Kütüb-i Sitte
34.139 hadis · Arapça aslı, Türkçe ve İngilizce tercümesi · sıhhat dereceleri
Günün hadisi
حَدَّثَنَا عَلِيٌّ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا الزُّهْرِيُّ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ،. أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَبْصَرَ نُخَامَةً فِي قِبْلَةِ الْمَسْجِدِ فَحَكَّهَا بِحَصَاةٍ، ثُمَّ نَهَى أَنْ يَبْزُقَ الرَّجُلُ بَيْنَ يَدَيْهِ أَوْ عَنْ يَمِينِهِ، وَلَكِنْ عَنْ يَسَارِهِ أَوْ تَحْتَ قَدَمِهِ الْيُسْرَى. وَعَنِ الزُّهْرِيِّ سَمِعَ حُمَيْدًا عَنْ أَبِي سَعِيدٍ نَحْوَهُ.
Ebu Saîd el-Hudrî'den şöyle nakledilmiştir: "Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem cami'nin kıble istikametinde balğam gördü. Hemen bir taş alıp onu kazıdı. Sonra insanların önüne ve sağma tükürmesini yasakladı. Soluna veya sol ayağının altına tükürmesine ise müsaade etti
Narrated Abu Sa`id:The Prophet (ﷺ) saw sputum on (the wall of) the mosque in the direction of the Qibla and scraped it off with gravel. Then he forbade Spitting in front or on the right, but allowed it on one's left or under one's left foot
Konulara göre hadisler
Kitaplar
Tüm hadisler
34.139 hadis bulundu · sayfa 1659/1707
حَدَّثَنَا حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَنْبَأَنَا أَبُو شُرَيْحٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ نِمْرَانَ الْحَجْرِيِّ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، أَنَّ نَفَرًا، أَتَوُا النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَوَجَدَ مِنْهُمْ رِيحَ الْكُرَّاثِ فَقَالَ " أَلَمْ أَكُنْ نَهَيْتُكُمْ عَنْ أَكْلِ هَذِهِ الشَّجَرَةِ إِنَّ الْمَلاَئِكَةَ تَتَأَذَّى مِمَّا يَتَأَذَّى مِنْهُ الإِنْسَانُ " .
Câbir (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Birkaç adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına gelmişler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), onlardan prasa kokusu duymuş ve: «Ben siz'i bu yeşillikten men etmiş olmadım mı? Şüphesiz insanların rahatsız olduğu şeylerden melekler de rahatsızlanır.»
It was narrated from Jabir that a group of people came to the Prophet (ﷺ) and he noticed the smell of leeks coming from them. He said:“Did I not forbid you to eat these vegetables? For the angels are offended by that which offends people.”
حَدَّثَنَا حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي ابْنُ لَهِيعَةَ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ نُعَيْمٍ، عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ نَهِيكٍ، عَنْ دُخَيْنٍ الْحَجْرِيِّ، أَنَّهُ سَمِعَ عُقْبَةَ بْنَ عَامِرٍ الْجُهَنِيَّ، يَقُولُ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ لأَصْحَابِهِ " لاَ تَأْكُلُوا الْبَصَلَ " . ثُمَّ قَالَ كَلِمَةً خَفِيَّةً " النِّيءَ " .
Ukbe bin Âmir el-Cühenî (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), sahâbîlerine: «Soğan yemeyiniz» buyurmuş, sonra gizli (yâni alçak sesli) bir kelime "Çiğ" buyurmuştur
‘Uqbah bin ‘Amir Al-Juhani said:“The Messenger of Allah (ﷺ) said to his Companions: ‘Do not eat onions,’ then he said in a low voice: ‘Raw.’”
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مُوسَى السُّدِّيُّ، حَدَّثَنَا سَيْفُ بْنُ هَارُونَ، عَنْ سُلَيْمَانَ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ النَّهْدِيِّ، عَنْ سَلْمَانَ الْفَارِسِيِّ، قَالَ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنِ السَّمْنِ وَالْجُبْنِ وَالْفِرَاءِ قَالَ " الْحَلاَلُ مَا أَحَلَّ اللَّهُ فِي كِتَابِهِ وَالْحَرَامُ مَا حَرَّمَ اللَّهُ فِي كِتَابِهِ وَمَا سَكَتَ عَنْهُ فَهُوَ مِمَّا عَفَا عَنْهُ " .
Selmân-i Fârisî (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e sâde yağ, peynir ve firâ (yâni yabanî eşek veya deriden mamul elbise) hükmü soruldu. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Helâl, Allah'ın, Kitâb'ında (açık veya kapalı olarak) helâlliğini bildirdiği, haram da Allah'ın, Kitâb'ında haramlığını bildirdiği şeydir. Kitâb'ın söz etmediği (yâni helâl veya haram olduğunu belirtmediği) şey de, Allah'ın afiv ettiği (yâni mubah kıldığı) şeylerdendir.»
It was narrated that Salman Al-Farisi said:“The Messenger of Allah (ﷺ) was asked about ghee, cheese and wild donkeys. He said: ‘What is lawful is that which Allah has permitted, in His Book and what is unlawful is that which Allah has forbidden in His Book. What He remained silent about is what is pardoned.’”
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ بْنِ سَعِيدِ بْنِ كَثِيرِ بْنِ دِينَارٍ الْحِمْصِيُّ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عِرْقٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ، قَالَ أُهْدِيَ لِلنَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عِنَبٌ مِنَ الطَّائِفِ فَدَعَانِي فَقَالَ " خُذْ هَذَا الْعُنْقُودَ فَأَبْلِغْهُ أُمَّكَ " . فَأَكَلْتُهُ قَبْلَ أَنْ أُبْلِغَهُ إِيَّاهَا فَلَمَّا كَانَ بَعْدَ لَيَالٍ قَالَ لِي " مَا فَعَلَ الْعُنْقُودُ هَلْ أَبْلَغْتَهُ أُمَّكَ " . قُلْتُ لاَ . قَالَ فَسَمَّانِي غُدَرَ .
Nu'man bin Beşîr (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e Tâif'ten bir mlkdar (yaş) üzüm hediye edilmişti. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beni çağırarak: «Şu salkımı al da anana ulaştır» buyurdu. Ben de üzümü anama ulaştırmadan önce yedim. Birkaç gece sonra Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana: «Üzüm salkımı ne oldu, onu anana ulaştırdın mı?» diye sordu. Bende: Hayır, dedim. Numân demiş ki Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana ğuder (vefasız), dedi. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi sahlh olup rfivileri sıka zatlardır. Fakat Nebi (s.a.v.),den olan rivayette burada anlatılanın akal anlatılmaktadır. Şöyle ki: O rivfiyete göre Numan'ın anası Numan'la Nebi (s.a.v.)'e (yaş) üzüm gönderir. Numan da üzümü Nebi (s.a.v.)'e ulaştınnadan önce bir mikdarını yer. Sonra üzümü getirince Resül-i Ekrem (s.a.v.) onun kulağından tutup ona: ''Ya Guder'' (yani emanete hiyanetle vefasızlık eden), buyurdu ve: ''Kişi sevdiğlyle beraberdir'' buyurdu. Olay ihtilaflıdır. tki ayrı olayolması da muhtemeldir
It was narrated that Nu’man bin Bashir said:“The Prophet (ﷺ) was given a gift of some grapes from Ta’if. He called me and said: ‘Take this bunch of grapes and give it to your mother.’ But I ate it before I gave it to her. A few night later he said to me: ‘What happened to the bunch of grapes? Did you give it to your mother?’ I said: ‘No, So he called me treacherous.’”
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مُحَمَّدٍ الطَّلْحِيُّ، حَدَّثَنَا نُقَيْبُ بْنُ حَاجِبٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ الزُّبَيْرِيِّ، عَنْ طَلْحَةَ، قَالَ دَخَلْتُ عَلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَبِيَدِهِ سَفَرْجَلَةٌ فَقَالَ " دُونَكَهَا يَا طَلْحَةُ فَإِنَّهَا تُجِمُّ الْفُؤَادَ " .
Talha (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Bir gün ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına girdim. Elinde ayva vardı. Buyurdu ki: Bunu al (ye), ey Talha. Çünkü ayva, şüphesiz gönülü rahatlatır. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde Abdülmelik ez-Zübeyr! bulunur. Bu ravl meçhuldür, EI-Müzzi, el-Etraf'ta ve Zeheb! de el-Kaşif'te Ebü Said'in de zayıf olduğunu söylemişlerdir
It was narrated that Talhah said:”I entered upon the Prophet (ﷺ) and in his hand was some quince. He said: ‘Take it, O Talhah, for it soothes the heart.’”
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا كَثِيرُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ بُرْقَانَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنْ يَأْكُلَ الرَّجُلُ وَهُوَ مُنْبَطِحٌ عَلَى وَجْهِهِ .
Sâlim'in babası (Abdullah bin Ömer) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: esulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) .adam'ın yüzükoyun yatarak yemek yemesini yasaklamıştır
It was narrated from Salim that his father said:“The Messenger of Allah (ﷺ) forbade a man from eating while lying down on his face.”
حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ الْحَسَنِ الْمَرْوَزِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، ح وَحَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعِيدٍ الْجَوْهَرِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، جَمِيعًا عَنْ رَاشِدٍ أَبِي مُحَمَّدٍ الْحِمَّانِيِّ، عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ، عَنْ أُمِّ الدَّرْدَاءِ، عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ، قَالَ أَوْصَانِي خَلِيلِي ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لاَ تَشْرَبِ الْخَمْرَ فَإِنَّهَا مِفْتَاحُ كُلِّ شَرٍّ " .
Ebü'd-Derdâ (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Bana dostum (Muhammed) (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şu tavsiyede bulundu: «İçki içme. Çünkü içki, her şerrin anahtarıdır.» Not: Zevaid'de bunun senedinin hasen olduğu bildirllmiştır
It was narrated that Abu Darda’ said:‘My close friend (ﷺ) advised me: ‘Do not drink wine, for it is the key to all evils.’”
حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ عُثْمَانَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا مُنِيرُ بْنُ الزُّبَيْرِ، أَنَّهُ سَمِعَ عُبَادَةَ بْنَ نُسَىٍّ، يَقُولُ سَمِعْتُ خَبَّابَ بْنَ الأَرَتِّ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنَّهُ قَالَ " إِيَّاكَ وَالْخَمْرَ فَإِنَّ خَطِيئَتَهَا تَفْرَعُ الْخَطَايَا كَمَا أَنَّ شَجَرَتَهَا تَفْرَعُ الشَّجَرَ " .
Habbâb bin el-Eret (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Şarap'tan sakın. Çünkü şarabın ağacı (yâni üzüm ve hurma ağacı) diğer ağaçların üstüne çıktığı gibi şarabın günahı diğer günahların üstüne çıkar.» Not: Zeva.id'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde Münir bin Zübeyr eş-Şami el-Ezdi bulunur. Bu ravi zayıftır
‘Ubadah bin Samit said:“I heard Khabbab bin Arat narrating that the Messenger of Allah (ﷺ) said: ‘Beware of wine! For its sins overwhelm other sins, just as the grapevine overwhelms other trees.’”
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " مَنْ شَرِبَ الْخَمْرَ فِي الدُّنْيَا لَمْ يَشْرَبْهَا فِي الآخِرَةِ إِلاَّ أَنْ يَتُوبَ " .
İbn-i Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Kim dünyada içki içerse ahirette içki içmeyecektir. Meğer ki (içkiyi bırakıp) tevbe ede.»
It was narrated from Ibn ‘Umar that the Messenger of Allah (ﷺ) said:“Whoever drinks wine in this world, he will not drink it in the Hereafter, unless he repents.”
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَمْزَةَ، حَدَّثَنِي زَيْدُ بْنُ وَاقِدٍ، أَنَّ خَالِدَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حُسَيْنٍ، حَدَّثَهُ قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " مَنْ شَرِبَ الْخَمْرَ فِي الدُّنْيَا لَمْ يَشْرَبْهَا فِي الآخِرَةِ " .
Ebû Hureyre (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Kim dünyada içki içer (de tevbe etmeden ölür)se, o kimse âhi-rette içki içmeyecektir.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi sahih olup ravileri sıka, zatlardır
Abu Hurairah narrated that the Messenger of Allah (ﷺ) said:“Whoever drinks wine in this world, he will not drink it in the Hereafter.”
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سُلَيْمَانَ بْنِ الأَصْبَهَانِيِّ، عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مُدْمِنُ الْخَمْرِ كَعَابِدِ وَثَنٍ " .
Ebû Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «İçki içmeye devam eden bir kimse put'a tapan kimse gibidir.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde bulunan Muhammed bin Süleyman'ı, Nes:U ve İbn-i Adi zayıf saymışlardır. İbn-i Hibban ise onu kuvvetli saymıştır. Ebu Hatim de: Onun hadisleri yazılır. Fakat delil olarak gösterilmez, Ilemiştir. Senedin kalan ravileri güvenilir zaUardır
It was narrated from Abu Hurairah that the Messenger of Allah (ﷺ) said:“The one who is addicted to wine is like one who worships idols.”
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ عُتْبَةَ، حَدَّثَنِي يُونُسُ بْنُ مَيْسَرَةَ بْنِ حَلْبَسٍ، عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ، عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ مُدْمِنُ خَمْرٍ " .
Ebü'd-Derdâ (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «İçki İçmeye devam eden bir kimse cennete girmeyecektir.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi hasendir. Ravl Süleyman bin Utbe'nin güvenilirliği hakkında ihtiIM vardır. Senedin kalan ravlleri güvenilir zatlardır
It was narrated from Abu Darda’ that the Prophet (ﷺ) said:“No one who is addicted to wine will enter Paradise.”
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ يَزِيدَ، عَنِ ابْنِ الدَّيْلَمِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ شَرِبَ الْخَمْرَ وَسَكِرَ لَمْ تُقْبَلْ لَهُ صَلاَةٌ أَرْبَعِينَ صَبَاحًا وَإِنْ مَاتَ دَخَلَ النَّارَ فَإِنْ تَابَ تَابَ اللَّهُ عَلَيْهِ وَإِنْ عَادَ فَشَرِبَ فَسَكِرَ لَمْ تُقْبَلْ لَهُ صَلاَةٌ أَرْبَعِينَ صَبَاحًا فَإِنْ مَاتَ دَخَلَ النَّارَ فَإِنْ تَابَ تَابَ اللَّهُ عَلَيْهِ وَإِنْ عَادَ فَشَرِبَ فَسَكِرَ لَمْ تُقْبَلْ لَهُ صَلاَةٌ أَرْبَعِينَ صَبَاحًا فَإِنْ مَاتَ دَخَلَ النَّارَ فَإِنْ تَابَ تَابَ اللَّهُ عَلَيْهِ وَإِنْ عَادَ كَانَ حَقًّا عَلَى اللَّهِ أَنْ يَسْقِيَهُ مِنْ رَدْغَةِ الْخَبَالِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ " . قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ وَمَا رَدْغَةُ الْخَبَالِ قَالَ " عُصَارَةُ أَهْلِ النَّارِ " .
Abdullah bin Amr (bin el-As) (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Kim İçki içip sarhoş olursa, kırk sabah (a kadar) onun hiç bir namazı kabul olunmaz. Ve eğer (bu arada tevbe etmeksizin) ölürse ateşe girer. Eğer tevbe ederse (yâni içki içme işini kesin olarak bırakıp, ettiği günahtan pişmanlık duyarak Allah'a yönelirse) Allah onun tevbesini kabul eder. Şayet o kişi tevbesini bozup içki içer ve sarhoş olursa, kırk sabah(a kadar) onun hiç bir namazı kabul olunmaz ve ölürse ateşe girer. Şayet tevbe ederse Allah onun tevbesini kabul eder. Eğer herif tevbesini bozup (tekrar) içki içip sarhoş olursa, kırk sabah onun hiç bir namazı kabul olunmaz. Şayet ölürse ateşe girer. Eğer tevbe ederse Allah (yine) tevbesini kabul eder. Eğer (o kimse dördüncü defa) dönüş yapıp içki içerse, kıyamet günü ona Redğatü'l-habâl'dan içirmek Allah üzerine bir hak olar.» Sahabîler: Yâ Resûlallah! Redğatül-Habal nedir? diye sordular. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ateş (yani cehennem) halkının (yanması dolayısıyla) vücudlarından akan (irin gibi) şeyidir» buyurdu
It was narrated from ‘Abdullah bin ‘Amr that the Messenger of Allah (ﷺ) said:“Whoever drinks wine and gets drunk, his prayer will not be accepted for forty days, and if he dies he will enter Hell, but if he repents, Allah will accept his repentance. If he drinks wine again and gets drunk, his prayer will not be accepted for forty days, and if he dies he will enter Hell, but if he repents, Allah will accept his repentance. If he drinks wine again and gets drunk, his prayer will not be accepted for forty days, and if he dies he will enter Hell, but if he repents Allah will accept his repentance. But if he does it again, then Allah will most certainly make him drink of the mire of the puss or sweat on the Day of Resurrection.” They said: “O Messenger of Allah, what is the mire of the pus or sweat? He said: “The drippings of the people of Hell.”
حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْيَمَامِيُّ، حَدَّثَنَا عِكْرِمَةُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو كَثِيرٍ السُّحَيْمِيُّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " الْخَمْرُ مِنْ هَاتَيْنِ الشَّجَرَتَيْنِ النَّخْلَةِ وَالْعِنَبَةِ " .
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine gSre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demigtir: «İçki (çoğunlukla) şu iki ağaçtan yapılır: Hurma ağacı ve üzüm asması,»
It was narrated from Abu Hurairah that the Messenger of Allah (ﷺ) said:“Wine comes from these two trees: The date palm and the grapevine.”
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، أَنَّ خَالِدَ بْنَ كَثِيرٍ الْهَمْدَانِيَّ، حَدَّثَهُ أَنَّ السَّرِيَّ بْنَ إِسْمَاعِيلَ حَدَّثَهُ أَنَّ الشَّعْبِيَّ حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ النُّعْمَانَ بْنَ بَشِيرٍ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِنَّ مِنَ الْحِنْطَةِ خَمْرًا وَمِنَ الشَّعِيرِ خَمْرًا وَمِنَ الزَّبِيبِ خَمْرًا وَمِنَ التَّمْرِ خَمْرًا وَمِنَ الْعَسَلِ خَمْرًا " .
Nu'mân bin Begîr (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Şüphesiz, içki buğdaydan olur, içki arpadan olur. içki kuru üzümden olur, içki kuru Hurmadan olur ve içld bal'dan olur.»
It was narrated from Nu’man bin Bashir that the Messenger of Allah (ﷺ) said:“From wheat comes wine, from barley comes wine, from raisins comes wine, from dates comes wine and from honey comes wine.”
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عُمَرَ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْغَافِقِيِّ، وَأَبِي، طُعْمَةَ مَوْلاَهُمْ أَنَّهُمَا سَمِعَا ابْنَ عُمَرَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لُعِنَتِ الْخَمْرُ عَلَى عَشَرَةِ أَوْجُهٍ بِعَيْنِهَا وَعَاصِرِهَا وَمُعْتَصِرِهَا وَبَائِعِهَا وَمُبْتَاعِهَا وَحَامِلِهَا وَالْمَحْمُولَةِ إِلَيْهِ وَآكِلِ ثَمَنِهَا وَشَارِبِهَا وَسَاقِيهَا " .
ibn-i Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «İçkiye on yönden lanet edilmiştir: İçkinin kendisine, onu imâl edene, imâl etmek isteyene, satıcısına, müşterisine, taşıyanına, taşıttıranına (yâni sipariş edenine), pahasını yiyenine, içenine ve içirenine.»
It was narrated from Ibn ‘Umar that the Messenger of Allah (ﷺ) said:“Wine is cursed from ten angles: The wine itself, the one who squeezes (the grapes etc), the one for whom it is squeezed, the one who sells it, the one who buys it, the one who carries it, the one to whom it is carried, the one who consumes its price, the one who drinks it and the one who pours it.”
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ يَزِيدَ بْنِ إِبْرَاهِيمَ التُّسْتَرِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنْ شَبِيبٍ، سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، - أَوْ حَدَّثَنِي أَنَسٌ، - قَالَ لَعَنَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي الْخَمْرِ عَشَرَةً عَاصِرَهَا وَمُعْتَصِرَهَا وَالْمَعْصُورَةَ لَهُ وَحَامِلَهَا وَالْمَحْمُولَةَ لَهُ وَبَائِعَهَا وَالْمُبْتَاعَةَ لَهُ وَسَاقِيَهَا وَالْمُسْتَقَاةَ لَهُ " . حَتَّى عَدَّ عَشَرَةً مِنْ هَذَا الضَّرْبِ .
Enea bin Mâlik (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) içki hususunda on kimseyi lânetlemiştir: İmâl eden, imâl etmek isteyen, kendisi için imâl edilen, taşıyan, kendisi için taşınan, satan, satın alan, sunan, kendisine sunulan. Nihayet bu neviden on kimseyi saydı
Anas said:“The Messenger of Allah (ﷺ) cursed ten with regard to wine: The one who squeezes (the grapes etc.), the one who asks for it to be squeezed, the one for whom it is squeezed, the one who carries it, the one to whom it is carried, the one who sells it, the one for whom it is brought, the one who pours it, the one for whom it is poured, until he counted ten like this.”
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ مُسْلِمٍ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ لَمَّا نَزَلَتِ الآيَاتُ مِنْ آخِرِ سُورَةِ الْبَقَرَةِ فِي الرِّبَا خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَحَرَّمَ التِّجَارَةَ فِي الْخَمْرِ .
Âîşe (r.anhâ)'dan; Şöyle demiştir: Bakara sûresinin sonundaki faiz âyetleri (275 - 279) indiği zaman Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Mescid-i Nebeviyye'ye) çıktı (ve bu âyetleri halka okuduktan) sonra içki ticâretini haram kıldı
It was narrated that ‘Aishah said:“When the Verses at the end of Surat Al-Baqarah concerning usury were revealed, the Messenger of Allah(ﷺ) went out and forbade dealing in wine.”
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ بَلَغَ عُمَرَ أَنَّ سَمُرَةَ، بَاعَ خَمْرًا فَقَالَ قَاتَلَ اللَّهُ سَمُرَةَ أَلَمْ يَعْلَمْ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " لَعَنَ اللَّهُ الْيَهُودَ حُرِّمَتْ عَلَيْهِمُ الشُّحُومُ فَجَمَلُوهَا فَبَاعُوهَا " .
İbn-i Abbâs (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Semûre (r.a.)'ın bir mikdar içki sattığı haberi Ömer (bin el-Hattab) (r.a.)'a ulaştı. Bunun üzerine Ömer (r.a.): Yazıklar olsun Semûre'ye. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu Semûre bilmedi mi? «Allah yahûdîlere la'net etsin. Onlara (büyük ve küçük baş hayvanların) iç yağları (nın yenmesi) haram kılındı da onlar bunu eritip sattılar.»
It was narrated that Ibn ‘Abbas said:Umar heard that Samurah had sold some wine, and he said: “May Allah ruin Samurah! Does he not know that the Messenger of Allah (ﷺ) said: ‘May Allah curse the Jews, for animal fat was forbidden to them, so they melted it down and sold it.’”
حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ الْوَلِيدِ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ السَّلاَمِ بْنُ عَبْدِ الْقُدُّوسِ، حَدَّثَنَا ثَوْرُ بْنُ يَزِيدَ، عَنْ خَالِدِ بْنِ مَعْدَانَ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ الْبَاهِلِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لاَ تَذْهَبُ اللَّيَالِي وَالأَيَّامُ حَتَّى تَشْرَبَ طَائِفَةٌ مِنْ أُمَّتِي الْخَمْرَ يُسَمُّونَهَا بِغَيْرِ اسْمِهَا " .
Ebû Ümâme el-Bâhili (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Benim ümmetimden bir zümre içkiye adından başka ad takarak içinde içmedikçe geceler ve gündüzler gidip tükenmeyecek (yâni dünyanın sonu gelmeyecek)tir.» Not: Zevald'de şöyle denilmiştir: Bunun senedInde Abdüsselam bın Abdilkud. dOs bulunur. Takribü't-Tehzib'te yazar bu ravinin zayı! OldUğunu söylemiştir
It was narrated from Abu Umamah Al-Bahili that the Messenger of Allah (ﷺ) said:“Night and day will not cease until a group among my nation drinks wine, calling it by some other name.”
Kütüb-i Sitte nedir?
Kütüb-i Sitte (“altı kitap”), Ehl-i sünnet hadis geleneğinde en muteber kabul edilen altı hadis mecmuasıdır: İmam Buhârî’nin el-Câmiu’s-sahîh’i, İmam Müslim’in Sahîh’i ile Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî ve İbn Mâce’nin Sünen’leri. İlk ikisine “Sahîhayn” denir; ümmet bu iki eserdeki hadislerin sahih olduğunu kabul etmiştir. Sünenlerde ise sahih ve hasen hadislerin yanında zayıf rivayetler de bulunur.
Sıhhat dereceleri ne anlama gelir?
- Sahih: Senedi kesintisiz, râvileri adil ve zabıt sahibi, şâz ve illetli olmayan hadis.
- Hasen: Sahihin şartlarını taşıyan ancak râvilerinden birinin zabtı biraz daha hafif olan hadis; delil olarak kullanılır.
- Zayıf: Sahih ve hasenin şartlarından birini taşımayan hadis. Âlimlerin çoğunluğu, uydurma olmamak ve şartlarına uymak kaydıyla zayıf hadisle faziletli amellerde amel edilebileceğini söylemiştir.
- Mevzû: Hz. Peygamber’e nispeti uydurma olan rivayet; hadis olarak aktarılmaz.
Sünen kitaplarındaki derece bilgisi, çağdaş muhaddislerden Elbânî, Şuayb el-Arnaût, Zübeyr Ali Zeî ve Dârüsselâm neşrinin değerlendirmelerine dayanır; hadisin altında her birinin görüşü ayrıca gösterilir. Bu değerlendirmeler bir içtihattır ve muhaddisler arasında farklılık gösterebilir. Bir hadisten fıkhî hüküm çıkarmak, hadisin diğer rivayetlerini, sahâbe ve müctehid imamların anlayışını birlikte değerlendirmeyi gerektirir; Hanefî mezhebinin delil kullanımı için ilgili fıkıh kaynaklarına ve namaz rehberi, güncel meseleler gibi bölümlerimize başvurabilirsiniz.
Nasıl arama yapılır?
Arama kutusuna Türkçe, İngilizce veya Arapça bir kelime yazabilirsiniz (ör. niyet, komşu, النية). Belirli bir hadise gitmek için kitap adı ve numarasını yazın: buhari 1, muslim 2564, tirmizi 1987. Sonuçları kitap, konu, bölüm, râvi ve sıhhat derecesine göre daraltabilirsiniz.
Metin kaynağı: açık kaynak hadith-api veri seti (Arapça metin, Türkçe ve İngilizce tercümeler, derece bilgileri). Numaralandırma bu veri setine göredir; bazı baskılarda farklı olabilir. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Kütüb-i Sitte” ve “Hadis” maddeleri.