1.802 hadis bulundu · sayfa 82/91
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَكِيمٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لاَ يَخْطُبِ الرَّجُلُ عَلَى خِطْبَةِ أَخِيهِ " .
Abdullah bin Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Adam, din kardeşinin bir kadına (evlenmek için) istekli çıkması üzerine (o kadına) taüp olmasın.» BENZERİ BUHARİ HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA BENZERİ EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA
It was narrated from Ibn Umar that:the Messenger of Allah said: “A man should not propose to a woman to whom his brother has already proposed.”
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نَافِعٍ الصَّائِغُ، حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نَافِعٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، . أَنَّهُ حِينَ هَلَكَ عُثْمَانُ بْنُ مَظْعُونٍ تَرَكَ ابْنَةً لَهُ . قَالَ ابْنُ عُمَرَ فَزَوَّجَنِيهَا خَالِي قُدَامَةُ وَهُوَ عَمُّهَا وَلَمْ يُشَاوِرْهَا وَذَلِكَ بَعْدَ مَا هَلَكَ أَبُوهَا فَكَرِهَتْ نِكَاحَهُ وَأَحَبَّتِ الْجَارِيَةُ أَنْ يُزَوِّجَهَا الْمُغِيرَةَ بْنَ شُعْبَةَ فَزَوَّجَهَا إِيَّاهُ .
(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Osman bin Maz'un (r.a.) vefat ettiği zaman, (geride yetim) bir kızını bıraktı. İbn-i Ömer: Kızın amcası olan dayım Kudame (bin Maz'un) (r.a.) ona danışmadan nikahını bana yaptı. Bu (nikah) İşi kızın babasının ölümünden sonra oldu. Kız, amcasının yaptığı nikah işinden hoşlanmadı ve el-Muğire bin Şu'be (r.a.) ile evlendirmesini arzuladı. (Kız buluğ çağına vardıktan) sonra amcası onu el-Muğire (r.a.) ile evlendirdi. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun isnadı mevkuftur. Ve İbn-İ Ömer (r.a.)'ın mevlası Nafi'in oğlu Abdullah isimli ravi senedde bulunuyor ki onun zayıflığı üzerinde ittifak vardır
It was narrated from Ibn Umar that:when Uthman bin Mazun died, he left behind a daughter. Ibn Umar said: “My maternal uncle Qudamah, who was her paternal uncle, married me to her, but he did not consult her. That was after her father had died. She did not like this marriage, and the girl wanted to marry Mughirah bin Shubah, so she married him.”
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " إِذَا دُعِيَ أَحَدُكُمْ إِلَى وَلِيمَةِ عُرْسٍ فَلْيُجِبْ " .
İbn-İ Ömer (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Siz'den birisi düğün yemeğine çağırıldığı zaman (davete) icabet etsin.»
It was narrated from Ibn 'Umar:that the Messenger of Allah said: “If anyone of you is invited to a wedding feast, let him accept.”
Diğer tahric: Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Malik, Ahmed ve Darimi de bu hadisi rivayet etmişlerdir. Bu hadis’in Ebu Davud’da birçok benzeri var, 3736’dan 3742’ye. 3742’de Ebu Hureyre hadis’inin izahı aynı zamanda bu hadisinde izahı niteliğinde. O SAYFA İÇİN TIKLA
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ مَرْثَدٍ، قَالَ سَمِعْتُ سَالِمَ بْنَ رَزِينٍ، يُحَدِّثُ عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي الرَّجُلِ تَكُونُ لَهُ الْمَرْأَةُ فَيُطَلِّقُهَا فَيَتَزَوَّجُهَا رَجُلٌ فَيُطَلِّقُهَا قَبْلَ أَنْ يَدْخُلَ بِهَا أَتَرْجِعُ إِلَى الأَوَّلِ قَالَ " لاَ . حَتَّى يَذُوقَ الْعُسَيْلَةَ " .
İbn-i Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e: Bir adam, karısını boşar. Sonra başka bir adam o kadınla evlenir ve gerdeğe girmeden bu da onu boşar. Kadın ilk kocasına dönebilir mi? (onunla tekrar evlenebilir mi?) diye soru soruldu. (Bunun üzerine Resul-i Ekrem): «Kadının ikinci kocası onun balcağızını tatmadıkça, (onun ilk kocasına dönmesi) olamaz.» buyurdu.
It was narrated from Ibn 'Umar,:from the Prophet, concerning a man who had a wife then divorced her, then another man married her but divorced her before consummating the marriage. Could she go back to the first man? He said: “No, not until he tastes her sweetness.”
Diğer tahric. Bu hadisi Nesai de rivayet etmiştir. Hüküm olarak 1932 nolu Aişe (r.anha) hadisi ile aynıdır. Aişe (r.anha)'nın Buhari Müslim ve Ebu Davud'daki açıklamaları bu hadis için de geçerlidir. BUHARİ HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA MÜSLİM HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَكِيمٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ أَسْلَمَ غَيْلاَنُ بْنُ سَلَمَةَ وَتَحْتَهُ عَشْرُ نِسْوَةٍ فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " خُذْ مِنْهُنَّ أَرْبَعًا " .
(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'dan: Şöyle demiştir : Ğaylan bin Seleme (r.a.), nikahı altında on kadın bulunduğu halde müslüman oldu. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona: «Onlardan dört tanesini al.» buyurdu."
It was narrated that Ibn 'Umar said:“Ghailan bin Salamah became Muslim and he had ten wives. The Prophet said to him: 'Choose four of them.' ”
Diğer tahric: Şafii, Ahmed, Tirmizi, Hakim ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا أَزْهَرُ بْنُ مَرْوَانَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا الْقَاسِمُ بْنُ عَبْدِ الْوَاحِدِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَقِيلٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا تَزَوَّجَ الْعَبْدُ بِغَيْرِ إِذْنِ سَيِّدِهِ كَانَ عَاهِرًا " .
İbn-i Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Efendisinin izni olmaksızın köle nikahını kıydığı zaman zina tehlikesine düşmüş olur.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bu hadisin isnadı hasendir. Ebu Davud ve TirmizI bu hadisi Cabir (r.a.)'ın hadisi olarak rivayet etmişlerdir
It was narrated from Ibn 'Umar:that the Messenger of Allah said : "If a slave gets married without his master's permission, he is a fornicator
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، وَصَالِحُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو غَسَّانَ، مَالِكُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ حَدَّثَنَا مِنْدَلٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " أَيُّمَا عَبْدٍ تَزَوَّجَ بِغَيْرِ إِذْنِ مَوَالِيهِ فَهُوَ زَانٍ " .
İbn-i Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Efendilerinin izni olmaksızın hangi köle nikahını kıyarsa zina tehlikesine düşmüş olur.» Not: Bunun senedinde bulunan Mendel'in zayıf olduğu Zevaid'de bildirilmiştir
It was narrated from Ibn 'Umar:that the Messenger of Allah said : "Any slave who gets married without his master's permission, is a fornicator
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ خَلَفٍ الْعَسْقَلاَنِيُّ، حَدَّثَنَا الْفِرْيَابِيُّ، عَنْ أَبَانَ بْنِ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ حَفْصٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ لَمَّا وَلِيَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ خَطَبَ النَّاسَ فَقَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَذِنَ لَنَا فِي الْمُتْعَةِ ثَلاَثًا ثُمَّ حَرَّمَهَا وَاللَّهِ لاَ أَعْلَمُ أَحَدًا تَمَتَّعَ وَهُوَ مُحْصَنٌ إِلاَّ رَجَمْتُهُ بِالْحِجَارَةِ إِلاَّ أَنْ يَأْتِيَنِي بِأَرْبَعَةٍ يَشْهَدُونَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ أَحَلَّهَا بَعْدَ إِذْ حَرَّمَهَا .
İbn-i Ömer (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: (Babam) Ömer bin el Hattab (r.a.), halife olunca halka bir hitabede bulunarak şöyle dedi: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in şüphesiz mut'a nikahı için bize üç gün (veya üç defa) izin verdi. Sonra bunu haram kıldı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in mut'a nikahını haram kıldıktan sonra helal kıldığına şahitlik edecek dört şahidi bana getirmedikçe, evli iken mut'a suretiyle bir kadınla birleştiğini bileceğim. Her hangi bir adamı mutlaka taşla recmedeceğime Allah'ın adıyla yemin ederim. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bu hadisin senedinde bulunan Ebu Bekir bin Hafs'ın ismi İsmail el-İbai'dir. İbn-i Hibban onu sikalar arasında zikretmiştir. İbn-i Ebi Hatim de babasından naklen: Ondan ve onun babasından hadisler yazılmıştır. Onun babası yalan rivayette bulunurdu, demiştir. Ben derim ki onun rivayetinde bir beis yoktur. İbn-i Ebi Hatem: Ahmed, İbn-i Main, İcli, İbn-i Numeyr ve başkaları onu sika saymışlardır, demiştir. İbn-i Huzeyme kendi sahihinde, Hakim de el-Müstedrek'te onun hadislerini rivayet etmişlerdir
It was narrated that Ibn 'Umar said:"When 'Umar bin Khattab was appointed caliph, he addressed the people and said: 'The Messenger of Allah permitted temporary marriage for us three times, then he forbade it. By Allah, If I hear of any married person entering a temporary marriage, I will stone him to death, unless he can bring me four witnesses who will testify that the Messenger of Allah, allowed it after he forbade it
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، وَأَبُو أُسَامَةَ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنَّهُ لَعَنَ الْوَاصِلَةَ وَالْمُسْتَوْصِلَةَ وَالْوَاشِمَةَ وَالْمُسْتَوْشِمَةَ .
(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadının saçını başka saçla çoğaltan, başka saç ilavesiyle saçını çoğalttıran, dövme yaptıran ve dövunlenen kadınları lanetlemiş (veya Allah'ın lanetlediğini haber vermiş) tir
It was narrated from Ibn 'Umar that:the Prophet cursed the woman who does hair extensions and the one who has that done, and the woman who does tattoos and the one who has that done
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا عَبَاءَةُ بْنُ كُلَيْبٍ اللَّيْثِيُّ أَبُو غَسَّانَ، عَنْ جُوَيْرِيَةَ بْنِ أَسْمَاءَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، . أَنَّ رَجُلاً، مِنْ أَهْلِ الْبَادِيَةِ أَتَى النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ امْرَأَتِي وَلَدَتْ عَلَى فِرَاشِي غُلاَمًا أَسْوَدَ وَإِنَّا أَهْلُ بَيْتٍ لَمْ يَكُنْ فِينَا أَسْوَدُ قَطُّ . قَالَ " هَلْ لَكَ مِنَ إِبِلٍ " . قَالَ نَعَمْ . قَالَ " فَمَا أَلْوَانُهَا " . قَالَ حُمْرٌ . قَالَ " هَلْ فِيهَا أَسْوَدُ " . قَالَ لاَ . قَالَ " فَهَلْ فِيهَا أَوْرَقُ " . قَالَ نَعَمْ . قَالَ " فَأَنَّى كَانَ ذَلِكَ " . قَالَ عَسَى أَنْ يَكُونَ نَزَعَهُ عِرْقٌ . قَالَ " فَلَعَلَّ ابْنَكَ هَذَا نَزَعَهُ عِرْقٌ " .
(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'dan; Şöyle demişlİr: Bedevilerden bir adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına gelerek: — Ya Resulatlah! Benim karım benim yatağım üzerinde siyah bir oğlan çocuk doğurdu. Halbuki biz öyle bir aileyiz ki içimizde öteden beri hiç bir siyah kimse olmamıştır, dedi, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ona: — «Develerin var mı?» diye sordu. Adam: — Evet (var), dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Peki, bunların renkleri nasıldır?» buyurdu. Adam : — Kırmızıdır, diye cevap verdi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Bunların içinde siyah deve var mı?» diye sordu. Adam : — Hayır, dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Bunların içinde beyazı siyaha çalar boz deve var mı?» buyurdu. Adam: — Evet (vardır.), dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); — «Peki, o boz renk nereden oldu?» diye sordu. Adam : — Soyundan bir damarın onu çektiği umulur, diye cevap verdi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Soyundan bir damarın senin bu oğlunu çektiği de umulur.» buyurdu. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde ravl Abad bin Kuleyb bulunur. Müellifin rivayeti böyledir. Doğrusu ise Abade bin Kuleyb'dir. EI-Muzzi et-Tehzib'de böyle demiştir. Ebu Hatim, anılan Abade'nin, rivayetlerinde saduk (çok doğru) olduğunu söylemiştir. İbn-i Ebi Hatim de Buharinin onu zayıflar arasında zikrettiğini söylemiştir
It was narrated from Ibn 'Umar that:a man frorn the desert people came to the Prophet and said: "O Messenger of Allah, my wife has given birth on my bed to a black boy, and there are no black people among my family." He said: "Do you have camels?" He said: "Yes." He said: "What color are they?" He said: "Red." He said: are there any black ones among them?" He said, "No." He said: "Are there any grey ones among them?" He said- "Yes." He said "How is that?" He said: "Perhaps it is hereditary." He said: "Perhaps (the color of) this son of yours is also hereditary
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ مُعَلَّى بْنِ مَنْصُورٍ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مُحَمَّدٍ الْفَرْوِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " لاَ يُحَرِّمُ الْحَرَامُ الْحَلاَلَ " .
(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Haram, helali haram etmez.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bu hadisi Nafi'den rivayet eden Abdullah zayıftır
It was narrated from Ibn 'Umar that:the Prophet, said: "What is Haram does not make what is Halal into what is Haram.”
حَدَّثَنَا كَثِيرُ بْنُ عُبَيْدٍ الْحِمْصِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ خَالِدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ الْوَلِيدِ الْوَصَّافِيِّ، عَنْ مُحَارِبِ بْنِ دِثَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " أَبْغَضُ الْحَلاَلِ إِلَى اللَّهِ الطَّلاَقُ " .
Abdullah bin Ömer (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: *Helâl (yâni haram olmayan) şeyler içinde Allah Teâlâ'nın ençok buğzettiği şey (sebebsiz yere yapılan) boşamadır.»
It was narrated from 'Abdullah bin 'Umar that:the Messenger of Allah said: "The most hated of permissible things to Allah is divorce
Diğer tahric: Ebu Davud, talak (2178); Beyhakî, es-Sünenü'l-kübra, VII, 322; Hakim, Müstedrek, II, 196. EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ طَلَّقْتُ امْرَأَتِي وَهِيَ حَائِضٌ فَذَكَرَ ذَلِكَ عُمَرُ لِرَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ " مُرْهُ فَلْيُرَاجِعْهَا حَتَّى تَطْهُرَ ثُمَّ تَحِيضَ ثُمَّ تَطْهُرَ ثُمَّ إِنْ شَاءَ طَلَّقَهَا قَبْلَ أَنْ يُجَامِعَهَا وَإِنْ شَاءَ أَمْسَكَهَا فَإِنَّهَا الْعِدَّةُ الَّتِي أَمَرَ اللَّهُ " .
(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Karım aybaşı âdeti içinde iken ben onu (bir talâk ile) boşadım. (Babam) Ömer bu durumu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'» anlattı. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Oğlun Abdullah'a emret, karısına geri dönsün, sonra kadın temizlenip tekrar aybaşı adetini görüp bundan sonra tekrar temizleninceye kadar onunla birlikte yaşasın. (kadın ikinci kez adetten temizlendikten) Sonra oğlun dilerse onunla cinsel ilişkide bulunmaksızın boşayabilir. Dilerse onunla aile hayatını sürdürebilir. İşte kadının ikinci kez adetten temizlenip henüz bu temizlik halinde onunla cinsel ilişkide bulunmaksızın onu boşamak, Allah'ın müsade ettiği iddet'in başlamasına elverişli olan boşanmadır.»
It was narrated that Ibn 'Umar said:"I divorced my wife when she was menstruating. 'Umar mentioned that to the Messenger of Allah and he said: 'Tell him to take her back until she becomes pure (i.e., her period ends), then she has her period (again), then she becomes pure (again), then if he wishes he may divorce her before having sexual relations with her, and if he wishes he may keep her. This is the waiting period that Allah has enjoined
Diğer tahric edenler: Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, Nesai, Muvatta ve Şafii EBU DAVUD’DAKİ İBN-İ ÖMER’İN BU VAKASINA DAİR HADİSLER VE İZAH: 2179 – 2180 – 2181 – 2182 – 2183 – 2184 –
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، مَوْلَى آلِ طَلْحَةَ عَنْ سَالِمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ طَلَّقَ امْرَأَتَهُ وَهِيَ حَائِضٌ فَذَكَرَ ذَلِكَ عُمَرُ لِلنَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ " مُرْهُ فَلْيُرَاجِعْهَا ثُمَّ لِيُطَلِّقْهَا وَهِيَ طَاهِرٌ أَوْ حَامِلٌ " .
(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Kendisi karısını, aybaşı âdeti içinde iken boşamış. Sonra Ömer (r.a.), durumu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e anlatmış, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de: «Oğlun Abdullah'a söyle, karısına geri dönsün. Sonra karısı âdetten temizlenmiş (boy abdesti almış) iken (—onunla cima' etmeksizin—) veya hâmile iken boşasın (boşayabilir)» buyurmuştur.
It was narrated from Ibn 'Umar that:he divorced his wife when she was menstruating, and 'Umar mentioned that to the Prophet (ﷺ). He said: "Tell him to take her back then divorce her when she is pure (not menstruating) or pregnant
Diğer tahric: Bu hadisi Ahmed, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud ve Nesai de rivayet etmişlerdir. Bazı rivayetlerde bulunan lafız değişikliği manayı etkilemez. HADİsİN FıKıH YÖNÜ 1. Kadın ay başı adeti içinde iken onu boşamak haramdır ve hemen ona dönüş yapmak vacibtir. Çünkü Peygamber (s.a.v.). ibni Ömer (r.a.)'in dönüş yapmasını emretmiştir. Ancak bilindiği gibi onun boşaması bir talak ile olmuştu. Üç talakla boşama olmuş ise aybaşı adeti içinde de olsa artık kadına dönüş yapmak mümkün değildir. Böyle bir boşama haram ise de geçerlidir. Tekmile yazarı Sünnet talakı babında rivayet olunan bu hadisin açıklaması bahsinde şöyle der: Nevevi: Kadının rızası olmaksızın hayız halinde ve hamilelik durumu da yok iken onu boşamanın haramlığı hususunda tüm ümmet icma etmiştir. Şayet adam bu durumda karısını boşarsa haram işlemiş olur. Talakı da geçerlidir. Adam karısına dönüş yapmakla mükelleftir. (Tabii boşama üç talakla olmuş ise artık dönüş yapılamaz). Zahiriye mezhebine mensup bazı alimler, hayız halindeki boşama geçersizdir, çünkü böyle bir boşamaya izin verilmemiştir, demişler ise de bu söz muteber değildir. Doğrusu yukarda anlattığım sözdür, demiştir. 2. Karısını aybaşı adeti içinde iken bir veya iki talakla boşayan adam, ona dönüş yapıp adetten çıkılıncaya kadar onunla birlikte yaşaması emrediImiştir. Karısı temizlendikten sonra onu boşamak caizdir. Yani iki kez temizlenmesini beklemeye gerek yoktur. Ebu Hanife'nin kavli budur Şafii ve Ahmed'den alınan birer rivayet de böyledir, 3. Hamile kadını, temiz iken veya aybaşı adeti içinde iken boşamak caizdir ve sünnete yani hadislere uygun boşama sayılır. Cumhurun kavli budur, Hamile kadını boşamanın Sünni bir boşama olmadığına dair bir kavil Ahmed'den rivayet edilmiştir. 4. Rac'at hususunda erkek kendi başına yetkiIidir, Karısının muvafakatı veya velinin aracılığı ve izni gibi şeylere ihtiyaç yoktur
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَجُلاً، لاَعَنَ امْرَأَتَهُ وَانْتَفَى مِنْ وَلَدِهَا فَفَرَّقَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بَيْنَهُمَا وَأَلْحَقَ الْوَلَدَ بِالْمَرْأَةِ .
(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Bir erkek karısı ile liân yemininde bulundu ve çocuğun kendisinden olmadığını söyledi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) eşleri birbirinden ayırdı ve çocuğu (neseb ve mirasta) kadına ilhak eyledi. BUHARİ HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA MÜSLİM HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA EBU DAVUD’UN İBN-İ ÖMER R.A.’DEN HADİSLERİ VE İZAH: 2257 — 2258 —
It was narrated from Ibn 'Umar that:a man invoked curses on his wife, and refused to accept her child. The Messenger of Allah (ﷺ) separated them, and left the child with the woman
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ الْقَطَّانُ، وَعُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، عَنْ خَالِهِ الْحَارِثِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ حَمْزَةَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ كَانَتْ تَحْتِي امْرَأَةٌ وَكُنْتُ أُحِبُّهَا وَكَانَ أَبِي يُبْغِضُهَا فَذَكَرَ ذَلِكَ عُمَرُ لِلنَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَأَمَرَنِي أَنْ أُطَلِّقَهَا فَطَلَّقْتُهَا .
Abdullah bin Ömer (r.a.)'dat\; şöyle demiştir: Benim nikâhım altında bir karım var idi ve ben onu severdim, babam da ona buğzederdi. Sonra (babam) Ömer (r.a.) bu durumu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e anlattı. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana bu karımı boşamamı emretti. Ben de onu boşadım.
It was narrated that 'Abdullah bin 'Umar said:"I had a wife whom I loved, but my father hated her. 'Umar mentioned that to the Prophet (ﷺ) and he ordered me to divorce her, so I divorced her
Diğer tahric: Tirmizi, Ebu Davud ve Nesai de rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA 2089’da
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ بْنِ سَمُرَةَ، حَدَّثَنَا أَسْبَاطُ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ سَمِعَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ رَجُلاً يَحْلِفُ بِأَبِيهِ فَقَالَ " لاَ تَحْلِفُوا بِآبَائِكُمْ مَنْ حَلَفَ بِاللَّهِ فَلْيَصْدُقْ وَمَنْ حُلِفَ لَهُ بِاللَّهِ فَلْيَرْضَ وَمَنْ لَمْ يَرْضَ بِاللَّهِ فَلَيْسَ مِنَ اللَّهِ " .
İbn-i Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bir adamın, kendi babasının üzerine yemin ettiğini işitti ve bunun üzerine: «Babalarınız üzerine (sakın) yemin etmeyiniz. Allah'a yemin eden bir kimse doğru söylesin. Kendisi(nin ikna edilmesi) için Allah'a yemin edilen bir kimse, razı olsun! (Yeminin gereğini kabul etsin). Allah (adına edilen and) a rıza göstermeyen kimse Allah'a yakın değildir.» Not: Bunun senedindeki ravilerin sika oldukları Zevaid'de bildirilmiştir. AÇIKLAMA 2102’de
It was narrated that Ibn 'Umar said:"The Messenger of Allah (ﷺ) heard a man taking an oath by his father and said: 'Do not make oaths by your forefathers. Whoever makes an oath by Allah, let him fulfill his oath, and if an oath is sworn for a person by Allah, let him accept it. Whoever is not content with Allah has nothing to do with Allah
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنْ بَشَّارِ بْنِ كِدَامٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ زَيْدٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِنَّمَا الْحَلِفُ حِنْثٌ أَوْ نَدَمٌ " .
(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Yemin (sonuç itibariyle) ancak ya günaha girmektir veya pişmanlık duymaktır.» Not: Zevaid'de: Bu hadisi İbn-i Mace kendi sahih'inde rivayet etmiştir. Şu halde hadis sahihtir, denilmiştir. Halbuki, İbn-i Mace'nin kitabına Sahih ismi verilmez. (Ona sünen, denilir.) Zevaid yazarı bu hadisi İbn-i Hibban veya İbn-i Huzeyme'nin kendi sahihinde rivayet ettiğini söylemek istemiş de sehven İbni. Mace, demiş olabilir
It was narrated from Ibn 'Umar that :the Messenger of Allah (ﷺ) said: "An oath (leads to) either sin or regret
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ زِيَادٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ حَلَفَ وَاسْتَثْنَى إِنْ شَاءَ رَجَعَ وَإِنْ شَاءَ تَرَكَ غَيْرُ حَانِثٍ " .
(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Yemin edip de (yemininde) inşâallah diyen adam, dilerse (yemininden) dönüş yapar (yeminini bozar) dilerse (yeminini olduğu gibi) bırakır. (O kimse) günaha girmiş olmaz. (Yâni yeminini bozsa kefaret ödemesi gerekmez.)» Tahric bilgisi ve AÇIKLAMA 2106’da
It was narrated from Ibn 'Umar that the Messenger of Allah (ﷺ) said:"Whoever swears an oath and says In sha' Allah, if he wishes he may go ahead and if he wishes he may not, without having broken his oath
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ الزُّهْرِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، رِوَايَةً قَالَ " مَنْ حَلَفَ وَاسْتَثْنَى فَلَمْ يَحْنَثْ " .
(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Yemin edip de (yemininde) inşâallah diyen bir kimse (yeminini bozduğunda) günah işlemiş olmayacaktır. (Yâni kefaret ödemesi gerekmez) AÇIKLAMA ve
It was narrated from Ibn 'Umar:"Whoever swears an oath and says In sha' Allah, will never break his oath
Tahric: Ebu Hureyre (r.a.)'ın hadisini Tirmizi de rivayet etmiştir. Oradaki rivayette; ...... cümlesi yerine: "(yeminini bozmakla) günaha girmiş olmaz» cümlesi kullanılmıştır. Her iki ifadeden çıkan sonuç aynıdır: Yani bir adam yemin ederken inşaaIlah. sözünü kullanırsa onun yemini oluşmuş bir yemin sayılmaz. Çünkü yeminini Allah'ın dilemesine bağlamıştır. Allah'ın dilemesi şartının tahakkuk etmesi ise bizce meçhuldür. Yemin oluşmayınca, onu bozmak da söz konusu edilemez. Yani yeminine muhalefet etmesi günah sayılmaz ve muhalefet ettiği takdirde kefaret ödemesi gerekmez. İbn-i Ömer (r.a.)'ın hadisini Tirmizi. Ebu Davud ve Nesai de rivayet etmişlerdir. Müslim ise bunu mevkuf olarak yani İbn-i Ömer'in sözü olarak rivayet etmiştir. Dikkat edildi ise müellifimiz bu hadisi iki sened ile rivayet etmiştir. İlk sened merfudur. Yani Peygamber (s.a.v.)'e ulaştırılmıştır. İkinci sened (2106 nolu) ise İbn-i Ömer'e ulaşmıştır. Onun eseri ve sözüdür. İbn-i Ömer (r.a.)'ın hadisi de aynı hükmü ifade eder. Yeminde istisna edilince, yani inşaaIlah denilince o yemin oluşmuş sayılmaz ve dolayısıyla, ona muhalefet etmek sakıncalı değildir, kefaret gerektirmez. Sahih-i Müslim'de "Yeminde ve başka şeyde istisna" başlığı ile bir bab açılmış ve burada İbn-i Ömer'in eseri ile merfu başka hadisler rivayet edilmiştir. Nevevi bu hadislerin şerhinde özetle şöyle der: "Mezkur hadisten anlaşılıyor ki; bir adam yemin ederken, yemini ile beraber ve fasılasız olarak «inşaaIlah» derse, yeminini bozmakla günaha girmiş olmaz (ve kefaret ödemesi de gerekmez). Keza yemini de oluşmuş sayılmaz. Yemindeki istisnanın müteber oIması için iki şart vardır: Birinci şart; İnşaallah sözünün yemin cümlesine aralıksız olarak eklenmesidir. İkinci şart da, yemin cümlesi henüz bitmemiş iken, inşaaIlah demeye niyet etmektir. Kadı iyaz: inşaaIlah sözü yemin cümlesine fasılasız olarak eklendiği zaman, edilen yeminin oluşmuş sayılmayacağı hususunda tüm müslümanlar icma etmişlerdir. Yemin cümlesi bitip, ara verildikten sonra söylenen inşaallah sözü de bazı selef alimlerinin dediği gibi istisna sayılmış olsaydı, hiç kimse, hiç bir yeminde günaha girmiş olmazdı, kefaret ödemesi de gerekmezdi. (Çünkü yemin eden herkes yemininden bir süre sonra, yeminini bozmak istediğinde, günaha girmemek ve kefaret. ödemeye gerek bırakmamak için, bir süre önce ettiği yemine atfen "inşaaIlah" diyebilir'' demiştir. Kadı iyaz sözüne devamla: Yemin edilirken buna eklenecek inşaallah sözü ile yemin cümlesi arasında fasıla bulunmaması keyfiyeti hakkında alimler ihtila! etnıişlerdir. Yani yemin cümlesi ile inşaallah cümlesi arasında ne kadar ara ve fasıla olmaması gerekir? 1. Malik, Evzai, Şafii ve Cumhura göre yemin cümlesi ile inşaallah cümlesinin birlikte söylenmesi gerekir. İki cümle arasında susmamak icabeder. Ancak nefesin kesilmesi nedeni ile verilen ara zararsızdır. 2. Tavus, el-Hasan ve Tabiilerden bir cemaata göre, yemin eden adam oturduğu meclisten kalkmadıkça, yeminine eklemek üzere söyleyeceği inşaallah sözü istisna sayılır. 3. Katade'ye göre yemin eden adam oturduğu yerden kalkmadıkça veya konuşmadıkça istisna edebilir. 4. Said bin Cübeyr'e göre adam dört aya kadar istisna edebilir. 5. ibn-i Abbas'a göre kişi ne zaman hatırlarsa o zaman istisna edebilir. Bazı alimler: Yukardaki ilk görüşten sonraki görüşlerden maksad; inşaallah sözü mübarek bir sözdür. her konuşmada anılmalıdır, unutulduğu takdirde hatıra gelir gelmez yine denilmelidir. Bu hususta; yani inşaallah sözünün unutulması halinde, bilahare hatırlanınca söylenmesi Kehf suresinin 23. ayeti ile emredilmiştir. Bu görüş sahibIerinin maksadı yemin eden adam yemin ettikten bir süre sonra istisna ederse yani inşaallalı derse yemini çözülür ve yeminine muhalefet etmesi bir günah sayılmaz, demek değildir, demişlerdir. Şu halde yemin ettikten bir süre sonra istisna etmekle yemin çözülmez ve yemin bozdurulduğu takdirde günaha girilmiş olur, dolayısıyla kefaret ödenir." Allah Teala'ya yemin edildiğinde istisna etmenin, yani inşaallah demenin hükmü yukarda anlatılmış oldu. Nevevi bundan sonra boşama, köle veya cariyeyi azadetme ve diğer konularda istisna etmenin hükmünü şöyle anlatır; "Boşama, azadetme ve Allah'a yemin etmekten başka her hangi bir konuda istisna yapılırsa bunun hükmü hususunda alimler değişik görüşler beyan etmişlerdir. Önce bu konulara ait misaller getirelim, sonra alimlerin görüşlerini anlatalım. Mesela: Bir adam: inşaallah ..karım benden boştur, inşaallah kölem hürdür, inşaallah karım bana annemin sırtı gibidir, inşaallah Ali'nin bende bin lira alacağı vardır, Allah hastama şifa verirse inşaallah, bir ay oruç tutmak Allah için benim adağımdır, gibi bir söz söylerse, bu sözde kullandığı inşaallah cümlesi istisna sayılır mı, sayılmaz mı? Bilindiği gibi istisna sayılırsa o yemin oluşmuş sayılmaz. İstisna sayılmaz ise yemin oluşmuş olur. 1. Şafii, Kufe alimleri, Ebu Sevr ve başkalarının mezhebine göre Allah adına yapılan yeminde istisna müteber ve geçerli olduğu gibi diğer şeylerde de istisna muteber ve geçerlidir. Bu itibarla boşama, köle - cariye azad etme, zihar, adak, ikrar vesair işlerde inşaallah cümlesi kullanıldığı zaman bu akidlerin hiç birisi oluşmuş olmaz. Bu görüşü bir örnekle aydınlatalım: Bir adam karısına: Sen inşaallah benden boşsun, derse bu sözle karısı boşanmış olmaz. Azadetme. zihar. adak ve diğer meseleler de böyledir. 2. Malik ve Evzai'ye göre inşaallah sözü ile yapılan istisna ancak Allah'a yapılan yeminlerde geçerlidir. Bunun dışındaki işlerde geçerli değildir. Bu görüşe göre bir adam karısına: Sen inşaallah benden boşsun, derse karısı boşanmış olur. Diğer mes'eleler de bunun gibidir. Peygamber (s.a.v.) anılan hadiste «Eğer kişi inşaallah derse» buyurmuştur. Şu halde sözü edilen istisnanın dille söylenmesi gereklidir. Sadece kalb ile istisnaya niyet etmek kafi değildir. Ebu Hanife. Şafii, Malik, Ahmed ve bütün alimler böyle demişlerdir. Ancak bazı Maliki alimler istisnaya kalben niyet etmenin kafi olduğunu söylemişlerdir