1.667 hadis bulundu · sayfa 73/84
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ الْبَاهِلِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، حَدَّثَنَا جَابِرُ بْنُ زَيْدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " يَقْطَعُ الصَّلاَةَ الْكَلْبُ الأَسْوَدُ، وَالْمَرْأَةُ الْحَائِضُ " .
(Abdullah) bin Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «(Namaz kılanın önünden geçen) siyah köpek ve hayızlı kadın, namazı keser.»
It was narrated from Ibn ‘Abbas that the Prophet (ﷺ) said:“The prayer is severed by a black dog and a woman who has reached the age of menstruation.”
Diğer tahric: Ebu Davud, Nesai, Tahavi ve Beyhaki
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، حَدَّثَنِي أَبُو الْمِقْدَامِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ كَعْبٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنْ يُصَلَّى خَلْفَ الْمُتَحَدِّثِ وَالنَّائِمِ .
Abdullah bin Abbas (r.a.)'dan rivayet ettiğine göre şöyle demiştir : «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) konuşan ve uyuyan kimsenin arkasında namaz kılmayı yasaklamıştır.»
It was narrated that Ibn ‘Abbas said:“The Messenger of Allah (ﷺ) forbade performing prayer behind one who is engaged in conversation or one who is sleeping.”
Tahric: Bu hadisi Ebu Davud ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. Bunun bir benzerini Bezzar, İbn-i Ömer (r.a.)'den, Tabarani de Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُمَرَ بْنِ هَيَّاجٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الأَرْحَبِيُّ، حَدَّثَنَا عُبَيْدَةُ بْنُ الأَسْوَدِ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ الْوَلِيدِ، عَنِ الْمِنْهَالِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " ثَلاَثَةٌ لاَ تَرْتَفِعُ صَلاَتُهُمْ فَوْقَ رُءُوسِهِمْ شِبْرًا رَجُلٌ أَمَّ قَوْمًا وَهُمْ لَهُ كَارِهُونَ، وَامْرَأَةٌ بَاتَتْ وَزَوْجُهَا عَلَيْهَا سَاخِطٌ وَأَخَوَانِ مُتَصَارِمَانِ " .
(Abdullah) bin Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Üç kişi vardır ki namazları başlarından bir karış yükselemez; Bir kavim, imamlığından hoşlanmadığı halde onlara imamlık eden adam, kocası kendisine kızgın olduğu halde geceleyen kadın ve birbirine küs duran iki kardeş.-" Not: Hadisin isnadının sahih ve ricaIinin sika olduğu. Zevaid de bildirilmiştir
It was narrated from Ibn ‘Abbas that the Messenger of Allah (ﷺ) said:“There are three whose prayer do not rise more than a hand span above their heads: A man who leads people (in prayer) when they do not like him; a woman who has spent the night with her husband angry with her; and two brothers who have severed contact with one another.”
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي الشَّوَارِبِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ زِيَادٍ، حَدَّثَنَا عَاصِمٌ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ بِتُّ عِنْدَ خَالَتِي مَيْمُونَةَ فَقَامَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُصَلِّي مِنَ اللَّيْلِ فَقُمْتُ عَنْ يَسَارِهِ فَأَخَذَ بِيَدِي فَأَقَامَنِي عَنْ يَمِينِهِ .
(Abdullah) bin Abbas (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Ben bir gece teyzem Meymune (r.anha)'nın yanında (= odasında) yattım. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bir süre yattıktan sonra) kalkıp gece namazını kılmaya başladı. Ben de Onun sol tarafında namaza durdum. Bunun üzerine O benim elimden tutup sağ tarafına (çekerek) durdurdu
It was narrated that Ibn ‘Abbas said:“I stayed overnight with my maternal aunt Maimunah, and the Prophet (ﷺ) got up during the night to perform prayer. So I got up and stood on his left. He took me by the hand and made me stand on his right.”
حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ مُعَاذٍ الضَّرِيرُ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، وَأَبُو عَوَانَةَ عَنْ عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " أُمِرْتُ أَنْ لاَ أَكُفَّ شَعْرًا وَلاَ ثَوْبًا " .
(Abdullah) bin Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «(Namaz kılarken) saç ve elbiseyi (durumu bozulmasın veya tozlanmasın diye) toplamamakla emrolundum. (Mahir: Bu tür bir elbise düzeltemesi mekruhtur) Bu Hadisi Buhari, Müslim ve Nesai
It was narrated that Ibn ‘Abbas said:The Prophet (ﷺ) said: “I was commanded not to tuck up my hair or my garment.”* *Drawing together during prostration to protect it from the dirt
حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ قَالاَ حَدَّثَنَا نُوحُ بْنُ قَيْسٍ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الْجَوْزَاءِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَتِ امْرَأَةٌ تُصَلِّي خَلْفَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ حَسْنَاءُ مِنْ أَحْسَنِ النَّاسِ فَكَانَ بَعْضُ الْقَوْمِ يَسْتَقْدِمُ فِي الصَّفِّ الأَوَّلِ لِئَلاَّ يَرَاهَا وَيَسْتَأْخِرُ بَعْضُهُمْ حَتَّى يَكُونَ فِي الصَّفِّ الْمُؤَخَّرِ فَإِذَا رَكَعَ قَالَ هَكَذَا يَنْظُرُ مِنْ تَحْتِ إِبْطِهِ فَأَنْزَلَ اللَّهُ {وَلَقَدْ عَلِمْنَا الْمُسْتَقْدِمِينَ مِنْكُمْ وَلَقَدْ عَلِمْنَا الْمُسْتَأْخِرِينَ} فِي شَأْنِهَا .
(Abdullah) bin Abbas (r.a.)'dan; şöyle demiştir : İnsanların en güzellerinden olan güzel bir kadın. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in arkasında namaz kılardı. Bazı kimseler, o kadını görmesinler diye ön saffa geçerlerdi. Bir takım kimseler de en son saffta olsun diye geri kalırlardı ve rüku'a vardığı zaman koltuğu altından (kadına) şöyle bakarlardı. Bunun üzerine Allah Teala o kadınla ilgili durum hakkında: «Andolsun ki sizden öne geçenleri biliriz. Andolsun ki geri kalanları da biliriz.» (Hicr: 24) ayetini indirdi."
It was narrated that Ibn ‘Abbas said:“A woman used to perform prayer behind the Prophet (ﷺ), and she was one of the most beautiful of people. Some of the people used to go into the first row so that they would not see her, and some of them used to lag behind so that they would be in the last row, and when they bowed, they would do like this so that they could see her from beneath their armpits. Then Allah revealed: “And indeed, We know the first generations of you who had passed away, and indeed, We know the present generations of you (mankind), and also those who will some afterwards.” [15:24] concerning her matter
Diğer tahric: Tirmizi ve Nesai
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ الْبَاهِلِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَزِيدَ بْنِ خُنَيْسٍ، عَنِ الْحَسَنِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي يَزِيدَ، قَالَ قَالَ لِي ابْنُ جُرَيْجٍ يَا حَسَنُ أَخْبَرَنِي جَدُّكَ، عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي يَزِيدَ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كُنْتُ عِنْدَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَأَتَاهُ رَجُلٌ فَقَالَ إِنِّي رَأَيْتُ الْبَارِحَةَ فِيمَا يَرَى النَّائِمُ كَأَنِّي أُصَلِّي إِلَى أَصْلِ شَجَرَةٍ فَقَرَأْتُ السَّجْدَةَ فَسَجَدْتُ فَسَجَدَتِ الشَّجَرَةُ لِسُجُودِي فَسَمِعْتُهَا تَقُولُ اللَّهُمَّ احْطُطْ عَنِّي بِهَا وِزْرًا وَاكْتُبْ لِي بِهَا أَجْرًا وَاجْعَلْهَا لِي عِنْدَكَ ذُخْرًا. قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ فَرَأَيْتُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَرَأَ السَّجْدَةَ فَسَجَدَ فَسَمِعْتُهُ يَقُولُ فِي سُجُودِهِ مِثْلَ الَّذِي أَخْبَرَهُ الرَّجُلُ عَنْ قَوْلِ الشَّجَرَةِ.
(Abdullah) bin Abbas (r.a.)'dan; şöyle demiştir : Ben (bir gün) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanında idim. Bir adam O'na gelerek: Ben bu gece rüyamda gördüm ki. Ben bir ağacın gövdesine doğru namaz kılıyorum. Secde ayetini okuyup secde ettim. Benim secde etmem nedeni ile ağaç da secde etti. Ağacın (secdede): اللهم أحطط عني بها وزراً، واكتب لي بها أجراً، واجعل لي عندك ذخرا «Aliah'ım bu (secde.) ile benim bir günahımı düşür, bununla bana bir ecir yaz ve bunu benim için (yüce) katında azık (sevap) kıl dediğini işittim. İbn-i Abbas (r.a.) demiştir ki: Bundan sonra ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i secde ayetini okuyup secde ederken gördüm ve efendimizi secdede, adamın ağaçtan nakletmiş olduğu sözün aynını okurken işittim. AÇIKLAMA (1052 ve 1053): Ebu Hureyre (r.a.)'in hadisini Müslim de rivayet etmiştir. Bu hadiste geçen 'VeyI' kelimesi azab, zillet, bela, cehennem deresi gibi manalara gelir. Beddua da kullanılır. Yazıklar olsun, vay haline gibi sözlerle manalandırmak mümkündür. Zamiri şeytana racidir. Hadis, secde ayeti okununca secde edilmesinin faziletine, şeytan'ın zikirden kaçıp uzaklaştığına, iman ve ibadetin Cennete vesile olduğuna, küfür ve isyanın cehenneme sürükleyici olduğuna delalet eder. İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadisini Tirmizi, Hakim ve İbn-i Hibban da rivayet etmişlerdir. Tirmizi'nin ri"ayetinde duanın sonunda: «Ve kulun Davud (a.s.)'ın secdesini kabul ettiğin gibi benim secdemi de kabul eyle.» ilavesi vardır. Tuhfetü'l-Ahvezi yazarı şu malumatı verir: "Nebi (s.a.v.)'e gelen adamın Ebu Said-i Hudri (r.a.) olduğu, Mirek tarafından açıklanmıştır. Gelen zatın bir melek olduğu kavli hayli uzaktır. (Sindi de beyan edildiğine göre Tıybi, Turbeşti'nin: Bu gelen adam Ebu Said-i Hudri (r.a.)'dir. Zaten bu hadis ondan da rivayet edilmiştir, dediğini nakleder.) Adamın yaptığı secde namazdaki secde olabilir. Kuvvetli olan ihtimal, yapılan secdenin tilavet secdesi ve okunan secde ayetinin 'Sad' suresindeki ayet olmasıdır. (Çünkü Tirmizi'nin rivayetindeki duanın son kısmında Davud (a.s.)'ın secdesinden bahsedilir: Sad suresindeki secde ayetinde de Davud (a.s.)'ın secdesinden bahsedilir." Bu hadiste secde ayetinin okunması halinde secde edilmesinin ve anılan duanın tilavet secdesinde okunmasının meşruluğuna, secdenin sevabın kazanılmasına, günahın bağışlanmasına ve ahiret için Allah katında bir azık olmasının umulduğuna delalet eder. Duada geçen 'Zuhr' kelimesini azık olarak terceme ettim. Bundan maksat manevi azık olan sevabtır
It was narrated that Ibn ‘Abbas said:“I was with the Prophet (ﷺ), and a man came to him and said: ‘Last night while I was sleeping, I saw that I was praying towards the base of a tree. I recited (an Ayah of) prostration and prostrated, and the tree prostrated when I did, and I heard it saying: Allahummah-tut anni biha wizran, waktub li biha ajran, waj’al-ha li ‘indaka dhukhran (O Allah, reduce my burden of sin thereby, reward me for it and store it for me with You).’ Ibn ‘Abbas said: “I saw the Prophet (ﷺ) recite (an Ayah of) prostration and then prostrate, and I heard him saying in his prostration something like that which the man had told him the tree said.”
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي الشَّوَارِبِ، وَجُبَارَةُ بْنُ الْمُغَلِّسِ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ بُكَيْرِ بْنِ الأَخْنَسِ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ: افْتَرَضَ اللَّهُ الصَّلاَةَ عَلَى لِسَانِ نَبِيِّكُمْ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي الْحَضَرِ أَرْبَعًا وَفِي السَّفَرِ رَكْعَتَيْنِ .
(Abdullah) İbn-i Abbas (r.a.)'dan; şöyle demiştir : Allah, sizin Nebiiniz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in lisaniyle hazerde dört rek'at ve seferde iki rek'at olarak (dört rek'atli namazı) farz kılmıştır.
It was narrated that Ibn ‘Abbas said:“Allah enjoined the prayer upon the tongue of your Prophet (ﷺ): Four Rak’ah while a resident and two Rak’ah when traveling.”
Diğer tahric: Müslim ve Nesai
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ أَبِي الشَّوَارِبِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ زِيَادٍ، حَدَّثَنَا عَاصِمٌ الأَحْوَلُ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ أَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ تِسْعَةَ عَشَرَ يَوْمًا يُصَلِّي رَكْعَتَيْنِ رَكْعَتَيْنِ، فَنَحْنُ إِذَا أَقَمْنَا تِسْعَةَ عَشَرَ يَوْمًا، نُصَلِّي رَكْعَتَيْنِ رَكْعَتَيْنِ، فَإِذَا أَقَمْنَا أَكْثَرَ مِنْ ذَلِكَ، صَلَّيْنَا أَرْبَعًا .
Abdullah İbn-i Abbas (r.a.)'den; şöyle demiştir : (Mekke fethinde) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mekke'de on-dokuz gün ikamet ederek (dört rek*atli farz namazları) ikişer rek'at olarak kıldı. Biz de ondokuz gün kalacağımız zaman namazımızı ikişer rek'at kılarız. Bundan fazla kıldığımız zaman dörder rek'at kılarız.
It was narrated that Ibn ‘Abbas said:“The Messenger of Allah (ﷺ) stayed for nineteen days in which he shortened his prayer to two Rak’ah. So, whenever we stayed for nineteen days we would shorten our prayer to two Rak’ah, but if we stayed more than that we would pray four Rak’ah.”
Diğer tahric: Buhari, Ebu. Davud, Tirmizi, Nesai ve başkaları
حَدَّثَنَا أَبُو يُوسُفَ الصَّيْدَلاَنِيُّ، مُحَمَّدُ بْنُ أَحْمَدَ الرَّقِّيُّ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَقَامَ بِمَكَّةَ عَامَ الْفَتْحِ خَمْسَ عَشْرَةَ لَيْلَةً يَقْصُرُ الصَّلاَةَ .
Abdullah İbn-i Abbas (r.a.)'dan: şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Fetih yılı Mekke'de on-beş gece ikamet ederek namazı kasır yapardı."
It was narrated from Ibn ‘Abbas that the Messenger of Allah (ﷺ) stayed in Makkah for fifteen nights during the year of the Conquest, (during which time) he shortened his prayer
Diğer tahric: Ebu Davud ve Nesai
حَدَّثَنَا عَمَّارُ بْنُ خَالِدٍ الْوَاسِطِيُّ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ غُرَابٍ، عَنْ صَالِحِ بْنِ أَبِي الأَخْضَرِ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ بْنِ السَّبَّاقِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِنَّ هَذَا يَوْمُ عِيدٍ، جَعَلَهُ اللَّهُ لِلْمُسْلِمِينَ. فَمَنْ جَاءَ إِلَى الْجُمُعَةِ فَلْيَغْتَسِلْ. وَإِنْ كَانَ طِيبٌ فَلْيَمَسَّ مِنْهُ. وَعَلَيْكُمْ بِالسِّوَاكِ " .
(Abdullah) bin Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Nebi (Sallallaku Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Şüphesiz bu Cum'a, Allah'ın müslumanlara tahsis buyurduğu bir bayram günüdür. Artık Cum'a namazına gelmek istiyen kimse boy abdesti alsın. Ve eğer güzel koku varsa ondan sürünsün. Misvak kullanmayı hiç bırakmayınız.» Not: Bunun senedindeki Salih bin Ebi'l•Ahdar'ın gevşek olduğunu cumhur söylemiştir. Diğer ricali sikadır. Zevaid'de bu bilgi verilmiştir
It was narrated that Ibn ‘Abbas said:“The Messenger of Allah (ﷺ) said: ‘This day is an ‘Eid (festival) which Allah has ordained for the Muslims. Whoever comes to Friday (prayer), let him take a bath and if he has perfume then let him put some on. And upon you (I urge to use) is the tooth stick.”
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ عَبْدِ رَبِّهِ، حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، عَنْ مُبَشِّرِ بْنِ عُبَيْدٍ، عَنْ حَجَّاجِ بْنِ أَرْطَاةَ، عَنْ عَطِيَّةَ الْعَوْفِيِّ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ: كَانَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَرْكَعُ مِنْ قَبْلِ الْجُمُعَةِ أَرْبَعًا، لاَ يَفْصِلُ فِي شَىْءٍ مِنْهُنَّ .
(Abdullah) bin Abbas (r.a.)'dan, şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Cum'a farzından önce dört rek'at namaz kılardı. Bu dört rekatın arasında selam vermezdi. Not: Zevaid'de: ,Bu isnad, zayıf raviler zincirinden kuruludur. Çünkü ravilerden Atiyye'nin zayıflığı hususunda ittifak edilmiştir, Haccac, tedlisçidir, Mübeşşir bin Ubeyd, Kezzabtır, İbnü'l-Velid olan Bakiyye de tedlisçidir, denmiştir
It was narrated that Ibn ‘Abbas said:“The Prophet (ﷺ) used to perform four Rak’ah before Friday (prayer), and he did not separate any of them.”
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو أَحْمَدَ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يُوتِرُ بِـ {سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الأَعْلَى } وَ {قُلْ يَا أَيُّهَا الْكَافِرُونَ } وَ {قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ } . حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنْصُورٍ أَبُو بَكْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شَبَابَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَحْوَهُ .
İbn-i Abbas (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vitir namazını (Fatiha'dan sonra): سبح اسم ربك الأعلى، وقل يا أيها الكافرون، وقل هو اللَّه أحد (ilk rek’atta: A’la, ikincide, Kafirun, üçüncüde, İhlas) sureleriyle kılardı." AÇIKLAMA 1173’te
It was narrated from Ibn ‘Abbas that the Messenger of Allah (ﷺ) used to perform Witr and recite:“Glorify the Name of your Lord the Most High,” [Al-A’la (87)] “Say: O you disbelievers!” [Al-Kafirun (109)] and ‘Say: Allah is One.”. [Al-Ikhlas (112)] Another chain with similar wording
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَائِذُ بْنُ حَبِيبٍ، عَنْ صَالِحِ بْنِ حَسَّانَ الأَنْصَارِيِّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ كَعْبٍ الْقُرَظِيِّ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " إِذَا دَعَوْتَ اللَّهَ فَادْعُ بِبَاطِنِ كَفَّيْكَ وَلاَ تَدْعُ بِظُهُورِهِمَا فَإِذَا فَرَغْتَ فَامْسَحْ بِهِمَا وَجْهَكَ " .
(Abdullah) bin Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Sen dua ettiğin zaman avuçlarının içini havaya kaldırmak) ile dua et. Avuçlarının dışları (nı havaya kaldırmak) ile dua etme. Duaya son verdiğin zaman avuçlarının içlerini, yüzüne sür.» Not; Ravi Salih bin Hassan'ın zayıflığı dolayısıyla isnadının zayıflığı Zevaid'de belirtilmiştir
It was narrated that Ibn ‘Abbas said:“The Messenger of Allah (ﷺ) said: ‘When you call upon Allah, then do so with the palms of your hands (upwards). Do not do so with the back of your hands (upwards). And when you finish, then wipe your face with them.’”
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ جَابِرٍ، عَنْ عَامِرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، وَابْنِ، عُمَرَ قَالاَ سَنَّ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ صَلاَةَ السَّفَرِ رَكْعَتَيْنِ وَهُمَا تَمَامٌ غَيْرُ قَصْرٍ وَالْوِتْرُ فِي السَّفَرِ سُنَّةٌ .
(Abdullah) bin Abbas ve (Abdullah) bin Ömer (r.anhuma)'dan: şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), (dört rek'atlı farzları) yolculuk halinde iki rek'at olarak meşru kılmıştır. İki rek'at, tamdır, kısaltılmış değildir. Yolculukta vitir namazını kılmak sünnettir
It was narrated that Ibn ‘Abbas and Ibn ‘Umar said:“The Messenger of Allah (ﷺ) prescribed two Rak’ah of prayer when traveling; they are complete and are not shortened. And Witr when traveling is Sunnah.”
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَزِيدَ الأَسْفَاطِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، حَدَّثَنَا عَبَّادُ بْنُ مَنْصُورٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يُوتِرُ عَلَى رَاحِلَتِهِ .
(Abdullah) bin Abbas (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vitir namazını devesi üstünde kılardı. Not: İsnadındaki Abbad bin Mansur'un zayıflığı Zevaid'de bildirilmiştir
It was narrated from Ibn ‘Abbas that the Prophet (ﷺ) used to pray Witr while riding his mount
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الأَرْقَمِ بْنِ شُرَحْبِيلَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ لَمَّا مَرِضَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مَرَضَهُ الَّذِي مَاتَ فِيهِ كَانَ فِي بَيْتِ عَائِشَةَ . فَقَالَ " ادْعُوا لِي عَلِيًّا " . قَالَتْ عَائِشَةُ يَا رَسُولَ اللَّهِ نَدْعُو لَكَ أَبَا بَكْرٍ قَالَ " ادْعُوهُ " . قَالَتْ حَفْصَةُ يَا رَسُولَ اللَّهِ نَدْعُو لَكَ عُمَرَ قَالَ " ادْعُوهُ " . قَالَتْ أُمُّ الْفَضْلِ يَا رَسُولَ اللَّهِ نَدْعُو لَكَ الْعَبَّاسَ قَالَ " نَعَمْ " . فَلَمَّا اجْتَمَعُوا رَفَعَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ رَأْسَهُ فَنَظَرَ فَسَكَتَ فَقَالَ عُمَرُ قُومُوا عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ . ثُمَّ جَاءَ بِلاَلٌ يُؤْذِنُهُ بِالصَّلاَةِ فَقَالَ " مُرُوا أَبَا بَكْرٍ فَلْيُصَلِّ بِالنَّاسِ " . فَقَالَتْ عَائِشَةُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أَبَا بَكْرٍ رَجُلٌ رَقِيقٌ حَصِرٌ وَمَتَى لاَ يَرَاكَ يَبْكِي وَالنَّاسُ يَبْكُونَ فَلَوْ أَمَرْتَ عُمَرَ يُصَلِّي بِالنَّاسِ . فَخَرَجَ أَبُو بَكْرٍ فَصَلَّى بِالنَّاسِ فَوَجَدَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مِنْ نَفْسِهِ خِفَّةً فَخَرَجَ يُهَادَى بَيْنَ رَجُلَيْنِ وَرِجْلاَهُ تَخُطَّانِ فِي الأَرْضِ فَلَمَّا رَآهُ النَّاسُ سَبَّحُوا بِأَبِي بَكْرٍ فَذَهَبَ لِيَسْتَأْخِرَ فَأَوْمَأَ إِلَيْهِ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَىْ مَكَانَكَ فَجَاءَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَجَلَسَ عَنْ يَمِينِهِ وَقَامَ أَبُو بَكْرٍ فَكَانَ أَبُو بَكْرٍ يَأْتَمُّ بِالنَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَالنَّاسُ يَأْتَمُّونَ بِأَبِي بَكْرٍ . قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ فَأَخَذَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مِنَ الْقِرَاءَةِ مِنْ حَيْثُ كَانَ بَلَغَ أَبُو بَكْرٍ . قَالَ وَكِيعٌ وَكَذَا السُّنَّةُ . قَالَ فَمَاتَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي مَرَضِهِ ذَلِكَ .
Abdullah bin Abbas (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vefat ettiği hastalığında Aişe (r.anha)'nın odasında idi. Bu esnada: — «Bana Ali'yi çağırın» buyurdu. Aişe (r.anha): — Ya Resulallah! Sana Ebu Bekir (r.a.)'ı çağıralım (mı) dedi. O: — «Onu çağırın» buyurdu. Hafsa (r.anha.) : — Ya Resulallah! Sana Ömer (r.a.)'ı çağıralım (mı) dedi. O: — «Onu çağırın» buyurdu. Ümmü'l-Fadl (r.a.) : — Ya Resulallah! Sana Abbas (Radıyallahü anh)ı çağıralım (mı) dedi. O: — «Evet» buyurdu. Bu zatlar (Onun yanında) toplanınca Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mübarek başını kaldırıp baktı da bir şey söylemedi. Biraz sonra Ömer (r.a.) : — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanından kalkıp gidiniz, dedi. Bilahere namaz vaktinin geldiğini Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bildirmek üzere Bilal (r.a.) geldi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Cemaata namaz kıldırması için Ebu Bekir'e emrediniz.» buyurdu. Bunun üzerine Aişe (r.anha) : — Ya Resulallah! Gerçekten Ebu Bekir (r.a.) yufka yürekli, kıraattan tutuklu bir adamdır. Seni (namazda) göremiyeceği zaman ağlıyacak, cemaat da ağlıyacak. Cemaata namaz kıldırması için keşke Ömer (r.a.)'e emretsen, dedi. Sonra Ebu Bekir (r.a.) çıkıp cemaata namaz kıldırdı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisinde bir hafiflik hissederek iki adam arasında ve onlara dayanarak çıkıp (mescide) gitti. Onun ayakları yerde sürünüyordu. Cemaat Onu görünce Ebu Bekir (r.a.)'ı tesbihle ikaz ettiler. Ebü Bekir (r.a.) da geri çekilmek için davrandı. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ona işaret ederek : — «Yerinde dur!» demek istedi. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ileriye gelip Ebu Bekir (r.a.)'ın sağ tarafında oturdu. Ebü Bekir (r.a.) ayakta durdu. Ebü Bekir (r.a.) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e uyuyordu. Cemaat da Ebu Bekir (r.a.)'in namazına uyuyordu. İbn-i Abbas (r.a.); Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Ebu Bekir (r.a.)'in ulaştığı yerden kıraata başladı, demiştir. Ravi Veki: Sünnet böyledir, demiştir. Ravi demiştir ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu hastalığında vefat etmiştir. Not: Zevaid'de şöyle denmiştir: Bunun isnadı sahih, ricali de sika zatlardır. Ancak şu var ki; Ravi Ebu Ishak. ömrünün sonunda rivayetleri karıştırmıştı ve tedlisçi idi. Bunu da an'ane ile rivayet etmiştir. Buhari de: Biz Ebu İshak'ın Erkam bin Şurahbil'den hadis işittiğine dair bir şey hatırlamıyoruz. demiştir. AÇIKLAMA (1232, 1233, 1234, 1235): 1234 ve 1235 nolu hadisler notlarda işaret edildiği gibi Zevaid türündendir Bütün rivayetlerden anlaşılan mana şudur: Resulullah (s.a.v.) son hastalığında Aişe (r.anha)'nın odasında yatmış, hastalığı ağırlaşınca eemaata namaz kıldırmak için Ebu Bekir (r.a.)'i tayin etmiştir. Aişe (r.anha) buna taraftar olmamış ve bu görevin Ömer (r.a.)'a verilmesini teklif etmiştir. Gerekçe olarak da Ebu Bekir (r.a.)'in yufka yürekli oluşu ve Nebi (s.a.v.)'in yerinde namaz kıldırması halinde ağlıyacağı, okumaktan tutulacağı ve cemaata sesini duyuramıyacağı gösterilmiştir. Bazı rivayetiere göre Hz. Hafsa (r.anha) da bu hususta Aişe (r.anha)'yı desteklemiştir. Aişe (r.anha)'nın isteksizliğinin sebebi, kendisi tarafından şöyle açıklanmıştır: Nebi (s.a.v.)'in bu emrine taraftar olmamamın sebebi şudur: Onun hayatında makamına geçecek bir kimsenin halk tarafından sevilebileceğini düşünemezdim. Zannımca kim Onun makamında durursa halk Onu uğursuz sayacak ve sevmiyecektir. Bu nedenle bu işin babama verilmesine taraftar olmadım.' Aişe (r.anha)'nın bunu arzulamamasının ikinci sebebi şuydu: Ebu Bekir (r.a.)'in hilafete liyakatini herkes biliyordu. Bu nedenle Ebu Bekir (r.a.)'in namaz kıldırmasının Nebi (s.a.v.)'in vefatının yaklaşması için bir alamet sayılması ve böyle bir durumdan hoşlanmamasıydı. Aişe (r.anha) ve arkadaşlarının, Yusuf (Aleyhisselam)'ın devrindeki kadınlara benzetilmesinin sebebi şudur: Bilindiği gibi Züleyha, Mısır kadınlarına ziyafet çekerek fazlaca ikramda bulunmuştu. Fakat gayesi onlara ziyafet vermek değildi. Asıl gayesi, bu ziyafet vesilesiyle onlara Yusuf (a.s.)'ı göstermek ve beslediği aşk ateşi bakımından mazur sayılmasının gerekliliğini ispat etmekti. Züleyha asıl maksadını gizlemişti. Aişe (r.anha) de Ebu Bekir (r.a.)'in namaz kıldırmasını istememesinin asıl sebebini gizlemiş başka sebepler göstermiştir. Maksada ulaşmak için fazla ısrarda bulunmak hususunda da Züleyha'ya benzemiştir. Aişe (r.anha) ve arkadaşlarının Yusuf (a.s.)'ın devrindeki kadınlara benzetilmesine ait hadis metnindeki cümlenin şerhinde Nevevi şöyle der: Yani: Siz kadınlar istediğiniz bir şeyi israrla istemek dileğinize kavuşmak için peşine düşmek ve ona aşırı derece eğilrnek hususunda o günkü kadınlara benziyorsunuz. Aişe (r.anha)'nın başvuruşu bir rica, danışma ve yararlı olduğuna kanaat getirdiği hususa işaret mahiyetindedir. Bu anlamda Ulu'l-Emr'e başvurmanın caizliği hadisten anlaşılıyor. Bu tür müracaat, uygun ifade ile olmalıdır. Esif: Hadiste geçen bu kelime, çok üzgün, yufka yürekli ve çabuk ağlayan demektir. Hasir: Tutuklu demektir. Yufka yürekliliğinden ve üzüntüsünden okuyamayacak duruma düşen kimse için bu kelime kullanılabilir. Muhtelif rivayetlerden anlaşıldığına göre Nebi (s.a.v.)'in son hastalığında Ebu Bekir (r.a.) üç gün ve toplam oniki vakit kıldırmıştır. Bu süre zarfında Nebi (s.a.v.)'in bir defa veya iki defa mescide çıktığı hususunda muhtelif rivayetler vardır. İbn-i Hacer'in Şafii'den olan rivayetine göre bir defa olmuştur. Müslim ve Darekutni'nin rivayetlerine göre iki defa olmuştur. Bazı rivayetIere göre bir defa yatsı namazında, iki defa öğle namazında olmuştur. Nebi (s.a.v.)'in koluna girip Onu mescide götürenlerle ilgili rivayetler de muhteliftir. Bazı rivayetlere göre götüren zatlar, Abbas (r.a.) Ali (r.a.)'dır. Bazı rivayetIere göre Ali (r.a.) ve Fadl bin Abbas (r.a.), diğer bir kısım rivayete göre Usame bin Zeyd (r.a.) ile Fadl bin Abbas (r.a.). Diğer bir kısım rivayetlerde Aişe (r.anha)'nın cariyesi Berire (r.anha) ile Nuvebe (r.anha)'dır. Nevevi bu rivayetlerin birleştirilmesi yolunda şöyle demiştir: Rivayetlerde isimleri geçen bu zatlardan cariyeler oda içinde Nebi (s.a.v.)'e 'yardım ederek' oda kapısına kadar gitmesini sağlamışlar, ondan sonra erkek zatlar nöbetleşerek Onun koluna girmişlerdir. Nebi (s.a.v.)'in bayılmasıyla ilgili cümle Nebilerin bayılmasının caizliğine delalet ediyor. Çünkü bayılmak da bir hastalıktır. Nebilerin hastalanması caizdir. Müellifin rivayetlerinin zahirine göre Nebi (s.a.v.) mescide gidip Ebu Bekir (r.a.)'in yanına oturunca Ebu Bekir (r.a.) Ona uymuş ve Nebi (s.a.v.) cemaata namaz kıldırmıştır. Hatta 1235 nolu hadiste belirtildiğine göre Nebi (s.a.v.) namaza girince Ebu Bekir (r.a.)'ın okuduğu süreyi bıraktığı yerden okumaya devam etmiştir. Nebi (s.a.v.) oturduğu yerden namaz kıldırdığı ve cemaata sesini duyuramadığı için Ebu Bekir (r.a.) mübelliğlik yapmış oluyor. Şu halde cemaatın kendi namazlarında. Ebu Bekir (r.a.)'in namazına uymalarından maksat, namazlardaki hareketlerde onu görüp örnek almalarıdır. Yoksa zannedildiği gibi onların Ebu Bekir (r.a.)'e uymaları değildir. Çünkü Ebu Bekir (r.a.) Nebi (s.a.v.)'e uyunca cemaat'ten olmuş olur. Cemaatın bir kısmının bir kısma uyması caiz değildir. Yani imam'ın arkasında kılan bir kimseyi imam yapmak caiz değildir. Fakat bazı rivayetlerde Ebu Bekir (r.a.)'in cemaata namaz kıldırdığı ve Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'in, Ebu Bekir (r.a.)'ın arkasındaki safta durduğu bildirilmiştir. Tirmizi'nin bir rivayetinde Aişe (r.anha) mealen: "Resulullah (s.a.v.) son hastalığında Ebu Bekir (r.a.)'ın arkasında oturarak namaz kıldı: demiştir. Enes (r.a.)'den rivayet olunan diğer bir rivayette mealen: "Nebi (s.a.v.) son hastalığında üzerindeki elbiseye sarınmış olduğu halde Ebü Bekir (r.a.)'in arkasında oturarak namaz kıldı" demiştir. Özetle bazı rivayetIere göre Nebi (s.a.v.) oturduğu yerde İmam olarak, diğer bir kısım rivayetIere göre Ebu Bekir (r.a.)'e uyarak namaz kılmıştır. Bütün rivayetler sahih olduğuna göre öyle anlaşılıyor ki Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) son hastalığında iki defa mescide çıkmış, bir defasında İmam, diğerinde memun olmuştur. BU HADİSLERDEN ÇIKARILAN HÜKÜMLER : 1- Nebi (s.a.v.)'in yürüyemeyecek derecede hasta olduğu halde iki zatın yardımıyla mescide çıkması cemaatla namaz kılmanın faziletinin büyüklüğüne delalet vardır. 2- Ebu Bekir (r.a.) sahabilerin en efdalidir. 3- Ebu Bekir (r.a.)'in imamlıktan geri çekilmek istemesi, büyüklere karşı saygılı olmanın gerekliliğine delalet eder. 4- Ağlamak namazı bozmaz. Çünkü Nebi (s.a.v.) Ebu Bekir (r.a.)'in yufka yürekli olup çabuk ağladığını bildiği halde onu imamlığa geçirmiştir. Namazın ağlamakla bozulup bozulmadığı hususunda ihtilaf vardır. Şöyle ki; Hanefi fıkıhçılarına göre, cenneti ve cehennemi hatırlayarak sesle ağlayanın namazı bozulmaz. Fakat başına gelen bir musibet veya hastalığın verdiği ızdırap nedeniyle sesle ağlayan'ın namazı bozulur. Malik ve Ahmed'in de böyle ,dedikleri rivayet olunmuştur. Şafii mezhebine göre sesle ağlamak veya inlemekle ağızdan iki harf çıkarsa namaz bozulur, yoksa bozulmaz. Ağlamak ve inlemek ister dünya hayatı ile ilgili olsun ister ahiretle ilgili olsun fark etmez. 5- Şa'bi bu hadislerin zahirine bakarak cemaatın bir kısmının, bir kısmına uymasının caizliğini söylemiştir. Ancak yukarıda anlattığım gibi söz konusu hadisler, buna delalet etmez. Çünkü Peygamber (s.a.v.) gelip namaza başlayınca O, imam olmuş, Ebu Bekir (r.a.) mübelliğlik yapmıştır. Yani Nebi (s.a.v.) oturarak namaz kıldırdığı ve hastalık nedeniyle sesini cemaata duyuracak durumda olmadığı için Ebu Bekir (r.a.) O'nun tekbirlerini ve hareketlerini cemaata duyurmak görevini yapmıştır. Cemaat, namazını Ebu Bekir'in namazına uydurmuştur. 6- İmam'ın tekbirlerini cemaata duyurmak caizdir. Yani mübelliğlik yapmak meşrudur. 7- Ayakta duranın, oturarak namaz kılana uyması caizdir. Bu hususta gerekli izah bundan sonra gelen ikinci babta anlatılacaktır. 8- İmam'ın, cemaat'tan birisini yerine geçirmesi caizdir. 9- Peygamberlerin bayılması caizdir. Çünkü bayılmak da bir hastalıktır. Nebilerin hastalanması çeşitli belalara mübtela olması caizdir. Ancak delilik, nefret ettirici veya tebliğ görevini geciktirici hastalıklar caiz değildir
It was narrated that Ibn ‘Abbas said:“When the Messenger of Allah (ﷺ) fell ill with what would be his final illness, he was in the house of ‘Aishah. He said: ‘Call ‘Ali for me.’ ‘Aishah said: ‘O Messenger of Allah, should we call Abu Bakr for you?’ He said: ‘Call him.’ Hafsah said: ‘O Messenger of Allah, should we call ‘Umar for you?’ He said: ‘Call him.’ Ummul-Fadl said: ‘O Messenger of Allah, should we call Al-‘Abbas for you?’ He said: ‘Yes.’ When they had gathered, the Messenger of Allah (ﷺ) lifted his head, looked and fell silent. ‘Umar said: ‘Get up and leave the Messenger of Allah (ﷺ).’ Then Bilal came to tell him that the time for prayer had come, and he said: ‘Tell Abu Bakr to lead the people in prayer.’ ‘Aishah said: ‘O Messenger of Allah, Abu Bakr is a soft and tender-hearted man, and if he does not see you, he will weep and the people will weep with him. If you tell ‘Umar to lead the people in prayer (that would be better).’ Abu Bakr went out and led the people in prayer, then the Messenger of Allah (ﷺ) felt a little better, so he came out, supported by two men, with his feet making lines along the ground. When the people saw him, they said: ‘Subhan-Allah,’ to alert Abu Bakr. He wanted to step back, but the Prophet (ﷺ) gestured him to stay where he was. Then the Messenger of Allah (ﷺ) came and sat on his right. Abu Bakr stood up and he was following the lead of the Prophet (ﷺ), and the people were following the lead of Abu Bakr. Ibn ‘Abbas said; ‘And the Messenger of Allah (ﷺ) started to recite from where Abu Bakr had reached.’”
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَفَّانُ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ أَبِي الْعَالِيَةِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ شَهِدَ عِنْدِي رِجَالٌ مَرْضِيُّونَ فِيهِمْ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ وَأَرْضَاهُمْ عِنْدِي عُمَرُ أَنَّ رَ سُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " لاَ صَلاَةَ بَعْدَ الْفَجْرِ حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ وَلاَ صَلاَةَ بَعْدَ الْعَصْرِ حَتَّى تَغْرُبَ الشَّمْسُ " .
(Abdullah) bin Abbas (r.a.)'dan; şöyle demiştir : İçlerinde Ömer bin el-Hattab (r.a.)'ın bulunduğu merdi (= Güvenilir, doğru ve çok dindar) bir çok adam —ki bence en merdisi Ömer (r.a.)'dır. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğuna benim yanımda şahadet ettiler (= Bana bildirdiler) : «Sabah namazından sonra güneş doğuncaya kadar hiç bir namaz olmaz ve ikindi namazından sonra güneş batıncaya kadar hiç bir namaz olmaz.»
It was narrated that Ibn ‘Abbas said:“Good men among whom was ‘Umar bin Khattab, and the best of them in my view is ‘Umar, testified before me that the Messenger of Allah (ﷺ) said: ‘There is no prayer after Fajr until the sun has risen, and there is no prayer after the ‘Asr until the sun has set.’”
Diğer tahric: Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, Tahavi ve Beyhaki
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي الْقَاسِمِ أَبُو الأَحْوَصِ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ الرَّبِيعِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، حَدَّثَنَا حُصَيْنٌ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ جَاءَ أَعْرَابِيٌّ إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ لَقَدْ جِئْتُكَ مِنْ عِنْدِ قَوْمٍ مَا يَتَزَوَّدُ لَهُمْ رَاعٍ وَلاَ يَخْطِرُ لَهُمْ فَحْلٌ . فَصَعِدَ الْمِنْبَرَ فَحَمِدَ اللَّهَ ثُمَّ قَالَ " اللَّهُمَّ اسْقِنَا غَيْثًا مُغِيثًا مَرِيئًا طَبَقًا مَرِيعًا غَدَقًا عَاجِلاً غَيْرَ رَائِثٍ " . ثُمَّ نَزَلَ فَمَا يَأْتِيهِ أَحَدٌ مِنْ وَجْهٍ مِنَ الْوُجُوهِ إِلاَّ قَالُوا قَدْ أُحْيِينَا .
İbn-i Abbas (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Bir a'rabi, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: -Ya Resulallah! Sana öyle bir kavmin yanından geliyorum ki- kuraklık dolayısıyla çobanları hayvan gütmeye gitmez ve erkek develerinden hiç birisi kuyruğunu kaldırıp indiremez, dedi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hemen minbere çıkarak Allah'a hamd ettikten sonra; «Allah'ım! Bize can kurtaran, akibeti hayırlı, umumi. bol, sırsıklam eden, acil ve gecikmesiz bir yağmur ver.» diye dua etti. Sonra minberden indi. Etraf'tan gelen herkes: (Bol yağmur ile) ihya edildik, dedi." Not: İsnadının sahih ve ricalinin sika olduğu Zevaid'de bildirilmiştir. AÇIKLAMA ve Tahric bilgisi: 1272’de
It was narrated that Ibn ‘Abbas said:“A Bedouin came to the Prophet (ﷺ) and said: ‘O Messenger of Allah, I have come to you from people who have no place to graze their flocks and even their male camels have become weak. He mounted the pulpit and praised Allah, then he said: ‘O Allah, send upon us all abundant, wholesome rain, productive and plentiful, sooner rather than later.’ Then the rain came down, and no one came to him from any direction but they said: ‘We have been revived.’”
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ الْبَاهِلِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنِ الْحَسَنِ بْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ صَلَّى يَوْمَ الْعِيدِ بِغَيْرِ أَذَانٍ وَلاَ إِقَامَةٍ .
(Abdullah) bin Abbas (r.a.)'dan; şöyle demiştir : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bayram günü bayram namazını ezansız ve ikametsiz olarak kıldırdı.
It was narrated from Ibn ‘Abbas that the Prophet (ﷺ) prayed on the day of ‘Eid with no Adhan and no Iqamah
Diğer tahric: Ebu Davud