2.201 hadis bulundu · sayfa 24/111
حَدَّثَنَا عَلِيٌّ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عِنْدَ بَعْضِ نِسَائِهِ فَأَرْسَلَتْ إِحْدَى أُمَّهَاتِ الْمُؤْمِنِينَ بِصَحْفَةٍ فِيهَا طَعَامٌ، فَضَرَبَتِ الَّتِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي بَيْتِهَا يَدَ الْخَادِمِ فَسَقَطَتِ الصَّحْفَةُ فَانْفَلَقَتْ، فَجَمَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِلَقَ الصَّحْفَةِ، ثُمَّ جَعَلَ يَجْمَعُ فِيهَا الطَّعَامَ الَّذِي كَانَ فِي الصَّحْفَةِ وَيَقُولُ " غَارَتْ أُمُّكُمْ "، ثُمَّ حَبَسَ الْخَادِمَ حَتَّى أُتِيَ بِصَحْفَةٍ مِنْ عِنْدِ الَّتِي هُوَ فِي بَيْتِهَا، فَدَفَعَ الصَّحْفَةَ الصَّحِيحَةَ إِلَى الَّتِي كُسِرَتْ صَحْفَتُهَا، وَأَمْسَكَ الْمَكْسُورَةَ فِي بَيْتِ الَّتِي كَسَرَتْ فِيه.
Enes r.a.'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, hanımlarından birisinin yanında idi. mu'minlerin annelerinden birisi, içinde yemek bulunan bir tabak gönderdi. Nebiin evinde bulunduğu o kadın (Aişe) hizmetçinin eline vurdu. Kap düştü ve ikiye ayrıldı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kabın parçalarını bir araya getirdi, daha sonra kapta bulunan yemeği tekrar ona toplamaya koyuldu. Bu arada da: Anneniz gayrete geldi (kıskandı) diyordu. Daha sonra hizmetçiyi, evinde bulunduğu hanımı nezdinden bir kap getirilinceye kadar alıkoydu. Sağlam kabı, kabı kırılan hanımına gönderdi, kırık olan kabı da evinde kırıldığı hanımı için alıkoydu
Narrated Anas:While the Prophet (ﷺ) was in the house of one of his wives, one of the mothers of the believers sent a meal in a dish. The wife at whose house the Prophet (ﷺ) was, struck the hand of the servant, causing the dish to fall and break. The Prophet (ﷺ) gathered the broken pieces of the dish and then started collecting on them the food which had been in the dish and said, "Your mother (my wife) felt jealous." Then he detained the servant till a (sound) dish was brought from the wife at whose house he was. He gave the sound dish to the wife whose dish had been broken and kept the broken one at the house where it had been broken
حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ الْحَوْضِيُّ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لأُحَدِّثَنَّكُمْ حَدِيثًا سَمِعْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لاَ يُحَدِّثُكُمْ بِهِ أَحَدٌ غَيْرِي، سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِنَّ مِنْ أَشْرَاطِ السَّاعَةِ أَنْ يُرْفَعَ الْعِلْمُ، وَيَكْثُرَ الْجَهْلُ وَيَكْثُرَ الزِّنَا، وَيَكْثُرَ شُرْبُ الْخَمْرِ، وَيَقِلَّ الرِّجَالُ، وَيَكْثُرَ النِّسَاءُ حَتَّى يَكُونَ لِخَمْسِينَ امْرَأَةً الْقَيِّمُ الْوَاحِدُ ".
Enes r.a.'dan, dedi ki: "Andolsun size Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işitip dinlediğim ve size onu benden başka kimsenin nakletmeyeceği bir hadis aktaracağım. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: Şüphesiz ilmin kaldırılması, cehaletin çoğalması, zinanın artması, içki içmenin çoğalması, erkeklerin azalıp kadınların elli kadına tek bir kişi bakacak şekilde çoğalması, kıyametin şartlarından (aıametlerinden)dir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Erkeklerin azalıp, kadınların çoğalması." Bundan kasıt ahir zamanda böyle olacağıdır. "Tek bir kişi bakacak (kayyim)", yani bu kadar kadının işini görecek tek bir kişi. .. Bunun, helal ya da haram olsun kendileri ile nikahlanması için erkeğin arkasından gideceklerinden kinaye yolu ile bir anlatım olma ihtimali de vardır
Narrated Anas:I will narrate to you a Habith I heard from Allah's Messenger (ﷺ) and none other than I will tell you of it. I heard Allah's Messenger (ﷺ) saying, "From among the portents of the Hour are the following: Religious knowledge will be taken away; General ignorance (in religious matters) will increase; illegal Sexual intercourse will prevail: Drinking of alcoholic drinks will prevail. Men will decrease in number, and women will increase in number, so much so that fifty women will be looked after by one man
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ هِشَامٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ جَاءَتِ امْرَأَةٌ مِنَ الأَنْصَارِ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَخَلاَ بِهَا فَقَالَ " وَاللَّهِ إِنَّكُنَّ لأَحَبُّ النَّاسِ إِلَىَّ ".
Enes İbn Malik r.a.'dan, dedi ki: "Ensardan bir kadın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına geldi, o da onunla baş başa kaldı. Daha sonra: Allah'a yemin ederim, sizler en sevdiğim insanlarsınız, diye buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Erkeğin, insanların huzurunda kadın ile baş başa kalmasının caiz oluşu." Yani insanların kendilerini göremeyecekleri bir şekilde baş başa kalmamalıdırlar. Şayet kadının insanlar arasında zikretmekten utanacağı bir şeyolması gibi gizlice konuşulması icab eden bir hal varsa, kadın ile erkeğin konuşmalarının işitilmeyeceği ama görülecekleri bir şekilde konuşabilirler. Musannıf, başlıktaki: "İnsanların huzurunda" ifadesini, bu hadisin bazı rivayet yollarında zikredilen: "Yolun bir tarafında ya da yollardan birisinde onunla baş başa konuştu" ifadesinden çıkartmıştır. Burada sözü edilen yol ise çoğunlukla insanların gidip geldikleri ve gidip gelenin eksilmediği, izlenen yollar demektir. "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onunla baş başa" yolun bir bölümünde "kaldı", konuştu. el-Mühelleb dedi ki: Enes bu sözleriyle onun beraberinde bulunanların gözünden kaybolacak şekilde kadın ile baş başa kaldığını anlatmak istememiştir. Nebi kadınla huzurunda bulunanların, şikayetini duymayacağı, aralarındaki konuşmaları işitmeyeceği bir şekilde onunla baş başa kaldı (bir kenara çekildi) demek istemiştir. "Allah'a yemin ederim, sizler en sevdiğim insanlarsınız, diye buyurdu." Hadiste ensara ait bir menkıbe dile getirilmektedir. Ayrıca Nebi efendimizin ne kadar halim, alçak gönüllü, küçük olsun büyük olsun insanların ihtiyaçlarını görmek hususunda sabırlı olduğunu da ortaya koymaktadır
Narrated Anas bin Malik:An Ansari woman came to the Prophet (ﷺ) and he took her aside and said (to her). "By Allah, you (Ansar) are the most beloved people to me
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي أُوَيْسٍ، عَنْ أَخِيهِ، عَنْ سُلَيْمَانَ، عَنْ حُمَيْدٍ الطَّوِيلِ، أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ آلَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ نِسَائِهِ، وَكَانَتِ انْفَكَّتْ رِجْلُهُ فَأَقَامَ فِي مَشْرُبَةٍ لَهُ تِسْعًا وَعِشْرِينَ، ثُمَّ نَزَلَ فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ آلَيْتَ شَهْرًا. فَقَالَ " الشَّهْرُ تِسْعٌ وَعِشْرُونَ ".
Humeyd et-Tavil'den rivayete göre o, Enes İbn Malik'i şöyle derken dinlemiştir: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hanımlarına yaklaşmamaya dair yemin etti (ila yaptı). Ayağı da burkulup çıkmıştı. Kendisine ait yüksekçe bİr odada yirmi dokuz gün kaldıktan sonra aşağı inmişti. Ona: Ey Allah'ın Rasulü, sen bir ay diye yemin etmiştin denilince, o: Ay yirmi dokuz gündür, diye cevap vermişti
Narrated Anas bin Malik:Allah's Messenger (ﷺ) took an oath that he would abstain from his wives, and at that time his leg had been sprained (dislocated). So he stayed in the Mashruba (an attic room) of his for 29 days. Then he came down, and they (the people) said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! You took an oath to abstain from your wives for one month." He said, "The month is of twenty nine days
وَقَالَ الأُوَيْسِيُّ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ شُعْبَةَ بْنِ الْحَجَّاجِ، عَنْ هِشَامِ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ عَدَا يَهُودِيٌّ فِي عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى جَارِيَةٍ، فَأَخَذَ أَوْضَاحًا كَانَتْ عَلَيْهَا وَرَضَخَ رَأْسَهَا، فَأَتَى بِهَا أَهْلُهَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهْىَ فِي آخِرِ رَمَقٍ، وَقَدْ أُصْمِتَتْ، فَقَالَ لَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ قَتَلَكِ فُلاَنٌ ". لِغَيْرِ الَّذِي قَتَلَهَا، فَأَشَارَتْ بِرَأْسِهَا أَنْ لاَ، قَالَ فَقَالَ لِرَجُلٍ آخَرَ غَيْرِ الَّذِي قَتَلَهَا، فَأَشَارَتْ أَنْ لاَ، فَقَالَ " فَفُلاَنٌ ". لِقَاتِلِهَا فَأَشَارَتْ أَنْ نَعَمْ، فَأَمَرَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرُضِخَ رَأْسُهُ بَيْنَ حَجَرَيْنِ.
Enes İbn Malik r.a.'den, dedi ki: "Raslilullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde bir Yahudi bir kız çocuğuna saldırarak üzerinde bulunan gümüş bazı zınet eşyalarını aldı, başını da ezdi. çocuğun yakınları onu Raslilullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna son nefeşlerini verirken dili tutulmuş olduğu halde getirdiler. Raslilullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona: Seni kim öldürdü? Filan mı diye -onu öldürenden bir başkasının adını vererek- sordu. Çocuk başıyla: Hayır diye işaret etti. Yine ona saldırmış olandan bir başka adamın adını söyleyerek sordu, onun için de: Hayır diye işaret etti. Peki, filan mı diye onu öldürenin ismini verince, evet diye işaret etti. Bu sebeple Raslilullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'in emri üzerine onun da başı iki taş arasında ezildi
Narrated Anas bin Malik: During the lifetime of Allah's Messenger (ﷺ) a Jew attacked a girl and took some silver ornaments she was wearing and crushed her head. Her relative brought her to the Prophet (ﷺ) while she was in her last breaths, and she was unable to speak. Allah's Messenger (ﷺ) asked her, "Who has hit you? so-and-so?", mentioning somebody other than her murderer. She moved her head, indicating denial. The Prophet (ﷺ) mentioned another person other than the murderer, and she again moved her head indicating denial. Then he asked, "Was it so-and-so?", mentioning the name of her killer. She nodded, agreeing. Then Allah's Messenger (ﷺ); ordered that the head of that Jew be crushed between two stones
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ الأَنْصَارِيِّ، أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَلاَ أُخْبِرُكُمْ بِخَيْرِ دُورِ الأَنْصَارِ ". قَالُوا بَلَى يَا رَسُولَ اللَّهِ. قَالَ " بَنُو النَّجَّارِ، ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ بَنُو عَبْدِ الأَشْهَلِ، ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ بَنُو الْحَارِثِ بْنِ الْخَزْرَجِ، ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ بَنُو سَاعِدَةَ ". ثُمَّ قَالَ بِيَدِهِ، فَقَبَضَ أَصَابِعَهُ، ثُمَّ بَسَطَهُنَّ كَالرَّامِي بِيَدِهِ ثُمَّ قَالَ " وَفِي كُلِّ دُورِ الأَنْصَارِ خَيْرٌ ".
Enes İbn Malik r.a.'den, diyor ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyudu: Ben size ensar yurdunun en hayırlılarını haber vermeyeyim mi? Ashab: Buyur ey Allah'ın Rasulü dediler. O: Neccaroğulları, sonra onlardan sonra gelen Abdu'l-Eşhel oğulları, sonra da on/ardan sonra gelen el-Haris İbn e/-Hazrec oğulları, sonra on/ardan sonra ge/en Saide oğullarıdır, diye buyurdu. Sonra da eliyle şöyle işaret etti ve parmak/arını kapattı. Sonra da onları eliyle bir şeyatan kimse gibi açtıktan sonra: Bununla birlikte bütün ensar yurtlarında hayır vardır, diye buyurdu
Narrated Anas bin Malik:Allah's Messenger (ﷺ) said, "Shall I tell you of the best families among the Ansar?" They (the people) said, "Yes, O Allah's Messenger (ﷺ)!" The Prophet (ﷺ) said, "The best are Banu- An-Najjar, and after them are Banu `Abdil Ash-hal, and after them are Banu Al-Harith bin Al-Khazraj, and after them are Banu Sa`ida." The Prophet (ﷺ) then moved his hand by closing his fingers and then opening them like one throwing something, and then said, "Anyhow, there is good in all the families of the Ansar
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ إِنَّ خَيَّاطًا دَعَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِطَعَامٍ صَنَعَهُ ـ قَالَ أَنَسٌ ـ فَذَهَبْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرَأَيْتُهُ يَتَتَبَّعُ الدُّبَّاءَ مِنْ حَوَالَىِ الْقَصْعَةِ ـ قَالَ ـ فَلَمْ أَزَلْ أُحِبُّ الدُّبَّاءَ مِنْ يَوْمِئِذٍ.
Enes b. Malik r.a.'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Bir terzi Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i hazırladığı bir yemeğe davet etti. Enes dedi ki: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte gittim. Onun tabağın çeşitli yerlerindeki kabağı araştırdığını gördüm. Enes dedi ki: İşte o günden bu yana kabağı hep sevmişimdir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Arkadaşı ile birlikte yemek yerken tabağın etrafından yemek araştırmak." Tabağın etrafı onun kenarları demektir. "Arkadaşının bundan hoşlanmadığını ortaya koyan bir belirti yoksa." Buhari bu başlık altında Enes r.a.'ın rivayet ettiği Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in tabağın çeşitli yerlerindeki kabağı arayıp bulmasına dair hadisini de zikretmektedir. Bu hadis zahiri itibariyle bundan önce geçen, önündekinden yeme emri ile çatışmaktadır. Buhari bu iki hadisi beraberinde yemek yiyen kimsenin buna razı olduğunu bilmesi halinde caiz olduğunu yorumlayarak, iki hadisi bir arada telif etmiş bulunmaktadır. Hadisten Çıkarılan Sonuçlar 1- Şerefli bir kimsenin bir meslek icra eden kimse ile ve daha başkaları gibi kendinden daha aşağı bir kişi ile yemek yemesi, onun davetini kabul etmesi, hizmetçi ile beraber yemek yemek caizdir. 2- Hadisten Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabına karşı ne kadar alçak gönüllü, onlara karşı ne kadar yumuşak olduğu ve zaman zaman onların evlerine gidip geldiği de anlaşılmaktadır. 3-1\z dahi olsa yemek için yapılan davete icabet edilir. 4- Misafirler önlerine konulan yemekten birbirlerine ikram edebilirler. Yasak olan, başkasının önündekini kendisi ya da başkası için almaktır. 5- Hayırlı kimselere benzeme ve yemek ve diğer hususlarda onlara uymaya özel gayret ve dikkat gösterilmelidir. 6- Hadiste Enes'in açıkça bir fazileti görülmektedir. Çünkü o insan tabiatıyla alakah olan hususlara varıncaya kadar Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in izinde gitmeye çalışmıştır. Ayrıca bu hususlarda ona tabi olmak için nefsirÜ zorladığı dahi olmuştur. Allah ondan razı olsun
Narrated Anas bin Malik:A tailor invited Allah's Messenger (ﷺ) to a meal which he had prepared. I went along with Allah's Messenger (ﷺ) and saw him seeking to eat the pieces of gourd from the various sides of the dish. Since that day I have liked to eat gourd. `Umar bin Abi Salama said: The Prophet, said to me, "Eat with your right hand
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ قَالَ أَبُو طَلْحَةَ لأُمِّ سُلَيْمٍ لَقَدْ سَمِعْتُ صَوْتَ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ضَعِيفًا أَعْرِفُ فِيهِ الْجُوعَ، فَهَلْ عِنْدَكِ مِنْ شَىْءٍ فَأَخْرَجَتْ أَقْرَاصًا مِنْ شَعِيرٍ، ثُمَّ أَخْرَجَتْ خِمَارًا لَهَا فَلَفَّتِ الْخُبْزَ بِبَعْضِهِ، ثُمَّ دَسَّتْهُ تَحْتَ ثَوْبِي وَرَدَّتْنِي بِبَعْضِهِ، ثُمَّ أَرْسَلَتْنِي إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ فَذَهَبْتُ بِهِ فَوَجَدْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الْمَسْجِدِ وَمَعَهُ النَّاسُ، فَقُمْتُ عَلَيْهِمْ فَقَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَرْسَلَكَ أَبُو طَلْحَةَ ". فَقُلْتُ نَعَمْ. قَالَ " بِطَعَامٍ ". قَالَ فَقُلْتُ نَعَمْ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِمَنْ مَعَهُ " قُومُوا ". فَانْطَلَقَ وَانْطَلَقْتُ بَيْنَ أَيْدِيهِمْ حَتَّى جِئْتُ أَبَا طَلْحَةَ، فَقَالَ أَبُو طَلْحَةَ يَا أُمَّ سُلَيْمٍ قَدْ جَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالنَّاسِ، وَلَيْسَ عِنْدَنَا مِنَ الطَّعَامِ مَا نُطْعِمُهُمْ. فَقَالَتِ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ. قَالَ فَانْطَلَقَ أَبُو طَلْحَةَ حَتَّى لَقِيَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَقْبَلَ أَبُو طَلْحَةَ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى دَخَلاَ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " هَلُمِّي يَا أُمَّ سُلَيْمٍ مَا عِنْدَكِ ". فَأَتَتْ بِذَلِكَ الْخُبْزِ فَأَمَرَ بِهِ فَفُتَّ وَعَصَرَتْ أُمُّ سُلَيْمٍ عُكَّةً لَهَا فَأَدَمَتْهُ، ثُمَّ قَالَ فِيهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ يَقُولَ ثُمَّ قَالَ " ائْذَنْ لِعَشَرَةٍ ". فَأَذِنَ لَهُمْ، فَأَكَلُوا حَتَّى شَبِعُوا، ثُمَّ خَرَجُوا، ثُمَّ قَالَ " ائْذَنْ لِعَشَرَةٍ ". فَأَذِنَ لَهُمْ فَأَكَلُوا حَتَّى شَبِعُوا، ثُمَّ خَرَجُوا، ثُمَّ قَالَ " ائْذَنْ لِعَشَرَةٍ ". فَأَذِنَ لَهُمْ فَأَكَلُوا حَتَّى شَبِعُوا ثُمَّ خَرَجُوا، ثُمَّ أَذِنَ لِعَشَرَةٍ، فَأَكَلَ الْقَوْمُ كُلُّهُمْ وَشَبِعُوا، وَالْقَوْمُ ثَمَانُونَ رَجُلاً.
Enes b. Malik r.a.'den, diyor ki: "Ebu Talha, Ümmü Suleym'e: Andolsun Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sesini, sesinden aç olduğunu anlayacağım şekilde oldukça zayıf duydum. Sende yiyecek bir şey var mı, dedi. Ümmü Talha birkaç arpa ekmeği çıkardı. Daha sonra da bir başörtüsü çıkarıp onun bir parçası ile ekmeği sardı. Sonra bu ekmeği elbisemin albna yerleştirdi. Geri kalan kısmı ile de üzerimi rida gibi örttü. Arkasından beni Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'e gönderdi. Enes dedi ki: Ekmeği alıp gittim. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i beraberinde insanlar da bulunduğu halde mescidde buldum. Onların başlarında ayakta dikildim. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana: Seni Ebu Talha mı gönderdi, diye sordu. Ben: Evet, dedim. Beraberinde yiyecek bir şey de gönderdi mi, diye sordu. Ben yine: Evet, dedim. Bu sefer Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem beraberinde bulunanlara: Kalkın, diye buyurdu. O yola koyuldu, ben de onların önlerinde gidiyordum. Nihayet Ebu Talha'nın yanına vardım. Ebu Talha: Ey Üm mü Süleym, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem insanlarla birlikte gelmiş bulunuyor. Yanımızda da onlara yedirecek bir şeyimiz yok, dedi. Ümmü Talha bunun üzerine: Allah ve Rasulü daha iyi bilir, dedi. Enes dedi ki: Ebu Talha yola koyuldu ve nihayet Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile karşılaştı. Ebu Talha ve Rasulullah gelip evin içine girdiler. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Ey Ümmü Süleym, yanında ne varsa getir, dedi. Ümmü Süleym de bana verdiği o ekmeği getirdi. Allah Rasulünün emri üzere ekmek doğrandı. Ümmü Süleym de onun üzerine yanındaki bir yağ tulumundan üzerine bir miktar yağ sıktı ve ona katık yaptı. Daha sonra Rasulullah bunun üzerine Allah'ın söylemesini dilediği şeyleri söyledi. Arkasından da: On kişiye içeri girmeleri için izin ver, diye buyurdu. Ebu Talha da onlara izin verdi. Doyuncaya kadar yedikten sonra çıktılar. Arkasından yine: On kişiye izin ver, dedi. Ebu Talha da on kişiye izin verdi. Onlar da doyuncaya kadar yiyip çıktılar. Daha sonra: On kişiye izin ver, dedi. Ebu Talha da onlara izin verdi. Onlar da doyuncaya kadar yiyip çıktılar. Sonra bir on kişiye daha izin verdi. Böylelikle hepsi doyuncaya kadar yemek yediler. Bunlar seksen kişi idiler
Narrated Anas bin Malik:Abu Talha said to Um Sulaim, "I have heard the voice of Allah's Messenger (ﷺ) which was feeble, and I think that he is hungry. Have you got something (to eat)?" She took out some loaves of barley bread, then took her face-covering sheet and wrapped the bread in part of it, and pushed it under my garment and turned the rest of it around my body and sent me to Allah's Messenger (ﷺ) . I went with that, and found Allah's Messenger (ﷺ) in the mosque with some people. I stood up near them, and Allah's Messenger (ﷺ) asked me, "Have you been sent by Abu Talha?" I said, "Yes." He asked, "With some food (for us)?" I said, "Yes." Then Allah's Messenger (ﷺ) said to all those who were with him, "Get up!" He set out (and all the people accompanied him) and I proceeded ahead of them till I came to Abu Talha. Abu Talha then said, "O Um Sulaim! Allah's Messenger (ﷺ) has arrived along with the people, and we do not have food enough to feed them all." She said, "Allah and His Apostle know better." So Abu Talha went out till he met Allah's Messenger (ﷺ). Then Abu Talha and Allah's Messenger (ﷺ) came and entered the house. Allah's Apostle said, "Um Sulaim ! Bring whatever you have." She brought that very bread. The Prophet (ﷺ) ordered that it be crushed into small pieces, and Um Sulaim pressed a skin of butter on it. Then Allah's Apostle said whatever Allah wished him to say (to bless the food) and then added, "Admit ten (men)." So they were admitted, ate their fill and went out. The Prophet (ﷺ) then said, "Admit ten (more)." They were admitted, ate their full, and went out. He then again said, "Admit ten more!" They were admitted, ate their fill, and went out. He admitted ten more, and so all those people ate their fill, and they were eighty men
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ يُونُسَ ـ قَالَ عَلِيٌّ هُوَ الإِسْكَافُ ـ عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، رضى الله عنه قَالَ مَا عَلِمْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَكَلَ عَلَى سُكُرُّجَةٍ قَطُّ، وَلاَ خُبِزَ لَهُ مُرَقَّقٌ قَطُّ، وَلاَ أَكَلَ عَلَى خِوَانٍ. قِيلَ لِقَتَادَةَ فَعَلَى مَا كَانُوا يَأْكُلُونَ قَالَ عَلَى السُّفَرِ.
Enes r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in küçük tabakta yemek yediğini de, inceltilmiş yufka ekmeği yediğini de, bir masa üzerinde yemek yediğini de asla bilmiyorum. Katade'ye: Peki neyin üzerinde yemek yerlerdi diye soruldu. Katade: Sofralar üzerinde diye cevap verdi. " Bu Hadis 5415 ve 6450 numara ile gelecektir
Narrated Anas:To the best of my knowledge, the Prophet (ﷺ) did not take his meals in a big tray at all, nor did he ever eat well-baked thin bread, nor did he ever eat at a dining table
حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي مَرْيَمَ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، أَخْبَرَنِي حُمَيْدٌ، أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسًا، يَقُولُ قَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَبْنِي بِصَفِيَّةَ فَدَعَوْتُ الْمُسْلِمِينَ إِلَى وَلِيمَتِهِ أَمَرَ بِالأَنْطَاعِ فَبُسِطَتْ فَأُلْقِيَ عَلَيْهَا التَّمْرُ وَالأَقِطُ وَالسَّمْنُ. وَقَالَ عَمْرٌو عَنْ أَنَسٍ بَنَى بِهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ صَنَعَ حَيْسًا فِي نِطَعٍ.
Enes r.a.'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem (Hayber dönüşü) ikamet etti ve Safiye ile zifafa girdi. Ben de Müslümanları düğün yemeğine davet ettim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem sofraların açılmasını emretti, sofralar yayıldı. Sofralara hurma, keş ve yağ bırakıldı." Amr da, Enes'den rivayetle şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Safiye ile zifafa girdikten sonra deriden sofralar üzerinde Hays denilen yemeği yaptı
Narrated Anas:The Prophet (ﷺ) halted to consummate his marriage with Safiyya. I invited the Muslims to his wedding banquet. He ordered that leather dining sheets be spread. Then dates, dried yoghurt and butter were put on those sheets. Anas added: The Prophet (ﷺ) consummated his marriage with Safiyya (during a journey) whereupon Hais (sweet dish) was served on a leather dining sheet
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي الأَسْوَدِ، حَدَّثَنَا مُعَاذٌ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ يُونُسَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ مَا أَكَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَلَى خِوَانٍ، وَلاَ فِي سُكْرُجَةٍ، وَلاَ خُبِزَ لَهُ مُرَقَّقٌ. قُلْتُ لِقَتَادَةَ عَلَى مَا يَأْكُلُونَ قَالَ عَلَى السُّفَرِ.
Enes b. Malik r.a.'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ne masa üzerinde, ne sukurrece (denilen tepsi ve tabak) içinde yemek yedi, ne onun için halis buğday unundan inceltilmiş ekmek pişirildi. Ben (Yunus) Katade'ye: Peki, ne üzerinde yerlerdi, diye sordum. Katade: Sofralar üzerinde, diye cevap verdi
Narrated Anas bin Malik:The Prophet (ﷺ) never took his meals at a dining table, nor in small plates, and he never ate thin wellbaked bread. (The sub-narrator asked Qatada, "Over what did they use to take their meals?" Qatada said, "On leather dining sheets)
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَوْنٍ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي طُوَالَةَ، عَنْ أَنَسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ فَضْلُ عَائِشَةَ عَلَى النِّسَاءِ كَفَضْلِ الثَّرِيدِ عَلَى سَائِرِ الطَّعَامِ ".
Enes r.a.'den rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Aişe'nin diğer kadınlara üstünlüğü tiridin diğer yemeklere olan üstünlüğü gibidir
Narrated Anas:The Prophet (ﷺ) said, "The superiority of `Aisha to other women is like the superiority of Tharid to other kinds of food
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُنِيرٍ، سَمِعَ أَبَا حَاتِمٍ الأَشْهَلَ بْنَ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ عَوْنٍ، عَنْ ثُمَامَةَ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ دَخَلْتُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عَلَى غُلاَمٍ لَهُ خَيَّاطٍ، فَقَدَّمَ إِلَيْهِ قَصْعَةً فِيهَا ثَرِيدٌ ـ قَالَ ـ وَأَقْبَلَ عَلَى عَمَلِهِ ـ قَالَ ـ فَجَعَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَتَتَبَّعُ الدُّبَّاءَ ـ قَالَ ـ فَجَعَلْتُ أَتَتَبَّعُهُ فَأَضَعُهُ بَيْنَ يَدَيْهِ ـ قَالَ ـ فَمَا زِلْتُ بَعْدُ أُحِبُّ الدُّبَّاءَ.
Enes r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte terzi olan bir azadlısının yanına girdik. Bu terzi, onun önüne içinde tirid bulunan bir tencere getirdi. (Enes) dedi ki: Sonra da işine döndü. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kabakları araştırmaya koyuldu. (Enes) dedi ki: Ben de kabakları araştırmaya ve bulduklarımı önüne koymaya koyuldum. (Enes) dedi ki: İşte bundan sonra kabağı hep seviyorum
Narrated Anas:I went along with the Prophet (ﷺ) to the house of a young tailor of his. The tailor presented a dish of Tharid to the Prophet (ﷺ) and resumed his work. The Prophet (ﷺ) started picking the pieces of gourd and I too, started picking them and putting it before him. Since then I have always loved (to eat) gourd
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ أَبِي عَمْرٍو، مَوْلَى الْمُطَّلِبِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حَنْطَبٍ أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لأَبِي طَلْحَةَ " الْتَمِسْ غُلاَمًا مِنْ غِلْمَانِكُمْ يَخْدُمُنِي ". فَخَرَجَ بِي أَبُو طَلْحَةَ، يُرْدِفُنِي وَرَاءَهُ، فَكُنْتُ أَخْدُمُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كُلَّمَا نَزَلَ، فَكُنْتُ أَسْمَعُهُ يُكْثِرُ أَنْ يَقُولَ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحَزَنِ، وَالْعَجْزِ وَالْكَسَلِ، وَالْبُخْلِ وَالْجُبْنِ وَضَلَعِ الدَّيْنِ، وَغَلَبَةِ الرِّجَالِ ". فَلَمْ أَزَلْ أَخْدُمُهُ حَتَّى أَقْبَلْنَا مِنْ خَيْبَرَ، وَأَقْبَلَ بِصَفِيَّةَ بِنْتِ حُيَىٍّ قَدْ حَازَهَا، فَكُنْتُ أَرَاهُ يُحَوِّي وَرَاءَهُ بِعَبَاءَةٍ أَوْ بِكِسَاءٍ، ثُمَّ يُرْدِفُهَا وَرَاءَهُ، حَتَّى إِذَا كُنَّا بِالصَّهْبَاءِ صَنَعَ حَيْسًا فِي نِطَعٍ، ثُمَّ أَرْسَلَنِي فَدَعَوْتُ رِجَالاً فَأَكَلُوا، وَكَانَ ذَلِكَ بِنَاءَهُ بِهَا، ثُمَّ أَقْبَلَ حَتَّى إِذَا بَدَا لَهُ أُحُدٌ قَالَ " هَذَا جَبَلٌ يُحِبُّنَا وَنُحِبُّهُ ". فَلَمَّا أَشْرَفَ عَلَى الْمَدِينَةِ قَالَ " اللَّهُمَّ إِنِّي أُحَرِّمُ مَا بَيْنَ جَبَلَيْهَا مِثْلَ مَا حَرَّمَ بِهِ إِبْرَاهِيمُ مَكَّةَ، اللَّهُمَّ بَارِكْ لَهُمْ فِي مُدِّهِمْ وَصَاعِهِمْ ".
Enes b. Malik r.a.'den, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ebu Talha'ya: Sizin küçük çocuklarınızdan bana hizmet edecek küçük bir çocuk araştır, dedi. Ebu Talha beni arkasında terkisine bindirerek çıkarıp götürdü. Ben de Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ne zaman konakladıysa gider ona hizmet ederdim. Onun: Allah'ım, kederden, üzüntüden, acizlikten, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, ağır borç yükünden ve erkeklerin galip gelmesinden sana sığınırım, duasını çokça yaptığını işitir dururdum. Bu şekilde Hayber'den dönünceye kadar ona hizmet edip durdum. Hayber'den kendisi için ayırmış olduğu Huyey'in kızı Safiye ile döndü. Ben onun Safiye için arkasında bir aba ya da bir örtü ile yer hazırladığını, sonra da onu arkasına, terkisine bindirdiğini gördüm. Nihayet es-Sahba denilen yere vardığımızda deriden sofralar üzerinde Hays denilen yemeği hazırlattı. Sonra beni gönderdi, ben de birtakım adamları davet ettim, onlar da gelip yemek yediler. Bu, Safiye ile evlenmesi (dolayısıyla) idi. Daha sonra Medine'ye doğru yoluna devam etti. Nihayet Uhud'u görünce: Bu bizi seven, bizim de kendisini sevdiğimiz bir dağdır, dedi, Medine'ye yaklaşınca da: Allah'ım, şüphesiz ben İbrahim'in Mekke'yi haram kıldığı gibi Medine'nin iki dağının arasını da haram kılıyorum. Allah'ım, (Medinelilerin) mudlerini ve sa'larını onlar için bereketli kıL." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Hays yemeği." Buna dair açıklama, -başlıktaki hadisin şerhi ile birlikte- Meğazı bölümünün Hayber gazvesinde Safiye kıssası başlığında (4211.hadiste) geçmiş bulunmaktadır. Hays, aslında hurma, keş ve tereyağından yapılır. Bazı hallerde keşin yerine doğranmış ekmek ya da un da konulabilir. "Ağır borç yükü." borcun ağırlığı demektir
Narrated Anas bin Malik:Allah's Messenger (ﷺ) said to Abu Talha, "Seek one of your boys to serve me." Abu Talha mounted me behind him (on his riding animal) and took me (to the Prophet (ﷺ) ). So I used to serve Allah's Messenger (ﷺ) whenever he dismounted (to stay somewhere). I used to hear him saying very often, "O Allah! I seek refuge with You from, having worries sadness, helplessness, laziness, miserliness, cowardice, from being heavily in debt and from being overpowered by other persons unjustly." I kept on serving till we -returned from the battle of Khaibar. The Prophet (ﷺ) then brought Safiyya bint Huyai whom he had won from the war booty. I saw him folding up a gown or a garment for her to sit on behind him (on his she-camel). When he reached As-Sahba', he prepared Hais and placed it on a dining sheet. Then he sent me to invite men, who (came and) ate; and that was his and Safiyya's wedding banquet. Then the Prophet proceeded, and when he saw (noticed) the mountain of Uhud, he said, "This mountain loves us, and we love it." When we approached Medina, he said, "O Allah! I make the area between its two mountains a sanctuary as Abraham has made Mecca a sanctuary. O Allah! Bless their Mudd and Sa (special kinds of measure)
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَنَسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " فَضْلُ عَائِشَةَ عَلَى النِّسَاءِ كَفَضْلِ الثَّرِيدِ عَلَى سَائِرِ الطَّعَامِ ".
Enes r.a.'den rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Aişe'nin kadınlara üstünlüğü, tiridin diğer yemeklere üstünlüğü gibidir
Narrated Anas:The Prophet (ﷺ) said, "The superiority of `Aisha to other ladies is like the superiority of Tharid to other kinds of food
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا أَزْهَرُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ ثُمَامَةَ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَتَى مَوْلًى لَهُ خَيَّاطًا، فَأُتِيَ بِدُبَّاءٍ، فَجَعَلَ يَأْكُلُهُ، فَلَمْ أَزَلْ أُحِبُّهُ مُنْذُ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَأْكُلُهُ.
Enes r.a.'den rivayete göre "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem terzi olan bir azadlısının yanına gitmişti. Önüne kabak yemeği getirildi, Allah Rasulü kabağı yemeğe başladı, ben de Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i kabağı (severek) yerken gördüğümden beri kabağı severim
Narrated Anas:Allah's Messenger (ﷺ) went to (the house of) his slave tailor, and he was offered (a dish of) gourd of which he started eating. I have loved to eat gourd since I saw Allah's Messenger (ﷺ) eating it
حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُنِيرٍ، سَمِعَ النَّضْرَ، أَخْبَرَنَا ابْنُ عَوْنٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي ثُمَامَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنْتُ غُلاَمًا أَمْشِي مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَدَخَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى غُلاَمٍ لَهُ خَيَّاطٍ، فَأَتَاهُ بِقَصْعَةٍ فِيهَا طَعَامٌ وَعَلَيْهِ دُبَّاءٌ، فَجَعَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَتَتَبَّعُ الدُّبَّاءَ ـ قَالَ ـ فَلَمَّا رَأَيْتُ ذَلِكَ جَعَلْتُ أَجْمَعُهُ بَيْنَ يَدَيْهِ ـ قَالَ ـ فَأَقْبَلَ الْغُلاَمُ عَلَى عَمَلِهِ. قَالَ أَنَسٌ لاَ أَزَالُ أُحِبُّ الدُّبَّاءَ بَعْدَ مَا رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَنَعَ مَا صَنَعَ.
Enes radıyallShu anh'dan, dedi ki: "Ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte yürüyen bir genç idim. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem terzi bir azadlısının yanına girdi. O da içinde yemek bulunan ve üzerinde kabak parçaları olan bir yemeği n bulunduğu bir kap getirdi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kabakları araştırmaya koyuldu. Enes dedi ki: Onun böyle yaptığını görünce ben de kabakları önünde toplamaya Başladım. (Enes) dedi ki: Azadlı köle de işine devam etti. Enes dedi ki: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in O yaptıklarını gördükten sonra ben de kabağı hep sevmişimdir. " Fethu'l-Bari Açıklaması: "Bir adamı ziyafete davet edip ağırlayan kimsenin işine devam etmesi." Buharı bu Başlık ile davet edenin davet ettiği kimseyle birlikte yemek yemesinin kaçınılmaz olmadığına işaret etmektedir. İbn Battal der ki: Ben davet edenin misafiri ile birlikte yemek yemesinin şart olduğuna dair bir şey bilmiyorum. Ancak bu, misafiri rahatlatmak açısından daha uygun, onun utangaçlığını izale etme açısından da daha yerindedir. Böyle davranan bir kimse misafirini ağırlamakta daha ileriye gitmiş olur. Bunu yapmayan kimsenin de bu davranışı caizdir. Ebu Bekr radıyallahu anh'ın misafirleri ile ilgili (daha önce) geçen olayda misafırlerin kendileri ile birlikte yemedikçe yemedikleri, onun ise buna karşı tepki gösterdiği görülmüştür
Narrated Anas:I was a young boy when I once was walking with Allah's Messenger (ﷺ) . Allah's Messenger (ﷺ) entered the house of his slave tailor and the latter brought a dish filled with food covered with pieces of gourd. Allah's Apostle started picking and eating the gourd. When I saw that, I started collecting and placing the gourd before him. Then the slave returned to his work. Anas added: I have kept on loving gourd since I saw Allah's Messenger (ﷺ) doing what he was doing
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، أَنَّ خَيَّاطًا، دَعَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم لِطَعَامٍ صَنَعَهُ، فَذَهَبْتُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَرَّبَ خُبْزَ شَعِيرٍ وَمَرَقًا فِيهِ دُبَّاءٌ وَقَدِيدٌ، فَرَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَتَتَبَّعُ الدُّبَّاءَ مِنْ حَوَالَىِ الْقَصْعَةِ، فَلَمْ أَزَلْ أُحِبُّ الدُّبَّاءَ بَعْدَ يَوْمِئِذٍ.
Enes b. Malik r.a.'den rivayete göre "Bir terzi hazırladığı bir yemeğe Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i davet etmişti. Ben de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte gittim. Önüne arpa ekmeği ve içinde kabak taneleri ile kurutulmuş et bulunan sulu bir yemek getirildi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yemek kabının köşe bucağından kabak tanelerini aldığını gördüm. İşte o günden itibaren kabağı hep severim
Narrated Anas bin Malik:A tailor invited the Prophet (ﷺ) to a meal which he had prepared, and I went along with the Prophet (ﷺ) . The tailor presented barley bread and soup containing gourd and cured meat. I saw the Prophet (ﷺ) picking the pieces of gourd from around the dish, and since then I have kept on liking gourd
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أُتِيَ بِمَرَقَةٍ فِيهَا دُبَّاءٌ وَقَدِيدٌ، فَرَأَيْتُهُ يَتَتَبَّعُ الدُّبَّاءَ يَأْكُلُهَا.
Enes radiyallahu anh'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e içinde kabak taneleri ve kurutulmuş et bulunan sulu bir yemek getirildiğini gördüm. Onun kabak tanelerini seçerek yediğini gördüm
Narrated Anas:I saw the Prophet (ﷺ) being served with soup and containing gourd and cured meat, and I saw him picking and eating the pieces of gourd
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ إِنَّ خَيَّاطًا دَعَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِطَعَامٍ صَنَعَهُ ـ قَالَ أَنَسٌ ـ فَذَهَبْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى ذَلِكَ الطَّعَامِ، فَقَرَّبَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خُبْزًا مِنْ شَعِيرٍ وَمَرَقًا فِيهِ دُبَّاءٌ وَقَدِيدٌ ـ قَالَ أَنَسٌ ـ فَرَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَتَتَبَّعُ الدُّبَّاءَ مِنْ حَوْلِ الصَّحْفَةِ، فَلَمْ أَزَلْ أُحِبُّ الدُّبَّاءَ مِنْ يَوْمِئِذٍ. وَقَالَ ثُمَامَةُ عَنْ أَنَسٍ، فَجَعَلْتُ أَجْمَعُ الدُّبَّاءَ بَيْنَ يَدَيْهِ.
Enes b. Malik r.a.'den, dedi ki: "Bir terzi hazırladığı bir yemeğe Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i davet etmişti. Enes dedi ki: Ben de o yemeğe Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte gittim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e arpa ekmeği ve içinde kabak taneleri ve kurutulmuş et bulunan sulu bir yemek ikram edildi. Enes dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in tabağın etrafındaki kabak tanelerini ayıkladığını gördüm. İşte o günden bu yana ben de kabağı hep severim." Sümame, Enes'ten: "Ben de kabak tanelerini önüne toplamaya başladım" dediğini eklemiştir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Sofra üzerinde arkadaşına elden ele bir şey uzatan yahut önüne koyan kimse." İbnu'l-Mübarek dedi ki: "(Aynı sofrada bulunanların) birbirlerine elden ele bir şey uzatmalarında bir sakınca yoktur. Fakat bu sofradan diğer sofradakine elden ele bir şey uzatmaz." İbn Battal dedi ki: Aynı sofrada birbirlerine bir şey uzatmalarının caiz olması, o yemeğin muayyen olarak onlara takdim edilmiş olmasından dolayıdır. O yemeğin tamamını kendileri yiyebilirler. Bu yemekte o sofradakilerin hepsi ortaktır. Daha önceden de herkesin önünden yemesine dair emir geçmiş bulunmaktadır. Önünde bulunan bir şeyi arkadaşına uzatan bir kimse, arkadaşının o şeydeki ortaklığı ile birlikte kendi payını ona vererek kendisine tercih etmiş gibidir; ama bir başka sofrada bulunan kimsenin durumu böyle değildir. Başka sofradakine kendi sofrasından bir şeyler uzatan kimsenin önünde bulunan yemekte hakkı bulunmakla birlikte, onun bir kısmını bir başka sofradakine vermek hakkı yoktur. Çünkü diğer sofradakinin onda bir ortaklığı bulunmamaktadır
Narrated Anas bin Malik:A tailor invited Allah's Messenger (ﷺ) to a meal which he had prepared. I went with Allah's Messenger (ﷺ) to that meal, and the tailor served the Prophet (ﷺ) with barley bread and soup of gourd and cured meat. I saw Allah's Messenger (ﷺ) picking the pieces of gourd from around the dish, and since then I have kept on liking gourd