Peygamberler Tarihi

Hz. Hârûn (a.s.): Hz. Mûsâ’nın Kardeşi ve Yardımcısı

15 / 25

هَارُونُ

عَلَيْهِ السَّلَامُ

Hz. Hârûn

Hz. Mûsâ’nın veziri ve sözcüsü

Kur’an’da adı
20 kez geçer
Gönderildiği topluluk
Firavun ve kavmi; İsrailoğulları
Yaşadığı bölge
Mısır ve Sina yarımadası
Aile bağları
Hz. Mûsâ’nın ağabeyi
Dönemi
Hz. Mûsâ ile aynı dönem
Kıssasının geçtiği başlıca sureler
A'raf, Taha, Şuara, Kasas

Hz. Hârûn, Hz. Mûsâ’nın ağabeyi ve onun peygamberlik görevindeki yardımcısıdır. Kur’an’da adı yirmi defa geçer; çoğu yerde kardeşiyle birlikte anılır. Onun peygamberliği, Hz. Mûsâ’nın duasına Allah’ın bir ikramı olarak verilmiştir. Kur’an bunu “Rahmetimizden ona kardeşi Hârûn’u bir peygamber olarak bağışladık” diye bildirir (Meryem 19/53).

Mûsâ’nın duası

Tur’da peygamberlikle görevlendirildiğinde Hz. Mûsâ, Firavun’a gitmenin ağırlığını düşünerek Rabbinden yardım istedi. Onun bu duası, bir görevi omuzlamadan önce yapılacak duanın örneğidir:

وَاجْعَل لِّي وَزِيرًا مِّنْ أَهْلِي ﴿٢٩﴾ هَارُونَ أَخِي ﴿٣٠﴾ اشْدُدْ بِهِ أَزْرِي ﴿٣١﴾ وَأَشْرِكْهُ فِي أَمْرِي ﴿٣٢﴾

Bir de bana ailemden bir vezir ver. Kardeşim Harun'u (ver). Onunla arkamı kuvvetlendir. (Elçilik) işimde onu bana ortak et.

Taha Suresi 29-32. ayet

Başka bir ayette Hz. Mûsâ şöyle der: “Kardeşim Hârûn’un dili benimkinden daha düzgündür; onu beni doğrulayan bir yardımcı olarak benimle gönder” (Kasas 28/34). Allah’ın cevabı kısa ve kesindir: “Ey Mûsâ! İsteğin sana verildi” (Tâhâ 20/36). Bu, kardeşlik bağının hayırda nasıl bir güç kaynağı olabileceğini gösterir.

Firavun’un sarayında

Mûsâ ile Hârûn birlikte Firavun’a gittiler. Allah onlara şöyle buyurmuştu: “Korkmayın; ben sizinle beraberim, işitirim ve görürüm” (Tâhâ 20/46). İki kardeş Firavun’a, İsrailoğullarını serbest bırakmasını ve Allah’ın birliğini kabul etmesini tebliğ ettiler. Kur’an, Allah’ın ikisine de “Furkan”ı (hakla batılı ayıran kitabı), ışığı ve öğüdü verdiğini bildirir (Enbiyâ 21/48). Sâffât suresinde ise ikisine birden “apaçık kitap” verildiği, “Mûsâ ve Hârûn’a selam olsun” diye anıldıkları belirtilir (37/114-120).

Buzağı fitnesi

Hz. Mûsâ, Tur’da Rabbiyle kırk gece buluşmaya giderken yerine Hârûn’u bıraktı ve “Kavmimin içinde benim yerime geç, ıslah et ve bozguncuların yoluna uyma” dedi (A’râf 7/142). Bu süre içinde Sâmirî altından bir buzağı heykeli yaptı ve İsrailoğullarının bir kısmı ona tapmaya başladı. Hz. Hârûn onları açıkça uyardı:

وَلَقَدْ قَالَ لَهُمْ هَارُونُ مِن قَبْلُ يَا قَوْمِ إِنَّمَا فُتِنتُم بِهِ ۖ وَإِنَّ رَبَّكُمُ الرَّحْمَٰنُ فَاتَّبِعُونِي وَأَطِيعُوا أَمْرِي ﴿٩٠﴾

And olsun ki Harun daha önce onlara: "Ey kavmim! Siz bununla (buzağı ile) imtihana çekildiniz. Sizin gerçek Rabbiniz Rahmân'dır. Gelin bana uyun ve emrime itaat edin" demişti.

Taha Suresi 90. ayet

Kavmin cevabı, “Mûsâ dönünceye kadar ona tapmaya devam edeceğiz” oldu (Tâhâ 20/91). Dönüşte kavmini bu hâlde gören Hz. Mûsâ, öfkeyle kardeşinin sakalından ve başından tuttu. Hz. Hârûn’un cevabı, onun ne kadar hikmetli davrandığını gösterir: “Ey anamın oğlu! Sakalımı ve başımı tutma. Ben senin ‘İsrailoğullarının arasına ayrılık soktun, sözümü gözetmedin’ demenden korktum” (Tâhâ 20/94). Başka bir ayette ise kavmin kendisini zayıf görüp neredeyse öldüreceklerini söyler (A’râf 7/150).

Ehl-i Sünnet âlimleri, Kur’an’ın bu sahnede Hz. Hârûn’u suçlamadığını; aksine onun şirke karşı açıkça tavır aldığını, ancak kavmi bölüp iç savaşa yol açmaktan kaçındığını vurgular. Tevrat’taki buzağıyı Hârûn’un yaptığına dair anlatım ise Kur’an tarafından açıkça reddedilir; buzağıyı yapan Sâmirî’dir (Tâhâ 20/85-88).

Vefatı

Hz. Hârûn’un, İsrailoğullarının çölde dolaştığı yıllarda, Hz. Mûsâ’dan önce vefat ettiği nakledilir. Kabrinin, bugün Ürdün’deki Petra yakınlarında bulunan Hârûn dağında olduğu rivayet edilir. Peygamberimiz Miraç gecesi onu beşinci kat semada gördüğünü haber vermiştir (Buhârî, “Bed’ü’l-halk”, 6).

Peygamberimiz Tebük seferine çıkarken Hz. Ali’yi Medine’de yerine bıraktığında ona şöyle demiştir: “Hârûn Mûsâ’ya göre nasıl idiyse sen de bana göre öylesin; ancak benden sonra peygamber yoktur” (Buhârî, “Fezâilü ashâbi’n-nebî”, 9; Müslim, “Fezâilü’s-sahâbe”, 30-32).

Kıssadan dersler

  • Yardımlaşma: Büyük bir görev, güvenilir bir yardımcıyla omuzlanır. Hz. Mûsâ bunu ilk duasında istemiştir.
  • Kardeşlik: Kur’an’da bir kardeşin kardeşi için yaptığı dua, peygamberlikle ödüllendirilmiştir.
  • Birliği korumak: Hz. Hârûn, hakkı açıkça söylemiş, ama toplumu parçalayacak bir çatışmadan kaçınmıştır.
  • Fasih söz: Güzel ve açık konuşmak, tebliğin önemli araçlarındandır.

Kaynaklar: Nisâ 4/163; En’âm 6/84; A’râf 7/142-151; Meryem 19/53; Tâhâ 20/29-36, 42-48, 85-94; Enbiyâ 21/48; Kasas 28/34-35; Sâffât 37/114-122. Buhârî, “Bed’ü’l-halk”, 6; “Fezâilü ashâbi’n-nebî”, 9; Müslim, “Fezâilü’s-sahâbe”, 30-32. TDV İslâm Ansiklopedisi, “Hârûn” maddesi.

Yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yorumlar onaylandıktan sonra görünür.

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya