Sahîh-i Müslim: İmâret (Yönetim) Bölümü

257 hadis bulundu · sayfa 13/13

Sahîh-i Müslim No. 4951 Sahih

وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، وَعَبْدَةُ كِلاَهُمَا عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أَبِي خَالِدٍ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا مَرْوَانُ، - يَعْنِي الْفَزَارِيَّ - عَنْ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ قَيْسٍ، عَنِ الْمُغِيرَةِ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ لَنْ يَزَالَ قَوْمٌ مِنْ أُمَّتِي ظَاهِرِينَ عَلَى النَّاسِ حَتَّى يَأْتِيَهُمْ أَمْرُ اللَّهِ وَهُمْ ظَاهِرُونَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Vekî' rivayet etti. H. Bize îbnü Numeyr de rivayet etti. (Dedîki): Bize Veki' ile Abde ikisi birden ismail b. Ebi Halid'den rivayet ettiler. H. Bize ibni Ebî Ömer dahi rivayet etti. Lafız onundur. (Dediki): Bize Mervan (yani El-Fezârî) ismail'den, o da Kays'den, o da Muğire'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Ben Resûlullah (Sallalldhu Aleyhi ve Sellem) «Ümmetimden bîr kavim insanlara yardımcı olmakta devam edecektir. Nihayet onlar yardımcı iken kendilerine Allah'ın emrî gelecektir.»

It has been narrated on the authority of Mughira who said:I heard the Messenger of Allah (ﷺ) say: A group of people from my Umma will continue to be triumphant over the people until the Command of Allah overtakes them while they are still triumphant

Sahîh-i Müslim No. 4952 Sahih

وَحَدَّثَنِيهِ مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنِي إِسْمَاعِيلُ، عَنْ قَيْسٍ، قَالَ سَمِعْتُ الْمُغِيرَةَ بْنَ شُعْبَةَ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ بِمِثْلِ حَدِيثِ مَرْوَانَ سَوَاءً ‏.‏

{…} Bana bu hadisi Muhammed b. Rafi* dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usame rivayet etti. (Dediki): Bana ismail, Kays'dan rivayet etti. (Demişki): Muğire b. Şu'be'yi şunu söylerken dinledim: Ben Resûlullah (Sallalldhu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim... Ravi tamamiyle Mervan hadîsi gibi rivayette bulunmuştur. İzah 1925 te

The same tradition has been narrated through another chain of transmitters on the same authority

Sahîh-i Müslim No. 4953 Sahih

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ ‏ "‏ لَنْ يَبْرَحَ هَذَا الدِّينُ قَائِمًا يُقَاتِلُ عَلَيْهِ عِصَابَةٌ مِنَ الْمُسْلِمِينَ حَتَّى تَقُومَ السَّاعَةُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Müsenna ile Muhammed b. Beşşâr rivayet .ettiler. (Dediler kî): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Simâk b. Ha rk'den, o da Câbir b. Semura'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti ki: «Bu din kaim olmakta mutlaka devam edecektir. Onun namına ta kıyamet kopuncaya kadar müslümanlardan bir cemaat çarpışacaktır.» buyurmuşlar. İzah 1925 te

It has been narrated on the authority of Jabir b. Samura that the Prophet (ﷺ) said:This religion will continue to exist, and a group of people from the Muslims will continue to fight for its protection until the Hour is established

Sahîh-i Müslim No. 4954 Sahih

حَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، وَحَجَّاجُ بْنُ الشَّاعِرِ، قَالاَ حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ قَالَ ابْنُ جُرَيْجٍ أَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ لاَ تَزَالُ طَائِفَةٌ مِنْ أُمَّتِي يُقَاتِلُونَ عَلَى الْحَقِّ ظَاهِرِينَ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ‏"‏ ‏.‏

Bana Hârûn b. Abdillah ile Haccâc b. Şâir rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Haccâc b. Muhammed rivayet etti. (Dediki): ibnü Cüreyc şunu söyledi: Bana Ebû'z-Zûbeyr haber verdi ki kendisi Câbir b. Abdillah, şunu söylerken işitmiş. Ben Resûlullah (Sallalldhu Aleyhi ve Sellem): «Ümmetimden bîr taife hak uğruna çarpışmakta kıyamet gününe kadar yardımcı olmakta devam edecektir.» buyururken işittim. İzah 1925 te

It has been narrated on the authority of Jabir b. 'Abdullah who said:I heard the Messenger of Allah (ﷺ) say: A group of people from my Umma will continue to fight In defence of truth and remain triumphant until the Day of judgment

Sahîh-i Müslim No. 4955 Sahih

حَدَّثَنَا مَنْصُورُ بْنُ أَبِي مُزَاحِمٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَمْزَةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَزِيدَ، بْنِ جَابِرٍ أَنَّ عُمَيْرَ بْنَ هَانِئٍ، حَدَّثَهُ قَالَ سَمِعْتُ مُعَاوِيَةَ، عَلَى الْمِنْبَرِ يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ لاَ تَزَالُ طَائِفَةٌ مِنْ أُمَّتِي قَائِمَةً بِأَمْرِ اللَّهِ لاَ يَضُرُّهُمْ مَنْ خَذَلَهُمْ أَوْ خَالَفَهُمْ حَتَّى يَأْتِيَ أَمْرُ اللَّهِ وَهُمْ ظَاهِرُونَ عَلَى النَّاسِ ‏"‏ ‏.‏

Bize Mensur b. Ebi Müzâhim rivayet etü. (Dediki): Bize Yahya b. Hamza, Abdurrahman b. Yezid b, Câbir'den naklen rivayet etti. Ona da Umeyr b. Hani rivayet etmiş. (Demişki): Ben Muaviye'yi minber üzerinde şunu söylerken dinledim: Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), «Ümmetimden bir taife Allah'ın emrini tutmakta devam edecektir. Onları aşağılayan veya muhalefet edenler kendilerine zarar veremeyecek. Nihâyet Allah'ın emri, onlar insanlara yardım ederken gelecektir.» buyururken işittim

It his been narrated on the authority of Umair b. Umm Hani who said:I heard Mu'awiya say (while delivering a sermon from the pulpit) that he heard the Messenger of Allah (ﷺ) say: A group of people from my Umma will continue to obey Allah's Command, and those who desert or oppose them shall not be able to do them any harm. They will be dominating the peeple until Allah's Command is executed (i. e. Resurrection is established)

Sahîh-i Müslim No. 4956 Sahih

وَحَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا كَثِيرُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنَا جَعْفَرٌ، - وَهُوَ ابْنُ بُرْقَانَ - حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ الأَصَمِّ، قَالَ سَمِعْتُ مُعَاوِيَةَ بْنَ أَبِي سُفْيَانَ، ذَكَرَ حَدِيثًا رَوَاهُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم لَمْ أَسْمَعْهُ رَوَى عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عَلَى مِنْبَرِهِ حَدِيثًا غَيْرَهُ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ يُرِدِ اللَّهُ بِهِ خَيْرًا يُفَقِّهْهُ فِي الدِّينِ وَلاَ تَزَالُ عِصَابَةٌ مِنَ الْمُسْلِمِينَ يُقَاتِلُونَ عَلَى الْحَقِّ ظَاهِرِينَ عَلَى مَنْ نَاوَأَهُمْ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ‏"‏ ‏.‏

Bana ishak b. Mansur da rivayet etti. (Dediki): Bize Kesir b. Hişâm haber verdi. (Dediki): Bize Ca'fer —Bu zât îbnü Burkân'dır— rivayet etti. (Dediki): Bize Yezid b. Esamm rivayet etti. (Dediki) Ben Muaviye b. Ebi Süfyan'i dinledim. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den rivayet ettiği bir hadis söyledi ki; ben kendisini Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in minberi üzerinde ondan bu Hadîsden başka hadis rivayet ettiğini işitmedim. (Dediki): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah bîr kimseye hayr (vermek) murad ederse onu dinde fakîh kılar. Müslümanlardan bir cemaat kendilerine düşmanlık edenlere karşı çıkacak tâ kıyamet gününe kadar Hakk uğruna çarpışmakta devam edecektir.» buyurdular. İzah 1925 te

It has been related by, Yazid b. al-Asamm that he heard Mu'awiya b. Abu Sfyan quote a tradition from the Prophet (ﷺ) which he related from the Prophet (mail peace he upon him) -and he did not hear him quote from the Prophet (masy peace be upon him) any tradition other than this in the course of his sermon from the pulpit-that whom Allah wants to do a favour, He grants him an understanding of religion. A group of people from the Muslims will remain on the Right Path and continue until the Day of Judgment to triumph over those who oppose them

Sahîh-i Müslim No. 4957 Sahih

حَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ وَهْبٍ، حَدَّثَنَا عَمِّي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، حَدَّثَنِي يَزِيدُ بْنُ أَبِي حَبِيبٍ، حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ شُمَاسَةَ الْمَهْرِيُّ، قَالَ كُنْتُ عِنْدَ مَسْلَمَةَ بْنِ مُخَلَّدٍ وَعِنْدَهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ لاَ تَقُومُ السَّاعَةُ إِلاَّ عَلَى شِرَارِ الْخَلْقِ هُمْ شَرٌّ مِنْ أَهْلِ الْجَاهِلِيَّةِ لاَ يَدْعُونَ اللَّهَ بِشَىْءٍ إِلاَّ رَدَّهُ عَلَيْهِمْ ‏.‏ فَبَيْنَمَا هُمْ عَلَى ذَلِكَ أَقْبَلَ عُقْبَةُ بْنُ عَامِرٍ فَقَالَ لَهُ مَسْلَمَةُ يَا عُقْبَةُ اسْمَعْ مَا يَقُولُ عَبْدُ اللَّهِ ‏.‏ فَقَالَ عُقْبَةُ هُوَ أَعْلَمُ وَأَمَّا أَنَا فَسَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ لاَ تَزَالُ عِصَابَةٌ مِنْ أُمَّتِي يُقَاتِلُونَ عَلَى أَمْرِ اللَّهِ قَاهِرِينَ لِعَدُوِّهِمْ لاَ يَضُرُّهُمْ مَنْ خَالَفَهُمْ حَتَّى تَأْتِيَهُمُ السَّاعَةُ وَهُمْ عَلَى ذَلِكَ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ أَجَلْ ‏.‏ ثُمَّ يَبْعَثُ اللَّهُ رِيحًا كَرِيحِ الْمِسْكِ مَسُّهَا مَسُّ الْحَرِيرِ فَلاَ تَتْرُكُ نَفْسًا فِي قَلْبِهِ مِثْقَالُ حَبَّةٍ مِنَ الإِيمَانِ إِلاَّ قَبَضَتْهُ ثُمَّ يَبْقَى شِرَارُ النَّاسِ عَلَيْهِمْ تَقُومُ السَّاعَةُ ‏.‏

Bana Ahmed b. Abdîrrahman b. Vehb rivayet etti. (Dediki); Bize amcam Abdullah b. Vehb rivayet etti. (Dediki): Bize Amr b. Haris rivayet etti. (Dediki): Bana Yezid b. Ebî Habib rivayet etti. (Dediki): Bana Abdurrahman b. Şumaset'l-Mehri rivayet etti. (Dediki): Mesleme b. Muhalled'in yanındaydım. Abdullah b. Amr b, As da onun yanında idi. Abdullah şunu söyledi : — Kıyamet ancak halkın kötüleri üzerine kopacaktır. Onlar cahiliyyet halkından daha kötüdürlr. Allah'dan bir şey isterlerse onu üzerlerine reddeder. Onlar bu haldeyken Ukbe b. Âmir geldi. Mesleme ona : — Ya Ukbe! Dinle Abdullah ne diyor. Dedi. Ukbe de : — O daha iyi bilir. Amma ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Ümmetimden bîr cemaat düşmanlarını kahr ederek Allah'ın emri uğrunda çarpışmakta devam edeceklerdir. Onlara muhalefet edenler kendilerine bîr zarar veremiyecek. Nihayef onlar bu halde iken kıyamet kendilerine gelecektir» buyururken işittim, cevabını verdi. Bunun üzerine Abdullah şunu söyledi — Evet, sonra Allah misk kokusu gibi bir koku gönderecek, teması ipeğin teması gibi olacak, ama kalbinde tane ağırlığı iman olan hiç bir kimseyi bırakmayıp öldürecek, Sonra insanların kötüleri kalacak, kıyamet onların üzerine kopacaktır. İzah 1925 te

It has been narrated on the authority of 'Abd al-Rahman b. Shamasa al- Mahri who said:I was in the company of Maslama b. Mukhallad, and 'Abdullah b. 'Amr b. 'As was with him. 'Abdullah said: The Hour shall some oniy when the worst type of people are left on the earth. They will be worse than the people of pre-Islamic days. They will get whatever they ask of Allah. While we were yet sitting when 'Uqba b. 'Amir came, and Maslama said to him: 'Uqba, listen to what 'Abdullah says. 'Uqba said: He knows better; so far as I am concerned, I heard the Messenger of Allah (ﷺ) say: A group of people from my Umma will continue to fight in obedience to the Command of Allah, remaining dominant over their enemies. Those who will oppose them shall not do them any harm. They will remain ill this condition until the Hour overtakes them. (At this) 'Abdullah said: Yes. Then Allah will raise a wild which will be fragrant like musk and whose touch will be like the touch of silk; (but) it will cause the death of all (faithful) persons, not leaving behind a single person with an iota of faith in his heart. Then only the worst of men will remain to be overwhelmed by the Hour

Sahîh-i Müslim No. 4958 Sahih

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ دَاوُدَ بْنِ أَبِي هِنْدٍ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ يَزَالُ أَهْلُ الْغَرْبِ ظَاهِرِينَ عَلَى الْحَقِّ حَتَّى تَقُومَ السَّاعَةُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Hüseyn, Davud b. Ebî Hind'den, o da Ebû Osman'dan, o da Sa'd b. Ebî Vakkâs'dan naklen haber verdi. Sa'd şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Garb ehli kıyamet kopuncaya kadar Hakk üzere yardımcı olmakta devam edeceklerdir» buyurdular. izah: Bu rivayetlerin bazılarını Buhari Menakıb bahsinde tahri etmişir. Hadisi Şerifin izahı Kitabu-l-İman'ın sonlarında geçmişti. Buradaki kokudan murad kıyamete yakın Yemen taraflarından çıkarak kadın erkek her mu'minin ruhunu kabzedecek olan rüzgârdır. Bahsedilen taife veys cemaata gelince: Buhârî bunlardan murad ulemâ olduğunu söylemiş; imam Ahmed b. Hanbel ise: -«Bunlar ehli Hadîs değilseler kimler olacağını bende bilemiyorum» demiştir. Kadı iyâd imam Ahmed in bu sözüyle Ehl-i Sünnet vel-Cemaati, hadîs ulemasının mezhebinde olanları kasdettiğini söylemektedir. Nevevî diyor ki: «ihtimalki bu taife muhtelif mu'minler arasına dağılmıştır. Bazıları cengâver yiğitler, bir takımları fukaha ve hadîs uleması kimisi zâhıd kimisi Emri bil ma'rufu yapan zevattır. Hepsinin bir yerde toplu bulunmaları lâzım gelmez. Bilâkis muhtelif yerlerde bulunurlar.» Hadisin son rivayetinde zikri geçen «Garb ehlî»'nden murad Ali b. Medînî'ye göre araplardır. Garb: Büyük kova manasına gelir. Bunu ekseriyetle arablar kullandıkları için onlara «Garb Ehli» denilmiştir. Diğer ulemaya göre Garbdan murad batıdır. Muaz bunların Şamlılar olduğunu söylemiştir. Kudüslüler olduğunu bildiren hadisde vardır. Bazıları «Garb Ehlinden murad: Hiddet ve şiddet sahibi insanlardır. Hasılı yer yüzü kıyamete kadar cihaddan hâli kalmayacaktır. Bir yerde harb ve cidal bitse başka yerde yenisi patlayacak kıyamet yaklaşıncaya kadar bu böyle gidecek ve Hak yolunda mücahede eden halis müslümanlar bulunacaktır. Hadîsin bir rivayeti Allah'ın çok hayır vermek istediği kulunu fakih yaptığı bildirilmektedir.Yani o kimseye Şeriat sahibinin emirleriyle nehiylerinin sırrını ilâhi bir nûr ile anlatır. Bu rivâyet ilmin ve ulemanın faziletine, din âlimi olmanın imanı kurtarmaya bir alâmet sayıldığına delildir. Hadisi Şerifin bütün rivayetleri bir mucizeyi ispat etmektedir. Bu mucize Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in haber verdiği cemaatlerin bugüne kadar her devirde zuhur edip hak din uğuruna mücadele etmeleridir Hadisi Şerif ayrıca icmaın hüccet olduğuna da delildir. Nevevî: ««Bu hadîs kendileriyle istidlal edilen en sahih hadislerdendir.» diyor

It has been narrated by Sa'd b. Abu Waqqas that the Messenger of Allah (ﷺ) said:The people of the West will continue to triumphantly follow the truth until the Hour is established

Sahîh-i Müslim No. 4959 Sahih

حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا سَافَرْتُمْ فِي الْخِصْبِ فَأَعْطُوا الإِبِلَ حَظَّهَا مِنَ الأَرْضِ وَإِذَا سَافَرْتُمْ فِي السَّنَةِ فَأَسْرِعُوا عَلَيْهَا السَّيْرَ وَإِذَا عَرَّسْتُمْ بِاللَّيْلِ فَاجْتَنِبُوا الطَّرِيقَ فَإِنَّهَا مَأْوَى الْهَوَامِّ بِاللَّيْلِ ‏"‏ ‏.‏

Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bîze Cerir, Süheyl'den, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallalldhu Aleyhi ve Sellem): «Verimli yerde sefer ettiğiniz zaman develere o yerde nasiblerini verin! Çorak yerde sefer ederseniz orada yürüyüşü süratlendirin! Geceleyin mola verirseniz yoldan sakının. Çünkü yol geceleyin böceklerin sığınağıdır» buyurdular

It has been narrated on the authority of Abu Huraira that the Messenger of Allah (ﷺ) said:When you journey through a fertile land, you should (go slow and) give the camels a chance to graze in the land. When you travel In an arid (land) where there is scarcity of vegetation, you should quicken their pace (lest your camels grow feeble and emaciated for lack of fodder). When you halt for the night, avoid (pitching your tent on) the road, for it is the abode of noxious little animals at night

Sahîh-i Müslim No. 4960 Sahih

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، - يَعْنِي ابْنَ مُحَمَّدٍ - عَنْ سُهَيْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا سَافَرْتُمْ فِي الْخِصْبِ فَأَعْطُوا الإِبِلَ حَظَّهَا مِنَ الأَرْضِ وَإِذَا سَافَرْتُمْ فِي السَّنَةِ فَبَادِرُوا بِهَا نِقَيَهَا وَإِذَا عَرَّسْتُمْ فَاجْتَنِبُوا الطَّرِيقَ فَإِنَّهَا طُرُقُ الدَّوَابِّ وَمَأْوَى الْهَوَامِّ بِاللَّيْلِ ‏"‏ ‏.‏

{…} Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Abdulaziz (Yani ibnû Muhammed) Süheyl'den, o da babasından, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti ki: Resûlullah (Sallalldhu Aleyhi ve Sellem): «Verimli yerde sefer ettiğiniz zaman develere o yerden nasiblerini verin! Çorak yerde sefer ederseniz onları ilikleri çıkmadan acele yürütünüz. Mola verdiğiniz zamanda yoldan kaçınınız. Çünkü o hayvanların yolları ve geceleyin böceklerin sığınağıdır.» buyurmuşlar. izah: Bu hadis hayvanlara karşı müşfik davranmak gerektiğini bildirmektedir. Mer'ası bol yerlerde sefer edilirse zaman zaman hayvanlar otlatılarak doyurulacak, icabında sulanacak; mer'asiz yerlerden geçilirse menzili maksuda bir an evvel varmak için hızlı gidilecektir. Çünkü bu gibi yerlerde de mûtad yürüyüşle gidilirse yiyeceksîzlikten hayvanlar zayıflar; çok defa hastalanarak yolda kalır. Telef olur. Bir yerde konaklamak icabederse yol üstüne değil tenha bir yere çekilerek mola verilecektir. Yolculuğun âdabı budur. Çünkü geceleyin dolaşan sinek ve böcek gibi haşerat ile zehirli yılanlar ve yırtıcılar yollarda yürürler. Bu onlara hem bîr kolaylıkdır. Hem de geçen yolculardan düşen yiyecek kırıntılarıyla karınlarını doyururlar. Bu sebeple hem o hayvanlara mâni olmamak hem de onlardan gelecek zarara maruz kalmamak için yoldan uzak bir yere inmek emir buyurulmuştur

It has been narrated (through another chain of transmitters) on the authority of Abu Huraira that the Messenger of Allah (ﷺ) said:When you travel (through a land) where there is plenty of vegetation, you should (go slow and) give the camels a chance to enjoy the benefit of the earth. When you travel (through a land) where there is scarcity of vegetation, you should hasten with them (so that you may be able to cross that land while your animals ore still in a good condition of health). When you make a halt for the night, avoid (doing so on) the road, for the tracks are the pathways of wild beasts or the abode of noxious little animals

Sahîh-i Müslim No. 4961 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ بْنِ قَعْنَبٍ، وَإِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي أُوَيْسٍ، وَأَبُو مُصْعَبٍ الزُّهْرِيُّ وَمَنْصُورُ بْنُ أَبِي مُزَاحِمٍ وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ قَالُوا حَدَّثَنَا مَالِكٌ، ح وَحَدَّثَنَا يَحْيَى، بْنُ يَحْيَى التَّمِيمِيُّ - وَاللَّفْظُ لَهُ - قَالَ قُلْتُ لِمَالِكٍ حَدَّثَكَ سُمَىٌّ عَنْ أَبِي صَالِحٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ السَّفَرُ قِطْعَةٌ مِنَ الْعَذَابِ يَمْنَعُ أَحَدَكُمْ نَوْمَهُ وَطَعَامَهُ وَشَرَابَهُ فَإِذَا قَضَى أَحَدُكُمْ نَهْمَتَهُ مِنْ وَجْهِهِ فَلْيُعَجِّلْ إِلَى أَهْلِهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ ‏.‏

Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb ile İsmâîl b. Ebi Üveys, Ebu Mus'ab Ez-Zührî, Mansur b. Ebû Müzahim ve Kuteybe b. Saîd rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Mâlik rivayet etti. H. Bize Yahya b. Yahya Et-Temîmî dahi rivayet etti lafız onundur. (Dediki): Mâlik'e, Sana Sümeyy, Ebû Salih'den, o da Ebû Hureyre'den naklen Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in: «Sefer azabdan bir parçadır. Sizden birinize uykusunu ve yemesini içmesfnî men eder. Biriniz hacetini olduğu gibi gordümü hemen evine acele dönsün» buyurduğunu rivayet etti mi? Dedim. — Evet. Cevabını verdi. izah: Bu hadisi Buhârî «Hac»ve «Cihad» bahislerinde; Nesaî «Siyera'de muhtelif râvilerden tahric etmişlerdir. Seferin azabdan bîr parça olması meşakkatin verdiği elem dolayısiyledir. Seferin yolcuya uykusunu ve yiyeceğini ve içeceğini men etmesinden murad bunları vaktinde ve yeteri kadar alamamasıdır. Yoksa bunların hakikatlerini men etmesi mevzu bahis değildir. Hadisi Şerif; seferde bulunan bir kimsenin işini bitirdikten sonra lüzumsuz yere gecîkmeyip acele evine dönmesinin müstehab olduğuna delildir

On the authority of Abu Huraira that the Prophet (ﷺ) said:Travelling is a tortuous experience. It deprives a person of his sleep. his food and drink. When one of you has accomplished his purpose, he should hasten his return to his family

Sahîh-i Müslim No. 4962 Sahih

حَدَّثَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، عَنْ هَمَّامٍ، عَنْ إِسْحَاقَ، بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ لاَ يَطْرُقُ أَهْلَهُ لَيْلاً وَكَانَ يَأْتِيهِمْ غُدْوَةً أَوْ عَشِيَّةً ‏

Bana Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Yezid b. Hârun, Hemmâm'dan, o da îshak b, Abdillah b. Ebî Talha'dan, o da Enes b, Malik'den naklen rivayet etti ki ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ailesi nezdüıe geceleyin gelmezdi. Onlara ya sabah yahud akşamleyin gelirdi

It has been narrated on the authority of Anas b. Malik that the Messenger of Allah (ﷺ) would not come (back) to his family by night. He would come to them in the morning or in the evening

Sahîh-i Müslim No. 4963 Sahih

وَحَدَّثَنِيهِ زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ بْنُ عَبْدِ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ كَانَ لاَ يَدْخُلُ ‏

{…} Bana bu hadisi Züheyr b. Harb de rivayet etti. (Dediki); Bize Abdüssemed b. Abdîlvâris rivayet etti. (Dediki): Bize Hemmam rivayet etti. (Dediki): Bize ishak b. Abdillah b. Ebî Talha Enes b. Malik'den o da Nebi (Sallalldhu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadisin mislini rivayet etti. Şu kadar var ki o «geceleyin girmezdi» dedi. İzah için bir sonraki sayfa’ya bak

Another version of the tradition narrated on the same authority worded slightly differently. It says:(He) would not enter (upon his household at night)

Sahîh-i Müslim No. 4964 Sahih

حَدَّثَنِي إِسْمَاعِيلُ بْنُ سَالِمٍ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، أَخْبَرَنَا سَيَّارٌ، ح وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، عَنْ سَيَّارٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي غَزَاةٍ فَلَمَّا قَدِمْنَا الْمَدِينَةَ ذَهَبْنَا لِنَدْخُلَ فَقَالَ ‏ "‏ أَمْهِلُوا حَتَّى نَدْخُلَ لَيْلاً - أَىْ عِشَاءً - كَىْ تَمْتَشِطَ الشَّعِثَةُ وَتَسْتَحِدَّ الْمُغِيبَةُ ‏"‏ ‏.‏

Bana îsmâîl b. Salim rivayet etti. (Dediki): Bize Huşeym rivayet etti. (Dediki): Bize Seyyar haber verdi. H. Bize Yahya b. Yahya da rivayet etti lafız onundur. (Dediki): Bize Huseyni, Seyyâr'dan o da Şa'bî'den o da Câbir b. Abdillah'dan naklen rivayet etti. Cabir şöyle demiş: Bir gazada Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'Ie birlikte bulunuyorduk. Medine'ye geildiğimizde girmeye kalkıştık. Bunun üzerine: «Ağır olun da (oraya) geceleyin (yani yatsı zamanı) girelim. Tâki dağınık saçlı kadın taransın, kocası gurbette olan da usturasını kullansın!» buyurdular

It has been narrated on the authority of Jabir b. 'Abdullah who said:We accompanied the Messenger of Allah (ﷺ) on an expedition. When we came (back) to Medina and were going to enter our houses, he said: Wait and enter (your houses) in the later part of the evening so that a woman with dishevelled hair may have used the comb, and a woman whose husband has been away from home may have removed the hair from her private parts

Sahîh-i Müslim No. 4965 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنِي عَبْدُ الصَّمَدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَيَّارٍ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا قَدِمَ أَحَدُكُمْ لَيْلاً فَلاَ يَأْتِيَنَّ أَهْلَهُ طُرُوقًا حَتَّى تَسْتَحِدَّ الْمُغِيبَةُ وَتَمْتَشِطَ الشَّعِثَةُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bana Abdissamed rivayet etti. (Dedikî): Bize Şu'be, .Seyyâr'dan o da, Âmir'den, o da Câbir'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resûlullah (Sallalldhu Aleyhi ve Sellem): «Biriniz geceleyin (seferden) geldiği vakit hemen ailesi yanına daiıvermesin, Tâki kocası gurbette olan usturasını kullansın, dağınık saçlı da taransın» buyurdular

It has been narrated on the authority of Jabir that the Messenger of Allah (ﷺ) said:If one of you comes (back from a journey) at night. he should not enter his house as a night visitor (but should wait) until a woman whose husband has been away from house has removed the hair from her private parts and a woman with dishevelled hair has combed her hair

Sahîh-i Müslim No. 4966 Sahih

وَحَدَّثَنِيهِ يَحْيَى بْنُ حَبِيبٍ، حَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ عُبَادَةَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا سَيَّارٌ، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ ‏.‏

{…} Bu hadisi Yahya b. Habib de rivayet etti. (Dediki): Bize Ravh b. Ubade rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. (Dediki): Bize Seyyar bu isnadla bu hadîsin mislini rivayet etti

This tradition has been handed down through another chain of transmitters

Sahîh-i Müslim No. 4967 Sahih

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، - يَعْنِي ابْنَ جَعْفَرٍ - حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَطَالَ الرَّجُلُ الْغَيْبَةَ أَنْ يَأْتِيَ أَهْلَهُ طُرُوقًا ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr da rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed (Yani ibni Ca'fer) rivayet etti. (Dediki); Bize Şu'be Âsım'dan, o da Şa'bî'den, o da Cabir b. Abdillah'dan naklen rivayet etti. Cabir şöyle demiş: ResûluIIah (Sallalldhu Aleyhi ve Sellem) Erkeğin gurbeti uzadığı zaman ailesinin yanına geceleyin gelmesini yasak etti

It has been narrated (through a different chain of tranmitters) on the authority of Jabir who said:The Messenger of Allah (ﷺ) forbade that a man who had long absent should come to his family like (an unexpected) night visitor

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya