الْمُقْسِطُ
el-Muksit
Her işi adaletle yapan; mazlumun hakkını zalimden alan.
- Sıra
- 86 / 99
- Arapça yazılışı
- الْمُقْسِطُ
- Okunuşu
- el-Muksit
- Kur'an'da
- Al-i İmran Suresi 18. ayet
El-Muksit, “kıst” (adalet, pay) kökünden gelir; adaletle hükmeden ve hak sahiplerine haklarını veren demektir. “Allah, melekler ve ilim sahipleri, adaleti ayakta tutarak (kâimen bi’l-kıst) O’ndan başka ilah olmadığına şahitlik ettiler” (Âl-i İmrân 3/18).
Adl ismi adaletin kendisini, Muksit ismi ise adaletin uygulanmasını ve mazlumun hakkının alınmasını öne çıkarır. Kıyamet günü “adalet terazileri” kurulacaktır (Enbiyâ 21/47).
Kur’an-ı Kerim’den
شَهِدَ اللَّهُ أَنَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ وَالْمَلَائِكَةُ وَأُولُو الْعِلْمِ قَائِمًا بِالْقِسْطِ ۚ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ ﴿١٨﴾
Allah şehadet eyledi şu gerçeğe ki, başka tanrı yok, ancak O vardır. Bütün melekler ve ilim uluları da dosdoğru olarak buna şahittir ki, başka tanrı yok, ancak O aziz, O hakîm vardır.
Kulun bu isimden nasibi
Kul, tartıda, ölçüde, ticarette ve hükümde adaletli olur. “Allah adaletli davrananları (muksitîn) sever” (Hucurât 49/9).
Kaynaklar: Kur’an-ı Kerim; Tirmizî, Deavât (esmâ-i hüsnâ rivayeti); Gazâlî, el-Maksadü’l-esnâ; TDV İslâm Ansiklopedisi, “Esmâ-i Hüsnâ” ve ilgili maddeler.