmiştir.
- Muvaffakiyet Allah’tandır: “Başarım ancak Allah’ın yardımı iledir” sözü, her ıslah çabasının düsturudur.
Kaynaklar: A’râf 7/85-93; Hûd 11/84-95; Hicr 15/78-79; Şuarâ 26/176-191; Ankebût 29/36-37; Kasas 28/22-28; Mutaffifîn 83/1-3. TDV İslâm Ansiklopedisi, “Şuayb” ve “Medyen” maddeleri. İbn Kesîr, Kasasü’l-enbiyâ.