الْوَهَّابُ
el-Vehhâb
Karşılık beklemeden bol bol ihsan eden, dilediğine dilediğini bağışlayan.
- Sıra
- 17 / 99
- Arapça yazılışı
- الْوَهَّابُ
- Okunuşu
- el-Vehhâb
- Kur'an'da
- Al-i İmran Suresi 8. ayet
El-Vehhâb, “hibe” kökünden gelir; hiçbir karşılık ve menfaat beklemeden sürekli ve bol bol veren demektir. İnsanların verdiği hibeler bir karşılık, teşekkür ya da sevap beklentisi taşırken Allah’ın verişi tamamen lütuftur.
Kur’an’da peygamberlerin dualarında bu isim sıkça geçer. Müminler “Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi kaydırma; bize katından rahmet bağışla. Şüphesiz sen çok bağışlayansın (Vehhâb)” diye dua eder (Âl-i İmrân 3/8). Hz. Süleyman da mülkü bu isimle istemiştir (Sâd 38/35).
Kur’an-ı Kerim’den
رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً ۚ إِنَّكَ أَنتَ الْوَهَّابُ ﴿٨﴾
Ey Rabbimiz! Bize ihsan ettiğin hidayetten sonra kalblerimizi haktan saptırma, bize kendi katından rahmet ihsan eyle! Şüphesiz ki, Sen bol ihsan sahibisin.
Kulun bu isimden nasibi
Kul, verdiğini başa kakmadan, karşılık beklemeden verir. Sadaka ve hediyeleşme bu ismin kulun hayatındaki güzel yansımalarıdır.
Kaynaklar: Kur’an-ı Kerim; Tirmizî, Deavât (esmâ-i hüsnâ rivayeti); Gazâlî, el-Maksadü’l-esnâ; TDV İslâm Ansiklopedisi, “Esmâ-i Hüsnâ” ve ilgili maddeler.