1.667 hadis bulundu · sayfa 20/84
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ لَعَنَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْمُتَشَبِّهِينَ مِنَ الرِّجَالِ بِالنِّسَاءِ، وَالْمُتَشَبِّهَاتِ مِنَ النِّسَاءِ بِالرِّجَالِ. تَابَعَهُ عَمْرٌو أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ.
İbn Abbas r.a.'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendilerini kadınlara benzeten erkeklere ve kendilerini erkeklere benzeten kadınlara lanet etmiştir. " Bu Hadis 5886 ve 6834 numara ile de geçiyor.
Narrated Ibn `Abbas:Allah's Messenger (ﷺ) cursed those men who are in the similitude (assume the manners) of women and those women who are in the similitude (assume the manners) of men
Diğer tahric edenler: Tirmizi Edeb; Dârimî, Libas Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kendilerini kadınlara benzeten erkekler ile kendilerini erkeklere benzeten kadınlar." Her iki kesimin de yerildiği anlamındadır. Hadiste söz konusu edilen lanetlemek, buna delildir. "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendilerini kadınlara benzeten erkekleri ... lanetlemiştir." et-Taberi dedi ki: Bu, erkeklerin giyim ve kadınlara has ziynet ve süslerde kendilerini kadınlara benzetmelerinin ve bunun aksinin caiz olmadığı anlamındadır .. Derim ki: Konuşma ve yürüyüşte de böyledir. Ama elbisenin şekli her bölgenin geleneklerindeki farklılığa göre değişiklik arz eder. Nice toplumların kadınlarının kıyafetleri giyim bakımından erkeklerinden farklı değildir. Ama kadınların tesettÜr ve hicaba bürünmeleri gibi bir özellikleri vardır. Konuşma ve yürüyüşte benzemeye çalışmanın yerilmesi ise bu işi kasten yapmaya çalışan kimselere mahsustur. Bu hali, hilkatinin aslında olan kimselere bu hallerini terk etmeleri için kendilerini zorlamaları ve bunu tedrici olarak alışkanlık haline getirmeleri emredilir. Eğer bu işi yapmayıp bu hallerini sürdürecek olurlarsa onlar da yerilmenin kapsamına girer. Özellikle bu hallerinden hoşnut olduklarını gösteren durumlar ortaya çıkarsa ... Bu hüküm de "kendilerini benzetenier" lafzından açıkça anıçışılmaktadır. Hilkatten hünsaya benzeyen bir kimse hakkında bu kınayıcı ifadeler söz konusu değildir şeklinde -Nevevi gibi- mutlak ifadeler kullananların bu sözleri, bu halini terk etmek için gereken yollara başvurduktan sonra yürümesinde, konuşmasında kırılıp bükülmeyi, kırıtmayı terk edecek gücü bulamayan kimseler hakkında yorumlanır. Aksi takdirde bu halleri tedrici dahi olsa terk etmek mümkün olduğu takdirde mazeretsiz olarak bunu terk etmeyecek olursa kınamanın kapsamına girer. Hadis ayrıca erkeğin inci ile bezenmiş elbise giyinmesinin haram olduğuna da delil gösterilmiştir. Bu, açıkça anlaşılan bir hükümdür. Çünkü bu konuda haramlığın alametleri haberde yer almış bulunmaktadır ki, bu da bu işi yapanın lanetlendiğine dair yer alan ifadedir. . Şafii'nin söylediği: Ben erkeğin inci giyinmesini mekruh görmüyorum. Ancak böyle bir şey kadınların kıliğındandır, demiş olması da buna aykırı değildir. Çünkü onun bu sözünden maksadı, bu işi yapmanın özellikle nehyedildiğine dair bir rivayetin gelmemiş olduğunu söylemekten ibarettir
حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ فَضَالَةَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ لَعَنَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الْمُخَنَّثِينَ مِنَ الرِّجَالِ، وَالْمُتَرَجِّلاَتِ مِنَ النِّسَاءِ وَقَالَ " أَخْرِجُوهُمْ مِنْ بُيُوتِكُمْ ". قَالَ فَأَخْرَجَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فُلاَنًا، وَأَخْرَجَ عُمَرُ فُلاَنًا.
İbn Abbas'tan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kadınlara benzemeye çalışan erkeklere ve erkeklere benzemeye çalışan kadınlara lanet etmiş ve: Onları evlerinizden çıkartınız, buyurmuştur. İbn Abbas dedi ki: Bu sebeple Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem filan kişiyi dışarı çıkar.mış, Ömer de filan kadını dışarıya çıkartmıştır
Narrated Ibn `Abbas:The Prophet (ﷺ) cursed effeminate men (those men who are in the similitude (assume the manners of women) and those women who assume the manners of men, and he said, "Turn them out of your houses ." The Prophet (ﷺ) turned out such-and-such man, and `Umar turned out such-and-such woman
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُحِبُّ مُوَافَقَةَ أَهْلِ الْكِتَابِ فِيمَا لَمْ يُؤْمَرْ فِيهِ، وَكَانَ أَهْلُ الْكِتَابِ يَسْدِلُونَ أَشْعَارَهُمْ، وَكَانَ الْمُشْرِكُونَ يَفْرُقُونَ رُءُوسَهُمْ، فَسَدَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم نَاصِيَتَهُ، ثُمَّ فَرَقَ بَعْدُ.
İbn Abbas r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, hakkında kendisine emir verilmemiş hususlarda kitap ehline uygun iş yapmayı severdi. Kitap ehli de saçlarını salıveriyorlardı. Müşrikler ise başlarını(n saçlarını} ortadan ayırıyoriardı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem (önceleri) alın saçlarını salıverdi, daha sonra saçlarını ortadan ayırdı
Narrated Ibn `Abbas:The Prophet (ﷺ) used to copy the people of the Scriptures in matters in which there was no order from Allah. The people of the Scripture used to let their hair hang down while the pagans used to part their hair. So the Prophet (ﷺ) let his hair hang down first, but later on he parted it
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ عَنْبَسَةَ، أَخْبَرَنَا هُشَيْمٌ، أَخْبَرَنَا أَبُو بِشْرٍ، ح وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ بِتُّ لَيْلَةً عِنْدَ مَيْمُونَةَ بِنْتِ الْحَارِثِ خَالَتِي، وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عِنْدَهَا فِي لَيْلَتِهَا ـ قَالَ ـ فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي مِنَ اللَّيْلِ، فَقُمْتُ عَنْ يَسَارِهِ ـ قَالَ ـ فَأَخَذَ بِذُؤَابَتِي فَجَعَلَنِي عَنْ يَمِينِهِ. حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، أَخْبَرَنَا أَبُو بِشْرٍ، بِهَذَا، وَقَالَ بِذُؤَابَتِي أَوْ بِرَأْسِي.
İbn Abbas r.a.'dan, dedi ki: "Bir gece teyzem Haris'in kızı Meymune'nin yanında kaldım. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de o gece onun sırası olduğundan ötürü onun yanında idi. (İbn Abbas) dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gece namazı kılmak üzere kalktı. Ben de onun sol tarafında, ayakt.a namaza durdum. (İbn Abbas) dedi ki: Saçımdan sarkan ka'küıümü yakalayıp beni sağ tarafında durdurdu. Ayrıca (ravi): "Saçımın ka'külünden yahut da başımdan" demiştir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ka'küller." Ka'kül (ez-Zuabe), başın saçının sarkan kısmına denilir. Buhari burada İbn Abbas'ın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in arkasında gece namazı kılmasını anlatan hadisini kaydetmiştir. Bu hadise dair açıklamalar daha önce Namaz bölümünde (138.hadiste) geçmiş bulunmaktadır. Hadisin burada kaydedilmesinden maksat ise "saçımın katkülünü yakaladı" ibaresidir. Çünkü bu ibareden Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zülüf (perçem) edinmeyi takrir ettiği (ona itiraz etmediği) anlaşılmaktadır
Narrated Ibn `Abbas:Once I stayed overnight in the house of my aunt Maimuna bint Al-Harith and Allah's Messenger (ﷺ) was with her as it was her turn. Allah's Messenger (ﷺ) got up to offer the night prayer. I stood on his left but he took hold of my two locks of hair and made me stand on his right. Narrated Abu Bishr: (the above Hadith) but he quoted: Ibn `Abbas said, (took hold of) my two braids on my head
حَدَّثَنَا عَيَّاشُ بْنُ الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، قَالَ سَمِعْتُ النَّضْرَ بْنَ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، يُحَدِّثُ قَتَادَةَ قَالَ كُنْتُ عِنْدَ ابْنِ عَبَّاسٍ وَهُمْ يَسْأَلُونَهُ وَلاَ يَذْكُرُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم حَتَّى سُئِلَ فَقَالَ سَمِعْتُ مُحَمَّدًا صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَنْ صَوَّرَ صُورَةً فِي الدُّنْيَا كُلِّفَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ أَنْ يَنْفُخَ فِيهَا الرُّوحَ، وَلَيْسَ بِنَافِخٍ ".
Nadr İbn Enes İbn Malik, Katade'ye tahdis ederken dedi ki: "İbn Abbas'ın yanında idim. Yanında bulunanlar ona soru soruyorlardı. O da (cevaplarında şöyle buyurdu diyerek) Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in adını anmıyordu. Nihayet ona bir soru sorulunca, şöyle dedi: Ben Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: Kim dünyada bir suret yaparsa, kıyamet gününde ona ruh üflemek ile yükümlü kılınır. Ama ona asla üfleyemez
Narrated Ibn `Abbas:I heard Muhammad saying, "Whoever makes a picture in this world will be asked to put life into it on the Day of Resurrection, but he will not be able to do so
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ لَمَّا قَدِمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مَكَّةَ اسْتَقْبَلَهُ أُغَيْلِمَةُ بَنِي عَبْدِ الْمُطَّلِبِ، فَحَمَلَ وَاحِدًا بَيْنَ يَدَيْهِ وَالآخَرَ خَلْفَهُ.
İbn Abbas r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'ye geldiğinde Abdulmuttalib oğullarının küçük çocukları onu karşıladı. Onlardan birisinjönüne, diğerini arkasına bindirdi." Fethu'l-Bari Açıklaması: Taberani ve İbn Ebi Şeybe, eş-Şa'bi yoluyla İbn Ömer'den şöyle dediğini rivayet etmektedirler: "Eğer hayvan taşıyabiliyor ise bir bineğin üzerinde on kişinin onuncusu olmaya aldırış etmem." Böylelikle bu hususta birbiriyle ihtilaflı olan hadisler telif edilmiş olmaktadır. O halde bunu yasaklamaya dair varid olmuş rivayetler bineğin -eşek gibi- bu kadar yükü taşıyamaması haline yorumlanır, aksi de -deve ve katır gibi- taşıyabilme haline yorumlanır. Nevevi dedi ki: Bizim de bütün ilim adamlarının da benimsedikleri görüş, bineğin gücü yetiyor ise ona üç kişinin binmesinin caiz olduğudur
Narrated Ibn `Abbas:When the Prophet (ﷺ) arrived at Mecca, the children of Bani `Abdul Muttalib received him. He then mounted one of them in front of him and the other behind him
حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، قَالَ سَمِعْتُ مُجَاهِدًا، يُحَدِّثُ عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ مَرَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى قَبْرَيْنِ فَقَالَ " إِنَّهُمَا لَيُعَذَّبَانِ، وَمَا يُعَذَّبَانِ فِي كَبِيرٍ، أَمَّا هَذَا فَكَانَ لاَ يَسْتَتِرُ مِنْ بَوْلِهِ، وَأَمَّا هَذَا فَكَانَ يَمْشِي بِالنَّمِيمَةِ ". ثُمَّ دَعَا بِعَسِيبٍ رَطْبٍ، فَشَقَّهُ بِاثْنَيْنِ، فَغَرَسَ عَلَى هَذَا وَاحِدًا وَعَلَى هَذَا وَاحِدًا ثُمَّ قَالَ " لَعَلَّهُ يُخَفَّفُ عَنْهُمَا، مَا لَمْ يَيْبَسَا ".
İbn Abbas r.a.'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem iki kabrin yanından geçiyordu da: Şüphesiz bu ikisi azap görmektedir. Ama büyük bir günah sebebiyle azap görmüyorlar. Şu kabrin sahibi, küçük abdestini bozarken küçük abdestinden kendisini kollamazdı. Şu diğeri ise laf götürüp getirirdi, buyurdu. Daha sonra yaş bir hurma dalı istedi. Onu ikiye ayırdı ve bunun üzerine bir parçasını diğerinin üzerine bir dikti. Sonra da: Bunlar kurumadıkları sürece bu ikisinin azaplarının hafifletileceği ümit edilir, buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Gıybet ve yüce Allah'ın: "Birbirinizin gıybetini yapmayın."(Hucurat,12) buyruğu." İbnu'l-Esir, en-Nihaye adlı eserinde der ki: Gıybet, bir kimseden gıyabında -sözü edilen özellik kendisinde bulunsa dahi- kötü bir şekilde söz etmektir. en-Nevevi, el-Ezkar adlı eserinde Gazali'ye uyarak: Bir kişiden hoşlanmayacağı şekilde söz etmektir. Bu kişinin bedeninde, dininde, dünyasında, şahsında, yaratılışında, ahlakında, malında, anne-bab asında, çocuğunda, eşinde, hizmetçisinde, elbisesinde, hareketlerinde, güler yüzlü yahut asık suratlı oluşunda ya da bunun dışında onunla alakalı hususlar hakkında olsun, ister ondan lafzi olarak, isterse de işaret ve rumuz yoluyla sözkonusu etmiş olsun, fark etmez. Nevevi der ki: Bu alanda tariz (üstü kapalı) ifadeleri kullananlar arasında -eserlerinde ve başka yerlerde kullandıkları ifadeleri ile- pek çok fakih kimse de bulunmaktadır. Mesela, onlar, "alimlik iddiasında bulunan bazıları, salih kimse olmakla nitelenen bazıları" gibi duyan kimsenin, bu sözlerle kimin kastedildiğini anlayacağı tabirler kullanırlar. Bir şahsın sözkonusu edilmesi esnasında, "Allah bize afiyet versin, Allah tevbemizi kabul etsin, Allah'tan esenlik dileriz" ve benzeri tabirler de bu kabildendir. Esasında bütün bu ifadeler gıybet kapsamı içerisindedir. Bunların hükmüne gelince, Nevevi, el-Ezkar adlı eserinde şöyle demektedir: Gıybet ve nemıme (laf taşıyıcılık) Müslümanların icmaı ile haram şeylerdir. Bu husustaki deliller birbirini pekiştirmektedir. er-Ravda adlı eserinde de er-Rafii'ye uyarak, gıybetin küçük günahlardan olduğunu söylemiştir. Ancak belli bir topluluk onun bu kanaatine itiraz etmişlerdir. Ebu. Abdullah el-Kurtubi Tefsir'inde gıybetin büyük günahlardan olduğu hususunda icma' bulunduğunu nakletmiştir. Çünkü büyük günah hakkında yapılan tarif ona da uymaktadır. Zira böyle bir iş için ağır tehdit sabit olmuştur. el-Ezra dedi ki: Ben gıybetin küçük günahlardan olduğu hususunda elUdde sahibi ile el-Gazall dışında kimsenin açık ifadeler kullandığını görmedim. Bazıları ise bunun büyük günahlardan olduğunu açıkça söylemiştir. Nevevi de gıybetin haram olduğuna delalet eden Enes'in merfu olarak rivayet ettiği şu hadisi zikretmektedir: "Ben miraca çıkartıldığımda bakırdan tırnakları bulunan, onlarla da yüzlerini ve göğüslerini tırmalayan bir topluluğun yanından geçtim. Ey Cibril, bunlar kimlerdir, diye sordum. O: Bunlar insanların etlerini yiyen ve onların şeref ve haysiyetlerine dil uzatan kimselerdir, diye cevap verdi." Hadisi Ebu. Davud rivayet etmiştir. Nevevi ayrıca Said İbn Zeyd'in merfu olarak rivayet ettiği şu hadisi de kaydetmektedir: "Şüphesiz ki riba (faiz) çeşitlerinin en ağırlarından birisi de haksız yere Müslümanın şeref ve haysiyetine dokunacak işler yapmaktır." Bunu da Ebu. Davud rivayet etmiştir. Daha sonra musannıf (Buhari) İbn Abbas'ın rivayet ettiği hadisi zikretmektedir. Hadiste şöyle denilmektedir: "Nebi s.a.v. azap gören iki kabrin yanından geçti ... " Hadise dair açıklamalar daha önce Taharet bölümünde (216 nolu hadiste) geçmiş bulunmaktadır
Narrated Ibn `Abbas:Allah's Messenger (ﷺ) passed by two graves and said, "Both of them (persons in the grave) are being tortured, and they are not being tortured for a major sin. This one used not to save himself from being soiled with his urine, and the other used to go about with calumnies (among the people to rouse hostilities, e.g., one goes to a person and tells him that so-and-so says about him such-and-such evil things). The Prophet (ﷺ) then asked for a green leaf of a date-palm tree, split it into two pieces and planted one on each grave and said, "It is hoped that their punishment may be abated till those two pieces of the leaf get dried." (See Hadith No 215, Vol)
حَدَّثَنَا ابْنُ سَلاَمٍ، أَخْبَرَنَا عَبِيدَةُ بْنُ حُمَيْدٍ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ خَرَجَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مِنْ بَعْضِ حِيطَانِ الْمَدِينَةِ، فَسَمِعَ صَوْتَ إِنْسَانَيْنِ يُعَذَّبَانِ فِي قُبُورِهِمَا فَقَالَ " يُعَذَّبَانِ، وَمَا يُعَذَّبَانِ فِي كَبِيرَةٍ، وَإِنَّهُ لَكَبِيرٌ، كَانَ أَحَدُهُمَا لاَ يَسْتَتِرُ مِنَ الْبَوْلِ، وَكَانَ الآخَرُ يَمْشِي بِالنَّمِيمَةِ ". ثُمَّ دَعَا بِجَرِيدَةٍ فَكَسَرَهَا بِكِسْرَتَيْنِ أَوْ ثِنْتَيْنِ، فَجَعَلَ كِسْرَةً فِي قَبْرِ هَذَا، وَكِسْرَةً فِي قَبْرِ هَذَا، فَقَالَ " لَعَلَّهُ يُخَفَّفُ عَنْهُمَا مَا لَمْ يَيْبَسَا ".
İbn Abbas'tan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'deki hurma bahçelerinin birisinden çıktı. Kabirlerinde azap görmekte olan iki kişinin seslerini işitti. Bunun üzerine: Bunlar azap görüyorlar ama (size göre) büyük bir günah sebebiyle azap görmüyorlar. Oysa aslında o büyük bir günahtır. Çünkü onlardan birisi küçük abdestinden kendisini korumuyordu, diğeri ise insanlar arasında laf taşırdı, buyurdu. Daha sonra taze bir hurma dalının getirilmesini istedi. Onu iki parçaya kırdı ve bir parçayı bunun kabri üzerine, diğerini de öbürünün kabri üzerine dikti, sonra da: Bu dal parçaları kurumadığı sürece azaplarının hafifletilmesi ümit edilir, buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nemıme büyük günahlardandır." Buna dair açıklamalar daha önce Taharet bölümünde geçmiş bulunmaktadır. Gıybet ile nemfme {koğuculuk} arasındaki ilişkiye daİr İnce bir nükte: Bazıları bu iki haslet arasında ortak bir ilişki olduğunu belirtmiştir. O da şudur: Berzah, ahiretin mukaddimesidir. Kıyamet gününde Allah'ın hakları arasından hüküm verilecek ilk husus namaz, kulların haklarından ilk husus ise kan ile ilgili haklar olacaktır. Namazın anahtarı hadesten ve necasetten temizliktir. Kan ile ilgili hakların anahtarı ise, gıybet ve insanlar arasında nemıme yapmaktır (yani koğuculuk yaparak laf götürüp getirmektir). Bu sebeple de kanların dökülmesine sebep teşkil eden fitnelerin, karışıklıkların yayılması sözkonusu olur
Narrated Ibn `Abbas:Once the Prophet (ﷺ) went through the grave-yards of Medina and heard the voices of two humans who were being tortured in their graves. The Prophet (ﷺ) said, "They are being punished, but they are not being punished because of a major sin, yet their sins are great. One of them used not to save himself from (being soiled with) the urine, and the other used to go about with calumnies (Namima)." Then the Prophet asked for a green palm tree leaf and split it into two pieces and placed one piece on each grave, saying, "I hope that their punishment may be abated as long as these pieces of the leaf are not dried
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا سَلْمُ بْنُ زَرِيرٍ، سَمِعْتُ أَبَا رَجَاءٍ، سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لاِبْنِ صَائِدٍ " قَدْ خَبَأْتُ لَكَ خَبِيئًا فَمَا هُوَ ". قَالَ الدُّخُّ. قَالَ " اخْسَأْ ".
İbn Abbas r.a.'dan rivayete göre; "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, İbn Said'e: Ben senin için bir şey saklayıp gizledim, o nedir, dedi. İbn Said: ed-Duh'tur deyince, Allah Rasulü ona: İhse': Defol, git, buyurdu
Narrated Ibn `Abbas:Allah's Messenger (ﷺ) said to Ibn Saiyad "I have hidden something for you in my mind; What is it?" He said, "Ad-Dukh." The Prophet (ﷺ) said, "Ikhsa
حَدَّثَنَا عِمْرَانُ بْنُ مَيْسَرَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا أَبُو التَّيَّاحِ، عَنْ أَبِي جَمْرَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ لَمَّا قَدِمَ وَفْدُ عَبْدِ الْقَيْسِ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَرْحَبًا بِالْوَفْدِ الَّذِينَ جَاءُوا غَيْرَ خَزَايَا وَلاَ نَدَامَى ". فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا حَىٌّ مِنْ رَبِيعَةَ وَبَيْنَنَا وَبَيْنَكَ مُضَرُ، وَإِنَّا لاَ نَصِلُ إِلَيْكَ إِلاَّ فِي الشَّهْرِ الْحَرَامِ، فَمُرْنَا بِأَمْرٍ فَصْلٍ نَدْخُلُ بِهِ الْجَنَّةَ، وَنَدْعُو بِهِ مَنْ وَرَاءَنَا. فَقَالَ " أَرْبَعٌ وَأَرْبَعٌ أَقِيمُوا الصَّلاَةَ، وَآتُوا الزَّكَاةَ، وَصَوْمُ رَمَضَانَ، وَأَعْطُوا خُمُسَ مَا غَنِمْتُمْ، وَلاَ تَشْرَبُوا فِي الدُّبَّاءِ، وَالْحَنْتَمِ، وَالنَّقِيرِ، وَالْمُزَفَّتِ ".
İbn Abbas r.a.'dan, dedi ki: ''Abdulkays oğulları heyeti Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna geldiklerinde, o: Horlanmayarak ve pişman olmayarak gelmiş bulunan bu heyete merhaba, diye buyurdu. Heyettekiler de: Ey Allah'ın Rasulü, biz Rabia'ya mensup bir kabileyiz. Seninle bizim aramızda da Mudarlılar vardır. Bu sebeple biz sana ancak haram aylarda ulaşabiliyoruz. Bundan dolayı sen bize kendisi ile cennete gireceğimiz ayırt edici bir emir ver. Biz de geride bıraktıklarımızı ona davet edelim, dediler. Buna karşılık Allah Rasulü şöyle buyurdu: Size dört şey(i emrediyorum), dört şey(i de nehyediyorum): Namazı dosdoğru kılınız, zekatı veriniz, ramazan ayı orucunu tutunuz, aldığınız ganimetierin beşte birini veriniz. Dubba, hantem, nakır ve müzeffet denilen kaplardan da içmeyiniz." Fethu'l-Bari Açıklaması: llKişinin merhaba demesi." çoğu rivayet bu şekilde olmakla birlikte elMüstemll rivayetinde "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in merhaba demesi" şeklindedir. el-Esmaı dedi ki: IIMerhaba" sözü sen bir rahab (genişlik) ve bolluk ile karşılaştın, demektir. el-ferra dedi ki: "Merhaba" lafzı nasb ile, mastar olarak gelir. Bunda genişlik ve bolluk ile dua anlamı bulunmaktadır. Daha sonra Buhari, İbn Abbas'ın, Abdulkays heyeti ile ilgili hadisini zikretmektedir. Bu hadiste Nebi s.a.v.'in: "Gelen heyete merhaba" hitabı da yer almaktadır. Hadise dair yeterli açıklamalar daha önceden İman bölümünde (53 nolu hadiste) ve Eşribe (içecekler) bölümünde geçmiş bulunmaktadır. İbn Ebi Asım bu başlıkta Bureyde'nin rivayet ettiği şu hadisi de zikretmektedir: "Ali Fatıma'ya evlenmek için talip olunca, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona: Merhaban ve ehlen diye hitap etti." Bu hadis Nesai'de yer almakta olup Hakim bunun sahih olduğunu belirtmiştir. Yine Hakim, AIi'den: "Ammar İbn Yasir, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna girmek üzere izin istedi. Allah Rasulü de: Tayyib ve mutayyeb olana merhaba dedi." Hadis Tirmizi'de, İbn Mace'de, Buhari'nin el-Edebu'l-Müfred adlı eserinde yer almakta olup İbn Hibban ve Hakim de sahih olduğunu söylemişlerdir
Narrated Ibn `Abbas:When the delegation of `Abdul Qais came to the Prophet, he said, "Welcome, O the delegation who have come! Neither you will have disgrace, nor you will regret." They said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! We are a group from the tribe of Ar-Rabi`a, and between you and us there is the tribe of Mudar and we cannot come to you except in the sacred months. So please order us to do something good (religious deeds) so that we may enter Paradise by doing that, and also that we may order our people who are behind us (whom we have left behind at home) to follow it." He said, "Four and four:" offer prayers perfectly , pay the Zakat, (obligatory charity), fast the month of Ramadan, and give one-fifth of the war booty (in Allah's cause), and do not drink in (containers called) Ad-Duba,' Al-Hantam, An-Naqir and Al-Muzaffat
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي مَرْيَمَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي شَرِيكٌ، عَنْ كُرَيْبٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ بِتُّ فِي بَيْتِ مَيْمُونَةَ وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عِنْدَهَا، فَلَمَّا كَانَ ثُلُثُ اللَّيْلِ الآخِرُ أَوْ بَعْضُهُ قَعَدَ فَنَظَرَ إِلَى السَّمَاءِ فَقَرَأَ {إِنَّ فِي خَلْقِ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ وَاخْتِلاَفِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ لآيَاتٍ لأُولِي الأَلْبَابِ}.
İbn Abbas r.a.'dan, dedi ki: "Bir gece (teyzem) Meymune'nin evinde kaldım. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de onun yanında idi. Gecenin son üçte biri girince -ya da bir kısmında- oturup semaya bakmaya koyuldu ve: "Muhakkak göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün değişip durmasında elbette akıl sahipleri için deliller vardır."(Al-i İmran, 190) buyruğunu okudu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Semaya bakmak ve yüce Allah'ın: "Artık onlar bakmazlar mı devenin nasıl yaratıldığına?"(Ğaşiye, 17) buyruğu." Ebu Zerr rivayetinde böyle der: el-Asili ve başkaları ayrıca: "Ve semanın nasıl yükseltildiğine?"(Ğaşiye, 18) buyruğunu da eklemişlerdir. İşte başlıkta kastedilen, bu kısımdır. Musannıf (Buhari) bununla bu işin nehyedildiğine dair gelmiş buyruklara işaret etmek istemiş gibidir. İbnu't-Tin der ki: Buhari'nin maksadı, gözünü semaya kaldırıp bakmayı mekruh gören kimselerin kanaatlerini reddetmektir. Nitekim Taberi, İbrahim etTeymi ile Ata es-Sülemi'den huşu kabul ederek kırk yıl süre ile semaya bakmamış olduğunu rivayet etmektedir. Evet, daha önce Namaz bölümünde geçtiği üzere namaz esnasında gözü kaldırıp semaya bakmanın nehyedildiği sahih olarak sabittir. Nitekim orada Enes'ten şu merfu hadis de zikredilmişti: "Bazı kimselere ne oluyor ki namazıarında iken gözlerini yukarı kaldırıp semaya bakıyorlar?" Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu hususta söyledikleri o kadar ağır ve şiddetli bir hal aldı ki sonunda: "Ya bu işi yapmaktan vazgeçerler yahut onların gözleri alınacak, buyurdu." Müslim de Cabir İbn Semura'dan buna yakın bir rivayet zikretmiş bulunmaktadır. "Eyyub" es-Sahtiyani "İbn Ebi Muleyke'den, o Aişe'den, dedi ki: Nebi s.a.v. başını semaya kaldırdı." Daha önce musannıf, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in vefatı başlığında Hammad İbn Zeyd yoluyla Eyyub'dan diye gelmiş olan bu hadisi bütünü ile kaydetmiş idi. Ama orada: "Başını semaya kaldırdı" ifadesi de geçmektedir. Bu hadisin yeteri kadar şerhi orada geçmiş bulunmaktadır. Buhari daha sonra bu başlıkta Cabir radıyalhıhu anh'ın vahyin kesilme dönemi (fetretu'l-vahiy) ile ilgili hadisini zikretmektedir. Bu hadisin zikredilmesinden maksat da hadiste geçen: "Gözümü kaldırıp semaya baktım." sözüdür. Buna dair açıklamalar da kitabın baş tarafında geçmiş bulunmaktadır
Narrated Ibn `Abbas:Once I stayed overnight at the house of Maimuna and the Prophet (ﷺ) was there with her. When it was the last third of the night, or some part of the night, the Prophet (ﷺ) got up looking towards the sky and recited: 'Verily! In the creation of the heavens and the earth, and in the alternation of Night and Day, there are indeed signs for men of u understanding
حَدَّثَنَا الْحُمَيْدِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ ابْنِ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ لَمْ أَرَ شَيْئًا أَشْبَهَ بِاللَّمَمِ مِنْ قَوْلِ أَبِي هُرَيْرَةَ. حَدَّثَنِي مَحْمُودٌ أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ عَنِ ابْنِ طَاوُسٍ عَنْ أَبِيهِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ مَا رَأَيْتُ شَيْئًا أَشْبَهَ بِاللَّمَمِ مِمَّا قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ اللَّهَ كَتَبَ عَلَى ابْنِ آدَمَ حَظَّهُ مِنَ الزِّنَا، أَدْرَكَ ذَلِكَ لاَ مَحَالَةَ، فَزِنَا الْعَيْنِ النَّظَرُ، وَزِنَا اللِّسَانِ الْمَنْطِقُ، وَالنَّفْسُ تَمَنَّى وَتَشْتَهِي، وَالْفَرْجُ يُصَدِّقُ ذَلِكَ كُلَّهُ وَيُكَذِّبُهُ ".
İbn Abbas r.a.'dan dedi ki: "Ben Ebu Hureyre'nin Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den diye rivayet ettiği şu buyrukta sözü edilen işlerden daha çok Lemem (denilen küçük günahlara) benzer hiçbir şey görmedim: Şüphesiz Allah Adem oğlu hakkında zinadan payına düşeni yazmıştır. Kaçınılmaz olarak bunu yapacaktır: Gözün zinası bakmaktır, dilin zinası konuşmaktır, nefis temenni ve arzu eder, cinselorgan ise bütün bunları ya doğrular yahut yalanlar. " Fethu'l-Bari Açıklaması: "Cinsel organın dışındaki azaların zinası." Yani zina, özelolarak cinselorgan hakkında kullanılır, diye bir şey yoktur. Aksine bakmak ve daha başka cinsel örganın yaptığının dışındaki şeyler hakkında da kullanılır. Bunda izin istemeksizin evin içinde bulunan şeylere bakıp görmenin yasaklanış hikmetine de işaret vardır ki, böylelikle bu başlığın bir önceki başlıkla ilişkisi de ortaya çıkmış olur. "Ebu Hureyrelnin Nebilden diye naklettiği şu söylediğinden daha çok Lemem (denilen küçük günahla benzeyen bir şey görmedim." Bu hadise dair yeterli açıklamalar yüce Allahlın izniyle Kader bölümünde gelecektir. İbn Battal dedi ki: Bakmaya ve konuşmaya da zina denilmesinin sebebi, gerçek zinaya davet edici oluşudur)
Narrated Ibn `Abbas:I have not seen a thing resembling 'lamam' (minor sins) than what Abu Huraira 'narrated from the Prophet who said "Allah has written for Adam's son his share of adultery which he commits inevitably. The adultery of the eyes is the sight (to gaze at a forbidden thing), the adultery of the tongue is the talk, and the inner self wishes and desires and the private parts testify all this or deny it
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا ابْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ سَلَمَةَ، عَنْ كُرَيْبٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ بِتُّ عِنْدَ مَيْمُونَةَ فَقَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَأَتَى حَاجَتَهُ، غَسَلَ وَجْهَهُ وَيَدَيْهِ، ثُمَّ نَامَ، ثُمَّ قَامَ فَأَتَى الْقِرْبَةَ فَأَطْلَقَ شِنَاقَهَا، ثُمَّ تَوَضَّأَ وُضُوءًا بَيْنَ وُضُوءَيْنِ لَمْ يُكْثِرْ، وَقَدْ أَبْلَغَ، فَصَلَّى، فَقُمْتُ فَتَمَطَّيْتُ كَرَاهِيَةَ أَنْ يَرَى أَنِّي كُنْتُ أَتَّقِيهِ، فَتَوَضَّأْتُ، فَقَامَ يُصَلِّي، فَقُمْتُ عَنْ يَسَارِهِ، فَأَخَذَ بِأُذُنِي فَأَدَارَنِي عَنْ يَمِينِهِ، فَتَتَامَّتْ صَلاَتُهُ ثَلاَثَ عَشْرَةَ رَكْعَةً ثُمَّ اضْطَجَعَ فَنَامَ حَتَّى نَفَخَ ـ وَكَانَ إِذَا نَامَ نَفَخَ ـ فَآذَنَهُ بِلاَلٌ بِالصَّلاَةِ، فَصَلَّى وَلَمْ يَتَوَضَّأْ، وَكَانَ يَقُولُ فِي دُعَائِهِ " اللَّهُمَّ اجْعَلْ فِي قَلْبِي نُورًا، وَفِي بَصَرِي نُورًا، وَفِي سَمْعِي نُورًا، وَعَنْ يَمِينِي نُورًا، وَعَنْ يَسَارِي نُورًا، وَفَوْقِي نُورًا، وَتَحْتِي نُورًا، وَأَمَامِي نُورًا، وَخَلْفِي نُورًا، وَاجْعَلْ لِي نُورًا ". قَالَ كُرَيْبٌ وَسَبْعٌ فِي التَّابُوتِ. فَلَقِيتُ رَجُلاً مِنْ وَلَدِ الْعَبَّاسِ فَحَدَّثَنِي بِهِنَّ، فَذَكَرَ عَصَبِي وَلَحْمِي وَدَمِي وَشَعَرِي وَبَشَرِي، وَذَكَرَ خَصْلَتَيْنِ.
İbn Abbas r.a.'dan nakledildiğine göre şöyle demiştir: "Bir gece Hz. Meymune'nin yanında kaldım. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kalktı, ihtiyacını giderip el ve yüzünü yıkadı. Bir müddet uyuyup tekrar kalktı. Kırbayı alıp ipini çözdü. Güzelce abdest aldı. Ben de kalkıp kendisini izlediğimi anlamasın diye yeni uyanmış numarası yaptım. Abdest aldım. Namaz kılmak için kalkınca ben de sol tarafında durdum. Kulağımdan tutup sağ tarafına doğru çekti. On üç rekat namaz kıldı. Sonra yatıp uyudu hatta hafiften horultusunu duydum. (Hz. Peygamben uyuduğunda hafiften horuldardı). Bilal kendisini namaza çağırdı. Abdest almadan namaz kıldı. Dua ederken şunları söyledi: "Allahım! Kalbime, gözüme, kulağıma, sağıma, soluma, üstüme, altıma, önüme, arkama hasılı bana nur bahşet!" Küreyb'in dediğine göre Allah Resulü s.a.v. yedi şey daha zikretmiştir ancak bunlar unutulmuştur. Seleme İbn Küheyl Abbasoğullarından biriyle karşılaştığını; onun bunları kendisine rivayet ettiğini ve sinir, et, kan, saç ve ten kelimelerini söyledikten sonra iki şey daha zikrettiğini aktarmıştır
Narrated Ibn `Abbas:One night I slept at the house of Maimuna. The Prophet (ﷺ) woke up, answered the call of nature, washed his face and hands, and then slept. He got up (late at night), went to a water skin, opened the mouth thereof and performed ablution not using much water, yet he washed all the parts properly and then offered the prayer. I got up and straightened my back in order that the Prophet (ﷺ) might not feel that I was watching him, and then I performed the ablution, and when he got up to offer the prayer, I stood on his left. He caught hold of my ear and brought me over to his right side. He offered thirteen rak`at in all and then lay down and slept till he started blowing out his breath as he used to do when he slept. In the meantime Bilal informed the Prophet (ﷺ) of the approaching time for the (Fajr) prayer, and the Prophet offered the Fajr (Morning) prayer without performing new ablution. He used to say in his invocation, Allahumma ij`al fi qalbi nuran wa fi basari nuran, wa fi sam`i nuran, wa`an yamini nuran, wa`an yasari nuran, wa fawqi nuran, wa tahti nuran, wa amami nuran, wa khalfi nuran, waj`al li nuran." Kuraib (a sub narrator) said, "I have forgotten seven other words, (which the Prophet (ﷺ) mentioned in this invocation). I met a man from the offspring of Al-`Abbas and he narrated those seven things to me, mentioning, '(Let there be light in) my nerves, my flesh, my blood, my hair and my body,' and he also mentioned two other things
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، سَمِعْتُ سُلَيْمَانَ بْنَ أَبِي مُسْلِمٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا قَامَ مِنَ اللَّيْلِ يَتَهَجَّدُ قَالَ " اللَّهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ، أَنْتَ نُورُ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ، وَلَكَ الْحَمْدُ أَنْتَ قَيِّمُ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ، وَلَكَ الْحَمْدُ، أَنْتَ الْحَقُّ وَوَعْدُكَ حَقٌّ، وَقَوْلُكَ حَقٌّ، وَلِقَاؤُكَ حَقٌّ، وَالْجَنَّةُ حَقٌّ، وَالنَّارُ حَقٌّ، وَالسَّاعَةُ حَقٌّ، وَالنَّبِيُّونَ حَقٌّ، وَمُحَمَّدٌ حَقٌّ، اللَّهُمَّ لَكَ أَسْلَمْتُ وَعَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ وَبِكَ آمَنْتُ، وَإِلَيْكَ أَنَبْتُ، وَبِكَ خَاصَمْتُ، وَإِلَيْكَ حَاكَمْتُ، فَاغْفِرْ لِي مَا قَدَّمْتُ وَمَا أَخَّرْتُ، وَمَا أَسْرَرْتُ، وَمَا أَعْلَنْتُ، أَنْتَ الْمُقَدِّمُ وَأَنْتَ الْمُؤَخِّرُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ ـ أَوْ ـ لاَ إِلَهَ غَيْرُكَ ".
İbn Abbas'tan rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gece teheccüd namazı kıldığında şu duayı edermiş: "Allahım! Hamd sanadır. Sen göklerin, yerin ve bunlarda olan her şeyin nurusun. Hamd sanadır. Sen, gökleri, yeri ve bunlarda olan her şeyi yönetensin. Sen haksın. Vaadin hak. Sözün hak. Huzuruna gelmemiz hak. Cennet hak, Cehennem hak. Kıyamet hak. Nebilerin ve Muhammed hak. Allahım! Sana teslim oldum ve tevekkül ettim. Sana inandım, boyun eğdim, senin için savaştım, seni hakem bildim. Geçmiş ve gelecek, gizli ve açık kusurlarımı bağışla. Öne alan da sona koyan da sensin! Senden başka ilah yoktur!" Fethu'l-Bari Açıklaması: Hadis metninde geçen ........ seb'un fi't-tabuti «yedi şey var ki tabuttadır» ifadesinden ne kastedildiği hususunda farklı yorumlar yapılmıştır. Dimyati Haşiyesinde tabuttan kastın kalbe kap görevi gören göğüs olduğunu kesin bir dille söylemiştir. Ondan önce İbn BattSI ve Davudi de aynı kanaati serdetmişlerdir. İbn BattSI ilmini hafızasına nakşedenler hakkında ............ ilmuhu fi't-tSbuti müstevdeun «ilmi göğsüne emanettir» denildiği bilgisini ilave etmiştir. İbnü'l-Cevzi ise tabut kelimesiyle sandığın kastedildiğini ve hadisteki ifadenin «yedi şey var ki henüz ezberlemedim; bunlar yanımdaki sandıktadır» anlamına geldiğini savunmuştur. Hadiste yer alan ......... asabi kelimesi ile ........ beşeri İbnü't-Tin'in belirttiğine göre eklem yerlerındeki sinirler ile deri anlamlarına gelmektedir. Sonda zikredilen iki şey ise öncesinde zikri geçen yedi şeyin tamamlayıcısıdır. Kurtubi Resulullah s.a.v.'in organlarını sayarak talep ettiği nuriarın asıl anlamında kabul edilerek kıyamet günü kendisinin, ona tabi olanların ve Allah'ın dilediği kuııarının azalarının parlayabileceğini söylemiştir. Ancak daha doğru yorumun ise bunun ilim ve hidayete işaret ediyor olmasıdır. Örneğin şu ayetlerde nur kelimesi bu anlamdadır: «o, Rabbi katından bir nur üzere olmaz mı?"(Zümer 22) ve "insanlar arasında yürürken önünü aydınlatacak bir nur verdiğimiz kimsenin durumu"(En'am)
Narrated Ibn `Abbas:When the Prophet (ﷺ) got up at night to offer the night prayer, he used to say: "Allahumma laka l-hamdu; Anta nuras-samawati wal ardi wa man fihinna. wa laka l-hamdu; Anta qaiyim as-samawati wal ardi wa man flhinna. Wa lakaI-hamdu; Anta-l-,haqqun, wa wa'daka haqqun, wa qauluka haqqun, wa liqauka haqqun, wal-jannatu haqqun, wannaru haqqun, was-sa atu haqqun, wan-nabiyyuna huqqun, Mahammadun haqqun, Allahumma laka aslamtu, wa Alaika tawakkaltu, wa bika amantu, wa ilaika anabtu, wa bika Khasamtu, wa ilaika hakamtu, faghfirli ma qaddamtu wa ma akh-khartu, wa ma asrartu, wa ma a'lantu. Anta al-muqaddimu, wa anta al-mu-'akhkhiru. La ilaha il-la anta (or La ilaha ghairuka)
حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ أَبِي الْعَالِيَةِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَدْعُو عِنْدَ الْكَرْبِ " لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ الْعَظِيمُ الْحَلِيمُ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ رَبُّ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ، رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ ".
İbn Abbas'tan nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sıkıntı halinde şöyle dua ederdi: La ilahe illallahu’l-Azimu’l-Halim, La ilahe illallahu Rabbi’s-semavati ve’l-ardi ve .Rabbi’l-Arşi’l-Azim Meali: "Azim ve halim olan Allah'tan başka ilah yoktur. Göklerin, yerin ve yüce arşın rabbi olan Allah'tan başka ilah yoktur
Narrated Ibn `Abbas:The Prophet (ﷺ) used to invoke Allah at the time of distress, saying, "La ilaha illal-lahu Al-`Azim, al- Halim, La ilaha illal-lahu Rabbu-s-samawati wal-ard wa Rabbu-l-arsh il-azim
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ هِشَامِ بْنِ أَبِي عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي الْعَالِيَةِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقُولُ عِنْدَ الْكَرْبِ " لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ الْعَظِيمُ الْحَلِيمُ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ رَبُّ السَّمَوَاتِ، وَرَبُّ الأَرْضِ، وَرَبُّ الْعَرْشِ الْكَرِيمِ ". وَقَالَ وَهْبٌ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ عَنْ قَتَادَةَ مِثْلَهُ.
İbn Abbas'tan nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sıkıntı halinde şöyle dua ederdi: La İlahe illallahu’l-Azimu’l-Halim, La İlahe illlahu Rabbi’l-Arşi’l-Azim, La İlahe İllallahu Rabbi’s-semavati ve Rabbi’l-Ardi ve Rabbi’l-Arşi’l-Kerim Meali: "Azim ve halim olan Allah'tan başka ilah yoktur, Yüce arşın rabbi olan Allah'tan başka ilah yoktur. Göklerin, yerin ve yüce arşın rabbi olan Allah'tan başka ilah yoktur". Fethu'l-Bari Açıklaması: Alimler hadiste zikri geçen "Halim" kelimesini cezalandırmaya gücü olduğu halde bunu erteleyen diye anlamışlardır. "Azim" ise üstünde kimsenin olmadığı demektir. "Kerim"e gelince fazlıyla veren anlamındadır. Esma-i hüsna şerhedilirken bunlar daha fazla izah edilecektir. Tibi bu zikirde "Rab" kelimesinin özellikle kullanıldığını; zira bunun sıkıntıyı gidermek için daha uygun düştüğünü söylemiştir. Çünkü sıkıntı (ya da sıkıntının giderilmesi) de terbiyenin bir parçasıdır. Bu zikirde tevhid’i de içeren tehlil söz konusudur. Bu en yüce tenzihtir. Allah'ın kudretini tam olarak gösteren bir yüceltmedir. İlmi de gösteren bir merhamettir. Zira cahilden merhamet ve cömertlik beklenmez. Azamet ve hilim cömertlik vasıflarının en önemlileridir. Taberi'nin belirttiğine göre İbn Abbas'ın "dua ediyor" sözüne rağmen rivayette tehlil ve tazimin yer alması iki şekilde yorumlanabilir: İlk olarak dua öncesinde Resulullah s.a.v.'in Allah'ı tehlil ve tazim ettiği düşünülebilir. Yusuf İbn Abdillah İbn Haris'ten nakledilen rivayette "sonra dua etti" ifadesi açıkça yer almaktadır. Yine Taberi'nin A'meş vasıtasıyla İbrahim'den aktardığına göre kişi dua öncesinde Allah'ı överse icabet edileceğinin, övgü öncesinde dua ederse icabetin umulacağının söylenmesi de yukarıdaki kanaati teyid etmektedir. İkinci yorum ise İbn Uyeyne'ye aittir. İbn Uyeyne'ye "Resulullah s.a.v. Arafat'ta genelde "Ortağı bulunmayan Allah'tan başka ilah yoktur" diye dua ederdi" hadisi sorulunca, burada duanın değil zikrin söz konusu olduğunu; ancak kudsi bir hadiste "Beni zikrettiği için dua edemeyene dua edenlere verdiğimden daha güzelini veririm" buyurulduğunu söylemiştir. Bana göre Sa'd İbn Ebi Vakkas'ın merfu olarak naklettiği şu hadis ikinci ihtimali desteklemektedir: "Zü'n-nun (Hz. Yunus) balığın karnındayken şöyle dua etmiştir: Senden başka ilah yoktur. "Seni her türlü noksanlıklardan tenzih ederim. Bende zalimlerden biriyim". Bir müslüman böyle dua ederse duası mutlaka kabul edilir". Bu hadis Tirmizı, Nesaıve Hakim tarafından naklediimiştir. Hakim'in rivayetinde "Ordakilerden biri: "Bu Yunus'a mı özeldir yoksa tüm müslümanlar için de geçerli midir?" diye sorunca Resulullah s.a.v.: "İşte Biz mu'minleri böyle kurtarırız"(Enbiya 88) ayetini işitmediniz mi?" diye cevap vermiştir" lafzı yer almaktadır. İbn Ebi'd-Dünya el-Ferec ba'de'ş-şidde adlı eserinde şu rivayet i kaydetmektedir: "Velid İbn Abdilmelik Osman İbn Hibban'a Hasan İbn Hasan'ı yakalayıp halkın önünde yüz celde vurmasını emretmiştir. Hasan yakalanıp huzura getirilince Ali İbn Hüseyn ayağa kalkıp "Allah'ın seni kurtaracağı bir şeyler söyle" demiştir. O da bu sözleri söylemiştir. Bunun üzerine Osman kafasını kaldırıp Hasan'a iftira atıldığını serbest bırakılmasını istemiştir. Emirü'l-mü'minıne durumu kendisinin arzedeceğini açıklamıştır". Nesai ve Taberi'nin naklettiğine göre Abdullah İbn Ca'fer kızını evlendirdiği zaman başına bir iş geldiğinde "Halim ve kerim olan Allah'tan başka ilah yoktur. Yüce arşın rabbi olan Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim. Alemlerin rabbi' olan Allah'a hamdolsun" demesini öğütlemiştir. Hasan yukarıdaki sözleri söylediği zaman Haccac "Ben seni öldürmek amacındaydım. Şimdi ise şundan şundan daha sevimli geliyorsun" demiştir. Hatta bir rivayette "ihtiyacın varsa söyle" ilavesi yer almaktadır. Ebu Davud ve İbn Hibban'ın naklettiğine göre sıkıntı halinde "Allahım! Rahmetini diliyorum. Bir bile beni kendime bırakma. Benim sıkıntımı gider. Senden başka ilah yoktur" diye dua edilmesi gerektiği ifade edilmiştir
Narrated Ibn `Abbas:Allah's Messenger (ﷺ) used to say at a time of distress, "La ilaha illal-lahu Rabbul-l-'arsh il-'azim, La ilaha illallahu Rabbu-s-samawati wa Rabbu-l-ard, Rabbu-l-'arsh-il-Karim
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ كُرَيْبٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لَوْ أَنَّ أَحَدَهُمْ إِذَا أَرَادَ أَنْ يَأْتِيَ أَهْلَهُ قَالَ بِاسْمِ اللَّهِ، اللَّهُمَّ جَنِّبْنَا الشَّيْطَانَ، وَجَنِّبِ الشَّيْطَانَ مَا رَزَقْتَنَا، فَإِنَّهُ إِنْ يُقَدَّرْ بَيْنَهُمَا وَلَدٌ فِي ذَلِكَ، لَمْ يَضُرَّهُ شَيْطَانٌ أَبَدًا ".
İbn Abbas'tan nakledildiğine göre HesliluIlah şöyle buyurmuştur: "Biriniz eşiyle beraber olmak istediğinde şöyle desin "Bismiilah! Allahım! Bizi şeytan ın tasallatundan muhafaza buyur. Bize verdiğin rızıklara şeytanı yaklaştırma". Eğer bu birleşmelerinden çocuk meydana gelirse o cocuğa şeytan ebediyen zarar veremez". Fethu'l-Bari Açıklaması: Bu hadisin lafzına göre eşiyle birlikte olmak isteyen kişi bu duayı yapar. Bu rivayet eşiyle birlikte olmaya başlamış kişilerin bu duayı yapacakları ihtimalini ortadan kaldırmaktadır. Bu hadisle alakah izahat ayrıntılı bir şekilde nikah bölümünde geçmiştir. Şeytan ın çocuğa zarar vermemesi dini ve bedeni konusunda zarar verememesi ile ilgilidir yoksa çocuğun vesveseden emin olması anlamına gelmemektedir
Narrated Ibn `Abbas:The Prophet (ﷺ) said, "If anyone of you, when intending to have a sexual intercourse with his wife, says: 'Bismillah, Allahumma jannibna-sh-shaitan, wa jannibi-sh-shaitan ma razaqtana,' and if the couple are destined to have a child (out of that very sexual relation), then Satan will never be able to harm that child
حَدَّثَنَا الْمَكِّيُّ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ ـ هُوَ ابْنُ أَبِي هِنْدٍ ـ عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " نِعْمَتَانِ مَغْبُونٌ فِيهِمَا كَثِيرٌ مِنَ النَّاسِ، الصِّحَّةُ وَالْفَرَاغُ ". قَالَ عَبَّاسٌ الْعَنْبَرِيُّ حَدَّثَنَا صَفْوَانُ بْنُ عِيسَى، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَعِيدِ بْنِ أَبِي هِنْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَهُ.
İbn Abbas r.a.'ın anlattığına göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Çoğu insanın farkına varamadığı iki nimet vardır ki, onlar sağlık ve boş vakittir
Narrated Ibn `Abbas:The Prophet (ﷺ) said: "There are two blessings that many people are deceived into losing: health and free time
حَدَّثَنَا سَعْدُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ الْقُرَشِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي مُعَاذُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ ابْنَ أَبَانَ، أَخْبَرَهُ قَالَ أَتَيْتُ عُثْمَانَ بِطَهُورٍ وَهْوَ جَالِسٌ عَلَى الْمَقَاعِدِ، فَتَوَضَّأَ فَأَحْسَنَ الْوُضُوءَ ثُمَّ قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم تَوَضَّأَ وَهْوَ فِي هَذَا الْمَجْلِسِ، فَأَحْسَنَ الْوُضُوءَ ثُمَّ قَالَ " مَنْ تَوَضَّأَ مِثْلَ هَذَا الْوُضُوءِ، ثُمَّ أَتَى الْمَسْجِدَ فَرَكَعَ رَكْعَتَيْنِ، ثُمَّ جَلَسَ، غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ ". قَالَ وَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَغْتَرُّوا ".
İbn Eban şöyle demiştir: Osman İbn Aftan'a abdest suyu, getirdim. O esnada oturuyordu. Güzelce abdest aldı ve sonra şöyle dedi: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu mecliste güzelce abdest aldığını gördüm. Abdest aldıktan sonra şöyle buyurmuştu: 'Kim bu abdest gibi abdest alır daha sonra mescide gelerek iki rekat namaz kılar sonra da mescidde oturursa geçmiş günahları bağışlanır. Osman dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Aldanmayın" demişti. Fethu'l-Bari Açıklaması: Nebi s.a.v.'in "aldanmayın" demesinin anlamı Temizlik kitabında açıklanmıştı. Özetle mana şöyledir: Buradaki bağışlanma ifadesini umumi anlamıyla yorumlamayın, tüm günahların bağışlanacağını zannederek namazia nasılolsa bağışlanır diye gevşeyip günahlara dalmayın. Günahlara kefaret olan namaz makbul namazdır. Hangi namazın makbulolacağını da kimse bilemez. Bu hadisle ilgili gördüğüm bir diğer yorum da namazın kefaret olduğu günahların sadece küçük günahlar olduğudur. Sakın bu hadisi yanlış anlayıp namazın kefaret olacağını sanarak büyük günah işlemeyin. Kefaret olunabilenler küçük günahlardır. Ya da aldanıp küçük günahları arttırmayın. Zira ısrar halinde, küçük günahlar da büyük günah hükmünde olur. Küçük günaha kefaret olan bir şey böyle bir günaha kefaret olmaz. Namazın küçük günahlara kefaret olması da itaatkar insanlara hastır. Masiyet işleyenler böyle bir mertebeye nail olamazlar
Narrated Ibn `Abbas:I brought water to `Uthman bin `Affan to perform the ablution while he was sitting on his seat. He performed the ablution in a perfect way and said, "I saw the Prophet (ﷺ) performing the ablution in this place and he performed it in a perfect way and said, "Whoever performs the ablution as I have done this time and then proceeds to the mosque and offers a two-rak`at prayer and then sits there (waiting for the compulsory congregational prayers), then all his past sins will be forgiven." The Prophet (ﷺ) further added, "Do not be conceited (thinking that your sins will be forgiven because of your prayer)
حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ عَطَاءٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ يَقُولُ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لَوْ كَانَ لاِبْنِ آدَمَ وَادِيَانِ مِنْ مَالٍ لاَبْتَغَى ثَالِثًا، وَلاَ يَمْلأُ جَوْفَ ابْنِ آدَمَ إِلاَّ التُّرَابُ، وَيَتُوبُ اللَّهُ عَلَى مَنْ تَابَ ".
İbn Abbas'ın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Adem oğlunun iki vadi dolusu malı olsa üçüncüsünü ister. Adem oğlunun iç boşluğunu topraktan başka bir şey dolduramaz. Allah (ihtirastan) tövbe edenin tövbesini kabul eder
Narrated Ibn `Abbas:I heard the Prophet (ﷺ) saying, "If the son of Adam (the human being) had two valleys of money, he would wish for a third, for nothing can fill the belly of Adam's son except dust, and Allah forgives him who repents to Him