deneme

Abdullah b. Ömer Rivayetleri

1.802 hadis bulundu · sayfa 20/91

Sahîh-i Buhârî No. 5772 Sahih

حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عُفَيْرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي سَالِمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، وَحَمْزَةُ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ عَدْوَى، وَلاَ طِيَرَةَ، إِنَّمَا الشُّؤْمُ فِي ثَلاَثٍ فِي الْفَرَسِ، وَالْمَرْأَةِ، وَالدَّارِ ‏"‏‏.‏

Abdullah b. Ömer r.a.'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Hastalığın bulaşması yoktur, uğursuzluk yoktur. Uğursuzluk ancak üç şeydedir: Atta, kadında ve evde

Narrated `Abdullah bin `Umar:Allah's Messenger (ﷺ) said, "there is neither 'Adwa nor Tiyara, and an evil omen is only in three: a horse, a woman and a house

Sahîh-i Buhârî No. 5783 Sahih

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، وَزَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، يُخْبِرُونَهُ عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يَنْظُرُ اللَّهُ إِلَى مَنْ جَرَّ ثَوْبَهُ خُيَلاَءَ ‏"‏‏.‏

İbn Ömer r.a.'dan rivayete göre Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allah, büyüklenerek elbisesini yerde sürükleyen kimseye bakmaz" buyurmuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Azıme" vezninde "mahıle", huyela anlamındadır. Bu da tekebbür demektir. Rağıb dedi ki: Huyela, insanın kendisinde var olduğunu gördüğü bir üstünlükten meydana gelen tekebbürdür. el-Muvaffak Abdullatif el-Bağdadl de şöyle demektedir: Bu hadis, insanın kendisini güzel bir şekilde çekip çevirmesinin faziletli yanlarını bir arada ifade etmektedir. Bu hadiste dünya ve ahirette ruhun ve bedenin bütün maslahatlarının çekip çevrilmesi dile getirilmiştir. Şüphesiz her hususta israf hem bedene zararlıdır, bem de maişete zarar verir. İsraf, gereksiz telef etmeye (tüketime) götürür ve kişinin ruhuna da zarar verir. Çünkü ruh (nefs) çoğu hallerde bedene tabidir. Büyuklenmek ise nefse zarar verir. Çünkü nefis bunun sonucunda kendisini beğenir. Ahirete de zarar verir. Çünkü günah kazandırır. Dünyaya da zararlıdır. Çünkü insanlar tarafından nefret edilmeyi gerektirir

Narrated `Abdullah bin `Umar:Allah's Messenger (ﷺ) said, 'Allah will not look at the person who drags his garment (behind him) out of conceit

Sahîh-i Buhârî No. 5784 Sahih

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِيهِ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ مَنْ جَرَّ ثَوْبَهُ خُيَلاَءَ لَمْ يَنْظُرِ اللَّهُ إِلَيْهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ‏"‏‏.‏ قَالَ أَبُو بَكْرٍ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أَحَدَ شِقَّىْ إِزَارِي يَسْتَرْخِي، إِلاَّ أَنْ أَتَعَاهَدَ ذَلِكَ مِنْهُ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لَسْتَ مِمَّنْ يَصْنَعُهُ خُيَلاَءَ ‏"‏‏.‏

Salim b. Abdullah'tan, o babası (ibn-i Ömer)r.a.'dan, o Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şöyIe dediğini nakletmektedir: "Her kim elbisesini büyüklenerek yerde sürükleyecek oIursa, kıyamet gününde AlI ah ona bakmayacaktır." Bunun üzerine Ebu Bekir: Ey Allah'ın RasuIü, eğer ben izarıma sarkmasın diye dikkat etmeyecek oIursam, iki ucundan birisi gevşiyor (ve yerde sürünüyar), dedi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Sen bunu büyükIenmek için yapan kimselerden değilsin" buyurdu

Narrated `Abdullah bin `Umar:The Prophet (ﷺ) said Allah will not look, on the Day of Resurrection at the person who drags his garment (behind him) out of conceit. On that Abu Bakr said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! One side of my Izar hangs low if I do not take care of it." The Prophet (ﷺ) said, 'You are not one of those who do that out of conceit

Sahîh-i Buhârî No. 5790 Sahih

حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عُفَيْرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي اللَّيْثُ، قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ خَالِدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ أَبَاهُ، حَدَّثَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ بَيْنَا رَجُلٌ يَجُرُّ إِزَارَهُ، خُسِفَ بِهِ، فَهْوَ يَتَجَلَّلُ فِي الأَرْضِ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ‏"‏‏.‏ تَابَعَهُ يُونُسُ عَنِ الزُّهْرِيِّ‏.‏ وَلَمْ يَرْفَعْهُ شُعَيْبٌ عَنِ الزُّهْرِيِّ‏.‏ حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، أَخْبَرَنَا أَبِي، عَنْ عَمِّهِ، جَرِيرِ بْنِ زَيْدٍ قَالَ كُنْتُ مَعَ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ عَلَى باب دَارِهِ فَقَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، سَمِعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ‏.‏

Salim b. Abdullah'tan rivayete göre babası kendisine Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'ın şöyle buyurduğunu tahdis etmiştir: "Bir adam izarını yerde sürükleyip giderken ansızın yerin dibine geçirildi. İşte o, kıyamet gününe kadar yerin içine doğru gömülüp gidiyor

Narrated `Abdullah bin `Umar:Allah's Messenger (ﷺ) said, "While a man was dragging his Izar on the ground (behind him), suddenly Allah made him sink into the earth and he will go on sinking into it till the Day of Resurrection." Narrated Abu Huraira: that he heard the Prophet (narrating as above No)

Sahîh-i Buhârî No. 5791 Sahih

حَدَّثَنَا مَطَرُ بْنُ الْفَضْلِ، حَدَّثَنَا شَبَابَةُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ لَقِيتُ مُحَارِبَ بْنَ دِثَارٍ عَلَى فَرَسٍ وَهْوَ يَأْتِي مَكَانَهُ الَّذِي يَقْضِي فِيهِ فَسَأَلْتُهُ عَنْ هَذَا الْحَدِيثِ فَحَدَّثَنِي فَقَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنْ جَرَّ ثَوْبَهُ مَخِيلَةً، لَمْ يَنْظُرِ اللَّهُ إِلَيْهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ‏"‏‏.‏ فَقُلْتُ لِمُحَارِبٍ أَذَكَرَ إِزَارَهُ قَالَ مَا خَصَّ إِزَارًا وَلاَ قَمِيصًا‏.‏ تَابَعَهُ جَبَلَةُ بْنُ سُحَيْمٍ وَزَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ وَزَيْدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏ وَقَالَ اللَّيْثُ عَنْ نَافِعٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ مِثْلَهُ‏.‏ وَتَابَعَهُ مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ وَعُمَرُ بْنُ مُحَمَّدٍ وَقُدَامَةُ بْنُ مُوسَى عَنْ سَالِمٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنْ جَرَّ ثَوْبَهُ ‏"‏‏.‏

Şu'be'den, dedi ki: Muharib b. Disar ile bir atın üzerinde olduğu halde karşılaştım. Hakimlik yaptığı yerine doğru gidiyordu. Ona bu hadisi sordum. Bana tahdis ederek dedi ki: Ben Abdullah b. Ömer r.a.'ı şöyle derken dinledim: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kim büyüklenerek elbisesini yerde sürüklerse kıyamet gününde Allah ona bakmayacaktır." Ben 'Muharib'e: İzarını söz konusu etti mi, diye sordum. Muharib: Özel olarak ne izar, ne kamis söz konusu etti, dedi. Ayrıca Salim'den, o İbn Ömer'den, onun Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den: "Kim elbisesini büyüklenerek sürüklerse ... " dediği rivayet edilmiştir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Büyüklenerek elbisesini yerdesürükleyen kimse." Büyüklenmek sebebiyle elbisesini yerde sürükleyen kimse, demektir. "Allah ona bakmaz." Ona merhamet etmez, demektir. Bakmak, yüce Allah'a izafe edildiği vakit mecaz olur. Yaratılmışa izafe edildiğinde ise kinaye olur. Maksad: Allah ona rahmet nazarıyla bakmama ihtimalinin bulunduğudur. Hocamız Tirmizi Şerhi'nde şunları söylemektedir: Burada, bakma esnasında söz konusu olan hali ifade etmektedir. Çünkü bir kimse mütevazi olana bakarsa, ona merhamet eder. Büyüklük taslayana bakarsa ona gazap eder. O halde rahmet ve gazap, bakmak dolayısıyla söz konusu olan sonuçlardır. Bakmayı rahmet ya da gazap olarak yorumlayanların bu açıklamalarını Taberanı'nin rivayet ettiği hadis de desteklemektedir. Bu hadisin aslı Ebu Davud'da, Ebu Curey yoluyla rivayet edilmiştir: "Sizden öncekilerden bir adam bir burde giyindi ve onunla büyüklenerek, çalımlı çalımlı yürüdü. Allah ona baktı vegazap etti; arza emretti, bunun Üzerine arz da onu içine ald!." "Men: Kimse" sözü geçen tehditte, o özel fiile karşılık erkekleri de, kadınları da kapsamına. alır. Ümmü Seleme radıyallahu an ha bu anlamı çıkarmış idI. Nesai ve sahih olduğunu belirterek Tirmizi, Eyyub yoluyla Nafi'den, o İbn Ömer'den muttasıl olarak birinci babda zikredilen hadis ile birlikte şunları da söylemektedir: "Bunun üzerine Ümmü Seleme dedi ki: Peki kadınlar elbiselerinin eteklerini ne yapsın? Allah Rasulü: Bir karış sarkıtırlar, buyurdu. Ümmü Seleme: O takdirde ayakları açılır, dedi. Allah Rasulü: Elbiselerini bir arşın sarkıtırlar ve daha fazlasını sarkı tm azı ar, buyurdu." Lafız Tirmizi'ye aittir. Nevevi dedi ki: Hadislerin büyüklenerek sürüklemek kaydı ile zikredilmiş olmalarının zahiri ifadeleri, haram kılmanın sadece büyüklenme haline özel olmasını gerektirir. Ancak ona şöylece itiraz edilmiştir: Eğer durum böyle olsaydı, Üm mü Seleme'nin elbiselerini yerde sürüklemelerine dair kadınların hükmünü sormasının bir anlamı olmazdı. Aksine Ümmü Seleme, büyüklenerek olsun olmasın elbiseleri uzatıp yerde sürüklemenin yasaklandığını anlamış, bundan dolayı bu hususta avretlerini setretmek için elbiselerini sarkıtma ihtiyaçları dolayısı ile kadınların hükmünü sormuştur. Çünkü kadının bütün ayağı avrettir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de Ümmü Seleme'ye bu hususta onların hüküm itibariyle sadece bu mana çerçevesinde erkeklerin hükmü dışında olduklarını beyan etmiştir. İyad, bu hususta yasağın, kadınlar dışında erkekler hakkında söz konusu olduğunun icma' ile kabul edildiğini nakletmektedir. Onun kastettiği yasak, elbiseleri sarkıtmanın yasaklandığıdır. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Ümmü Seleme'nin o anlayışını takrir etmiş (doğru kabul etmiş)tir. Ancak ona, bu işin hükmü özelleştirilmiş umumi bir hüküm olduğunu beyan etmiştir. Çünkü verdiği cevabında elbise sarkıtmak bakımından erkekler ve kadınlar arasında fark olduğunu beyan etmiştir. Aynı şekilde kadınların daha fazlasını uzatmalarının yasak olduğu miktarı da erkekler hakkındaki miktarı açıkladığı gibi açıklamıştır. Hu/asa, erkeklerin iki hali söz konusudur. Biri müstehaplık halidir, o da izarın baldırların ortasına kadar gelmesidir. Cevaz hali ise topuklara kadar olmasıdır. Kadınların da aynı şekilde iki hali söz konusudur. Müstehaplık hali erkekler için caiz olan miktardan bir karış kadar uzun olmasıdır. Cevaz hali de bir arşın kadar uzatılmasıdır. Hadislerden Çıkan Sonuçlar 1- Elbisenin yerde sürüklenmesi kaydı, çoğunlukla görülen hali anlatmak içindir. 2- Azginlık ve böbürlenmek, isterse elbiselerini çemremiş olsun, yerilen bir şeydir. 3- Delillerin toplamından anlaşıldığına göre güzel elbise giymek suretiyle Allah'ın üzerindeki nimetini göstermek isteyen ve bu nimetini hatırında tutarak ona şükreden,kendisi gibi olmayan kimseyi hakir görmeyen kişiye giydiği mubah şeylerin zararı olmaz. İsterse oldukça nefis elbiseler giyinsin. Çünkü Müslim'in Sahih'inde İbn Mesud'dan şöyle dediği rivayet edilmektedir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Kalbinde kibir namına zerre ağırlığı kadar bir şey bulunan bir kimse cennete girmeyecektir. Bir adam: Ya kişi elbisesinin güzel, ayakkabısının güzelolmasını severse, diye sordu. Allah Rasulü: Şüphesiz Allah güzeldir, güzelolanı sever. Kibir denilen şey, hakka karşı gelmek ve insanları hakir görmektir, buyurdu." "Elbisesinde (hullesinde) yürürken." Hulle denilen şey, biri diğerinin üstünde giyilen iki elbisedir. İzar ve rida olduğu da••söylenmiştir. Daha meşhur olan budur. "Kendisini beğenerek." Kurtubi dedi ki: Kişinin kendisini beğenmesi (ucb), Allah'ın nimetini unutmakla beraber kendisine mükemmel nazarıyla bakmasıdır. Eğer bununla birlikte başkasını da hakir görecek olursa işte bu, yerilen kibirdir. "O kıyamete kadar içine gömülüp durur." İbn Ömer'in hadisinde: "Kıyamet gününe kadar yerin içinde gömülüp durur" şeklindedir. İbn Ffuis dedi ki: "Te celcül (gömülüp durmak)", şiddetli sarsıntı ile birlikte yerin dibine dalıp gitmek ve bir taraftan öbür tarafa itilmektir. Yani o yerde gömülüp durmaktadır. İtilerek, sarsıntı ile içine doğru inip durmaktadır, demektir. "Hüküm verdiği yerine." Çünkü Muharib, Kufe Hakimliği görevini kabul etmişti. Abdullah b. İdris el-Evdi babasından şöyle dediğini nakletmektedir: "Ben el-Hakem'i ve Hammad'ı kaza meclisinde gördüm." Simak b. Harb da dedi ki: "Cahiliye dönemi insanları arasında bir kimsede altı özellik bulundu mu onu efendi ve önder kabul ederlerdi. Hilm, akıl, cömertlik, kahramanlık, beyan ve mütevazilik. İslam geldikten sonra bunların kemale ermeleri ise, ancak afif olmakla mümkündür.İşte bütün bunlar bu adamda bir arada toplanmış bulunmaktadır." Kasttetiği kişi ise Muharib b. Disar'dır. Bu hadislerden anlaşıldığına göre; büyüklenmek maksadıyla izarı (elbiseyi) yere sarkıtıp sürümek büyük bir günahtır. Ama büyüklenmek kastı olmaksızın sarkıtmak, hadislerin zahirinden anlaşıldığına göre yine haramdır. Fakat bu hadislerde "büyüklenmek" kaydının zikredilmesi, sarkıtmanın yerilmesi ile alakalı varid olmuştur, mutlak olarak yasağı belirten hadisler de buradaki kayıtlı olan rivayete göre yorumlanır. Dolayısı ile büyüklenmekten kendisini kurtarabilmesi halinde elbiseleri uzatıp yerde sürüklemek haram olmaz. İbn Abdilberr dedi ki: Hadisin mefhumundan anlaşıldığına göre, büyüklenmek kastı olmaksızın elbisenin sürüklenmesi halinde tehdit söz konusu olmaz. Ancak gömleğin ve daha başka elbiselerin yerde sürüklenmeleri, durum ne olursa olsun yeriimiş bir şeydir. Nevevi der ki: Topukların altına kadar elbiseyi sarkıtmak, büyüklenmek içindir. Eğer başka bir amaçla sarkıtılırsa o mekruhtur. Şafil de büyüklenmek için elbisenin sürüklenmesi ile başka bir amaç için sürüklenmesi arasındaki farkı böylece belirtmiştir. O der ki: Müstehap olan, izarın baldırın yarısına kadar olmasıdır. Kerahet söz konusu olmaksızın caiz olanı ise ondan aşağı topuklara kadar uzanan halidir. Topuklardan aşağı inen ise eğer büyüklenmek amacıyla yapılırsa haram olarak yasaklanmıştır. Aksi takdirde tenzihl anlamıyla yasaktır. Çünkü elbiseleri sarkıtmayı yasaklamaya dair varid olmuş hadisler mutlaktır, bunların büyüklenmek amacı ile sarkıtılmak ile kayıtlandmlmaları gerekmektedir.---Nevevi'nin sözleri burada bitti. --- İbnu'l-Arabl dedi ki: Erkeğin elbiselerini topuktan aşağıya sarkıtması ve ben bunu büyüklenmek için yapmıyorum demesi caiz değildir. Çünkü yasak, lafzı itibariyle bu hali de kapsamına alır. Hüküm itibariyle lafzın kapsamına giren bir kimsenin: Sözü geçen illet bende bulunmadığından ötürü ben bu emre uymuyorum, demesi caiz değildir. Çünkü, bu kabul edilebilecek bir iddia olamaz. Aksine onun elbisesinin eteğini uzatınası, kibirlendiğirÜn bir delilidir. (Özetle) Hulasa, elbiseyi sarkıtınak onu yerde sürüklemeyi de gerektirir. Yerde sürüklenmesi büyüklenmeyi gerektirir. İsterse giyen büyüklenmek kastını gütmesin

Narrated `Abdullah bin `Umar:Allah's Messenger (ﷺ) said, "Whoever drags his clothes (on the ground) out of pride and arrogance, Allah will not look at him on the Day of Resurrection

Sahîh-i Buhârî No. 5794 Sahih

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ رَجُلاً، قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا يَلْبَسُ الْمُحْرِمُ مِنَ الثِّيَابِ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ يَلْبَسُ الْمُحْرِمُ الْقَمِيصَ، وَلاَ السَّرَاوِيلَ، وَلاَ الْبُرْنُسَ، وَلاَ الْخُفَّيْنِ، إِلاَّ أَنْ لاَ يَجِدَ النَّعْلَيْنِ، فَلْيَلْبَسْ مَا هُوَ أَسْفَلُ مِنَ الْكَعْبَيْنِ ‏"‏‏.‏

İbn Ömer r.a.'dan rivayete göre, "Bir adam: Ey Allah'ın Rasulü! İhramlı bir kimse hangi elbiseleri giyinebilir, diye sordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: İhramlı bir kimse gömlek, donlar, bornoz, mestler giyinemez. Ancak iki nalin bulamadığı takdirde (koncu) topuklardan daha aşağıda olanları giyinsin" diye buyurdu

Narrated Ibn `Umar:A man asked, "O Allah's Apostle What kind of clothes should a Muhrim wear?" The Prophet, said, "A Muhrim should not wear a shirt, trousers a hooded cloak, or Khuffs (socks made from thick fabric or leather) unless he cannot get sandals, in which case he should cut the part (of the Khuff) that covers the ankles

Sahîh-i Buhârî No. 5796 Sahih

حَدَّثَنَا صَدَقَةُ، أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، قَالَ أَخْبَرَنِي نَافِعٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ لَمَّا تُوُفِّيَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أُبَىٍّ جَاءَ ابْنُهُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَعْطِنِي قَمِيصَكَ أُكَفِّنْهُ فِيهِ، وَصَلِّ عَلَيْهِ، وَاسْتَغْفِرْ لَهُ، فَأَعْطَاهُ قَمِيصَهُ، وَقَالَ ‏"‏ إِذَا فَرَغْتَ فَآذِنَّا ‏"‏‏.‏ فَلَمَّا فَرَغَ آذَنَهُ، فَجَاءَ لِيُصَلِّيَ عَلَيْهِ، فَجَذَبَهُ عُمَرُ فَقَالَ أَلَيْسَ قَدْ نَهَاكَ اللَّهُ أَنْ تُصَلِّيَ عَلَى الْمُنَافِقِينَ فَقَالَ ‏{‏اسْتَغْفِرْ لَهُمْ أَوْ لاَ تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ إِنْ تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ سَبْعِينَ مَرَّةً فَلَنْ يَغْفِرَ اللَّهُ لَهُمْ‏}‏‏.‏ فَنَزَلَتْ ‏{‏وَلاَ تُصَلِّ عَلَى أَحَدٍ مِنْهُمْ مَاتَ أَبَدًا‏}‏ فَتَرَكَ الصَّلاَةَ عَلَيْهِمْ‏.‏

Abdullah b. Ömer'den, dedi ki: "Abdullah b. Ubey ölünce, oğlu Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: Ey Allah'ın Rasulü, bana gömleğini ver de gömleğinle onu kefenleyeyim. Ayrıca sen de onun namazını kıl, onun için mağfiret dile, diye ricada bulundu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona kendi gömleğini verdi ve: Cenaze işlerini bitirdiğin vakit bize haber ver, dedi. Oğlu işlerini bitirince durumunu Nebi'e haber verdi. Allah Rasulü ona namaz kılmak için gelince, Ömer onu çekti ve: Allah sana münafıkların namazıarını kı Im anı yasaklayarak: "Onlar için ister mağfiret dile, ister mağfiret dileme. Onlar için yetmiş defa mağfiret dilesen de Allah yine onları kesinlikle bağışlamayacaktır."(Tevbe, 80) diye buyurmadı mı? dedi. Bunun üzerine: "Onlardan ölen hiçbir kimsenin namazını asla kılma! Kabrinin başında da durma!"(Tevbe, 80) buyruğu nazil oldu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Gömlek giyinmek ve yüce Allah'ın, Yusufun söylediğini naklettiği: "Şu gömleğimi götürün de onu babamın yüzüne sürün ... "(Yusuf, 93) buyruğu" Bununla gömlek giyinmenin -her ne kadar Araplar arasında yaygın olan giyim şekli izar ve rida ise de- sonradan çıkmış bir şeyolmadığına işaret etmek istiyor gibidir. Daha sonra bu başlık altında üç hadis zikretmektedir ki, bunların birisi İbn Ömer'in ihramlının giyebileceği elbiseler hakkındaki hadisidir. Bu hadisin yeteri kadar açıklamaları Hac bölümünde geçmiş bulunmaktadır . Hadiste "ihramlı kimse gömlek giyinemez" ifadesi yer almaktadır. Bunda da o dönemde gömleklerin varlığına delil vardır

Narrated `Abdullah bin `Umar:When `Abdullah bin Ubdi (bin Salul) died, his son came to Allah's Messenger (ﷺ) and said ' O Allah's Apostle, give me your shirt so that I may shroud my fathers body in it. And please offer a funeral prayer for him and invoke Allah for his forgiveness." The Prophet (ﷺ) gave him his shirt and said to him 'Inform us when you finish (and the funeral procession is ready) call us. When he had finished he told the Prophet (ﷺ) and the Prophet (ﷺ) proceeded to order his funeral prayers but `Umar stopped him and said, "Didn't Allah forbid you to offer the funeral prayer for the hypocrites when He said: "Whether you (O Muhammad) ask forgiveness for them or ask not forgiveness for them: (and even) if you ask forgiveness for them seventy times. Allah will not forgive them." (9.80) Then there was revealed: "And never (O Muhammad) pray for any of them that dies, nor stand at his grave." (9.34) Thenceforth the Prophet (ﷺ) did not offer funeral prayers for the hypocrites

Sahîh-i Buhârî No. 5803 Sahih

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَجُلاً، قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا يَلْبَسُ الْمُحْرِمُ مِنَ الثِّيَابِ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ تَلْبَسُوا الْقُمُصَ، وَلاَ الْعَمَائِمَ، وَلاَ السَّرَاوِيلاَتِ، وَلاَ الْبَرَانِسَ، وَلاَ الْخِفَافَ، إِلاَّ أَحَدٌ لاَ يَجِدُ النَّعْلَيْنِ، فَلْيَلْبَسْ خُفَّيْنِ، وَلْيَقْطَعْهُمَا أَسْفَلَ مِنَ الْكَعْبَيْنِ، وَلاَ تَلْبَسُوا مِنَ الثِّيَابِ شَيْئًا مَسَّهُ زَعْفَرَانٌ وَلاَ الْوَرْسُ ‏"‏‏.‏

Abdullah b. Ömer'den rivayete göre "Bir adam: Ey Allah'ın Rasulü, ihramlı olan bir kimse hangi elbiseleri giyinebilir, diye sordu. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de şöyle buyurdu: Gömlekleri, sarıkıarı, donları, bornozları ve ayakkabıları giymeyiniz. Ancak herhangi bir kimse nalın bulamazsa o takdirde ayakkabı giysin ve onları topuklarının altından kessin. Diğer taraftan zaferan ve alaçehre değmiş (boyanmış) herhangi bir elbise de giymeyiniz." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Bornozlar." Seleften bazı kimseler bornoz giymeyi mekruh görmüşlerdir. Çünkü bornoz, rahiplerin giydiği elbiselerdendi. Malikle bornoz giymek hakkında soru sorulmuş, o da: Onu giyinmekte bir sakınca yoktur. Hristiyanların giydiği elbiselerden olduğu söylenmiştir, diye cevap vermiştir. (İmam Malik): Burada (Medine'de) bornoz giyilirdi, dedi. Abdullah b. Ebi Bekr de: Kurradan bornozu olmayan hiçbir kimse yoktur, demiştir

Narrated `Abdullah bin `Umar:A man said, "O Allah's Messenger (ﷺ). What type of clothes should a Muhrim wear Allah's Messenger (ﷺ) replied, 'Do not wear shirts, turbans trousers hooded cloaks or Khuffs (socks made from thick fabric or leather); but if someone cannot get sandals, then he can wear Khuffs after cutting them short below the ankles. Do not wear clothes touched by saffon or wars (two kinds of perfumes)

Sahîh-i Buhârî No. 5806 Sahih

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، قَالَ أَخْبَرَنِي سَالِمٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يَلْبَسُ الْمُحْرِمُ الْقَمِيصَ، وَلاَ الْعِمَامَةَ، وَلاَ السَّرَاوِيلَ، وَلاَ الْبُرْنُسَ، وَلاَ ثَوْبًا مَسَّهُ زَعْفَرَانٌ، وَلاَ وَرْسٌ، وَلاَ الْخُفَّيْنِ، إِلاَّ لِمَنْ لَمْ يَجِدِ النَّعْلَيْنِ، فَإِنْ لَمْ يَجِدْهُمَا فَلْيَقْطَعْهُمَا أَسْفَلَ مِنَ الْكَعْبَيْنِ ‏"‏‏.‏

Salim'den, o babasından, Q Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "İhramlı bir kimse gömlek, sarık , sirval ve bornoz ile za'feran ve vers değmiş (bunlar ile boyanmış) bir elbise ve ayakkabı giyinemez. Ancak nalın bulamayan kimse müstesna. Eğer n' Jır; Dulamayacak olursa, ayakkabıları topuklarının altından kessin." Fethu'l-Bari Açıklaması: Sarık hakkında daha önce "büyüklenerek elbisesini yerde sürükleyen kimse" başlığının sonlarında yer alan hadis geçmiş bulunmaktadır. Amr b. el-Hureys'in rivayet ettiği hadiste de şöyle dediği nakledilmiştir: "Ben sanki Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i üzerinde bir ucunu omuzları arasına sarkıtmış olduğu siyah bir sarık bulunduğu halde görür gibiyim." Hadisi Müslim rivayet etmiştir. Rükane'den de hadisi Nebie ref' ederek: "Bizimle müşrikler arasındaki fark, sarıklardır" dediği rivayet edilmiştir. Bu hadisi Ebu Davud ve Tirmizi nakletmiştir. İbn Ömer'den rivayete göre "Resulullah sallallilhu a1eyhi ve sellem sarık sardığı takdirde sarığını omuzları arasına sarkıtırcl!." Hadisi Tirmizi rivayet etmiştir. Yine Tirmizi'de rivayet edildiğine göre İbn Ömer, el-Kasım ve Salim de böyle yaparlal'dı. Malik ise şöyle demiştir: Bu işi (sarığın bir ucunu omuzlar arasına sarkıtmayı) Amir b. Abdullah b. ez-Zubeyr'den başka yapanı görmemiştir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır

Narrated `Abdullah bin `Umar:The Prophet (ﷺ) said, "A Muhrim should not wear a shirt, a turban, trousers, hooded cloaks, a garment touched with (perfumes) of saffron or wars, or Khuffs (socks made from thick fabric or leather) except if one has no sandals in which case he should cut short the Khuffs below the ankles

Sahîh-i Buhârî No. 5841 Sahih

حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ حَدَّثَنِي جُوَيْرِيَةُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ عُمَرَ ـ رضى الله عنه ـ رَأَى حُلَّةً سِيَرَاءَ تُبَاعُ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ لَوِ ابْتَعْتَهَا، تَلْبَسُهَا لِلْوَفْدِ إِذَا أَتَوْكَ وَالْجُمُعَةِ‏.‏ قَالَ ‏"‏ إِنَّمَا يَلْبَسُ هَذِهِ مَنْ لاَ خَلاَقَ لَهُ ‏"‏‏.‏ وَأَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم بَعَثَ بَعْدَ ذَلِكَ إِلَى عُمَرَ حُلَّةَ سِيَرَاءَ حَرِيرٍ، كَسَاهَا إِيَّاهُ فَقَالَ عُمَرُ كَسَوْتَنِيهَا وَقَدْ سَمِعْتُكَ تَقُولُ فِيهَا مَا قُلْتَ فَقَالَ ‏"‏ إِنَّمَا بَعَثْتُ إِلَيْكَ لِتَبِيعَهَا أَوْ تَكْسُوَهَا ‏"‏‏.‏

Abdullah b. Ömer'den rivayete göre "Ömer r.a. satışa arz edilen yollu ipek bir elbise gördü. Ey Allah'ın Rasulü, onu satın alırsan, sana gelen heyetlere karşı ve Cuma günü giyersin, dedi. Allah Rasulü: Böyle bir elbiseyi (ahirette) bir payı olmayan kimseler giyinir, dedi. Bundan sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Ömer'e ipek yollu bir elbiseyi (hulletu siyera) hediye olarak gönderdi. Ömer bunun üzerine: Onu bana giyilsin diye mi verdin? Oysa ben senin o elbise hakkında neler söylediğini de işitmiş bulunuyorum deyince, Allah Rasulü: Ben onu sana satasın yahut başkasına giyinmesi için veresin diye gönderdim, buyurdu

Narrated `Abdullah bin `Umar:`Umar saw a silk suit being sold, so he said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! Why don't you buy it so that you may wear it when delegates come to you, and also on Fridays?" The Prophet (ﷺ) said, "This is worn only by him who has no share in the Hereafter." Afterwards the Prophet (ﷺ) sent to `Umar a silk suit suitable for wearing. `Umar said to the Prophet, "You have given it to me to wear, yet I have heard you saying about it what you said?" The Prophet (ﷺ) said, "I sent it to you so that you might either sell it or give it to somebody else to wear

Sahîh-i Buhârî No. 5847 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ نَهَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَلْبَسَ الْمُحْرِمُ ثَوْبًا مَصْبُوغًا بِوَرْسٍ أَوْ بِزَعْفَرَانٍ‏.‏

İbn Ömer r.a.'dan, dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ihramlı bir kimsenin vers (alaçehre) yahut za'feran ile boyanmış bir elbise giyinmesini nehyetmiştir. Hadis, Hac bölümünde (1542.hadiste) uzun ve şerhedilmiş olarak geçmiş bulunmaktadır

Narrated Ibn `Umar:The Prophet (ﷺ) forbade Muhrims to wear clothes dyed with Wars or saffron

Sahîh-i Buhârî No. 5852 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَلْبَسَ الْمُحْرِمُ ثَوْبًا مَصْبُوغًا بِزَعْفَرَانٍ أَوْ وَرْسٍ، وَقَالَ ‏ "‏ مَنْ لَمْ يَجِدْ نَعْلَيْنِ فَلْيَلْبَسْ خُفَّيْنِ، وَلْيَقْطَعْهُمَا أَسْفَلَ مِنَ الْكَعْبَيْنِ ‏"‏‏.‏

Abdullah b. Ömer r.a.'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ihramlı bir kimsenin zaferan yahut alaçehre ile boyanmış bir ihram giyinmesini nehyetti ve: İki nalın bulamayan bir kimse iki ayakkabı giyinsin. Ama topuktan aşağısından olmak üzere konçlarını kessin, buyurdu

Narrated Ibn `Umar:Allah's Messenger (ﷺ) forbade that a Muhrim should wear clothes dyed with Saffron or Wars, and said, "Whoever has no shoes can put on Khuffs (socks made from thick fabric or leather) after cutting it below the ankles

Sahîh-i Buhârî No. 5867 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَلْبَسُ خَاتَمًا مِنْ ذَهَبٍ فَنَبَذَهُ فَقَالَ ‏ "‏ لاَ أَلْبَسُهُ أَبَدًا ‏"‏‏.‏ فَنَبَذَ النَّاسُ خَوَاتِيمَهُمْ‏.‏

Abdullah b. Ömer r.a.'dan, dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem altından bir yüzük takınıyordu. Sonra onu attı ve: Ebediyen onu giymeyeceğim, buyurdu. Bunun üzerine insanlar da yüzüklerini attılar

Narrated Abdullah bin `Umar:Allah's Messenger (ﷺ) wore a gold ring, then he threw it and said, "I will never wear it." The people also threw their (gold) rings

Sahîh-i Buhârî No. 5873 Sahih

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ سَلاَمٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ اتَّخَذَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَاتَمًا مِنْ وَرِقٍ، وَكَانَ فِي يَدِهِ، ثُمَّ كَانَ بَعْدُ فِي يَدِ أَبِي بَكْرٍ، ثُمَّ كَانَ بَعْدُ فِي يَدِ عُمَرَ، ثُمَّ كَانَ بَعْدُ فِي يَدِ عُثْمَانَ، حَتَّى وَقَعَ بَعْدُ فِي بِئْرِ أَرِيسَ، نَقْشُهُ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ‏.‏

İbn Ömer r.a.'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gümüşten bir mühür yüzük edindi. Bu yüzük elinde idi. Daha sonra bu Ebu Bekir'in elinde yerini aldı, ondan sonra da Ömer'in elinde yerini aldı. Bundan sonra da Osman'ın elinde yerini aldı. Nihayet daha sonra Eds kuyusu na düştü. Yüzüğün nakşı: "Muhammedun Rasulullah" idi

Narrated Ibn `Umar:Allah's Messenger (ﷺ) had a silver ring made for himself and it was worn by him on his hand. Afterwards it was worn by Abu Bakr, and then by `Umar, and then by `Uthman till it fell in the Aris well. (On that ring) was engraved: 'Muhammad, the Messenger of Allah

Sahîh-i Buhârî No. 5888 Sahih

حَدَّثَنَا الْمَكِّيُّ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ حَنْظَلَةَ، عَنْ نَافِعٍ، قَالَ أَصْحَابُنَا عَنِ الْمَكِّيِّ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مِنَ الْفِطْرَةِ قَصُّ الشَّارِبِ ‏"‏‏.‏

İbn Ömer r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Bıyığı kesmek fıtrattandır" buyurmuştur. Bu Hadis 5890 numara ile de var

Narrated Ibn `Umar:The Prophet (ﷺ) said, "To get the moustaches cut 'short is characteristic of the Fitra

Sahîh-i Buhârî No. 5890 Sahih

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ أَبِي رَجَاءٍ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ سَمِعْتُ حَنْظَلَةَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مِنَ الْفِطْرَةِ حَلْقُ الْعَانَةِ، وَتَقْلِيمُ الأَظْفَارِ، وَقَصُّ الشَّارِبِ ‏"‏‏.‏

İbn Ömer r.a.'dan rivayete göre Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Etek traşı yapmak, tırnakları kesmek ve bıyığı kesmek fıtrattandır" buyurmuştur

Narrated Ibn `Umar:Allah's Messenger (ﷺ) said, "To shave the pubic hair. to clip the nails and to cut the moustaches short, are characteristics of the Fitra

Sahîh-i Buhârî No. 5893 Sahih

حَدَّثَنِي مُحَمَّدٌ، أَخْبَرَنَا عَبْدَةُ، أَخْبَرَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ انْهَكُوا الشَّوَارِبَ، وَأَعْفُوا اللِّحَى ‏"‏‏.‏

İbn Ömer r.a.'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Bıyıkları iyice kesiniz, sakalları da koyveriniz buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Sakalların koyverilmesi." İbn Dakik el-'Id dedi ki: İ'fa lafzı sebebin müsebbeb (sonuç) yerine konulması kabilinden çoğaltmak, çok bırakmak şeklindedir. Çünkü i'fa'nın gerçek anlamı terk edip bırakmaktır. Sakala ilişmeyi terk etmek, onun çoğalıp bollaşmasını gerektirir

Narrated Ibn `Umar:Allah's Messenger (ﷺ) said, "Cut the moustaches short and leave the beard (as it is)

Sahîh-i Buhârî No. 5902 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ أُرَانِي اللَّيْلَةَ عِنْدَ الْكَعْبَةِ، فَرَأَيْتُ رَجُلاً آدَمَ كَأَحْسَنِ مَا أَنْتَ رَاءٍ مِنْ أُدْمِ الرِّجَالِ، لَهُ لِمَّةٌ كَأَحْسَنِ مَا أَنْتَ رَاءٍ مِنَ اللِّمَمِ، قَدْ رَجَّلَهَا، فَهْىَ تَقْطُرُ مَاءً مُتَّكِئًا عَلَى رَجُلَيْنِ، أَوْ عَلَى عَوَاتِقِ رَجُلَيْنِ، يَطُوفُ بِالْبَيْتِ فَسَأَلْتُ مَنْ هَذَا فَقِيلَ الْمَسِيحُ ابْنُ مَرْيَمَ‏.‏ وَإِذَا أَنَا بِرَجُلٍ جَعْدٍ، قَطَطٍ، أَعْوَرِ الْعَيْنِ الْيُمْنَى كَأَنَّهَا عِنَبَةٌ طَافِيَةٌ، فَسَأَلْتُ مَنْ هَذَا فَقِيلَ الْمَسِيحُ الدَّجَّالُ ‏"‏‏.‏

Abdullah b. Ömer r.a.'dan rivayete göre Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Bu gece rüyamda kendimi Ka'be'nin yanında gördüm. Senin esmer erkekler arasında görebileceğin en güzeli gibi esmer bir adam gördüm. Bu adamın, saçlarını taramış ve saçı bol adamlardan görebildiklerinin en güzelinden bol saçı vardı. Yeni taramış olduğu saçlarından henüz su damlıyordu. İki adama yahut iki adamın omuzlarına dayanarak Ka'be'yi tavaf ediyordu. Ben: Bu kim, diye sordum. BuMeryem oğlu el-Mesih'tir, denildi. Birde saçı oldukça kıvırcık, sağ gözü patlak bir üzüm tanesi gibi fırlamış, kör olan birisini de gördüm. Bu kim, diye sordum. Bana: Mesih Deccal'dir, diye cevap verildi

Narrated `Abdullah bin `Umar:Allah's Messenger (ﷺ) said, "Today I saw myself in a dream near the Ka`ba. I saw a whitish brown man, the handsomest of all brown men you might ever see. He had the most beautiful Limma (hair hanging down to the earlobes) you might ever see. He had combed it and it was dripping water; and he was performing the Tawaf around the Ka`ba leaning on two men or on the shoulders of two men. I asked, "Who is this?" It was said. "Messiah, the son of Mary." Suddenly I saw a curly-haired man, blind in the right eye which looked like a protruding out grape. I asked, "Who is this?" It was said, "He is Masiah Ad-Dajjal

Sahîh-i Buhârî No. 5914 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي سَالِمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، قَالَ سَمِعْتُ عُمَرَ ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ مَنْ ضَفَّرَ فَلْيَحْلِقْ، وَلاَ تَشَبَّهُوا بِالتَّلْبِيدِ‏.‏ وَكَانَ ابْنُ عُمَرَ يَقُولُ لَقَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُلَبِّدًا‏.‏

Salim İbn Abdullah'tan rivayete göre "Abdullah İbn Ömer şöyle demiştir: Ben Ömer r.a.'l şöyle derken dinledim: Saçlarını örük yapan bir kimse saçlarını traş etsin. Saçlarınızı yapıştırıp keçeleştirir gibi yapmayınız. İbn Ömer de: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i saçlarını yapıştırmış olduğu halde gördüm derdi

Narrated `Abdullah bin `Umar:I heard `Umar saying, "Whoever braids his hair should shave it (on finishing Ihram). You'd better not do, something like Talbid." Ibn `Umar used to say: "I saw Allah's Messenger (ﷺ) with his hair stuck together with gum

Sahîh-i Buhârî No. 5915 Sahih

حَدَّثَنِي حِبَّانُ بْنُ مُوسَى، وَأَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا يُونُسُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُهِلُّ مُلَبِّدًا يَقُولُ ‏ "‏ لَبَّيْكَ اللَّهُمَّ لَبَّيْكَ، لَبَّيْكَ لاَ شَرِيكَ لَكَ لَبَّيْكَ، إِنَّ الْحَمْدَ وَالنِّعْمَةَ لَكَ وَالْمُلْكَ لاَ شَرِيكَ لَكَ ‏"‏‏.‏ لاَ يَزِيدُ عَلَى هَؤُلاَءِ الْكَلِمَاتِ‏.‏

İbn Ömer r.a.'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i başındaki saçları toplayıp yapıştırmış olarak yüksek sesle telbiye getirip: "Lebbeyk, Allahumme lebbeyk, la şerike leke lebbeyk, inne'l-hamde ve'n-ni'mete leke ve'lmülk la şerike lek: Buyur Allah'ım buyur, Senin hiçbir ortağın yoktur. Şüphesiz, hamd de, nimet de, mülk de Senindir, Senin hiçbir ortağın yoktur, derken işitmişimdir. Bu kelimelere ayrıca hiçbir şey eklemiyordu

Narrated Ibn `Umar:I heard Allah's Messenger (ﷺ), while he was in the state of Ihram and his hair was stuck together with gum, saying, "Labbaik, Allahumma Labbaik, Labbaik La Sharika laka Labbaik. Inn-al-Hamda Wan-Ni'mata Laka wal-Mulk, La Sharika Lak." He did not add anything to those words

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya