Ehl-i Sünnet âlimleri, bütün peygamberlerin taşıdığı ve peygamberlik görevinin gereği olan temel sıfatları beş başlıkta toplamıştır: sıdk (doğruluk), emanet (güvenilirlik), tebliğ (vahyi eksiksiz iletmek), fetânet (üstün akıl ve anlayış) ve ismet (günahtan korunmuşluk). Bu sıfatlar, peygamberin getirdiği mesajın güvenilirliğinin teminatıdır. Bunlardan birinin eksik olduğu düşünülen bir kişinin tebliğine güvenmek mümkün olmaz.
1. Sıdk (doğruluk)
Peygamberler sözlerinde ve davranışlarında daima doğrudurlar; asla yalan söylemezler. Kur’an birçok peygamberi “sıddîk” diye över: “Kitapta İbrâhim’i de an. Çünkü o, çok doğru sözlü bir peygamberdi” (Meryem 19/41). Aynı vasıf İdrîs için de kullanılır (19/56). Peygamberimiz de peygamberlikten önce Mekkeliler arasında “el-Emîn” diye tanınıyordu. Safâ tepesinde tebliğe başladığında Kureyşlilere “Size şu dağın arkasında bir süvari birliği var desem inanır mısınız?” diye sordu. Hepsi “Evet, senin yalan söylediğini hiç görmedik” dedi (Buhârî, “Tefsîr”, 111).
2. Emanet (güvenilirlik)
Peygamberler, Allah’ın vahyine ve insanların haklarına karşı son derece güvenilirdir. Şuarâ suresinde Nûh, Hûd, Sâlih, Lût ve Şuayb (a.s.) kavimlerine aynı cümleyle seslenir: “Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim” (Şuarâ 26/107, 125, 143, 162, 178). Peygamberimiz, hicret gecesinde bile kendisini öldürmeye karar veren müşriklerin yanındaki emanetlerini sahiplerine iade etmesi için Hz. Ali’yi Mekke’de bırakmıştır.
3. Tebliğ (vahyi iletmek)
Peygamberler, Allah’tan aldıkları vahyi hiçbir şey eklemeden, eksiltmeden ve gizlemeden insanlara ulaştırırlar:
يَا أَيُّهَا الرَّسُولُ بَلِّغْ مَا أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ ۖ وَإِن لَّمْ تَفْعَلْ فَمَا بَلَّغْتَ رِسَالَتَهُ ۚ وَاللَّهُ يَعْصِمُكَ مِنَ النَّاسِ ۗ إِنَّ اللَّهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْكَافِرِينَ ﴿٦٧﴾
Ey şanlı Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et! Eğer bunu yapmazsan O'nun peygamberlik görevini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan korur. Doğrusu Allah, kâfirler toplumunu doğru yola iletmez.
Tebliğ görevi insanların iman etmesini sağlamak değil, mesajı açıkça ulaştırmaktır: “Peygambere düşen sadece apaçık tebliğdir” (Nûr 24/54). Peygamberimiz Veda Hutbesi’nde “Tebliğ ettim mi?” diye sormuş; ashabın “Evet” cevabı üzerine “Allahım, şahit ol” demiştir (Buhârî, “Hac”, 132). Hz. Âişe (r.anhâ), “Kim Muhammed’in kendisine indirilenden bir şey gizlediğini söylerse yalan söylemiştir” der (Buhârî, “Tefsîr”, 5/7).
4. Fetânet (akıl ve zekâ)
Peygamberler, zamanlarının en akıllı, en kavrayışlı ve ikna gücü en yüksek insanlarıdır. Aksi hâlde muhataplarını ikna edemez, hasımlarının itirazlarına cevap veremezlerdi. Hz. İbrâhim’in yıldızlar, putlar ve Nemrud’la yaptığı tartışmalar (En’âm 6/76-83; Bakara 2/258), Hz. Mûsâ’nın Firavun karşısındaki cevapları ve Hz. Yûsuf’un kral önündeki basireti bu sıfatın örnekleridir. Kur’an bu konuda şöyle der: “İşte bu, kavmine karşı İbrâhim’e verdiğimiz delilimizdir. Biz dilediğimizin derecelerini yükseltiriz” (En’âm 6/83).
5. İsmet (günahtan korunmuşluk)
Peygamberler, Allah’ın korumasıyla küfür ve şirkten, büyük günahlardan, ahlaki düşüklüklerden ve insanları kendilerinden uzaklaştıracak her türlü kusurdan korunmuştur. Ehl-i Sünnet’e göre peygamberler peygamberlikten önce de sonra da küfürden masumdur. Onlardan küçük hatalar (zelle) sadır olabilir; ancak bunlar kasıtlı bir isyan değil, daha iyi olanı bırakma veya unutma gibi durumlardır. Allah da bu hatalarda onları hemen uyarmış ve düzeltmiştir. Hz. Âdem’in yasak ağaçtan yemesi, Hz. Yûnus’un izin beklemeden kavmini terk etmesi ve Hz. Mûsâ’nın kazara bir adamın ölümüne sebep olması bu tür zellelerdendir.
Peygamberlerin ismeti, Kur’an kıssalarını yorumlarken de belirleyici bir ölçüdür. Hz. Dâvûd hakkındaki Uriya hikâyesi, Hz. Süleyman’ın putlara yöneldiği iddiası veya Hz. Eyyûb’un hastalığına dair itici anlatımlar gibi İsrâiliyat kaynaklı rivayetler, bu ilke gereği Ehl-i Sünnet âlimlerince reddedilmiştir.
Beşerî özellikleri
Peygamberler insanüstü varlıklar değildir. Yer, içer, uyur, evlenir, hastalanır ve ölürler: “Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de yemek yerler, çarşılarda gezerlerdi” (Furkân 25/20). Gaybı ancak Allah’ın bildirdiği kadarıyla bilirler (En’âm 6/50). Onları diğer insanlardan ayıran şey, vahye muhatap olmaları ve yukarıdaki sıfatlarla donatılmalarıdır: “De ki: Ben de ancak sizin gibi bir insanım; bana ilahınızın tek ilah olduğu vahyediliyor” (Kehf 18/110).
Tüm peygamberlerin listesi için: Kur’an’da adı geçen 25 peygamber.
Kaynaklar: Meryem 19/41, 56; Şuarâ 26/107-178; Mâide 5/67; Nûr 24/54; En’âm 6/50, 76-83; Furkân 25/20; Kehf 18/110. Buhârî, “Tefsîr”, 111, 5/7; “Hac”, 132. TDV İslâm Ansiklopedisi, “İsmet” ve “Nübüvvet” maddeleri. Diyanet İşleri Başkanlığı, İlmihal, I.