يَعْقُوبُ
عَلَيْهِ السَّلَامُ
Hz. Yakub
İsrâil · Sabr-ı cemîl (güzel sabır) sahibi
- Kur’an’da adı
- 16 kez geçer
- Gönderildiği topluluk
- Kenan halkı ve kendi ailesi
- Yaşadığı bölge
- Filistin (Kenan), ömrünün sonunda Mısır
- Aile bağları
- Babası Hz. İshak; on iki oğlu (Esbât) arasında Hz. Yûsuf
- Dönemi
- Hz. İshak’tan sonra
Hz. Yakub, Hz. İshak’ın oğlu ve Hz. İbrâhim’in torunudur. Kur’an’da adı on altı defa geçer; ayrıca “İsrâil” adıyla da anılır (Âl-i İmrân 3/93). “İsrailoğulları” (Benî İsrâil) ifadesi onun on iki oğlundan türeyen nesli anlatır. Hz. Yakub’un hayatı, özellikle oğlu Yûsuf’un kaybolmasıyla başlayan uzun ayrılık yıllarında gösterdiği sabırla hatırlanır.
On iki oğul ve Yûsuf’un rüyası
Hz. Yakub’un on iki oğlu vardı. Kur’an, bu oğulların soyundan gelen kabilelere “Esbât” der. Oğulları arasında en küçüklerden olan Yûsuf ile Bünyamin’e ayrı bir şefkat gösteriyordu. Küçük Yûsuf, on bir yıldızın, güneşin ve ayın kendisine secde ettiğini rüyasında görüp babasına anlatınca Hz. Yakub bu rüyanın büyük bir geleceğe işaret ettiğini anladı. Oğluna, kardeşlerinin kıskançlığına yol açmaması için rüyasını onlara anlatmamasını tembihledi (Yûsuf 12/4-6).
“Bana düşen güzel bir sabırdır”
Kardeşleri Yûsuf’u kuyuya atıp babalarına kanlı bir gömlekle geldiler ve onu kurdun yediğini söylediler. Gömlek yırtılmamıştı; Hz. Yakub oyunu sezdi, ama öfke ve feryada değil sabra sığındı:
وَجَاءُوا عَلَىٰ قَمِيصِهِ بِدَمٍ كَذِبٍ ۚ قَالَ بَلْ سَوَّلَتْ لَكُمْ أَنفُسُكُمْ أَمْرًا ۖ فَصَبْرٌ جَمِيلٌ ۖ وَاللَّهُ الْمُسْتَعَانُ عَلَىٰ مَا تَصِفُونَ ﴿١٨﴾
Bir de gömleğinin üzerinde yalandan bir kan getirmişlerdi. Babaları dedi ki: "Hayır, nefisleriniz aldatmış da size bir iş yaptırtmış. Artık bana güzel bir sabır gerekiyor. Bu anlattıklarınıza karşılık yardımına sığınılacak olan ancak Allah'dır."
Âlimler “sabr-ı cemîl”i (güzel sabır), içinde Allah’a karşı şikâyet ve insanlara karşı sızlanma bulunmayan sabır diye tarif eder. Yıllar sonra Bünyamin de Mısır’da alıkonulunca acısı tazelendi; gözlerine hüzünden ak düştü. Ama yine şikâyetini yalnızca Allah’a arz etti:
قَالَ إِنَّمَا أَشْكُو بَثِّي وَحُزْنِي إِلَى اللَّهِ وَأَعْلَمُ مِنَ اللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ ﴿٨٦﴾ يَا بَنِيَّ اذْهَبُوا فَتَحَسَّسُوا مِن يُوسُفَ وَأَخِيهِ وَلَا تَيْأَسُوا مِن رَّوْحِ اللَّهِ ۖ إِنَّهُ لَا يَيْأَسُ مِن رَّوْحِ اللَّهِ إِلَّا الْقَوْمُ الْكَافِرُونَ ﴿٨٧﴾
Dedi ki: "Ben hüznümü, kederimi ancak Allah'a şikayet ederim ve Allah tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri de bilirim." "Ey oğullarım, gidin, Yusuf'u ve kardeşini araştırın. Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin; zira kâfir kavimden başkası Allah'ın rahmetinden ümit kesmez."
Hz. Yakub oğullarını Yûsuf ile kardeşini aramaya gönderirken onlara Allah’ın rahmetinden ümit kesmemelerini öğütledi. Sonunda Yûsuf’un gömleği yüzüne konunca gözleri yeniden gördü (Yûsuf 12/93-96). Aile Mısır’da bir araya geldi ve Yûsuf’un çocukken gördüğü rüya gerçekleşti (12/100).
Ölüm döşeğindeki vasiyet
Hz. Yakub hayatının sonunda oğullarını toplayıp onlara tek bir şey sordu: “Benden sonra neye kulluk edeceksiniz?” Oğulları “Senin ilahına, ataların İbrâhim, İsmâil ve İshak’ın ilahına, tek ilaha kulluk edeceğiz; biz O’na teslim olmuşuz” dediler (Bakara 2/133). Kur’an, İbrâhim ve Yakub’un oğullarına şöyle vasiyet ettiğini bildirir: “Oğullarım! Allah sizin için bu dini seçti. Öyleyse ancak Müslümanlar olarak ölün” (Bakara 2/132).
Tarih kaynaklarına göre Hz. Yakub Mısır’da vefat etmiş, vasiyeti üzerine naaşı Filistin’e götürülerek El-Halil’de babası ve dedesinin yanına defnedilmiştir.
Kıssadan dersler
- Güzel sabır: Acıyı yaşamak sabra aykırı değildir; aykırı olan, Allah’ı şikâyet etmektir. Hz. Yakub ağladı ama isyan etmedi.
- Ümit: “Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin” öğüdü, en uzun ayrılıkta bile dile getirilmiştir.
- Anne babanın basireti: Kardeşler arasındaki kıskançlığı önceden gören Hz. Yakub, aile içi tedbirin önemini öğretir.
- En değerli miras: Ölüm döşeğindeki bir babanın evlatlarına bıraktığı en önemli şey, imanlarıdır.
Kaynaklar: Bakara 2/132-133, 136, 140; Âl-i İmrân 3/84, 93; En’âm 6/84; Meryem 19/49; Enbiyâ 21/72; Yûsuf 12 (tamamı); Sâd 38/45. TDV İslâm Ansiklopedisi, “Yakub” maddesi. İbn Kesîr, Kasasü’l-enbiyâ.