deneme

İman ve Akaid ile İlgili Hadisler

1.490 hadis bulundu · sayfa 21/75

Sahîh-i Buhârî No. 7489 Sahih

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أَبِي خَالِدٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي أَوْفَى، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ الأَحْزَابِ ‏ "‏ اللَّهُمَّ مُنْزِلَ الْكِتَابِ، سَرِيعَ الْحِسَابِ، اهْزِمِ الأَحْزَابَ وَزَلْزِلْ بِهِمْ ‏"‏‏.‏ زَادَ الْحُمَيْدِيُّ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي خَالِدٍ، سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ، سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Abdullah b. Evfa şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ahzab gününde (müşrikler aleyhine) şöyle beddua etti: AlIah'ım! Ey kitabı indiren, ey hesabı çabuk olan Allah'ım! Şu toplanıp gelmiş düşman kabilelerini dağıt ve iradelerini sars

Narrated `Abdullah bin Abi `Aufa:Allah's Messenger (ﷺ) said on the Day of (the battle of) the Clans, "O Allah! The Revealer of the Holy Book, The Quick Taker of Accounts! Defeat the clans and shake them

Sahîh-i Buhârî No. 7490 Sahih

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، عَنْ هُشَيْمٍ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ ‏{‏وَلاَ تَجْهَرْ بِصَلاَتِكَ وَلاَ تُخَافِتْ بِهَا‏}‏ قَالَ أُنْزِلَتْ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُتَوَارٍ بِمَكَّةَ، فَكَانَ إِذَا رَفَعَ صَوْتَهُ سَمِعَ الْمُشْرِكُونَ فَسَبُّوا الْقُرْآنَ وَمَنْ أَنْزَلَهُ وَمَنْ جَاءَ بِهِ‏.‏ وَقَالَ اللَّهُ تَعَالَى ‏{‏وَلاَ تَجْهَرْ بِصَلاَتِكَ وَلاَ تُخَافِتْ بِهَا‏}‏ لاَ تَجْهَرْ بِصَلاَتِكَ حَتَّى يَسْمَعَ الْمُشْرِكُونَ، وَلاَ تُخَافِتْ بِهَا عَنْ أَصْحَابِكَ فَلاَ تُسْمِعُهُمْ ‏{‏وَابْتَغِ بَيْنَ ذَلِكَ سَبِيلاً‏}‏ أَسْمِعْهُمْ وَلاَ تَجْهَرْ حَتَّى يَأْخُذُوا عَنْكَ الْقُرْآنَ‏.‏

İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: "Namazında yüksek sesle okuma, Onda sesini fazla da kısma; ikisinin arası bir yol tut"(İsra 110) ayet-i kerimesi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'de gizlenmekte iken indirildi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Kur'an okurken sesini yükseltir, müşrikler ise onun sesini işitirierdi. Hem Kur'an'a, hem onu indirene, hem de Kur'an'ın kendisine geldiği kimseye söverlerdi. Yüce Allah "Yüksek sesle okuma, onda sesini fazla da kısma" yani namazında açıktan okuma sonra müşrikler işitirler, sesini sahabilerinden gizli yapma, sonra onlara işittiremezsin. Bu ikisi arası yol tut, pek bağırmayarak onlara işittir ki onlar Kur'an'ı senden alabilsinler" buyurdu. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Yüce Allah'ın 'Onu kendi ilmiyle indirdi, melekler de (buna) şahitlik ederler' sözü." Allah diğer kitaplarını da bütün Nebilere bu şekilde indirmiştir. Taberi tefsirinde şu ifade nakledilir: "Allah onu insanlar arasından onu almaya senin ehil olduğunu bilerek indirdi." ---İbnü'l-Cevzi şöyle der: 'Enzelehu bi ilmihl' cümlesi üç türlü açıklanmıştır: Birincisi, Zeccac'ın görüşü olup, Allah onu içinde ilmi olduğu halde indirmiştir. İkincisi, Allah onu kendi ilminden indirmiştir. Bu görüşü Ebu Süleyman ed-Dimeşki dile getirmiştir. Üçüncüsü, Allah onu insanların arasından indirilmeye ehil olduğunu bilerek indirmiştir. Bu İbn Cerir et-Taberl'ye aittir (Zadü'l-mesir). İbn Kesir ise şöyle der: "Enzelehu bi ilmihi" yani Allah onu içinde kullarının bilmesini istediği açık deliller, hidayet, furkan, sevdiği ve razı olduğu şeylerle, sevmediği ve razı olmadığı şeylere dair bilgisi ile indirdi (İbn Kesir -özetle-, II, 428). --- İbn Battal şöyle demiştir: "İnzal = indirme"den maksat, Allah'ın kullarına Kur'an'da geçen farzlarının manasını anlatmaktır. Yoksa Kur'an'ın ona indirilmesi yaratılmış cisimlerin indirilmesi gibi değildir. Çünkü Kur'an cisim olmadığı gibi, mahluk da değildir. İkinci görüş erken dönem (selef) ve geç dönem (halef) ehl-i sünnet bilginleri arasında ittifakla kabul edilen görüştür. Birinciye gelince bu tevil bilginlerinin metoduna göredir. Selef bilginlerinden nakledilen onların Kur'an'ın Allah'ın kelamı olduğu, mahluk olmadığı, Cebrail'in onu Yüce Allah'tan aldığı ve Muhammed'e aleyhisselam, onun da ümmetine tebliğ ettiği bir Allah kelamı olduğu noktasında ittifak ettikleridir. "Mücahid, Emir yedinci sema ile yedinci arz arasında iner durur demiştir." Firyabı ve Taberi bu haberi İbn Ebu Nuceyh vasıtasıyla Mücahid'e ulaştırarak "Yedinci gökten yedinci yeryüzüne iner durur" şeklinde nakletmişlerdir. İmam Buhari bu konuda üç hadise yer vermiştir. Bunlardan birincisi, Bera b. Azib'in rivayet ettiği yatağa girerken okunacak dua ile ilgilidir. Bu hadisin geniş bir açıklaması Ed'ıye Bölümünde geçmişti. Hadisin buraya alınmasından maksat içindeki "Ben senin indirdiğin kitabına inandım" cümlesidir. İkinci sıradaki Abdullah b. Evfa hadisinin açıklaması Cihad Bölümünde geçmişti. Hadise burada yer verilmesi "Allah'ım ey kitabı indiren Allah'ım" cümlesidir. Üçüncü sıradaki İbn Abbas hadisi "Namazında yüksek sesle okuma; onda sesini fazla da kısma" ayetiyle ilgilidir. Bu ayet Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'de gizli bir halde bulunurken inmişti. Hadisin açıklaması İsra Suresi Tefsirinin son kısmında geçmişti. Hadise burada yer verilmesi, "indirildi" cümlesinden dolayıdır. Kur'an-ı Kerim'de "inzal" ve "tenzil" sözcüklerinin açıkça geçtiği ayetler çoktur. Rağıb şöyle der: Kur'an ve melekler anlatılırken geçen "inzal" ve "tenzil" sözcükleri arasındaki fark şudur: "Tenzil" parça parça ve ardarda indirildiğine işaret ettiği yerlere mahsustur. "İnzal" ise bundan daha geneldir. Yüce Allah'ın "İnna enzelnahu ff leyleti'l-kadr=Biz onu kadir gecesinde indirdik"(Kadr 1) ayeti buna örnektir

