Önceki bölümde yolculukta namazı öğrendik. Bu bölümde hastanın namazını öğreneceğiz: ayakta duramayan, oturamayan ya da rükû ve secde yapamayan kişi namazını nasıl kılar?
Namaz, aklı yerinde olan her Müslüman için hastalıkta da devam eden bir ibadettir. Ancak İslam kolaylık dinidir. Kur'an'da şöyle buyrulur: "Allah hiç kimseye gücünün yetmediğini yüklemez." Hasta, gücü yettiği şekilde namazını kılar.
Hastalığı olan bir sahabeye Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: "Ayakta kıl; buna gücün yetmezse oturarak kıl; buna da gücün yetmezse yan üstü yatarak kıl."
Ayakta duramayan ya da ayakta durduğunda hastalığı artacak olan kişi, namazını oturarak kılar. Rükû ve secdeyi yapabiliyorsa, yere secde eder. Şimdi oturarak kılınan namazı adım adım görelim.
Hasta, kıbleye dönerek oturur; en rahat olduğu şekilde oturabilir. Niyet eder ve ellerini kulaklarına kadar kaldırarak iftitah tekbirini alır.
Sonra ellerini bağlar. Ayakta kılınan namazdaki gibi Sübhâneke'yi, Fâtiha'yı ve bir sureyi oturduğu yerde okur.
"Allâhu ekber" diyerek rükûya gider: gövdesini öne eğer, ellerini dizlerinin üzerine koyar ve üç kere "Sübhâne rabbiye'l-azîm" der. Sonra doğrulur.
Tekbirle secdeye gider: alnını ve burnunu yere koyar, ellerini başının iki yanına yerleştirir ve üç kere "Sübhâne rabbiye'l-a'lâ" der.
Secdeden doğrulup kısa bir süre oturur ve ikinci secdeyi yapar. İkinci rekâtı da aynı şekilde kılar.
Son oturuşta ellerini dizlerinin üzerine koyar; Ettehiyyâtü, Allâhümme salli, Allâhümme bârik ve Rabbenâ dualarını okur. Önce sağa, sonra sola selam vererek namazı tamamlar.
Rükû ve secde yapamayan kişi, namazını îmâ ile, yani başıyla işaret ederek kılar. Bunu sandalyede ya da yerde oturarak yapabilir. Şimdi sandalyede îmâ ile kılınan namazı görelim.
Tekbir alınır, eller bağlanır ve kıraat oturarak yapılır.
Rükû için baş ve gövde biraz öne eğilir; eller dizlerin üzerindedir. Rükû tesbihleri okunur, sonra doğrulunur.
Secde için baş, rükûdan daha fazla eğilir; secde ile rükû arasındaki fark belli olmalıdır. Secde etmek için yüze bir şey kaldırılıp ona secde edilmez.
Ayakta durabildiği hâlde rükû ve secde yapamayan kişi, namazını ayakta veya oturarak îmâ ile kılabilir. Oturarak kılması daha uygundur.
Oturmaya da gücü yetmeyen kişi sırt üstü yatar. Ayaklarını kıbleye doğru uzatır; başının altına yastık konarak yüzü kıbleye çevrilir. Gücü yetiyorsa tekbir alıp ellerini bağlar.
Rükû için başını biraz öne eğer; secde için ise biraz daha fazla eğer. Okunan dualar ve tesbihler yine aynıdır.
Sağ yanı üzerine yatan kişi ise yüzünü kıbleye döner ve namazını yine başıyla işaret ederek kılar.
Başıyla da işaret edemeyecek kadar ağır hasta olan kişi, namazını erteler; göz ya da kaş ile işaret ederek namaz kılınmaz. Bu durum bir gün bir geceden fazla sürerse o namazları kaza etmesi gerekmez. Daha az sürerse, iyileşince kaza eder.
Yere oturamayan ya da yerden kalkmakta çok zorlanan kişi, namazını sandalyede kılabilir. Ancak ayakta durabilen ve rükû ile secde yapabilen kişinin, zorunluluk olmadan sandalyede namaz kılması doğru değildir.
Namaza ayakta başlayıp hastalık sebebiyle devam edemeyen kişi, oturarak tamamlar. Oturarak rükû ve secde ile kılarken iyileşen kişi, namazına ayakta devam eder. Ancak îmâ ile kılarken rükû ve secdeye gücü yeten kişi, namazını yeniden kılar.
Abdestte suyu kullanamayan hasta teyemmüm eder. Yara üzerindeki sargı çözülemiyorsa, abdest alırken sargının üzerine mesh edilir. Sürekli idrar kaçırma ya da kanama gibi bir özrü olan kişi, her namaz vakti için abdest alır ve o abdestle vakit içinde dilediği namazları kılar.
Bugünkü görevin şu: Çevrende hasta ya da yaşlı biri varsa, ona namazını kendi gücüne göre nasıl kılabileceğini nazikçe anlat ve kıbleyi bulmasına yardım et. Namaz serisinin yeni bölümlerinde görüşmek üzere. Allah ibadetlerimizi kabul etsin. Esenlikle kalın.