1.802 hadis bulundu · sayfa 81/91
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " صَلاَةٌ فِي مَسْجِدِي هَذَا أَفْضَلُ مِنْ أَلْفِ صَلاَةٍ فِيمَا سِوَاهُ مِنَ الْمَسَاجِدِ إِلاَّ الْمَسْجِدَ الْحَرَامَ " .
Abdullah bin Ömer (r.a.)'dan. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: «Benim (Medine'deki) bu mescidimde kılınan bir namaz, (Mekke'deki) Mescidi Haram müstesna başka mescidlerde kılınan bin namazdan hayırlıdır.»
It was narrated from Ibn ‘Umar that the Prophet (ﷺ) said:“One prayer in this mosque of mine is better than one thousand prayers in any other mosque except the Sacred Mosque.”
Diğer tahric: Müslim ve Nesai
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُصَفَّى الْحِمْصِيُّ، حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ بْنُ الْوَلِيدِ، عَنْ مُبَشِّرِ بْنِ عُبَيْدٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لِيُغَسِّلْ مَوْتَاكُمُ الْمَأْمُونُونَ " .
Abdullah bin Ömer (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Ölülerinizi güvendiğiniz kimseler yıkasın.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir; Bunun senedinde bulunan Ravi Bakiyye tedlisçidir. Ve bunu an'ane ile rivayet etmiştir. Diğer ravi Mübaşşir bin Ubeyd hakkında Ahmed: Onun hadisleri yalan ve mevdu hadislerdir, demiştir. Buhari de: Hadisleri münkerdir, demiş; Darekutni de; 0, uydurma hadis rivayet eder, yalan söyler, demiştir
It was narrated from ‘Abdullah bin ‘Umar that the Messenger of Allah (ﷺ) said:‘Let the honest wash your dead.”
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ خَلَفٍ الْعَسْقَلاَنِيُّ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ أَبِي سَلَمَةَ، قَالَ هَذَا مَا سَمِعْتُ مِنْ أَبِي مُعَيْدٍ، حَفْصِ بْنِ غَيْلاَنَ عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ مُوسَى، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ كُفِّنَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي ثَلاَثِ رِيَاطٍ بِيضٍ سَحُولِيَّةٍ .
Abdullah bin Ömer (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Sehuliyye (denilen) üç parça beyaz ve ince bez içinde kefenlenmiştir. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bu hadisin aslı Buhari ve Müslim'de Aişe (r.anha) ve İbn-i Abbas (r.a.)'dan rivayet olunmuş olarak vardır. İbn-i Ömer {r.a.)'ın hadisinin senedi hasendir. Çünkü ravilerinden Süleyman bin Musa ve Hafs bin Ğaylan, hıfz, zapt ve itkan ehlinin derecesinden aşağıdır
It was narrated that ‘Abdullah bin ‘Umar said:“The Messenger of Allah (ﷺ) was shrouded in three thin white Suhuli cloths.”
حَدَّثَنَا أَبُو بِشْرٍ، بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ لَمَّا تُوُفِّيَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أُبَىٍّ جَاءَ ابْنُهُ إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَعْطِنِي قَمِيصَكَ أُكَفِّنْهُ فِيهِ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " آذِنُونِي بِهِ " . فَلَمَّا أَرَادَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنْ يُصَلِّيَ عَلَيْهِ قَالَ لَهُ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ مَا ذَاكَ لَكَ . فَصَلَّى عَلَيْهِ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " أَنَا بَيْنَ خِيرَتَيْنِ {اسْتَغْفِرْ لَهُمْ أَوْ لاَ تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ } " . فَأَنْزَلَ اللَّهُ سُبْحَانَهُ {وَلاَ تُصَلِّ عَلَى أَحَدٍ مِنْهُمْ مَاتَ أَبَدًا وَلاَ تَقُمْ عَلَى قَبْرِهِ} .
İbn-i Ömer (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Abdullah bin Ubeyy öldüğü zaman oğlu (Abdullah) (r.a.) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: Ya Resulallah! (Mübarek) gömleğini bana ver. Babamı onunla kefenleyim, dedi (Efendimiz gömleğini verdi). Sonra Resulallah tSallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Cenaze hazırlanınca bana haber veriniz (namazını kılayım.) Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Onun cenaze namazını kılmak isteyince Ömer bin el-Hattab (r.a.), efendimize (anladığımız kadarıyla): Bunun namazını kılmaman gerekir, dedi. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazını kıldı. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ömer (r.a.)'e: «Ben şu iki şey arasında muhayyerim: (Allah Teala buyurmuş ki:) Münafıklara sen ister istiğfar et, ister istiğfar etme.» [Tevbe 80] buyurdu. Bunun üzerine Allah Sübhaneh: «O münafıklardan ölenlerin hiç birisinin üzerinde namaz kılma. Mezarı üstünde de durma.» [Tevbe 84-85] ayetini indirdi.
It was narrated that Ibn ‘Umar said:“When ‘Abdullah bin Ubayy died, his son came to the Prophet (ﷺ) and said: ‘O Messenger of Allah, give me your shirt so that I may shroud him in it.’ The Messenger of Allah (ﷺ) said: ‘Notify me when he is ready (i.e., when he has been washed and shrouded).’ When the Prophet (ﷺ) wanted to offer the funeral prayer for him: ‘You should not do that.’ The Prophet (ﷺ) offered the funeral prayer for him, and the Prophet (ﷺ) said to him: ‘I have been given two choices: “...ask forgiveness for them (hypocrites) or ask not forgiveness for them...’” [9:80] Then Allah revealed: ‘And never pray (the funeral prayer) for any of them (hypocrites) who dies, nor stand at his grave.’” [9:]
Diğer tahric: Buhari, Müslim ve Nesai AÇIKLAMA 1524’te
حَدَّثَنَا سَهْلُ بْنُ أَبِي سَهْلٍ، حَدَّثَنَا مَكِّيُّ بْنُ إِبْرَاهِيمَ أَبُو السَّكَنِ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ صَلَّى عَلَى النَّجَاشِيِّ فَكَبَّرَ أَرْبَعًا .
İbn-i Ömer (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Necaşi (r.a.) üzerinde (ğıyabi) cenaze namazı kıldı da (namazda) dört tekbir aldı. Not: İsnadının sahih ve ricalinin sika oldukları Zevaid'de bildirilmiştir
It was narrated from Ibn ‘Umar that the Prophet (ﷺ) offered the funeral prayer for Najashi and said four Takbir
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، حَدَّثَنَا لَيْثُ بْنُ أَبِي سُلَيْمٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، حَدَّثَنَا الْحَجَّاجُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا أُدْخِلَ الْمَيِّتُ الْقَبْرَ قَالَ " بِسْمِ اللَّهِ وَعَلَى مِلَّةِ رَسُولِ اللَّهِ " . وَقَالَ أَبُو خَالِدٍ مَرَّةً إِذَا وُضِعَ الْمَيِّتُ فِي لَحْدِهِ قَالَ " بِسْمِ اللَّهِ وَعَلَى سُنَّةِ رَسُولِ اللَّهِ " . وَقَالَ هِشَامٌ فِي حَدِيثِهِ " بِسْمِ اللَّهِ وَفِي سَبِيلِ اللَّهِ وَعَلَى مِلَّةِ رَسُولِ اللَّهِ " .
Abdullah bin Ömer (r.a.)'den: şöyle demiştir: Ölü kabre dahil edildiği zaman Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) بسم اللَّه. وعلى ملة رسول اللَّه buyururdu. Ravi Ebu Halid bir defa demiştir ki: İbn-i Ömer (r.a.) şöyle demiştir: Ölü kabrine indirildiği zaman Efendimiz: بسم اللَّه. وعلى سنة رسول اللَّه buyurdu. Ravi Hişam kendi hadisinde: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in şu kelimeleri buyurduğunu söylemiştir: بسم اللَّه. وفي سبيل الله. وعلى ملة رسول اللَّه
It was narrated that Ibn ‘Umar said:“When the deceased was placed in the grave, the Prophet (ﷺ) would say: ‘Bismillah, wa ‘ala millati rasul-illah (In the Name of Allah and according to the religion of the Messenger of Allah).’” Abu Khalid said on one occasion, when the deceased was placed in the grave: “Bismillah wa ‘ala sunnati rasul- illah (In the Name of Allah and according to the Sunnah of the Messenger of Allah).” Hisham said in his narration: “Bismillah, wa fi sabil-illah, wa ‘ala millati rasul-illah (In the Name of Allah, for the sake of Allah and according to the religion of the Messenger of Allah).”
Diğer tahric: Bu hadisi Ahmed, Ebu Davud ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، أَنْبَأَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ أَبِي يَحْيَى، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ: نَهَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنْ تُتْبَعَ جِنَازَةٌ مَعَهَا رَانَّةٌ .
Abdullah bin Ömer (r.a.)'dan şöyle demiştir: Beraberinde yüksek sesle ağlayan kadın bulunan bir cenazeyi takib etmeyi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yasaklamıştır. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde Ebu Yahya el-Kattat el-Kufi Zazan vardır. Adının Dinar olduğu da söylenmiştir. İmam Ahmed: İsrail, ondan cidden münker olan bir çok hadis rivayet etmiş, demiştir. İbn-i Main de: Onun hadisinde zaaf var, demiştir. Yakub bin Süfyan ve el-Bezzar da: Onda beis yok, demişlerdir
It was narrated that Ibn ‘Umar said:“The Messenger of Allah (ﷺ) forbade following a funeral that was accompanied by a wailing woman.”
حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ سَعِيدٍ الْمِصْرِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَنْبَأَنَا أُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مَرَّ بِنِسَاءِ عَبْدِ الأَشْهَلِ يَبْكِينَ هَلْكَاهُنَّ يَوْمَ أُحُدٍ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لَكِنَّ حَمْزَةَ لاَ بَوَاكِيَ لَهُ " . فَجَاءَ نِسَاءُ الأَنْصَارِ يَبْكِينَ حَمْزَةَ فَاسْتَيْقَظَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ " وَيْحَهُنَّ مَا انْقَلَبْنَ بَعْدُ؟ مُرُوهُنَّ فَلْيَنْقَلِبْنَ وَلاَ يَبْكِينَ عَلَى هَالِكٍ بَعْدَ الْيَوْمِ " .
İbn-i Ömer (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Abdu'l-Eşhel kadınları Uhud günündeki şehidleri için ağlarlarken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onların yakınından geçti ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Lakin hamza için ağlayıcı kadınlar yoktur.» buyurdu. Sonra Ensar'ın kadınları gelip Hamza (r.a.) için ağlamaya başladılar. Bir süre sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uyandı ve: «Yazık o kadınlara. Hala evlerine dönmemişler (mi?) Onlara emredin. Gitsinler ve bu günden sonra ölen kimse üzerinde ağlamasınlar. » buyurdu. Not: Sindi şöyle demiştir: Zevaid sahibinin, bu hadisi kitabına koyması, hadisin Zevaid türünden olmasını gerektirir. Lakin isnadının durumunu belirtmemiştir
It was narrated from Ibn ‘Umar that the Messenger of Allah (ﷺ) passed by some women of ‘Abdul-Ashhal who were weeping for their slain on the Day of Uhud. The Messenger of Allah (ﷺ) said:“But there is no one to weep for Hamzah.” So the women of Ansar started to weep for Hamzah. The Messenger of Allah (ﷺ) woke up and said, ‘Woe to them, have they not gone home yet? Tell them to go home and not to weep for anyone who dies after this day.’”
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ كُنَّا نَتَّقِي الْكَلاَمَ وَالاِنْبِسَاطَ إِلَى نِسَائِنَا عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مَخَافَةَ أَنْ يُنْزَلَ فِينَا الْقُرْآنُ فَلَمَّا مَاتَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ تَكَلَّمْنَا .
Abdullah bin Ömer (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayatta iken hakkımızda Kur'an (ayeti)'nin indirileceği korkusuyla biz, hanımlarımıza açılmaktan ve konuşmaktan sakınırdık. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vefat edince (onlarla serbestçe) konuştuk. Not: Zevaid'de şöyle denmiştir: Bunun isnadı Müslim'in şartı üzerine sahihtir. Ancak el-Hasan ile Ubey bin Ka'b (r.a.)'ın arasında inkıta (kopukluk) vardır. Bunlar arasına Yahya bin Damre girer. AÇIKLAMA 1633’te
It was narrated that Ibn ‘Umar said:“We used to be guarded in our speech even with our wives at the time of the Messenger of Allah (ﷺ), fearing that Qur’an may be revealed amongst us, but when the Messenger of Allah (ﷺ) died, we began to speak freely.”
حَدَّثَنَا أَبُو مَرْوَانَ، مُحَمَّدُ بْنُ عُثْمَانَ الْعُثْمَانِيُّ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا رَأَيْتُمُ الْهِلاَلَ فَصُومُوا وَإِذَا رَأَيْتُمُوهُ فَأَفْطِرُوا . فَإِنْ غُمَّ عَلَيْكُمْ فَاقْدُرُوا لَهُ " . وَكَانَ ابْنُ عُمَرَ يَصُومُ قَبْلَ الْهِلاَلِ بِيَوْمٍ .
Abdullah bin Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Ramazan hilalini gördüğünüz zaman oruç tutunuz ve Şevval hilalini gördüğünüz zaman iftar ediniz (bayram yapınız.) Eğer bulut (veya toz) hilali görmenize engel olursa Ramazan hilali için (otuz günü doldurmayı) takdir ve hesap ediniz. (Ramazan'ı otuz güne doldurarak bayram ediniz.)» İbn-i Ömer (r.a.) (hava bulutlu olduğunda) Ramazan hilalinden bir gün önce oruç tutardı.
It was narrated from Ibn ‘Umar that the Messenger of Allah (ﷺ) said:‘When you see the new crescent, fast, and when you see it, stop fasting. If it is cloudy then calculate it (as thirty days).” Ibn ‘Umar used to fast one day before the new crescent was seen
Diğer tahric: Buhari, Müslim, Ebu Davud, Malik,Ahmed, Darekutni, Nesai ve Darimi de rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA 1655’te
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُصَفَّى الْحِمْصِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَرْبٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لَيْسَ مِنَ الْبِرِّ الصِّيَامُ فِي السَّفَرِ " .
İbn-i Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sjiiyle buyurdu, demiştir: «Yolculukta oruç tutmak birr (matlub ibadet) den değildir.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: İbn-i Ömer (r.a.)'in hadisinin senedi sahihtir, Çünkü ravi Muhammed bin el-Musaffa'yı İbn-i Hibban sikalar arasında zikretmiş; Mesleme ve el-Kaşif'te Zehebi Onu sika saymışlar; Ebu Hatim: 0, çok sadıktır, demiş; Nesai de: °salihtir, demiştir, İsnadın kalan ricali, Buhari ve Müslim'in şartı üzerinedirler. İbn-i Ömer (r.a.)'in hadisi Zevaid türündendir. Tahavi de bunu rivayet etmiştir, Buhari, Müslim, Ebu Davud, Darimi, Beyhaki ve Nesai bunun bir benzerini Cabir bin Abdillah (r.a.)'den rivayet etmişlerdir
It was narrated from Ibn ‘Umar that the Messenger of Allah (ﷺ) said:"It is not an act of righteousness to fast while traveling
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ ذُكِرَ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَوْمُ عَاشُورَاءَ فَقَالَ: رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " كَانَ يَوْمًا يَصُومُهُ أَهْلُ الْجَاهِلِيَّةِ. فَمَنْ أَحَبَّ مِنْكُمْ أَنْ يَصُومَهُ فَلْيَصُمْهُ، وَمَنْ كَرِهَهُ فَلْيَدَعْهُ " .
Abdullah bin Ömer (bin el-Hattab) (r.a.)'rian: Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanında Aşure gününden bahsedildi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Aşure günü, cahiliyyet ehlinin oruç tuttuğu bir gündür. Artık sizden o gün oruç tutmak isteyen tutsun ve o gün oruç tutmak istemiyen de o günün orucunu terketsin.»
It was narrated from ‘Abdullah bin ‘Umar that the Day of ‘Ashura’ was mentioned in the presence of the Messenger of Allah (ﷺ). The Messenger of Allah (ﷺ) said:“That was a day when the people of the Ignorance used to fast. So whoever among you wants to fast may do so, and whoever does not want to may leave it.”
Diğer tahric: Müslim, Ebu Davud, Tahavi ve İbn-i Huzeyme de bunu benzer lafızlarla rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا جُبَارَةُ بْنُ الْمُغَلِّسِ، حَدَّثَنَا مِنْدَلُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ صُهْبَانَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ لاَ يَغْدُو يَوْمَ الْفِطْرِ حَتَّى يُغَدِّيَ أَصْحَابَهُ مِنْ صَدَقَةِ الْفِطْرِ .
İbn-i Ömer (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ashabına fıtır sadakasından yedirmedikçe Ramazan bayramı günü (bayram namazına) çıkmazdı. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi zayıftır. Zayıf raviler peşpeşe gelmişlerdir. Çünkü Ömer bin Sahban ve ondan aşağı olanların hepsi zayıftır
It was narrated that Ibn ‘Umar said:“The Prophet (ﷺ) would not go out on the Day of Fitr until he had had given his Companions some of the charity of Fitr to eat.”
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْثَرٌ، عَنْ أَشْعَثَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ مَاتَ وَعَلَيْهِ صِيَامُ شَهْرٍ فَلْيُطْعَمْ عَنْهُ مَكَانَ كُلِّ يَوْمٍ مِسْكِينٌ " .
İbn-i Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Kim ki üzerinde bir ayın oruç (borc)u varken ölürse, ondan bedel olarak her gün yerine bir yoksula (yemek) yedirilsin.» Not: EI-Mlzzi el-Etraf'ta: Müellifin; «Muhammed bin Sirin'den» sözü bir vehimdir. ÇUnkü Tirmizi bunu rivayet etmiş de Muhammed'in kimin oğlu olduğunu belirtmemiş, sonra: Bence bu zat, Muhammed bin Abdirrahman bin Ebi Leyla'dır, demiştir, diye bilgi vermiştir. Tirmizi bu hadisi tahric ettikten sonra: Biz bu hadisi merfu' olarak yalnız bu yoldan tanırız. Sıhhatli olan durum. bunun mevkuf olmasıdır, demiştir.
It was narrated from Ibn ‘Umar that the Messenger of Allah (ﷺ) said:‘Whoever dies owing the fasts of a month, one poor person should be fed on his behalf for each day.”
Diğer tahric: Tirmizi. AÇIKLAMA 1759’da
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَنْبَأَنَا يُونُسُ، أَنَّ نَافِعًا، حَدَّثَهُ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَعْتَكِفُ الْعَشْرَ الأَوَاخِرَ مِنْ رَمَضَانَ . قَالَ نَافِعٌ وَقَدْ أَرَانِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ الْمَكَانَ الَّذِي كَانَ يَعْتَكِفُ فِيهِ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ .
Abdullah bin Ömer (r.a.)'dan: Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ramazan'ın son on gecesi itikaf ederdi. (Ravi) Nafi' demiştir ki: Abdullah bin Ömer (r.a.) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in itikaf ettiği (Mesciddeki yeri bana gösterdi.
It was narrated from ‘Abdullah bin ‘Umar that:The Messenger of Allah (ﷺ) used to spend the last ten days of Ramadan in I’tikaf. Nafi' said: " Abdullah bin 'Umar showed me the place where the Messenger of Allah (ﷺ) used to observe I'tikaf
Diğer tahric. Müslim, Ebu Davud ve Beyhaki de bunu rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA 1774’te)
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا نُعَيْمُ بْنُ حَمَّادٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ عِيسَى بْنِ عُمَرَ بْنِ مُوسَى، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنَّهُ كَانَ إِذَا اعْتَكَفَ طُرِحَ لَهُ فِرَاشُهُ - أَوْ يُوضَعُ لَهُ سَرِيرُهُ وَرَاءَ أُصْطُوَانَةِ التَّوْبَةِ .
(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) itikaf edeceği zaman Onun yaygısı (Mescid'deki) tevbe sütununun arkasına atılırdı veya yatağı oraya koyulurdu. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun isnadı sahih ve ricali sika zatlardır
It was narrated from Ibn ‘Umar that:When the Prophet (ﷺ) observed I’tikaf, his bedding would be spread for him, or his bed would be placed there for him, behind the Pillar of Repentance
حَدَّثَنَا بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، قَالاَ حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، أَنْبَأَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ وَاقِدٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، وَعَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَأْخُذُ مِنْ كُلِّ عِشْرِينَ دِينَارًا فَصَاعِدًا نِصْفَ دِينَارٍ وَمِنَ الأَرْبَعِينَ دِينَارًا دِينَارًا .
(Abdullah) bin Ömer ve Aişe (r.anhuma)'den; Şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) her yirmi dinardan ve bundan fazla meblağdan yarım dinar ve kırk dinardan bir dinar (zekat) alırdı. Not: Ravi İbrahim bin İsmail zayıf olduğu için bunun isnadının zayıf olduğu Zevaid'de bildirilmiştir
Ibn 'Umar and 'Aishah narrated that:that from every twenty Dinar or more. The Prophet used to take half a Dinar and from forty Dinar, one Dinar
حَدَّثَنَا أَبُو بَدْرٍ، عَبَّادُ بْنُ الْوَلِيدِ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْفَضْلِ، حَدَّثَنَا ابْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " تُؤْخَذُ صَدَقَاتُ الْمُسْلِمِينَ عَلَى مِيَاهِهِمْ " .
(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'daan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Müslümanların zekatları (hayvan sürülerini suladıkları) suları üzerinde alınır.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Seneddeki ravi Usame bin Zeyd'in zayıflığı üzerinde alimler ittifak etmişlerdir. Bazıları bunun Usame bin Zeyd bin Eslem olduğunu söylemişlerdir
Ibn Umar narrated that:the Messenger of Allah said: “The Sadaqah of Muslims should be taken at their watering places.”
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عُثْمَانَ بْنِ حَكِيمٍ الأَوْدِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ السَّلاَمِ بْنُ حَرْبٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هِنْدٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " فِي أَرْبَعِينَ شَاةً شَاةٌ إِلَى عِشْرِينَ وَمِائَةٍ فَإِذَا زَادَتْ وَاحِدَةً فَفِيهَا شَاتَانِ إِلَى مِائَتَيْنِ فَإِذَا زَادَتْ وَاحِدَةً فَفِيهَا ثَلاَثُ شِيَاهٍ إِلَى ثَلاَثِمِائَةٍ فَإِذَا زَادَتْ فَفِي كُلِّ مِائَةٍ شَاةٌ لاَ يُفَرَّقُ بَيْنَ مُجْتَمِعٍ وَلاَ يُجْمَعُ بَيْنَ مُتَفَرِّقٍ خَشْيَةَ الصَّدَقَةِ وَكُلُّ خَلِيطَيْنِ يَتَرَاجَعَانِ بِالسَّوِيَّةِ وَلَيْسَ لِلْمُصَدِّقِ هَرِمَةٌ وَلاَ ذَاتُ عَوَارٍ وَلاَ تَيْسٌ إِلاَّ أَنْ يَشَاءَ الْمُصَّدِّقُ " .
(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Seilem) şöyle buyurmuştur: «Koyun ve keçi zekatı kırk tanede, yüz yirmiye kadar bir şattır. Bir tane fazlalaşınca, ikiyüze kadar iki şattır. Eğer bir tane fazlalaşırsa artık üçyüze kadar zekatı üç şattır. Eğer daha da fazlalaşırsa artık beher yüz tanede bir şat zekat olur. Zekat (artar veya eksilir) korkusuyla toplu mal dağıtılmaz ve dağınık mal toplatılmaz. Her iki halit (= ortak veya mallarını başkasının malına karıştıran) verdiği zekattan arkadaşına düşen hisse karşılığını ondan alır. Zekat memuru (ne) malın yaşlısını (ne) ayıplısını (ne de koç ve teke gibi) döl hayvanını zekat olarak alamaz. Ancak mal sahibi dilediği zaman zekat memuru döl hayvanı alabilir.»
Ibn Umar narrated that:the Messenger of Allah said: “For forty sheep, one sheep up to one hundred and twenty. If there is one more. Then two sheep, up to two hundred. If there is one more, then three sheep, up to three hundred. If there are more than that, then for every hundred one sheep. Do not separate combined flock and do not combine separate flocks for fear of Sadaqah. Each partner (who has a share in the flock) should pay in proportion to his shares. And the Zakat collector should not accept any decrepit or defective animal, nor any male goat, unless he wishes to.”
Diğer tahric: Bunu Ahmed. Tirmizi ve Ebu Davud tarafından da rivayet edilmiştir
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ الْمِصْرِيُّ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَمَرَ بِزَكَاةِ الْفِطْرِ صَاعًا مِنْ تَمْرٍ أَوْ صَاعًا مِنْ شَعِيرٍ . قَالَ عَبْدُ اللَّهِ فَجَعَلَ النَّاسُ عِدْلَهُ مُدَّيْنِ مِنْ حِنْطَةٍ .
(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) fıtır zekatını bir sa' kuru hurma veya bir sa' arpa olarak emir buyurdu. Abdullah (bin Ömer) demiştir ki :. Sonra halk iki müd buğdayı buna muadil eyledi. AÇIKLAMA VE TAHRİC BİLGİSİ 1826’da
Ibn Umar narrated that:the Messenger of Allah enjoined Zakatul-Fitr, one Sa of dates or one Sa of barley.Abdullah said: The people made two Mudd (equal to half of a Sa) of wheat as its equivalent