Narrated Ibn `Abbas:(regarding the Verse):-- 'Neither say your prayer aloud, nor say it in a low tone.' (17.110) This Verse was revealed while Allah's Messenger (ﷺ) was hiding himself in Mecca, and when he raised his voice while reciting the Qur'an, the pagans would hear him and abuse the Qur'an and its Revealer and to the one who brought it. So Allah said:-- 'Neither say your prayer aloud, nor say it in a low tone.' (17.110) That is, 'Do not say your prayer so loudly that the pagans can hear you, nor say it in such a low tone that your companions do not hear you.' But seek a middle course between those (extremes), i.e., let your companions hear, but do not relate the Qur'an loudly, so that they may learn it from you

Sahîh-i Buhârî No. 7491 Sahih

حَدَّثَنَا الْحُمَيْدِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا الزُّهْرِيُّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ قَالَ اللَّهُ تَعَالَى يُؤْذِينِي ابْنُ آدَمَ، يَسُبُّ الدَّهْرَ وَأَنَا الدَّهْرُ، بِيَدِي الأَمْرُ، أُقَلِّبُ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "Yüce Allah Adem oğlu dehre söverek bana eza veriyor. Halbuki ben dehr'im (yani dehr'i ben yarattım). Her emir benim elimdedir. Geceyi gündüzü ard ard'a getiririm!' buyurdu

Narrated Abu Huraira:The Prophet (ﷺ) said, "Allah said: "The son of Adam hurts Me by abusing Time, for I am Time; in My Hands are all things and I cause the revolution of night and day.' " (See Hadith No. 351, Vol)

Sahîh-i Buhârî No. 7492 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ يَقُولُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ الصَّوْمُ لِي وَأَنَا أَجْزِي بِهِ يَدَعُ شَهْوَتَهُ وَأَكْلَهُ وَشُرْبَهُ مِنْ أَجْلِي، وَالصَّوْمُ جُنَّةٌ، وَلِلصَّائِمِ فَرْحَتَانِ فَرْحَةٌ حِينَ يُفْطِرُ وَفَرْحَةٌ حِينَ يَلْقَى رَبَّهُ، وَلَخَلُوفُ فَمِ الصَّائِمِ أَطْيَبُ عِنْدَ اللَّهِ مِنْ رِيحِ الْمِسْكِ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre7nin nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle haber vermiştir: Aziz ve celil olan Allah şöyle buyurur: 'Oruç benim içindir. Onun m ükafatın i ancak ben veririm. Oruçlu kişi şehvetini, yemesini, içmesini benim için terkeder. Oruç bir kalkandır. Oruçlu için iki sevinç anı vardır: Biri iftar ederken duyduğu sevinç, biri de (kıyamet günü) Rabbine kavuşurken duyacağı sevinç. Yemin olsun ki, oruçlu ağzın açlık kokusu, Allah katında misk kokusundan daha hoştur

Narrated Abu Huraira:The Prophet (ﷺ) said, "Allah said: The Fast is for Me and I will give the reward for it, as he (the one who observes the fast) leaves his sexual desire, food and drink for My Sake. Fasting is a screen (from Hell) and there are two pleasures for a fasting person, one at the time of breaking his fast, and the other at the time when he will meet his Lord. And the smell of the mouth of a fasting person is better in Allah's Sight than the smell of musk." (See Hadith No. 128, Vol)

Sahîh-i Buhârî No. 7493 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ بَيْنَمَا أَيُّوبُ يَغْتَسِلُ عُرْيَانًا خَرَّ عَلَيْهِ رِجْلُ جَرَادٍ مِنْ ذَهَبٍ فَجَعَلَ يَحْثِي فِي ثَوْبِهِ، فَنَادَى رَبُّهُ يَا أَيُّوبُ أَلَمْ أَكُنْ أَغْنَيْتُكَ عَمَّا تَرَى قَالَ بَلَى يَا رَبِّ وَلَكِنْ لاَ غِنَى بِي عَنْ بَرَكَتِكَ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle anlatmıştır: "Eyüp Nebi çıplak olarak yıkandığı sırada üzerine altından birçok çekirgeler düştü. Eyüp de avuç avuç alıp elbisenin içine atmaya başladı. Rabbi ona 'Ya Eyyub! Ben seni şu görmekte olduğun şeylerden zengin kılmamış mı idim?' diye nida edince 'Evet, ya Rab! Lakin senin bereketinden müstağni kalacağım yok!' cevabını verdi

Narrated Abu Huraira:The Prophet (ﷺ) said, "Once while Job (Aiyub) was taking a bath in a naked state. Suddenly a great number of gold locusts started falling upon him and he started collecting them in his clothes. His Lord called him, 'O Job! Didn't I make you rich enough to dispense with what you see now?' Job said, 'Yes, O Lord! But I cannot dispense with Your Blessings

Sahîh-i Buhârî No. 7494 Sahih

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي عَبْدِ اللَّهِ الأَغَرِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ يَتَنَزَّلُ رَبُّنَا تَبَارَكَ وَتَعَالَى كُلَّ لَيْلَةٍ إِلَى السَّمَاءِ الدُّنْيَا حِينَ يَبْقَى ثُلُثُ اللَّيْلِ الآخِرُ فَيَقُولُ مَنْ يَدْعُونِي فَأَسْتَجِيبَ لَهُ، مَنْ يَسْأَلُنِي فَأُعْطِيَهُ، مَنْ يَسْتَغْفِرُنِي فَأَغْفِرَ لَهُ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "Rabbimiz her gece gecenin son üçte biri kaldığında dünya semasına iner ve 'Bana kim dua eder ki onun duasına icabet edeyim! Benden kim (bir şey) ister ki dileğini vereyim! Benden kim mağfiret ister ki ona mağfiret edeyim!' buyurur

Narrated Abu Huraira:Allah's Messenger (ﷺ) said, "Every night when it is the last third of the night, our Lord, the Superior, the Blessed, descends to the nearest heaven and says: Is there anyone to invoke Me that I may respond to his invocation? Is there anyone to ask Me so that I may grant him his request? Is there anyone asking My forgiveness so that I may forgive him?. " (See Hadith No. 246,Vol)

Sahîh-i Buhârî No. 7496 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الزِّنَادِ، أَنَّ الأَعْرَجَ، حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏"‏ نَحْنُ الآخِرُونَ السَّابِقُونَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ‏"‏‏.‏ وَبِهَذَا الإِسْنَادِ ‏"‏ قَالَ اللَّهُ أَنْفِقْ أُنْفِقْ عَلَيْكَ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Bizler (dünyada) en sonra gelenleriz, kıyamet gününde ise en başa geçecek olanlarız" buyurmuştur

Narrated Abu Huraira:Allah's Messenger (ﷺ) said, "We (Muslims) are the last (to come) but will be the foremost on the Day of Resurrection." The narrators of this Hadith said: Allah said (to man), 'Spend (in charity), for then I will compensate you (generously)

Sahîh-i Buhârî No. 7497 Sahih

حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ عُمَارَةَ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، فَقَالَ ‏ "‏ هَذِهِ خَدِيجَةُ أَتَتْكَ بِإِنَاءٍ فِيهِ طَعَامٌ أَوْ إِنَاءٍ فِيهِ شَرَابٌ فَأَقْرِئْهَا مِنْ رَبِّهَا السَّلاَمَ وَبَشِّرْهَا بِبَيْتٍ مِنْ قَصَبٍ لاَ صَخَبَ فِيهِ وَلاَ نَصَبَ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a. şöyle anlatmıştır: (Cebrail Nebie geldi ve) "İşte şu Hatice'dir. Sana içinde yiyecek bulunan bir kab veya içinde içecek şey bulunan bir kab getirdi. Ona Rabbi tarafından selam söyle ve kendisini cennette gürültü ve yorulmak bulunmayan inciden yapılmış bir beyitle müjdele!" dedi

Narrated Abu Huraira:The Prophet (ﷺ) said that Gabriel said, "Here is Khadija coming to you with a dish of food or a tumbler containing something to drink. Convey to her a greeting from her Lord (Allah) and give her the glad tidings that she will have a palace in Paradise built of Qasab wherein there will be neither any noise nor any fatigue (trouble)." (See Hadith No. 168, Vol)

Sahîh-i Buhârî No. 7498 Sahih

حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ أَسَدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ قَالَ اللَّهُ أَعْدَدْتُ لِعِبَادِي الصَّالِحِينَ مَا لاَ عَيْنٌ رَأَتْ، وَلاَ أُذُنٌ سَمِعَتْ، وَلاَ خَطَرَ عَلَى قَلْبِ بَشَرٍ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Yüce Allah 'Ben iyi kullarım için hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir beşer kalbine gelmeyen birtakım nimetler hazırladım' demiştir

Narrated Abu Huraira:the Prophet (ﷺ) said, "Allah said, "I have prepared for My righteous slaves (such excellent things) as no eye has ever seen, nor an ear has ever heard nor a human heart can ever think of

Sahîh-i Buhârî No. 7499 Sahih

حَدَّثَنَا مَحْمُودٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي سُلَيْمَانُ الأَحْوَلُ، أَنَّ طَاوُسًا، أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ ابْنَ عَبَّاسٍ، يَقُولُ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا تَهَجَّدَ مِنَ اللَّيْلِ قَالَ ‏ "‏ اللَّهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ أَنْتَ نُورُ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ، وَلَكَ الْحَمْدُ أَنْتَ قَيِّمُ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ، وَلَكَ الْحَمْدُ أَنْتَ رَبُّ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ، وَمَنْ فِيهِنَّ أَنْتَ الْحَقُّ، وَوَعْدُكَ الْحَقُّ وَقَوْلُكَ الْحَقُّ، وَلِقَاؤُكَ الْحَقُّ، وَالْجَنَّةُ حَقٌّ، وَالنَّارُ حَقٌّ، وَالنَّبِيُّونَ حَقٌّ، وَالسَّاعَةُ حَقٌّ، اللَّهُمَّ لَكَ أَسْلَمْتُ، وَبِكَ آمَنْتُ، وَعَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ، وَإِلَيْكَ أَنَبْتُ، وَبِكَ خَاصَمْتُ، وَإِلَيْكَ حَاكَمْتُ، فَاغْفِرْ لِي مَا قَدَّمْتُ وَمَا أَخَّرْتُ، وَمَا أَسْرَرْتُ وَمَا أَعْلَنْتُ، أَنْتَ إِلَهِي، لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ ‏"‏‏.‏

İbn Abbas şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem gecenin bir kısmında teheccüd namazı kıldığında şöyle dua ederdi: Allah'ım! Her hamd senin içindir. Sen göklerin ve yerin nurusun. Hamd sana mahsustur. Sen göklerin ve yerin kayyimisin (ayakta tutanısm). Sen haksm. Vaadin haktır. Senin sözün haktır. Sana kavuşmak haktır. Cennet haktır. Cehennem de haktır. Nebiler haktır. Kıyametin kopması da haktır. Allah'ım! Ben kendimi yalnız sana teslim ettim. Yalnız sana iman ettim. Yalnız sana güvenip dayandım. Yalnız sana yöneldim. Yalnız sana dayanarak mücadele ettim. Aramızda yalnız seni hakem kıldım. Benim önceden işlediğim, sonra işlerim sandığımı gizli yaptığım ve açıktan işlediğim bütün günahlarımı mağfiret eyle! İbadete layık ancak sensin. Senden başka hiçbir ilah yoktur

Narrated Ibn `Abbas:Whenever the Prophet (ﷺ) offered the night (Tahajjud) prayer, he used to say, "O Allah! All the Praises are for You; You are the Light of the Heavens and the Earth. And all the Praises are for You; You are the Keeper of the Heavens and the Earth. All the Praises are for You; You are the Lord of the Heavens and the Earth and whatever is therein. You are the Truth, and Your Promise is the Truth, and Your Speech is the Truth, and meeting You is the Truth, and Paradise is the Truth and Hell (Fire) is the Truth and all the prophets are the Truth and the Hour is the Truth. O Allah! I surrender to You, and believe in You, and depend upon You, and repent to You, and in Your cause I fight and with Your orders I rule. So please forgive my past and future sins and those sins which I did in secret or in public. It is You Whom I worship, None has the right to be worshipped except You ." (See Hadith No. 329,Vol)

Sahîh-i Buhârî No. 7500 Sahih

حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ النُّمَيْرِيُّ، حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ يَزِيدَ الأَيْلِيُّ، قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، قَالَ سَمِعْتُ عُرْوَةَ بْنَ الزُّبَيْرِ، وَسَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ، وَعَلْقَمَةَ بْنَ وَقَّاصٍ، وَعُبَيْدَ اللَّهِ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ حَدِيثِ، عَائِشَةَ زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم حِينَ قَالَ لَهَا أَهْلُ الإِفْكِ مَا قَالُوا فَبَرَّأَهَا اللَّهُ مِمَّا قَالُوا ـ وَكُلٌّ حَدَّثَنِي طَائِفَةً مِنَ الْحَدِيثِ الَّذِي حَدَّثَنِي ـ عَنْ عَائِشَةَ قَالَتْ وَلَكِنْ وَاللَّهِ مَا كُنْتُ أَظُنُّ أَنَّ اللَّهَ يُنْزِلُ فِي بَرَاءَتِي وَحْيًا يُتْلَى، وَلَشَأْنِي فِي نَفْسِي كَانَ أَحْقَرَ مِنْ أَنْ يَتَكَلَّمَ اللَّهُ فِيَّ بِأَمْرٍ يُتْلَى، وَلَكِنِّي كُنْتُ أَرْجُو أَنْ يَرَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي النَّوْمِ رُؤْيَا يُبَرِّئُنِي اللَّهُ بِهَا فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى ‏{‏إِنَّ الَّذِينَ جَاءُوا بِالإِفْكِ‏}‏ الْعَشْرَ الآيَاتِ‏.‏

İftiracıların Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in eşi Aişe r.anha hakkında dediklerini dedikleri ve Allah'ın da iftiracıların dediklerinden onu temize çıkarmasını anlattığı hadisin (son kısmında) Hz. Aişe radıyallilhu anhil şöyle demiştir: "Allah'a yemin ederim ki Allah'ın benim suçsuzluğum hakkında okunacak bir vahiy indireceğini hiç zannetmezdim ve elbette benim şanım (konumum) benim nefsimde Allah'ın benim hakkımda tilavet edilecek bir emirle konuşmasından çok daha aşağıydı. Fakat ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in uykuda bir rüya görmesini ve Allah'ın beni o rüya ile temize çıkaracağını ümitediyordum. Nihayet Yüce Allah '(Nebi s.a.v.'in eşine) bu ağır iftirayı uyduranlar şüphesiz sizin içinizden bir gruptur (Nur 11) cümlesiyle başlayan on ayeti indirdi

Narrated `Urwa bin Az-Zubair:Sa`id bin Al-Musaiyab, 'Alqama bin Waqqas and 'Ubaidullah bin `Abdullah regarding the narrating of the forged statement against `Aisha, the wife of the Prophet, when the slanderers said what they said and Allah revealed her innocence. `Aisha said, "But by Allah, I did not think that Allah, (to confirm my innocence), would reveal Divine Inspiration which would be recited, for I consider myself too unimportant to be talked about by Allah through Divine Inspiration revealed for recitation, but I hoped that Allah's Messenger (ﷺ) might have a dream in which Allah would reveal my innocence. So Allah revealed:-- 'Verily! Those who spread the slander are a gang among you...' (The ten Verses in Suratan- Nur)

Sahîh-i Buhârî No. 7501 Sahih

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا الْمُغِيرَةُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ يَقُولُ اللَّهُ إِذَا أَرَادَ عَبْدِي أَنْ يَعْمَلَ سَيِّئَةً فَلاَ تَكْتُبُوهَا عَلَيْهِ حَتَّى يَعْمَلَهَا، فَإِنْ عَمِلَهَا فَاكْتُبُوهَا بِمِثْلِهَا وَإِنْ تَرَكَهَا مِنْ أَجْلِي فَاكْتُبُوهَا لَهُ حَسَنَةً وَإِذَا أَرَادَ أَنْ يَعْمَلَ حَسَنَةً فَلَمْ يَعْمَلْهَا فَاكْتُبُوهَا لَهُ حَسَنَةً، فَإِنْ عَمِلَهَا فَاكْتُبُوهَا لَهُ بِعَشْرِ أَمْثَالِهَا إِلَى سَبْعِمِائَةٍ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "Yüce Allah şöyle buyurur: 'Kulum fena bir iş yapmak istediğinde hemen bu iradesini defterine yazmayınız ta bu iradesini gerçekleştirip, o fiili yapıncaya kadar bekleyiniz. Eğer o fenalığı yaparsa o yaptığı fenalığın bir mislini yazınız. Eğer benden çekinerek yapmaz, bırakırsa bu defa onun hesabına bir hasene yazınız. Bir de kulum bir güzel iş yapmak ister de (herhangi bir sebeple) yapamazsa ona bu güzel niyetine müka.fat olarak bir hasene yazınız. Eğer yaparsa yaptığı o işin mükC'ıfatını on mislinden yediyüz katına kadar yazınız

Narrated Abu Huraira:Allah's Messenger (ﷺ) said, "Allah says, 'If My slave intends to do a bad deed then (O Angels) do not write it unless he does it; if he does it, then write it as it is, but if he refrains from doing it for My Sake, then write it as a good deed (in his account). (On the other hand) if he intends to do a good deed, but does not do it, then write a good deed (in his account), and if he does it, then write it for him (in his account) as ten good deeds up to seven-hundred times

Sahîh-i Buhârî No. 7502 Sahih

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنِي سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ أَبِي مُزَرِّدٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ خَلَقَ اللَّهُ الْخَلْقَ فَلَمَّا فَرَغَ مِنْهُ قَامَتِ الرَّحِمُ فَقَالَ مَهْ‏.‏ قَالَتْ هَذَا مَقَامُ الْعَائِذِ بِكَ مِنَ الْقَطِيعَةِ‏.‏ فَقَالَ أَلاَ تَرْضَيْنَ أَنْ أَصِلَ مَنْ وَصَلَكِ، وَأَقْطَعَ مَنْ قَطَعَكِ قَالَتْ بَلَى يَا رَبِّ‏.‏ قَالَ فَذَلِكِ لَكِ ‏"‏‏.‏ ثُمَّ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ ‏{‏فَهَلْ عَسَيْتُمْ إِنْ تَوَلَّيْتُمْ أَنْ تُفْسِدُوا فِي الأَرْضِ وَتُقَطِّعُوا أَرْحَامَكُمْ‏}‏

Ebu Hureyre'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyL buyurmuştur: "Yüce Allah mahlukları yaratıp, bunu tamamladığı zaman rahim ayağa kalktı. Yüce Allah ona 'Ne dersin?' buyurdu. Rahim 'Ya Rab! Bu, hısımlığı kesmekten sana sığınma makamıdır' dedi. Yüce Allah 'Ey rahim! Sen razı olmaz mısın ki senden ilişkisini kesmeyene ben de ilişkimi kesmeyeyim, seninle ilgiyi kesip hakkını tanımayana ben de ilişkiyi keseyim!' buyurdu. Rahim de 'Evet razıyım' dedi. Allah 'İşte rahimin hakkını gözetenlerle, gözetmeyenlerin hali böyle olacaktır' buyurdu." Bundan sonra Ebu Hureyre "Geri dönerseniz yeryüzünde bozgunculuk yapmaya ve akrabalık bağlarını kesmeye dönmüş olmaz mısınız?"(Muhammed 22) ayet-i kerimesini okudu

Narrated Abu Huraira:Allah's Messenger (ﷺ) said, "Allah created the creation, and when He finished from His creation the Rahm (womb) got up, and Allah said (to it). "Stop! What do you want? It said; "At this place I seek refuge with You from all those who sever me (i.e. sever the ties of Kinship.)" Allah said: "Would you be pleased that I will keep good relation with the one who will keep good relation with you, and I will sever the relation with the one who will sever the relation with you. It said: 'Yes, 'O my Lord.' Allah said (to it), 'That is for you.'' And then Abu Huraira recited the Verse:-- "Would you then if you were given the authority, do mischief in the land, and sever your ties of kinship

Sahîh-i Buhârî No. 7503 Sahih

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ صَالِحٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ زَيْدِ بْنِ خَالِدٍ، قَالَ مُطِرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏ "‏ قَالَ اللَّهُ أَصْبَحَ مِنْ عِبَادِي كَافِرٌ بِي وَمُؤْمِنٌ بِي ‏"‏‏.‏

Zeyd b. Halid şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in duasıyla yağmura kavuştuk. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Yüce Allah kullarımdan kimi bana kafir, kimi de bana mu'min olarak sabahı etti" buyurdu dedi

Narrated Zaid bin Khalid:It rained (because of the Prophet's invocation for rain) and the Prophet (ﷺ) said, "Allah said, 'Some of My slaves have become disbelievers in Me, and some others, believers in Me

Sahîh-i Buhârî No. 7504 Sahih

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ قَالَ اللَّهُ إِذَا أَحَبَّ عَبْدِي لِقَائِي أَحْبَبْتُ لِقَاءَهُ، وَإِذَا كَرِهَ لِقَائِي كَرِهْتُ لِقَاءَهُ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Allah Teala 'Kulum bana kauuşmayı arzu ettiği zaman ben de ona kavuşmayı arzu ederim. Kulum bana kauuşmayı istemediği zaman ben de ona kauuşmayı istemem!' buyurdu" demiştir

Narrated Abu Huraira:Allah's Messenger (ﷺ) said, "Allah said, 'If My slaves loves the meeting with Me, I too love the meeting with him; and if he dislikes the meeting with Me, I too dislike the meeting with him.' " (See Hadith No. 514, Vol)

Sahîh-i Buhârî No. 7505 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ قَالَ اللَّهُ أَنَا عِنْدَ ظَنِّ عَبْدِي بِي ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Allah 'Ben kulumun beni zannı üzereyim' buyurdu" demiştir

Narrated Abu Huraira:Allah's Messenger (ﷺ) said, "Allah said, 'I am to my slave as he thinks of Me, (i.e. I am able to do for him what he thinks I can do for him). (See Hadith No)

Sahîh-i Buhârî No. 7506 Sahih

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ قَالَ رَجُلٌ لَمْ يَعْمَلْ خَيْرًا قَطُّ، فَإِذَا مَاتَ فَحَرِّقُوهُ وَاذْرُوا نِصْفَهُ فِي الْبَرِّ وَنِصْفَهُ فِي الْبَحْرِ فَوَاللَّهِ لَئِنْ قَدَرَ اللَّهُ عَلَيْهِ لَيُعَذِّبَنَّهُ عَذَابًا لاَ يُعَذِّبُهُ أَحَدًا مِنَ الْعَالَمِينَ، فَأَمَرَ اللَّهُ الْبَحْرَ فَجَمَعَ مَا فِيهِ، وَأَمَرَ الْبَرَّ فَجَمَعَ مَا فِيهِ ثُمَّ قَالَ لِمَ فَعَلْتَ قَالَ مِنْ خَشْيَتِكَ، وَأَنْتَ أَعْلَمُ، فَغَفَرَ لَهُ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle anlatmıştır: "Asla hiçbir hayır yapmamış olan bir adam (kendi ailesine hitaben: Bu beden) 'öldüğü zaman onu yakın. Sonra külünün yarısIn! kara tarafına (rüzgarla) tozutup uçurun, yarısını da deniz içine doğru tozutun. Allah'a yemin ederim ki eğer Allah onu ele geçirmeye kadir olursa onu muhakkak alemlerden hiçbir kimseye tatbik etmediği bir azapla azaplandıracaktır' dedi. (Bu kimse öldüğü zaman istediği şeyleri yaptılar.) Neticede Allah denize emretti, deniz kendisinde bulunan zerreleri topladı. Allah karaya emretti, o da hemen kendisinde bulunan zerreleri topladı. Sonra Allah o kimseye 'Bunu niçin yaptın?' diye sordu. O zat 'Senden korktuğumdan dolayı ya Rabbi! Halbuki sen iyi bilensin!' dedi. Bunun üzerine Allah o kimseyi mağfiret etti

Narrated Abu Huraira:Allah's Messenger (ﷺ) said, "A man who never did any good deed, said that if he died, his family should burn him and throw half the ashes of his burnt body in the earth and the other half in the sea, for by Allah, if Allah should get hold of him, He would inflict such punishment on him as He would not inflict on anybody among the people. But Allah ordered the sea to collect what was in it (of his ashes) and similarly ordered the earth to collect what was in it (of his ashes). Then Allah said (to the recreated man ), 'Why did you do so?' The man replied, 'For being afraid of You, and You know it (very well).' So Allah forgave him

Sahîh-i Buhârî No. 7507 Sahih

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ إِسْحَاقَ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَاصِمٍ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، سَمِعْتُ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ أَبِي عَمْرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّ عَبْدًا أَصَابَ ذَنْبًا ـ وَرُبَّمَا قَالَ أَذْنَبَ ذَنْبًا ـ فَقَالَ رَبِّ أَذْنَبْتُ ـ وَرُبَّمَا قَالَ أَصَبْتُ ـ فَاغْفِرْ لِي فَقَالَ رَبُّهُ أَعَلِمَ عَبْدِي أَنَّ لَهُ رَبًّا يَغْفِرُ الذَّنْبَ وَيَأْخُذُ بِهِ غَفَرْتُ لِعَبْدِي‏.‏ ثُمَّ مَكَثَ مَا شَاءَ اللَّهُ، ثُمَّ أَصَابَ ذَنْبًا أَوْ أَذْنَبَ ذَنْبًا، فَقَالَ رَبِّ أَذْنَبْتُ ـ أَوْ أَصَبْتُ ـ آخَرَ فَاغْفِرْهُ‏.‏ فَقَالَ أَعَلِمَ عَبْدِي أَنَّ لَهُ رَبًّا يَغْفِرُ الذَّنْبَ وَيَأْخُذُ بِهِ غَفَرْتُ لِعَبْدِي، ثُمَّ مَكَثَ مَا شَاءَ اللَّهُ ثُمَّ أَذْنَبَ ذَنْبًا ـ وَرُبَّمَا قَالَ أَصَابَ ذَنْبًا ـ قَالَ قَالَ رَبِّ أَصَبْتُ ـ أَوْ أَذْنَبْتُ ـ آخَرَ فَاغْفِرْهُ لِي‏.‏ فَقَالَ أَعَلِمَ عَبْدِي أَنَّ لَهُ رَبًّا يَغْفِرُ الذَّنْبَ وَيَأْخُذُ بِهِ غَفَرْتُ لِعَبْدِي ـ ثَلاَثًا ـ فَلْيَعْمَلْ مَا شَاءَ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Bir kul bir günaha isabet edip -Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem! bir kul günah işleyip demiş de olabilir- 'Ya Rab! Ben (bilerek) bir günah işledim. -Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir günaha isabet ettim demiş de olabilir- kusurumu af ve mağfiret eyle!' diye niyaz ederse o kulun Rabbi 'Demek ki kulum günahını affedecek, cezalandıracak muhakkak bir Rabbi olduğunu bildi. Şu halde ben de kulumu mağfiret ettim!' der. Sonra bu kul Allah'ın dilediği kadar bir zaman yaşar. Sonra bir günah daha işler. -Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir günaha daha uğrar demiş de olabilir- ve 'Ya Rab ben bir günaha uğradım -veya bir günah işledimbeni mağfiret eyle' diye niyaz ederse o kulun Rabbi 'Demek ki kulum kendisinin günahı bağışlayacak ve cezalandıracak bir Rabbi olduğunu bildi. Şu halde ben de kulumu üç defa mağfiret ettim. Artık o dilediği işi işlesin!' buyurur

Narrated Abu Huraira:I heard the Prophet (ﷺ) saying, "If somebody commits a sin and then says, 'O my Lord! I have sinned, please forgive me!' and his Lord says, 'My slave has known that he has a Lord who forgives sins and punishes for it, I therefore have forgiven my slave (his sins).' Then he remains without committing any sin for a while and then again commits another sin and says, 'O my Lord, I have committed another sin, please forgive me,' and Allah says, 'My slave has known that he has a Lord who forgives sins and punishes for it, I therefore have forgiven my slave (his sin). Then he remains without Committing any another sin for a while and then commits another sin (for the third time) and says, 'O my Lord, I have committed another sin, please forgive me,' and Allah says, 'My slave has known that he has a Lord Who forgives sins and punishes for it I therefore have forgiven My slave (his sin), he can do whatever he likes

Sahîh-i Buhârî No. 7508 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي الأَسْوَدِ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، سَمِعْتُ أَبِي، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَبْدِ الْغَافِرِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَنَّهُ ذَكَرَ رَجُلاً فِيمَنْ سَلَفَ ـ أَوْ فِيمَنْ كَانَ قَبْلَكُمْ قَالَ كَلِمَةً يَعْنِي ـ أَعْطَاهُ اللَّهُ مَالاً وَوَلَدًا ـ فَلَمَّا حَضَرَتِ الْوَفَاةُ قَالَ لِبَنِيهِ أَىَّ أَبٍ كُنْتُ لَكُمْ قَالُوا خَيْرَ أَبٍ‏.‏ قَالَ فَإِنَّهُ لَمْ يَبْتَئِرْ ـ أَوْ لَمْ يَبْتَئِزْ ـ عِنْدَ اللَّهِ خَيْرًا، وَإِنْ يَقْدِرِ اللَّهُ عَلَيْهِ يُعَذِّبْهُ، فَانْظُرُوا إِذَا مُتُّ فَأَحْرِقُونِي حَتَّى إِذَا صِرْتُ فَحْمًا فَاسْحَقُونِي ـ أَوْ قَالَ فَاسْحَكُونِي ـ فَإِذَا كَانَ يَوْمُ رِيحٍ عَاصِفٍ فَأَذْرُونِي فِيهَا ‏"‏ فَقَالَ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ فَأَخَذَ مَوَاثِيقَهُمْ عَلَى ذَلِكَ وَرَبِّي، فَفَعَلُوا ثُمَّ أَذْرَوْهُ فِي يَوْمٍ عَاصِفٍ، فَقَالَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ كُنْ‏.‏ فَإِذَا هُوَ رَجُلٌ قَائِمٌ‏.‏ قَالَ اللَّهُ أَىْ عَبْدِي مَا حَمَلَكَ عَلَى أَنْ فَعَلْتَ مَا فَعَلْتَ قَالَ مَخَافَتُكَ أَوْ فَرَقٌ مِنْكَ قَالَ فَمَا تَلاَفَاهُ أَنْ رَحِمَهُ عِنْدَهَا ـ وَقَالَ مَرَّةً أُخْرَى فَمَا تَلاَفَاهُ غَيْرُهَا ـ ‏"‏‏.‏ فَحَدَّثْتُ بِهِ أَبَا عُثْمَانَ فَقَالَ سَمِعْتُ هَذَا مِنْ سَلْمَانَ غَيْرَ أَنَّهُ زَادَ فِيهِ أَذْرُونِي فِي الْبَحْرِ‏.‏ أَوْ كَمَا حَدَّثَ‏.‏ حَدَّثَنَا مُوسَى، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، وَقَالَ، لَمْ يَبْتَئِرْ‏.‏ وَقَالَ خَلِيفَةُ حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، وَقَالَ، لَمْ يَبْتَئِزْ‏.‏ فَسَّرَهُ قَتَادَةُ لَمْ يَدَّخِرْ‏.‏

Ebu Said şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem geçmiş insanların içinde -veya sizden ewelki milletler içinde- bir adamdan söz etti ve bir kelime söyledi. Yani "Allah o adama mal ve evlat verdi. Nihayet ona vefatı yaklaştığında oğullarına hitaben 'Ben size nasıl bir baba oldum?' diye sordu. Oğulları 'Sen bize hayırlı bir baba oldun' dediler. Adam şu muhakkak kibu baba Allah katında önden bir hayır göndermedi' veya 'Bir hayır biriktirmedi. Şüphesiz Allah bu zatı ele geçirdiğinde ona azap edecektir. Şimdi bakınız! Ben öldüğüm zaman beni kömür oluncaya kadar yakınız. Sonra beni ezip öğütünüz -veya beni toz yapımz sonra rüzgarı şiddetli esen bir gün olunca benim tozlarımı bu şiddetli rüzgarın içinde uçurup dağıtın! dedi." Allah'ın Nebii şöyle devam etti: "O adam 'Rabbime yemin olsun bu dediklerimi muhakkak yapacaksınız' diye oğullarından misaklarını yani taahhütlerini aldı. Onlar da babaları öldükten sonra onun vasiyet ettiği işleri yaptılar. Sonra onun tozları m rüzgarı şiddetli esen bir günde uçurup dağıttılar. Aziz ve celil olan Allah o tozlara 'o!!' emrini verdi. Derhal o tozlar ayakta dikilen bir adam oluverdi. Allah 'Ey kulum! Senin bu yaptığın işleri yapmana seni sevkeden nedir?' diye sordu. O zat 'Senin korkun veya senden korkmaktı' dedi. Allah 'Kusuru Allah'ın merhameti telafi eder -veya diğer bir keresinde- kusuru Allah korkusundan başkası telafi edemez dedi." Ravi Süleyman et-Teymı şöyle dedi: Bu hadisi Ebu Osman en-Nehdi'ye rivayet ettim. Bana "Ben bunu Selman el-Farisı'den işittim. Şu kadar var ki o bu rivayette 'Beni deniz içine tozutup dağıtımz' şeklinde farklı bir rivayette bulundu veya rivayet ettiği gibi söyledi. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Yüce Allah'ın 'Onlar Allah'ın sözünü değiştirmek isterler' sözü." İbn Battal şöyle demiştir: İmam Buhari, attığı bu başlık ve yer verdiği hadislerle bundan önceki bölümde Allah'ın kelamının kendi zat i ile kaim bir sıfat olduğunu, onun' ezelde konuşan (mütekellim) ve hala da bu vasfım devam ettirdiğini vurgulamak istemektedir. Buhari bundan sonra ayetin nüzul sebebine değinmiştir. Öyle anlaşılıyor ki onun maksadı, "Allah'ın kelamı" kavramının sırf Kur'an'a mahsus olmadığıdır. Çünkü onun kelamı, -daha önce görüşünü naklettiği kimselerin ifade ettiği üzere- bir tek çeşit değildir. Allah'ın kelamı mahluk olmayıp, kendi zatı ile kaim bir sıfatıdır. Çünkü Allah kelamını kullarından dilediklerine, onların şer'ı hükümlere olan ihtiyaçları ve maslahatlarına göre ilka etmektedir. Bu bölümdeki hadisler, İmam Buharl'nin bu maksadını gayet açık ve net olarak ortaya koyar gibidir. "Yüce Allah 'Adem oğlu dehre söverek bana eza vermektedir' buyurmaktadır. Bu hadise bu başlık altında yer verilmesinden maksat, Allah Teala'ya "kavl=konuşma" isnad edilmesindendir. "Bana eziyet vermektedir" yani bana layık olmayan şeyleri nispet etmektedir. Bu ifadenin bir başka açıklaması diğer açıklamalarla birlikte Casiye suresinin tefsirinde geçmişti. İfade kudsi hadislerdendir. Hz. Eyyub'un çıplak olarak yıkandığından söz eden üçüncü sıradaki Ebu Hureyre hadisi Taharat Bölümünde geçmişti. "Ebu Hureyre'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'Bizler (dünyada) en sonra gelenleriz, kıyamet gününde ise en başa geçecek olanlarız' buyurmuştur. Yine aynı isnadla 'Ey kulum! Sen infak et, ben de sana infak edeyim' buyurmuştur." Bu hadise yer verilmesinden maksat Yüce Allah'a "kavl=söz" isnad edilmesinden dolayıdır. Bu da "Sen infak et, ben de sana infak edeyim" cümlesidir. Bu hadis de kudsi hadislerdendir. "Kulum fena bir iş yapmak istediğinde hemen bu iradesini defterine yazmayın ız ta bu iradesini gerçekleştirip, o fiili yapıncaya kadar bekleyiniz." Bu ifade Rikak bölümünde 'Bir iyilik veya kötülük yapmaya niyet eden kimse' başlığı altında geçmişti. Bu hadis de kudsi hadislerdendir. Ayrıca bundan: sonraki dört hadis de aynıdır. Bu hadislerin atılan başlıkla olan münasebeti gayet açıktır. Ebu Hureyre'nin rahimle ilgili naklettiği onbirinci sıradaki hadiste "Ey rahim! Sen razı olmaz mısın ki senden ilişkisini kesmeyene ben de ilişkimi kesmeyeyim" denilmektedir. Yine aynı hadise göre rahim "Evet razıyım" demektedir. Bu hadisin açıklaması Edeb Bölümünün baş taraflarında geçmişti. Nevevı şöyle der: İlginin kesildiği veya kesilmediğinden söz edilen "rahim" soyut kavramlardan biridir. Böyle bir kavramın konuşması düşünülemez. Çünkü o, aynı rahimin biraraya getirdiği akrabalık bağından ibarettir. Bu akrabalık bağı, birbirine bitişir. Burada söylenmek istenen, akrabalık bağının ne kadar büyük olduğu ve bu bağı koparmamanın fazileti, koparmanın günahıdır. ifade, Arapların itiare kullanma tarzındaki üsluplarına göre düzenlenmiştir. Bir başkası şöyle der: Bu ifadeyi zahiri üzere yorumlamak da mümkündür. Soyut olan şeylerin somut hale gelmesi, Allah'ın kudreti açısından imkansız değildir. ibn Battal şöyle der: Hadise göre ısrarla günah işleyen kimsenin durumu, Yüce Allah'ın dilemesine (meşiet) kalmıştır. Dilerse ona azap eder, dilerse yaptığı iyiliği ağır bastırarak onu bağışlar. Bu iyilik o kulun kendisine azap edecek, kendisini bağışlayacak bir Rabbinin olduğuna inancı ve günahından dolayı ondan bağışlanmasını dilemesidir. Nitekim "Kim bir iyilik yaparsa ona on katı vardır. Tevhidden daha büyük hasene yoktur" ifadesi bunu göstermektedir. "Kulun Rabbine istiğfarı, tövbe etmesi demektir" denilecek olursa, biz de şöyle deriz: istiğfardan, bağışlanma talebinden daha fazlası anlaşılmaz. Bunu ısrarla günah işleyen yapabildiği gibi, tövbe eden de yapar. Hadiste o kimsenin bağışlanmasını dilediği günahtan tövbe ettiğini gösteren bir delil yoktur. Çünkü tövbenin sınırı, günahtan dönmek ve bir daha onu işlememeye azmetmek, günahı bırakmak demektir. Sırf istiğfarda bulunmaktan böyle bir mana çıkmaz. Bir başkası şöyle demiştir: Tövbenin şartı üçtür: Günahı bırakmak, yaptığına pişmanlık duymak ve bir daha işlememeye azmetmektir. Günahtan dönmek tabiri, pişmanlık manası vermez. Tam tersine o kişi, günahı bırakmaya daha yakındır. Bir başkası şöyle demiştir: Tövbede insanın o günahı işlemiş olmasından pişmanlık duyması yeterlidir, Çünkü bu, günahtan vazgeçmeyi ve ona bir daha dönmeme azmini gerektirir. Dolayısıyla bu ikisi pişmanlığın yanında iki esas değil, ondan türeyen şeylerdir. Kurtubı, el-Müfhim isimli eserinde şöyle der: Bu hadis istiğfarın büyük faydasını, Yüce Allah'ın ihsanının büyüklüğünü, rahmetinin genişliğini, hilmini ve keremini göstermektedir. Fakat sözkonusu istiğfar, dille ikrarla birlikte, manası kalpte yerleşmiş olandır. Israrın düğü ancak bununla çözülür ve pişmanlık böyle bir duyguyla hasıl olur. İstiğfar, tövbenin alametidir. Nitekim "En hayırlınzz günahlarla imtihan edilip, tövbe edendir"(Beyhaki, Şuabu'l-İman, V, 418) hadisi de bunu göstermektedir. Hadisin manası şudur: Sizin en hayırlınız, tekrar tekrar günah işleyip, tövbe edendir. Böyle bir kimse her günah işlediğinde tekrar tövbe eder. Yoksa en hayırlınız kalben günah işlemeye ısrarlı olduğu halde diliyle estağfirullah diyen değildir. Böyle diyen kimsenin istiğfarı, ayrıca bir istiğfara muhtaçtır. Nevevı bu hadis hakkında şöyle der: Bir günah yüz kere, hatta bin kere veya daha çok tekerrür etse bile kişi her seferinde tövbe ettiğinde tövbesi kabul edilir veya bütün bu günahlarına bir kere tövbe etse tövbesi geçerlidir. "Dilediğini yap." Yani sen günah işleyip, tövbe ettiğin sürece seni bağışladım. el-Ezkar isimli eserde er-Re bı b. Haysem'in şu sözü nakledilir: "Estağfurullah ve etCıbu ileyke" deme. Eğer bunu yapmazsan senin için günah ve yalan olur. Tam tersine "Allahummağfirlı ve tüb aleyye = Ya Rabbi beni bağışla, tövbemi kabul et" de." Nevevı şöyle demiştir: Bu söz güzeldir. Estağfurullah demenin hoş olmaması ve buna yalan adının verilmesi kabul edilemez. Çünkü estağfurullah demek, Allah'ın mağfiretini diliyorum anlamına gelir. Bu da yalan değildir. Bu görüşün reddi noktasında İbn Mesud'un rivayet ettiği şu hadis yeterlidir: "Bir kimse hayy ve kayyum olan Allah 'tan başka ilah olmayan Allah' a istiğfar ederim, ona tövbe ederim derse savaştan kaçmış bile olsa günahları affedilir." Bu hadisi Ebu Davlıd ve Tirmizi rivayet etmişler, Hakim sahih olduğunu belirtmiştir.(Ebu Davud, Vitr; Tirmizi, Daavat)6 Bizim kanaatimiz ise şudur: Bu, hayy ve kayyum olandan başka ilah olmayan Allah'tan mağfiret dilerim sözü hakkındadır. Ben "ona tövbe ederim" cümlesi ne gelince, er-Rebl'nin "yalan" diye nitelediği budur. Gerçekten de kişi bunu söyleyip, tövbe etmezse durum onun dediği gibidir. İbn Mesud hadisi ile onun görüşünün reddedileceği hükmü, bizce tartışmalıdır. Zira hadiste kişinin bu duayı söylemesi ve tövbenin şartlarını yerine getirmesi durumunun sözkonusu olma ihtimali vardır. er-Rebl'in sadece estağfirullahı değil, her iki lafzı birden kastetmiş olma ihtimali de vardır. Bu durumda ifadesi baştan sona sahih ve isabetli olmuş olur. Doğruyu en iyi Yüce Allah bilir. Büyük Sübkl'nin, el-Halebiyyat isimli eserinde şu açıklamayı gördüm: İstiğfar, bağışlanma talebidir. Bu, dille veya kalple ya da her ikisiyle birlikte olur. Dille olanda fayda vardır, çünkü bu hiçbir şey söylememekten daha hayırlıdır. Zira dille estağfirullah diyen kimse, hayır söz söylemeye alışır. Kalp ile olan ise gerçekten faydalıdır. Her ikisiyle birlikte olan bunlardan çok daha faydalıdır. Fakat bu ikisi tövbe olmadıkça günahı temizlemeye yetmez. Günahta ısrarlı davranan isyankar kul, bağışlanmasını diler. Bundan onun tövbe ettiği sonucu çıkmaz. Sübki ifadesinin devamında şöyle der: İstiğfarın manasının tövbeden başka olduğu yolundaki ifadem, kelimenin sözlükte manaya konulması açısındandır. Fakat birçok insanın nazarında estağfurullah sözcüğü, tövbe manasındadır. Estağfurullah kelimesinin tövbe manasına olduğuna inanan hiç kuşkusuz tövbe etmek istiyor demektir. Sübki sözünü şöyle tamamlar: Bazı alimler, tövbenin ancak istiğfarla tamam olduğunu söylemişlerdir. Bunlar görüşlerine delilolarak "Ve Rabbinizden mağfiret dilemeniz, sonra da ona tövbe etmeniz için (indirildi)"(Hud 3) ayetini göstermişlerdir. Ancak meşhur olan görüş, bunun şart olmadığı yolundadır

Narrated Abu Sa`id:The Prophet (ﷺ) mentioned a man from the people of the past or those who preceded you. The Prophet (ﷺ) said a sentence meaning: Allah had given him wealth and children. When his death approached, he said to his sons, "What kind of father have I been to you?" They replied, "You have been a good father." He told them that he had not presented any good deed before Allah, and if Allah should get hold of him He would punish him.' "So look!" he added, "When I die, burn me, and when I turn into coal, crush me, and when there comes a windy day, scatter my ashes in the wind." The Prophet (ﷺ) added, "Then by Allah, he took a firm promise from his children to do so, and they did so. (They burnt him after his death) and threw his ashes on a windy day. Then Allah commanded to his ashes. "Be," and behold! He became a man standing! Allah said, "O My slave! What made you do what you did?" He replied, "For fear of You." Nothing saved him then but Allah's Mercy (So Allah forgave him)

Sahîh-i Buhârî No. 7509 Sahih

حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ رَاشِدٍ، حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ عَيَّاشٍ، عَنْ حُمَيْدٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا ـ رضى الله عنه ـ قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ إِذَا كَانَ يَوْمُ الْقِيَامَةِ شُفِّعْتُ، فَقُلْتُ يَا رَبِّ أَدْخِلِ الْجَنَّةَ مَنْ كَانَ فِي قَلْبِهِ خَرْدَلَةٌ‏.‏ فَيَدْخُلُونَ، ثُمَّ أَقُولُ أَدْخِلِ الْجَنَّةَ مَنْ كَانَ فِي قَلْبِهِ أَدْنَى شَىْءٍ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ أَنَسٌ كَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَى أَصَابِعِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Enes b. Malik'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle haber vermiştir: "Kıyamet günü olduğunda (Allah tarafından) bana şefaat etme yetkisi verilir. Ben de 'Ya Rabbi! Kalbinde hardal tanesi kadar imanı olanları cennete koy!' diye niyaz ederim. Bunlar cennete girerler, sonra ben 'Ya Rabbi kalbinde hardal tanesinden daha az imanı olanları da cennete koy!' diye şefaat ederim." Enes b. Malik, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in azlığa işaret etmek için parmaklarını birbirine yumarak yaptığı işaret hala gözlerimin önündedir demiştir

Narrated Anas:I heard the Prophet (ﷺ) saying, "On the Day of Resurrection I will intercede and say, "O my Lord! Admit into Paradise (even) those who have faith equal to a mustard seed in their hearts." Such people will enter Paradise, and then I will say, 'O (Allah) admit into Paradise (even) those who have the least amount of faith in their hearts." Anas then said: As if I were just now looking at the fingers of Allah's Apostle

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya