250 hadis bulundu · sayfa 5/13
حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لَمَّا نَزَلَتْ {لاَ يَسْتَوِي الْقَاعِدُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ} دَعَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم زَيْدًا فَكَتَبَهَا، فَجَاءَ ابْنُ أُمِّ مَكْتُومٍ فَشَكَا ضَرَارَتَهُ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ {غَيْرَ أُولِي الضَّرَرِ}
Bera’ İbn Azib'den rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: "Mürninlerden oturanlarla Allah yolunda cihad edenler bir olmaz," ayeti inince Nebi Sallallahu Alyhi ve Sellem, [gelen vahyi yazması için] Zeyd'i çağırdı. Zeyd bu ayeti yazdı. Derken İbn Ümmi MektDm geldi ve körljiğünü şikayet etti. Bunun üzerine Allah Teala, [bu ayet içinde yer alan] ..... (-özür sahibi olanlar dışında-) ifadesini indirdi
Narrated Al-Bara:When the Verse:-- "Not equal are those of the believers who sit (at home)" (4.95) was revealed, Allah's Apostle called for Zaid who wrote it. In the meantime Ibn Um Maktum came and complained of his blindness, so Allah revealed: "Except those who are disabled (by injury or are blind or lame..." etc)
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ، قَالَ لَمَّا نَزَلَتْ {لاَ يَسْتَوِي الْقَاعِدُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ} قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " ادْعُوا فُلاَنًا ". فَجَاءَهُ وَمَعَهُ الدَّوَاةُ وَاللَّوْحُ أَوِ الْكَتِفُ فَقَالَ " اكْتُبْ لاَ يَسْتَوِي الْقَاعِدُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ". وَخَلْفَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ابْنُ أُمِّ مَكْتُومٍ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَنَا ضَرِيرٌ. فَنَزَلَتْ مَكَانَهَا {لاَ يَسْتَوِي الْقَاعِدُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ غَيْرُ أُولِي الضَّرَرِ وَالْمُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ }
Bera'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: "Muminlerden oturanlarla Allah yolunda cihad edenler bir olmaz," ayeti inince Nebi Sallallahu Alyhi ve Sellem, "Falancayı çağırın!" dedi. Çağırılan kişi divit ve levha veya kürek kemiği ile birlikte geldi. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona, لا يستوي القاعدون من المؤمنين والمجاهدون في سبيل الله (Mu’minlerden oturanlaria, Allah yolunda 'cihad edenler bir olmaz.) ayetini yazmasını emretti. O esnada Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in arkasında İbn Ümmi MektCım vardı. Hz. Nebi'e, - Ey Allah'ın Elçisi! Ben ama bir adamım, diyerek durumunu arz etti. Bunun üzerine bu ayetin yerine şu ayet indi: ............. (Mu’minlerden -özür ;ahibi olanlar dışında- oturanlarla, Allah yolunda cihad edenler bir olmaz)
Narrated Al-Bara:When the Verse:--"Not equal are those of the believers who sit (at home)," (4.95) was revealed, the Prophet said, "Call so-and-so." That person came to him with an ink-pot and a wooden board or a shoulder scapula bone. The Prophet (ﷺ) said (to him), "Write: 'Not equal are those believers who sit (at home) and those who strive and fight in the Cause of Allah." Ibn Um Maktum who was sitting behind the Prophet (ﷺ) then said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! I am a blind man." So there was revealed in the place of that Verse, the Verse:--"Not equal are those of the believers who sit (at home) except those who are disabled (by injury, or are blind or lame etc.) and those who strive and fight in the Cause of Allah
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، سَمِعْتُ الْبَرَاءَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ آخِرُ سُورَةٍ نَزَلَتْ بَرَاءَةَ، وَآخِرُ آيَةٍ نَزَلَتْ {يَسْتَفْتُونَكَ }
Ebu İshak'tan şöyIe dediği rivayet edilmiştir: Bera İbn Azib şöyIe dedi: En son inen sure, "Tevbe suresi," en son inen ayet ise "Senden fetva isterler. De ki: Allah, babası ve çocuğu olmayan kimsenin mİrası hakkındaki hükmü şöyle açıklıyor ... " ayetidir./ Fethu'l-Bari Açıklaması: Ayeti kerımede geçen "Senden fetva isterler," ifadesi, "Babası ve çocuğu oImayan kimse (keIaIe) hakkında senden açıklama isterIer," anIamına gelir. Ayetin akışında yer aIan "Babası ve çocuğu oImayan kimsenin (kelaIenin) mirası hakkındaki hükmü şöyIe açıklıyor," ifadesi, bunu açıkIadığl için hazfedilmiştir. KeIaIeyi Hz. Ebu Bekir "Kendisine mirasçı oIacak baba ve oğIu bulunmayan kimse" şeklinde açıklamıştır. Bu tefsiri ondan, İbn Ebı Şeybe nakletmiştir. Aynca sahabe, tabiun ve etbauttabiın dönemi alimlerinin çoğu bu görüştedir. Abdurrezzak İbn Hemmam, Ma'mer İbn Raşid ve Ebu İshak kanalıyla Amr İbn Şurahbil'in şöyle dediğini nakletmiştir: "Sahabenin kelale yorumunda birleştiğini görmedim." Bu rivayetin senedi sahihtir. Ezheri hiSjl/kelale kelimesinin açıklaması hakkında şöyle demiştir: "Biri ölür, geride babası ve oğlu kalmazsa, ona kelale denir. Ona varis olana ve miras olarak kalan mala da kelale denir." Ata şöyle demiştir: "Kelale, miras kalan mala denir," Kelale'nin, ayetlerle belirtilmiş net miras payları, varisler ve miras malı olduğu da ileri sürülmüştür. Bu konuda ihtilafın derin olması, Hz. Ömer'in "Kelale hakkında hiçbir görüş açıklamayacağım," demesine neden olmuştur. Onun bu sözü sahih bir senetle bize ulaşmıştır
Narrated Al-Bara:The last Sura that was revealed was Bara'a, and the last Verse that was revealed was: "They ask you for a legal verdict, Say: Allah directs (thus) about those who leave no descendants or ascendants as heirs
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، قَالَ سَمِعْتُ الْبَرَاءَ ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ آخِرُ آيَةٍ نَزَلَتْ {يَسْتَفْتُونَكَ قُلِ اللَّهُ يُفْتِيكُمْ فِي الْكَلاَلَةِ} وَآخِرُ سُورَةٍ نَزَلَتْ بَرَاءَةٌ.
Bera İbn Azib'in şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Son inen ayet, "Senden fetva isterler. De ki: Allah, babası ve çocuğu olmayan kimsenin mirası hakkındaki hükmü şöyle açıklıyor: ... "(Nisa 176) ayeti; son inen sure ise, Berae suresidir. Fethu'l-Bari Açıklaması: Tezkiye ile zekatın, itaat ve ihlas anlamına geldiği söylenmiştir. Bu görüşü İbn Ebı Hatim, Ali İbn Ebı Talha kanalıyla senedli olarak İbn Abbas'tan nakletmiştir. O, "Onlann mallanndan zekat al ki, bununla onlan temizleyesin ve anndırasın, "(Tevoe 103) ayetinin tefsirinde bunu söylemiştir. Yine İbn Ebı Hatim Ali İbn Ebı Talha kanalıyla senedli olarak İbn Abbas'ın " ... O'na ortak koşanlann vay haline! Onlar zekatı vermezler ... " (Fussılet 6-7) ayeti hakkında şöyle söylediğini aktarmıştır: "Onlar Allah'tan başka gerçek ilah olmadığını kabul etmezler." Bu ayet Fussılet suresinde geçmektedir. İmam Buhari' bu ayet i istidraden burada zikretti. İbn Abbas'ın zekatı itaat ve tevhid ile açıklaması, bu ayete dayanarak kafirlerin de şeriatın funlu ile sorumlu tutulduklanna dair bazı kimselerin yaptığı çıkanmı çürütmektedir. İmam Buharı bu başlık altında en son inen ayet ve sure hakkında Bera İbn Azib'den nakledilen hadisi zikretti. En son inen ayet konusunda Bakara suresinin tefsirinde İbn Abbas'tan nakledilen bir hadis geçmişti. Ona göre en son inen ayet "riba ayeti" idi. Bu iki rivayet şu şekilde uzlaştırılır: Her iki sahabı de bu bilgiyi Hz. Nebi'den nakletmemiştir. Ulaşabildikleri rivayetleri tümevanm yöntemi ile inceleyip bu sonuçlara ulaşmışlardır. Bu iki rivayet daha güzel biçimde şöyle uzlaştırılır: Her iki sahabi' de belli bir açıdan son inen ayeti kastetmiştir. Berae suresinin son inen sure olduğu meselesine gelince; bu ifade ile surenin bir kısmı veya çoğu kastedilmiştir. Çünkü Berae suresindeki bir çok ayet, Hz. Nebi'in vefat ettiği yıldan önce inmiştir. Daha net ifade edecek olursak; Berae suresinin baş kısmı Hz. Ebu Bekir'in hac ettiği hicretin IX. yılında, Mekke'nin fethinden hemen sonra inmiştir. Maide suresindeki " ... İşte bugün sizin dininizi kemale erdirdim ... "(Maide 3) ayeti, hicretin X. Yılında Veda Haccı esnasında inmiştir. Dolayısıyla bu rivayetten, Tevbe suresinin çoğunun son inen sure olduğu anlaşılmaktadır. Hiç kuşkusuz bu surenin çoğu, Hz. Nebi'in son seferi olan Tebuk seferinde nazil olmuştur. Nasr suresinin tefsirinde, bu surenin en son inen sure olduğu rivayeti gelecektir. Orada konuyla ilgili rivayetler uzlaştırılacaktır. Tevbe suresinin son inen sure olması ile surenin bir kısmının kastedildiği ileri sürülmüştür. [O bir kısmının hangi ayet olduğu konusunda da farklı görüşler ortaya atılmıştır.] Bir görüşe göre, "Fakat tevbe eder, namaz kılar ... "(Tevbe 5) ayeti; bir başka görüşe göre ise, "Andalsun size kendinizden öyle bir Nebi gelmiştir ... "(Tevbe 128) ayetidir. Ancak "Allah'a döneceğiniz günden karkun! ... "(Bakara 281) ayetinin en son inen ayet olduğunu belirten görüş, en doğru olan görüştür. Nitekim bu konu, Bakara suresinin tefsirinde geçmişti. İbn Abdisselam şöyle nakletmiştir: "En son inen ayet, kelale ayetidir. Hz. Nebi bu ayetin inmesinden sonra elli gün yaşadı. Sonra Bakara suresindeki ayet indi
Narrated Al-Bara:The last Verse that was revealed was: 'They ask you for a legal verdict: Say: Allah directs (thus) about Al-Kalalah (those who leave no descendants or ascendants as heirs).' And the last Sura which was revealed was Baraatun
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَلْقَمَةُ بْنُ مَرْثَدٍ، قَالَ سَمِعْتُ سَعْدَ بْنَ عُبَيْدَةَ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " الْمُسْلِمُ إِذَا سُئِلَ فِي الْقَبْرِ يَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ، فَذَلِكَ قَوْلُهُ {يُثَبِّتُ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا بِالْقَوْلِ الثَّابِتِ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَفِي الآخِرَةِ}"
Bera İbn Azib'den rivayet edildiğine göre, Nebi Sallallahu Alyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: Kabirde iken Müslümana sorulduğu zaman, o Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in O'nun elçisi olduğuna şehadet edecektir. İşte bu şu ayetin anlamıdır: Allah inananlan, dünya hayatında ve ahirette sağlam bir söz üzerinde tutar. Fethu'l-Bari Açıklaması: İmam Buhar! burada Bera İbn Azib'den gelen hadisi muhtasar olarak zikretti. Bu hadis, "Kitabu'l-cenaiz"de tam olarak geçmişti. Ayrıntılı açıklaması da orada yapılmıştı
Narrated Al-Bara bin Azib:Allah's Messenger (ﷺ) said, "When a Muslim is questioned in his grave, he will testify that none has the right to be worshipped but Allah and that Muhammad is Allah's Messenger (ﷺ), and that is what is meant by Allah's Statement:-- "Allah will keep firm those who believe with a Word that stands firm in this world and in the Hereafter
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ بَيْنَمَا رَجُلٌ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم يَقْرَأُ، وَفَرَسٌ لَهُ مَرْبُوطٌ فِي الدَّارِ، فَجَعَلَ يَنْفِرُ، فَخَرَجَ الرَّجُلُ فَنَظَرَ فَلَمْ يَرَ شَيْئًا، وَجَعَلَ يَنْفِرُ، فَلَمَّا أَصْبَحَ ذَكَرَ ذَلِكَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " تِلْكَ السَّكِينَةُ تَنَزَّلَتْ بِالْقُرْآنِ ".
Bera'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabından biri, atı evinin önünde bağlı iken Kur'an-ı Kerım okuyordu. Derken at huysuzlanmaya başladı. Adam çıkıp baktı, ancak hiçbir şey göremedi. (O Kur'an okudukçal at huysuzlanmaya başladı. Sabah olunca o sahabı bu olayı Hz. Nebi'e anlattı. O da şöyle buyurdu: İşte bu sekınedir, Kur'an ile inmiştir. İmam Buhari burada sekınenin inmesi hakkında Bera'dan nakledilen hadisi verdi. Bu hadisin tamamı, açıklaması ile birlikte "Fezailu'l-Kur'an"da gelecektir. (Hadis no:)
Narrated Al-Bara:While a man from the companions of the Prophet (ﷺ) was reciting (Qur'an) and his horse was tied in the house, the horse got startled and started jumping. The man came out, looked around but could not find anything, yet the horse went on jumping. The next morning he mentioned that to the Prophet. The Prophet (ﷺ) said, "That was the tranquility (calmness) which descended because of the recitation of the Qur'an
حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبِي، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ أَوَّلُ مَنْ قَدِمَ عَلَيْنَا مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مُصْعَبُ بْنُ عُمَيْرٍ وَابْنُ أُمِّ مَكْتُومٍ فَجَعَلاَ يُقْرِئَانِنَا الْقُرْآنَ، ثُمَّ جَاءَ عَمَّارٌ وَبِلاَلٌ وَسَعْدٌ ثُمَّ جَاءَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ فِي عِشْرِينَ ثُمَّ جَاءَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَمَا رَأَيْتُ أَهْلَ الْمَدِينَةِ فَرِحُوا بِشَىْءٍ فَرَحَهُمْ بِهِ، حَتَّى رَأَيْتُ الْوَلاَئِدَ وَالصِّبْيَانَ يَقُولُونَ هَذَا رَسُولُ اللَّهِ قَدْ جَاءَ. فَمَا جَاءَ حَتَّى قَرَأْتُ {سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الأَعْلَى} فِي سُوَرٍ مِثْلِهَا.
el-Berâ ibnu Âzib (radıyallahü anh) şöyle demiştir: Peygamber'in sahâbîlerinden bize ilk önce hicret edip gelenler Mus'ab ibnu Umeyr ve İbnu Ümmi Mektûm'dur. Bunlar geldiler ve bize Kur'ân okutmaya başladılar. Sonra Ammâr ibn Yâsir, Bilâl ve Sa'd (ibn Ebî Vakkaas) geldiler. Daha sonra yirmi kişi içinde Omer ibnu'l-Hattâb geldi. Bunlardan sonra Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) -Ebû Bekr ve Âmir ibn Fuheyre ile geldi. Artık ben Medine ahâlîsinin, Peygamber'in gelişiyle ferahlandıkları kadar hiçbirşey ile ferahlandıklarını görmedim. Hattâ genç kızlar ve çocukları görüyordum ki, bunlar: İşte bu Rasûlüllah'tır, geldi! diyorlar(seviniyorlardı). isme Rabbike'l-a'lâ" Sûresini onun gibi birkaç süre içinde okuyuncaya kadar Rasûlüllah Medine'ye gelmemişti
Narrated Al-Bara:The first of the companions of the Prophet (ﷺ) who came to us (in Medina), were Mus`ab bin `Umair and Ibn Um Maktum, and they started teaching us the Qur'an. Then came `Ammar, Bilal and Sa`d. Afterwards `Umar bin Al-Kkattab came along with a batch of twenty (men): and after that the Prophet (ﷺ) came. I never saw the people of Medina so pleased with anything as they were with his arrival, so that even the little boys and girls were saying, "This is Allah's Messenger (ﷺ) who has come." He (the Prophet (ﷺ) ) did not come (to Medina) till I had learnt Surat Al-Ala and also other similar Suras
حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَدِيٌّ، قَالَ سَمِعْتُ الْبَرَاءَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ فِي سَفَرٍ فَقَرَأَ فِي الْعِشَاءِ فِي إِحْدَى الرَّكْعَتَيْنِ بِالتِّينِ وَالزَّيْتُونِ. {تَقْوِيمٍ} الْخَلْقِ.
Bera' radiyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir seferde iken yatsı namazının iki rekatının birinde Tin Suresi'ni okumuştur. تقويم takvim(Tin 4) "yaratma" anlamına gelir. Fethu’l-Bari Açıklaması: Firyabi والتين والزيتون ve't-tini ve'z-zeyuun ayeti hakkında Mücahid'in şöyle dediğini senediyle naKletmiştir: Bunlar, insanların yediği meyvedir. Ebu Nuaym'ın rivayetinde ........takvim (Tin 4) "yaratma" olarak açıklanmıştır. Firyabi, Mücahid'in ...........fi ahseni takvim ifadesini: 'en güzel bir şekilde yaratma" olarak açıkladığını senediyle birlikte nakletmiştir. İbnu'l-Münzir hasen bir senede İbn Abbas'ın bu ifadeyi "en doğru yaratma" şeklinde açıkladığını nakletmiştir
Narrated Al-Bara:While the Prophet (ﷺ) was on a journey, he recited Surat at-Tini waz-Zaituni (95) in one of the first two rak`at of the `Isha prayer
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ، قَالَ لَمَّا نَزَلَتْ {لاَ يَسْتَوِي الْقَاعِدُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ} قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " ادْعُ لِي زَيْدًا وَلْيَجِئْ بِاللَّوْحِ وَالدَّوَاةِ وَالْكَتِفِ ـ أَوِ الْكَتِفِ وَالدَّوَاةِ ـ ثُمَّ قَالَ " اكْتُبْ لاَ يَسْتَوِي الْقَاعِدُونَ " وَخَلْفَ ظَهْرِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عَمْرُو بْنُ أُمِّ مَكْتُومٍ الأَعْمَى قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَمَا تَأْمُرُنِي فَإِنِّي رَجُلٌ ضَرِيرُ الْبَصَرِ فَنَزَلَتْ مَكَانَهَا {لاَ يَسْتَوِي الْقَاعِدُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ} فِي سَبِيلِ اللَّهِ {غَيْرُ أُولِي الضَّرَرِ}"
Bera'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: "Mu'minIerden oturanlarla, Allah yolunda cihad edenler bir 0lmaz"(Nısa 95) ayeti nazil olunca Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Bana Zeyd'i çağırın, levha, mürekkep ve kürek kemiği getirsin veya kürek kemiği ile mürekkep getirsin," dedi. Sonra ona şöyle emretti: "Yaz, 'mu'minIerden ... " Bu esnada Allah Resulü'nün Sallallahu Aleyhi ve Sellem arkasında ama İbn İbn Ümmi MektCım vardı. (Ayeti duyunca) "Ya Resulallah! Sallallahu Aleyhi ve Sellem Bana ne emredersiniz? Zira ben gözleri görmeyen bir adamım," dedi. Bunun üzerine yukarıdaki ayet şu şekilde nazil oldu: "mu'minierden özür sahibi olanlar dışında, oturanlarla mallan ve canlanyla Allah yolunda cihad edenler bir olmaz."(Nısa 95) Fethu'l-Bari Açıklaması: Zeyd İbn Sabit dışında bir çok kimse Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem için vahyi yazmıştır. Mekke'de inen ayetlerin tamamını Zeyd'in dışındaki vahiy katipleri yazmıştır. Çünkü o, ancak hicretten sonra Müslüman olmuştu. Medine'de inen ayetlerin ise çoğunu o yazmıştı. Bu yüzden ona el-Katib den me ye başlanmıştı. Onun için kullanılan Kll/el-Katib lakabının başındaki harf-i tarif ahd içindir. Nitekim bu konuda ikinci hadis olarak Bera'dan gelen rivayette de onun vahiy katipliği yaptığı görülmektedir. Bundan dolayı Ebu Bekir ona "sen Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem için vahyi yazıyordun," demiştir. Zeyd, vahiy geldiği zaman bazen hazır bulunmuyor olabilirdi. İşte bu yüzden onun dışındakilerde vahyi yazmıştır. Zeyd'den önce de Hz. Nebi için Ubeyy İbn Ka'b vahiy yazmıştır. Ubeyy, Medine'de Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem için vahiy yazan ilk katiptir. Mekke'de ise ilk vahiy katibi, Kureyş kabilesinden Abdullah İbn Sa'd İbn Ebi Serh'tir. Daha sonra bu zat irtidat etmiş, Mekke'nin fethi esnasında tekrar Müslüman olmuştur. Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem için vahiy yazan katipleri şu şekilde sıralayabiliriz: 1- Dört Halife 2- ZUbeyr İbn Avam 3- Said İbn eı-As İbn Ümeyye'nin iki oğlu Eban ve Halid 4- Hanıala İbn Rabi' el-Esedi 5- Muayklb İbn Ebı Fatıma 6- Abdullah İbn el-Erkam ez-Zührı 7- Şurahbll İbn Hasene 8- Abdullah İbn Ravaha
Narrated Al-Bara:There was revealed: 'Not equal are those believers who sit (at home) and those who strive and fight in the Cause of Allah.' (4.95) The Prophet (ﷺ) said, "Call Zaid for me and let him bring the board, the inkpot and the scapula bone (or the scapula bone and the ink pot)."' Then he said, "Write: 'Not equal are those Believers who sit..", and at that time `Amr bin Um Maktum, the blind man was sitting behind the Prophet (ﷺ) . He said, "O Allah's Apostle! What is your order For me (as regards the above Verse) as I am a blind man?" So, instead of the above Verse, the following Verse was revealed: 'Not equal are those believers who sit (at home) except those who are disabled (by injury or are blind or lame etc.) and those who strive and fight in the cause of Allah
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، أَنْبَأَنَا أَبُو إِسْحَاقَ، سَمِعَ الْبَرَاءَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ تَعَلَّمْتُ {سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ} قَبْلَ أَنْ يَقْدَمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم.
Bera'dan şöyle dediği nakledilmiştir: سبح اسم ربك الأعلى Sebbihisme rabbike'l-a'la,,(Aıa suresini) Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine ye gelmeden önce öğrendim
Narrated Al-Bara':I learnt, 'Glorify the Name of your Lord the Most High' (Surat al-A'la) No 87, before the Prophet (ﷺ) came (to Medina)
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ، قَالَ كَانَ رَجُلٌ يَقْرَأُ سُورَةَ الْكَهْفِ وَإِلَى جَانِبِهِ حِصَانٌ مَرْبُوطٌ بِشَطَنَيْنِ فَتَغَشَّتْهُ سَحَابَةٌ فَجَعَلَتْ تَدْنُو وَتَدْنُو وَجَعَلَ فَرَسُهُ يَنْفِرُ فَلَمَّا أَصْبَحَ أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ ذَلِكَ لَهُ فَقَالَ " تِلْكَ السَّكِينَةُ تَنَزَّلَتْ بِالْقُرْآنِ ".
Bera'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: "Adam'ın biri Kehf suresini okuyormuş. Yan tarafında da iki iple bağlı iyi cins bir at varmış. Derken bir bulut kaplamış. Bulut yaklaştıkça yaklaşmış. Bu esnada atı kaçmaya başlamış. Sabah olunca, adam Allah Resu!ü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelip bu durumu haber vermiş. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuş: O Kur'an'la birlikte inen sekinettir." Fethu'l-Bari Açıklaması: Hadiste ismi belirtilmeyen kişinin Üseyd İbn Hudayr olduğu söylenmiştir. .......şedaneyn kelimesi /şedan kelimesinin tesniyesidir. Sekinet, hem Kur'an'da, hem de hadislerde geçen bir kavramdır. Taberi ve diğerleri Hz. Ali'nin şöyle dediğini nakletmişlerdir. "Sekinet, ses çıkararak esen bir rüzgarın adıdır. Onun, insan yüzüne benzer yüzü vardır." Söylendiğine göre sekinetin iki başı varmış. Mücahid'den nakledildiğine göre sekinetin kedi başı gibi bir başı varmış. Rabı' İbn Enes'ten, sekinetin ışık saçan bir gözü olduğu nakledilmiştir. Süddı ise şöyle demiştir: "Sekinet, Cennetten gelen altın bir leğendir. Nebilerin kalpleri bu leğende yıkanır." Ebu Malik de şunları spylemiştir: "Sekinet, Musa'nın levhaları, Tevratı ve asayı içine koyduğu şeyin adıdır." Vehb İbn Münebbih "Sekinet, Allah'tan gelen bir rahatlıktır" demiştir. Dahhak İbn Müzahim, sekinetin rahmet olduğunu söylemiştir. "Sekinet, kalbin sukOna ermesidir" sözü de ondan nakledilmiştir. Sekinetin, gönül huzuru ve ağırbaşlılık olduğu da ileri sürülmüştür. Sekinetin melekler olduğu da ifade edilmiştir. Bu görüşü, Saganı zikretmiştir. Kısaca sekinet geçtiği yere göre anlam kazanır. Bu konudaki hadiste geçen sekinetin uygun açıklaması ilk aktardığımız izahtır. Ancak Vehb'in sözü de göz ardı edilemez. Nevevı şöyle demiştir: "Tercih edilen görüşe göre sekinet, gönül huzurunu, rahmeti ve melekleri bir araya getiren bir tür canlı yaratıktır
Narrated Al-Bara':A man was reciting Surat Al-Kahf and his horse was tied with two ropes beside him. A cloud came down and spread over that man, and it kept on coming closer and closer to him till his horse started jumping (as if afraid of something). When it was morning, the man came to the Prophet, and told him of that experience. The Prophet (ﷺ) said, "That was As-Sakina (tranquility) which descended because of (the recitation of) the Qur'an
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ الرَّبِيعِ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنِ الأَشْعَثِ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ سُوَيْدٍ، قَالَ الْبَرَاءُ بْنُ عَازِبٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَمَرَنَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِسَبْعٍ، وَنَهَانَا عَنْ سَبْعٍ، أَمَرَنَا بِعِيَادَةِ الْمَرِيضِ، وَاتِّبَاعِ الْجِنَازَةِ، وَتَشْمِيتِ الْعَاطِسِ، وَإِبْرَارِ الْقَسَمِ، وَنَصْرِ الْمَظْلُومِ، وَإِفْشَاءِ السَّلاَمِ، وَإِجَابَةِ الدَّاعِي، وَنَهَانَا عَنْ خَوَاتِيمِ الذَّهَبِ، وَعَنْ آنِيَةِ الْفِضَّةِ، وَعَنِ الْمَيَاثِرِ، وَالْقَسِّيَّةِ، وَالإِسْتَبْرَقِ وَالدِّيبَاجِ. تَابَعَهُ أَبُو عَوَانَةَ وَالشَّيْبَانِيُّ عَنْ أَشْعَثَ فِي إِفْشَاءِ السَّلاَمِ.
Muaviye İbn Suveyd'den, el-Sera İbn Azib r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize yedi şeyi emir buyurdu, yedi şeyden de nehyetti: Size hastayı ziyaret etmeyi, cenazenin arkasından gitmeyi, aksırıp elhamdulillah diyene yerhamukellah demeyi, yemin edenin yemininde durmasını sağlamak için ona yardımcı olmayı, mazluma yardım etmeyi, selamlaşmayı yaygınlaştırmayı, davetçiye icabet etmeyi emir buyurdu. Yine bize altın yüzükleri (takınmayı), gümüş kapları (kullanmayı), eğerlerin üzerine oturulan kısımlarının ipekle kaplanmasını, kasiyye, istebrak ve dibac (diye anılan ipeklileri kullanmayı) bize yasakladı
Narrated Al-Bara' bin `Azib:The Prophet (ﷺ) ordered us to do seven (things) and forbade us from seven. He ordered us to visit the patients, to follow the funeral procession, to reply to the sneezer (i.e., say to him, 'Yarhamuka-l-lah (May Allah bestow His Mercy upon you), if he says 'Al-hamduli l-lah' (Praise be to Allah), to help others to fulfill their oaths, to help the oppressed, to greet (whomever one should meet), and to accept the invitation (to a wedding banquet). He forbade us to wear golden rings, to use silver utensils, to use Maiyathir (cushions of silk stuffed with cotton and placed under the rider on the saddle), the Qasiyya (linen clothes containing silk brought from an Egyptian town), the Istibraq (thick silk) and the Dibaj (another kind of silk). (See Hadith No. 539 and)
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ شُعْبَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي عَدِيٌّ، عَنِ الْبَرَاءِ، وَابْنِ أَبِي أَوْفَى، رضى الله عنهم قَالاَ نَهَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنْ لُحُومِ الْحُمُرِ.
Bera ve İbn Evfa r.anhuma dediler ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem (evcil) eşeklerin etlerini yasakladı
Narrated Al-Bara' and Ibn Abi `Aufa:The Prophet (ﷺ) prohibited the eating of donkey's meat
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ زُبَيْدٍ الإِيَامِيِّ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنِ الْبَرَاءِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ أَوَّلَ مَا نَبْدَأُ بِهِ فِي يَوْمِنَا هَذَا أَنْ نُصَلِّيَ ثُمَّ نَرْجِعَ فَنَنْحَرَ، مَنْ فَعَلَهُ فَقَدْ أَصَابَ سُنَّتَنَا، وَمَنْ ذَبَحَ قَبْلُ فَإِنَّمَا هُوَ لَحْمٌ قَدَّمَهُ لأَهْلِهِ، لَيْسَ مِنَ النُّسُكِ فِي شَىْءٍ ". فَقَامَ أَبُو بُرْدَةَ بْنُ نِيَارٍ وَقَدْ ذَبَحَ فَقَالَ إِنَّ عِنْدِي جَذَعَةً. فَقَالَ " اذْبَحْهَا وَلَنْ تَجْزِيَ عَنْ أَحَدٍ بَعْدَكَ ". قَالَ مُطَرِّفٌ عَنْ عَامِرٍ عَنِ الْبَرَاءِ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " مَنْ ذَبَحَ بَعْدَ الصَّلاَةِ تَمَّ نُسُكُهُ، وَأَصَابَ سُنَّةَ الْمُسْلِمِينَ ".
Bera' r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Bu günümüzde ilk başlayacağımız iş namaz kılmamız, sonra dönüp kurban kesmemizdir. Kim bunu (böylece) yaparsa sünnetimize göre iş yapmış olur. Kim de (namazdan) önce keserse o (bu kestiği) ancak aile halkı için takdim ettiği bir et olur. Onun kurban ibadetiyle bir ilgisi yoktur. Bunun üzerine Ebu Burde b. Niyar -ki daha önce kurbanını kesmişti- ayağa kalkarak: Yanımda henüz bir yaşını doldurmamış bir keçi (cezea) vardır (onu kessem olur mu), dedi. Allah Rasulü: Onu kes! Fakat senden sonra kimse için olmayacaktır, diye buyurdu." Mutarrif, Amir'den, o el-Bera'dan naklen dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Her kim namazdan sonra (kurbanını) keserse onun ibadeti tamam olur ve müslümanların sünnetine uygun bir iş yapmış olur, diye buyurdu
Narrated Al-Bara:The Prophet (ﷺ) said (on the day of Idal-Adha), "The first thing we will do on this day of ours, is to offer the (`Id) prayer and then return to slaughter the sacrifice. Whoever does so, he acted according to our Sunna (tradition), and whoever slaughtered (the sacrifice) before the prayer, what he offered was just meat he presented to his family, and that will not be considered as Nusak (sacrifice)." (On hearing that) Abu Burda bin Niyar got up, for he had slaughtered the sacrifice before the prayer, and said, "I have got a six month old ram." The Prophet (ﷺ) said, 'Slaughter it (as a sacrifice) but it will not be sufficient for any-one else (as a sacrifice after you). Al-Bara' added: The Prophet (ﷺ) said, "Whoever slaughtered (the sacrifice) after the prayer, he slaughtered it at the right time and followed the tradition of the Muslims
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا مُطَرِّفٌ، عَنْ عَامِرٍ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ ضَحَّى خَالٌ لِي يُقَالُ لَهُ أَبُو بُرْدَةَ قَبْلَ الصَّلاَةِ، فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " شَاتُكَ شَاةُ لَحْمٍ ". فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ عِنْدِي دَاجِنًا جَذَعَةً مِنَ الْمَعَزِ. قَالَ " اذْبَحْهَا وَلَنْ تَصْلُحَ لِغَيْرِكَ ". ثُمَّ قَالَ " مَنْ ذَبَحَ قَبْلَ الصَّلاَةِ فَإِنَّمَا يَذْبَحُ لِنَفْسِهِ، وَمَنْ ذَبَحَ بَعْدَ الصَّلاَةِ فَقَدْ تَمَّ نُسُكُهُ، وَأَصَابَ سُنَّةَ الْمُسْلِمِينَ ". تَابَعَهُ عُبَيْدَةُ عَنِ الشَّعْبِيِّ وَإِبْرَاهِيمَ. وَتَابَعَهُ وَكِيعٌ عَنْ حُرَيْثٍ عَنِ الشَّعْبِيِّ. وَقَالَ عَاصِمٌ وَدَاوُدُ عَنِ الشَّعْبِيِّ عِنْدِي عَنَاقُ لَبَنٍ. وَقَالَ زُبَيْدٌ وَفِرَاسٌ عَنِ الشَّعْبِيِّ عِنْدِي جَذَعَةٌ. وَقَالَ أَبُو الأَحْوَصِ حَدَّثَنَا مَنْصُورٌ عَنَاقٌ جَذَعَةٌ. وَقَالَ ابْنُ عَوْنٍ عَنَاقٌ جَذَعٌ، عَنَاقُ لَبَنٍ.
Bera b. Azib r.a.'dan, dedi ki:, "Ebu Burde diye anılan bir dayım bayram namazından önce kurbanını kesti. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona: Senin o kestiğin koyun, et için kesilen bir koyun oldu, diye buyurdu. Ebu Burde: Ey Allah'ın Rasulü, bende evde beslediğim bir yaşını doldurmamış bir keçi oğlağı var, dedi. Allah Rasulü: Onu kes, senden başkası için de,bu uygun düşmez, diye buyurdu. Daha sonra: Her kim bayram namazından önce kurbanını keserse o ancak kendisi için kesmiş olur. Kim de namazdan sonra kurbanını keserse onun kurban ibadeti tamam olur ve müslümanların sünnetine de uygun bir iş yapmış olur, diye ekledi
Narrated Al-Bara' bin `Azib:An uncle of mine called Abu Burda, slaughtered his sacrifice before the `Id prayer. So Allah's Messenger (ﷺ) said to him, "Your (slaughtered) sheep was just mutton (not a sacrifice)." Abu Burda said, "O Allah's Apostle! I have got a domestic kid goat." The Prophet (ﷺ) said, "Slaughter it (as a sacrifice) but it will not be permissible for anybody other than you" The Prophet (ﷺ) added, "Whoever slaughtered his sacrifice before the (`Id) prayer, he only slaughtered for himself, and whoever slaughtered it after the prayer, he offered his sacrifice properly and followed the tradition of the Muslims
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي جُحَيْفَةَ، عَنِ الْبَرَاءِ، قَالَ ذَبَحَ أَبُو بُرْدَةَ قَبْلَ الصَّلاَةِ فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَبْدِلْهَا ". قَالَ لَيْسَ عِنْدِي إِلاَّ جَذَعَةٌ ـ قَالَ شُعْبَةُ وَأَحْسِبُهُ قَالَ ـ هِيَ خَيْرٌ مِنْ مُسِنَّةٍ. قَالَ " اجْعَلْهَا مَكَانَهَا، وَلَنْ تَجْزِيَ عَنْ أَحَدٍ بَعْدَكَ ". وَقَالَ حَاتِمُ بْنُ وَرْدَانَ عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَنَسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ عَنَاقٌ جَذَعَةٌ.
Bera'dan, dedi ki: "Ebu Burde bayram namazından önce kurbanını kesti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona: Onun yerine başkasını kes, diye buyurdu. Ebu Burde: Bende yaşını doldurmamış dişi bir keçiden başkası yok, dedi. -Şube dedi ki: Zannederim o (ravilerden Ebu Burde, el-Bera'dan naklen): Hem o, yaşını tamamlamış bir dişi keçiden daha iyidir, dedi.- Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: O halde sen onu diğerinin (daha önce kestiğin kurbanlığın) yerine kes ve senden sonra da böylesi, hiç kimse için geçerli olmayacaktır, diye buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Senin koyunun et için kesilmiş bir koyun oldu." Yani o bir kurbanlık değildir. Aksine o, kendisinden yararlanılabilecek bir etten ibarettir. Nitekim Zubeyd el-İyamı'nin rivayetinde (bölümün başındaki 5545 nolu hadis) de geçtiği üzere "o ancak aile halkına takdim ettiği bir etten ibaret olur." Hadisten Çıkan Sonuçlar 1- Bir yaşını doldurmamış keçinin kurbanlığı caiz değildir. Cumhurun görüşü budur. Ata ve onun ashabından (ondan rivayet almış olanlardan) el-Evza1'ye göre mutlak olarak caizdir. Bu hususta Cabir'in Nebie merfu olarak zikrettiği bir sahih hadis de vardır: "Yaşını doldurmamış olanı kesmeyiniz. Ancak yaşını doldurmuşu bulmakta zorlanırsanız bir yaşını doldurmamış koyun kesebilirsiniz." Bu hadisi Müslim, Ebu Davud, Nesai ve başkaları da rivayet etmiş bulunmaktadır. Fakat Nevevı cumhurdan bunu (bir yaşını bitirmiş olanı kurban etmeyi) daha faziletli olana yorumladıklarını nakletmiş bulunmaktadır. İfadenin takdiri ise şöyledir: Sizin için müstehap olan ancak bir yaşını doldurmuş olanı kesmektir. Eğer bulamayacak olursanız o takdirde bir yaşını doldurmamış bir koyun kesebilirsiniz. Bir yaşını doldurmamiş olan (el-ceza') koyun türünün yeterli olabileceğini kabul eden cumhur, yaşı hususunda farklı görüşlere sahiptir. Birinci görüşe göre bir yaşını doldurup iki yaşına basmış alandır. Şafi1lere göre daha sahih, dil bilginleri ne göre de daha meşhur olan görüş budur. İkinci görüşe göre ise bu altı aydır. Bu da Hanefılerle, Hanbelilerin görüşüdür. "Sonra kim bayram namazından önce keserse ancak kendisi için kesmiş olur diye buyurdu." Yani onun o kestiği kurban olmaz. "Kim de namazdan sonra keserse onun kurban ibadeti tamamlanmış olur ve müslümanların sünnetine de" onlann izledikleri yola "uygun iş yapmış olur." 2- Hadisten sözü edilen sonuçlardan başka şu da anlaşılmaktadır: Hükümlerde baş vurulacak kaynak, Nebi Sallallahu Aleyhi ve SellemIdir. O bazı hallerde ümmeti arasından birisi için özel bir hüküm verebilir ve başkası hakkında da bu hükmü -bu konuda bir mazeret veya gerekçe bulunmasa dahi- uygun görmeyebilir. 3- Allah Resulü'nün bir kişiye hitabı, o hitabın özeloluşuna dair açık bir delil ortaya çıkıncaya kadar bütün mükellefleri kapsar. 4- Yapılan bir amel, güzel bir niyet ile yapılsa dahi şeriate uygun düşmedikj çe sahih degildir
Narrated Al-Bara':Abu Burda slaughtered (the sacrifice) before the (`Id) prayer whereupon the Prophet (ﷺ) said to him, "Slaughter another sacrifice instead of that." Abu Burda said, "I have nothing except a Jadha'a." (Shu`ba said: Perhaps Abu Burda also said that Jadha'a was better than an old sheep in his opinion.) The Prophet (ﷺ) said, "(Never mind), slaughter it to make up for the other one, but it will not be sufficient for anyone else after you
حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ الْمِنْهَالِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ أَخْبَرَنِي زُبَيْدٌ، قَالَ سَمِعْتُ الشَّعْبِيَّ، عَنِ الْبَرَاءِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَخْطُبُ فَقَالَ " إِنَّ أَوَّلَ مَا نَبْدَأُ مِنْ يَوْمِنَا هَذَا أَنْ نُصَلِّيَ، ثُمَّ نَرْجِعَ فَنَنْحَرَ، فَمَنْ فَعَلَ هَذَا فَقَدْ أَصَابَ سُنَّتَنَا، وَمَنْ نَحَرَ فَإِنَّمَا هُوَ لَحْمٌ يُقَدِّمُهُ لأَهْلِهِ، لَيْسَ مِنَ النُّسُكِ فِي شَىْءٍ ". فَقَالَ أَبُو بُرْدَةَ يَا رَسُولَ اللَّهِ ذَبَحْتُ قَبْلَ أَنْ أُصَلِّيَ، وَعِنْدِي جَذَعَةٌ خَيْرٌ مِنْ مُسِنَّةٍ. فَقَالَ " اجْعَلْهَا مَكَانَهَا، وَلَنْ تَجْزِيَ أَوْ تُوفِيَ عَنْ أَحَدٍ بَعْدَكَ ".
Bera r.a.'dan şöyle dediğirivayetedilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i hutbe irad ederken dinledim. Şöyle buyurdu: Bugünümüzde ilk yapacağımız iş, namaz kılmamız, sonra dönüp kurbanlıklanmızı kesmemizdir. Kim bunu yaparsa bizim sünnetimize uygun iş yapmış olur. Her kim (namazdan önce) kesmiş ise onun bu kestiği, aile halkına takdim ettiği bir et olur. Kurban ibadetiyle hiçbir alakası olmaz. Bunun üzerine Ebu Burde: Ey Allah'ın Rasulü, bayram namazını kılmadan önce kestim. Yanımda ise bir yaşını doldurmuş olandan daha iyi, yaşını doldurmamış bir dişi keçi vardır, dedi. Allah Rasulü şöyle buyurdu: Sen onu o kestiğinin yerine kes! Ancak bu, senden sonra hiçbir kimse için yeterli olmayacaktır -yahut onun yerini tutmayacaktır (diyebuyurdu)
Narrated Al-Bara':I heard the Prophet (ﷺ) delivering a sermon, and he said (on the Day of `Id-Allah. a), "The first thing we will do on this day of ours is that we will offer the `Id prayer, then we will return and slaughter our sacrifices; and whoever does so, then indeed he has followed our tradition, and whoever slaughtered his sacrifice (before the prayer), what he offered was just meat that he presented to his family, and that was not a sacrifice." Abu Burda got up and said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! I slaughtered the sacrifice before the prayer and I have got a Jadha'a which is better than an old sheep." The Prophet (ﷺ) said, "Slaughter it to make up for that, but it will not be sufficient for anybody else after you
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ فِرَاسٍ، عَنْ عَامِرٍ، عَنِ الْبَرَاءِ، قَالَ صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ يَوْمٍ، فَقَالَ " مَنْ صَلَّى صَلاَتَنَا وَاسْتَقْبَلَ قِبْلَتَنَا، فَلاَ يَذْبَحْ حَتَّى يَنْصَرِفَ ". فَقَامَ أَبُو بُرْدَةَ بْنُ نِيَارٍ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَعَلْتُ. فَقَالَ " هُوَ شَىْءٌ عَجَّلْتَهُ ". قَالَ فَإِنَّ عِنْدِي جَذَعَةً هِيَ خَيْرٌ مِنْ مُسِنَّتَيْنِ آذْبَحُهَا قَالَ " نَعَمْ، ثُمَّ لاَ تَجْزِي عَنْ أَحَدٍ بَعْدَكَ ". قَالَ عَامِرٌ هِيَ خَيْرُ نَسِيكَتِهِ.
Amir'den rivayete göre el-Bera şöyle demiştir: "Bir gün Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bayram namazı kıl(dır)dı ve şöyle buyurdu: Kim bizim kıldığımız namazı kılar, kıblemize yönelir ise namazdan ayrılıncaya kadar kurbanını kesmesin. Ebu Burde b. Niyar ayağa kalkarak: Ey Allah'ın Resulü, ben böyle yaptım, dedi. Allah Resulü: Bu, erken davranarak yaptığın bir iş oldu, diye buyurdu. Ebu Burde: Benim yanımda yaşını doldurmamış bir dişi keçi var ve o, yaşını doldurmuş iki koyundan hayırlıdır. Onu kesebilir miyim, diye sordu. Allah Rasulü: Evet. Fakat bundan sonra artık hiç kimse için yeterli olmaz, diye buyurdu." Amir (eş-Şa'bl): "İşte o, onun kestiği iki kurbanın hayırlı alanıdır" dedi. Fethu'l-Bari Açıklaması:• "Namazdan önce kurbanın! kesen iade eder", yani kurban kesme işini tekrarlar. "Kim bizim bu namazımıZ! kılar ve kıblemize yönelirse ... " Kim İslam dini üzere ise ... demektir
Narrated Al-Bara':One day Allah's Messenger (ﷺ) offered the `Id prayer and said, "Whoever offers our prayer and faces our Qibla should not slaughter the sacrifice till he finishes the `Id prayer." Abu Burda bin Niyar got up and said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! I have already done it. The Prophet (ﷺ) said, "That is something you have done before its due time." Abu Burda said, "I have a Jadha'a which is better than two old sheep; shall I slaughter it?" The Prophet (ﷺ) said, "Yes, but it will not be sufficient for anyone after you
حَدَّثَنِي مَحْمُودٌ، أَخْبَرَنَا النَّضْرُ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، قَالَ سَمِعْتُ الْبَرَاءَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَدِمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مِنْ مَكَّةَ وَأَبُو بَكْرٍ مَعَهُ قَالَ أَبُو بَكْرٍ مَرَرْنَا بِرَاعٍ وَقَدْ عَطِشَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ أَبُو بَكْرٍ ـ رضى الله عنه ـ فَحَلَبْتُ كُثْبَةً مِنْ لَبَنٍ فِي قَدَحٍ، فَشَرِبَ حَتَّى رَضِيتُ، وَأَتَانَا سُرَاقَةُ بْنُ جُعْشُمٍ عَلَى فَرَسٍ فَدَعَا عَلَيْهِ، فَطَلَبَ إِلَيْهِ سُرَاقَةُ أَنْ لاَ يَدْعُوَ عَلَيْهِ، وَأَنْ يَرْجِعَ فَفَعَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم.
Bera r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem beraberinde Ebu Bekir ile birlikte Mekke'den geldi. Ebu Bekr dedi ki: Bir çobanın yanından geçtik. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de susamıştı. Ebu Bekr r.a. dedi ki: Ben bir kasenin içine bir miktar süt sağdım. Gönlüm rahat edinceye kadar ondan içti. Bu sırada Suraka b. Cu'şum at üzerinde yanımıza yaklaştı. Ona beddua etti. Suraka ona kendisine beddua etmemesini ve geri dönmeyi teklif etti, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de böyle yaptı
Narrated Al-Bara:The Prophet (ﷺ) came from Mecca with Abu Bakr. Abu Bakr said "We passed by a shepherd and at that time Allah's Messenger (ﷺ) was thirsty. I milked a little milk in a bowl and Allah's Messenger (ﷺ) drank till I was pleased. Suraqa bin Ju'shum came to us riding a horse (chasing us). The Prophet (ﷺ) invoked evil upon him, whereupon Suraqa requested him not to invoke evil upon him, in which case he would go back. The Prophet (ﷺ) agreed
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنِ الأَشْعَثِ بْنِ سُلَيْمٍ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ سُوَيْدِ بْنِ مُقَرِّنٍ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِسَبْعٍ، وَنَهَانَا عَنْ سَبْعٍ، أَمَرَنَا بِعِيَادَةِ الْمَرِيضِ، وَاتِّبَاعِ الْجِنَازَةِ، وَتَشْمِيتِ الْعَاطِسِ، وَإِجَابَةِ الدَّاعِي، وَإِفْشَاءِ السَّلاَمِ، وَنَصْرِ الْمَظْلُومِ وَإِبْرَارِ الْمُقْسِمِ، وَنَهَانَا عَنْ خَوَاتِيمِ الذَّهَبِ، وَعَنِ الشُّرْبِ فِي الْفِضَّةِ ـ أَوْ قَالَ آنِيَةِ الْفِضَّةِ ـ وَعَنِ الْمَيَاثِرِ وَالْقَسِّيِّ، وَعَنْ لُبْسِ الْحَرِيرِ وَالدِّيبَاجِ وَالإِسْتَبْرَقِ.
Bera b. Azib'den, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize yedi şeyemretti, yedi şeyi de yasakladı: Bize hastayı ziyaret etmeyi, cenazelerin arkasından gitmeyi, aksırıp elhamdulillah diyene yerhamukellah demeyi, davette bulunanın davetine icabet etmeyi, selamlaşmayı yaygınlaştırmayı, mazluma yardım etmeyi ve yemin verenin yeminini yerine getirmesini emretti. Diğer taraftan bize altın yüzük takmayı, gümüş içinde içmeyi -ya da gümüş kaptan içmeyi- içi pamukla doldurulmuş, yüzleri atlas ve ipek olan eğer ve semeı-ler üzerine konulan küçük yastıklar kullanmayı, el-kassiy denilen ipek katılmış elbiseler kullanmayı, ince ipek, kalın ipek ve atlastan elbiseler giyinmeyi yasakladı. " Fethu'l-Bari Açıklaması: Bu hadislerde altın ve gümüş kapIal'da yemenin ve içmenin erkek ya da kadın bütün mükelleflere haram olduğu ve bunların kadınların süs eşyaları gibi olmadığı belirtilmektedir. Çünkü bunlar herhangi bir şekilde kadın için mubah kılınan süs eşyaları ile ilgisi olmayan şeylerdir. Kurtubi ve başkaları şöyle demektedir: Hadis-i şerifte yemek ve içmek için altın ve gümüş kapların kullanılmasının haram olduğu belirtilmektedir. Koku sürünmek, sürmedanlık ve diğer kullanım şekilleri de bunlara dahildir. Cumhur da böyle demiştir. Daha önce geçtiği üzere kullanım dışındaki amaçlar için kap edinme hususundaysa görüş ayrılığı vardır. Daha meşhur olan, bu tür kapları edinmenin dahi yasak olduğudur. Cumhurun görüşü de budur
Narrated Al-Bara' bin `Azib:Allah's Messenger (ﷺ) ordered us to do seven things and forbade us from seven. He ordered us to visit the sick, to follow funeral processions, (to say) to a sneezer, (May Allah bestow His Mercy on you, if he says, Praise be to Allah), to accept invitations, to greet (everybody), to help the oppressed and to help others to fulfill their oaths. He forbade us to wear gold rings, to drink in silver (utensils), to use Mayathir (silken carpets placed on saddles), to wear Al-Qissi (a kind of silken cloth), to wear silk, Dibaj or Istabraq (two kinds of silk)