deneme

Enes b. Mâlik Rivayetleri

2.201 hadis bulundu · sayfa 23/111

Sahîh-i Buhârî No. 5068 Sahih

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَطُوفُ عَلَى نِسَائِهِ فِي لَيْلَةٍ وَاحِدَةٍ، وَلَهُ تِسْعُ نِسْوَةٍ‏.‏ وَقَالَ لِي خَلِيفَةُ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، أَنَّ أَنَسًا، حَدَّثَهُمْ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Enes r.a.'dan rivayete göre, ."Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir tek gecede bütün hanımlarını dolaşırdı. O sırada dokuz hanımı vardı

Narrated Anas:The Prophet (ﷺ) used to go round (have sexual relations with) all his wives in one night, and he had nine wives

Sahîh-i Buhârî No. 5072 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ حُمَيْدٍ الطَّوِيلِ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، قَالَ قَدِمَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَوْفٍ فَآخَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بَيْنَهُ وَبَيْنَ سَعْدِ بْنِ الرَّبِيعِ الأَنْصَارِيِّ وَعِنْدَ الأَنْصَارِيِّ امْرَأَتَانِ، فَعَرَضَ عَلَيْهِ أَنْ يُنَاصِفَهُ أَهْلَهُ وَمَالَهُ فَقَالَ بَارَكَ اللَّهُ لَكَ فِي أَهْلِكَ وَمَالِكَ دُلُّونِي عَلَى السُّوقِ، فَأَتَى السُّوقَ فَرَبِحَ شَيْئًا مِنْ أَقِطٍ وَشَيْئًا مِنْ سَمْنٍ فَرَآهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بَعْدَ أَيَّامٍ وَعَلَيْهِ وَضَرٌ مِنْ صُفْرَةٍ فَقَالَ ‏"‏ مَهْيَمْ يَا عَبْدَ الرَّحْمَنِ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ تَزَوَّجْتُ أَنْصَارِيَّةً‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَمَا سُقْتَ ‏"‏‏.‏ قَالَ وَزْنَ نَوَاةٍ مِنْ ذَهَبٍ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَوْلِمْ وَلَوْ بِشَاةٍ ‏"‏‏.‏

Enes İbn Malik'ten, dedi ki: "Abdurrahman İbn Avf (Mekke'den Medine'ye) geldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu ensardan Said İbn Rabi' ile kardeş yaptı. Ensardan olan {Sa'd)'ın yanında iki hanım vardı. Ona hanımlarını ve malını yarı yarıya bölüşmeyi teklif etti. Abdurrahman: Allah hanımlarını da, malını da sana mübarek kılsın. Bana pazarın yolunu gösteriniz, dedi. Pazara gitti. Bir miktar keş, bir miktar da yağ kar etti. Birkaç gün sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu üzerinde evlenenlerin kullandığı sarı bir koku sürünmüş olarak gördü. Ne oluyor ey Abdurrahman, diye sordu. O: Ensardan bir hanım ile evlendim, dedi. Nebi: Mehir olarak ne verdin, diye sordu. O: Bir hurma çekirdeği ağırlığında altın, dedi. Allah Rasulü: Bir koyunla dahi olsa düğün yemeği ver, diye buyurdu." Fethu’l-Bari Açıklaması: "Kişinin kardeşine: Bak, zevcelerimden hangisini beğeniyorsan onu senin için boşayayım demesi." Hadisten çıkan sonuçlar 1- Ashab-ı Kiram'ın canlarıyla, aileleriyle, kardeşlerini kendilerine tercih ettikleri. 2- Erkeğin bir kadınla evlenmek istediği takdirde ona bakması caizdir. 3- Hanımını boşaması hususunda başkasıyla sözleşmek caizdir. 4- Buna karşılık bu tür yapılan fedakarlıklara razı olmayıp, bundan iffetlice kaçınmak daha güzeldir. 5- Ticaret ya da sanat icra etmek suretiyle bizzat kazanmak yolunu tercih etmek, daha güzeldir. 6- Vekil ve benzeri kimselerin bulunması ve kişiye ihtiyaç bırakmaması ile birlikte yaşça büyük kimseler bizzat ticaretle uğraşabilirler

Narrated Anas bin Malik:`Abdur-Rahman bin `Auf came (from Mecca to Medina) and the Prophet (ﷺ) made a bond of brotherhood between him and Sa`d bin Ar-Rabi` Al-Ansari. Al-Ansari had two wives, so he suggested that `Abdur- Rahman take half, his wives and property. `Abdur-Rahman replied, "May Allah bless you with your wives and property. Kindly show me the market." So `Abdur-Rahman went to the market and gained (in bargains) some dried yoghurt and some butter. After a few days the Prophet (ﷺ) saw `Abdur-Rahman with some yellow stains on his clothes and asked him, "What is that, O `Abdur-Rahman?" He replied, "I had married an Ansari woman." The Prophet (ﷺ) asked, "How much Mahr did you give her?" He replied, "The weight of one (date) stone of gold." The Prophet (ﷺ) said, "Offer a banquet, even with one sheep

Sahîh-i Buhârî No. 5085 Sahih

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ أَقَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بَيْنَ خَيْبَرَ وَالْمَدِينَةِ ثَلاَثًا يُبْنَى عَلَيْهِ بِصَفِيَّةَ بِنْتِ حُيَىٍّ فَدَعَوْتُ الْمُسْلِمِينَ إِلَى وَلِيمَتِهِ فَمَا كَانَ فِيهَا مِنْ خُبْزٍ وَلاَ لَحْمٍ، أُمِرَ بِالأَنْطَاعِ فَأَلْقَى فِيهَا مِنَ التَّمْرِ وَالأَقِطِ وَالسَّمْنِ فَكَانَتْ وَلِيمَتَهُ، فَقَالَ الْمُسْلِمُونَ إِحْدَى أُمَّهَاتِ الْمُؤْمِنِينَ أَوْ مِمَّا مَلَكَتْ يَمِينُهُ، فَقَالُوا إِنْ حَجَبَهَا فَهْىَ مِنْ أُمَّهَاتِ الْمُؤْمِنِينَ، وَإِنْ لَمْ يَحْجُبْهَا فَهْىَ مِمَّا مَلَكَتْ يَمِينُهُ، فَلَمَّا ارْتَحَلَ وَطَّى لَهَا خَلْفَهُ وَمَدَّ الْحِجَابَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ النَّاسِ‏.‏

Enes r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hayber ile Medine arasında üç gün ikamet etti ve Huyey kızı Safiye ile evlendi. Ben Müslümanları onun düğün ziyafetine davet ettim. O ziyafette ne ekmek, ne de et vardı. Tabaklanmış derilerden yapılmış sofraların yayılmasını emretti. Oraya bir miktar hurma, keş ve yağ konuldu. İşte onun düğün yemeği bunlar oldu. Müslümanlar: Acaba bu mu'minlerin annelerinden birisi mi olacak, yoksa sağ elinin malik olduklarından mı, diye sordular. Sonra şöyle dediler: Eğer onu örterse (hicablandırırsa) mu'minlerin annelerinden birisi olacaktır. Eğer örtmezse bu sağ elinin sahip olduklarından (cariyesi) olacaktır. Yola koyulunca (bineğin üzerinde) arkasında Safiye için bir yer hazırladı ve Safiye ile diğer insanlar arasında da hicabı (örtüyü) uzattı." AÇiKLAMA : "Cariyeler (es-serari) edinmek." Bu kelime sürriyye (bir diğer okuyuşa göre sirriyye )nin çoğuludur

Narrated Anas:The Prophet (ﷺ) stayed for three days between Khaibar and Medina, and there he consummated his marriage to Safiyya bint Huyai. I invited the Muslims to the wedding banquet in which neither meat nor bread was offered. He ordered for leather dining-sheets to be spread, and dates, dried yoghurt and butter were laid on it, and that was the Prophet's wedding banquet. The Muslims wondered, "Is she (Saffiyya) considered as his wife or his slave girl?" Then they said, "If he orders her to veil herself, she will be one of the mothers of the Believers; but if he does not order her to veil herself, she will be a slave girl. So when the Prophet (ﷺ) proceeded from there, he spared her a space behind him (on his she-camel) and put a screening veil between her and the people

Sahîh-i Buhârî No. 5086 Sahih

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ ثَابِتٍ، وَشُعَيْبِ بْنِ الْحَبْحَابِ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَعْتَقَ صَفِيَّةَ، وَجَعَلَ عِتْقَهَا صَدَاقَهَا‏.‏

Enes İbn Malik'ten rivayete göre, "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Safiye'ye hürriyetini verdi ve onu hürriyetine kavuşturmayı (azad etmeyi) mehri yaptı." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Cariyeyi hürriyetine kavuşturmayı onun mehri yapan kimse." Buhari bu babı bu şekilde hükmünün ne olduğunu belirtmeden zikretmiştir. Bundan zahiren anlaşılan hükmü, eski fukahadan Said İbn el-Müseyyeb, İbrahim, TavUs ve ez-Zühr!, İslam dünyasındaki çeşitli fukahadan es-Sevr!, Ebu Yusuf, Ahmed ve İshak da bu görüşü benimsemiş ve şöyle demişlerdir: Bir kimse cariyesine onu aza d etmeyi mehri yapmak üzere hürriyetini verecek olursa akit de, azad etmek de, mehir de -hadisin zahirinden anlaşıldığı üzere- sahihtirler. İbnu's-Salah der ki: Hürriyeti vermek mehir olmasa dahi mehrin yerini tutar. Ayrıca şunları da eklemektedir: Bu açıklama şekli, en sahih ve hadisin lafzma en yakm olan açıklamadır. Nevevi de "er-Ravda" adlı eserinde onun izinden gitmiştir. Ancak garip hususlardan birisi de Tirmizi'nin bu hadisi zikrettikten sonra söylediği şu sözlerdir: Bu aynı zamanda Şafii'nin, Ahmed'in ve İshak'ın da görüşüdür. (Nevevi) der ki: Ama bazı ilim adamları onu azad etmenin dışında ona ayrıca bir mehir tespit etmeksizin hürriyetini vermeyi, mehri olarak kabul etmeyi mekruh görmüşlerdir. Bununla birlikte birinci görüş daha sahihtir. İbn Hazm da Şafii'den böyle nakilde bulunmuştur. Ancak Şafiiler nezdinde bilinen, bunun sahih olmayacağıdır; ama ondan bu görüşü nakledenlerin kastı, muhtemelen birinci ihtimalde öngörülen şekildir. Çünkü özellikle Şafii açıkça şunu ifade etmiştir: Bir kimse cariyesini onunla evlenmek üzere azad etse, cariyesi de bunu kabul etse hürriyetine kavuşur; ama onunla evlenmek zorunluluğu yoktur. Yalnız bu durumda değerini, kendisini azad eden eski efendisine ödemesi gerekir. Çünkü efendisi onu bedelsiz olarak azad etmeyi kabul etmemiştir. Dolayısıyla bu, diğer fasid şartlar gibi olur. Eğer onunla evlenmeye razı olup, üzerinde ittifak edecekleri bir mehir şartı ile onunla evlenirse, tespit edilen mehir onun olur. Bununla birlikte kendi değerini eski efendisine ödemesi gerekir

Narrated Anas bin Malik:Allah's Messenger (ﷺ) manumitted Safiyya and regarded her manumission as her Mahr

Sahîh-i Buhârî No. 5148 Sahih

حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ صُهَيْبٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ عَوْفٍ، تَزَوَّجَ امْرَأَةً عَلَى وَزْنِ نَوَاةٍ، فَرَأَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بَشَاشَةَ الْعُرْسِ فَسَأَلَهُ فَقَالَ إِنِّي تَزَوَّجْتُ امْرَأَةً عَلَى وَزْنِ نَوَاةٍ‏.‏ وَعَنْ قَتَادَةَ عَنْ أَنَسٍ أَنَّ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ عَوْفٍ تَزَوَّجَ امْرَأَةً عَلَى وَزْنِ نَوَاةٍ مِنْ ذَهَبٍ‏.‏

Enes'ten rivayete göre: "Abdurrahman İbn Avf, bir kadın ile bir çekirdek ağırlığı (altın mehir) ödemek üzere evlendi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onda güveyoluşun sevincini görünce, sebebini sordu, o da: Ben bir kadın ile bir çekirdek ağırlığı (altın mehir) ödemek üzere evlendim, dedi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Yüce Allah'ın: "Kadınlara mehirlerini hoşnutlukla verin."(Nisa, 4) buyruğu, me hrin çokluğu, mehrin caiz olan asgarı miktarı, yüce Allah'ın: "Onlardan birisine yüklerle (mehir) vermiş olsanız bile ondan bir şeyalmayın. "(Nisa, 20) buyruğu yine şanı yüce Allah'ın: "Kendilerine mehir tayin etmemiş olduğunuz hanımları ... "(Bakara, 236) buyruğu" Bu başlık, mehrin asgarı miktarının tespit edilmeyeceği amacı ile açılmıştır. Bu hususta muhalefet edenler Malikllerle, Hanemerdir. Buhari'nin zikretmiş olduğu buyrukların delil gösterilme şekli de "mehirlerini" ve "bir mehir" buyruklarının mutlak olarak zikredilmesi ile Sehl'in hadisindeki: "Demirden bir yüzük de olsa ... " ifadeleridir. "Mehrin çokluğu" sözleri, lafzan mecrur olup, okumuş olduğu ayet-i kerimedeki yüce Allah'ın buyruğuna atfedilmiştir. Bu da: "Onlardan birisine yüklerle (mehir) vermiş olsanız bile"(Nisa, 20) buyruğudur. Bunda mehrin çok olmasının caiz oluşuna işaret bulunmaktadır. Mehrin çokluğunun caiz oluşuna Ömer R.A. ile bu hususta tartışan kadın da bunu delil göstermiştir. Sözkonusu bu rivayeti Abdurrezzak, Ebu Abdurrahman es-Sülemı yoluyla rivayet etmiştir. Ebu Abdurrahman dedi ki: Ömer: Kadınların mehri hususunda aşırıya gitmeyiniz deyince, bir kadın: Buna yetkim yok, ey Ömer dedi. Çünkü yüce Allah: "Onlardan her birisine bir kantar altın vermiş olsanız dahi" diye buyurmaktadır. (Ebu Abdurrahman) İbn Mesud'un kıraatinde böyledir, demiştir. Bunun üzerine Ömer: Bir kadın Ömer'le tartıştı ve Ömer'e karşı bağlayıcı delili ortaya koymuş oldu, dedi

Narrated Anas:`Abdur Rahman bin `Auf married a woman and gave her gold equal to the weight of a date stone (as Mahr). When the Prophet (ﷺ) noticed the signs of cheerfulness of the marriage (on his face) and asked him about it, he said, "I have married a woman and gave (her) gold equal to a date stone in weight (as Mahr)

Sahîh-i Buhârî No. 5153 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ حُمَيْدٍ الطَّوِيلِ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، رضى الله عنه أَنَّ عَبْدَ، الرَّحْمَنِ بْنَ عَوْفٍ جَاءَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَبِهِ أَثَرُ صُفْرَةٍ فَسَأَلَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرَهُ أَنَّهُ تَزَوَّجَ امْرَأَةً مِنَ الأَنْصَارِ قَالَ ‏"‏ كَمْ سُقْتَ إِلَيْهَا ‏"‏‏.‏ قَالَ زِنَةَ نَوَاةٍ مِنْ ذَهَبٍ‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَوْلِمْ وَلَوْ بِشَاةٍ ‏"‏‏.‏

Enes İbn Malik r.a.'den, rivayete göre, Abdurrahman İbn Avf üzerinde sarı (zaferanın) izi bulunduğu halde Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna geldi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona (sebebini) sordu, ensardan bir kadın ile evlendiğini haber verdi. Kadına ne kadar mehir verdin, diye sordu. O: Altından bir çekirdek ağırlığı kadar, dedi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Bir koyun ile dahi olsa düğün ziyafeti ver, diye buyurdu. 55. BAB

Narrated Anas bin Malik:`Abdur-Rahman bin `Auf came to Allah's Messenger (ﷺ) and he had marks of Sufra (yellow perfume). Allah's Messenger (ﷺ) asked him (about those marks). `AbdurRahman bin `Auf told him that he had married a woman from the Ansar. The Prophet (ﷺ) asked, "How much Mahr did you pay her?" He said, "I paid gold equal to the weight of a date stone." Allah's Messenger (ﷺ) said to him, "Give a wedding banquet, even if with one sheep

Sahîh-i Buhârî No. 5154 Sahih

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ أَوْلَمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِزَيْنَبَ فَأَوْسَعَ الْمُسْلِمِينَ خَيْرًا فَخَرَجَ ـ كَمَا يَصْنَعُ إِذَا تَزَوَّجَ ـ فَأَتَى حُجَرَ أُمَّهَاتِ الْمُؤْمِنِينَ يَدْعُو وَيَدْعُونَ ‏{‏لَهُ‏}‏ ثُمَّ انْصَرَفَ فَرَأَى رَجُلَيْنِ فَرَجَعَ لاَ أَدْرِي آخْبَرْتُهُ أَوْ أُخْبِرَ بِخُرُوجِهِمَا‏.‏

Enes'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Zeyneb ile evliliği dolayısıyla düğün yemeği verdi. Müslümanlara bol ikramda bulundu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de (önceden) evlendiği vakit yaptığı üzere dışarı çıktı. mu'minlerin annelerinin hücrelerine gitti. O dua ediyor, onlar da ona dua ediyorlardı. Daha sonra (Zeyneb'in hücresine) geri dönünce iki kişi(yi henüz yemek yemekte olduklarını) görünce geri döndü. Onların çıkıp gittiklerini ona ben mi haber verdim, yoksa başkası mı ona haber verdi, bilemiyorum

Narrated Anas:The Prophet (ﷺ) offered a wedding banquet on the occasion of his marriage to Zainab, and provided a good meal for the Muslims. Then he went out as was his custom on marrying, he came to the dwelling places of the mothers of the Believers (i.e. his wives) invoking good (on them), and they were invoking good (on him). Then he departed (and came back) and saw two men (still sitting there). So he left again. I do not remember whether I informed him or he was informed (by somebody else) of their departure

Sahîh-i Buhârî No. 5155 Sahih

حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ ـ هُوَ ابْنُ زَيْدٍ ـ عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم رَأَى عَلَى عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ أَثَرَ صُفْرَةٍ قَالَ ‏"‏ مَا هَذَا ‏"‏‏.‏ قَالَ إِنِّي تَزَوَّجْتُ امْرَأَةً عَلَى وَزْنِ نَوَاةٍ مِنْ ذَهَبٍ‏.‏ قَالَ ‏"‏ بَارَكَ اللَّهُ لَكَ، أَوْلِمْ وَلَوْ بِشَاةٍ ‏"‏‏.‏

(Enes r.a.'den rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Abdurrahman İbn Avf'ın üzerinde zaferanın sarı izlerini görünce, bu nedir diye sordu. O: Altından bir çekirdek ağırlığı mehir ile bir kadın ile. evlendim, dedi. Allah Rasulü: Allah sana mübarek eylesin. Bir koyun ile dahi olsa ziyafet ver, diye buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Evlenen kimseye nasıl dua edilir?" Bu başlıkta Abdurrahman İbn Avf'ın evlenme kıssasını muhtasar olarak Sabit'in Enes yolu ile naklettiği rivayet ile zikretmiştir. Hadiste: "Allah sana mübarek eylesin, dedi" ifadesi yer almaktadır. İbn Battal dedi ki: Bu başlıktan maksadı -doğrusunu en iyi bilen Allah'tır avamın düğün esnasında "bi'r-refai ve'l-benın: Bereket ve huzur ile ve erkek çocuklarımızın olması dileği ile" şeklindeki sözlerini reddetmek istemiş gibidir. Bu sözleriyle böyle bir duanın zayıflığına işaret etmek istemiş görünü)'or. Bunu Ebu Amr el-Berkanı, Kitabu Muaşereti'l-Ehl adlı eserinde Enes'in rivayet ettiği bir hadis olarak zikretmiş ve buna: "Ve'r-refai ve'i-benın" fazlalığını da eklemiştir. Senedinde Eban el-Abdı vardır ki, zayıf bir ravidir. Bundan daha kavi olan rivayet ise Sünen sahiplerinin zikrettikleri Tirmizi, İbn Hibban ve Hakim'in sahih olduğunu söyledikleri, Suheyl İbn Ebi Salih yolu ile babasından, onun Ebu Hureyre'den şöyle dediğine dair naklettikleri hadistir: "Rasuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir kimseyi düğünü dolayısıyla tebrik etmek istediği zaman şöyle derdi: Barekellahu lek ve bareke aleyk ve cemea beynekuma f1 hayr: Allah sana mübarek eylesin, Allah senin üzerine bereket ihsan etsin ve ikinizi hayırla bir araya getirsin

Narrated Anas:The Prophet (ﷺ) saw the traces of Sufra (yellow perfume) on `Abdur-Rahman bin `Auf and said, "What is this?" `Abdur-Rahman, said, "I have married a woman and have paid gold equal to the weight of a datestone (as her Mahr). The Prophet (ﷺ) said to him, "May Allah bless you: Offer a wedding banquet even with one sheep

Sahîh-i Buhârî No. 5159 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلاَمٍ، أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ حُمَيْدٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ أَقَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بَيْنَ خَيْبَرَ وَالْمَدِينَةِ ثَلاَثًا يُبْنَى عَلَيْهِ بِصَفِيَّةَ بِنْتِ حُيَىٍّ فَدَعَوْتُ الْمُسْلِمِينَ إِلَى وَلِيمَتِهِ، فَمَا كَانَ فِيهَا مِنْ خُبْزٍ وَلاَ لَحْمٍ، أَمَرَ بِالأَنْطَاعِ فَأُلْقِيَ فِيهَا مِنَ التَّمْرِ وَالأَقِطِ وَالسَّمْنِ فَكَانَتْ وَلِيمَتَهُ، فَقَالَ الْمُسْلِمُونَ إِحْدَى أُمَّهَاتِ الْمُؤْمِنِينَ أَوْ مِمَّا مَلَكَتْ يَمِينُهُ فَقَالُوا إِنْ حَجَبَهَا فَهْىَ مِنْ أُمَّهَاتِ الْمُؤْمِنِينَ، وَإِنْ لَمْ يَحْجُبْهَا فَهْىَ مِمَّا مَلَكَتْ يَمِينُهُ فَلَمَّا ارْتَحَلَ وَطَّى لَهَا خَلْفَهُ وَمَدَّ الْحِجَابَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ النَّاسِ‏.‏

Enes r.a.'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hayber ile Medine arasında üç gün süre ile ikamet etti. Bu süre zarfında Huyey kızı Safiye ile evlendi. Ben Müslümanları onun düğün yemeğine davet ettim. Ziyafette ekmek ve etten başka bir şey yoktu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem sofraların yayılmasını emretti. Oraya hurma, keş ve yağ konulmuştu. Bu, onun düğün yemeği olmuştu. Müslümanlar, Safiye mu'minlerin annelerinden birisi midir, yoksa onun sağ elinin malik olduklarından (cariyelerinden) birisi midir diye (kendi aralarında) konuştular. Bir kısmı şöyle dedi: Eğer onu hicabın arkasına alırsa o, mu'minlerin annelerinden birisi demektir. Eğer onu hicabın arkasına almazsa sağ elinin malik olduklarından birisi olacaktır. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yolculuğa koyulmak üzere hareket edince, bineğinin arkasını onun için hazırladı ve onun ile sair insanlar arasına da hicabı gerdi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Yolculukta" kadın ile "zifafa girme." Bu başlık altında Enes R.A.'ın Huyey kızı Safiye kıssası ile ilgili olarak rivayet ettiği hadisi zikretmektedir. Hadis daha önce nikah bölümünün baş taraflarında(5085.hadis) geçmiş bulunmaktadır. "Üç gün kaldı ve Safiye ile evlendi." Hadiste dul kadın, yanında (evlilikten hemen sonra) kalma süresi ile ilgili sünnetin sadece ikamet haline has olmadığına ve başka hanım ı olan koca ile kayıtlı bulunmadığına işaret vardır. Yine hadisten, eğer herhangi bir maksadın elden kaçma ihtimali yoksa, özel meşguliyet dolayısıyla kamu işlerinin geciktirilmesinin caiz olduğu, bu süre içerisinde düğün yemeği ve ilan edilmesi suretiyle nikah sünnetinin yerine getirilmesi gibi işlerle uğraşılabileceği anlaşılmaktadır

Narrated Anas:The Prophet (ﷺ) stayed for three days at a place between Khaibar and Medina, and there he consummated his marriage with Safiyya bint Huyay. I invited the Muslims to a banquet which included neither meat nor bread. The Prophet (ﷺ) ordered for the leather dining sheets to be spread, and then dates, dried yogurt and butter were provided over it, and that was the Walima (banquet) of the Prophet. The Muslims asked whether Safiyya would be considered as his wife or as a slave girl of what his right hands possessed. Then they said, "If the Prophet (ﷺ) screens her from the people, then she Is the Prophet's wife but if he does not screen her, then she is a slave girl." So when the Prophet (ﷺ) proceeded, he made a place for her (on the camel) behind him and screened her from people

Sahîh-i Buhârî No. 5163 Sahih

وَقَالَ إِبْرَاهِيمُ عَنْ أَبِي عُثْمَانَ ـ وَاسْمُهُ الْجَعْدُ ـ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ مَرَّ بِنَا فِي مَسْجِدِ بَنِي رِفَاعَةَ فَسَمِعْتُهُ يَقُولُ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا مَرَّ بِجَنَبَاتِ أُمِّ سُلَيْمٍ دَخَلَ عَلَيْهَا فَسَلَّمَ عَلَيْهَا، ثُمَّ قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَرُوسًا بِزَيْنَبَ فَقَالَتْ لِي أُمُّ سُلَيْمٍ لَوْ أَهْدَيْنَا لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم هَدِيَّةً فَقُلْتُ لَهَا افْعَلِي‏.‏ فَعَمَدَتْ إِلَى تَمْرٍ وَسَمْنٍ وَأَقِطٍ، فَاتَّخَذَتْ حَيْسَةً فِي بُرْمَةٍ، فَأَرْسَلَتْ بِهَا مَعِي إِلَيْهِ، فَانْطَلَقْتُ بِهَا إِلَيْهِ فَقَالَ لِي ‏"‏ ضَعْهَا ‏"‏‏.‏ ثُمَّ أَمَرَنِي فَقَالَ ‏"‏ ادْعُ لِي رِجَالاً ـ سَمَّاهُمْ ـ وَادْعُ لِي مَنْ لَقِيتَ ‏"‏‏.‏ قَالَ فَفَعَلْتُ الَّذِي أَمَرَنِي فَرَجَعْتُ فَإِذَا الْبَيْتُ غَاصٌّ بِأَهْلِهِ، فَرَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَضَعَ يَدَيْهِ عَلَى تِلْكَ الْحَيْسَةِ، وَتَكَلَّمَ بِهَا مَا شَاءَ اللَّهُ، ثُمَّ جَعَلَ يَدْعُو عَشَرَةً عَشَرَةً، يَأْكُلُونَ مِنْهُ، وَيَقُولُ لَهُمُ ‏"‏ اذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ، وَلْيَأْكُلْ كُلُّ رَجُلٍ مِمَّا يَلِيهِ ‏"‏‏.‏ قَالَ حَتَّى تَصَدَّعُوا كُلُّهُمْ عَنْهَا، فَخَرَجَ مِنْهُمْ مَنْ خَرَجَ، وَبَقِيَ نَفَرٌ يَتَحَدَّثُونَ قَالَ وَجَعَلْتُ أَغْتَمُّ، ثُمَّ خَرَجَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَ الْحُجُرَاتِ، وَخَرَجْتُ فِي إِثْرِهِ فَقُلْتُ إِنَّهُمْ قَدْ ذَهَبُوا‏.‏ فَرَجَعَ فَدَخَلَ الْبَيْتَ، وَأَرْخَى السِّتْرَ، وَإِنِّي لَفِي الْحُجْرَةِ، وَهْوَ يَقُولُ ‏{‏يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تَدْخُلُوا بُيُوتَ النَّبِيِّ إِلاَّ أَنْ يُؤْذَنَ لَكُمْ إِلَى طَعَامٍ غَيْرَ نَاظِرِينَ إِنَاهُ وَلَكِنْ إِذَا دُعِيتُمْ فَادْخُلُوا فَإِذَا طَعِمْتُمْ فَانْتَشِرُوا وَلاَ مُسْتَأْنِسِينَ لِحَدِيثٍ إِنَّ ذَلِكُمْ كَانَ يُؤْذِي النَّبِيَّ فَيَسْتَحْيِي مِنْكُمْ وَاللَّهُ لاَ يَسْتَحْيِي مِنَ الْحَقِّ‏}‏‏.‏ قَالَ أَبُو عُثْمَانَ قَالَ أَنَسٌ إِنَّهُ خَدَمَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَشْرَ سِنِينَ‏.‏

İbrahim İbn Ebi Osman'dan, o Enes İbn Malik r.a.'den naklen dedi ki: "Biz Rifaa oğulları mescidinde iken (Enes İbn Malik) yanımıza uğradı. Onu şöyle derken dinledim: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ümmü Suleym'in evinin yakınlarından geçti mi yanına gelir, ona selam verirdi." Daha sonra Enes dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Zeyneb ile gerdeğe girmiş yeni damat idi. Ümmü Suleym bana: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir hediye göndersek, dedi. Ben de: Gönder, dedim. O da bir miktar hurma, yağ ve keş alıp, topraktan bir tencere içerisinde Hayse denilen yemeği yaptı. Benimle bunu gönderdi. Ben de bunu alıp, ona götürdüm. Allah Rasulü bana: Onu koy, dedi. Daha sonra bana emir buyurarak isimlerini verdiği birtakım kişiler için: Onları bana çağır, dedi. Ayrıca kiminle karşılaşırsan onu da çağır, diye buyurdu. (Enes devamla) dedi ki: Bana verdiği emri yaptım. Geri döndüğümde evin içindekilerle dolup taştığını gördüm. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem; ellerini o yemeğin üzerine koyup Allah'ın dilediği sözleri söyledi. Daha sonra o yemekten yemek üzere içeriye onar onar çağırdı. Onlara: Allah'ın adını anınız ve her adam önünden yesin, diyordu. Enes dedi ki: Nihayet hepsi yemeğin etrafından çekildiler. Aralarından Çlkanlar çıktı, birkaç kişi kalıp konuşmaya daldı. Enes dedi ki: (Kalanların gitmemeleri sebebiyle) ben de üzülmeye başladım. Daha sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem mu'minlerin annelerinin odalarına doğru gitmek üzere çıktı. Ben de hemen arkasından çıktım. Onlar gittiler deyince, geri döndü, eve girdi ve perdeyi indirdi. Ben oda içerisinde iken (ve henüz dışarı çıkmadan) o şu buyrukları okuyordu: "Ey iman edenler! Nebiin evlerine, sizin için yemeğe izin verilmeden girmeyin. Yemek vaktini de beklemeye kalkışmayın Fakat davet olunduğunuzda girin. Yemek yediniz mi dağılın. Söze dalmak için beklemeyin. Çünkü bu, Nebii rahatsız etmekte; ama o sizden utanmaktadır. Allah ise haktan utanmaz ... "(Ahzab, 53) İbrahim İbn Ebi Osman dedi ki: "Enes kendisinin Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e on yıl süre ile hizmet ettiğini söyledi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Güveye ve geline hediye göndermek." Yani güveyin hanımı ile zifafa girdiği sabah hediye göndermek. "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Zeyneb bint Cahş ile zifafa yeni girmiş bir damat idi

Narrated Anas bin Malik: "Whenever the Prophet (ﷺ) passed by (my mother Um-Sulaim) he used to enter her and greet her. Anas further said: Once the Prophet (ﷺ) way a bridegroom during his marriage with Zainab, Um Sulaim said to me, "Let us give a gift to Allah's Messenger (ﷺ) ." I said to her, "Do it." So she prepared Haisa (a sweet dish) made from dates, butter and dried yoghurt and she sent it with me to him. I took it to him and he said, "Put it down," and ordered me to call some men whom he named, and to invite whomever I would meet. I did what he ordered me to do, and when I returned, I found the house crowded with people and saw the Prophet (ﷺ) keeping his hand over the Haisa and saying over it whatever Allah wished (him to say). Then he called the men in batches of ten to eat of it, and he said to them, "Mention the Name of Allah, and each man should eat of the dish the nearest to him." When all of them had finished their meals, some of them left and a few remained there talking, over which I felt unhappy. Then the Prophet (ﷺ) went out towards the dwelling places (of his wives) and I too, went out after him and told him that those people had left. Then he returned and entered his dwelling place and let the curtains fall while I was in (his) dwelling place, and he was reciting the Verses:-- 'O you who believe! Enter not the Prophet's house until leave is given you for a meal, (and then) not (as early as) to what for its preparation. But when you are invited, enter, and when you have taken your meals, disperse without sitting for a talk. Verily such (behavior) annoys the Prophet; and he would be shy of (asking) you (to go), but Allah is not shy of (telling you) the Truth.' (33-53) Abu Uthman said: Anas said, "I served the Prophet for ten years

Sahîh-i Buhârî No. 5166 Sahih

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّهُ كَانَ ابْنَ عَشْرِ سِنِينَ مَقْدَمَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْمَدِينَةَ، فَكَانَ أُمَّهَاتِي يُوَاظِبْنَنِي عَلَى خِدْمَةِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَخَدَمْتُهُ عَشْرَ سِنِينَ، وَتُوُفِّيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا ابْنُ عِشْرِينَ سَنَةً، فَكُنْتُ أَعْلَمَ النَّاسِ بِشَأْنِ الْحِجَابِ حِينَ أُنْزِلَ، وَكَانَ أَوَّلَ مَا أُنْزِلَ فِي مُبْتَنَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِزَيْنَبَ ابْنَةِ جَحْشٍ، أَصْبَحَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِهَا عَرُوسًا، فَدَعَا الْقَوْمَ فَأَصَابُوا مِنَ الطَّعَامِ، ثُمَّ خَرَجُوا وَبَقِيَ رَهْطٌ مِنْهُمْ عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَطَالُوا الْمُكْثَ، فَقَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَخَرَجَ وَخَرَجْتُ مَعَهُ لِكَىْ يَخْرُجُوا، فَمَشَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَمَشَيْتُ، حَتَّى جَاءَ عَتَبَةَ حُجْرَةِ عَائِشَةَ، ثُمَّ ظَنَّ أَنَّهُمْ خَرَجُوا فَرَجَعَ وَرَجَعْتُ مَعَهُ، حَتَّى إِذَا دَخَلَ عَلَى زَيْنَبَ فَإِذَا هُمْ جُلُوسٌ لَمْ يَقُومُوا، فَرَجَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَرَجَعْتُ مَعَهُ، حَتَّى إِذَا بَلَغَ عَتَبَةَ حُجْرَةِ عَائِشَةَ، وَظَنَّ أَنَّهُمْ خَرَجُوا، فَرَجَعَ وَرَجَعْتُ مَعَهُ فَإِذَا هُمْ قَدْ خَرَجُوا فَضَرَبَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بَيْنِي وَبَيْنَهُ بِالسِّتْرِ، وَأُنْزِلَ الْحِجَابُ‏.‏

İbn Şihab'dan, dedi ki: "Enes İbn Malik r.a.'ın bana haber verdiğine göre Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Medine'ye geldiği esnada o, on yaşında idi. (O dedi ki): Annelerim beni Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hizmetinde bulunmaya çokça teşvik ederlerdi. On yıl süreyle ona hizmette bulundum. Ben yirmi yaşında iken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefat etti. Bundan dolayı hicabın indirilişi hususunu insanlar arasında en iyi bilen kişi ben idim. Hicabın ilk nazil oluşu Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Cahş kızı Zeyneb ile zifafa girişi sırasında olmuştu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onunla zifafa girip, sabahleyin damat olarak Müslümanları ziyafete davet etti, onlar da yemekten yiyeceklerini yediler. Daha sonra da çıkıp gittiler. Geriye onlardan birkaç kişi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında kaldı. Kalışıarını uzattıkça uzattılar. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kalkıp dışarı çıktı. Ben de onlar da çıkıp gitsinler diye onunla beraber dışarı çıktım. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yürüdü, ben yürüdüm. Nihayet Aişe'nin odasının eşiğine kadar geldi. Daha sonra onların çıkıp gittiklerini zannettiğinden geri döndü. Ben de onunla beraber geri döndüm. Nihayet Zeyneb'in yanına girdiğinde hala oturmakta olduklarını, kalkmadıklarını gördük. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunun üzerine geri döndü, ben de onunla beraber geri döndüm. Nihayet Aişe'nin odasının eşiğine varıp, çıkıp gittiklerini anlayınca geri döndü. Ben de onunla birlikte geri döndüm. Çıkmış olduklarını gördük. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem benimle kendisi arasına perdeyi indirdi ve hicab (emri) nazil oldu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Velime (düğün ziyafeti) bir haktır." Bu başlık Taberanı'nin zikrettiği bir hadisin lafzıdır. Sözkonusu bu hadisi Vahşi İbn Harb rivayet edip Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e şöylece ref' etmiş bulunmaktadır: "Velime bir haktır. İkincisi bir maruftur, üçüncüsü ise bir övünmedir." Müslim'de ez-Zühri yoluyla el-A'rec'den, o Said İbn el-Müseyyeb'den, o Ebu Hureyre'den şöyle dediğini rivayet etmektedir: "En kötü yemek, zenginin davet olunduğu, yoksulun çağınlmadığı velime yemeğidir. O, bir haktır." Ebu'ş-Şeyh ve el-Evsat'ta Taberfmi, Mücahid'den, o Ebu Hureyre'den Nebie merfu olarak şöyle dediği rivayet edilmektedir: "Velime bir haktır ve sünnettir. Kim ona davet olunup da icabet etmezse, asi olur." İbn Battal dedi ki: "Veli me bir haktır" sözü, bir batıl değildir, demektir. Aksine velime vermek mendubdur, o bir sünnettir, bir fazilettir. Bir hak oluşundan kasıt, vacib olduğu anlamına gelmez. Daha sonra şunları söylemektedir: Onun vacib olduğunu söyleyen kimse olduğunu bilmiyorum. O böyle demiş ama kendi mezhebinde Kurtubi'nin naklettiği vacib oluşuna dair bir rivayetin bulunduğunu da hatırlamamıştır. Ayrıca Kurtubi: Mezhebin meşhur olan görüşü velimenin mendub olduğu şeklindedir demektetir. İbnu't-Tin de, Ahmed'den böylece nakletmiş olmakla birlikte el-Muğni'deki ifadeye göre velime sünnettir. Hatta bu hususta ilim ehli arasında görüş ayrılığının bulunmadığını ifade ederek İbn Battal'a uygun kanaat belirtmiş ve şunları eklemiştir: Bazı Şafil alimleri bunun vacib olduğunu söylemiştir. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Abdurrahman İbn Avf'a velime vermesini emir buyurmuştur. Ayrıca velime davetini kabul edip icabet etmek de vacibdir. Dolayısıyla velime vermek de vacibtir. Selef velimenin vakti hususunda ihtilaf etmişlerdir. Velimenin vakti akdin yapıldığı zaman mıdır, akdin hemen akabinde midir, zifafa girildiği sırada mıdır, zifaftan sonra mıdır yoksa akdin yapılışından itibaren başlayıp zifafın sona ermesine kadar devam eder mi? Değişik görüşleri vardır. Nevevi der ki: Bu hususta ihtilaf etmişlerdir. Iyad'ın naklettiği rivayet edoğrultusunda Malikilere göre en sahih olan zifafa girişten sonra müstehab oluşudur. Bir topluluktan da velimenin akid esnasında verilmesinin müstehap olduğunu nakletmiştir. İbnu's-Sübki'nin zikrettiğine göre babası da şöyle demiştir: Ben bizim mez. hep alimlerimizin sözleri arasında vakit tayinine dair bir görüş görmedim. Ayrıca o el-Beğavi'nin: Nikahta, akit vaktinde, zifafta, öncesinde ve sonrasında def çalmak şeklindeki sözlerinden hareketle, velimenin akdin yapıldığı zamandan itibaren vaktinin geniş olduğu neticesini çıkarmış ve şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in fiill uygulaması ile ilgili olarak nakledilen, velimenin zifafa girişten sonra verildiğidir. O bu sözleriyle Cahş kızı Zeyneb ile ilgili olaya işaret eder gibidir. Beyhaki de bu hadisin bulunduğu bölümde "velimenin vakti" diye başlık açmıştır. İbnu's-Sübkl'nin Şafil mezhebi alimleri arasında bu konuda bir şey söylemediğine dair açıklamasına el-Maverdi'nin, velimenin zifafa giriş esnasında verileceğine dair açık ifadelerinin bulunduğu belirtilerek itiraz edilmiştir

Narrated Anas bin Malik:I was ten years old when Allah's Messenger (ﷺ) arrived at Medina. My mother and aunts used to urge me to serve the Prophet (ﷺ) regularly, and I served him for ten years. When the Prophet (ﷺ) died I was twenty years old, and I knew about the order of Al-Hijab (veiling of ladies) more than any other person when it was revealed. It was revealed for the first time when Allah's Messenger (ﷺ) had consummated his marriage with Zainab bint Jahsh. When the day dawned, the Prophet (ﷺ) was a bridegroom and he invited the people to a banquet, so they came, ate, and then all left except a few who remained with the Prophet (ﷺ) for a long time. The Prophet (ﷺ) got up and went out, and I too went out with him so that those people might leave too. The Prophet (ﷺ) proceeded and so did I, till he came to the threshold of `Aisha's dwelling place. Then thinking that these people have left by then, he returned and so did I along with him till he entered upon Zainab and behold, they were still sitting and had not gone. So the Prophet (ﷺ) again went away and I went away along with him. When we reached the threshold of `Aisha's dwelling place, he thought that they had left, and so he returned and I too, returned along with him and found those people had left. Then the Prophet (ﷺ) drew a curtain between me and him, and the Verses of Al-Hijab were revealed

Sahîh-i Buhârî No. 5167 Sahih

حَدَّثَنَا عَلِيٌّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي حُمَيْدٌ، أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسًا ـ رضى الله عنه ـ قَالَ سَأَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ عَوْفٍ وَتَزَوَّجَ امْرَأَةً مِنَ الأَنْصَارِ ‏"‏ كَمْ أَصْدَقْتَهَا ‏"‏‏.‏ قَالَ وَزْنَ نَوَاةٍ مِنْ ذَهَبٍ‏.‏ وَعَنْ حُمَيْدٍ سَمِعْتُ أَنَسًا قَالَ لَمَّا قَدِمُوا الْمَدِينَةَ نَزَلَ الْمُهَاجِرُونَ عَلَى الأَنْصَارِ فَنَزَلَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَوْفٍ عَلَى سَعْدِ بْنِ الرَّبِيعِ فَقَالَ أُقَاسِمُكَ مَالِي وَأَنْزِلُ لَكَ عَنْ إِحْدَى امْرَأَتَىَّ‏.‏ قَالَ بَارَكَ اللَّهُ لَكَ فِي أَهْلِكَ ��َمَالِكَ‏.‏ فَخَرَجَ إِلَى السُّوقِ فَبَاعَ وَاشْتَرَى فَأَصَابَ شَيْئًا مِنْ أَقِطٍ وَسَمْنٍ فَتَزَوَّجَ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَوْلِمْ وَلَوْ بِشَاةٍ ‏"‏‏.‏

Enes radıyalliıhu anh'dan dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Abdurrahman İbn Avf'a -ki ensardan bir kadın ile evlenmişti-: Ona ne kadar mehir verdin? diye sordu. O: Bir çekirdek ağırlığı altın diye cevap vermişti." Humeyd'den, dedi ki: Ben Enes'i şöyle derken dinledim: "Muhacirler Medine'ye varınca ensara misafir oldular. Abdurrahman İbn Avf da, Sa'd İbn er-Rabi'in misafiri oldu. Sa'd, Abdurrahman'a: Seninle malımı yarı yarıya böıüşeyim. Senin için de hanımlarımdan birini boşayayım, dedi. Abdurrahman: Allah senin aileni de, malını da mübarek kılsın deyip pazara çıktı. Alışveriş yaptı ve bir miktar keş ve yağ kar etti. Sonra evlendi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Bir koyun ile dahi olsa velime ver, diye buyurdu

Narrated Anas:When `Abdur-Rahman bin `Auf married an Ansari woman, the Prophet (ﷺ) asked him, "How much Mahr did you give her?" `Abdur-Rahman said, "Gold equal to the weight of a date stone." Anas added: When they (i.e. the Prophet (ﷺ) and his companions) arrived at Medina, the emigrants stayed at the Ansar's houses. `Abdur-Rahman bin `Auf stayed at Sa`d bin Ar-Rabi's house. Sa`d said to `Abdur- Rahman, "I will divide and share my property with you and will give one of my two wives to you." `Abdur-Rahman said, "May Allah bless you, your wives and property (I am not in need of that; but kindly show me the way to the market)." So `Abdur-Rahman went to the market and traded there gaining a profit of some dried yoghurt and butter, and married (an Ansari woman). The Prophet (ﷺ) said to him, "Give a banquet, even if with one sheep

Sahîh-i Buhârî No. 5168 Sahih

حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ مَا أَوْلَمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَلَى شَىْءٍ مِنْ نِسَائِهِ، مَا أَوْلَمَ عَلَى زَيْنَبَ أَوْلَمَ بِشَاةٍ‏.‏

Enes r.a.'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in, Zeyneb ile evliliği dolayısıyla verdiği velimeyi hanımlarından hiçbirisi dolayısıyla vermiş değildir. Onunla evliliği dolayısıyla bir koyun ile düğün yemeği vermişti

Narrated Anas:The Prophet (ﷺ) did not give a better wedding banquet on the occasion of marrying any of his wives than the one he gave on marrying Zainab, and that banquet was with (consisted of) one sheep

Sahîh-i Buhârî No. 5169 Sahih

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، عَنْ عَبْدِ الْوَارِثِ، عَنْ شُعَيْبٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَعْتَقَ صَفِيَّةَ، وَتَزَوَّجَهَا وَجَعَلَ عِتْقَهَا صَدَاقَهَا، وَأَوْلَمَ عَلَيْهَا بِحَيْسٍ‏.‏

Enes'ten, dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Safiye'yi kölelikten azad etti ve onunla evlendi. Ona hürriyetini vermesini mehri yaptı. Onunla evlenmesi dolayısıyla da hays ikram ederek velime verdi. " 5163 no'lu hadiste Enes (r.a), Haysın yapılışı için kullanılan malzemeyi belirtmiş bulunuyor

Narrated Anas:Allah's Messenger (ﷺ) manumitted Safiyya and then married her, and her Mahr was her manumission, and he gave a wedding banquet with Hais (a sort of sweet dish made from butter, cheese and dates)

Sahîh-i Buhârî No. 5170 Sahih

حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، عَنْ بَيَانٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا، يَقُولُ بَنَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِامْرَأَةٍ فَأَرْسَلَنِي فَدَعَوْتُ رِجَالاً إِلَى الطَّعَامِ‏.‏

Beyan'dan, dedi ki: Enes'i şöyle derken dinledim: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir hanımı ile zifafa girdi. Beni gönderdi, ben de bazı adamları yemeğe davet ettim." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Bir koyun ile dahi olsa velime (düğün yemeği) vermek." İleride konunun araştırılmasında görüleceği gibi bu, varlıklı olan kimseler içindir. Hadisteki "bir çekirdek" sözünden kastın ne olduğu hususunda görüş ayrılığı vardır. Bununla bir hurma çekirdeği kastedildiği söylenmiştir. Nitekim keçi boynuzu çekirdeği de tartı olarak kullanılır. O güri için bunun kıymeti beş dirhem idi. O gün için değerinin çeyrek dinar olduğu da söylenmiştir. Buradaki "bir altın çekirdek" lafzının gümüş olarak beş dirhem değerinden ibaret olduğu da söylenmiştir. el-Hattabı bunu kat'i bir ifade olarak belirtmiş, el-Ezherı de bunu tercih etmiş, Iyad da bunu ilim adamlarının birçoğundan nakletmiş bulunmaktadır. İkinci rivayetin sonlarındaki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Bir koyun ile dahi olsa düğün yemeği ver, diye buyurdu" ibaresinden anlaşıldığına göre, gücü yeten için verilecek olan ziyafetin çok kişiye yetecek kadar olması istenmektedir. İyad dedi ki: Düğün yemeğinin azami miktarının bir sınırı yoktur. Asgari miktarı ise böyledir ve mümkün olan ne ise o da yeterlidir. Müstehab olan, düğün yemeğinin kocanın durumuna göre verileceğidir. Varlıklı kimse için bir koyun ve daha fazlasından kalayına geleni ile ikram yapılır. Hadis-i şerifte SaId İbn er-Rebi'in sözü edilen hususları dile getirerek kardeşini kendisine tercih etmesi, üstün bir menkıbedir. Aynı şekilde Abdurrahman İbn Avf'ın da haya ve insaf ile kaçınılması gereken bir hususu -muhtaç olmakla birlikte- istemeyişi ve iffetli davranması da onun için bir menkıbe özelliğini taşır. Hadisten Çıkarılan Diğer Sonuçlar 1- Kardeşlik ve zenginin, fakiri hanımlarından birisini onun için boşamak suretiyle dahi olsa, kendisine güzel bir şekilde tercih etmesi müstehabdır. 2- Böyle bir tercihte bulunan kimsenin bu teklifinin kabul edilmemesi müstehabdır. Çünkü adeten bu gibi hallerin yapılabilmesi çoğunlukla bir kısım zorlukları gerektirir. Eğer böyle bir teklifin yerine getirilmesinde zorluk olmadığı kat'i olarak anlaşılırsa caizdir .. 3- Güzel bir maksatla böyle bir teklifi kabul etmeyen kimseye Allah onun yerine ondan hayırlısını verir. 4- Kazanç yollarına başvurmak müstehabdır. Bir kimsenin kendi kişiliği ile bağdaşan birtakım alışverişierde bulunmasında eksik ve kusur sözkonusu değildir. 5- Kişiyi zelil düşürme ihtimali bulunan bağış ve benzeri şeyleri kabul etmek mekruhtur. Ticaret ya da bir zenaat icra ederek kişinin kendi el emeğinden geçinmesi, hibe ve benzeri şeylerle geçinmekten, ahlakın nezihliği açısından daha uygundur. 6- Evlenene dua etmek müstehabdır. İmamın ve yaşı ve mevkii itibariyle büyük olan bir kimsenin arkadaşlarına ve kendisine uyanlara durumlarını sorması, özellikle de onlarda alışılmadık bir hal gördüğü vakit buna özen göstermesi yerindedir. 7 - Aynı şekilde damadın üzerinde koku ve buna benzer düğün etkileri bulunduğu halde dışarı çıkması da caizdir

Narrated Anas:The Prophet (ﷺ) consummated his marriage with a woman (Zainab), so he sent me to invite men to the meals

Sahîh-i Buhârî No. 5180 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ الْمُبَارَكِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ صُهَيْبٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ أَبْصَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم نِسَاءً وَصِبْيَانًا مُقْبِلِينَ مِنْ عُرْسٍ، فَقَامَ مُمْتَنًّا فَقَالَ ‏ "‏ اللَّهُمَّ أَنْتُمْ مِنْ أَحَبِّ النَّاسِ إِلَىَّ ‏"‏‏.‏

Enes İbn Malik r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir düğün (yemeğin)den dönmekte olan kadınlar ile çocukları gördü. Yerinden hızlıca ve kuvvetli bir şekilde kalkarak: Allah da biliyor ki sizler insanlar arasında en sevdiklerimdensiniz, diye buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kadınların ve çocukların düğün (yemeğin)e gitmeleri." Muhtemelen bu başlığı herhangi bir kimsenin bu işin mekruh olduğunu düşünmemesi için açmıştır. Bununla böyle bir işin kerahet sözkonusu olmaksızın meşru olduğunu anlatmak istemiştir. "Hızlıca ve kuvvetle kalkt!." Yani onların gelişine sevinerek hızlıca ve güçlü bir şekilde kalkıp onlara doğru gitti. Ebu Mervan İbn Serrac -Kurtubi' de bunu tercih ederek- buradaki (hızlıca ve kuvvetle anlamı verilen) "mumtenn" lafzının "imtinan"den geldiğini söylemiştir. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, kendisi sebebiyle kalktığı kimseye ikramda bulunmuş olur ve daha büyüğü düşünülmeyecek şekilde ona minnette (lütufta) bulunmuş olur. Ebu Mervan dedi ki: "İnsanlar arasında en sevdikleri m sizlersiniz" demesi de bunu desteklemektedir

Narrated Anas bin Malik:Once the Prophet (ﷺ) saw some women and children coming from a wedding party. He got up energetically and happily and said, "By Allah! You (i.e., the Ansar) are the most beloved of all people to me

Sahîh-i Buhârî No. 5201 Sahih

حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي حُمَيْدٌ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ آلَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ نِسَائِهِ شَهْرًا وَقَعَدَ فِي مَشْرُبَةٍ لَهُ فَنَزَلَ لِتِسْعٍ وَعِشْرِينَ فَقِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّكَ آلَيْتَ عَلَى شَهْرٍ‏.‏ قَالَ ‏ "‏ إِنَّ الشَّهْرَ تِسْعٌ وَعِشْرُونَ ‏"‏‏.‏

Enes r.a.'den dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir ay süre ile hanımlarına (yaklaşmamak üzere yemin ederek) Ila yaptı ve kendisine ait yüksekçe bir odada oturdu. Yirmi dokuz sonra da (hanımlarının yanına) indi. Ey Allah'ın Rasulü, sen bir ay (hanımlarına yaklaşmamak üzere yemin etmek suretiyle) ıla yapmış bulunuyorsun denilince: Bu ay yirmi dokuz gündür, diye buyurdu

Narrated Anas:Allah's Messenger (ﷺ) took an oath that he would not visit his wives for one month, and he sat in an upper room belonging to him. Then, on the twenty ninth day he came down. It was said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! You had taken an oath not to visit your wives for one month." He said, "The (present) month is of twenty-nine days

Sahîh-i Buhârî No. 5213 Sahih

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا بِشْرٌ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ وَلَوْ شِئْتُ أَنْ أَقُولَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَلَكِنْ قَالَ السُّنَّةُ إِذَا تَزَوَّجَ الْبِكْرَ أَقَامَ عِنْدَهَا سَبْعًا، وَإِذَا تَزَوَّجَ الثَّيِّبَ أَقَامَ عِنْدَهَا ثَلاَثًا‏.‏

Halid'den, o Ebu Kılabe'den, onun Enes r.a.'dan rivayetine göre -Ebu Kılabe dedi ki: Arzu edersem Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu da diyebilirim. Ancak (Enes)- şöyle dedi: "Sünnet olan, bakire ile evlendiği takdirde onun yanında (aralıksız) yedi gün kalması, dul kadın ile evlendiği takdirde onun yanında üç gün kalmasıdır. " Bu hadis 5214 numara ile gelecektir

Narrated Anas:The tradition, (of the Prophet) is that if someone marries a virgin and he has already a matron wife (with him), then he should stay with the virgin for seven days; and if someone marries a matron (and he has already a virgin wife with him) then he should stay with her for three days

Diğer tahric edenler: Tirmizî, Nikah; Müslim, Rada

Sahîh-i Buhârî No. 5214 Sahih

حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ رَاشِدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ سُفْيَانَ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، وَخَالِدٌ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ مِنَ السُّنَّةِ إِذَا تَزَوَّجَ الرَّجُلُ الْبِكْرَ عَلَى الثَّيِّبِ أَقَامَ عِنْدَهَا سَبْعًا وَقَسَمَ، وَإِذَا تَزَوَّجَ الثَّيِّبَ عَلَى الْبِكْرِ أَقَامَ عِنْدَهَا ثَلاَثًا ثُمَّ قَسَمَ‏.‏ قَالَ أَبُو قِلاَبَةَ وَلَوْ شِئْتُ لَقُلْتُ إِنَّ أَنَسًا رَفَعَهُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏ وَقَالَ عَبْدُ الرَّزَّاقِ أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ عَنْ أَيُّوبَ وَخَالِدٍ قَالَ خَالِدٌ وَلَوْ شِئْتُ قُلْتُ رَفَعَهُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Ebu Kilabe'den, o Enes r.a.'den şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Erkeğin dul kadından sonra bakire ile evlenmesi halinde yanında yedi gün (sıraya tabi olmayarak) kalıp sonra günlerini paylaştırması, bakire üzerine dul kadın ile evlenmesi halinde yanında (sıraya tabi olmayarak) üç gün kaldıktan sonra paylaştırması sünnetlendir." Ebu Kılabe dedi ki: "Arzu edersem: 'Enes bunu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ref' ederek rivayet etmiştir', de diyebilirim." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Dedi ki: ... Sünnetlendir." Yani bu, Nebi s.a.v.'in sünnetidir. Sahabinin sözünden ilk hatıra gelen ve anlaşılan budur. Hac bölümünde Salim İbn Abdullah İbn Ömer'in ez-Zührı, kendisine İbn Ömer'in hacılara: "Eğer sünneti istiyor isen sen Nebi s.a.v.'in sünnetini mi istiyorsun deyince, Salim'in ona: Onlar bu sözleriyle Nebi'in sünnetinden başkasını mı kastediyorlardı ki" şeklindeki sözleri geçmiş bulunmaktadır. İbn Abdilberr der ki: Alimlerin cumhurunun kanaatine göre bu, zifaf dolayısıyla kadının bir hakkıdır. Yanında başka bir zevcenin olup olmaması arasında fark yoktur. Nevevı'nin de nakletliğine göre, eğer yanında başka zevcesi yoksa bu kadar süre kalmak müstehabdır. Aksi takdirde vacibdir. Bu nakil, ashab-ı kiramın çoğunluğunun söylediklerine uygun düşmektedir

Narrated Anas:It is the Prophet's tradition that if someone marries a virgin and he has already a matron wife then he should stay for seven days with her (the virgin) and then by turns; and if someone marries a matron and he has already a virgin wife then he should stay with her (the matron) for three days, and then by turns

Sahîh-i Buhârî No. 5215 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى بْنُ حَمَّادٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، أَنَّ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، حَدَّثَهُمْ أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَطُوفُ عَلَى نِسَائِهِ فِي اللَّيْلَةِ الْوَاحِدَةِ، وَلَهُ يَوْمَئِذٍ تِسْعُ نِسْوَةٍ‏.‏

Katade'den rivayete göre Enes İbn Malik r.a. kendilerine şunu tahdis etmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir tek gecede bütün hanımlarını dolaşırdı. O zaman onun dokuz hanımı vardı

Narrated Anas bin Malik:The Prophet (ﷺ) used to pass by (have sexual relation with) all his wives in one night, and at that time he had nine wives

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya