الْجَبَّارُ
el-Cebbâr
Dilediğini zorla yaptırmaya gücü yeten; kırıkları onaran, eksikleri tamamlayan.
- Sıra
- 10 / 99
- Arapça yazılışı
- الْجَبَّارُ
- Okunuşu
- el-Cebbâr
- Kur'an'da
- Haşr Suresi 23. ayet
El-Cebbâr iki temel anlama gelir: Birincisi, iradesini her şeye geçiren, hükmüne karşı konulamayan yüce kudret sahibi demektir. İkincisi “cebr” kökünün asıl anlamıyla, kırığı saran, yarayı onaran, fakiri zengin eden, darda kalanın işini düzelten demektir.
İnsanlar için kullanıldığında “cebbar” zorba ve kibirli anlamında yerilir; çünkü gerçek büyüklük ve zor kullanma yetkisi yalnız Allah’a aittir. Peygamberimiz iki secde arasında “Allâhümmağfirlî verhamnî vecburnî…” (Allah’ım beni bağışla, bana merhamet et, eksiğimi gider…) diye dua ederdi (Tirmizî, Salât).
Kur’an-ı Kerim’den
هُوَ اللَّهُ الَّذِي لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَزِيزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُ ۚ سُبْحَانَ اللَّهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ ﴿٢٣﴾
O, öyle bir Allah'tır ki, kendisinden başka hiçbir tanrı yoktur. O, mâlik ve sahiptir, münezzehtir, selâmet verendir, emniyete kavuşturandır, gözetip koruyandır, üstündür, istediğini zorla yaptıran, büyüklükte eşi olmayandır. Allah puta tapanların ortak koştukları şeylerden münezzehtir.
Kulun bu isimden nasibi
Kul, zorbalıktan uzak durur; aksine gönlü kırılanın gönlünü alır, yetimi ve muhtacı gözetir, “kırık” olanı “sarar”.
Kaynaklar: Kur’an-ı Kerim; Tirmizî, Deavât (esmâ-i hüsnâ rivayeti); Gazâlî, el-Maksadü’l-esnâ; TDV İslâm Ansiklopedisi, “Esmâ-i Hüsnâ” ve ilgili maddeler.