257 hadis bulundu · sayfa 12/13
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَهْمٍ الأَنْطَاكِيُّ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ وُهَيْبٍ الْمَكِّيِّ، عَنْ عُمَرَ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ سُمَىٍّ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ مَاتَ وَلَمْ يَغْزُ وَلَمْ يُحَدِّثْ بِهِ نَفْسَهُ مَاتَ عَلَى شُعْبَةٍ مِنْ نِفَاقٍ " . قَالَ ابْنُ سَهْمٍ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ فَنُرَى أَنَّ ذَلِكَ كَانَ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Muhammed b. Abdirrahman b. Sehmel-Antâki rivayet etti. (Dediki): bize Abdullah b. Mübarek Vüheyb El Mekkîî'den, o da Ömer b. Muhammed b. El Münkedir'den, o da Sümeyy'den, o da Ebû Salih'den, o da Ebû Hureyre'den naklen haber verdi. Ebû Hureyre şöyle demiş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Bir kimse gaza etmeden ve onu gönlünden geçirmeden ölürse nifakın bir şu'besi üzere ölür.» buyurdular
It has been narrated on the authority of Abu Huraira that the Messenger of Allah (ﷺ) said:One who died but did not fight in the way of Allah nor did he express any desire (or determination) for Jihad died the death of a hypocrite. 'Abdullah b. Mubarak said: We think the hadith pertained to the time of the Messenger of Allah (ﷺ)
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي غَزَاةٍ فَقَالَ " إِنَّ بِالْمَدِينَةِ لَرِجَالاً مَا سِرْتُمْ مَسِيرًا وَلاَ قَطَعْتُمْ وَادِيًا إِلاَّ كَانُوا مَعَكُمْ حَبَسَهُمُ الْمَرَضُ " .
Bize Osman b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir A'meş'den, o da Ebû Süfyan'dan, o da Cabir'den naklen rivayet etti. Cabir şöyle demiş: Bir gazada Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le birlikte idik : «Gerçekten Medine'de öyle adamlar var ki siz bir yolda yürür veya bîr vadiyi geçerseniz sizinie beraber olurlar. Kendilerini hastalık hapsetmiştir.» buyurdular
It has been narrated on the authority of Jabir who said:We were with the Prophet (ﷺ) on an expedition. He said: There are some people in Medina. They are with you whenever you cover a distance or cross a valley. They have been detained by illness
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ، يُونُسَ كُلُّهُمْ عَنِ الأَعْمَشِ، بِهَذَا الإِسْنَادِ غَيْرَ أَنَّ فِي، حَدِيثِ وَكِيعٍ " إِلاَّ شَرِكُوكُمْ فِي الأَجْرِ " .
{…} Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Muaviye haber verdi. H. Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Ebû Saîd el-Eşecc de rivayet ettiler (Dedilerki): Bize Vekî' rivayet etti. H. Bize ishak b. ibrahim dahi rivayet etti. (Dediki): Bize îsa b. Yûnus haber verdi. Bu râvilerin hepsi A'meş'den bu isnadla rivayette bulunmuşlardır. Ancak Vekî'in hadisinde: «Ecirde sîze ortak olurlar,» cümlesi vardır. izah: Hadisi Şerifde gönülden harbe giden gazilerle beraber olup hastalık veya başka bir sebeple fiilen iştirak edemeyenlerin hali beyan, edilmektedir. Veki’in rivayetinde böylelerinde fiilen harb eden gaziler gih sevaba nail olacakları bildirilmiştir. Hadisin zahiri âmm'dır. Şu halde cihada farz-ı kifaye yahut farz-ı ayn olarak yani umumi seferberlikte iştirak etmeye niyetlenmek her mü'mine farzdır. Cihadın farzı ayn olduğunu söyleyenler bu hadisle istidlal etmişlerdir. Hadisi şerif hayırlı bir işe niyet etmenin faziletine, gazaya veya her hangi bir ibadete niyet edipte bir özrden dolayı yapamayan kimsenin yapmış gibi sevap kazanacağına ve yapamadığına üzüldüğü nispette sevabının artırılacağına delildir
In a version of the tradition narrated on the authority of A'mash, we have the words:" They will share with you the reward (for Jihad)
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي، طَلْحَةَ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَدْخُلُ عَلَى أُمِّ حَرَامٍ بِنْتِ مِلْحَانَ فَتُطْعِمُهُ وَكَانَتْ أُمُّ حَرَامٍ تَحْتَ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ فَدَخَلَ عَلَيْهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمًا فَأَطْعَمَتْهُ ثُمَّ جَلَسَتْ تَفْلِي رَأْسَهُ فَنَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ اسْتَيْقَظَ وَهُوَ يَضْحَكُ قَالَتْ فَقُلْتُ مَا يُضْحِكُكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " نَاسٌ مِنْ أُمَّتِي عُرِضُوا عَلَىَّ غُزَاةً فِي سَبِيلِ اللَّهِ يَرْكَبُونَ ثَبَجَ هَذَا الْبَحْرِ مُلُوكًا عَلَى الأَسِرَّةِ أَوْ مِثْلَ الْمُلُوكِ عَلَى الأَسِرَّةِ " . يَشُكُّ أَيَّهُمَا قَالَ قَالَتْ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ ادْعُ اللَّهَ أَنْ يَجْعَلَنِي مِنْهُمْ فَدَعَا لَهَا ثُمَّ وَضَعَ رَأْسَهُ فَنَامَ ثُمَّ اسْتَيْقَظَ وَهُوَ يَضْحَكُ قَالَتْ فَقُلْتُ مَا يُضْحِكُكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " نَاسٌ مِنْ أُمَّتِي عُرِضُوا عَلَىَّ غُزَاةً فِي سَبِيلِ اللَّهِ " . كَمَا قَالَ فِي الأُولَى قَالَتْ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهَ ادْعُ اللَّهَ أَنْ يَجْعَلَنِي مِنْهُمْ قَالَ " أَنْتِ مِنَ الأَوَّلِينَ " . فَرَكِبَتْ أُمُّ حَرَامٍ بِنْتُ مِلْحَانَ الْبَحْرَ فِي زَمَنِ مُعَاوِيَةَ فَصُرِعَتْ عَنْ دَابَّتِهَا حِينَ خَرَجَتْ مِنَ الْبَحْرِ فَهَلَكَتْ .
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Malik'e ishak b. Abdillah b. Ebi Talha'dan dinlediğim onun da Enes b. Malik'den rivayet ettiği şu hadisi okudum : Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ümmü Haram Bînü Milhân'ın yanına girer o da kendisine yiyecek takdim edermiş. Ümmü Haram, Übade b. Sabitin nikâhı altında imiş. Bir gün Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yine onun yanına girmiş o da kendisine yemek takdim etmiş.. Sonra (Efendimizin) başını taramaya oturmuş. Derken Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uyumuş. Sonra gülerek uyanmış. Ümmü Haram diyor ki: Ben: — Seni güldüren nedir ya Resûlallah? dedim. «Ümmetimden bir takım insanlar!. Bana Allah yolunda gaza ederlerken arz olundular. Şu denizin enginine tahtlar üzerinde kırallar olarak yahut tahtlar üzerinde kırallar gibi bini (p gidi) yorlar. (Bu iki cümleden hangisini söylediğinde râvi şekk etmiştir.) Ümmü Haram demiş ki bunun üzerine ben : — Yâ Resûlallah Allah'a dua et beni onlardan eylesin. Dedim. Ona dua buyurmuş sonra başını (yastığa) koyarak uyumuş. Sonra gülerek uyanmış. Ümmü Haram diyor ki ben iyine : — Seni güldüren nedir ya Resûlallah dedim. O birinci defada dediği gibi : «Ümmetimden bir takım insanlar!.. Bana Allah yolunda gaza ederlerken arz olundular...» buyurdu. Ben: — Ya Resûlallah Allah'a dua et beni onlar'dan eylesin. Dedim. «Sen evvelkilerdensin!» buyurdular. Sonra Ümmü Haram Binti Milhân Muaviye zamanında (Gemiye) binmiş ve denizden çıktığı anda hayvanından düşerek vefat etmiştir
It has been reported on the authority of Anas b. Malik that the Messenger of Allah (ﷺ) used to visit Umm Haram daughter of Milhan (who was the sister of his foster-mother or his father's aunt). She was the wife of 'Ubada b. Samit, One day the Messenger of Allah (ﷺ) paid her a visit. She entertained him with food and then sat down to rub his head. The Messenger of Allah (ﷺ) dozed off and when he woke up (after a while), he was laughing. She asked:What made you laugh. Messenger of Allah? He said: Some people from my Umma were presented to me who were fighters in the way of Allah and were sailing in this sea. (Gliding smoothly on the water), they appeared to be kings or like kings (sitting) on thrones (the narrator has a doubt about the actual expression used by the Holy Prophet). She said: Messenger of Allah, pray to Allah that He may include me among these warriors. He prayed for her. Then he placed his head (down) and dozed off (again). He woke up laughing, as before. (She said) I said: Messenger of Allah, what makes you laugh? He replied: A people from my Umma were presented to me. They were fighters in Allah's way. (He described them in the same words as he had described the first warriors.) She said: Messenger of Allah, pray to God that He may include me among these warriors. He said: You are among the first ones. Umm Haram daughter of Milhan sailed in the aea in the time of Mu'awiya. When she came out of the sea and (was going to mount a riding animal) she fell down and died
حَدَّثَنَا خَلَفُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ، يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ أُمِّ حَرَامٍ، وَهْىَ خَالَةُ أَنَسٍ قَالَتْ أَتَانَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَوْمًا فَقَالَ عِنْدَنَا فَاسْتَيْقَظَ وَهُوَ يَضْحَكُ فَقُلْتُ مَا يُضْحِكُكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ بِأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي قَالَ " أُرِيتُ قَوْمًا مِنْ أُمَّتِي يَرْكَبُونَ ظَهْرَ الْبَحْرِ كَالْمُلُوكِ عَلَى الأَسِرَّةِ " . فَقُلْتُ ادْعُ اللَّهَ أَنْ يَجْعَلَنِي مِنْهُمْ قَالَ " فَإِنَّكِ مِنْهُمْ " . قَالَتْ ثُمَّ نَامَ فَاسْتَيْقَظَ أَيْضًا وَهُوَ يَضْحَكُ فَسَأَلْتُهُ فَقَالَ مِثْلَ مَقَالَتِهِ فَقُلْتُ ادْعُ اللَّهَ أَنْ يَجْعَلَنِي مِنْهُمْ . قَالَ " أَنْتِ مِنَ الأَوَّلِينَ " . قَالَ فَتَزَوَّجَهَا عُبَادَةُ بْنُ الصَّامِتِ بَعْدُ فَغَزَا فِي الْبَحْرِ فَحَمَلَهَا مَعَهُ فَلَمَّا أَنْ جَاءَتْ قُرِّبَتْ لَهَا بَغْلَةٌ فَرَكِبَتْهَا فَصَرَعَتْهَا فَانْدَقَّتْ عُنُقُهَا .
Bize Halet b. Hişam rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Zeyd, Yahya b. Saîd'den, o da Muhammed b. Yahya b. Habban'dan, o da Enes b. Malik'den, o da Ümmü Haram'dan -ki bu kadın Enes'in teyzesidir- naklen rivayet etti. Ümmü Haram şöyle demiş: — Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün bize gelerek bizde kaylule yaptı, sonra gülerek uyandı. Ben: — Annem babam sana feda olsun. Seni güldüren nedir ya Resulellah? dedim. «Bana ümmetimden tahtlar üzerinde kırallar gibi denizin sırtına binen bir kavim gösterildi,» buyurdu. Bunun üzerine ben; — Allah'a dua et beni onlardan eylesin, dedim. «Şüphesiz sen onlardansın!» buyurdu. Sonra uyudu ve yine gülerek uyandı. Ben de kendisine sordum. Evvelki sözü gibi cevap verdi. Ben: — Allah'a dua et beni onlardan eylesin, dedim. «Sen evvelkiler densin» buyurdular. Enes demiş ki: Bundan sonra Ubâde bin Sâmit onunla evlendi ve denizde gazaya çıkarak onu da beraberinde götürdü, (varacakları yere) vardığında ona bîr katır takdim edildi o da bindi. Arkacığmdan katır kendisini yere düşürdü ve boynu kırıldı
It has been narrated on the authority of Umm Haram (and she was the aunt of Anas) who said:The Prophet (ﷺ) came to us one day and had a nap in our house. When he woke up, he was laughing. I said: Messenger of Allah, what made you laugh? He said: I saw a people from my followers sailing on the surface of the sea (looking) like kings (sitting) on their thrones. I said: Pray to Allah that He may include me among them. He said: You will be among them. He had a (second) nap, woke up and was laughing. I asked him (the reason for his laughter). He gave the same reply. I said: Pray to Allah that He may include me among them. He said: You are among the first ones. Anas said: 'Ubada b. Samit married her. He joined a naval expedition and took her along with him. When she returned, a mule was brought for her. While mounting it she fell down, broke her neck (and died)
وَحَدَّثَنَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحِ بْنِ الْمُهَاجِرِ، وَيَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالاَ أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنِ ابْنِ حَبَّانَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ خَالَتِهِ أُمِّ حَرَامٍ بِنْتِ مِلْحَانَ، أَنَّهَا قَالَتْ نَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمًا قَرِيبًا مِنِّي ثُمَّ اسْتَيْقَظَ يَتَبَسَّمُ - قَالَتْ - فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا أَضْحَكَكَ قَالَ " نَاسٌ مِنْ أُمَّتِي عُرِضُوا عَلَىَّ يَرْكَبُونَ ظَهْرَ هَذَا الْبَحْرِ الأَخْضَرِ " . ثُمَّ ذَكَرَ نَحْوَ حَدِيثِ حَمَّادِ بْنِ زَيْدٍ .
Bize bu hadisi Muhammed b. Rumh b. Muhacir ile Yahya b. Yahya rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Leys, Yahya b. Saîd'den, o da ibni Habban'dan, o da Enes b. Malik'den, o da teyzesi Ümmü Haram Binti Milhan'dan naklen onun söylediğini haber verdi: ResûlulIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün bana yakın bir yerde uyudu. Sonra gülümseyerek uyandı. Ben: — Ya Resulallah seni güldüren nedir? dedim. «Ümmetimden bir takım insanlar bana arz olundular. Şu yeşil denizin sırtına biniyorlar...» buyurdu. Bundan sonra râvî, Hammâd b. Zeyd'in hadisi gibi rivayette bulunmuştur. {…} Bana Yahya b. Eyyub ile Kuteybe ve ibni Hucr da rivayet eltiler. (Dedilerki): Bize ismail -Bu zat ibni Ca'fer'dir- Abdullah b. Abdirrahman'dan rivayet ettiki o da Enes b. Malik'i şunu söylerken işitmiş: — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Enes'in teyzesi Bint-i Milhana gelerek başını onıuı yanına koydu. Râvi hadîsi ishak b. Ebîralha ile Muhanımed b. Yahya b. Habbân hadîsleri mânasında rivayet eylemiştir. izah: Bu hadisi bütün kütüb-ü sıtte sahipleri «Cihad» bahsinde muhtelif râvilerden tahric etmişlerdir. Tirmizi onun hakkında: «Hasen Sahihtir» demiştir. Buhari onu «Rü'ya» ve «isti'zan» bahislerinde de rivayet etmiştir. İbni Abdılberr'e göre Ümmü Haram Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in süt teyzelerinden biridir. Bazıları babasından yahut dedesinden teyzesi olduğunu söylemişlerdir. Ebü Ömer: «Bunların hangisi olursa olsun Ümmü Haram Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in mahremidir» diyor. Kaylûle uyku olsun olmasın günün ortasında yapılan istirahattır. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in iki defasında da gülerek uyanması haber verdiklerini rü'yasmda gördüğüne Ümmü Haram va her iki defasında «Allah'a dua et beni onlardan eylesin» diye ricada bulunması rü'yaların ayrı ayrı şeyler hakkında görüldüğüne delalet eder. Nitekim birinci rü'yasında deniz, ikincide kara şehitlerini gördüğü rivayet olunur. Ulema Hz. Ummü Haram'ın şehit düştüğü bu gazanın ne zaman yapıldığında ihtilâf etmişlerdir. Buradaki rivâyetde Hz. Muaviye zamanında yapıldığı görülüyorsa da Kadi îyad ekseri siyer ulemasının kavillerine göre bunun Hz. Osman (Radiyallahu anh) zamanında yapıldığını .söylemektedir. Ümmü Haram hazretleri anhûma) zamanında yapıldığını söylemektedir. Ümmü Haram hazretler; kocası ile beraber gemiye binerek Kıbrıs'a gitmiş orada hayvanından düşerek vefat etmiştir. Kabri bugüne kadar «Hala Sultan Türbesi» namiyle ziyaret edilmektedir. Şu halde Müslim'in rivâyetindeki «Muaviye zamanında» tabirinden murad Muavîye'nin ordusunda bulunmuş manasına olup Muaviye'nin halifeliği zamanında manasına gelmez. Bununla beraber hadisi zahiri manasına hamlederek: «Bu hâdise Muaviye'nin hilafeti zamanında olmuştur» diyenler de vardır, Esahh kavle göre Kıbrıs adası harble alınmış Hz. Ümmü Haram adaya çıkacağı sırada katırdan düşerek vefat etmiştir
It has been reported on the authority of Umm Haram daughter of Milhan (through another chain of transmitters). She said:One day the Messenger of Allah (ﷺ) slept (at a place) near me. He woke up smiling. She said: Messenger of Allah. what made thee laugh? He said: A people from my followers were presented to me. They were sailing on the surface of this green sea... (here follows the tradition that has gone before)
وَحَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَقُتَيْبَةُ، وَابْنُ، حُجْرٍ قَالُوا حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - وَهُوَ ابْنُ جَعْفَرٍ - عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ أَتَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ابْنَةَ مِلْحَانَ خَالَةَ أَنَسٍ فَوَضَعَ رَأْسَهُ عِنْدَهَا . وَسَاقَ الْحَدِيثَ بِمَعْنَى حَدِيثِ إِسْحَاقَ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ وَمُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ .
It has been reported by 'Abdullah b. 'Abd al-Rahman that he heard Anas b. Malik say:The Messenger of Allah (ﷺ) paid a visit to Milhan's daughter, maternal aunt of Anas (and the sister of the Holy Prophet's foster-mother). He placed his head near her (from this point onward, the narrator carried on the previous tradition to its end)
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ بَهْرَامَ الدَّارِمِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ الطَّيَالِسِيُّ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، - يَعْنِي ابْنَ سَعْدٍ - عَنْ أَيُّوبَ بْنِ مُوسَى، عَنْ مَكْحُولٍ، عَنْ شُرَحْبِيلَ بْنِ السَّمِطِ، عَنْ سَلْمَانَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " رِبَاطُ يَوْمٍ وَلَيْلَةٍ خَيْرٌ مِنْ صِيَامِ شَهْرٍ وَقِيَامِهِ وَإِنْ مَاتَ جَرَى عَلَيْهِ عَمَلُهُ الَّذِي كَانَ يَعْمَلُهُ وَأُجْرِيَ عَلَيْهِ رِزْقُهُ وَأَمِنَ الْفَتَّانَ " .
Bize Abdullah b. Abdirrahman b. Behram ed Dârimi rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû'l-Velid Et-Tayâlisi rivayet etti. (Dediki): Bize Leys (Yani îbni Sa'd) Eyyub b. Musa'dan, o da Mekhûl'den, o da Şürahbil b. Semitden, o da Selman'dan naklen rivayet etti şöyle demiş: Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Bir gün bir gece serhat bekçiliği bîr ayın orucu ile teravihinden daha hayırlıdır. Ölürse üzerine dünyada iken yaptığı ameli ve rızkı cereyan eder. Fettandan da emin olur.» buyururken işittim
It has been narrated on the authority of Salman who said:I heard the Messenger of Allah (ﷺ) say: Keeping watch for a day and a night is better (in point of reward) than fasting for a whole month and standing in prayer every night. If a person dies (while, performing this duty), his (meritorious) activity will continue and he will go on receiving his reward for it perpetually and will be saved from the torture of the grave
حَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ شُرَيْحٍ، عَنْ عَبْدِ الْكَرِيمِ، بْنِ الْحَارِثِ عَنْ أَبِي عُبَيْدَةَ بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ شُرَحْبِيلَ بْنِ السَّمِطِ، عَنْ سَلْمَانَ الْخَيْرِ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمَعْنَى حَدِيثِ اللَّيْثِ عَنْ أَيُّوبَ بْنِ مُوسَى .
{…} Bana Ebût-Tahir rivayet etti. (Dediki): Bize ibni Vehb, Abdurrahman b. Şureyh'dan o da Abdulkerim b. Hâris'den, o da Ebû Übeyde b. Ukbe'den, o da Şurayhbil b. Semit'dan o da Selmanu'l-Hayr'dan, o da Resûlullah (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)'den naklen Leys'in Eyyub b. Musa'dan rivayet ettiği hadis manasında haber verdi. izah: Ribat; hayvanı bağlamaya yarayan ip demektir. Sonra bu kelime hudud muhafızına ıtlak olunmuştur. Hadisden murad şudur. Bir gün bir gece düşmana karşı hudud muhafızlığı yapmak bir ay nafile oruç tutmakla bir ay nafile namaz kılmaktan daha hayırlıdır. Şayet hudud muhafızlığı yaparken ölürse o vazifede iken yaptığı amelleri devam edermiş gibi ecir ve mükafat verilir. Hadis-i Şerif şehid hakkındaki âyetlerle hadislere muvafıktır. Şehit âyetlerinde şehitlerinin ölmediği Allah katında diri oldukları ve kendilerine rızk verildiği beyan buyrulduğu gibi yukarda geçen bazı hadislerde şehit ruhlarının cennet meyvelerinden yedikleri beyan olunmuştur. Fettan'dan murad, kabir fitnesidir. Bu kelime «Futtan» şeklinde cemi olarak rivayet edildiği gibi «Kabrin iki fettanı şeklinde tesniye olarak da rivayet edilmiştir. Kabrin fettanı Münker ve Nekir ismindeki meleklerdir. Hadisi Şerif: Hudud muhafızlığı yapan kimsenin faziletine ve amellerinin öldükten sonra da devam edeceğine, bu hal ona mahsus olup başka hiç bîr kimseye nasip olmayacağına delildir
This tradition has been handed down on the authority of Salman al-Khair through another chain of transmitters
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ سُمَىٍّ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " بَيْنَمَا رَجُلٌ يَمْشِي بِطَرِيقٍ وَجَدَ غُصْنَ شَوْكٍ عَلَى الطَّرِيقِ فَأَخَّرَهُ فَشَكَرَ اللَّهُ لَهُ فَغَفَرَ لَهُ " . وَقَالَ " الشُّهَدَاءُ خَمْسَةٌ الْمَطْعُونُ وَالْمَبْطُونُ وَالْغَرِقُ وَصَاحِبُ الْهَدْمِ وَالشَّهِيدُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ " .
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Malik'e Sümeyye'den dinlediğim onunda Ebû Salîh'den, onun da Ebû Hureyre'den naklen rivayet ettiği şu hadisi okudum. Resulullah (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem): «Bir defa bir adam yolda yürürken yol üzerinde bir diken dalı buldu ve onu uzaklaştırdı. Bunun üzerine Allah kendisine teşekkür etti, ve onu affetti.» buyurmuşlar. Bir de: «Şehitler beş kısımdır. Vebadan, ishalden ve boğulmaktan ölenlerle yıkıntıdan ölen ve Allah azze ve cellenin yolunda şehit olandır.» buyurmuşlar. İzah 1916 da
It has been narrated on the authority of Abu Huraira that the, Messenger of Allah (ﷺ) said:While a man walks along a path, finds a thorny twig lying on the way and puts it aside, Allah would appreciate it and forgive him The Prophet (ﷺ) said: The martyrs are of five kinds: one who dies of plague; one who dies of diarrhoea (or cholera) ; one who is drowned; one who is buried under debris and one who dies fighting in the way of Allah
وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا تَعُدُّونَ الشَّهِيدَ فِيكُمْ " . قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ مَنْ قُتِلَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَهُوَ شَهِيدٌ قَالَ " إِنَّ شُهَدَاءَ أُمَّتِي إِذًا لَقَلِيلٌ " . قَالُوا فَمَنْ هُمْ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ " مَنْ قُتِلَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَهُوَ شَهِيدٌ وَمَنْ مَاتَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَهُوَ شَهِيدٌ وَمَنْ مَاتَ فِي الطَّاعُونِ فَهُوَ شَهِيدٌ وَمَنْ مَاتَ فِي الْبَطْنِ فَهُوَ شَهِيدٌ " . قَالَ ابْنُ مِقْسَمٍ أَشْهَدُ عَلَى أَبِيكَ فِي هَذَا الْحَدِيثِ أَنَّهُ قَالَ " وَالْغَرِيقُ شَهِيدٌ " .
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir, Süheyl'den, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem): «Siz aranızda kimi şehid sayıyorsunuz?» diye sordu. Ashab: — Ya Resulellah kim Allah yolunda öldürülürse o şehittir, dediler. «O halde ümmetimin şehitleri pek azdır.» buyurdu. Ashab: — Öyle ise kimdir onlar yâ Resulellah? dediler. — «Kim Allah yolunda öldürülürse o şehiddir. Kim Allah yolunda ölürse o da şehittir. Kim vebadan ölürse o da şehittir. Kim ishalden ölürse o da şehittir.» buyurdular. İbni Miksem (Demişki): Baban üzerine şehadet ederim ki bu hadiste o şöyle demiştir: «Boğulan da şehiddir.»
It has been narrated on the authority of Abu Huraira (through another chain of transmitters) that the Messenger of Allah (ﷺ) said:Whom do you consider to be a martyr among you? They (the Companions) said: Messenger, of Allah, one who is slain in the way of Allah is a martyr. He said: Then (if this is the definition of a martyr) the martyrs of my Umma will be small in number. They asked: Messenger of Allah, who are they? He said: One who is slain in the way of Allah is a martyr; one who dies in the way of Allah, is a martyr; one who dies of plague is a martyr; one who dies of cholera is a martyr. Ibn Miqsam said: I testify the truth of your father's statement (with regard to this tradition) that the Prophet (ﷺ) said: One who is drowned is a martyr
حَدَّثَنِي عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ بَيَانٍ الْوَاسِطِيُّ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ سُهَيْلٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ . مِثْلَهُ غَيْرَ أَنَّ فِي حَدِيثِهِ قَالَ سُهَيْلٌ قَالَ عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مِقْسَمٍ أَشْهَدُ عَلَى أَبِيكَ أَنَّهُ زَادَ فِي هَذَا الْحَدِيثِ " وَمَنْ غَرِقَ فَهُوَ شَهِيدٌ " .
{…} Bana Abdulhamid b. Beyan El Vasıtî de rivayet etti. (Dediki): Bize Halid, Süheyl'den bu isnadla bu hadisin mislini rivayet etti. Şu kadar var ki onun hadisinde: «Süheyl dedi ki: Ubeydullah b. Miksem şunu söyledi: Kardeşin üzerine şehadet ederim ki; o bu hadiste (kim boğulursa o da şehiddir) cümlesini ziyade etti.» ibaresi vardır
A version of the tradition narrated on the authority of Suhail contains the additional words:" And one who is drowned is a martyr
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا بَهْزٌ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، حَدَّثَنَا سُهَيْلٌ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَفِي حَدِيثِهِ قَالَ أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مِقْسَمٍ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، وَزَادَ، فِيهِ " وَالْغَرِقُ شَهِيدٌ " .
{…} Bana Muhammed b. Hatim dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Behz rivâyfct etti. (Dedîki): Bize Vüheyb rivayet etti. {Dediki): Bize Süheyl bu isnadla rivayet etti. Onan hadisinde şu da vardır: «Dediki Ubeydullah b. Miksem, Ebû Salih'den naklen haber verdi. Hadisde şunu da ziyade etti. «Boğulan da şehiddlr.» İzah 1916 da
Another version of the tradition narrated on the authority of Suhail thouch a different chain of transmitters contains the additional words:" A drowned person is a martyr
حَدَّثَنَا حَامِدُ بْنُ عُمَرَ الْبَكْرَاوِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، - يَعْنِي ابْنَ زِيَادٍ - حَدَّثَنَا عَاصِمٌ، عَنْ حَفْصَةَ بِنْتِ سِيرِينَ، قَالَتْ قَالَ لِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ بِمَا مَاتَ يَحْيَى بْنُ أَبِي عَمْرَةَ قَالَتْ قُلْتُ بِالطَّاعُونِ . قَالَتْ فَقَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الطَّاعُونُ شَهَادَةٌ لِكُلِّ مُسْلِمٍ " .
Bize Hamid b. Ömer El-Bekrâvî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülvahid (Yani îbni Ziyâd) rivayet etti. (Dediki): Bize Âsim, Hafsa binti Sîrîn'den rivayet etti. Şöyle demiş: Bana Enes b. Malik: — Yahya b. Ebî Amra neden öldü diye sordu. — Taun'dan dedim. Bunun üzerine: Resûlullah (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem): «Taun her müslüman için şehitliktir.» buyurdu dedi
It has been narrated on the authority of Hafsa daughter of Sirin who said:Anas b. Malik asked me the cause of death of Yahya b. 'Abu 'Amra. I said: (He died) of plague. He said: The Messenger of Allah (ﷺ) said that death by plague is martyrdom for a Muslim
وَحَدَّثَنَاهُ الْوَلِيدُ بْنُ شُجَاعٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ عَاصِمٍ، فِي هَذَا الإِسْنَادِ بِمِثْلِهِ .
{…} Bize bu hadisi Velid b. Şüca'dah rivayet etti. (Dediki): Bize Ali b. Müshir, Asim'dan bu isnâdda bu hadisin mislini rivayet etti. izah: Bu hadislerin Ebû Hureyre rivayetini Buhari «Ezan» ve «Namaz» bahislerinde; Tirmizî «Kitabül birr» de tahric etmişlerdir. Tirmizi onun hakkında: «Bu hadis Hasen Sahihtir» demiştir. Enes rivayetini Buhârî «Cihâd» ve «Tib» bahislerinde tahrîc etmiştir. «Allah ona teşekkür etti.» cümlesinden murad: Onun yaptığından razı oldu fiilini kabul etti ve kendisine senada bulundu demektir. Şüheda: Şehidin cem'idir. Şehid faîl veznin de olduğu için hâzır bulunup gören manasına ismi fail olduğu gibi, görülen manasına ismi mef'ûl de olabilir. Burada her iki takdir caizdir. Şehidin ölümünde melekler hazır bulunduğu için o meşhûd yani görülmüş demekir. Bazıları şehidin cennet için kendisine şahidîik edilmiş manasına geldiğini söylemişlerdir. Bir takımları şehid Allah katında diri ve hazır olduğu için kendisine bu isim verildiğini, daha başkaları Allah'ın ikramını gördüğü için şehid denildîğini söylemişlerdir. Şehidler hakkında birçok hadisler vardır. Bunların bazısında şehidlerin beş nevi olduğu bazıların da yedi diğerlerin de sekiz hatta dokuz ve on bir olduğu bildirilmektedir. Bu muhtelif sayılara bakarak rivayetler arasında tenakuz olduğu iddia edilemez. Çünkü bu sayıların muhtelif oluşu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) efendimize gelen vahye göredir. Burada harb şehidlerinden başkâ veba'dan, ishalden ölenlerle boğularak ve üzerine bina yıkılarak ölenlerin de şehid oldukları bildiriliyor. Başka rivayetlerde yanarak ölenlerle zatürreden ölenlerin hamile olarak ölenlerin malı uğrunda ödürülenlerin de şehîd gittikleri bildirilmiştir. Ulemanın beyânına göre; bu suretle ölenlerin şehîd sayılması çektikleri büyük elem ve acılara mukabil bir lütfu ihsandır. Harb meydanında ölenlerden başk şehit hükmünde olanlar yıkanırlar ve cenaze namazları kılınır. Harbde ölenlerse yıkanmazlar. Hasılı şehitler üç kısma ayrılır. 1- Dünya ve ahiret şehitleri: Bunlar harbde öldürülenlerdir. 2- Dünya ahkâmı hakkında değilde yalnız ahiret hususunda şehid sayılanlar. 3- Yalnız dünya ahkâmı hususunda şehid sayılanlar: Bunlar ganimet aşıranlar ve harbden kaçarken öldürülenlerdir, ki insanlara göre şehid sayılırlar. Çünkü yaptıklarının iç yüzünü bilen yoktur. Bunu yalnız Allah bilir. Ve kendilerine ahirette şehid sevabı vermez
This hadith has been narrated on the authority of 'Asim through the same chain of transmitters
حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ مَعْرُوفٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، عَنْ أَبِي عَلِيٍّ، ثُمَامَةَ بْنِ شُفَىٍّ أَنَّهُ سَمِعَ عُقْبَةَ بْنَ عَامِرٍ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ عَلَى الْمِنْبَرِ يَقُولُ " وَأَعِدُّوا لَهُمْ مَا اسْتَطَعْتُمْ مِنْ قُوَّةٍ أَلاَ إِنَّ الْقُوَّةَ الرَّمْىُ أَلاَ إِنَّ الْقُوَّةَ الرَّمْىُ أَلاَ إِنَّ الْقُوَّةَ الرَّمْىُ "
Bize Harun b. Mâruf rivayet etti. (Dediki): Bize ibni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Amr b. Haris, Ebû Ali Sümâme b. Şüfiyy'den naklen haber verdiki Ukbe b. Âmiri şöyle derken işitmiş: Ben Resûlullah (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)'i minber üzerinde: «Onlar için gücünüzün yetebildiğî kadar kuvvet hazırlayın! Dikkat kuvvet atıcılıktır! Dikkat kuvvet atıcılıktır! Dikkat kuvvet atıcılıktır.» buyururken işittim. izah: Bu hadisde Resûlullah (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem): «Onlar için gücünüzün yetebildfği kadar kuvvet hazırlayın» Ayeti Kerimesini tefsir etmiştir. Bu tefsir müfessirlerin hikâye ettikleri diğer kavilleri red etmektedir. Bazıları kuvvetten murad kal'alar bîr takımları da erkek atlar olduğunu söylemişlerdir. Bu ve emsali hadisler atıcılığın faziletine ve cihad niyetiyle silah kullanmaya atıcılığın her nev'ini öğrenmeye teşvik etmektedirler. Binaenaleyh bugünkü modern silâhların her çeşidini öğrenmek hatta hava kara ve su taşıtlarını kullanmak hükümde dahildir. Ata binmek ve harbe yarayacak yüzücülük nişancılık ve güreş nevileri gibi spor faaliyetleri de böyledir
It has been narrated on the authority of Ibn Amir who said:I heard the Messenger of Allah (ﷺ) say-and he was delivering a sermon from the pulpit: Prepare to meet them with as much strength as you can afford. Beware, strength consists in archery. Beware, strength consists in archery. Beware, strength consists in archery
وَحَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ مَعْرُوفٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، عَنْ أَبِي عَلِيٍّ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " سَتُفْتَحُ عَلَيْكُمْ أَرَضُونَ وَيَكْفِيكُمُ اللَّهُ فَلاَ يَعْجِزُ أَحَدُكُمْ أَنْ يَلْهُوَ بِأَسْهُمِهِ " .
Bize Harun b. Ma'ruf rivayet etti. (Dediki): Bize ibni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Amr b. Haris, Ebû Ali'den, o da Ukbe Amir'den naklen haber verdi. (Şöyle demiş): Ben Resûlullah (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem): «Size yerler feth edilecektir. Allah stze kâfidir. O halde sizden biriniz oklarıyla oynamaktan aciz değildir.» buyururken işittim
It has been narrated on the authority of Uqba b. Amir who said:I heard the Messenger of Allah (ﷺ) say: Lands shall be thrown open to you and Allah will suffice you (against your enemies), but none of you should give up playing with his arrows
وَحَدَّثَنَاهُ دَاوُدُ بْنُ رُشَيْدٍ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، عَنْ بَكْرِ بْنِ مُضَرَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ أَبِي عَلِيٍّ الْهَمْدَانِيِّ، قَالَ سَمِعْتُ عُقْبَةَ بْنَ عَامِرٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ .
{…} Bize bu hadîsi Davud b. Ruşeyd de rivayet etti. (Dediki): Bize Velid, Bekir b. Mudar'dan, o da Amr b. Hâris'den, o da Ebû Ali el Hemdanî'den naklen rivayet etti. Ben Ukbe b. Âmiri Nebi (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet ederken dinledim. Demiş ve yukardaki hadîsin mislini rivayet etmiştir
This tradition has also been narrated on the same authority through another chain of transmitters
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحِ بْنِ الْمُهَاجِرِ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنِ الْحَارِثِ بْنِ يَعْقُوبَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ شَمَاسَةَ، أَنَّ فُقَيْمًا اللَّخْمِيَّ، قَالَ لِعُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ تَخْتَلِفُ بَيْنَ هَذَيْنِ الْغَرَضَيْنِ وَأَنْتَ كَبِيرٌ يَشُقُّ عَلَيْكَ . قَالَ عُقْبَةُ لَوْلاَ كَلاَمٌ سَمِعْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَمْ أُعَانِهِ . قَالَ الْحَارِثُ فَقُلْتُ لاِبْنِ شُمَاسَةَ وَمَا ذَاكَ قَالَ إِنَّهُ قَالَ " مَنْ عَلِمَ الرَّمْىَ ثُمَّ تَرَكَهُ فَلَيْسَ مِنَّا أَوْ قَدْ عَصَى " .
Bize Muhammed b. Rumh b, Muhacir rivayet etti. (Dediki) Bize Leys, Haris b. Ya'kub'dan o da Abdurrahman b. Şumase' naklen haber verdiki Fukeym-i Lahmî, Ukbe b. Amir'e : — Şu iki hedef arasında gidip geliyorsun. Halbuki sen yaşlısın bu sana zor gelir demiş. Ukbe: —> Resûlullah (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem)'den işittiğim bir soz olmasaydı ben buna katlanmazdım. Cevabını vermiş. Haris diyor ki; Bunun özerine ben ibnü Şumase'ye : — Ne o? diye sordum. — Nebi (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem): «Her kîm atıcılığı öğrenir de sonra terkederse bizden değildir. Yahud muhakkak isyan etmiştir,» buyurdu dedi
It has been reported by 'Abd al-Rahman b. Shamasa that Fuqaim al- Lakhmi said to Uqba b. Amir:You frequent between these two targets and you are an old man, so you will be finding it very hard. 'Uqba said: But for a thing I heard from the Prophet (ﷺ), I would not strain myself. Harith (one of the narrators in the chain of transmitters) said: I asked Ibn Shamasa: What was that? He said that he (the Holy Prophet) said: Who learnt archery and then gave it up is not from us. or he has been guilty of disobedience (to Allah's Apostle)
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مَنْصُورٍ، وَأَبُو الرَّبِيعِ الْعَتَكِيُّ، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، - وَهُوَ ابْنُ زَيْدٍ - عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَبِي أَسْمَاءَ، عَنْ ثَوْبَانَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَزَالُ طَائِفَةٌ مِنْ أُمَّتِي ظَاهِرِينَ عَلَى الْحَقِّ لاَ يَضُرُّهُمْ مَنْ خَذَلَهُمْ حَتَّى يَأْتِيَ أَمْرُ اللَّهِ وَهُمْ كَذَلِكَ " . وَلَيْسَ فِي حَدِيثِ قُتَيْبَةَ " وَهُمْ كَذَلِكَ " .
Bize Saîd b. Mensur ile Ebû'r Rabi' El-Atekî ve Kuteyhe b. Saîd rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Hammad —ibni Zeyd'dir.— Eyyub'dan, o da Ebû Kılâbe'den, o da Ebû Esmâ'dan, o da Sevbân'dan naklen rivayet etti. Sevban şöyle demiş: Resûlullah (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem): «Ümmetimden bir taife hakka yardımcı olmakta devam edecektir. Onlara muhalefette bulunanlar zarar veremiyecek. Nihayet Allah'ın emri onlar bu haldeyken gelecektir.» buyurdular. Kuteybe'nin hadisinde «Onlar bu haldeyken» kaydı yoktur. İzah 1925 te
It has been narrated on the authority of Thauban that the Messenger of Allah (ﷺ) said:A group of people from my Umma will always remain triumphant on the right path and continue to be triumphant (against their opponents). He who deserts them shall not be able to do them any harm. They will remain in this position until Allah's Command is executed (i.e. Qiyamah is established). In Qutaiba's version of the tradition, we do not have the words:" They will remain in this position