deneme

Enes b. Mâlik Rivayetleri

2.201 hadis bulundu · sayfa 20/111

Sahîh-i Buhârî No. 4120 Sahih

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي الأَسْوَدِ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، وَحَدَّثَنِي خَلِيفَةُ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كَانَ الرَّجُلُ يَجْعَلُ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم النَّخَلاَتِ حَتَّى افْتَتَحَ قُرَيْظَةَ وَالنَّضِيرَ، وَإِنَّ أَهْلِي أَمَرُونِي أَنْ آتِيَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَأَسْأَلَهُ الَّذِينَ كَانُوا أَعْطَوْهُ أَوْ بَعْضَهُ‏.‏ وَكَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَدْ أَعْطَاهُ أُمَّ أَيْمَنَ، فَجَاءَتْ أُمُّ أَيْمَنَ فَجَعَلَتِ الثَّوْبَ فِي عُنُقِي تَقُولُ كَلاَّ وَالَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ لاَ يُعْطِيكَهُمْ وَقَدْ أَعْطَانِيهَا، أَوْ كَمَا قَالَتْ، وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏"‏ لَكِ كَذَا ‏"‏‏.‏ وَتَقُولُ كَلاَّ وَاللَّهِ‏.‏ حَتَّى أَعْطَاهَا، حَسِبْتُ أَنَّهُ قَالَ ‏"‏ عَشَرَةَ أَمْثَالِهِ ‏"‏‏.‏ أَوْ كَمَا قَالَ‏.‏

Enes r.a. dedi ki: "(Hurma bahçeleri olanlardan) bir kimse Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bazı hurma ağaçlarını tahsis ederdi. Nihayet AlIah Kurayza ve Nadir oğulları diyarlarını fethetmeyi nasip etti. Benim aile haIkım da bana Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gidip daha önce kendisine verdikIerini ya da bir kısmını istememi emrettiler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem da o payı Ümmü Eymen'e vermişti. Ümmü Eymen gelip eIbiseyi boynuma daIayarak dedi ki: Kendisinden başka hiçbir ilah oImayana yemin ediyorum ki asIa onu bana vermişken size (onu geri) vermeyecektir -ya da buna benzer bir söz söyIedi.- Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ise: Sana şunu vereceğim, diyor. O, asla AlIah'a yemin ederim oImaz diyordu. Nihayet ona -zannederim- on mislini -ya da bana nasıl söyIediyse öyIe- verdL" Fethu'l-Bari Açıklaması: Bu hadisin ifade ettiği şundan ibarettir: Ensar mahsullerinden yararlanmaIarı için hurma ağaçIarının bazlIarını muhacirlere vererek onIarı gözetmeye çalışmışIardı. Şanı yüce Allah önce Nadir oğulları, sonra da Kurayza oğulları diyarını fethetmeyi nasip edince onIardan alınan ganimetIerin pek çoğu muhacirIer arasında payIaştırıIdı. AlI ah ResuIü de onIara daha önce Ensara ait oIan mallarını geri vermeIerini emrettL Çünkü bunIara ihtiyaçIarı kalmamıştı. Ayrıca Ensar o hurma ağaçIarının kendilerini onIara müIk oIarak vermemişIerdi. Ancak Ümmü Eymen ağaçIara da malik oIduğunu düşünerek kendisine meyvesinden istifade etsin diye verilmiş oIan ağaçIarı geri vermeyi kabuI etmedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de üzerindeki dadılık hakkı doIayısı ile ona yumuşak davrandı ve nihayet elinde buIunana karşılık razı edecek kadarını ona verdi. Hadisten malın kendisini değil de sadece menfaatini hibe etmenin meşru olduğu, Nebi sallalltıhu aleyhi ve sellern'in ileri derecede cömert olup, son derece tahammülkar ve iyiliğe karşılık veren birisi olduğu da anlaşılmaktadır. Ayrıca Ümmü Eymen'in Nebi sallaHahu aleyhi ve sellern'in nezdindeki konumu da anlaşılmaktadır. Ümmü Eymen, Üsame b. Zeyd'in annesidir. Oğlu Eymen de aynı şekilde ashabdandır ve Huneyn'de şehit düşmüştür. Üsame'den yaşlı idi. Ümmü Eymen, Nebi sallalltıhu aleyhi ve sellern'den sonra kısa bir süre yaamıştır. Allah hepsinden razı olsun

Narrated Anas:Some (of the Ansar) used to present date palm trees to the Prophet (ﷺ) till Banu Quraiza and Banu An- Nadir were conquered (then he returned to the people their date palms). My people ordered me to ask the Prophet (ﷺ) to return some or all the date palms they had given to him, but the Prophet (ﷺ) had given those trees to Um Aiman. On that, Um Aiman came and put the garment around my neck and said, "No, by Him except Whom none has the right to be worshipped, he will not return those trees to you as he (i.e. the Prophet (ﷺ) ) has given them to me." The Prophet (ﷺ) said (to her), "Return those trees and I will give you so much (instead of them)." But she kept on refusing, saying, "No, by Allah," till he gave her ten times the number of her date palms

Sahîh-i Buhârî No. 4148 Sahih

حَدَّثَنَا هُدْبَةُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، أَنَّ أَنَسًا ـ رضى الله عنه ـ أَخْبَرَهُ قَالَ اعْتَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَرْبَعَ عُمَرٍ كُلُّهُنَّ فِي ذِي الْقَعْدَةِ، إِلاَّ الَّتِي كَانَتْ مَعَ حَجَّتِهِ‏.‏ عُمْرَةً مِنَ الْحُدَيْبِيَةِ فِي ذِي الْقَعْدَةِ، وَعُمْرَةً مِنَ الْعَامِ الْمُقْبِلِ فِي ذِي الْقَعْدَةِ، وَعُمْرَةً مِنَ الْجِعْرَانَةِ حَيْثُ قَسَمَ غَنَائِمَ حُنَيْنٍ فِي ذِي الْقَعْدَةِ، وَعُمْرَةً مَعَ حَجَّتِهِ‏.‏

Katade'den rivayete göre Enes r.a. kendisine haber vererek dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem -haccıyla birlikte yaptığı müstesna olmak üzere- hepsi de Zilka'de ayında dört tane umre yapmıştır. Bir umresini Hudeybiye'den Zilka'de ayında (ihrama girerek) yapmıştır. Diğer umresini ertesi sene Zülka'de ayında yapmıştır, bir diğer umresini ise yine Zülka'de ayında Huneyn ganimetierini paylaştırdığı yer olan el-Ci'rane'den (ihrama girerek) yapmıştır. (Zilka'de ayında yapmadığı) diğer umresini ise haccıyla birlikte yapmıştır

Narrated Anas:Allah's Messenger (ﷺ) performed four `Umras, all in the month of Dhul-Qa'da, except the one which he performed with his Hajj (i.e. in Dhul-Hijja). He performed one `Umra from Al-Hudaibiya in Dhul- Qa'da, another `Umra in the following year in Dhul Qa'da a third from Al-Jirana where he distributed the war booty of Hunain, in Dhul Qa'da, and the fourth `Umra he performed was with his Hajj

Sahîh-i Buhârî No. 4172 Sahih

حَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ إِسْحَاقَ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ‏{‏إِنَّا فَتَحْنَا لَكَ فَتْحًا مُبِينًا‏}‏ قَالَ الْحُدَيْبِيَةُ‏.‏ قَالَ أَصْحَابُهُ هَنِيئًا مَرِيئًا فَمَا لَنَا فَأَنْزَلَ اللَّهُ ‏{‏لِيُدْخِلَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ جَنَّاتٍ‏}‏ قَالَ شُعْبَةُ فَقَدِمْتُ الْكُوفَةَ فَحَدَّثْتُ بِهَذَا كُلِّهِ عَنْ قَتَادَةَ ثُمَّ رَجَعْتُ فَذَكَرْتُ لَهُ فَقَالَ أَمَّا ‏{‏إِنَّا فَتَحْنَا لَكَ‏}‏ فَعَنْ أَنَسٍ، وَأَمَّا هَنِيئًا مَرِيئًا فَعَنْ عِكْرِمَةَ‏.‏

Enes b. Malik r.a.'dan rivayete göre: "Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih nasib ettik."[Feth, 1] buyruğu hakkında şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Bu fetih" Hudeybiye'dir. Bunun üzerine Nebi'in ashabı: Bu fetih sana mübarek olsun. Peki, bizim için ne var, dediler. Bu sefer yüce Allah: "Mu'min erkeklerle, mu'min kadınları altlarında nehirler akan cennetlere ... soksun diye."[Feth,5] buyruğunu indirdi." Şu'be dedi ki: Ben kufe'ye gittim ve bütün bunları Katade'den diye rivayet ettim. Sonra geri dönüp, ona bunları söyleyince bu sefer: "Gerçekten biz sana apaçık bir fetih nasib ettik"e dair açıklamayı Enes'ten diye rivayet ettim ama "bu fetih sana mübarek olsun" sözlerini İkrime'den diye (rivayet ettim) dedi. Bu Hadis 4384 numara ile gelecektir

Narrated Anas bin Malik:regarding Allah's Statement: "Verily! We have granted you (O, Muhammad) Manifest victory." (48.1) It refers to the Al-Hudaibiya Pledge. And the companions of the Prophet (ﷺ) said (to the Prophet), "Congratulations and happiness for you; but what reward shall we get?" So Allah revealed:-- "That He may admit the believing men and women to gardens beneath which rivers flow

Sahîh-i Buhârî No. 4192 Sahih

حَدَّثَنِي عَبْدُ الأَعْلَى بْنُ حَمَّادٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، أَنَّ أَنَسًا ـ رضى الله عنه ـ حَدَّثَهُمْ أَنَّ نَاسًا مِنْ عُكْلٍ وَعُرَيْنَةَ قَدِمُوا الْمَدِينَةَ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَتَكَلَّمُوا بِالإِسْلاَمِ فَقَالُوا يَا نَبِيَّ اللَّهِ إِنَّا كُنَّا أَهْلَ ضَرْعٍ، وَلَمْ نَكُنْ أَهْلَ رِيفٍ‏.‏ وَاسْتَوْخَمُوا الْمَدِينَةَ، فَأَمَرَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِذَوْدٍ وَرَاعٍ، وَأَمَرَهُمْ أَنْ يَخْرُجُوا فِيهِ، فَيَشْرَبُوا مِنْ أَلْبَانِهَا وَأَبْوَالِهَا، فَانْطَلَقُوا حَتَّى إِذَا كَانُوا نَاحِيَةَ الْحَرَّةِ كَفَرُوا بَعْدَ إِسْلاَمِهِمْ، وَقَتَلُوا رَاعِيَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، وَاسْتَاقُوا الذَّوْدَ، فَبَلَغَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَبَعَثَ الطَّلَبَ فِي آثَارِهِمْ فَأَمَرَ بِهِمْ فَسَمَرُوا أَعْيُنَهُمْ، وَقَطَعُوا أَيْدِيَهُمْ، وَتُرِكُوا فِي نَاحِيَةِ الْحَرَّةِ حَتَّى مَاتُوا عَلَى حَالِهِمْ‏.‏ قَالَ قَتَادَةُ بَلَغَنَا أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم بَعْدَ ذَلِكَ كَانَ يَحُثُّ عَلَى الصَّدَقَةِ، وَيَنْهَى عَنِ الْمُثْلَةِ‏.‏ وَقَالَ شُعْبَةُ وَأَبَانُ وَحَمَّادٌ عَنْ قَتَادَةَ مِنْ عُرَيْنَةَ‏.‏ وَقَالَ يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ وَأَيُّوبُ عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ عَنْ أَنَسٍ قَدِمَ نَفَرٌ مِنْ عُكْلٍ‏.‏

Katade'den rivayete göre Enes r.a. kendilerine şunu anlatmıştır: "Ukl ve Ureyne'den bir takım kimseler Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna geldiler ve Müslüman olduklarını ifade ederek: Ey Allah'ın Nebisi! Bizler hayvancılıkla uğraşan kimselerdik. Ancak ziraat yapan kimseler değildik dediler. Medine'nin havasını da ağır bulduklarından Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara bir kaç deve ve bir çobanın tahsis edilmesini emretti. Onlara da bunlarla birlikte (Medine'nin dışına) çıkmalarını ve develerin sütlerinden ve sidiklerinden içmelerini emretti. Onlar da çıkıp gittiler. Nihayet el-Harre denilen yerin bir tarafına geldiklerinde İslama girdikten sonra kafir oldular, Nebiin çobanını öldürdüler, develeri de önlerine katıp götürdüler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e haber ulaşınca o da peşlerinden onları takip edecek kimseler gönderdi. Onlar hakkında verdiği emir üzere kızdırılmış çivilerle gözlerini dağladılar, ellerini kestiler. Kendi halleriyle ölünceye kadar elHarre'nin bir kenarına terk edildiler." Katade dedi ki: "Bize ulaştığına göre bundan sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellemin Sadaka vermeyi teşvik ettiği ve müsle yapmayı yasakladığı haberi ulaşmıştır

Narrated Anas:Some people of the tribe of `Ukl and `Uraina arrived at Medina to meet the Prophet (ﷺ) and embraced Islam and said, "O Allah's Prophet! We are the owners of milch livestock (i.e. bedouins) and not farmers (i.e. countrymen)." They found the climate of Medina unsuitable for them. So Allah's Messenger (ﷺ) ordered that they should be provided with some milch camels and a shepherd and ordered them to go out of Medina and to drink the camels' milk and urine (as medicine) So they set out and when they reached Al-Harra, they reverted to Heathenism after embracing Islam, and killed the shepherd of the Prophet and drove away the camels. When this news reached the Prophet, he sent some people in pursuit of them. (So they were caught and brought back to the Prophet (ﷺ) ). The Prophet (ﷺ) gave his orders in their concern. So their eyes were branded with pieces of iron and their hands and legs were cut off and they were left away in Harra till they died in that state of theirs. (See Hadith 234 Vol)

Sahîh-i Buhârî No. 4197 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ حُمَيْدٍ الطَّوِيلِ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَتَى خَيْبَرَ لَيْلاً، وَكَانَ إِذَا أَتَى قَوْمًا بِلَيْلٍ لَمْ يُغِرْ بِهِمْ حَتَّى يُصْبِحَ، فَلَمَّا أَصْبَحَ خَرَجَتِ الْيَهُودُ بِمَسَاحِيهِمْ وَمَكَاتِلِهِمْ، فَلَمَّا رَأَوْهُ قَالُوا مُحَمَّدٌ وَاللَّهِ، مُحَمَّدٌ وَالْخَمِيسُ، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ خَرِبَتْ خَيْبَرُ، إِنَّا إِذَا نَزَلْنَا بِسَاحَةِ قَوْمٍ فَسَاءَ صَبَاحُ الْمُنْذَرِينَ ‏"‏‏.‏

Enes r.a.'dan rivayete göre "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hayber'e geceleyin ulaştı. -Bir kavmin bulunduğu yere geceleyin ulaştığı takdirde sabahı edinceye kadar onlara yaklaşmazdı.- Sabah olunca Yahudiler çapalarıyla ve zembilleriyle dışarı çıktılar. Onu gördüklerinde: Allah'a yemin ederiz ki Muhammed (geldi). Muhammed ve beşli (beş kollu ordusu) geldi, dediler. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Hayber harap oldu! Şüphesiz biz bir kavmin sahasına indik mi artık uyarılanların sabahı çok kötü olur, diye buyurdu

Narrated Anas:Allah's Messenger (ﷺ) reached Khaibar at night and it was his habit that, whenever he reached the enemy at night, he will not attack them till it was morning. When it was morning, the Jews came out with their spades and baskets, and when they saw him(i.e. the Prophet (ﷺ) ), they said, "Muhammad! By Allah! Muhammad and his army!" The Prophet (ﷺ) said, "Khaibar is destroyed, for whenever we approach a (hostile) nation (to fight), then evil will be the morning for those who have been warned

Sahîh-i Buhârî No. 4198 Sahih

أَخْبَرَنَا صَدَقَةُ بْنُ الْفَضْلِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ صَبَّحْنَا خَيْبَرَ بُكْرَةً، فَخَرَجَ أَهْلُهَا بِالْمَسَاحِي، فَلَمَّا بَصُرُوا بِالنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالُوا مُحَمَّدٌ وَاللَّهِ، مُحَمَّدٌ وَالْخَمِيسُ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ اللَّهُ أَكْبَرُ خَرِبَتْ خَيْبَرُ، إِنَّا إِذَا نَزَلْنَا بِسَاحَةِ قَوْمٍ فَسَاءَ صَبَاحُ الْمُنْذَرِينَ ‏"‏‏.‏ فَأَصَبْنَا مِنْ لُحُومِ الْحُمُرِ فَنَادَى مُنَادِي النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِنَّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ يَنْهَيَانِكُمْ عَنْ لُحُومِ الْحُمُرِ، فَإِنَّهَا رِجْسٌ‏.‏

Enes b. Malik r.a. dedi ki: "Hayber'e sabah oldukça erken vardık. Hayberliler çapalarıyla dışarı çıktılar. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i görür görmez: Allah'a andolsun! Muhammed, Muhammed ve beşli ordusu, dediler. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Allahu ekber, harap oldu Hayber, şüphesiz biz bir kavmin düzlüğüne indik mi artık uyarılanların sabahı çok kötü olur, diye buyurdu. Orada elimize eşek eti geçti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in münadisi de: Şüphesiz Allah ve Resulü sizlere eşek etlerini (yemeyi) yasaklamaktadırlar. Çünkü o bir pisliktir, diye seslendi

Narrated Anas bin Malik:We reached Khaibar early in the morning and the inhabitants of Khaibar came out carrying their spades, and when they saw the Prophet (ﷺ) they said, "Muhammad! By Allah! Muhammad and his army!" The Prophet (ﷺ) said, "Allahu-Akbar! Khaibar is destroyed, for whenever we approach a (hostile) nation (to fight) then evil will be the morning for those who have been warned." We then got the meat of donkeys (and intended to eat it), but an announcement was made by the announcer of the Prophet, "Allah and His Apostle forbid you to eat the meat of donkeys as it is an impure thing

Sahîh-i Buhârî No. 4199 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَاءَهُ جَاءٍ فَقَالَ أُكِلَتِ الْحُمُرُ‏.‏ فَسَكَتَ، ثُمَّ أَتَاهُ الثَّانِيَةَ فَقَالَ أُكِلَتِ الْحُمُرُ‏.‏ فَسَكَتَ، ثُمَّ الثَّالِثَةَ فَقَالَ أُفْنِيَتِ الْحُمُرُ‏.‏ فَأَمَرَ مُنَادِيًا فَنَادَى فِي النَّاسِ إِنَّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ يَنْهَيَانِكُمْ عَنْ لُحُومِ الْحُمُرِ الأَهْلِيَّةِ‏.‏ فَأُكْفِئَتِ الْقُدُورُ، وَإِنَّهَا لَتَفُورُ بِاللَّحْمِ‏.‏

Enes b. Malik r.a.'dan rivayete göre "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına birisi gelerek: Eşek (etleri) yenildi, dedi. Allah Resulü sesini çıkarmayıp, sustu. İkinci defa onun yanına geldi ve: Eşek (etleri) yenildi dedi. Yine sesini çıkarmayıp sustu. Sonra üçüncü defa ona gelerek: Eşekler yok edildi, bitirildi, dedi. Bunun üzerine bir münadiye emir verince münadi: Şüphesiz Allah ve Resulü size ehli eşek etlerini yasaklamaktadır, diye seslendi. Bunun üzerine içinde etlerin kaynadığı kazanlar döküldü." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Geceleyin Hayber'e vardı." Yani oraya yaklaştı. "Çapalarıyla" bunlar çiftçilik araçlarındandır. "Zembilleriyle" içinde toprak ve başka şeylerin doldurulup taşındığı büyük çe bir kaptır. "Muhammed ve beşli" lafzındaki beşliden kasıt ordudur. "Harap oldu Hayber" Cihad bölümünde şu ifadeler de yer almaktadır: "Ellerini kaldırarak: Allahuekber harap oldu Hayber, diye buyurdu." es-Süheyll der ki: Bu hadisten tefaül'ün (hayra yormanın) caiz olduğu anlaşılmaktadır .. Çünkü Nebi s.a.v. ellerinde yıkmaya yarayan araçları görünce bu halden şehirlerinin yakında tahrip olacağı neticesine ulaşmıştır. Allah Resulünün: "Harap oldu Hayber" demesi, vahye istinaden de olabilir. Bunu da daha sonra hadiste yer alan: "Şüphesiz biz bir kavmin düzlüğüne indik mi inzar olunanların sabahı pek kötü olur" şeklindeki sözleri desteklemektedir. "Sizlere yasaklamaktadırlar." Bu ifade yüce Allah'ın adının, başkası ile birlikte aynı zamirde kullanılmasının caiz olduğunun delilidir. Böylelikle Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hutbe irad eden kimseye: "Sen kavmin ne kötü hatibisin" demiş olmasını dayanak gösterenlerin iddiası, buradaki ifade ile reddedilebilmektedir. O hatibe bu sözleri söylemesine sebep ise hatibin: "İkisine isyan eden de haddini aşmış olur" demiş olmasıydı. Daha önce bu hususlar ile ilgili çeşitli konulara Namaz bölümünde işaret edilmiş bulunmaktadır

Narrated Anas bin Malik:Someone came to Allah's Messenger (ﷺ) and said, "The donkeys have been eaten (by the Muslims)." The Prophet kept quiet. Then the man came again and said, "The donkeys have been eaten." The Prophet (ﷺ) kept quiet. The man came to him the third time and said, "The donkeys have been consumed." On that the Prophet (ﷺ) ordered an announcer to announce to the people, "Allah and His Apostle forbid you to eat the meat of donkeys." Then the cooking pots were upset while the meat was still boiling in them

Sahîh-i Buhârî No. 4200 Sahih

حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ صَلَّى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الصُّبْحَ قَرِيبًا مِنْ خَيْبَرَ بِغَلَسٍ ثُمَّ قَالَ ‏ "‏ اللَّهُ أَكْبَرُ خَرِبَتْ خَيْبَرُ، إِنَّا إِذَا نَزَلْنَا بِسَاحَةِ قَوْمٍ، فَسَاءَ صَبَاحُ الْمُنْذَرِينَ ‏"‏‏.‏ فَخَرَجُوا يَسْعَوْنَ فِي السِّكَكِ، فَقَتَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الْمُقَاتِلَةَ، وَسَبَى الذُّرِّيَّةَ، وَكَانَ فِي السَّبْىِ صَفِيَّةُ، فَصَارَتْ إِلَى دِحْيَةَ الْكَلْبِيِّ، ثُمَّ صَارَتْ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، فَجَعَلَ عِتْقَهَا صَدَاقَهَا‏.‏ فَقَالَ عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ صُهَيْبٍ لِثَابِتٍ يَا أَبَا مُحَمَّدٍ آنْتَ قُلْتَ لأَنَسٍ مَا أَصْدَقَهَا فَحَرَّكَ ثَابِتٌ رَأْسَهُ تَصْدِيقًا لَهُ‏.‏

Enes r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hayber'e yakın bir yerde sabahın erken saatlerinde sabah namazını kıldıktan sonra: Allahu ekber, harap oldu Hayber! Şüphesiz biz bir kavmin düzlüğüne indik mi artık inzar edilenlerin sabahı çok kötü olur, diye buyurdu. Onlar da evlerinden dışarıya çıkıp yollarda koşmaya başladılar. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem savaşçıları öldürdü, kadın ve çocuklarını esir aldı. Alınan esirler arasında Safiyye de vardı. Dıhye el-Kelbi'nin payına düştü. Daha sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in payı oldu. Allah Resulü onu azad etmeyi mehri olarak saydı." (Ravilerden) Abdulaziz b. Suhayb, Sabit'e: Ey Muhammed'in babası, Enes'e sen mi: Ona ne mehir verdi, diye sordun, dedi. Sabit ona: Evet manasına başını salladı

Narrated Anas:The Prophet (ﷺ) offered the Fajr Prayer near Khaibar when it was still dark and then said, "Allahu-Akbar! Khaibar is destroyed, for whenever we approach a (hostile) nation (to fight), then evil will be the morning for those who have been warned." Then the inhabitants of Khaibar came out running on the roads. The Prophet (ﷺ) had their warriors killed, their offspring and women taken as captives. Safiya was amongst the captives, She first came in the share of Dihya Al-Kalbi but later on she belonged to the Prophet . The Prophet (ﷺ) made her manumission as her 'Mahr

Sahîh-i Buhârî No. 4211 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ الْغَفَّارِ بْنُ دَاوُدَ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، ح وَحَدَّثَنِي أَحْمَدُ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يَعْقُوبُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الزُّهْرِيُّ، عَنْ عَمْرٍو، مَوْلَى الْمُطَّلِبِ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَدِمْنَا خَيْبَرَ، فَلَمَّا فَتَحَ اللَّهُ عَلَيْهِ الْحِصْنَ ذُكِرَ لَهُ جَمَالُ صَفِيَّةَ بِنْتِ حُيَىِّ بْنِ أَخْطَبَ، وَقَدْ قُتِلَ زَوْجُهَا وَكَانَتْ عَرُوسًا، فَاصْطَفَاهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لِنَفْسِهِ، فَخَرَجَ بِهَا، حَتَّى بَلَغْنَا سَدَّ الصَّهْبَاءِ حَلَّتْ، فَبَنَى بِهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، ثُمَّ صَنَعَ حَيْسًا فِي نِطَعٍ صَغِيرٍ، ثُمَّ قَالَ لِي ‏ "‏ آذِنْ مَنْ حَوْلَكَ ‏"‏‏.‏ فَكَانَتْ تِلْكَ وَلِيمَتَهُ عَلَى صَفِيَّةَ، ثُمَّ خَرَجْنَا إِلَى الْمَدِينَةِ، فَرَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يُحَوِّي لَهَا وَرَاءَهُ بِعَبَاءَةٍ، ثُمَّ يَجْلِسُ عِنْدَ بَعِيرِهِ، فَيَضَعُ رُكْبَتَهُ، وَتَضَعُ صَفِيَّةُ رِجْلَهَا عَلَى رُكْبَتِهِ حَتَّى تَرْكَبَ‏.‏

Enes b. Malik r.a.'dan dedi ki: "Hayber'e geldik. Allah ona kaleyi fethetmeyi nasip edince ona Huyey b. Ahtab'ın kızı Safiyye'nin güzelliğinden söz ediidi. Kocası da öldürülmüştü. Kendisi de yeni gelindi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu kendisi için seçti (ıstıfa). Onunla birlikte (yola) çıktı. Nihayet biz Sed es-Sahba denilen yere vardığımızda temizlendi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onunla gerdeğe girdi. Sonra da deriden küçük bir sofra üzerinde yağ ve un karıştırılmış bir yemek yaptı. Daha sonra bana: Etrafında bulunanları çağır, dedi. İşte onun Safiyye ile evlenmesi dolayısıyla verdiği ziyafet bu olmuştu. Sonra Medine'ye gitmek üzere yola çıktık. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in, arkasında bir abayı etrafında dola- "Allah'a yemin ederim ki Allah'ın senin vasıtanla bir adama hidayet vermesi. .. " Bundan Müslüman oluncaya kadar kMirin kalbinin İslam'a ısınmasını sağlamanın, eli çabuk tutup onunla savaşmaktan daha evla olduğu anlaşılmaktadır. "Kırmızı tüylü develer." Bu da beğenilen, sevilen develerin renkleri arasındadır. Bir açıklamaya göre bundan maksat, senin böyle develere sahip olup, onları . Sadaka olarak dağıtmaktan senin için daha hayırlıdır. Bir diğer açıklamaya göre böyle develeri barındırıp, onlara malik olmandan hayırlıdır .. Çünkü bu tür develer Arapların kendileriyle birbirlerine karşı öğündükleri mallardandı. [-4211-] Enes b. Malik r.a.'dan dedi ki: "Hayber'e geldik. Allah ona kaleyi fethetmeyi nasip edince ona Huyey b. Ahtab'ın kızı Safiyye'nin güzelliğinden sözediidi. Kocası da öldürülmüştü. Kendisi de yeni gelindi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu kendisi için seçti (ıstıfa). Onunla birlikte (yola) çıktı. Nihayet biz Sed es-Sahba denilen yere vardığımlZda temizlendi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onunla gerdeğe girdi. Sonra da deriden küçük bir sofra üzerinde yağ ve un karıştırılmış bir yemek yaptı. Daha sonra bana: Etrafında bulunanları çağır, dedi. İşte onun Safiyye ile evlenmesi dolayısıyla verdiği ziyafet bu olmuştu. Sonra Medine'ye gitmek üzere yola çıktık. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in, arkasında bir abayı etrafında dolayarak ona yer hazırladığını gördüm. Sonra da devesinin yakınında oturup, dizini yere koydu, Safiye de binmek üzere ayağını onun dizinin üzerine koydu

Narrated Anas bin Malik:We arrived at Khaibar, and when Allah helped His Apostle to open the fort, the beauty of Safiya bint Huyai bin Akhtaq whose husband had been killed while she was a bride, was mentioned to Allah's Apostle. The Prophet (ﷺ) selected her for himself, and set out with her, and when we reached a place called Sidd-as-Sahba,' Safiya became clean from her menses. Then Allah's Messenger (ﷺ) married her. Hais (i.e. an 'Arabian dish) was prepared on a small leather mat. Then the Prophet (ﷺ) said to me, "Invite the people around you." So that was the marriage banquet of the Prophet (ﷺ) and Safiya. Then we proceeded towards Medina, and I saw the Prophet, making for her a kind of cushion with his cloak behind him (on his camel). He then sat beside his camel and put his knee for Safiya to put her foot on, in order to ride (on the camel)

Sahîh-i Buhârî No. 4212 Sahih

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي أَخِي، عَنْ سُلَيْمَانَ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ حُمَيْدٍ الطَّوِيلِ، سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَقَامَ عَلَى صَفِيَّةَ بِنْتِ حُيَىٍّ، بِطَرِيقِ خَيْبَرَ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ، حَتَّى أَعْرَسَ بِهَا، وَكَانَتْ فِيمَنْ ضُرِبَ عَلَيْهَا الْحِجَابُ‏.‏

Humeyd et-Tavll'den rivayete göre o "Enes b. Malik r.a.'ı şöyle derken dinlemiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hayber yolunda Huyey kızı Safiyye için üç gün kaldı ve onun ile gerdeğe girdi. Böylece o da hicab arkasına geçenlerden oldu

Narrated Anas bin Malik:The Prophet (ﷺ) stayed with Safiya bint Huyai for three days on the way of Khaibar where he consummated his marriage with her. Safiya was amongst those who were ordered to use a veil

Sahîh-i Buhârî No. 4213 Sahih

حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي مَرْيَمَ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرِ بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي حُمَيْدٌ، أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسًا ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ أَقَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بَيْنَ خَيْبَرَ وَالْمَدِينَةِ ثَلاَثَ لَيَالٍ يُبْنَى عَلَيْهِ بِصَفِيَّةَ، فَدَعَوْتُ الْمُسْلِمِينَ إِلَى وَلِيمَتِهِ، وَمَا كَانَ فِيهَا مِنْ خُبْزٍ وَلاَ لَحْمٍ، وَمَا كَانَ فِيهَا إِلاَّ أَنْ أَمَرَ بِلاَلاً بِالأَنْطَاعِ فَبُسِطَتْ، فَأَلْقَى عَلَيْهَا التَّمْرَ وَالأَقِطَ وَالسَّمْنَ، فَقَالَ الْمُسْلِمُونَ إِحْدَى أُمَّهَاتِ الْمُؤْمِنِينَ، أَوْ مَا مَلَكَتْ يَمِينُهُ قَالُوا إِنْ حَجَبَهَا فَهْىَ إِحْدَى أُمَّهَاتِ الْمُؤْمِنِينَ، وَإِنْ لَمْ يَحْجُبْهَا فَهْىَ مِمَّا مَلَكَتْ يَمِينُهُ‏.‏ فَلَمَّا ارْتَحَلَ وَطَّأَ لَهَا خَلْفَهُ، وَمَدَّ الْحِجَابَ‏.‏

Enes r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hayber ile Medine arasında Safiyye ile gerdeğe girmek üzere üç gece kaldı. Ben de Müslümanları onun düğün ziyafetine davet ettim. O ziyafette ekmek ve etten başka bir şey yoktu. Yine o ziyafette Bilal'e emir verdi ve sofraların serilmesini söyledi. Sofralara hurma, keş ve tereyağı bırakıldı. Müslümanlar: Acaba mu'minlerin annelerinden birisi mi yoksa sağ eliyle malik olduğu (cariyeleri)nden mi olacak, dediler. Yine şöyle dediler: Eğer onu h icab ın arkasına alırsa mu'minlerin annelerinden birisi demektir. Eğer onu hicabın arkasına almazsa o sağ elinin sahip olduklarından birisi olacak demektir. Yola koyulunca arkasında ona yer hazırladı ve hicabı gerdL" Fethu'l-Bari Açıklaması: "Onu kendisi için ıstıfa etti (seçti)." Ebu Davud ve Ahmed -sahih olduğunu da belirterek- Aişe'nin şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Safiyye alınan safilerdendi." Muhammed b. Slrln bunu Ebu Davud'un ondan sahih bir senetle zikrettiğine göre şöylece açıklamıştır: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e de Müslümanlarla birlikte bir pay ayrılırdı. Safiye ise onun beşte birdeki payından ve her şeyden önce alınan bir baş (şahıs) idi." Katade yoluyla gelen rivayette de şöyle denilmektedir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gaza yaptığı vakit onun dilediği yerden alabildiği katıksız bir payı (safiy) oluyordu. İşte Safiyye de bu paydan idi." Denildiğine göre Safiyye'nin esir alınmadan önce adı Zeynep idi. O safiy olunca ona Safiyye adı verilmiştir. "Temizlendi" ay halinden temizlendi. "Onunla gerdeğe girdi." Buna dair açıklamalar ile birlikte onun Safiyye ile evlenmesiyle ilgili hadisin diğer bölümlerine dair açıklamalar yüce Allah'ın izniyle Nikah bölümünde (5086. hadiste) gelecektir. "Arkasında bir abayı etrafında dolayarak ona yer hazırladı." Yani etrafını örtüyle kapattığı bir yer hazırladı. Bunu "haviye" denilen ve binenin etrafında dolanan içi dolgulu bir giyecektir. "Hayber yolunda Huyey kızı Safiyye'nin yanında üç gün kaldı ve onunla gerdeğe girdL" Yani Allah Resulünün Safiyye ile gerdeğe girdiği konaklama yerinde üç gün kaldı. Yoksa üç gün yol aldıktan sonra gerdeğe kaldı, demek değildir

Narrated Anas:The Prophet (ﷺ) stayed for three nights between Khaibar and Medina and was married to Safiya. I invited the Muslim to his marriage banquet and there waa neither meat nor bread in that banquet but the Prophet ordered Bilal to spread the leather mats on which dates, dried yogurt and butter were put. The Muslims said amongst themselves, "Will she (i.e. Safiya) be one of the mothers of the believers, (i.e. one of the wives of the Prophet (ﷺ) ) or just (a lady captive) of what his right-hand possesses" Some of them said, "If the Prophet (ﷺ) makes her observe the veil, then she will be one of the mothers of the believers (i.e. one of the Prophet's wives), and if he does not make her observe the veil, then she will be his lady slave." So when he departed, he made a place for her behind him (on his camel and made her observe the veil)

Sahîh-i Buhârî No. 4262 Sahih

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ وَاقِدٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ هِلاَلٍ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَعَى زَيْدًا وَجَعْفَرًا وَابْنَ رَوَاحَةَ لِلنَّاسِ، قَبْلَ أَنْ يَأْتِيَهُمْ خَبَرُهُمْ فَقَالَ ‏ "‏ أَخَذَ الرَّايَةَ زَيْدٌ فَأُصِيبَ، ثُمَّ أَخَذَ جَعْفَرٌ فَأُصِيبَ، ثُمَّ أَخَذَ ابْنُ رَوَاحَةَ فَأُصِيبَ ـ وَعَيْنَاهُ تَذْرِفَانِ ـ حَتَّى أَخَذَ الرَّايَةَ سَيْفٌ مِنْ سُيُوفِ اللَّهِ حَتَّى فَتَحَ اللَّهُ عَلَيْهِمْ ‏"‏‏.‏

Enes r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şehadet haberleri kendilerine gelmeden önce insanlara Zeyd'in, Cafer'in ve İbn Revaha"nın şehit düştükleri haberini vererek şöyle buyurdu: Sancağı Zeyd aldı o isabet aldı, sonra Cafer aldı o da isabet aldı, sonra İbn Revaha' aldı o da isabet aldı. -Bu arada gözlerinden yaş akıyordu.- Sonra sancağı Allah'ın kılıçlarından bir kılıç aldı ve nihayet Allah onlara zafer nasip etti

Narrated Anas:The Prophet (ﷺ) had informed the people of the martyrdom of Zaid, Ja`far and Ibn Rawaha before the news of their death reached. The Prophet (ﷺ) said, "Zaid took the flag (as the commander of the army) and was martyred, then Ja`far took it and was martyred, and then Ibn Rawaha took it and was martyred." At that time the Prophet's eyes were shedding tears. He added, "Then the flag was taken by a Sword amongst the Swords of Allah (i.e. Khalid) and Allah made them (i.e. the Muslims) victorious

Sahîh-i Buhârî No. 4286 Sahih

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ قَزَعَةَ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ مَكَّةَ يَوْمَ الْفَتْحِ وَعَلَى رَأْسِهِ الْمِغْفَرُ، فَلَمَّا نَزَعَهُ جَاءَ رَجُلٌ فَقَالَ ابْنُ خَطَلٍ مُتَعَلِّقٌ بِأَسْتَارِ الْكَعْبَةِ‏.‏ فَقَالَ ‏ "‏ اقْتُلْهُ ‏"‏ قَالَ مَالِكٌ وَلَمْ يَكُنِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِيمَا نُرَى وَاللَّهُ أَعْلَمُ يَوْمَئِذٍ مُحْرِمًا‏.‏

Enes b. Malik r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem fetih günü Mekke'ye başında miğfer bulunduğu halde girdi. Miğferi başından çıkarınca bir adam ona gelerek: İbn Hatal Kabe'nin örtülerine asılmış bulunuyor dedi. Allah Resulü: Onu öldür dedi." (Ravilerden) Malik dedi ki: "Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır ya, görüşümüze göre o gün Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ihramlı değildi

Narrated Anas bin Malik:On the day of the Conquest, the Prophet (ﷺ) entered Mecca, wearing a helmet on his head. When he took it off, a man came and said, "Ibn Khatal is clinging to the curtain of the Ka`ba." The Prophet (ﷺ) said, "Kill him." (Malik a sub-narrator said, "On that day the Prophet (ﷺ) was not in a state of Ihram as it appeared to us, and Allah knows better

Sahîh-i Buhârî No. 4297 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ،‏.‏ حَدَّثَنَا قَبِيصَةُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ أَقَمْنَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عَشْرًا نَقْصُرُ الصَّلاَةَ‏.‏

Biz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte on gün ikamet ettik. (Bu sürede) hep namazı kısaıtarak kılardık

Narrated Anas:We stayed (in Mecca) for ten days along with the Prophet (ﷺ) and used to offer shortened prayers (i.e. journey prayers)

Sahîh-i Buhârî No. 4331 Sahih

حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ نَاسٌ مِنَ الأَنْصَارِ حِينَ أَفَاءَ اللَّهُ عَلَى رَسُولِهِ صلى الله عليه وسلم مَا أَفَاءَ مِنْ أَمْوَالِ هَوَازِنَ، فَطَفِقَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُعْطِي رِجَالاً الْمِائَةَ مِنَ الإِبِلِ فَقَالُوا يَغْفِرُ اللَّهُ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُعْطِي قُرَيْشًا وَيَتْرُكُنَا، وَسُيُوفُنَا تَقْطُرُ مِنْ دِمَائِهِمْ‏.‏ قَالَ أَنَسٌ فَحُدِّثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمَقَالَتِهِمْ، فَأَرْسَلَ إِلَى الأَنْصَارِ فَجَمَعَهُمْ فِي قُبَّةٍ مِنْ أَدَمٍ وَلَمْ يَدْعُ مَعَهُمْ غَيْرَهُمْ، فَلَمَّا اجْتَمَعُوا قَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ مَا حَدِيثٌ بَلَغَنِي عَنْكُمْ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ فُقَهَاءُ الأَنْصَارِ أَمَّا رُؤَسَاؤُنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ فَلَمْ يَقُولُوا شَيْئًا، وَأَمَّا نَاسٌ مِنَّا حَدِيثَةٌ أَسْنَانُهُمْ فَقَالُوا يَغْفِرُ اللَّهُ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُعْطِي قُرَيْشًا وَيَتْرُكُنَا، وَسُيُوفُنَا تَقْطُرُ مِنْ دِمَائِهِمْ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ فَإِنِّي أُعْطِي رِجَالاً حَدِيثِي عَهْدٍ بِكُفْرٍ، أَتَأَلَّفُهُمْ، أَمَا تَرْضَوْنَ أَنْ يَذْهَبَ النَّاسُ بِالأَمْوَالِ وَتَذْهَبُونَ بِالنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِلَى رِحَالِكُمْ، فَوَاللَّهِ لَمَا تَنْقَلِبُونَ بِهِ خَيْرٌ مِمَّا يَنْقَلِبُونَ بِهِ ‏"‏‏.‏ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ قَدْ رَضِينَا‏.‏ فَقَالَ لَهُمُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ سَتَجِدُونَ أُثْرَةً شَدِيدَةً، فَاصْبِرُوا حَتَّى تَلْقَوُا اللَّهَ وَرَسُولَهُ صلى الله عليه وسلم فَإِنِّي عَلَى الْحَوْضِ ‏"‏‏.‏ قَالَ أَنَسٌ فَلَمْ يَصْبِرُوا‏.‏

Zühri dedi ki: Bana Enes b. Malik r.a. haber vererek dedi ki: "Yüce Allah, Resulüne Hevazinlilerin mallarını fey' olarak verip, o da bazı kimselere yüz deveyi vermeye başlayınca ensardan bazıları: Allah Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e mağfiret et. Kılıçlarımızdan kanları damlıyorken Kureyş'e (bunca mal) veriyor da bizi bırakıyor, dedi. Enes dedi ki: Onların söyledikleri bu sözler Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e aktarılınca ensara haber gönderdi. Onları deriden yapılmış bir çadırda topladı. Beraberlerinde onlardan olmayan kimseyi de çağırmadı. Ensar bir araya gelince, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ayağa kalkarak şöyle buyurdu: Söylediniz diye hakkınızda bana nakledilen sözler ne oluyor? Ensardan derin bilgi sahibi olanlar: Ey Allah'ın Resulü, bizim ileri gelenlerimiz hiçbir şey söylemiş değildir. Fakat aramızdan yaşı genç bazı kimseler: Allah Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e mağfiret etsin, onların kanları kılıçlarımızdan damlıyorken Kureyş'e veriyor da, bizi bırakıyor demişler, dediler. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Şüphesiz ben küfürden henüz yeni dönmüş bir takım kimselere kalplerini ısındırmak için bir şeyler veriyorum. Diğer insanların mal alıp giderken sizler evlerinize Nebi s.a.v. ile birlikte gitmeye razı olmaz mısınız? Allah'a yemin ederim, sizin beraberinizde alıp gittiğiniz onların beraberlerinde alıp gittiklerinden daha hayırlıdır. Ensar: Ey Allah'ın Resulü, biz buna razı olduk deyince, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara şöyle dedi: Pek yakında başkalarının size oldukça ileri derecede tercih edildiğini göreceksiniz. Allah'a ve Resulüne Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kavuşuncaya kadar sabrediniz. Ben Havz'ın başında olacağım. Enes dedi ki: Fakat sabretmediler

Narrated Anas Bin Malik:When Allah gave Allah's Messenger (ﷺ) what he gave of the properties of the Hawazin tribe as a war booty, the Prophet (ﷺ) started giving some men 100 camels each. The Ansar (then) said, "May Allah forgive Allah's Messenger (ﷺ) as he gives to Quraish and leaves us although our swords are still dribbling with the blood of Quraish." Allah's Apostle was informed of their statement, so he sent for the Ansar and gathered them in a leather tent, and did not call anybody else along with them. When they all gathered, the Prophet (ﷺ) got up and said, "What is this talk being informed to me about you?" The learned men amongst the Ansar said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! Our chiefs did not say anything, but some people amongst us who are younger in age said, 'May Allah forgive Allah's Messenger (ﷺ) as he gives (of the booty) to Quraish and leaves us though our swords are still dribbling with their blood." The Prophet (ﷺ) said, "I give to these men who have newly deserted heathenism (and embraced Islam) so as to attract their hearts. Won't you be happy that the people take the wealth while you take the Prophet (ﷺ) with you to your homes? By Allah, what you are taking is better than whatever they are taking." They (i.e. the Ansar) said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! We are satisfied." The Prophet (ﷺ) then said to them, "You will find others favored over you greatly, so be patient till you meet Allah and His Apostle and I will be at the Tank then." Anas added: But they did not remain patient

Sahîh-i Buhârî No. 4332 Sahih

حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي التَّيَّاحِ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ لَمَّا كَانَ يَوْمَ فَتْحِ مَكَّةَ قَسَمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم غَنَائِمَ بَيْنَ قُرَيْشٍ‏.‏ فَغَضِبَتِ الأَنْصَارُ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَمَا تَرْضَوْنَ أَنْ يَذْهَبَ النَّاسُ بِالدُّنْيَا، وَتَذْهَبُونَ بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏‏.‏ قَالُوا بَلَى‏.‏ قَالَ ‏"‏ لَوْ سَلَكَ النَّاسُ وَادِيًا أَوْ شِعْبًا لَسَلَكْتُ وَادِيَ الأَنْصَارِ أَوْ شِعْبَهُمْ ‏"‏‏.‏

Enes dedi ki: "Mekke fethedildiği günde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Kureyşliler arasında bazı ganimetIeri paylaştırdı. Ensar öfkelendi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Diğer insanların dünyalık alıp giderken sizler Resulullah saIlaIl&hu aleyhi ve sellem ile birlikte gitmeye razı değil misiniz? Onlar: Razıyız, deyince: Sair insanlar bir vadiden yahut bir dağ yolundan geçecek olsa şüphesiz ben ensarın gittikleri vadiden yahut onların dağ yolundan giderim, buyurdu

Narrated Anas:When it was the day of the Conquest (of Mecca) Allah's Messenger (ﷺ) distributed the war booty amongst the people of Quraish which caused the Ansar to become angry. So the Prophet (ﷺ) said, "Won't you be pleased that the people take the worldly things and you take Allah's Messenger (ﷺ) with you? "They said, "Yes." The Prophet (ﷺ) said, "If the people took their way through a valley or mountain pass, I would take my way through the Ansar's valley or mountain pass

Sahîh-i Buhârî No. 4333 Sahih

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا أَزْهَرُ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، أَنْبَأَنَا هِشَامُ بْنُ زَيْدِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لَمَّا كَانَ يَوْمَ حُنَيْنٍ الْتَقَى هَوَازِنُ وَمَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عَشَرَةُ آلاَفٍ وَالطُّلَقَاءُ فَأَدْبَرُوا قَالَ ‏"‏ يَا مَعْشَرَ الأَنْصَارِ ‏"‏‏.‏ قَالُوا لَبَّيْكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَسَعْدَيْكَ، لَبَّيْكَ نَحْنُ بَيْنَ يَدَيْكَ، فَنَزَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ أَنَا عَبْدُ اللَّهِ وَرَسُولُهُ ‏"‏‏.‏ فَانْهَزَمَ الْمُشْرِكُونَ، فَأَعْطَى الطُّلَقَاءَ وَالْمُهَاجِرِينَ وَلَمْ يُعْطِ الأَنْصَارَ شَيْئًا فَقَالُوا، فَدَعَاهُمْ فَأَدْخَلَهُمْ فِي قُبَّةٍ فَقَالَ ‏"‏ أَمَا تَرْضَوْنَ أَنْ يَذْهَبَ النَّاسُ بِالشَّاةِ وَالْبَعِيرِ، وَتَذْهَبُونَ بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏لَوْ سَلَكَ النَّاسُ وَادِيًا وَسَلَكَتِ الأَنْصَارُ شِعْبًا لاَخْتَرْتُ شِعْبَ الأَنْصَارِ ‏"‏

Enes r.a. dedi ki: "Huneyn gününde Hevazinliler (Müslümanlarla) karşılaştılar. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte onbin asker ve aynıca tulaka bulunuyordu. Fakat gerisin geri döndüler. Allah Resulü: Ey ensar topluluğu, diye seslendi. Onlar: Buyur ey Allah'ın Resulü, emrine hazırız, buyur biz senin huzurunda bulunuyoruz deyince, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bineğinden indi ve: Ben Allah'ın kulu ve Resulüyüm, dedi. Müşrikler bozguna uğrayıp geri çekildi. Tulaka'ya ve muhacirlere (ganimetIerden) verdiği halde ensara hiçbir şey vermedi. Bu sebeple onlar (ileri geri sözler) söylediler. Bunun üzerine onları çağırdı ve bir çadıra alarak dedi ki: Sair insanlar koyunlar ve develerle çekip giderken siz Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte gitmeye razı olmaz mısınız? Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem sonra şöyle buyurdu: Eğer sair insanlar bir vadiden gitse, ensar da bir dağ yolundan gitse hiç şüphesiz ensarın gittiği dağ yolunu tercih ederim

Narrated Anas:When it was the day of (the battle of) Hunain, the Prophet (ﷺ) confronted the tribe of Hawazin while there were ten-thousand (men) besides the Tulaqa' (i.e. those who had embraced Islam on the day of the Conquest of Mecca) with the Prophet. When they (i.e. Muslims) fled, the Prophet (ﷺ) said, "O the group of Ansar!" They replied, "Labbaik, O Allah's Messenger (ﷺ) and Sadaik! We are under your command." Then the Prophet (ﷺ) got down (from his mule) and said, "I am Allah's Slave and His Apostle." Then the pagans were defeated. The Prophet (ﷺ) distributed the war booty amongst the Tulaqa and Muhajirin (i.e. Emigrants) and did not give anything to the Ansar. So the Ansar spoke (i.e. were dissatisfied) and he called them and made them enter a leather tent and said, Won't you be pleased that the people take the sheep and camels, and you take Allah's Messenger (ﷺ) along with you?" The Prophet (ﷺ) added, "If the people took their way through a valley and the Ansar took their way through a mountain pass, then I would choose a mountain pass of the Ansar

Sahîh-i Buhârî No. 4334 Sahih

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ سَمِعْتُ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ جَمَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم نَاسًا مِنَ الأَنْصَارِ، فَقَالَ ‏"‏ إِنَّ قُرَيْشًا حَدِيثُ عَهْدٍ بِجَاهِلِيَّةٍ وَمُصِيبَةٍ، وَإِنِّي أَرَدْتُ أَنْ أَجْبُرَهُمْ وَأَتَأَلَّفَهُمْ أَمَا تَرْضَوْنَ أَنْ يَرْجِعَ النَّاسُ بِالدُّنْيَا، وَتَرْجِعُونَ بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى بُيُوتِكُمْ ‏"‏‏.‏ قَالُوا بَلَى‏.‏ قَالَ ‏"‏ لَوْ سَلَكَ النَّاسُ وَادِيًا وَسَلَكَتِ الأَنْصَارُ شِعْبًا لَسَلَكْتُ وَادِيَ الأَنْصَارِ أَوْ شِعْبَ الأَنْصَارِ ‏"‏‏.‏

Enes r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ensardan bir takım insanları toplayarak şöyle buyurdu: Kureyş henüz cahiliyeden yeni kurtuldu ve kısa bir süre önce bir musibete uğradı. Ben de onların kırılan gönüllerini onarmak ve kalplerini ısındırmak istedim. Sair insanlar dünyalık ile geri dönerken siz Resulullah sallallahu aleyhi ve selle m ile birlikte evlerinize dönmeye razı değil misiniz? Onlar: Razıyız deyince, şöyle buyurdu: Sair insanlar bir vadiden gitse, ensar ise bir dağ yolundan gitse şüphesiz ben ensarın gittiği vadiyi ya da dağ yolunu tercih eder,ordan giderim

Narrated Anas:The Prophet (ﷺ) gathered some people of Ansar and said, "The People of Quraish are still close to their Pre-Islamic period of ignorance and have suffered a lot, and I want to help them and attract their hearts (by giving them the war booty). Won't you be pleased that the people take the worldly things) and you take Allah's Messenger (ﷺ) with you to your homes?" They said, "Yes, (i.e. we are pleased with this distribution)." The Prophet (ﷺ) said, "'If the people took their way through a valley and the Ansar took their way through a mountain pass, then I would take the Ansar's valley or the Ansar's mountain pass

Sahîh-i Buhârî No. 4337 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ عَوْنٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ زَيْدِ بْنِ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لَمَّا كَانَ يَوْمُ حُنَيْنٍ أَقْبَلَتْ هَوَازِنُ وَغَطَفَانُ وَغَيْرُهُمْ بِنَعَمِهِمْ وَذَرَارِيِّهِمْ، وَمَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عَشَرَةُ آلاَفٍ وَمِنَ الطُّلَقَاءِ، فَأَدْبَرُوا عَنْهُ حَتَّى بَقِيَ وَحْدَهُ، فَنَادَى يَوْمَئِذٍ نِدَاءَيْنِ لَمْ يَخْلِطْ بَيْنَهُمَا، الْتَفَتَ عَنْ يَمِينِهِ، فَقَالَ ‏"‏ يَا مَعْشَرَ الأَنْصَارِ ‏"‏‏.‏ قَالُوا لَبَّيْكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَبْشِرْ نَحْنُ مَعَكَ‏.‏ ثُمَّ الْتَفَتَ عَنْ يَسَارِهِ، فَقَالَ ‏"‏ يَا مَعْشَرَ الأَنْصَارِ ‏"‏‏.‏ قَالُوا لَبَّيْكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَبْشِرْ نَحْنُ مَعَكَ‏.‏ وَهْوَ عَلَى بَغْلَةٍ بَيْضَاءَ، فَنَزَلَ فَقَالَ ‏"‏ أَنَا عَبْدُ اللَّهِ وَرَسُولُهُ ‏"‏، فَانْهَزَمَ الْمُشْرِكُونَ، فَأَصَابَ يَوْمَئِذٍ غَنَائِمَ كَثِيرَةً، فَقَسَمَ فِي الْمُهَاجِرِينَ وَالطُّلَقَاءِ وَلَمْ يُعْطِ الأَنْصَارَ شَيْئًا، فَقَالَتِ الأَنْصَارُ إِذَا كَانَتْ شَدِيدَةٌ فَنَحْنُ نُدْعَى، وَيُعْطَى الْغَنِيمَةَ غَيْرُنَا‏.‏ فَبَلَغَهُ ذَلِكَ، فَجَمَعَهُمْ فِي قُبَّةٍ، فَقَالَ ‏"‏ يَا مَعْشَرَ الأَنْصَارِ مَا حَدِيثٌ بَلَغَنِي عَنْكُمْ ‏"‏‏.‏ فَسَكَتُوا فَقَالَ ‏"‏ يَا مَعْشَرَ الأَنْصَارِ أَلاَ تَرْضَوْنَ أَنْ يَذْهَبَ النَّاسُ بِالدُّنْيَا، وَتَذْهَبُونَ بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم تَحُوزُونَهُ إِلَى بُيُوتِكُمْ ‏"‏‏.‏ قَالُوا بَلَى‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لَوْ سَلَكَ النَّاسُ وَادِيًا، وَسَلَكَتِ الأَنْصَارُ شِعْبًا لأَخَذْتُ شِعْبَ الأَنْصَارِ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ هِشَامٌ يَا أَبَا حَمْزَةَ، وَأَنْتَ شَاهِدٌ ذَاكَ قَالَ وَأَيْنَ أَغِيبُ عَنْهُ

Enes b. Malik r.a. dedi ki: "Huneyn gününde Hevazinliler, Gatafanlılar ve başkaları davarlarıyla ve çoluk çocuklarıyla birlikte geldiler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile beraber de onbin kişi ve tulakadan bazıları vardı. Allah Resulünü bırakıp geri kaçtılar ve nihayet tek başına kaldı. İşte o gün birini diğerine karıştırmaksızın iki defa nida ederek: Sağına dönerek: Ey ensar topluluğu diye seslendi. Onlar: Buyur ey Allah'ın Resulü! Müjde olsun sana, biz seninle beraberiz dediler. Daha sonra soluna dönerek: Ey ensar topluluğu, diye seslendi, onlar: Buyur ey Allah'ın Resulü, müjde olsun sana biz seninle beraberiz, dediler. Allah Resulü beyaz katırı üzerinde idi. Bineğinden inerek: Ben Allah'ın kulu ve Resulüyüm dedi. Müşrikler bozguna uğrayıp geri çekildi. O gün çok miktarda ganimet aldı. Ganimetieri muhacirlerle, tulaka arasında paylaştırdığı halde ensara hiçbir şey vermedi. Bundan dolayı ensar dedi ki: Zorlu ve sıkıntılı bir iş olursa biz çağınlınz. Fakat ganimetler bizden başkalarına verilir. Bu sözler ona ulaşınca onları bir çadırda toplayıp şöyle buyurdu: Ey ensar topluluğu, sizden bana ulaşan sözler ne oluyor? Ensar sustu. Ey ensar topluluğu, diye buyurdu. İnsanlar dünyalığ! alıp giderken sizler Resulullah sallallahu aleyhi vesellem ile birlikte onu alıp evlerinize gitmeye razı değil misiniz? Onlar: RazıylZ deyince, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Sa ir insanlar bir vadiden gitseler, ensar ise bir dağ yolundan gitse elbette ki ben ensarın gittiği dağ yolundan giderim." Hişam dedi ki: "(Ben Enes radıyallahu an he hitaben:) Ey Ebu Hamza, dedim ve sen bu olaya tanık oldun mu? O: Ben nasıl bu olayda hazır olmayabilirdim ki, dedi

Narrated Anas Bin Malik:When it was the day (of the battle) of Hunain, the tribes of Hawazin and Ghatafan and others, along with their animals and offspring (and wives) came to fight against the Prophet (ﷺ) The Prophet (ﷺ) had with him, ten thousand men and some of the Tulaqa. The companions fled, leaving the Prophet (ﷺ) alone. The Prophet then made two calls which were clearly distinguished from each other. He turned right and said, "O the group of Ansar!" They said, "Labbaik, O Allah's Messenger (ﷺ)! Rejoice, for we are with you!" Then he turned left and said, "O the group of Ansar!" They said, "Labbaik! O Allah's Messenger (ﷺ)! Rejoice, for we are with you!" The Prophet (ﷺ) at that time, was riding on a white mule; then he dismounted and said, "I am Allah's Slave and His Apostle." The infidels then were defeated, and on that day the Prophet (ﷺ) gained a large amount of booty which he distributed amongst the Muhajirin and the Tulaqa and did not give anything to the Ansar. The Ansar said, "When there is a difficulty, we are called, but the booty is given to other than us." The news reached the Prophet (ﷺ) and he gathered them in a leather tent and said, "What is this news reaching me from you, O the group of Ansar?" They kept silent, He added," O the group of Ansar! Won't you be happy that the people take the worldly things and you take Allah's Messenger (ﷺ) to your homes reserving him for yourself?" They said, "Yes." Then the Prophet said, "If the people took their way through a valley, and the Ansar took their way through a mountain pass, surely, I would take the Ansar's mountain pass." Hisham said, "O Abu Hamza (i.e. Anas)! Did you witness that? " He replied, "And how could I be absent from him?

Sahîh-i Buhârî No. 4382 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لِكُلِّ أُمَّةٍ أَمِينٌ، وَأَمِينُ هَذِهِ الأُمَّةِ أَبُو عُبَيْدَةَ بْنُ الْجَرَّاحِ ‏"‏‏.‏

Enes'ten rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Her ümmetin bir emini vardır. Bu ümmetin emini de Ebu Ubeyde b. el-Cerrah'tır. " Fethu'l-Bari Açıklaması: "Necranlılar kıssası" Necran, Mekke'den Yemen'e doğru yedi merhale uzaklıkta büyükçe bir şehirdir. Bu şehirde 73 kasaba vardır ki hızlıca giden bir atlının bir günde katedeceği bir mesafe boyunca yayılmışlardır. İbn İshak'ın nakletliğine göre Necranlılar Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'de iken heyet olarak yanına geldiler. O sırada 20 kişi idiler. İbn Sa'd dedi ki: Nebi s.a.v. onlara mektup göndermiş, bunun üzerine ileri gelenlerinden 14 kişilik bir heyet onun huzuruna gitmek üzere çıkmışlardı. "Necran'ın iki sahibi Seyyid ve el-'Akib geldi." Seyyid'in adı el-Eyhem idi, Şurahbil olduğu da söylenmiştir. Onların yük ve eşyalarından toplantılarından sorumlu sahipleri idi ve bu işte onlara başkanlık ederdi. el-'Akıb'ın adı Abdu'l-Mesih olup, onların istişare toplantılarının sahibi (başkanı) idi. Aynı şekilde bunlarla birlikte Ebu'l-Haris b. Alkame de bulunuyordu. O da onların papazları, alimleri ve okullarının sahipleri (yöneticileri) idi. İbn Sa'd dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onları Müslüman olmaya çağırdı, onlara Kur'an okudu. Fakat onlar kabul etmediler. Bunun üzerine şöyle buyurdu: Eğer benim söylediklerimi reddediyorsanız haydigelin, sizinle mubahale yapayım (Ianetleşeyim). Onlar da bu halde iken ayrilıp gittiler. "Onunla lanetleşmek istediler." Mubahalede bulunmak istediler. Hadisten Çıkarılan Sonuçlar Necranlıların kıssasından çıkan bir takım sonuçlar vardır: 1- Kafir nubuweti kabul ederse, İslam hükümlerine bağlanmayı da kabul . etmedikçe İslama girmiş sayılmaz. 2- Kitap ehli ile tartışmak caizdir. Eğer bunda bir masıahat kaçınılmaz bir hal alacak olursa vacip dahi olabilir. 3- Muhalif olan bir kimse, delilin açıkça ortaya çıkmasından sonra yine yanlışında ısrar edecek olursa onunla mubahale yapmak meşrudur. Nitekim İbn Abbas, sonra da el-Evzaı böyle bir davette bulunmuştur. Bu iş ilim adamlarından bir topluluk tarafından da fiilen uygulanmıştır. Tecrübe yoluyla bilindiği üzere haksız olduğu halde mübahalede bulunan bir kimse üzerinden mübahale yaptığı günden sonra bir sene geçmez. İnkarcılardan birisine taassubla bağlı bir kişi ile ben de böyle bir mubahale yaptım, o mubahaleden sonra ancak iki ay yaşadı. 4- Zimmet ehli ile imamın uygun gördüğü şekilde çeşitli türden mal almak karşılığında sulh yapılabilir ve bu onlara konulan cizye vergisi hükmündedir. Çünkü her ikisi de kafirlerden her yılonların küçüItülmesi suretiyle alınan bir maldır. 5- İmam, alim ve güvenilir bir kimseyi kendileriyle barış yapıImlş olan kimselere İslamın maslahatına olan bir iş için gönderebilir. 6- Ebu Ubeyde b. el-Cerrah r.a.'a ait açıkça bir menkıbe de bulunmaktadır. 73. UMAN VE BAHREYN KISSASI

Narrated Anas:The Prophet (ﷺ) said, "Every nation has an Amin (i.e. the most honest man), and the Amin of this nation is Abu 'Ubaida bin Al-Jarrah

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya