deneme

Hz. Âişe Rivayetleri

2.537 hadis bulundu · sayfa 22/127

Sahîh-i Buhârî No. 4937 Sahih

حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، قَالَ سَمِعْتُ زُرَارَةَ بْنَ أَوْفَى، يُحَدِّثُ عَنْ سَعْدِ بْنِ هِشَامٍ، عَنْ عَائِشَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَثَلُ الَّذِي يَقْرَأُ الْقُرْآنَ وَهْوَ حَافِظٌ لَهُ مَعَ السَّفَرَةِ الْكِرَامِ الْبَرَرَةِ، وَمَثَلُ الَّذِي يَقْرَأُ الْقُرْآنَ وَهْوَ يَتَعَاهَدُهُ وَهْوَ عَلَيْهِ شَدِيدٌ، فَلَهُ أَجْرَانِ ‏"‏‏.‏

Katâde tahdîs edip şöyle demiştir: Ben Zurâre ibn Evfâ'dan işittim, o Sa'd ibn Hişâm'dan; o da Âişe (r.anha)'den tahdîs ediyordu ki, Peygamber(sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Kur'ân'ı ezberleyerek okuyan hafız kişinin meseli (sıfat ve şânı) es-Seferetu'l-Kirâm olan meleklerle beraberdir. Kuran 'ı hafız olmayarak kendisine zor geldiği hâlde taahhüdedip çalışarak okuyan kimsenin meseli ise, ona iki ecir vardır"(Kur'ân okumak ecri, zorluk ecri)

Narrated Aisha:The Prophet (ﷺ) said, "Such a person as recites the Qur'an and masters it by heart, will be with the noble righteous scribes (in Heaven). And such a person exerts himself to learn the Qur'an by heart, and recites it with great difficulty, will have a double reward

Sahîh-i Buhârî No. 4939 Sahih

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ الأَسْوَدِ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ أَبِي مُلَيْكَةَ، سَمِعْتُ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم‏.‏ حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏ حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ أَبِي يُونُسَ، حَاتِمِ بْنِ أَبِي صَغِيرَةَ عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لَيْسَ أَحَدٌ يُحَاسَبُ إِلاَّ هَلَكَ ‏"‏‏.‏ قَالَتْ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ جَعَلَنِي اللَّهُ فِدَاءَكَ، أَلَيْسَ يَقُولُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ ‏{‏فَأَمَّا مَنْ أُوتِيَ كِتَابَهُ بِيَمِينِهِ * فَسَوْفَ يُحَاسَبُ حِسَابًا يَسِيرًا‏}‏‏.‏ قَالَ ‏"‏ ذَاكَ الْعَرْضُ يُعْرَضُونَ، وَمَنْ نُوقِشَ الْحِسَابَ هَلَكَ ‏"‏‏.‏

Aişe radiyallahu anha'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Hesaba çekilen herkes mutlaka helak olur" buyurdu. Ben: "Ey Allah'ın Resulü! Canım sana feda olsun! Allah Teala: 'Hesap defteri sağ eline verilen kimsenin hesabı kolayca görülür, '(İnşikak 7-8) buyurmuyor mu?" diye sordum. O da şöyle buyurdu: "Bu ayette insanların hesaba sunulacakları arz'dan bahsedilmektedir. Kimin hesabı uzarsa o kişi helak olur

Narrated Aisha:Allah's Messenger (ﷺ) said," (On the Day of Resurrection) any one whose account will be taken will be ruined (i.e. go to Hell)." I said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! May Allah make me be sacrificed for you. Doesn't Allah say: "Then as for him who will be given his record in his right hand, he surely will receive an easy reckoning.?" (84.7-8) He replied, "That is only the presentation of the accounts; but he whose record is questioned, will be ruined." (This hadith is also narrated through two other chains)

Sahîh-i Buhârî No. 4953 Sahih

حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ مَرْوَانَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ أَبِي رِزْمَةَ، أَخْبَرَنَا أَبُو صَالِحٍ، سَلْمَوَيْهِ قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ يُونُسَ بْنِ يَزِيدَ، قَالَ أَخْبَرَنِي ابْنُ شِهَابٍ، أَنَّ عُرْوَةَ بْنَ الزُّبَيْرِ، أَخْبَرَهُ أَنَّ عَائِشَةَ زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَتْ كَانَ أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الرُّؤْيَا الصَّادِقَةُ فِي النَّوْمِ، فَكَانَ لاَ يَرَى رُؤْيَا إِلاَّ جَاءَتْ مِثْلَ فَلَقِ الصُّبْحِ، ثُمَّ حُبِّبَ إِلَيْهِ الْخَلاَءُ فَكَانَ يَلْحَقُ بِغَارِ حِرَاءٍ فَيَتَحَنَّثُ فِيهِ ـ قَالَ وَالتَّحَنُّثُ التَّعَبُّدُ ـ اللَّيَالِيَ ذَوَاتِ الْعَدَدِ قَبْلَ أَنْ يَرْجِعَ إِلَى أَهْلِهِ، وَيَتَزَوَّدُ لِذَلِكَ، ثُمَّ يَرْجِعُ إِلَى خَدِيجَةَ فَيَتَزَوَّدُ بِمِثْلِهَا، حَتَّى فَجِئَهُ الْحَقُّ وَهْوَ فِي غَارِ حِرَاءٍ فَجَاءَهُ الْمَلَكُ فَقَالَ اقْرَأْ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَا أَنَا بِقَارِئٍ ‏"‏‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَأَخَذَنِي فَغَطَّنِي حَتَّى بَلَغَ مِنِّي الْجُهْدُ ثُمَّ أَرْسَلَنِي‏.‏ فَقَالَ اقْرَأْ‏.‏ قُلْتُ مَا أَنَا بِقَارِئٍ‏.‏ فَأَخَذَنِي فَغَطَّنِي الثَّانِيِةَ حَتَّى بَلَغَ مِنِّي الْجُهْدُ، ثُمَّ أَرْسَلَنِي‏.‏ فَقَالَ اقْرَأْ‏.‏ قُلْتُ مَا أَنَا بِقَارِئٍ‏.‏ فَأَخَذَنِي فَغَطَّنِي الثَّالِثَةَ حَتَّى بَلَغَ مِنِّي الْجُهْدُ ثُمَّ أَرْسَلَنِي‏.‏ فَقَالَ ‏{‏اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ * خَلَقَ الإِنْسَانَ مِنْ عَلَقٍ * اقْرَأْ وَرَبُّكَ الأَكْرَمُ * الَّذِي عَلَّمَ بِالْقَلَمِ‏}‏ ‏"‏‏.‏ الآيَاتِ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏عَلَّمَ الإِنْسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْ‏}‏ فَرَجَعَ بِهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم تَرْجُفُ بَوَادِرُهُ حَتَّى دَخَلَ عَلَى خَدِيجَةَ فَقَالَ ‏"‏ زَمِّلُونِي زَمِّلُونِي ‏"‏‏.‏ فَزَمَّلُوهُ حَتَّى ذَهَبَ عَنْهُ الرَّوْعُ قَالَ لِخَدِيجَةَ ‏"‏ أَىْ خَدِيجَةُ مَا لِي، لَقَدْ خَشِيتُ عَلَى نَفْسِي ‏"‏‏.‏ فَأَخْبَرَهَا الْخَبَرَ‏.‏ قَالَتْ خَدِيجَةُ كَلاَّ أَبْشِرْ، فَوَاللَّهِ لاَ يُخْزِيكَ اللَّهُ أَبَدًا، فَوَاللَّهِ إِنَّكَ لَتَصِلُ الرَّحِمَ، وَتَصْدُقُ الْحَدِيثَ، وَتَحْمِلُ الْكَلَّ، وَتَكْسِبُ الْمَعْدُومَ، وَتَقْرِي الضَّيْفَ، وَتُعِينُ عَلَى نَوَائِبِ الْحَقِّ‏.‏ فَانْطَلَقَتْ بِهِ خَدِيجَةُ حَتَّى أَتَتْ بِهِ وَرَقَةَ بْنَ نَوْفَلٍ وَهْوَ ابْنُ عَمِّ خَدِيجَةَ أَخِي أَبِيهَا، وَكَانَ امْرَأً تَنَصَّرَ فِي الْجَاهِلِيَّةِ، وَكَانَ يَكْتُبُ الْكِتَابَ الْعَرَبِيَّ وَيَكْتُبُ مِنَ الإِنْجِيلِ بِالْعَرَبِيَّةِ مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ يَكْتُبَ، وَكَانَ شَيْخًا كَبِيرًا قَدْ عَمِيَ فَقَالَتْ خَدِيجَةُ يَا ابْنَ عَمِّ اسْمَعْ مِنِ ابْنِ أَخِيكَ‏.‏ قَالَ وَرَقَةُ يَا ابْنَ أَخِي مَاذَا تَرَى فَأَخْبَرَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم خَبَرَ مَا رَأَى‏.‏ فَقَالَ وَرَقَةُ هَذَا النَّامُوسُ الَّذِي أُنْزِلَ عَلَى مُوسَى، لَيْتَنِي فِيهَا جَذَعًا، لَيْتَنِي أَكُونُ حَيًّا‏.‏ ذَكَرَ حَرْفًا‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَوَمُخْرِجِيَّ هُمْ ‏"‏‏.‏ قَالَ وَرَقَةُ نَعَمْ لَمْ يَأْتِ رَجُلٌ بِمَا جِئْتَ بِهِ إِلاَّ أُوذِيَ، وَإِنْ يُدْرِكْنِي يَوْمُكَ حَيًّا أَنْصُرْكَ نَصْرًا مُؤَزَّرًا‏.‏ ثُمَّ لَمْ يَنْشَبْ وَرَقَةُ أَنْ تُوُفِّيَ، وَفَتَرَ الْوَحْىُ، فَتْرَةً حَتَّى حَزِنَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hanımı Aişe r.anha'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ilk gelen [vahiy] uykuda gördüğü sadık rüya şeklinde idi. O'nun gördüğü bütün rüyalar sabahın aydınlığı gibi gerçek olurdu. Derken ona yalnızlık sevdirildi. Hira mağarasına gidip ailesinin yanına dönüp tekrar bunun için azık almadan önce sayıları belli geceler boyu orada ibadet ederdi.-[Ravi Zührl] .u.l/tehannüs kelimesinin ibadet etmek anlamına geldiğini söylemiştir.- Sonra Hz. Hatice'nin yanına döner ve yine aynı süre için azık alırdı. Sonunda hiç beklemediği bir anda hak ile karşılaştı. O esanda Hira mağarasında idi. Birden melek kendisine geldi ve "Oku!" dedi. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Ben okuma nedir bilmem!" diye karşılık verdi. [Olayın bundan sonraki kısmını Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle anlattı:] Melek beni tutup takatim kesilene kadar sıktı, sonra serbest bıraktı ve "Oku!" dedi. Ben yine "Ben okuma nedir bilmem!" diye karşılık verdim. Sonra ikinci kez takatim kesilinceye kadar beni sıktı, sonra serbest bıraktı ve "Oku!" dedi. Ben "Ben okuma nedir bilmem!" diye karşılık verdim. Üçüncü kez beni tuttu ve takatim kesilinceye kadar sıktı, sonra serbest bıraktı ve ..........Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı 6ir aşılanmış yumurtadan yarattı. Oku! Insana bilmediklerini öğreten, kalemle (yazmayı) öğreten Rabbin, en büyük kerem sahibidir, (Alak 1-5) dedi. [Aişe r.anha şöyle devam etti:] Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu ayetler ile birlikte korkudan omuzunun üst tarafındaki etleri titrer bir halde döndü, nihayet Hz. Hatice'nin yanına vardı ve ona "Beni örtün! Beni örtün! Beni örtün!" dedi. En sonunda korkusu gitti ve Hz. Hatice'ye; "Ey Hatice! Bana ne oldu? Kendimden endişe ettim," dedi ve ona olanları anlattı. Hz. Hatice "Hayır, endişeye gerek yok! Sevin! Allah'a yemin ederim ki, Allah Teala asla seni utandırmaz. Çünkü sen, Allah'a yemin ederim ki, akrabalık bağlarını gözetir, doğru söz söyler, işini görmekten aciz olanların yükünü üstlenir, hiçbir şeyi olmayanlara/veya iflas etmiş kimselere yardımcı olur, misafiri ağırlar ve musibete uğrayanların yanında yer alırsın" dedi. Sonra Hz. Hatice onu götürdü. Nihayet Varaka İbn Nevfel'e vardılar. Varaka, Hz. Hatice'nin amcasının oğlu idi, Cahiliyye döneminde Hıristiyanlığı benimsemiş biriydi, Arapça yazar ve Allah'ın dilediği kadarıyla İncil'in bazı bölümlerini Arapça olarak yazardı. Varaka'nın yaşı ilerlemiş ve gözleri görmez olmuştu. Hz. Hatice "Ey Amcamın oğlu! Yeğenini dinle!" dedi. Varaka "Yeğenim! Ne görüyorsun?" diye sordu. Bunun üzerine Nebi s.a.v. gördüklerini anlattı. Varaka: "Bu, Musa'ya inen Namus'tur. Keşke senin çağrını insanlara ulaştıracağın günlerde delikanlı olaydım. Keşke o günlerde hayatta olsam!" dedi ve bir cümle daha kullandı. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Selem: "Onlar beni yurdumdan çıkaracaklar mı?" diye sordu. Varaka: "Evet, senin getirdiğin mesajı insanlara ulaştıran herkes işkenceye maruz kaldı. Şayet o günlerde hayatta olursam elbette sana çok yardım ederim," dedi. Aradan çok geçmeden Varaka öldü. Vahiy de bir müddet kesildi. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem çok üzüldü

Narrated Aisha:(the wife of the Prophet) The commencement (of the Divine Inspiration) to Allah's Messenger (ﷺ) was in the form of true dreams in his sleep, for he never had a dream but it turned out to be true and clear as the bright daylight. Then he began to like seclusions, so he used to go in seclusion in the cave of Hira where he used to worship Allah continuously for many nights before going back to his family to take the necessary provision (of food) for the stay. He come back to (his wife) Khadija again to take his provision (of food) likewise, till one day he received the Guidance while he was in the cave of Hira. An Angel came to him and asked him to read. Allah's Messenger (ﷺ) replied, "I do not know how to read." The Prophet (ﷺ) added, "Then the Angel held me (forcibly) and pressed me so hard that I felt distressed. Then he released me and again asked me to read, and I replied, 'I do not know how to read.' Thereupon he held me again and pressed me for the second time till I felt distressed. He then released me and asked me to read, but again I replied. 'I do not know how to read.' Thereupon he held me for the third time and pressed me till I got distressed, and then he released me and said, 'Read, in the Name of your Lord Who has created (all that exists), has created man out of a clot, Read! And your Lord is the Most Generous. Who has taught (the writing) by the pen, has taught man that which he knew not." (96.1-5). Then Allah's Messenger (ﷺ) returned with that experience; and the muscles between his neck and shoulders were trembling till he came upon Khadija (his wife) and said, "Cover me!" They covered him, and when the state of fear was over, he said to Khadija, "O Khadija! What is wrong with me? I was afraid that something bad might happen to me." Then he told her the story. Khadija said, "Nay! But receive the good tidings! By Allah, Allah will never disgrace you, for by Allah, you keep good relations with your Kith and kin, speak the truth, help the poor and the destitute, entertain your guests generously and assist those who are stricken with calamities." Khadija then took him to Waraqa bin Naufil, the son of Khadija's paternal uncle. Waraqa had been converted to Christianity in the Pre-Islamic Period and used to write Arabic and write of the Gospel in Arabic as much as Allah wished him to write. He was an old man and had lost his eyesight. Khadija said (to Waraqa), "O my cousin! Listen to what your nephew is going to say." Waraqa said, "O my nephew! What have you seen?" The Prophet (ﷺ) then described whatever he had seen. Waraqa said, "This is the same Angel (Gabriel) who was sent to Moses. I wish I were young." He added some other statement. Allah's Messenger (ﷺ) asked, "Will these people drive me out?" Waraqa said, "Yes, for nobody brought the like of what you have brought, but was treated with hostility. If I were to remain alive till your day (when you start preaching). then I would support you strongly." But a short while later Waraqa died and the Divine Inspiration was paused (stopped) for a while so that Allah's Messenger (ﷺ) was very much grieved

Sahîh-i Buhârî No. 4955 Sahih

حَدَّثَنَا ابْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، أَنَّ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الرُّؤْيَا الصَّالِحَةُ فَجَاءَهُ الْمَلَكُ فَقَالَ ‏{‏اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ * خَلَقَ الإِنْسَانَ مِنْ عَلَقٍ * اقْرَأْ وَرَبُّكَ الأَكْرَمُ‏}‏

Aişe r.anha'nın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ilk gelen [vahiy] uykuda gördüğü sadık rüya şeklinde idi. Sonra melek geldi ve şu ayetleri okudu: "Yaratan Rabbinin adıyla oku! İnsanı yapışkan bir hücreden yarattı. Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir. "(Alak)

Narrated Aisha:The commencement of the Divine Inspiration to Allah's Messenger (ﷺ) was in the form of true dreams. The Angel came to him and said, "Read, in the Name of your Lord Who has created (all that exists), has created man a clot. Read! And your Lord is Most Generous

Sahîh-i Buhârî No. 4956 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، ح وَقَالَ اللَّيْثُ حَدَّثَنِي عُقَيْلٌ، قَالَ مُحَمَّدُ أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها‏.‏ أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الرُّؤْيَا الصَّادِقَةُ جَاءَهُ الْمَلَكُ فَقَالَ ‏{‏اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ * خَلَقَ الإِنْسَانَ مِنْ عَلَقٍ * اقْرَأْ وَرَبُّكَ الأَكْرَمُ * الَّذِي عَلَّمَ بِالْقَلَمِ‏}‏

Aişe r.anha'nın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Allah Reslılü'ne Sallallahu Aleyhi ve Sellem ilk gelen [vahiy] uykuda gördüğü sadık rüya şeklinde idi. Melek geldi, sonra şu ayetleri okudu: "Yaratan Rabbinin adıyla oku! İnsanı yapışkan bir hücreden yarattı. Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir. Kalemle yazmayı öğretendir. "(Alak)

Narrated `Aisha:The commencement of (the Divine Inspirations to) Allah's Messenger (ﷺ) was in the form of true dreams. The Angel came to him and said, "Read! In the Name of your Lord Who has created all exists), has created man from a clot. Read! And your Lord is Most Generous, Who has taught (the writing) by the pen

Sahîh-i Buhârî No. 4957 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ سَمِعْتُ عُرْوَةَ، قَالَتْ عَائِشَةُ ـ رضى الله عنها ـ فَرَجَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِلَى خَدِيجَةَ فَقَالَ ‏ "‏ زَمِّلُونِي زَمِّلُونِي ‏"‏‏.‏ فَذَكَرَ الْحَدِيثَ

Aişe r.anha'nın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: "Sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hz. Hatice'ye döndü ve: "Beni örtün! Beni örtün!" dedi. Ravi daha sonra hadisin geri kalan kısmını anlattı

Narrated Aisha:The Prophet (ﷺ) returned to Khadija and said, "Wrap me! Wrap me!" (Then the sub-narrator narrated the rest of the narration)

Sahîh-i Buhârî No. 4967 Sahih

حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ الرَّبِيعِ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي الضُّحَى، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ مَا صَلَّى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم صَلاَةً بَعْدَ أَنْ نَزَلَتْ عَلَيْهِ ‏{‏إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ‏}‏ إِلاَّ يَقُولُ فِيهَا ‏"‏ سُبْحَانَكَ رَبَّنَا وَبِحَمْدِكَ، اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي ‏"‏‏.‏

Aişe r.anha'nın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ...........iza cae nasrullahi ve'l-feth suresi indikten sonra kıldığı bütün namazıarda ............subhaneke Rabbena vebihamdike Allahumme'ğfir II duasını okurdu. 2. BAB

Narrated Aisha:"When the "Surat-An-Nasr", 'When comes the Help of Allah and the conquest,' had been revealed to the Prophet (ﷺ) he did not offer any prayer except that he said therein, "Subhanka Rabbana wa bihamdika; Allahumma ighfirli (I testify the Uniqueness of our Lord, and all the praises are for Him: O Allah, forgive me)

Sahîh-i Buhârî No. 4968 Sahih

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي الضُّحَى، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُكْثِرُ أَنْ يَقُولَ فِي رُكُوعِهِ وَسُجُودِهِ ‏ "‏ سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ رَبَّنَا وَبِحَمْدِكَ، اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي ‏"‏‏.‏ يَتَأَوَّلُ الْقُرْآنَ‏.‏

(Aişe r.anha'nın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem rükul ve secdelerinde ...........subhaneke Rabbena vebihamdike Allahummelğfir II duasını çok okurdu. Böylece Kurlanlı yorumladı. Fethu'l-Bari Açıklaması: Nesaı, İbn Abbas'tan bu surenin en son inen sure olduğuna dair bir görüş nakletmiştir. Daha önce de Tevbe Suresiinin tefsirinde bu surenin en son inen sure olduğu ifade edilmişti. Bu iki görüş şu şekilde uzlaştırılır: Nasr suresi tam olarak inen en son suredir. Tevbe Suresi ise böyle değildir. Bu surenin ne bakımdan en son inen sure olduğu daha önce anlatılmıştı. Nasr Suresi'nin Hz. Nebi'in Veda Haccı esansında Kurban Bayramı'nda Minaıda bulunduğu bir sırada nazil olduğu söylenmiştir. Allah Reslilü Sallallahu Aleyhi ve Sellem bundan sonra 81 gün yaşamıştır. Bu izah, Hz. Nebi'in vefat tarihi konusundaki farklı rivayetıere binaen biraz önce anlatılanlara aykırı düşmez. İmam Buharı burada Hz. Nebi'in tesbih, tahmid, istiğfar vs. dualara rüku' ve secdelerinde düzenli olarak devam ettiği konusunda Hz. Aişe'den nakledilen hadisi verdi. Bu hadisi iki senet ile zikretti. Bunlardan ilki, Hz. Nebi'in bu sure indikten sonra bu dualara düzenli olarak devam ettiğini açıkça göstermektedir. İkincisinde ise Kur'an'ı yorumladığı ifade edilmektedir. Bunun açıklaması "Sıfatu's-salat" bölümünde geçmişti. Hz. Nebi'in Kur'an'ı açıklaması şu anlama gelir: Hz. Nebi kendisine emredilen tesbih, tahmid ve istiğfarı en değerli vakitlerde, en değerli hallerde yapıyordu. İbn Merdliye başka bir senet ile Mesrlik kanalıyla Hz. Aişe'den bu rivayeti nakletmiştir. Söz konusu rivayetin sonunda şöyle bir ziyade vardır: Ümmetimde bir alamet vardı. Allah Teala, onu gördüğüm zaman ;:)1 )tj i p.:•b ........subhanallahi ve bihamdihı ve esteğfirullahe ve ett1bu ileyh duasını çokça yapmamı emretti. Allah'ın yardımının, fethin; Mekke'nin Fethi'nin geldiğini ve insanların grup grup Allah'ın dinine girdiklerini gördüm." İbn Kayyim "el-Hedy" adlı eserinde şöyle demiştir: Öyle anlaşılıyor ki, Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunu ayette geçen .............ve's-teğfirhu ifadesinden Çıkarmıştır. Çünkü Allah Teala bağışlanma talebini işlerin en sonunda zikretmiştir. Bundan dolayı Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem namazda selam verir vermez üç defa "..............estağfirullah" derdi. Tuvaletten çıkınca da "d;ıyll./gufranek" diye dua ederdi. Haccın menasiki tamamlanınca da estağfirullah demek bağışlanma talep etmek emredilmiştir: .........Sonra, insanların sel gibi aletığı yerden siz de akın edin ve Allah'tan af dileyin! (Bakara 199) Kanaatime göre bu çıkarım surenin sonunda bulunan ......innehu kane tewaba ifadesinden de yapılabilir. Nitekim Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem abdestini tamamlayınca şöyle dua ederdi: ".........Allahumme ic'alnı mine't-tewabın (Ey Allah'ım! Beni tevbe edenlerden kı)

Narrated Aisha:Allah's Messenger (ﷺ) used to say very often in bowing and prostration (during his prayers), Subhanka Allahumma Rabbana wa bihamdika; Allahumma ighfirli," according to the order of the Qur'an

Sahîh-i Buhârî No. 4979 Sahih

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنْ شَيْبَانَ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، قَالَ أَخْبَرَتْنِي عَائِشَةُ، وَابْنُ، عَبَّاسٍ رضى الله عنهم قَالاَ لَبِثَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِمَكَّةَ عَشْرَ سِنِينَ يُنْزَلُ عَلَيْهِ الْقُرْآنُ وَبِالْمَدِينَةِ عَشْرَ سِنِينَ

Hz. Aişe ve İbn Abbas'tan şöyle dedikleri rivayet edilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, vahiy inmeye başladıktan sonra Mekke'de on yıl kaldı. Medine'de de on yıl kaldı

Narrated `Aisha and Ibn `Abbas:The Prophet (ﷺ) remained in Mecca for ten years, during which the Qur'an used to be revealed to him; and he stayed in Medina for ten years

Sahîh-i Buhârî No. 5016 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا اشْتَكَى يَقْرَأُ عَلَى نَفْسِهِ بِالْمُعَوِّذَاتِ وَيَنْفُثُ، فَلَمَّا اشْتَدَّ وَجَعُهُ كُنْتُ أَقْرَأُ عَلَيْهِ وَأَمْسَحُ بِيَدِهِ رَجَاءَ بَرَكَتِهَا‏.‏

Aişe r.anha'dan rivayet edildiğine göre; Allah Resıılü Sallallahu Aleyhi ve Sellem rahatsızlandığı vakit kendisine muavvizatı okurdu. Rahatsızlığı ilerleyince ona ben okumaya başladım. Elinin bereketinin sinmesi umuduyla elini sıvazlardım

Narrated `Aisha:Whenever Allah's Messenger (ﷺ) became sick, he would recite Mu'awwidhat (Surat Al-Falaq and Surat An- Nas) and then blow his breath over his body. When he became seriously ill, I used to recite (these two Suras) and rub his hands over his body hoping for its blessings

Sahîh-i Buhârî No. 5017 Sahih

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا الْمُفَضَّلُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا أَوَى إِلَى فِرَاشِهِ كُلَّ لَيْلَةٍ جَمَعَ كَفَّيْهِ ثُمَّ نَفَثَ فِيهِمَا فَقَرَأَ فِيهِمَا ‏{‏قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ‏}‏ وَ‏{‏قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ‏}‏ وَ‏{‏قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ‏}‏ ثُمَّ يَمْسَحُ بِهِمَا مَا اسْتَطَاعَ مِنْ جَسَدِهِ يَبْدَأُ بِهِمَا عَلَى رَأْسِهِ وَوَجْهِهِ وَمَا أَقْبَلَ مِنْ جَسَدِهِ يَفْعَلُ ذَلِكَ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ‏.‏

Aişe r.anha'dan şöyle nakledilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem her gece yatağına girdiği zaman iki avucunu birleştirip açar, sonra onlara üflerdi. Avuçlarına .......kul huvallahu ahad (İhlas suresini), ........kul euzu bi Rabbi'l-felak (Felak suresini) ve ...........kul euzu bi Rabbi'n-nas (Nas suresini) okurdu. Sonra yapabildiği kadar ellerini vücudunda gezdirirdi. Önce başına yüzüne ve ön tarafına sürerdi. Bunu üç kez tekrar ederdi. " Takrar: 5748, 6319. İhlas, Felak ve Nas surelerine muawizat denir

Narrated 'Aisha: Whenever the Prophet (ﷺ) went to bed every night, he used to cup his hands together and blow over it after reciting Surat Al-Ikhlas, Surat Al-Falaq and Surat An-Nas, and then rub his hands over whatever parts of his body he was able to rub, starting with his head, face and front of his body. He used to do that three times

Sahîh-i Buhârî No. 5037 Sahih

حَدَّثَنَا رَبِيعُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا زَائِدَةُ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ سَمِعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم رَجُلاً يَقْرَأُ فِي الْمَسْجِدِ فَقَالَ ‏ "‏ يَرْحَمُهُ اللَّهُ لَقَدْ أَذْكَرَنِي كَذَا وَكَذَا آيَةً مِنْ سُورَةِ كَذَا ‏"‏‏.‏

Aişe r.anha'dan şöyle söylediği rivayet edilmiştir: " Nebi Sallallahu Aleyhi ve SellemMescid'de bir adamı Kur'an okurken dinledi. Sonra şöyle dedi: Allah falancaya merhametiyle muamele etsin! Zira falanca surenin şu şu ayetini bana hatırlattı

Narrated Aisha:The Prophet (ﷺ) heard a man reciting the Qur'an in the mosque and said, "May Allah bestow His Mercy on him, as he has reminded me of such-and-such Verses of such a Surah

Sahîh-i Buhârî No. 5038 Sahih

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ أَبِي رَجَاءٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ سَمِعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَجُلاً يَقْرَأُ فِي سُورَةٍ بِاللَّيْلِ فَقَالَ ‏ "‏ يَرْحَمُهُ اللَّهُ لَقَدْ أَذْكَرَنِي كَذَا وَكَذَا آيَةً كُنْتُ أُنْسِيتُهَا مِنْ سُورَةِ كَذَا وَكَذَا ‏"‏‏.‏

Aişe r.anha'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gece adamın birini Kur'an okurken dinledi. Sonra şöyle buyurdu: Allah ona merhametiyle muamele etsin! Zira bana, falanca sureden unutturulan şu, şu ayeti hatırlattı

Narrated Aisha:Allah's Messenger (ﷺ) heard a man reciting the Qur'an at night, and said, "May Allah bestow His Mercy on him, as he has reminded me of such-and-such Verses of such-and-such Suras, which I was caused to forget

Sahîh-i Buhârî No. 5042 Sahih

حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ آدَمَ، أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، أَخْبَرَنَا هِشَامٌ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ سَمِعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَارِئًا يَقْرَأُ مِنَ اللَّيْلِ فِي الْمَسْجِدِ فَقَالَ ‏ "‏ يَرْحَمُهُ اللَّهُ لَقَدْ أَذْكَرَنِي كَذَا وَكَذَا آيَةً، أَسْقَطْتُهَا مِنْ سُورَةِ كَذَا وَكَذَا ‏"‏‏.‏

Aişe r.anha'dan şöyle söylediği rivayet edilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mescid'de bir gece Kur'an okuyan birini dinledi. Sonra şöyle buyurdu: Allah ona merhametiyle muamele etsin! Zira falanca sureden unuttuğum şu şu ayeti bana hatırlattı. " Fethu'l-Bari Açıklaması: İmam Buhar! bu başlık ile sureleri isimleriyle birlikte zikretmeyi iyi karşılamayanlara cevap vermek istemiştir. Bunu iyi karşılamayanlar falanca sure ifadesi yerine, şu şu konuların zikredildiği sure demeyi uygun görmüşlerdir. Hac Bölümü'nde şöyle bir rivayet geçmişti: "A'meş, Haccac İbn Yusuf'un minberde 'şu, şu konuların zikredildiği sure' dediğini işitmiş ve Ebu Mes'Od hadisi ile ona karşı çıkmıştı." Kadı [yaz şöyle demiştir: "Ebu Mes'Od'dan nakledilen hadis, Bakara suresi örneğinde olduğu gibi, sureleri isimleri ile birlikte söyleyenler için delil teşkil eder. Alimler bu konuda farklı yorumlar yapmışlardır. Bazıları bunu caiz görürken, diğer bazıları ise mekruh kabul demiştir. Bunun yerine şu, şu konuların zikredildiği sure denmesini uygun görmüşlerdir." Hac Bölümü'nde re my/şeytan taşlama ile ilgili konularda İbrahim en-Nehaı'nin, Haccac'ın "Bakara suresi demeyin!" sözünü reddettiği ve ona itirazda bulunduğu nakledilmişti. Müslim'in rivayetinde ise, böyle demenin sünnet olduğu geçmektedir. Ayrıca o Ebu Mes'ud hadisine de yer vermiştir. Delil bakımından bundan daha güçlü olanı, İmam Buharı'nin bizzat Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den naklettiği ifadelerdir. Nitekim bu konuda birçok sahih hadis nakledilmiştir. İmam Nevevı "el-Ezkar" adlı kitabında şöyle demiştir: "Bakara suresi demek caizdir." Bu şekilde Ankebut suresine kadar sure isimlerini sıraladıktan sonra "diğer sureler hakkında da aynı şey geçerlidir. Bu şekilde bir ifade kesinlikle mekruh değildir. Selef alimlerinden bazıları bunun mekruh olduğunu söylemiştir. Ancak doğrusu bunun mekruh olmadığıdır. Nitekim çoğunluk da bu kanaattedir]

Narrated `Aisha:The Prophet (ﷺ) heard a reciter reciting, the Qur'an in the mosque at night. The Prophet (ﷺ) said, "May Allah bestow His Mercy on him, as he has remind ed me of such-and-such Verses of such and-such Suras, which I missed

Sahîh-i Buhârî No. 5077 Sahih

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي أَخِي، عَنْ سُلَيْمَانَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَرَأَيْتَ لَوْ نَزَلْتَ وَادِيًا وَفِيهِ شَجَرَةٌ قَدْ أُكِلَ مِنْهَا، وَوَجَدْتَ شَجَرًا لَمْ يُؤْكَلْ مِنْهَا، فِي أَيِّهَا كُنْتَ تُرْتِعُ بَعِيرَكَ قَالَ ‏ "‏ فِي الَّذِي لَمْ يُرْتَعْ مِنْهَا ‏"‏‏.‏ تَعْنِي أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَمْ يَتَزَوَّجْ بِكْرًا غَيْرَهَا‏.‏

Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Ey Allah'ın Rasulü ne dersin? Sen bir vadiye konaklasan, o vadide bir kısmı yenilmiş bir ağaç ile ondan hiç yenilmemiş bir ağaç bulsan, hangisinden deveni otlatırsın, diye sordum. O: Kendisinden otlanmamış olandan, diye buyurdu." Yani Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Aişe'den başka bakire ile evlenmemişti

Narrated `Aisha:I said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! Suppose you landed in a valley where there is a tree of which something has been eaten and then you found trees of which nothing has been eaten, of which tree would you let your camel graze?" He said, "(I will let my camel graze) of the one of which nothing has been eaten before." (The sub-narrator added: `Aisha meant that Allah's Messenger (ﷺ) had not married a virgin besides herself

Sahîh-i Buhârî No. 5078 Sahih

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أُرِيتُكِ فِي الْمَنَامِ مَرَّتَيْنِ، إِذَا رَجُلٌ يَحْمِلُكِ فِي سَرَقَةِ حَرِيرٍ فَيَقُولُ هَذِهِ امْرَأَتُكَ، فَأَكْشِفُهَا فَإِذَا هِيَ أَنْتِ، فَأَقُولُ إِنْ يَكُنْ هَذَا مِنْ عِنْدِ اللَّهِ يُمْضِهِ ‏"‏‏.‏

Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Rasuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Sen bana rüyamda iki defa gösterildin. Bir baktım ki, adamın birisi senin suretini ipekli bir kumaş üzerinde taşıyor ve: 'Bu senin zevcendir' diyordu. Özerini açınca seni görüveriyordum. Ben de: 'Eğer bu Allah'tan ise mutlaka onu gerçekleştirir', derdim." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Bakireleri nikahlamak." Ebkar (bakireler) lafzı "bikr"in çoğuludur. Bu da kendisiyle cinsel ilişki kurulmamış ve ilk hali devam eden kız demektir. Hadis-i şeriften anlaşıldığına göre örnekle bir hususu anlatmak meşrudur. Ayrıca Aişe R.A.a'ın ne kadar belağat1i ve işlere ne güzel şekilde yaklaştığı da anlaşılmaktadır

Narrated `Aisha:Allah's Messenger (ﷺ) said (to me), "You have been shown to me twice in (my) dreams. A man was carrying you in a silken cloth and said to me, 'This is your wife.' I uncovered it; and behold, it was you. I said to myself, 'If this dream is from Allah, He will cause it to come true

Sahîh-i Buhârî No. 5088 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ أَنَّ أَبَا حُذَيْفَةَ بْنَ عُتْبَةَ بْنِ رَبِيعَةَ بْنِ عَبْدِ شَمْسٍ،، وَكَانَ، مِمَّنْ شَهِدَ بَدْرًا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم تَبَنَّى سَالِمًا، وَأَنْكَحَهُ بِنْتَ أَخِيهِ هِنْدَ بِنْتَ الْوَلِيدِ بْنِ عُتْبَةَ بْنِ رَبِيعَةَ وَهْوَ مَوْلًى لاِمْرَأَةٍ مِنَ الأَنْصَارِ، كَمَا تَبَنَّى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم زَيْدًا، وَكَانَ مَنْ تَبَنَّى رَجُلاً فِي الْجَاهِلِيَّةِ دَعَاهُ النَّاسُ إِلَيْهِ وَوَرِثَ مِنْ مِيرَاثِهِ حَتَّى أَنْزَلَ اللَّهُ ‏{‏ادْعُوهُمْ لآبَائِهِمْ‏}‏ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏وَمَوَالِيكُمْ‏}‏ فَرُدُّوا إِلَى آبَائِهِمْ، فَمَنْ لَمْ يُعْلَمْ لَهُ أَبٌ كَانَ مَوْلًى وَأَخًا فِي الدِّينِ، فَجَاءَتْ سَهْلَةُ بِنْتُ سُهَيْلِ بْنِ عَمْرٍو الْقُرَشِيِّ ثُمَّ الْعَامِرِيِّ ـ وَهْىَ امْرَأَةُ أَبِي حُذَيْفَةَ ـ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا كُنَّا نَرَى سَالِمًا وَلَدًا وَقَدْ أَنْزَلَ اللَّهُ فِيهِ مَا قَدْ عَلِمْتَ فَذَكَرَ الْحَدِيثَ‏.‏

Aişe r.anha'dan rivayete göre Ebu Huzeyfe, Utbe İbn Ebi Rebia İbn Abdi Şems -ki Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Bedir'de bulunanlardan idi- Salim'i evlatlık edinmiş, kardeşinin oğlu el-Velid İbn Utbe İbn Rabia'nın kızı Hind ile onu evlendirmişti. O sırada kendisi de ensardan bir kadının mevlası idi. Nitekim Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de Zeyd'i evlatlık edinmişti. Cahiliye döneminde bir adamı evlatlık edinen kimseye insanlar, o evlatlığı ona nispet eder ve evlatlığı ona mirasçı olurdu. Nihayet yüce Allah: "Onları babalarına nispet edip, çağırın ... Dinde kardeşleriniz ve dostlarınızdırlar. "(Ahzab, 5) buyruğunu indirdi. Bunun üzerine evlatlıklar (nesebi belirtilerek çağrılmak hususunda) babalarına geri döndürüldüler. Babasının kim olduğu bilinmeyen kimseler de Mevla (dost) ve dinde kardeş oldular. Süheyl İbn Amr el-Kuraşi, sonra da eı-A.mirl'nin kızı Sehle -ki bu Ebu Huzeyfe İbn Utbe'nin hanımıdır- Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: Ey Allah'ın Rasulü, biz Salim'i bir çocuğumuz olarak görüyorduk. Allah da onun hakkında bildiğin buyrukları indirmiş bulunuyor... deyip, hadisin geri kalan bölümünü zikretti

Narrated `Aisha:Abu Hudhaifa bin `Utba bin Rabi`a bin `Abdi Shams who had witnessed the battle of Badr along with the Prophet (ﷺ) adopted Salim as his son, to whom he married his niece, Hind bint Al-Walid bin `Utba bin Rabi`a; and Salim was the freed slave of an Ansar woman, just as the Prophet (ﷺ) had adopted Zaid as his son. It was the custom in the Pre-Islamic Period that if somebody adopted a boy, the people would call him the son of the adoptive father and he would be the latter's heir. But when Allah revealed the Divine Verses: 'Call them by (the names of) their fathers . . . your freed-slaves,' (33.5) the adopted persons were called by their fathers' names. The one whose father was not known, would be regarded as a Maula and your brother in religion. Later on Sahla bint Suhail bin `Amr Al-Quraishi Al-`Amiri-- and she was the wife of Abu- Hudhaifa bin `Utba--came to the Prophet (ﷺ) and said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! We used to consider Salim as our (adopted) son, and now Allah has revealed what you know (regarding adopted sons)." The sub-narrator then mentioned the rest of the narration

Sahîh-i Buhârî No. 5089 Sahih

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ دَخَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى ضُبَاعَةَ بِنْتِ الزُّبَيْرِ فَقَالَ لَهَا ‏"‏ لَعَلَّكِ أَرَدْتِ الْحَجَّ ‏"‏‏.‏ قَالَتْ وَاللَّهِ لاَ أَجِدُنِي إِلاَّ وَجِعَةً‏.‏ فَقَالَ لَهَا ‏"‏ حُجِّي وَاشْتَرِطِي، قُولِي اللَّهُمَّ مَحِلِّي حَيْثُ حَبَسْتَنِي ‏"‏‏.‏ وَكَانَتْ تَحْتَ الْمِقْدَادِ بْنِ الأَسْوَدِ‏.‏

Aişe r.anha'dan, dedi ki: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Zübeyr'in kızı Dubaa'nın yanına girdi ve ona: Galiba sen hacca gitmek istiyorsun, dedi. Dubaa: Allah'a yemin ederim, kendimi hasta görüyorum, deyince, ona şöyle buyurdu: "Haccet ve şöyle diyerek şart koş: Allah'lm, beni, haccımı tamamlamaktan alıkoyacağın yerde ihramdan çıkmış olacağım, de. Dubaa o sırada el-Mikdad İbn Esved'in nikahı altında idi

Narrated `Aisha:Allah's Messenger (ﷺ) entered upon Dubaa bint Az-Zubair and said to her, "Do you have a desire to perform the Hajj?" She replied, "By Allah, I feel sick." He said to her, "Intend to perform Hajj and stipulate something by saying, 'O Allah, I will finish my Ihram at any place where You stop me (i.e. I am unable to go further)." She was the wife of Al-Miqdad bin Al-Aswad

Sahîh-i Buhârî No. 5097 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنِ الْقَاسِمِ بْنِ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ كَانَ فِي بَرِيرَةَ ثَلاَثُ سُنَنٍ عَتَقَتْ فَخُيِّرَتْ، وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ الْوَلاَءُ لِمَنْ أَعْتَقَ ‏"‏‏.‏ وَدَخَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَبُرْمَةٌ عَلَى النَّارِ، فَقُرِّبَ إِلَيْهِ خُبْزٌ وَأُدْمٌ مِنْ أُدْمِ الْبَيْتِ فَقَالَ ‏"‏ لَمْ أَرَ الْبُرْمَةَ ‏"‏‏.‏ فَقِيلَ لَحْمٌ تُصُدِّقَ عَلَى بَرِيرَةَ، وَأَنْتَ لاَ تَأْكُلُ الصَّدَقَةَ قَالَ ‏"‏ هُوَ عَلَيْهَا صَدَقَةٌ، وَلَنَا هَدِيَّةٌ ‏"‏‏.‏

Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Berire hususunda üç tane sünnet ortaya çıkmıştır: O kölelikten azad edildi ve muhayyer bırakıldı. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Vela azad edene aittir" diye buyurdu. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem içeri girdiğinde taştan bir tencere ateşin üzerinde kaymyordu. Allah Rasulü'nün huzuruna ekmek ve evdeki katıktan bir miktar katık takdim edildi. O: Ben (kaynayan) bir tencere görmedim mi, diye buyurdu. Ona: O, Berire'ye sadaka olarak getirilen bir ettir, sense sadakadan yemezsin, denilince, Allah Rasulü: "O Berıre için bir sadaka, bize de bir hediyedir, buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Hür kadının kölenin nikahı altında bulunması." Yani kölenin razı olması halinde hür kadın ile evlendirilmesinin caiz oluşu. Buhari bu başlık altında Berirelnin kıssasının bir kısmını zikretmektedir. Onun kölelikten azad edildikten sonra muhayyer bırakıldığını belirtmektedir. Bu hadise dair yeterli açıklamalar Talak bölümünde(5284. hadiste) gelecektir. Başlıktaki ifade musanmfın (Buhariinin), azad edildiği sırada kocasının köle bulunduğu neticesine varmış olduğunu göstermektedir

Narrated `Aisha:Three principles were established because of Barira: (i) When Banra was manumitted she was given the option (to remain with her slave husband or not). (ii) Allah's Messenger (ﷺ) said "The Wala of the slave) is for the one who manumits (the slave). (iii) When Allah's Messenger (ﷺ) entered (the house), he saw a cooking pot on the fire but he was given bread and meat soup from the soup of the home. The Prophet (ﷺ) said, "Didn't I see the cooking pot (on the fire)?" It was said, "That is the meat given in charity to Barira, and you do not eat the (things given in) charity." The Prophet (ﷺ) said, "It is an object of charity for Barira, and it is a present for us

Sahîh-i Buhârî No. 5098 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، أَخْبَرَنَا عَبْدَةُ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، ‏{‏وَإِنْ خِفْتُمْ أَنْ لاَ، تُقْسِطُوا فِي الْيَتَامَى‏}‏‏.‏ قَالَتِ الْيَتِيمَةُ تَكُونُ عِنْدَ الرَّجُلِ وَهْوَ وَلِيُّهَا، فَيَتَزَوَّجُهَا عَلَى مَالِهَا، وَيُسِيءُ صُحْبَتَهَا، وَلاَ يَعْدِلُ فِي مَالِهَا، فَلْيَتَزَوَّجْ مَا طَابَ لَهُ مِنَ النِّسَاءِ سِوَاهَا مَثْنَى وَثُلاَثَ وَرُبَاعَ‏.‏

Aişe r.anha'dan rivayete göre: "Eğer yetim kızlara adaletli davranamayacağınızdan korkarsanız ... " (en-Nisa, 4/3) buyruğu hakkında dedi ki: "Sözü edilen yetim kız, velisi olan bir erkeğin velayetinde bulunması halidir. Bu kızın malı dolayısıyla velisi onunla evlenir, ama onunla iyi geçinmez, malı hususunda ona adaletli davranmazdı. Böyle bir kişi (onunla değil de) onun dışında, kendisinin hoşuna giden (helalolan) başka kadınlardan ikişer, üçer ve dörder olmak üzere evlensin." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Yüce Allah'ın: "İkişer, üçer, dörder" buyruğu dolayısı ile dörtten fazla kadın ile evlenemez." Başlıkta sözü geçen bu hüküm, icma' ile kabul edilmiş bir hükümdür. Bundan muhalif kanaat belirtmesine itibar edilmeyen Hatız! ve buna benzer kimselerin kanaatleri istisnadır. Bunların Nebi s.a.v.'in aynı zamanda dokuz hanımı nikahı altında bulundurduğunu delil göstermeye kalkışmalarına karşı, dörtten fazla hanım ile evli bulunurken Müslüman olan kimselere Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in dörtten fazla olan kadınları boşamakla emretmesi delil gösterilmektedir. Çünkü böyle bir emri o Gaylan İbn Seleme'ye ve başkalarına vermiş durumdadır. Bu husus Sünen kitaplarında rivayet edilmiştir. O halde bu emri vermiş olması bunun (dörtten fazla hanımı bir arada nikahı altında bulundurmanın) Nebi efendimizin özelliklerinden olduğunun delilidir. (Ali İbn el-Hüseyn) dedi ki: Yani Ali İbn el-Hüseyin İbn Ali İbn Ebi Talib dedi ki: "Buyruk ikişer, yahut üçer, yahut dörder demektir" şeklinde açıklamıştır. Bu açıklamasıyla ayet-i kerimedeki "vav: ve" edatının "ev: yahut, veya" anlamında olduğunu anlatmak istemektedir. O halde bu, çeşitlendirmek anlamını verir yahut amile atfeden bir edattır, bu durumda ifadenin takdiri de şöyle olur: O halde hoşunuza giden (ve sizin için helalolan) kadınlardan iki tane nikahlayınız ve size helalolan kadınlardan üç tane nikahlayınlZ ... şeklindedir. Bu da Rafızilere karşı verilecek ve onların görüşlerini reddeden delillerin en güzellerindendir. Çünkü bu Zeynu'ı-Abidin'in bir açıklaması ve tefsiridir. O da onların sözlerine başvurdukları ve masum olduklarına inandıkları imamlarındandır

Narrated Aisha":(regarding) the Verse: 'And if you fear that you shall not be able to deal justly with the orphans...' (4.3) It is about the orphan girl who is in the custody of a man who is her guardian, and he intends to marry her because of her wealth, but he treats her badly and does not manage her property fairly and honestly. Such a man should marry women of his liking other than her, two or three or four. 'Prohibited to you (for marriage) are: ...your foster-mothers (who suckled you).' (4.23) Marriage is prohibited between persons having a foster suckling relationship corresponding to a blood relationship which renders marriage unlawful

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya