deneme

Namaz ile İlgili Hadisler

5.853 hadis bulundu · sayfa 258/293

Sünen-i İbn Mâce No. 720 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ قَالاَ حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَزِيدَ اللَّيْثِيِّ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِذَا سَمِعْتُمُ النِّدَاءَ فَقُولُوا كَمَا يَقُولُ الْمُؤَذِّنُ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur : «Ezan sesini işittiğiniz zaman siz de müezzinin dediği gibi deyiniz.»

It was narrated that Abu Sa'eed Al-Khudri said:"The Messenger of Allah said: 'When you hear the call (to prayer), say what the Mu'adh-dhin says

Tahric: Bu hadisi Kütüb-i Sitte sahiplerinin hepsi, ayrıca Malik, Beyhaki ve Tahavi rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA : El-Menhel yazarı, hadisin açıklamasıyla ilgili olarak şöyle der: ''Hadisin zahirine göre müezzine sözle icabet (yani dediğini tekrarlamakl ezan sesini işitene mahsustur. Buna göre müezzini ezan yerinde görüp ezan okuduğunu bilip de, uzaklık veya sağırlık gibi bir nedenle sesini işitmeyen kişinin sözle icabet etmesi istenmez. Hadisin: ''.....Müezzinin dediği gibi...'' tabiri, müezzinin ezandan bir cümleyi bitirince, işitenin o cümleyi tekrarlamasının istendiğine delalet (kanıtlık) eder. Yani müezzinden önce veya onunla beraber cünıleleri okumamalıdır. Müezzini takip etmelidir. Tahavi'nin Ümmu Habibe (r.a.)'den rivayet ettiği şu mealdeki hadis de bu durumu destekler: "Nebi (s.a.v.), Ümmü Habibe (r.anha)'nın yanında bulunurken, müezzinin sesini duyduğu vakit müezzınin sükut ettiğini tekrar buyururlarmış.'' Hadisin zahirine göre işiten kişi, müezzinin okuduğu bütün cümleIeri hatta; *Hayya ele* leri tekrarlar, Fakat Ömer (r.a.)'in hadisi; *Hayya ale* cümlelerini bundan istisna eder. Çünkü Ömer (r.a.)'in hadisinde: ''Ezan sesini işiten kişi; *Hayya ale* cümlelerini işittiği zaman: *La havle vela kuvvete illa Billah* der.'' buyurulmuştur. Ömer (r.a.)'in hadisini Müslim, Ebu Davud, Beyhaki ve Nesai rivayet etmişler; Buhari de bunun benzerini Muaviye (r.a.)'den rivayet etmiştir. cumhurun mezhebi de budur.'' Tuhfetu'I-Ahvezi yazarı, bu babta şöyle der: Aliyyu'l-Kari, el-Mirkat'ta: Ezan sesini işiten kişi, müezzin'in dediği gibi söyler. Ancak; *Hayya ale* lerde: *La havle vela kuvvete illa Billah* der. Sabah ezanında müezzin; *es-selatu hayrun mine'n-nevm* dediğinde, onu işiten kişi: *Sedekte ve berirte ve bil hakki netekte* = ''Doğru söyledin. Bol hayır kazandın ve hakkı söyledin.'' sözüyle karşılık verir. demiştir. El-Kari'nin; *Hayya ale* lerle ilgili istisnası doğrudur. Çünkü Ömer (r.a.)'in hadisi bana delildir. Ama sabah ezanındaki mezkur söz ise, buna delalet eden bir hadise ben rastlamadım. Muhammed bin İsmaili el-Emir, Subutu's-Selam'da: Sabah ezanındaki tesvibe; *Salat* sözüyle karşılık verileceği söylenmiştir, der. Bu bir istihsandır. Mutemed bir sünnete dayanmaz.'' EI-Menhel yazarı şöyle der: ''Usul alimlerinin bir kısmı: Umümi ve hususi delillerin arasını bulmak mümkün olduğu zaman hepsini işletmek gerekir, demişlerdir. Öyleyse ezan sesini işiten kişinin; *Hayya ale* leri tekrarlamasının ve sonra; *La havle vela kuvvete illa Billah* duasını okumasının müstehablığı niçin söylenemesin? Böyle hükmedilince ezan icabeti ile ilgili umumi hadisler ve; *Hayya ale* ler denilirken; *La havle...* duasının okunmasını emreden hususi hadisler ile amel edilmiş olur. * Hayya ale * lar namaza ve felaha bir çağrıdır. Bu çağrıyı işiten kişinin kendi nefsini davet etmesi, sonra da; *La havle...* sözünü söylemesi sakıncalı değildir. Yine hadisin zahirine göre müezzinin sabah namazında okuduğu; *es-selatu hayrun mine'n-nevm* cümlesini işiten, aynısını tekrarlayacaktır. Bazı alimler: Bu sözü işiten kişi *sedekte* duasını okur, demişlerdir. Lakin sünnette delilleri yoktur. Nevevi, bu husustaki ihtilafı naklettikten sonra: 'Bu cümleyi işiten kişi; *sedekte* sözünü söyler. Bazıları: *Sedeke Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, es-selatu hayrun mine'n-nevm* denmemelidir, demiştir.'' Demiri'nin dediğine göre İbnül Hila bu hususta bir haberin varid olduğunu iddia etmişse de böyle bir haber tanınmamaktadır. Hadisin zahirine göre abdestsizllk, cünüblük, hayızlık halleri dahil, her durumda müezzine icabet edilir. Çünkü icabet Allah'ı anmaktır. Her mu'min, Allah'ı anmalıdır. Ancak abdest bozarken veya cinsi münasebette bulunurken ezan sesini işitenler, bilahere icabet ederler. - Namazda iken ezan sesini işitenin icabeti hususunda alimler ihtilaf etmişlerdir: Şafiiler ile Hanbeliler'e göre farz olsun nafile olsun, namaz esnasında ezana icabet yoktur. Eğer icabet edip ''Hayye ale's-Salah'' veya ''Essalatu Hayrun ... '' derse namazı bozulur. Şafiiler'e göre namazda olduğunu ve bu sözün insana bir hitab, olduğunu bilirse namaz bozulur. Aksi takdirde namazı bozulmaz. Hanefiler'e göre farz olsun nafile olsun namazda ezana icabet edilmez. Namazda ezana icabet edilmeyeceğine hükmedenler, namaz bitince icabet edileceğini söylerler. Namazda ezan'a icabet edilmemesinin delili, Buhari ve Müslim'in İbn-i Mes'ud (r.a.)'den merfu' olarak rivayet ettikleri şu mealdeki hadistir: ''Şüphesiz namazda meşguliyet vardır.'' Yani, namazda matlub olan (kişiden istenen) amellerle meşgul olmak ve başka şeylerle meşgul olmamaktır. Nebi (s.a.v.)'in namazdayken verilen selama icabet etmeyi yasaklaması ezan'a icabet etmenin yasaklığını te'yid eder. Çünkl verilen selamı cevablamak müezzine icabet etmekten daha önemlidir. İCABETİN HÜKMÜ : Hadisin zahirine göre ezan'a icabet etmek vacibtir. Hanefiler, Malik'in arkadaşlarından İbn-i Veheb ve Zahiriye mezhebine mensup alimler, icabetin vücubuna hükmetmişlerdir. Delilleri de bu ve benzeri hadislerdir. Malik, Şafii, Ahmed ,ve fıkıhçıların cumhuruna göre ezan icabeti ile ilgili emir istihbab içindir. (Yani müstehab sünnettir) Tahavi de bu kavli seçmiştir. Emri, vucub'tan müstahablığa döndüren delil, Müslim ve Tahavi'nin Alkama tarikinden Abdullah'tan rivayet ettikleri şu mealdeki hadistir: 'Biz, Resulullah (s.a.v.)'in yolculuklarından birinde onun beraberindeydik. Bir müezzinin: ''Allahu Ekber'' sesini işitince Resulullah (s.a.v.): ''O, fıtrat üzerindedir.'' buyurdu. Müezzin şehadet kelimelerini söyleyince, ResuluIlah (s.a.v.): ''Ateşten çıktı.'' buyurdu. Biz acele ederek ezan okuyanı tanımak istedik. Baktık ki, koyun güdüyor. Namaz vaktin'e yetiştiği için ezan okumuş.'' Tahavi: İşte Resulullah (s.a.v.), ezan sesini işitmiş de, dediğinden başka bir şey buyurmuştur. Bu olay. icabet emrinin vucub için değil, müstahablık için olduğuna delalet eder, demiştir. Ezan sesini işiten kişi Terci' yapacak mı? Hadisin zahirine göre yapacaktır. Çünkü terci' de müezzinin söylediği sözlerden birisidir. Nevevi: En ihtiyatlısı ve en kuvv9tHsi, işitenin terci' yapmasıdır, demiştir. Birkaç müezzin birden ezan okursa, kişi hepsinin sesini işittiği zaman yalnız ilk işittiğine mi icabet edecek? Yoksa başka türlü mü icabet edecek? Bu hususta selef arasında ihtilaf bulunduğu, Kadi İyad tarafından bildirilmiştir. Nevevi: Ben, bu hususta arkadaşlarımızın bir sözüne rastlamadım. Mesele çeşitli şekillere muhtemeldir. Tercihe şayan şudur ki; İcabet, sünnet-i Müekkededir. Terkedilmesi mekruhtur. Çünkü sahih hadisler, icabeti açıkca emretmişlerdir. Bu emir, ilk ezan'a mahsustur. Çünkü emir, bir şeyin tekrar tekrar yapılmasını gerektirmez. Ama fazilet ve sevabın aslı, ilk ezan'a icabet etmeye mahsus değildir

Sünen-i İbn Mâce No. 721 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ الْمِصْرِيُّ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ الْحُكَيْمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ قَيْسٍ، عَنْ عَامِرِ بْنِ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، عَنْ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنَّهُ قَالَ ‏ "‏ مَنْ قَالَ حِينَ يَسْمَعُ الْمُؤَذِّنَ وَأَنَا أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ رَضِيتُ بِاللَّهِ رَبًّا وَبِالإِسْلاَمِ دِينًا وَبِمُحَمَّدٍ نَبِيًّا غُفِرَ لَهُ ذَنْبُهُ ‏"‏ ‏.‏

Sa'd bin Ebi Vakkas (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), şöyle buyurdu demiştir: «Müezzinin sesini işittiği zaman kim: وأنا أشهد أن لا إله إلا اللَّه وحده لا شريك له، وأشهد أن مُحَمَّداً عبده ورسوله، رضيت باللَّه رباً، وبالإسلام ديناً، وبمحمد نبياً «Ben de şahadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur. O, birdir. Ortağı yoktur. Ve şahadet ederim ki, Muhammed. Onun kulu ve Resulüdür. Ben, Allah'ı Rab olarak, İslamiyeti din olarak ve Muhammedi Nebi olarak seçtim. Buna razı oldum.» derse günahı bağışlanır.»"

It was narrated from Sa'd bin Abu Waqqas that:The Messenger of Allah said: "Whoever says, when he hears the Mu'adh-dhin, 'Wa ana Ash-hadu an la ilaha illallah wahdahu la sharika lahu, wa ash-hadu anna Muhammadan 'abduhu wa rasuluhu, radaytu Billahi rabban wa bil-islami dinan wa bi muhammadin nabiyyan (And I bear witness that none has the right to be worshipped but Allah alone, with no partner, and I bear witness that Muhammad is His slave and Messenger, and I am content with Allah as my Lord, Islam as my religion and Muhammad as my Prophet),' his sins will be forgiven to him

Diğer tahric: Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai el- Hakim, Tahavi ve Beyhaki AÇIKLAMA : Tirmizi hasen - sahih ğarib olduğunu söylemiştir. Hadisin zahirine göre, müezzin ezan okurken şahadet kelimelerini söyleyince, sesini işiten kişi bu zikri okur. Ezan bittikten sonra, anılan zikrin okunmasının matlub olması da muhtemeldir. Zira işiten kişi, ezan esnasında bu zikirle meşgul olunca bazı ezan cümlelerinin icabetini kaçırmış olabilir. Yukarıdaki zikrin meali altına alınmıştır. ''Ben Allah'ı Rab olarak ... '' parçasının manası şudur: Ben, Allah'ı Rab olarak seçtim. Onunla yetindim, başkasını istemedim, bütün kaza ve kaderine razı oldum. Hz. Muhammed (s.a.v.)'in bana ve bütün mükelleflere Resul olarak gönderilmesine razı oldum. Onun getirdiği İslam dininin usul ve furuuna ait bilumum hükümlerine razı oldum. Emirlerine uymayı, yasaklarına saygılı olmayı kabullendim

Sünen-i İbn Mâce No. 722 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، وَالْعَبَّاسُ بْنُ الْوَلِيدِ الدِّمَشْقِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ أَبِي الْحُسَيْنِ، قَالُوا حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَيَّاشٍ الأَلْهَانِيُّ، حَدَّثَنَا شُعَيْبُ بْنُ أَبِي حَمْزَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَنْ قَالَ حِينَ يَسْمَعُ النِّدَاءَ اللَّهُمَّ رَبَّ هَذِهِ الدَّعْوَةِ التَّامَّةِ وَالصَّلاَةِ الْقَائِمَةِ آتِ مُحَمَّدًا الْوَسِيلَةَ وَالْفَضِيلَةَ وَابْعَثْهُ مَقَامًا مَحْمُودًا الَّذِي وَعَدْتَهُ - إِلاَّ حَلَّتْ لَهُ الشَّفَاعَةُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ‏"‏ ‏.‏

Cabir bin Abdillah (Ensari) (r.a.)'den: şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki : «Ezan sesini işitince : اللَّهم رب هذه الدعوة التمة والصلاة القائمة، أت مُحَمَّداً الوسيلة والفضيلة، وابعثه مقاماً محموداً الذي وعدته. Allahumme Rabbe Hazihidda'vetit-taammeti ve selatil kaimeh ati Muhammeden (s.a.v.) el-Vesilete vel fadile ve beashu makamel mahmude lillezi veadtehu. (-amin-) duasını diyen hiç kimse yoktur ki, kıyamet günü onun için şefaat etmek vacib olmasın.»" Dua’nın meali: Kıyamete dek dimdik duracak olan namazın ve şu mükemmel davetin Rabbı olan Allah'ım. Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e vesile ve fazilet ver; Ve Onu vadettiğin Makamı Mahmud'a gönder.'

It was narrated that Jabir bin 'Abdullah said:"The Messenger of Allah said: 'Whoever says when he hears the call to the prayer: "Allahumma Rabba hadhihid-da'watit-tammah was-salatil-qa'imah, ati Muhammadanil-wasilata wal-fadilah, wab'athhu maqaman mahmudanilladhi wa'adtah (O Allah, Lord of this perfect call and the prayer to be offered, grant Muhammad the privilege (of intercession) and also the eminence, and resurrect him to the praised position that You have promised)," my intercession for him will be permitted on the Day of Resurrection

Diğer tahric: Buhari Ezan, Tirmizi Salat; Nesai, Ebu Davud, Taberani, Beyhaki, İbn-i Hibban, İbn-i Huzeyme ve Tahavi

Sünen-i İbn Mâce No. 723 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي صَعْصَعَةَ، عَنْ أَبِيهِ، - وَكَانَ أَبُوهُ فِي حِجْرِ أَبِي سَعِيدٍ - قَالَ قَالَ لِي أَبُو سَعِيدٍ إِذَا كُنْتَ فِي الْبَوَادِي فَارْفَعْ صَوْتَكَ بِالأَذَانِ فَإِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ لاَ يَسْمَعُهُ جِنٌّ وَلاَ إِنْسٌ وَلاَ شَجَرٌ وَلاَ حَجَرٌ إِلاَّ شَهِدَ لَهُ ‏"‏ ‏.‏

Abdurrahman bin Abdillah bin Abdirrahman bin Ebi Sa'saa (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Babası (Abdullah) : Ebu Said(-i Hudri r.a.) bana şöyle söyledi demiştir: -Babası, Ebu Said'in kucağında yetişmişti.- (Ey Abdullah!) Sen kırlarda olduğun zaman yüksek sesle ezan oku. Çünkü ben, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken işittim: «Müezzini işiten hiç bir cin, insan, ağaç, taş yoktur ki, (kıyamet günü) ona şahitlik etmesin.»

It was narrated from 'Abdullah bin 'Abdur-Rahman bin Abu Sa'sa'ah that:His father who was under the care of Abu Sa'eed said: "Abu Sa'eed said to me: 'If you are in the desert, raise your voice when you say the Adhan, for I heard the Messenger of Allah say: 'No jinn, human, tree or rock will hear it, but it will bear witness for you

Diğer Tahric: Bu hadisi Buhari, ezan; Muvatta, salat ve Nesai de az bir lafız farkıyla rivayet etmişlerdir. BUHARİ HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA

Sünen-i İbn Mâce No. 724 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا شَبَابَةُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مُوسَى بْنِ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ أَبِي يَحْيَى، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ مِنْ، فِي رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ الْمُؤَذِّنُ يُغْفَرُ لَهُ مَدَّ صَوْتِهِ وَيَسْتَغْفِرُ لَهُ كُلُّ رَطْبٍ وَيَابِسٍ وَشَاهِدُ الصَّلاَةِ يُكْتَبُ لَهُ خَمْسٌ وَعِشْرُونَ حَسَنَةً وَيُكَفَّرُ عَنْهُ مَا بَيْنَهُمَا ‏"‏ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'den şöyle söylemiştir: Ben, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken işittim: «Müezzine, sesinin sonu kadar (veyahut), sesinin yetiştiği yer kadar mağfiret olunur. Yaş ye kuru her şey onun için istiğfar eder. Çağırdığı cemaat namazında hazır bulunana da yirmibeş hasene yazılır ve iki namaz arasındaki günahları bağışlanır.» AÇIKLAMA : Bu hadisi Ahmed, Ebu Davud, İbn-i Huzeyme, İbn-i Hibban ve Beyhaki de az lafız farkİyla rivayet etmişlerdir. Nesai de ilk iki cümleyi rivayet etmiş, daha sonra da şu mealde bir parçayı nakletmıştir: ''Müezzine, çağrısı üzerine namaz kılanların sevabının bir misli vardır.'' Hadisin: مدى صوته lafzı, çeşitli şekillerde yorumlanmıştır. El-Menhel yazarı, bu yorumları şöyle sıralamıştır: 1- Bu lafzın manası, müezzinin sesinin nihayetidir. Buna göre cümlenin manası şöyle olur: Müezzin, ezan sesini yükseltmek uğrunda olanca gücünü harcadığı zaman mağfiretin en mükemmelini istemiş olur. 2- Bu sözün teşbih ve temsil vechi üzerine geldiğini söyleyenler de vardır. Buna göre mezkur lafzın manası, müezzinin sesinin yetiştiği yerin nihayetidir. Bu takdirde cümleden kasdedilen mana şudur: Müezzinin sesinin yetiştiği yerin nihayeti takdir ve tesbit edilse ve müezzinin bulunduğu yer ile tesbit edilen sınır arasındaki mesafe, onun günahı ile dolup taşsa, Allah bağışlayacaktır. 3- Bazıları: Bu lafızIa müezzinin sesinin yayıldığı bölge kastedilmiştir ve cümlenin manası şudur, demişlerdir: Müezzinin Sesinin yayıldığı bölge içinde işlemiş olduğu günahlar bağışlanır. 4- Mezkur lafzın manası üçüncü maddede belirtildiği gibidir. Cümle ile kasdedilen mananın şöyle olduğu da söylenmiştir: Ezan sesinin yayıldığı bölgede bulunanların günahları, müezzinin şefaati ile bağışlanır. 5- Müezzinin sesini işiterek çağırdığı cemaat namazında hazır bulunanların günahları, müezzinin daveti için bağışlanır. '' Yaş ve kuru her şey onun için istiğfar eder.'' parçasındaki istiğfar yerine şahadet geçer. Buna göre her şey, müezzin için ahiret günü güzel şahidlik edecektir. Nitekim Buhari'nin Ebu Said (r.a.)'den edilen rivayette söz konusu şahitliğin kıyamet günü olacağı tasrih edilmiştir, Mezkur şahadet hakkında ihtilaf edilmiştir: El-Hafız'ın, el-Fetih'te İbn-i Bezize'den naklen beyan ettiğine göre işitmek, şahitlik ve tesbih etmenin ancak dirilerden meydana gelebileceği, alışılan bir gerçektir. Acaba yaş ve kuru her şeyin şahitliği burada hallisanı ile midir? Çünkü bütün varlıklar hallisanı ile yaratıcısının büyüklüğünü ifade ederler. Yoksa bu şahitlik zahirine göre midir'' Yani bildiğimiz manadaki şahitlik midir? Allah Teala'nın bütün vaılıklarda hayat ve konuşma kabiliyetini yaratması, aklen imkansız değildir' yaıni Allah, buna kadirdir.' Doğrusu şudur ki hayvanlar, bitkiler ve bilumum cansızlar da bir bilgi, idrak ve tesbih durum u mevcuttur. Aşağıdaki ayetler bunu ispatlar: **Şüphesiz taşlardan öylesi vardır ki, Allah korkusundan aşağıya düşüverir ...** [Bakara: 74] **Hiç bir şey yoktur ki Allah'ı hmd ile tesbih etmesin. Fakat siz, onların tesbihlerini anlayamazsınız ... ** [İsra: 44] Bağavi: Ehli sünnetin mezhebi budur. Kurt, sığır ve başka hayvanların konuşma olayları da buna delildir, demiştir. Müslim'in Cabir bin Semure (r.a.)'den merfu' olarak rivayet ettiği: Şüphesiz bana selam veren bir taş'ı şu anda tanırım." hadisi de bu görüşü destekler. Ek olarak Buhari ve Müslim'in rivayet ettikleri Cehennem ateşinin: ''Benim bir kısmım, diğer bir kısmımı yedi." sözü de buna bir delildir. Mezkur şahadetteki hikmet ise kıyamet günü kendisi için şahitlik edilecek zat'ın derecesinin yüksekliği ve mertebesinin yüceliği ile iştihar etmesidir. Allah, kıyamet günü. bazı kimseleri şahitlerle rezil kılacağı gibi, sevdiği bazı kullarını da güzel şahadetlerle yüceltecektir. Ezan sesini duyan kimse'nin gidip cemaatla kıldığı namazdan dolayı kendisine yirmi beş hasene yazılacağı hadiste bildirilmiştir. Ebu Davud'un rivayetinde bu adama yirmibeş namazın sevabının yazılacağı bildirilmiştir. Cemaate giden kişinin cemaatla kıldığı iki farz namazı arasındaki günahlarının bağışlanacağı bildirilmiştir. Hadisin zahirine göre bütün günahları bağışlanır. Bazı alimler, bu müjdenin küçük günahlara has olduğunu söylemişlerdir. HADİSİN FIKIH YÖNÜ : 1- Ezanı yüksek sesle okumak müstahabtır. Çünkü yüksek sesle okunan ezan günahların bağışlanmasına ve varlıkların şahidlik etmesine vesile olur. Keza namaza gelmeye bir davet ve emirdir. Ne kadar çok kişiye duyurulursa sevabı o kadar fazla olur. Yalnız sağlığa zarar verecek derecede zorlanarak bağırmak hatalıdır. Nitekim Ömer (r.a.) Ebu Mahzure (r.anh)'in çok yüksek sesle ezan okuduğunu görünce: ''Karnının patlamasından korkmadın mı?'' demiştir. 2- Allah rızası için ezan okuyanın ahirette şanı yücedir. 3- Cemaatla namaz kılmanın fazileti yücedir. 4- İki farz namaz cemaatla kılındığı takdirde aralarındaki zaman içinde işlenen hatalar bağışlanır

It was narrated that Abu Hurairah said:"I heard the Messenger of Allah himself say: 'The Mu'adh-dhin's sins will be forgiven as far as his voice reaches, and every wet and dry thing will pray for forgiveness for him. For the one who attends the prayer, twenty-five Hasanat (good deeds) will be recorded, and it is will be expiation (for sins committed) between them (the two prayers)

Sünen-i İbn Mâce No. 725 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، وَإِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ يَحْيَى، عَنْ عِيسَى بْنِ طَلْحَةَ، قَالَ سَمِعْتُ مُعَاوِيَةَ بْنَ أَبِي سُفْيَانَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ الْمُؤَذِّنُونَ أَطْوَلُ النَّاسِ أَعْنَاقًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ ‏"‏ ‏.‏

Muaviye bin Süfyan (r.a.)'dan şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdular ki : «Müezzinler, kıyamet günü boyunları en uzun olan insanlardır.» AÇIKLAMA : Bu hadisi Müslim de rivayet etmiştir. Nevevi. hadis ile kasdedilen mana hakkında selef ve halef alimlerinin ihtilaf ettiklerini söyleyerek verilen manaları şöyle açıklamıştır: Bazı alimler: 'Bunun manası, müezzinlerin herkesten fazla ilahi rahmete özenmeleridir. Çünkü bir şeye çok özenen kimse onu görebilmek için baynunu uzatır. Bu özeniş ve görebilme gayreti, müezzinlerin görecekleri sevabın çokluğuna delalet eder.' demişlerdir. En-Nadr bin ŞumeyI: 'Kıyamet günü insanlar terler içerisinde boğulurken ter ve keder müezzinlere eziyet vermeyeceğinden kinaye olarak boyunlarının uzunluğu bildirilmiştir, demiştir. Bazıları da hadis müezzinlerin kıyamet günü başkan ve efendi oluşlarından kinayedir. Çünkü araplar, büyük adamları boyun uzunluğuyla vasıflandırırlar, demişlerdir. Hadisin manası, kıyamet günü müezzinlerin etbalarının çok olacağıdır, diyenler olmuştur. İbnü'l-Arabi: Hadisin manası müezzinlerin amellerinin herkesinkinden daha fazla olmasıdır, demiştir. Hadiste geçen ''A'nak'' kelimesi ''Unuk''un çoğuludur. Boyunlar demektir. 'Kadi İyad ve başkasının dediğine göre bazı raviler bu kelimeyi ''İ'nak" olarak rivayet etmişlerdir. Bu kelimenin manası hızlı gitmektir. Buna göre hadisin manası: 'Kıyamet günü müezzinler herkesten hızlı olarak cennete gireceklerdir' olur. MÜSLİM HADİS’İ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN

It was narrated that 'Esa bin Talhah said:"I heard Mu'awiyah bin Abu Sufyan say that Messenger of Allah said: "The Mu'adh-dhin will have the longest necks of all people on the Day of Resurrection

Sünen-i İbn Mâce No. 726 Zayıf

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ عِيسَى، أَخُو سُلَيْمٍ الْقَارِي عَنِ الْحَكَمِ بْنِ أَبَانَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لِيُؤَذِّنْ لَكُمْ خِيَارُكُمْ وَلْيَؤُمَّكُمْ قُرَّاؤُكُمْ ‏"‏ ‏.‏

İbn-i Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu, demiştir : «En seçkinleriniz sizin için ezan okusunlar ve Kur'an-ı en çok belleyenleriniz size namaz kıldırsın.» Bu hadisi Ebu Davud da rivayet etmiştir. AÇIKLAMA : Hadiste geçen ''En seçkinleriniz ... " tabiriyle din işlerinde en çok muhafazakar olanlar kasdedilmiştir. Müezzinler yüksek minarelerin üstüne çıkarak ezan okudukları için cami çevresindeki bir çok evin avlu ve mahrem yerlerini buralarda bulunan namahrem kadınları ve ev halkını görebilirler. Minareden cami çevresindeki evlerin mahrem yerlerine bakmayacak muhafazakar insanların ezan okumakla görevlendirilmeleri burada tavsiye edilmiştir. Müezzinlerin çok dikkatli olmaları gereken diğer bir husus da namaz vakitleridir. Bu vakitlere azami itina gösterebilmeleri ve ihtiyatlı davranarak müslümanların namazlarının ifsadına sebebiyet vermemeleri için takva sahibi ve muhafazakar olmaları öngörülmüştür. Hadisin zahirine göre Kur'an'ı en çok belleyen kişi kendisinden daha alim olan adama tercihen imamlığa liyakatlıdır. El-Menhel yazarının belirttiği gibi Kur'an'ı en çok belleyen'in öncelikle imamlığa liyakatı onun namazIa ilgili şer'i hükümleri bilmek şartına bağlıdır. Bu sahada alim olmadığı takdirde önceliği yoktur. Tercemede: ''Kur'an'ı en çok belleyenleriniz ... '' diye açıkladığı:mız ''Kurra'' kelimesi ''Kari'''in çoğuludur. Kari' : Okuyucu demektir. Burada kasdedilen mana hakkında çeşitli yorumlar mevcuttur. 'El-Menhel yazarı ''İmamlığa en liyakatlı olan'' babında yapılan yorumIarı şöylece sıralamıştır: 1- Kur'an'ı en çok belleyeniniz ... 2- Kur'an'ı en güzel okuyanınız ve hükümlerini en iyi bileniniz ... ikinci yoruma göre ezber'in çokluğu ve azlığı imamlık için bir ölçü değildir. 3- Fıkıh hükümlerini en iyi bileniniz ... Üçüncü yorumu tercih edenler mesned olarak şöyle demişlerdir: Ashab-ı kiram'ın durumları dikkate alındığı zaman onların en kuvvetli fıkıhçılarının Kur'an'ı daha iyi okudukları anlaşılır. O halde en iyi okuyucu tabiriyle en kuvvetli alimler kasdedilmiştir. Bunun içindir ki İbn-i Mes'ud (r.a.) : 'Birimiz Kur'an'dan bir sure bellediği zaman o suredeki helal ve harama ait hükümleri vesair bilgileri iyice kavramadıkça başka bir sure'yi beIlemeye geçmezdi,' demiştir. İbn-i Ömer (r.a.) de: 'ResuluIlah (s.a.v.)'e nazil olan her sure'deki emirleri, yasakları, helal ve haramı mutlaka biliriz,' demiştir. Hadis, Kur'an kıraatıyla meşgul olmanın yüceliğini, Kur'an öğrenimi ve öğretiminin faziletini ve Allah kelamınm azametini biIdirmektedir

It was narrated that Ibn 'Abbas said:"The Messenger of Allah said: 'Let the best of you give the call to prayer (Adhan), and let those who are most versed in the Qur'an lead you in prayer

Sünen-i İbn Mâce No. 727 Zayıf

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا مُخْتَارُ بْنُ غَسَّانَ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ الأَزْرَقُ الْبُرْجُمِيُّ، عَنْ جَابِرٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، ح وَحَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ الْفَرَجِ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْحَسَنِ بْنِ شَقِيقٍ، حَدَّثَنَا أَبُو حَمْزَةَ، عَنْ جَابِرٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَنْ أَذَّنَ مُحْتَسِبًا سَبْعَ سِنِينَ كَتَبَ اللَّهُ لَهُ بَرَاءَةً مِنَ النَّارِ ‏"‏ ‏.‏

İbn-i Abbas (r.a.a)'dan rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur : «Sevab isteğiyle yedi sene müezzinlik yapan adam için cehennem ateşinden bir beraat yazılmış olur.» Not: Tirmizi de bu hadisi rivayet ederek: Alimler Cabir bin Yezid el-Cu'fi'yi zayıf saymışlar, Yahya bin Said ve Abdurrahman bin Mehdi onu terketmişler, diğer taraftan Veki'in: Cabir el-Cu'fi' olmasaydı Kufe halkı hadissiz kalırdı dediği rivayet edilmiştir, der. AÇIKLAMA : Hadiste geçen *Muhtasib* kelimesi Tuhfetu'I-Ahvezi'nin beyanına göre ezanı ücret için değil, sevab isteğiyle okuyan demektir. Hadiste geçen *Beraet* kelimesi de kurtuluş demektir. el-Münavi: Allah rızası için 7 sene müezzinlik yapan kişinin Cehennem ateşinden kurtuluşunun sebebi şudur: 'Anılan uzun sürece Allah yoluna devam ettiği ve devamlı surette şehadet kelimelerini tekrar ededurduğu için vücudu tevhid ile yoğrulmuş gibidir. Bu hale gelen bir vücudu ateş yakamaz. Müezzinin okuduğu ezan için ücret almasının mendupluğu bu hadisten çıkarılır,' der

It was narrated that Ibn 'Abbas said:"The Messenger of Allah said: 'Whoever calls the Adhan for seven years, seeking reward (from Allah), Allah will decree for him deliverance from the Fire

Sünen-i İbn Mâce No. 728 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، وَالْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْخَلاَّلُ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ مَنْ أَذَّنَ ثِنْتَىْ عَشْرَةَ سَنَةً وَجَبَتْ لَهُ الْجَنَّةُ وَكُتِبَ لَهُ بِتَأْذِينِهِ فِي كُلِّ يَوْمٍ سِتُّونَ حَسَنَةً وَلِكُلِّ إِقَامَةٍ ثَلاَثُونَ حَسَنَةً ‏"‏ ‏.‏

(Abdullah) İbn-i Ömer (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu, demiştir: «On iki yıl ezan okuyan kimse için cennet vacib olur. Ezan okuduğundan dolayı her gün onun için altmış hasene ve her ikameti için otuz hasene yazılır.» Not: Ravi Abdullah bin Salih zayıf olduğu için isnadının zayıflığı ZeviUd'de bildirilmiştir. AÇIKLAMA : Camiu's-Sağir şerhi es-Siracu'l-Münir'de, el-Alkemi'nin şeyhinden naklen beyan edildiğine göre; kadı Celaluddin el-Bulkini şöyle demiştir: 'Hadiste bildirilen ezan sevabının 12 yıl ezan okumak süresine bağlanmasının hikmeti bana soruldu. Bunun üzerine şöyle bir cevab bana belirdi: Nebi (s.a.v.)'in ümmetinden en uzun ömürlü kişi 120 yıl yaşar. 12 yıl bu yaşın' onda biridir. Her hayrın en az 10 kat arttırılması Allah'ın bir va'didir. Nitekim : ..... ''Kim bir hasene işlerse ona, işlediği hasenenin 10 katı vardır.'' ayetinde bu ilahi vaad bildirilmiştir. Buna göre 12 yıl müezzinlik yapan kişi 120 yıl müezzinlik yapmış gibi sevab kazanır. Diğer hadiste 7 senelik müezzinliğin fazileti bildirilmiştir. Bunun hikmeti ise 7 yıl'ın ortalama yaş olan 70 yıl'ın onda birisi oluşudur. Ömrü galib 70 yıl kabul edilince 7 yıl bunun onda birini teşkil eder. Şu halde 7 yıl ezan okuyan kişi 70 yıl ezan okumuş gibi sevab kazanır

It was narrated from Ibn 'Umar that:The Messenger of Allah said: "Whoever calls the Adhan for twelve years, he will be guaranteed Paradise, and for each day sixty Hasanat (good deeds) will be recorded for him by virtue of his Adhan, and thirty Hasanat by virtue of his Iqamah

Sünen-i İbn Mâce No. 729 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْجَرَّاحِ، حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ خَالِدٍ الْحَذَّاءِ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ الْتَمَسُوا شَيْئًا يُؤْذِنُونَ بِهِ عِلْمًا لِلصَّلاَةِ فَأُمِرَ بِلاَلٌ أَنْ يَشْفَعَ الأَذَانَ وَيُوتِرَ الإِقَامَةَ ‏.‏

Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: «Müslümanlar namaz vakitlerini bir şeyle bildirmek istediler. Bunun üzerine Bilal (r.a.)'e ezanı çift, ikameti de tek lafızlarla okuması emrolundu.»

It was narrated that Anas bin Malik said:"They looked for something by means of which they could call out informing of (the time of) the prayer. Then Bilal was commanded to say the phrases of the Adhan twice and the phrases of the Iqamah once

Sünen-i İbn Mâce No. 730 Sahih

حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ عَلِيٍّ، عَنْ خَالِدٍ الْحَذَّاءِ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ أُمِرَ بِلاَلٌ أَنْ يَشْفَعَ، الأَذَانَ وَيُوتِرَ الإِقَامَةَ ‏.‏

Enes (bin Malik) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: «Bilal (r.a.)'e ezanı çift ve ikameti tek lafızlarla okuması emrolundu.»

It was narrated that Anas said:"Bilal was commanded to say the phrases of the Adhan twice and the phrases of the Iqamah once

Tahric: Ezan cümlelerinin çift ve kamet cümlelerinin tek okunmasına dair Enes (r.a.)'in hadisini Buhari, Müslim, Ahmed, Beyhaki, Ebu Davud, Nesai, Tirmizi. Tahavi ve Darekutni de rivayet etmişlerdir

Sünen-i İbn Mâce No. 731 Sahih

حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ سَعْدِ بْنِ عَمَّارِ بْنِ سَعْدٍ، مُؤَذِّنِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ حَدَّثَنِي أَبِي عَنْ أَبِيهِ عَنْ جَدِّهِ أَنَّ أَذَانَ بِلاَلٍ كَانَ مَثْنَى مَثْنَى وَإِقَامَتُهُ مُفْرَدَةً ‏.‏

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in müezzini Sa'd (el-Karazi (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Bilal (r.a.)'in ezan (lafızları) ikişer ikişer idi. Onun ikamet (lafızlar) da birer idi. Not: Sa'd el-Karazi'nin evladı (hadis rivayeti yönünden) zayıf oldukları için bu hadisin isnadının zayıflığı ve fakat hadis metninin manasının sahih-i Buhari de bulunduğu Zevaid'de bildirilmiştir

Abdur-Rahman bin Sa'd bin 'Ammar bin Sa'd narrated (from his great-grandfather of the Messenger of Allah) that:In the Adhan of Bilal, the phrases were two by two, and in his Iqamah they were said once

Sünen-i İbn Mâce No. 732 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَدْرٍ، عَبَّادُ بْنُ الْوَلِيدِ حَدَّثَنِي مَعْمَرُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي رَافِعٍ، مَوْلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ حَدَّثَنِي أَبِي مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ عَنْ أَبِيهِ عُبَيْدِ اللَّهِ عَنْ أَبِي رَافِعٍ قَالَ رَأَيْتُ بِلاَلاً يُؤَذِّنُ بَيْنَ يَدَىْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مَثْنَى مَثْنَى وَيُقِيمُ وَاحِدَةً ‏.‏

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in mevlası Ebu Rafı' (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Ben, Bilal (r.a.)'i, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzurunda ezan cümlelerini ikişer ikişer tekrarlayarak ezan okurken ve ikamet cümlelerini birer defa okuyarak ikamet ederken gördüm. Not: Alimler Ravi Ma'mer bin Muhammed bin Ubeydullah'ın ve babası Muhammed'in zayıflığı üzerinde ittifak ettikleri için hadis isnadının zayıflığı Zevaid'de bildirilmiştir

It was narrated that Abu Rafi' said:"I saw Bilal calling the Adhan in fron of Allah's Messenger, (saying the phrases) two by two, and saying each phrase once in the Iqamah

Sünen-i İbn Mâce No. 733 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ مُهَاجِرٍ، عَنْ أَبِي الشَّعْثَاءِ، قَالَ كُنَّا قُعُودًا فِي الْمَسْجِدِ مَعَ أَبِي هُرَيْرَةَ فَأَذَّنَ الْمُؤَذِّنُ فَقَامَ رَجُلٌ مِنَ الْمَسْجِدِ يَمْشِي فَأَتْبَعَهُ أَبُو هُرَيْرَةَ بَصَرَهُ حَتَّى خَرَجَ مِنَ الْمَسْجِدِ فَقَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ أَمَّا هَذَا فَقَدْ عَصَى أَبَا الْقَاسِمِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏.‏

Ebü'ş-Şasa (Süleym bin el-Esved) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir : Biz Ebu Hureyre (r.a.) ile beraber mescidde oturuyorduk. Müezzin, (ikindi için) ezan okudu. Ezandan sonra bir adam mescidden kalkıp böbürlenerek gitti. Ebu Hureyre (r.a.) onu mescidden çıkıncaya kadar gözüyle takip etti. Sonra Eb$ Hureyre (r.a.): «Amma şu adam şüphesiz ki Ebü'l-Kasım (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e isyan etti, dedi.»

It was narrated that Abu Sha'tha said:"We were sitting in the mosque with Abu Hurairah when the Mu'adh-dhin called the Adhan. A man got up and walked out of the mosque, and Abu Hurairah followed him with his gaze until he left the mosque. Then Abu Hurairah said: "This man has disobeyed Abul-Qasim

Diğer tahric: Müslim, mesâcid; Ebu Davud Salat; Tirmizî, mevakît; Nesâî, saat; Dârimî, salât; Ahmed b. Hanbel, 11,410, 416, 471, 506, 537. AÇIKLAMA : Ahmed de bunu rivayet etmiş ve şu parçayı ilave etmiştir: Ebu Hureyre (r.a.) demiştir ki : Resulullah (s.a.v.): ''Siz mescidde olup da ezan okunduğu zaman sakın hiç biriniz namaz kılmadan mescidden çıkmayınız.'' buyurdu. Ebu Davud'un rivayetinde olay ikindi ezanı okunurken vuku bulmuştur. Ezan bittikten sonra adamın mescidden çıktığı Nesai'nin rivayetinde belirtilmiştir. Hadiste Ebu Hureyre (r.a.)'in ''Amma şu adam ... '' deyişi daha önce, namaz kılıncaya kadar mescidde bekleyenin faziletini belirtmiş gibi bir tavır takındığına delalet eder. EZAN'DAN SONRA MESCiD'DEN ÇIKMANIN HÜKMÜ : Hadisin zahiri ezandan sonra mescidden çıkmanın haramlığına delalet eder. Çünkü hadis mevkuf ise de merfu' hükmündedir. Çünkü bir sahabi bu gibi sözleri kendi re'yinden söylemez. Bilakis bu tür sözleri ancak Peygamber (s.a.v.)'den aldığı bilgi dolayısıyla söyler. Hanbeliler'e göre; ezandan sonra mescidden çıkmak haramdır. Malikiler'e göre,ezandan sonra ve henüz kamet edilmemiş iken mescidden çıkmak mekruhtur. İkarnet edildikten sonra da haramdır. Hanefi ve Şafii alimlerine göre ezandan sonra mescid'den çıkmak mekruhtur. Karnet edildikten sonra da hüküm aynıdır. İbnü'l-Humam: Ezan'dan sonra mescidden çıkmanın yasaklığı namaz kılmamış olup başka bir cami cemaatinin tanzimi kendisine ait olmayan kimselere mahsustur. Yani o vakit namazını kılmış bulunan kişinin ezan'dan sonra mescit'ten çıkmasına bir sakınca yoktur. Keza başka bir cami cemaatinin' düzenlenmesi kendisine ait olan kişinin ezandan sonra bir mescidden çıkıp ilişkisi olan cemaata varmasında bir sakınca yoktur, demiştir. ibrahim en-Nehai de: Müezzin kamete başlamadıkça mescidden çıkmakta bir sakınca yoktur, demiştir. Yukarıda beyan edilen alimlerin görüşü zaruret olmadığı halde mescid'den çıkan kişilere aittir. Abdestsizlik, abdestin sıkışıklığı; ve burundan kan akması gibi bir zaruret dolayısıyla mescidden çıkmakta bir sakınca yoktur. Nitekim bundan sonraki 734 nolu Osman (r.a.)'in hadisi bunu te'yid eder. İmam Malik: ''Bana ulaştığına göre bir adam hac ibadetini ifa etmek üzere gelmiş ve bu arada Said bin el-Müseyyeb'in yanında otururken ezan okunmuş. Adam ezan'dan sonra namaz kılmadan mescid'den çıkmak istemiş. Said ona: Çıkma. Çünkü bana ulaştığına göre ezandan sonra mescid'den çıkıp dönmeyen kimse'nin başına bir kötülük gelir demiş, bunun üzerine adam oturmuş. Sonra kamet biraz gecikince adam: Said beni buraya hapsetmiştir, diyerek çıkmış ve binek hayvanına binip gitmiştir. yolda hayvandan düşmüş ve bir tarafı kırılmıştır. Bilahere bunun durumu Said bin el-Müseyyeb'e bildirilince: Başına hoşlanmadığı bir şeyin geleceğini sanmıştım, demiştir.'' der. İbn-i Rüşd: ''ibnü'l-Müseyyeb'in: ''Bana ulaşmıştır ... '' sözünün manası: Peygamber (s.a.v.)'den rivayet edilmiştir, demektir. Çünkü bu gibi sözler re'y ile söylenmez. İbnü'l-Müseyyeb'in bildirdiği musibet ezandan sonra namaz kılmadan mescitten çıkan ve tekrar dönmeyen kişinin başına gelen dünyevi bir musibettir. Çünkü o kişi, dünyasıyla ilgili işlerini zamanı gelmiş olan namaza tercih etmiş oluyor'' demiştir. Ebu Amr bin Abdi'l-Berr: Abdestli iken ezandan sonra namaz kılmadan mescidden çıkan kişi hakkında bu hadisle hükmedilmesi üzerine alimler ittifak etmişlerdir. Keza mescitteki adam tek başına farzını kılmış ise tekrar cemaatle o namazı kılmak üzere mescidde beklemelidir. Cemaatle o namazı tekrar kılmadıkça mescidden çıkması caiz değildir. Ancak kıldığı namaz tekrar cemaatla iadesi matlub olan namazıardan değilse çıkmasında bir sakınca yoktur. Söz konusu adam'ın abdest tazelemek gibi bir maksadla tekrar mescide gelmek üzere çıkmasında bir mahzur yoktur, demiştir . Ezandan sonra mescidden çıkmayı mübah kılan mazeretlerden birisi de bu günkü birtakım insan'ların mescitlerde ihdas ettikleri bid'at ve ğayri meşru' hareketlerdir. Mesela; İmam'ın sesi bütün cemaat tarafından duyulduğu halde mübelliğlik yapmak, imam'ın ipekli elbise giymesi veya altın takınması, imamın Peygembar (s.a.v.) ve Hulafa-i Raşidin'in namaz kıldırışına aykırı bir tarzda namaz kıldırması ve benzeri hareketler o mescidden namaz kılmadan çıkmayı meşru kılar. Ebu Davud'un 'Tesvib babı'nda Mücahid'den rivayet ettiğine göre şöyle söylenmiştir: ''Ben Abdullah bin Ömer bin el-Hattab (r.a.) ile beraberdim. Bir müezzin öğle veya ikindi ezanında tesvİb etti. Yani ''Es-Salatu Hayrun Mine'n-nevm'' dedi. İbn-i Ömer Mücahid'e: ''Bu mescidden çıkıp gidelim. Çünkü şu tesvİb (öğle veya ikindi ezamnda okunduğu için) bid'attır'', demiştir. HADİSİN FIKIH YÖNÜ : Hadis, ezan'dan sonra mescid'den çıkmanın yasak olduğuna delalet eder. Bunun tafsilatı yukarıda geçti. MÜSLİM RİVAYETİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN EBU DAVUD RİVAYETİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN

Sünen-i İbn Mâce No. 734 Sahih

حَدَّثَنَا حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَنْبَأَنَا عَبْدُ الْجَبَّارِ بْنُ عُمَرَ، عَنِ ابْنِ أَبِي فَرْوَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يُوسُفَ، مَوْلَى عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عُثْمَانَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَنْ أَدْرَكَهُ الأَذَانُ فِي الْمَسْجِدِ ثُمَّ خَرَجَ لَمْ يَخْرُجْ لِحَاجَةٍ وَهُوَ لاَ يُرِيدُ الرَّجْعَةَ فَهُوَ مُنَافِقٌ ‏"‏ ‏.‏

Osman (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu demiştir : «Mescidde iken ezan okunduktan sonra dışarı çıkan kimse bir ihtiyaç için çıkmamış ve dönmek istememiş ise, o kişi münafıktır.» Zevaid de: Bu hadisin isnadı zayıftır, senedeki İshak bin Abdillah isimli Ebu Ferve ve AbdulCabbar bin Ömer nedeniyledir bu. 733’ü okumadıysanız okuyun

It was narrated that 'Uthman said:"The Messenger of Allah said: 'Whoever hears the Adhan when he is in the mosque, then goes out and does not go out for any (legitimate) need and does not intend to return, is a hypocrite

Sünen-i İbn Mâce No. 735 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثُ بْنُ سَعْدٍ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الْجَعْفَرِيُّ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ مُحَمَّدٍ، جَمِيعًا عَنْ يَزِيدَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أُسَامَةَ بْنِ الْهَادِ، عَنِ الْوَلِيدِ بْنِ أَبِي الْوَلِيدِ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سُرَاقَةَ الْعَدَوِيِّ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ مَنْ بَنَى مَسْجِدًا يُذْكَرُ فِيهِ اسْمُ اللَّهِ بَنَى اللَّهُ لَهُ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ ‏"‏ ‏.‏

Ömer bin el-Hattab (r.a.)'den. rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve 5ellem)'i «Her kim, içinde Allah adı anılan bir mescidi bina ederse Allah da onun için cennette bir ev bina eder», buyururken işittim.» Not: Zevaid'de: Ömer (r.a.)'in hadisi mürseldir. Çünkü Osman bin Abdillah bin Süraka, Ömer (r.a.)'den rivayet etmiş. Halbuki Ömer (r.a.), Onun anasının babasıdır. Ve Osman.. kendisinden hadis' işitmemiştir. Bunu el-Mizzi', et-Tehzib'te söylemiştir. İbn•i Hibban da sahihinde bu senedIe hadisi rivayet etmiştir. denilmiştir . AÇIKLAMA 738 de

It was narrated that 'Umar bin Khattab said:"I heard the Messenger of Allah say: 'Whoever builds a mosque in which the Name of Allah is mentioned, Allah will build a house for him in Paradise

Sünen-i İbn Mâce No. 736 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ الْحَنَفِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ جَعْفَرٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ مَحْمُودِ بْنِ لَبِيدٍ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ مَنْ بَنَى لِلَّهِ مَسْجِدًا بَنَى اللَّهُ لَهُ مِثْلَهُ فِي الْجَنَّةِ ‏"‏ ‏.‏

Osman bin Affan (r.a.')'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve 5ellem)'i şöyle buyururken işittim: «Her kim Allah için bir mescid bina ederse Allah da onun için Cennette onun mislini bina eder.» AÇIKLAMA 738 de

It was narrated that 'Uthman bin 'Affan said:"I heard the Messenger of Allah say: 'Whoever builds a mosque for the sake of Allah, Allah will build something similar for him in Paradise

Sünen-i İbn Mâce No. 737 Zayıf

حَدَّثَنَا الْعَبَّاسُ بْنُ عُثْمَانَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنِ ابْنِ لَهِيعَةَ، حَدَّثَنِي أَبُو الأَسْوَدِ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ مَنْ بَنَى لِلَّهِ مَسْجِدًا مِنْ مَالِهِ بَنَى اللَّهُ لَهُ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ ‏"‏ ‏.‏

Ali bin Ebi Talib (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve 5ellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Her kim kendi malından Allah için bir mescid yaparsa Allah da onun için Cennet'te bir ev yapar.» Not: Zevaid'de: Ravi el-Velid bin Müslim tedlisçi olup bunu an'ane ile rivayet etmiştir, şeyhi Lehia da zayıftır. Bu nedenle Ali (r.a.)'ın hadisinin isnadı zayıftır, denilmiştir. AÇIKLAMA 738 de

It was narrated that 'Ali bin Abu Talib said:"The Messenger of Allah said: 'Whoever builds a mosque for the sake of Allah (from his own wealth), Allah will build a house for him in Paradise

Sünen-i İbn Mâce No. 738 Sahih

حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ نَشِيطٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي حُسَيْنٍ النَّوْفَلِيِّ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ أَبِي رَبَاحٍ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ مَنْ بَنَى مَسْجِدًا لِلَّهِ كَمَفْحَصِ قَطَاةٍ أَوْ أَصْغَرَ بَنَى اللَّهُ لَهُ بَيْتًا فِي الْجَنَّةِ ‏"‏ ‏.‏

Cabir bin Abdillah (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve 5ellem) buyurdular ki: «Her kim Allah için bağırtlak kuşu yuvası gibi veya daha küçük bir mescid yaparsa Allah da onun için Cennet'te bir ev yapar.» Not: Zevaid'de: İsnadı sahih, ricali de sika'dır, denilmiştir.

It was narrated from Jabir bin 'Abdullah that:The Messenger of Allah said: "Whoever builds a mosque for the sake of Allah, like a sparrow's nest for Allah or even smaller, Allah will build for him a house in Paradise

Tahric: Ömer (r.a.l'in hadisini, İbn-i Hibban; Osman (r.a.)'ın hadisini Buhari, Müslim ve Tirmizi; Cabir (r.a.)'in hadisini İbn-i Huzeyme de rivayet etmişlerdir. Ali (r.a.)'in hadisini, müelliften başka rivayet edenin bulunup bulunmadığını bilmiyorum. AÇIKLAMA (735, 736, 737 ve 738) : Tirmizi, Osman (r.a.)'ın hadisini rivayet ettikten sonra: Bu konuda Ebu Bekir, Ömer, Ali, Abdullah bin Amr, Enes, İbn-i Abbas, Aişe, Ümmü Habibe, Ebu Zer, Amr bin Abese, Vasile bin el-Eska' Ebu Hureyre ve Cabir bin Abdillah (r.anhum)'dan da rivayetler vardır. Osman (r.a.)'ın hadisi hasen-sahihtir, demiştir. Bu babta geçen bütün hadisler, Allah için bir mescid yapmanın ne kadar sevab olduğunu ifade ederler. Hadislerde ''Allah için ... " tabirinden maksad, Mescid yapmaktan gayenin Allah rızası olmasıdır. Onun için el-Fetih'te beyan edildiğine göre İbnü'l-Cevzi: Kim yaptığı mescid üzerine ismini yazar veya yazdırırsa ihlastan uzak kalmış olur, demiştir. Ücret mukabilinde mescid inşaatında ça lışan kimse için de bu özel vaad hasıl olmaz. Çünkü ihlas yoktür. Bununla beraber sevabı bulunur. Hadisin; ''Allah onun için bir mislini Cennet'te yapar.'' parçasına gelince; Nevevi: parçadaki; '' ... misli ... '' kelimesi iki manaya muhtemeldir: 1- Yani Allah'ın Cennet'te yapacağı bina ev denilmesi bakımından mescid gibidir. Ama, genişliği ve diğer yönlerden üstünlüğü malumdur. Çünkü Cennet'teki yapılar, hadisle sabit olduğu gibi, hiç bir gözün görmediği hiç bir kulağın işitmediği ve hiç bir beşerin düşünemediği güzelliktedirler. 2- Mescid, dünya evlerinden üstün olduğu gibi Allah'ın o kişiye Cennet'te yapacağı bina, cennet'teki evlerden üstün olacaktır, demiştir. Tuhfetu'l-Ahvezi yazarının beyanına göre, bazıları, parçadaki: " ... misli ... '' kelimesini şöyle yorumlamışlardır: Allah'ın cennette yapacağı bina, büyüklük bakımından kişinin yaptığı mescid gibidit .. Lakin bir çok yönlerden daha güzel olacaktır. Cabir (r.a.)'in hadisinde; ''Bağırtlak kuşu yuvası gibi veya daha 'küçüh: bir mescid ... '' buyuruluyor. Alimlerin ekserisi bu ifadeyi mübalağa üzerine yorumlamışlardır. Çünkü gerçekten bağırtlak kuşu yuvası kadar küçük olan bir yerde bir insanın namaz kılmasının mümkün olmadığı bilinmektedir. Gaye, en ufak bir mescidi bile yapmanın faziletini anlatmaktadır. Bazı alimler bu ifadeyi zahirine göre yorumlayarak: Hadisin manası şudur, demişlerdir; Bir mescidi genişletmek ihtiyacı duyulduğu zaman, yapılacak ilave, bir kuş yuvası kadar bile olsa, anlatılan sevabı kazandırır. Yahut bir cemaat, ortaklaşa bir mescid inşa ederler de, katkıda bulunanların yardım hissesi, bir kuş yuvası tutarında bile olsa, hadiste bildirilen sevabı kazandırır. Bazıları; Mescid ile, bilinen mana kasdedildigi takdirde anlatılan yorumlara ihtiyaç duyulur. Lakin, mescid kelimesi ile secde yeri kasdedilirse, Bahsi geçen yorumlara ihtiyaç duyulmaz, demişlerdir. Tuhfetu'l-Ahvezi yazarı; Mescid ile, secde yeri değil de binanın murad olduğu bazı rivayetlerden açıkça anlaşılıyor. Mesela Ümmü Habibe'nin hadisinde; ''Kim Allah rızası için bir ev yaparsa ... '' buyurulmuştur. Ömer (r.a.)'in (735) nolu) hadisinde: ''Kim, içinde Allah isminin anıldığı bir mescid yaparsa... '' buyurulmuştur, demiştir

Sünen-i İbn Mâce No. 739 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاوِيَةَ الْجُمَحِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ لاَ تَقُومُ السَّاعَةُ حَتَّى يَتَبَاهَى النَّاسُ فِي الْمَسَاجِدِ ‏"‏ ‏.‏

Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve 5ellem) şöyle buyurdu, demiştir: «İnsanlar, mescidleri (yapmak) ile birbirlerine karşı öğünüp iftihar etmedikçe kıyamet kopmayacaktır.»

It was narrated that Anas bin Malik said:"The Messenger of Allah said: 'The Hour will not begin until the people compete in (building) mosques

Diğer tahric: Ebu Davud ve Ahmed b. Hanbel AÇIKLAMA : Nesai de bunu, şu mealdeki bir lafızIa rivayet etmiştir; ''İnsanların mescidleri yapmak ile birbirlerine karşı öğünüp, iftihar etmeleri, kıyametin alametlerindendir." EI-Menhel yazarı: İnsanların öğünüp iftihar etmeleri, örneğin şöyle olabilir: Benim mescidim, seninkinden daha yüksektir veya daha süslüdür veya daha güzeldir veya daha geniştir ... Bunu söylerken kişi riya, gösteriş ve iftihar niyetini taşır. Hadis, mescidlerin yapımı ile iftihar etmenin kıyametin alametlerinden olduğuna delalet eder, demiştir

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya