Abdullah b. Abbâs Rivayetleri

1.667 hadis bulundu · sayfa 74/84

Sünen-i İbn Mâce No. 1283 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ الْبَاهِلِيُّ، حَدَّثَنَا وَكِيعُ بْنُ الْجَرَّاحِ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ عُبَيْدَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَقْرَأُ فِي الْعِيدَيْنِ بِـ ‏{سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الأَعْلَى }‏ وَ ‏{هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْغَاشِيَةِ }‏ ‏.‏

(Abdullah) bin Abbas (r.a.)'dan: şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), her iki bayram namazında (Fatiha'dan sonra); A’la ve Ğaşiye surelerini okurdu. AÇIKLAMA (1281, 1282, 1283): Bu hadis Nu'man (r.a.)'ın 1281 nolu hadisinin aynısıdır. Müellif'ten başka kim tarafından rivayet edildiğini bulamadım. Nu'man (r.a.) ve İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadislerine göre Nebi (s.a.v.) bayram namazlarında Fatiha'dan sönra ilk rek'atta el-A'la suresini ve ikinci rek'atta Ğaşiye suresini okurdu. Ubeydullah (r.a.)'ın hadisine göre Nebi (s.a.v.) ilk rek'atta Kaf suresini ve ikinci rek'atta el-Kamer suresini• okurdu. Bu hadiste Ömer (r.a.)'in Nebi (s.a.v.)'in hangi sureleri okuduğunu Ebu Vakıd (r.a.)'a sorduğu bildirilmiştir. Ömer (r.a.) gibi bir zat'ın bundan haberdar olması gerektiği halde bunu sordurmasının sebebi kendisinin bir şüpheye düşmüş olması ve bu şüpheyi gidermek için sordurduğu muhtemeldir. Yahut Ebu Vakıd (r.a.)'ın bunu bilip bilmediğini anlamak için sordurmuş olabilir. Yahut cemaatın bunu duymasını ve öğrenmesini istemiş olabilir. Hadislerden anlaşılıyor ki Nebi (s.a.v.) bazen bayram namazında el-A'la ve el-Ğaşiye surelerini bazen de Kaf ve el-Kamer surelerini okurdu. Nebi (s.a.v.)'in bayram namazlarında bu surelerin tamamını okuduğu el-MenheI'de belirtilmiştir. Beyhaki ve Nevevi, UbeyduIIah'ın Hz. Ömer (r.a.)'i görmediğini söylediklerine göre hadis münkati'dir. Lakin Müslim ve Beyhaki'nin rivayetine göre UbeyduIIah bu olayı Ebu Vakıd (r.a.)'den rivayet etmiştir.UbeyduIIah'ın Ebu Vakıd (r.a.) zamanına yetiştiği sabittir. Bu sebeple hadis muttasıldır

It was narrated from Ibn ‘Abbas that the Prophet (ﷺ) used to recite in the ‘Eid prayer “Glorify the Name of your Lord, the Most High.” [Al-A’la (87)] and “Has there come to you the narration of the overwhelming?” [Al-Ghashiyah]

Sünen-i İbn Mâce No. 1291 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنِي عَدِيُّ بْنُ ثَابِتٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ خَرَجَ فَصَلَّى بِهِمُ الْعِيدَ لَمْ يُصَلِّ قَبْلَهَا وَلاَ بَعْدَهَا ‏.‏

(Abdullah) bin Abbas (r.a.)'dan; şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), (musallaya) çıkarak cemaata bayram namazını kıldırdı. Bayram namazından önce ve sonra namaz kılmadı. Bu hadis’i: Kütüb-i Sitte yazarları, Ahmed, Hakim, Darekutni ve Beyhaki tahric ettiler. AÇIKLAMA 1293’de

It was narrated from Ibn ‘Abbas that the Messenger of Allah (ﷺ) went out and led them in the ‘Eid prayer, and he did not pray before it or after it

Sünen-i İbn Mâce No. 1309 Zayıf

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ أَرْطَاةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَابِسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يُخْرِجُ بَنَاتِهِ وَنِسَاءَهُ فِي الْعِيدَيْنِ ‏.‏

(Abdullah) bin Abbas (r.a.)'dan; şöyle demiştir Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) her iki bayramda kızlarını ve hanımlarını (bayram namazına) çıkarırdı. Not: 'Seneddeki ravilerden Haccac bin Ertat'ın tedlisçiliği nedeniyle bu hadisin zayıflığı Zevaid'de belirtilmiştir. Taberani de bu hadisi rivayet etmiştir

It was narrated from Ibn ‘Abbas that the Prophet (ﷺ) used to bring his daughters and his wives out on the two ‘Eid

Sünen-i İbn Mâce No. 1311 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُصَفَّى الْحِمْصِيُّ، حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنِي مُغِيرَةُ الضَّبِّيُّ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ رُفَيْعٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنَّهُ قَالَ ‏ "‏ اجْتَمَعَ عِيدَانِ فِي يَوْمِكُمْ هَذَا فَمَنْ شَاءَ أَجْزَأَهُ مِنَ الْجُمُعَةِ وَإِنَّا مُجَمِّعُونَ إِنْ شَاءَ اللَّهُ ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ عَبْدِ رَبِّهِ، حَدَّثَنَا بَقِيَّةُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مُغِيرَةَ الضَّبِّيِّ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ رُفَيْعٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَحْوَهُ ‏.‏

(Abdullah) bin Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Sizin bu gününüzde iki bayram toplanmıştır. Artık kim dilerse onun bayram namazı Cuma namazı yerinde de kafidir. Biz inşaallah Cuma namazını da kılıcılarız.» "... Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : ........ ve bunun mislini zikretmiştir." Not: Bunun isnadının sahih ve ricalinin sika oldukları Zevaid'de belirtilmiştir. Ebu Davud kendi süneninde bu hadisi Muhammed bin el-Musaffa'dan bu senedIe rivayet etmiştir

It was narrated from Ibn ‘Abbas that the Messenger of Allah (ﷺ) said:“Two ‘Eid have come together on this day of yours. So whoever wants, that (the ‘Eid prayer) will suffice him, and he will not have to pray Friday, but we will pray Friday if Allah wills.” Another chain with similar wording

Sünen-i İbn Mâce No. 1314 Zayıf

حَدَّثَنَا عَبْدُ الْقُدُّوسِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا نَائِلُ بْنُ نَجِيحٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ زِيَادٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَهَى أَنْ يُلْبَسَ السِّلاَحُ فِي بِلاَدِ الإِسْلاَمِ فِي الْعِيدَيْنِ إِلاَّ أَنْ يَكُونُوا بِحَضْرَةِ الْعَدُوِّ ‏.‏

(Abdullah) bin Abbas (r.a.)'dan; şöyle demiştir : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), (mu'minlere) düşman karşısında olmadıkları müddetçe İslam memleketlerinde bayramlarda silah taşımayı yasaklamıştır. Not: Bunun isnadındaki ravi Nail bin Necih ve İsmail bin Ziyad'ın zayıf oldukları Zevaid'de bildirilmiştir

It was narrated from Ibn ‘Abbas that the Prophet (ﷺ) forbade wearing weapons in the Muslim lands on the two ‘Eid, except if the enemy was present

Sünen-i İbn Mâce No. 1315 Zayıf

حَدَّثَنَا جُبَارَةُ بْنُ الْمُغَلِّسِ، حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ تَمِيمٍ، عَنْ مَيْمُونِ بْنِ مِهْرَانَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَغْتَسِلُ يَوْمَ الْفِطْرِ وَيَوْمَ الأَضْحَى ‏.‏

(Abdullah) bin Abbas (r.a.)'dan: şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) fıtır bayramı günü ve kurban bayramı günü boy abdesti alırdı. Not: Bunun senedindeki ravilerden Cübare ve Haccac bin Temim'in zayıflığı Zevaid'de bildirilmiştir

It was narrated that Ibn ‘Abbas said:“The Messenger of Allah (ﷺ) used to have a bath on the day of Fitr and the day of Adha.”

Sünen-i İbn Mâce No. 1321 Sahih

حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ وَكِيعٍ، حَدَّثَنَا عَثَّامُ بْنُ عَلِيٍّ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُصَلِّي بِاللَّيْلِ رَكْعَتَيْنِ رَكْعَتَيْنِ ‏.‏

(Abdullah) bin Abbas (r.a.)'dan: şöyle demiştir : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), geceleyin namazı ikişer rek'at kılardı

It was narrated that Ibn ‘Abbas said:“The Prophet (ﷺ) used to pray the night prayer two Rak’ah by two Rak’ah.”

Sünen-i İbn Mâce No. 1355 Sahih

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ سُلَيْمَانَ الأَحْوَلِ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا تَهَجَّدَ مِنَ اللَّيْلِ قَالَ ‏ "‏ اللَّهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ أَنْتَ نُورُ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ وَلَكَ الْحَمْدُ أَنْتَ قَيَّامُ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ وَلَكَ الْحَمْدُ أَنْتَ مَالِكُ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ وَلَكَ الْحَمْدُ أَنْتَ الْحَقُّ وَوَعْدُكَ حَقٌّ وَلِقَاؤُكَ حَقٌّ وَقَوْلُكَ حَقٌّ وَالْجَنَّةُ حَقٌّ وَالنَّارُ حَقٌّ وَالسَّاعَةُ حَقٌّ وَالنَّبِيُّونَ حَقٌّ وَمُحَمَّدٌ حَقٌّ اللَّهُمَّ لَكَ أَسْلَمْتُ وَبِكَ آمَنْتُ وَعَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ وَإِلَيْكَ أَنَبْتُ وَبِكَ خَاصَمْتُ وَإِلَيْكَ حَاكَمْتُ فَاغْفِرْ لِي مَا قَدَّمْتُ وَمَا أَخَّرْتُ وَمَا أَسْرَرْتُ وَمَا أَعْلَنْتُ أَنْتَ الْمُقَدِّمُ وَأَنْتَ الْمُؤَخِّرُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ وَلاَ إِلَهَ غَيْرُكَ وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِكَ ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ الْبَاهِلِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ أَبِي مُسْلِمٍ الأَحْوَلُ، خَالُ ابْنِ أَبِي نَجِيحٍ سَمِعَ طَاوُسًا، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا قَامَ مِنَ اللَّيْلِ لِلتَّهَجُّدِ ‏.‏ فَذَكَرَ نَحْوَهُ ‏.‏

(Abdullah) bin Abbas (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) geceleyin namaza kalktığı zaman şöyle dua ederdi: «Allahım! Hamd Senin içindir. Sen göklerin, yerin ve bunlardakilerin nurusun. (Bunları aydınlatırsın.) Hamd senin içindir Sen göklerin yerin ve bunlardakiierin yöneticisisin. Hamd Sana mahsustur. Sen göklerin, yerin ve bunlardakiierin sahibisin. Hamd Sana mahsustur. Sen haksın. Senin va'din haktır. Seni görmek haktır. Sözün haktır. Cennet haktır. Cehennem haktır. Kıyamet günü haktır. Nebi haktır. Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) haktır. Allahım! Sana itaat ettim. Sana inandım. Sana tevekkül ettim. Sana yöneldim. Senin kuvvetine dayanarak (düşmanlarla) mücadele ettim. Aramızda yalnız seni hakem kıldım. Artık evvelce işlediğim ve sonra işliyeceğimi sandığım, gizli yaptığım ve açıktan işlediğim günahlarımı bağışla. (ahiret hayatında beni) öne alan (dünya hayatında Nebiliğimi) sonraya bırakan ancak sensin' Senden başka ibadete layik ilah yoktur. Ancak Sen varsın Günahtan yüz çevirmek ve ibadete kuvvet ancak Senin yardımınladır.»

It was narrated that Ibn `Abbas said:“When the Messenger of Allah (ﷺ) prayed Tahajjud at night, he would say: “Allahumma lakal-hamd, Anta nurus-samawati wal-ard wa man fihinna. Wa lakal-hamd, Anta qayyamus-samawati wal-ard wa man fihinna. Wa lakal-hamd, Anta malikus- samawati wal-ard wa man fihinna. Wa lakal-hamd, Antal-haqq, wa wa`duka haqq, wa liqa’uka haqq, wa qawluka haqq, wal-jannatu haqq, wan-naru haqq, was-sa`atu haqq, wan-nabiyyuna haqq, wa Muhammadun haqq. Allahumma laka aslamtu, wa bika amantu, wa `alaika tawakkaltu wa ilaika anabtu, wa bika khasamtu, wa ilaika hakamtu, faghfirli ma qaddamtu wa ma akhkhartu, wa ma asrartu wa ma a`lantu. Antal-muqaddimu wa Antal-muakhkhiru. La ilaha illa anta wa la ilaha ghairuka, wa la hawla wa la quwwata illa bika (O Allah, to you is praise, You are the Light of the heavens and the earth, and everyone therein. To You is praise, You are the Sustainer of the heavens and the earth, and everyone therein. To You is praise, You are the Sovereign of the heavens and the earth, and everyone therein. To You is praise, You are the Truth; Your promise is true, the meeting with You is true, Your saying is true, Paradise is true, the Fire is true, the Hour is true, the Prophets are true, and Muhammad (ﷺ) is true. O Allah, to You have I submitted, in You I believe, in You have I put my trust, to You I turn in repentance, by Your help I argue, to You I refer my case, so forgive me for my past and future sins, what I have done in secret and what I have done openly. You are the One Who brings forward and puts back. None has the right to be worshipped but You, and there is none who has the right to be worshipped other than You. And there is no power and no strength except with You.” Another chain that Ibn `Abbas narrated: “When the Messenger of Allah (ﷺ) stood during the night for Tahajjud,” and he mentioned something similar

Diğer tahric: Ebu Davud hariç Kütüb-i Sitte sahipIerinin hepsi bu hadisi rivayet etmişlerdir. Manayı etkilemeyen az lafız değişikliği bazı rivayetlerde vardır

Sünen-i İbn Mâce No. 1387 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ بِشْرِ بْنِ الْحَكَمِ النَّيْسَابُورِيُّ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ، حَدَّثَنَا الْحَكَمُ بْنُ أَبَانَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ لِلْعَبَّاسِ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ ‏ "‏ يَا عَبَّاسُ يَا عَمَّاهُ أَلاَ أُعْطِيكَ أَلاَ أَمْنَحُكَ أَلاَ أَحْبُوكَ أَلاَ أَفْعَلُ لَكَ عَشْرَ خِصَالٍ إِذَا أَنْتَ فَعَلْتَ ذَلِكَ غَفَرَ اللَّهُ لَكَ ذَنْبَكَ أَوَّلَهُ وَآخِرَهُ وَقَدِيمَهُ وَحَدِيثَهُ وَخَطَأَهُ وَعَمْدَهُ وَصَغِيرَهُ وَكَبِيرَهُ وَسِرَّهُ وَعَلاَنِيَتَهُ عَشْرُ خِصَالٍ أَنْ تُصَلِّيَ أَرْبَعَ رَكَعَاتٍ تَقْرَأُ فِي كُلِّ رَكْعَةٍ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ وَسُورَةٍ فَإِذَا فَرَغْتَ مِنَ الْقِرَاءَةِ فِي أَوَّلِ رَكْعَةٍ قُلْتَ وَأَنْتَ قَائِمٌ سُبْحَانَ اللَّهِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَاللَّهُ أَكْبَرُ خَمْسَ عَشْرَةَ مَرَّةً ثُمَّ تَرْكَعُ فَتَقُولُ وَأَنْتَ رَاكِعٌ عَشْرًا ثُمَّ تَرْفَعُ رَأْسَكَ مِنَ الرُّكُوعِ فَتَقُولُهَا عَشْرًا ثُمَّ تَهْوِي سَاجِدًا فَتَقُولُهَا وَأَنْتَ سَاجِدٌ عَشْرًا ثُمَّ تَرْفَعُ رَأْسَكَ مِنَ السُّجُودِ فَتَقُولُهَا عَشْرًا ثُمَّ تَسْجُدُ فَتَقُولُهَا عَشْرًا ثُمَّ تَرْفَعُ رَأْسَكَ مِنَ السُّجُودِ فَتَقُولُهَا عَشْرًا فَذَلِكَ خَمْسَةٌ وَسَبْعُونَ فِي كُلِّ رَكْعَةٍ تَفْعَلُ فِي أَرْبَعِ رَكَعَاتٍ إِنِ اسْتَطَعْتَ أَنْ تُصَلِّيَهَا فِي كُلِّ يَوْمٍ مَرَّةً فَافْعَلْ فَإِنْ لَمْ تَسْتَطِعْ فَفِي كُلِّ جُمُعَةٍ مَرَّةً فَإِنْ لَمْ تَفْعَلْ فَفِي كُلِّ شَهْرٍ مَرَّةً فَإِنْ لَمْ تَفْعَلْ فَفِي عُمُرِكَ مَرَّةً ‏"‏ ‏.‏

Abdullah bin Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Abbas bin Abdu'l-Muttalib (r.a.)'e şöyle buyurmuştur: «Ey Abbas! Ey Amcam! On haslet (on çeşit günahın keffaretini sana vermiyeyim mi? Sana ikram etmiyeyim mi? Sana bildirmiyeyim mi? Sen onu (o keffareti) işlediğin zaman Cenabı Allah senin için günahını bağışlar. Günahının evvelini, ahirini, eskisini, yenisini, hatasını, kasıtlısını, küçüğünü, büyüğünü, gizlisini, açığını. (Bu günahlar) on haslet (çeşit)tir. (Bu on hasletin keffareti) dört rek'at namaz kılmandır. Her rek'atte Fatiha ve bir sure okursun. İlk rek'atte kıraati bitirince sen henüz ayakta iken onbeş defa; سبحان اللَّه والحمد لله ولا إله إلا اللَّه والله أكبر [Sübhanallahi velhamdülülahi ve la ilahe illallahu vallahu ekber], zikrini okursun. Sonra rüku edersin. Sen rüku' halinde iken (bunu) on defa söylersin. Sonra rüku*dan başını kaldırırsın. Bunu on defa söylersin. Sonra secde için eğilirsin. Secde halinde iken bunu on defa söylersin. Sonra secde'den başını kaldırırsın. Bunu on defa söylersin. Sonra secde edersin, bunu on defa söylersin. Sonra başını secdeden kaldırırsın ve bunu on defa söylersin. İşte bunların toplamı her rek'atte yetmiş beş defadır. (Bunu) dört rek'atte yaparsın. Eğer her gün bir defa bu namazı kılmaya gücün yeterse yap. Eğer gücün yetmezse her Cum'a'da (her haftada) bir defa yap. Eğer bunu yapamazsan her ayda bir defa yap. Eğer bunu da yapamazsan ömründe bir defa yap.»

It was narrated that Ibn ‘Abbas said:“The Messenger of Allah (ﷺ) said to ‘Abbas bin ‘Abdul-Muttalib: ‘O ‘Abbas, O my uncle, shall I not give you a gift, shall I not give you something, shall I not tell you of something which, if you do it, will expiate for ten types of sins? If you do them, Allah will forgive you your sins, the first and the last of them, the old and the new, the unintentional and the deliberate, the minor and the major, the secret and the open, ten types of sin. Pray four Rak’ah, and recite in each Rak’ah the Opening of the Book (Al-Fatihah) and a Surah. When you have finished reciting in the first Rak’ah, while you are standing, say: Subhan-Allah wal- hamdu Lillah wa la ilaha illallah wa Allahu Akbar (Glory if to Allah, praise is to Allah, none has the right to be worshipped but Allah and Allah is the Most Great) fifteen times. Then bow and say it ten times while you are bowing. Then raise your head from Ruku’ and say it ten times. Then go into prostration and say it ten times while you are prostrating. Then raise your head from prostration and say it ten times. Then prostrate and say it ten times. Then raise your head from prostration and say it ten times. That will be seventy-five times in each Rak’ah. Do that in all four Rak’ah. If you can pray it once each day then do so. If you cannot, then once each week; if you cannot, then once each month. If you cannot, then once in your lifetime.’”

Diğer tahric: Ebu Davud, Beyhaki, İbn-i Huzeyme, Taberani, Hakiın, İbn-i Hibban ve Tirmizi de bunu rivayet etmişlerdir. Bazıları bu hadisi İbn-i Abbas (r.a.)'dan, bazıları da Ebu Rafi' (r.a.)'den rivayet etmişlerdir. Mesela Tirmizi, Ebu Rafi' (r.a.)'den, Ebu Davud ise İbn-i Abbas (r.a.)'dan rivayet etmişlerdir

Sünen-i İbn Mâce No. 1400 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ الْبَاهِلِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُصْمٍ أَبِي عُلْوَانَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ أُمِرَ نَبِيُّكُمْ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِخَمْسِينَ صَلاَةً فَنَازَلَ رَبَّكُمْ أَنْ يَجْعَلَهَا خَمْسَ صَلَوَاتٍ ‏.‏

Abdullah İbn-i Abbas (r.a.) dan; şöyle demiştir: Nebiimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mi'rac gecesi elli namazla emredildi. Sonra bunu beş namaz etmesi için Rabb'inize müracaat etti." Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: İbn-i Mace bu hadisi İbn-i Abbas (r.a.)'den rivayet etmiştir. Doğrusu Ebu Davud'un rivayetinde olduğu gibi, bunu İbn-i Ömer (r.a.)'den rivayet etmektir. İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadisine ait sened çok zayıftır. Çünkü ravi Abdullah bin Usm ve Ebü'l-Velid et-Tayalisi, hıfz ve sağlamlık ehlinin derecesinden aşağıdır

It was narrated that Ibn ‘Abbas said:“Your Prophet (ﷺ) was enjoined to do fifty prayers but he returned to your Lord to make (i.e., reduce) them to five prayers.”

Sünen-i İbn Mâce No. 1439 Zayıf

حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ، حَدَّثَنَا صَفْوَانُ بْنُ هُبَيْرَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مَكِينٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَادَ رَجُلاً فَقَالَ ‏"‏ مَا تَشْتَهِي ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَشْتَهِي خُبْزَ بُرٍّ ‏.‏ قَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ مَنْ كَانَ عِنْدَهُ خُبْزُ بُرٍّ فَلْيَبْعَثْ إِلَى أَخِيهِ ‏"‏ ثُمَّ قَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ إِذَا اشْتَهَى مَرِيضُ أَحَدِكُمْ شَيْئًا فَلْيُطْعِمْهُ ‏"‏ ‏.‏

(Abdullah) İbn-i Abbıs (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hasta bir adamı ziyaret ederek: «Canın ne çeker?» diye sordu. Adam: Buğday ekmeğine iştahım var dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kimin yanında buğday ekmeği varsa, kardeşine göndersin» buyurdu. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Birinizin hastasının canı bir şey çektiği zaman, hastasına onu yedirsin» buyurdu. Not: Zevaid'de (Haysemi) şöyle denmiştir: Bunun senedinde Safvan bin Hubeyre vardır. İbn-i Hibban onu sikalardan saymıştır. En-Nufeyli de: O'nun hadisini te'yid eden mutaba yoktur, demiştir. Ben diyorum ki: Takribü't-Tehzib'te yazar: Onun hadisi gevşektir, demiştir

It was narrated from Ibn ‘Abbas that the Prophet (ﷺ) visited a man and said:“What do you long for?” He said: “I long for wheat bread.” The Prophet (ﷺ) said: “Whoever has any wheat bread, let him send it to his brother.” Then the Prophet (ﷺ) said: “If any sick person among you longs for something, then feed him.”

Sünen-i İbn Mâce No. 1457 Sahih

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ، وَالْعَبَّاسُ بْنُ عَبْدِ الْعَظِيمِ، وَسَهْلُ بْنُ أَبِي سَهْلٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مُوسَى بْنِ أَبِي عَائِشَةَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، وَعَائِشَةَ، أَنَّ أَبَا بَكْرٍ، قَبَّلَ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَهُوَ مَيِّتٌ ‏.‏

İbn-i Abbas ve Aişe (r.anhum)'den rivayet edildiğine göre : Nebi (Sallaiiahu Aleyhi ve Sellem) vefat etmiş iken Ebu Bekir (r.a.) onu öptü.

It was narrated from Ibn ‘Abbas and ‘Aishah that Abu Bakr kissed the Prophet (ﷺ) when he died

Diğer tahric: Buhari ve Tirmizi de bunu rivayet etmişlerdir. Tirmizi bu hadisi mezkur iki sahabiyle birlikte Cabir (r.a.)'den de rivayet etmiş, fakat senedini zikretmemiştir

Sünen-i İbn Mâce No. 1471 Zayıf

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي زِيَادٍ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ مِقْسَمٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كُفِّنَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي ثَلاَثَةِ أَثْوَابٍ قَمِيصُهُ الَّذِي قُبِضَ فِيهِ وَحُلَّةٌ نَجْرَانِيَّةٌ ‏.‏

ibn-i Abbas (r.a.)'dan: şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (şu) üç parçada kefenlenmiştir: İçinde vefat ettiği gömlek ve Necran yapımı hülle. Not: Nevevi: Bu hadis zayıftır. Delil sayılması sahih değildir, Çünkü ravisi Yezid bin Ebi Ziyad'm zayıflığı hususunda ittifak vardır. Bilhassa onun bu rivayeti sika zatların rivayetine muhaliftir, demiştir.

It was narrated that Ibn ‘Abbas said:“The Messenger of Allah (ﷺ) was shrouded in three garments: The shirt in which he died, and a Najrani Hullah

Diğer tahric: Bu hadisi Ebu Davud, Ahmed ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir

Sünen-i İbn Mâce No. 1472 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ رَجَاءٍ الْمَكِّيُّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُثْمَانَ بْنِ خُثَيْمٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ خَيْرُ ثِيَابِكُمُ الْبَيَاضُ فَكَفِّنُوا فِيهَا مَوْتَاكُمْ وَالْبَسُوهَا ‏"‏ ‏.‏

İbn-i Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Elbiselerinizin en hayırlısı beyaz olanıdır. Bunun için ölülerinizi beyaz elbise içinde kefenleyiniz ve beyaz elbise giyiniz.»

It was narrated from Ibn ‘Abbas that the Messenger of Allah (ﷺ) said:“The best of your garments are those which are white, so shroud your dead in them, and wear them.”

Sünen-i İbn Mâce No. 1495 Sahih

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ عُثْمَانَ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ مِقْسَمٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَرَأَ عَلَى الْجِنَازَةِ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ ‏.‏

İbn-i Abbas (r.a.)'dan; şöyle demiştir. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cenaze üzerinde (namaz kıldırırken) Kur'an-ı Kerimin Fatiha (sure)sini okudu.

It was narrated from Ibn ‘Abbas that the Prophet (ﷺ) recited the Opening of the Book (Al-Fatihah) in the funeral prayer

Diğer tahric: Tirmizi AÇIKLAMA 1496’da

Sünen-i İbn Mâce No. 1504 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو هِشَامٍ الرِّفَاعِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ قَالُوا حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ الْيَمَانِ، عَنِ الْمِنْهَالِ بْنِ خَلِيفَةَ، عَنْ حَجَّاجٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَبَّرَ أَرْبَعًا ‏.‏

Abdullah bin Abbas (r.a.)'dan şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cenaze namazında dört defa tekbir aldı.

It was narrated from Ibn ‘Abbas that the Prophet (ﷺ) said Takbir four times

Diğer tahric: Bu hadisi Ebu Davud ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA (1502, 1503, 1504): İlk iki hadis zevaid türündendir. İkinci hadisi Ahmed ele rivayet etmiştir. Bu yani İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadisini Ebu Davud ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. Ebu.Davud'un rivayeti mealen şöyledir: "Ebu İshak'ın Şa'bi'den rivayet ettiğinegöre Şa'bi: 'Peygamber (s.a.v.) yeni bir kabrin yanından geçmiş ve cemaat kabir üzerinde saf olmuşlar. Peygamber (s.a.v.) kabir üzerinde (kıldırdığı namazda) dört defa tekbir almış,' dedi. Ben Şa'bi'ye: Kim sana tahdis etti? diye sordum. Dedi ki : Sıka bir zat. Orada bulunan Abdullah bin Abbas (r.a.) (bana tahdis etti.)" Bu babta rivayet edilen hadisler, cenaze namazındaki tekbir sayısının dört olduğuna delalet ediyorlar. Dört mezheb imamları ile Sevri, İbnü'l-Mübarek, İshak, İbn-i Ebi Evfa, Ata', Hanefiler'den Muhammed ve Evzai (r.a.) bununla hükmetınişlerdir. Sahabilerden de Ömer b. el-Hattab, Abdullah b. Ömer, Zeyd bin Sabit, Hasan bin Ali, Bera' bin Azib ve Ebu Hureyre (r.a.) böyle hükmetmişlerdir. Tirmizi: Sahabilerden ve başkalarından olan ilim ehlinin tatbikatı böyledir, demiştir. Kadı iyaz: Muhtelif memleketlerdeki fetva ehli ve Fıkıhçılar bunda ittifak etmişlerdir. Çünkü buna dair sahih hadisler vardır. Bu kavlin dışındaki görüşlere itimat edilmemelidir. Memleketlerin fıkıhçılarından İbn-i Ebi Leyla hariç, hiç birisinin tekbirleri beş yaptığını bilmiyoruz, demiştir. Sevri, Ebu Hanife, Şafii ve bir rivayete gore Ahmed: İmam, tekbir sayısını dörtten fazlalaştırırsa cemaat bu hususta imam'a uymaz. Bununla beraber imam selam vermeden önce cemaat selam vermez. Onun selam vermesini bekler

Sünen-i İbn Mâce No. 1511 Zayıf

حَدَّثَنَا عَبْدُ الْقُدُّوسِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ شَبِيبٍ الْبَاهِلِيُّ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ عُثْمَانَ، حَدَّثَنَا الْحَكَمُ بْنُ عُتَيْبَةَ، عَنْ مِقْسَمٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ لَمَّا مَاتَ إِبْرَاهِيمُ ابْنُ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ صَلَّى عَلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَقَالَ ‏ "‏ إِنَّ لَهُ مُرْضِعًا فِي الْجَنَّةِ وَلَوْ عَاشَ لَكَانَ صِدِّيقًا نَبِيًّا ‏.‏ وَلَوْ عَاشَ لَعَتَقَتْ أَخْوَالُهُ الْقِبْطُ وَمَا اسْتُرِقَّ قِبْطِيٌّ ‏"‏ ‏.‏

Abdullah bin Abbas (r.a.)'dan: şöyle rlevayet edilmiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in oğlu İbrahim vefat edince Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cenaze namazını kıldırdı. Ve şöyle buyurdu : «Şüphesiz Cennette onu emziren vardır. Eğer yaşamış olsaydı, sıddik bir nebi olacaktı. Eğer yaşamış olsaydı kıbti dayıları azat olacaktı. Ve hiç bir kıbti köle olarak kullanılmıyacaktı.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedindeki İbrahim bin Osman Ebu Şeybe Vasıt kadısıdır. Buhari onun hakkında: Alimler onun sika veya zayıflığı konusunda susmuşlar, demiştir. İbnü'l-Mübarek: Onun hakkında susarım, demiştir. İbn-i Muin: Sika değil, demiştir. Ahmed: Hadisi münkerdir, demiş. Nesai de: Hadisi metruktur. demiştir AÇIKLAMA 1512’de

It was narrated that Ibn ‘Abbas said:“Then Ibrahim the son of the Messenger of Allah (ﷺ) died, the Messenger of Allah (ﷺ) prayed and said: ‘He has a wet-nurse in Paradise, and if he had lived he would have been a Siddiq and a Prophet. If he had lived his maternal uncles, the Egyptians, would have been set free and no Egyptian would ever have been enslaved.’”

Sünen-i İbn Mâce No. 1513 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي زِيَادٍ، عَنْ مِقْسَمٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ أُتِيَ بِهِمْ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَوْمَ أُحُدٍ فَجَعَلَ يُصَلِّي عَلَى عَشَرَةٍ عَشَرَةٍ وَحَمْزَةُ هُوَ كَمَا هُوَ يُرْفَعُونَ وَهُوَ كَمَا هُوَ مَوْضُوعٌ ‏.‏

Abdullah bin Abbas (r.a.)'den; şöyle demiştir: Uhud (savaşı) günü şehidlerin cenazeleri Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına getirildi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sırayla onar cenaze grubu üzerinde namaz kıldırmaya başladı. Hamza (r.a.)'ın cenazesi olduğu gibiydi. Diğer cenazeler (namaz bitiminde) kaldırılıyor (ve yerlerine başka cenazeler konuluyordu) Hamza (r.a.)'ın cenazesi, konulduğu gibiydi." Not: Sindi demiştir ki: Bunun senedinin hasen olduğu Zevaid'den anlaşılıyor

It was narrated that Ibn ‘Abbas said:“They (the martyrs) were brought to the Messenger of Allah (ﷺ) on the Day of Uhud, and he started to offer the funeral prayer for them, ten by ten. Hamzah lay where he lay, and they were taken away but he was left where he was.”

Sünen-i İbn Mâce No. 1515 Zayıf

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ زِيَادٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَاصِمٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ السَّائِبِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَمَرَ بِقَتْلَى أُحُدٍ أَنْ يُنْزَعَ عَنْهُمُ الْحَدِيدُ وَالْجُلُودُ وَأَنْ يُدْفَنُوا فِي ثِيَابِهِمْ بِدِمَائِهِمْ ‏.‏

İbn-i Abbas (r.a.\'dan: şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Uhud şehidlerinin üzerlerindeki demir ve deri aksamının soyulmasını ve onların, elbiseleri içerisinde, kanlarıyla defnedilmelerini emretti.

It was narrated from Ibn ‘Abbas that the Messenger of Allah (ﷺ) commanded that the weapons and armor should be removed from the slain of Uhud, and they should be buried in their clothes stained with blood

Diğer tahric: Ebu Davud ve Beyhaki de bunu rivayet etmişlerdir

Sünen-i İbn Mâce No. 1520 Hasen

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا يَحْيَى بْنُ الْيَمَانِ، عَنْ مِنْهَالِ بْنِ خَلِيفَةَ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَدْخَلَ رَجُلاً قَبْرَهُ لَيْلاً وَأَسْرَجَ فِي قَبْرِهِ ‏.‏

İbn-i Abbas (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ölen bir adam'ı geceleyin kabre bizzat koydu ve kabirde (defin işinde aydınlık olsun diye) lamba yakıldı.

It was narrated from Ibn ‘Abbas that the Messenger of Allah (ﷺ) placed a man in his grave at night, and he lit a lamp in his grave

Diğer tahric: Tirmizi

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya