Dua, Zikir ve Tövbe ile İlgili Hadisler

715 hadis bulundu · sayfa 5/36

Sahîh-i Buhârî No. 6386 Sahih

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ رَأَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَلَى عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ أَثَرَ صُفْرَةٍ فَقَالَ ‏"‏ مَهْيَمْ ‏"‏‏.‏ أَوْ ‏"‏ مَهْ ‏"‏‏.‏ قَالَ تَزَوَّجْتُ امْرَأَةً عَلَى وَزْنِ نَوَاةٍ مِنْ ذَهَبٍ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ بَارَكَ اللَّهُ لَكَ أَوْلِمْ وَلَوْ بِشَاةٍ ‏"‏‏.‏

Enes İbn Malik'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Abdurrahman İbn Avf'ın güzel koktuğunu fark edince bunun sebebini sormuş; o da ufak bir altın parçası mehir vererek evlendiğini söylemiştir. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Allah mubarek kılsın. Bir koyun dahi olsa kesip insanlara ziyafet ver" buyurmuştur

Narrated Anas:The Prophet (ﷺ) seeing a yellow mark (of perfume) on the clothes of `Abdur-Rahman bin `Auf, said, "What about you?" `Abdur-Rahman replied, "I have married a woman with a Mahr of gold equal to a date-stone." The Prophet (ﷺ) said, "May Allah bestow His Blessing on you (in your marriage). Give a wedding banquet, (Walima) even with one sheep

Sahîh-i Buhârî No. 6387 Sahih

حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ جَابِرٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ هَلَكَ أَبِي وَتَرَكَ سَبْعَ ـ أَوْ تِسْعَ ـ بَنَاتٍ، فَتَزَوَّجْتُ امْرَأَةً فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ تَزَوَّجْتَ يَا جَابِرُ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ نَعَمْ‏.‏ قَالَ ‏"‏ بِكْرًا أَمْ ثَيِّبًا ‏"‏‏.‏ قُلْتُ ثَيِّبًا‏.‏ قَالَ ‏"‏ هَلاَّ جَارِيَةً تُلاَعِبُهَا وَتُلاَعِبُكَ، أَوْ تُضَاحِكُهَا وَتُضَاحِكُكَ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ هَلَكَ أَبِي فَتَرَكَ سَبْعَ ـ أَوْ تِسْعَ ـ بَنَاتٍ، فَكَرِهْتُ أَنْ أَجِيئَهُنَّ بِمِثْلِهِنَّ، فَتَزَوَّجْتُ امْرَأَةً تَقُومُ عَلَيْهِنَّ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَبَارَكَ اللَّهُ عَلَيْكَ ‏"‏‏.‏ لَمْ يَقُلِ ابْنُ عُيَيْنَةَ وَمُحَمَّدُ بْنُ مُسْلِمٍ عَنْ عَمْرٍو ‏"‏ بَارَكَ اللَّهُ عَلَيْكَ ‏"‏‏.‏

Cabir İbn Abdullah r.a. şöyle demiştir: Babam vefat ettiğinde yedi yahut dokuz kız çocuğu vardı. Daha sonra ben bir kadınla evlendim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana evlenip evlenmediği mi sorduğunda ona olumlu cevap verince bana "Kız mı dul mu?" diye sordu. Ben de dulolduğunu söyledim. Bunun üzerine "Oynaşacağın ya da birlikte güleceğin bir kız yok muydu?" dedi. Ben de dedim ki "Babam yedi yahut dokuz kız bırakıp öldü. Onların başına onlar gibi birisini getirmek istemedim. Onlara bakacak birisiyle evlenmek istedim". Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Allah mübarek kılsın" diye dua etti. Fethu'l-Bari Açıklaması: İbn Uyeyne ve Muhammed İbn Müslim'in Ömer'den yaptıkları nakilde "Allah mübarek kılsın" ibaresi yoktur. Nebi s.a.v.'in Abdurrahman İbn Avf için yaptığı dua yalnızca onun eşiyle ilgili bereket niyazı anlamına gelmekte iken Cabir İbn Abdullah için yaptığı dua da ise kız kardeşlerinin masıahatını kendi nefsine tercih ettiği için onun aklına bereket niyazı söz konusudur. Çünkü Cabir kardeşleri sebebiyle genelde genç bir erkeğin tercih edeceği bir kızla evlenmek yerine dul bir kadınla evlenmeyi yeğlemiştir

Narrated Jabir:My father died and left behind seven or nine daughters, and I married a woman. The Prophet (ﷺ) said, "Did you get married, O Jabir?" I replied, "Yes." He asked, "Is she a virgin or a matron?" I replied, "She is a matron." He said, "Why didn't you marry a virgin girl so that you might play with her and she with you (or, you might make her laugh and she make you laugh)?" I said, "My father died, leaving seven or nine girls (orphans) and I did not like to bring a young girl like them, so I married a woman who can look after them." He said, "May Allah bestow His Blessing on you

Sahîh-i Buhârî No. 6388 Sahih

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ كُرَيْبٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لَوْ أَنَّ أَحَدَهُمْ إِذَا أَرَادَ أَنْ يَأْتِيَ أَهْلَهُ قَالَ بِاسْمِ اللَّهِ، اللَّهُمَّ جَنِّبْنَا الشَّيْطَانَ، وَجَنِّبِ الشَّيْطَانَ مَا رَزَقْتَنَا، فَإِنَّهُ إِنْ يُقَدَّرْ بَيْنَهُمَا وَلَدٌ فِي ذَلِكَ، لَمْ يَضُرَّهُ شَيْطَانٌ أَبَدًا ‏"‏‏.‏

İbn Abbas'tan nakledildiğine göre HesliluIlah şöyle buyurmuştur: "Biriniz eşiyle beraber olmak istediğinde şöyle desin "Bismiilah! Allahım! Bizi şeytan ın tasallatundan muhafaza buyur. Bize verdiğin rızıklara şeytanı yaklaştırma". Eğer bu birleşmelerinden çocuk meydana gelirse o cocuğa şeytan ebediyen zarar veremez". Fethu'l-Bari Açıklaması: Bu hadisin lafzına göre eşiyle birlikte olmak isteyen kişi bu duayı yapar. Bu rivayet eşiyle birlikte olmaya başlamış kişilerin bu duayı yapacakları ihtimalini ortadan kaldırmaktadır. Bu hadisle alakah izahat ayrıntılı bir şekilde nikah bölümünde geçmiştir. Şeytan ın çocuğa zarar vermemesi dini ve bedeni konusunda zarar verememesi ile ilgilidir yoksa çocuğun vesveseden emin olması anlamına gelmemektedir

Narrated Ibn `Abbas:The Prophet (ﷺ) said, "If anyone of you, when intending to have a sexual intercourse with his wife, says: 'Bismillah, Allahumma jannibna-sh-shaitan, wa jannibi-sh-shaitan ma razaqtana,' and if the couple are destined to have a child (out of that very sexual relation), then Satan will never be able to harm that child

Sahîh-i Buhârî No. 6389 Sahih

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كَانَ أَكْثَرُ دُعَاءِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ اللَّهُمَّ رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً، وَفِي الآخِرَةِ حَسَنَةً، وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ ‏"‏‏.‏

Enes İbn Malik'den rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in en fazla yaptığı dua şudur: Rabbena atina fi'd-dünya haseneten ve fi'l-Ahireti haseneten ve kina azabennar = "Rabbimiz bize dünyada ve ahirette güzellikler ver ve bizi cehennem azabından koru". Fethu'l-Bari Açıklaması: Kadi İyad bu hadisle ilgili şu açıklamaya yer verir: Nebi s.a.v.'in bu ayeti dua niyetiyle çokça okuması onun dünya ve ahiretle ilgili yapılacak duaların anlamlarını kapsaması sebebiyledir. Bu duada talep edilen iyilik nimet demektir. Nebi s.a.v. dünya ve ahiret nimetlerini ve cehennem azabından korunmayı niyaz etmiştir. Biz de Allah'tan aynı şeyi niyaz ediyoruz. Selef alimlerinin bu dua metninde geçen "hasene" kelimesiyle ilgili pek çok yorumu vardır. İbn Ebi Hatim'in sahih bir senetle naklettiğine göre Hasan el-Basri "hasene" kelimesini ilim ve dünyada yapılan ibadet diye yorumlamıştır. Muhammed İbn Ka'b el-Kurazi'ye göre ise salih zevce de hasene cinsindendir. Yezid İbn Malik'den de benzer bir yorum naklediimiştir. İbnü'l-Münzir'in naklettiğine göre Süfyan es-Sesvri dünyadaki haseneyi temiz rızık ve ilim; ahiretteki haseneyi ise cennet diye yorumlamıştır. Atiyye ise dünyada ilim ve onunla amel, ahirette ise hesabın kolaylaştırılıp cennete dahil edilmek anlamını vermiştir. İbn Kesir ise dünyadaki hasenenin sıhhat, geniş ev, saliha kadın, iyi çocuk, bol rızık, faydalı ilim, iyi amel, uysal binek ve hoş seda (öldükten sonra iyi anılış) gibi alimlerin hasene kabul ettikleri dünyada istenilen her türlü şeyi kapsadığını ifade etmiştir. Ona göre ahiretteki hasenenin en üstünü cennete girmektir. Ayrıca Arasat'taki büyük korkudan emin olmak ve hesabın kolaylaştırılması gibi uhrevi nimetler de bu cümledendir. Cehennem azabından korunmaya gelince burada kastedilen haramlardan kaçınıp şüpheli şeyleri terk etmek gibi azaptan koruyacak şeyler konusunda yapılan ilahi yardımdır

Narrated Anas:The most frequent invocation of The Prophet (ﷺ) was: "O Allah! Give to us in the world that which is good and in the Hereafter that which is good, and save us from the torment of the Fire

Sahîh-i Buhârî No. 6390 Sahih

حَدَّثَنَا فَرْوَةُ بْنُ أَبِي الْمَغْرَاءِ، حَدَّثَنَا عَبِيدَةُ بْنُ حُمَيْدٍ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ مُصْعَبِ بْنِ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، عَنْ أَبِيهِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُعَلِّمُنَا هَؤُلاَءِ الْكَلِمَاتِ كَمَا تُعَلَّمُ الْكِتَابَةُ ‏ "‏ اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْبُخْلِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الْجُبْنِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ أَنْ نُرَدَّ إِلَى أَرْذَلِ الْعُمُرِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الدُّنْيَا، وَعَذَابِ الْقَبْرِ ‏"‏‏.‏

Said İbn Ebi Vakkas'tan nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem sahabılere şu duayı yazı öğretir gibi öğretmiştir. "Allahım! Cimrilikten, korkaklıktan, ömrün en rezil halinden, dünya fitnesinden ve cehennem azabından sana sığınırım

Narrated Sa`d bin Abi Waqqas:The Prophet (ﷺ) used to teach us these words as he used to teach us the Book (Qur'an): "O Allah! seek refuge with You from miserliness, and seek refuge with You from cowardice, and seek refuge with You from being brought back to (senile) geriatric old age, and seek refuge with You from the affliction of the world and from the punishment in the Hereafter

Sahîh-i Buhârî No. 6391 Sahih

حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُنْذِرٍ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ عِيَاضٍ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم طُبَّ حَتَّى إِنَّهُ لَيُخَيَّلُ إِلَيْهِ قَدْ صَنَعَ الشَّىْءَ وَمَا صَنَعَهُ، وَإِنَّهُ دَعَا رَبَّهُ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ أَشَعَرْتِ أَنَّ اللَّهَ قَدْ أَفْتَانِي فِيمَا اسْتَفْتَيْتُهُ فِيهِ ‏"‏‏.‏ فَقَالَتْ عَائِشَةُ فَمَا ذَاكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ جَاءَنِي رَجُلاَنِ فَجَلَسَ أَحَدُهُمَا عِنْدَ رَأْسِي، وَالآخَرُ عِنْدَ رِجْلَىَّ فَقَالَ أَحَدُهُمَا لِصَاحِبِهِ مَا وَجَعُ الرَّجُلِ قَالَ مَطْبُوبٌ‏.‏ قَالَ مَنْ طَبَّهُ قَالَ لَبِيدُ بْنُ الأَعْصَمِ‏.‏ قَالَ فِيمَا ذَا قَالَ فِي مُشْطٍ وَمُشَاطَةٍ وَجُفِّ طَلْعَةٍ‏.‏ قَالَ فَأَيْنَ هُوَ قَالَ فِي ذَرْوَانَ، وَذَرْوَانُ بِئْرٌ فِي بَنِي زُرَيْقٍ ‏"‏‏.‏ قَالَتْ فَأَتَاهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ رَجَعَ إِلَى عَائِشَةَ فَقَالَ ‏"‏ وَاللَّهِ لَكَأَنَّ مَاءَهَا نُقَاعَةُ الْحِنَّاءِ، وَلَكَأَنَّ نَخْلَهَا رُءُوسُ الشَّيَاطِينِ ‏"‏‏.‏ قَالَتْ فَأَتَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرَهَا عَنِ الْبِئْرِ، فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَهَلاَّ أَخْرَجْتَهُ قَالَ ‏"‏ أَمَّا أَنَا فَقَدْ شَفَانِي اللَّهُ، وَكَرِهْتُ أَنْ أُثِيرَ عَلَى النَّاسِ شَرًّا ‏"‏‏.‏ زَادَ عِيسَى بْنُ يُونُسَ وَاللَّيْثُ عَنْ هِشَامٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ عَائِشَةَ قَالَتْ سُحِرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَدَعَا وَدَعَا وَسَاقَ الْحَدِيثَ

Aişe r.anha'dan nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e sihir yapıldığı zaman yapmadığı bazı şeyleri yapmış zannediyordu. Bunun üzerine Rabbine dua etti. Sonra aralarında şu konuşma geçti. - "Hissettin mi? AlIah bana sorduğun sorunun cevabını verdi". - "Ey Allah'ın resulü! Ne sormuştum?" - "Bana iki adam geldi. Biri baş tarafıma diğeri ayak tarafıma oturdu. Aralarında şöyle konuştular. - "Bu kişinin hastalığı nedir?" - "Sihir yapılmış". - "Sihiri kim yapmış?" - "Lebid İbn Asam" - "Sihir neyle yapılmış?" - "Tarak, saç saka! artığı ve erkek hurmanın kurumuş çiçek kapçığı ile" - "Nerede yapılmış" - "Zervan'da". Zervan, Beni Züreyde'de bir kuyudur. Daha sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem o kuyuya gitti. Döndüğünde "ValIahi! kuyunun suyu kıpkırmızı idi ve oradaki hurma ağaçları şeytanların başları gibiydi" buyurdu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem dönünce Hz. Aişe'ye kuyunun nasılolduğunu anlattı. Hz. Aişe sihiri oradan çıkarıp çıkarmadığını sorduğunda ise şöyle buyurdu: "AlIah bana şifa verdi. Onu çıkarıp insanların arasında bir şerh yaymak istemedim

Narrated `Aisha:that Allah's Messenger (ﷺ) was affected by magic, so much that he used to think that he had done something which in fact, he did not do, and he invoked his Lord (for a remedy). Then (one day) he said, "O `Aisha!) Do you know that Allah has advised me as to the problem I consulted Him about?" `Aisha said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! What's that?" He said, "Two men came to me and one of them sat at my head and the other at my feet, and one of them asked his companion, 'What is wrong with this man?' The latter replied, 'He is under the effect of magic.' The former asked, 'Who has worked magic on him?' The latter replied, 'Labid bin Al-A'sam.' The former asked, 'With what did he work the magic?' The latter replied, 'With a comb and the hair, which are stuck to the comb, and the skin of pollen of a date-palm tree.' The former asked, 'Where is that?' The latter replied, 'It is in Dharwan.' Dharwan was a well in the dwelling place of the (tribe of) Bani Zuraiq. Allah's Messenger (ﷺ) went to that well and returned to `Aisha, saying, 'By Allah, the water (of the well) was as red as the infusion of Hinna, (1) and the date-palm trees look like the heads of devils.' `Aisha added, Allah's Messenger (ﷺ) came to me and informed me about the well. I asked the Prophet, 'O Allah's Messenger (ﷺ), why didn't you take out the skin of pollen?' He said, 'As for me, Allah has cured me and I hated to draw the attention of the people to such evil (which they might learn and harm others with).' " Narrated Hisham's father: `Aisha said, "Allah's Messenger (ﷺ) was bewitched, so he invoked Allah repeatedly requesting Him to cure him from that magic)." Hisham then narrated the above narration. (See Hadith No. 658, Vol)

Sahîh-i Buhârî No. 6392 Sahih

حَدَّثَنَا ابْنُ سَلاَمٍ، أَخْبَرَنَا وَكِيعٌ، عَنِ ابْنِ أَبِي خَالِدٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ أَبِي أَوْفَى ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ دَعَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى الأَحْزَابِ فَقَالَ ‏ "‏ اللَّهُمَّ مُنْزِلَ الْكِتَابِ، سَرِيعَ الْحِسَابِ، اهْزِمِ الأَحْزَابَ، اهْزِمْهُمْ وَزَلْزِلْهُمْ ‏"‏‏.‏

İbn Ebi Evfa'dan aktarıldığına göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem düşmanlarına şöyle beddua etmiştir: "Kitab'ı indiren, hesabı hızlı gören, düşmanları mağlup eden Allahım! Bu düşmanları mahvet ve onları sarsıntıya uğrattı

Narrated Ibn Abi `Aufa:Allah's Messenger (ﷺ) asked for Allah's wrath upon the Ahzab (confederates), saying, "O Allah, the Revealer of the Holy Book, and the One swift at reckoning! Defeat the confederates; Defeat them and shake them

Sahîh-i Buhârî No. 6393 Sahih

حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ فَضَالَةَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا قَالَ ‏"‏ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ ‏"‏‏.‏ فِي الرَّكْعَةِ الآخِرَةِ مِنْ صَلاَةِ الْعِشَاءِ قَنَتَ ‏"‏ اللَّهُمَّ أَنْجِ عَيَّاشَ بْنَ أَبِي رَبِيعَةَ، اللَّهُمَّ أَنْجِ الْوَلِيدَ بْنَ الْوَلِيدِ، اللَّهُمَّ أَنْجِ سَلَمَةَ بْنَ هِشَامٍ، اللَّهُمَّ أَنْجِ الْمُسْتَضْعَفِينَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ، اللَّهُمَّ اشْدُدْ وَطْأَتَكَ عَلَى مُضَرَ، اللَّهُمَّ اجْعَلْهَا سِنِينَ كَسِنِي يُوسُفَ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem akşam namazının son rekatında rükudan doğrulduktan sonra kunut okurdu. Şöyle derdi: "Allahım! Velid İbn Velid'i, Seleme İbn Hişam'ı, zulme uğramış mu'minleri kurtar. Mudar'a karşı şiddetli davran. Onlara Yusuf için verdiğin yedi yılı ver

Narrated Abu Huraira:When the Prophet (ﷺ) said, "Sami' al-lahu liman hamidah (Allah heard him who sent his praises to Him)" in the last rak`a of the `Isha' prayer, he used to invoke Allah, saying, "O Allah! Save `Aiyash bin Abi Rabi`a; O Allah! Save Al-Walid bin Al-Walid; O Allah! Save the weak people among the believers; O Allah! Be hard on the Tribe of Mudar; O Allah! Inflict years of drought upon them like the years (of drought) of the Prophet (ﷺ) Joseph

Sahîh-i Buhârî No. 6394 Sahih

حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ الرَّبِيعِ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ بَعَثَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم سَرِيَّةً يُقَالُ لَهُمُ الْقُرَّاءُ فَأُصِيبُوا، فَمَا رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَجَدَ عَلَى شَىْءٍ مَا وَجَدَ عَلَيْهِمْ، فَقَنَتَ شَهْرًا فِي صَلاَةِ الْفَجْرِ وَيَقُولُ ‏ "‏ إِنَّ عُصَيَّةَ عَصَوُا اللَّهَ وَرَسُولَهُ ‏"‏‏.‏

Enes İbn Malik'ten rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kurralardan oluşan bir seriyye gönderdi. Onlar pusuya düşürülüp öldürüldüler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i o zaman üzüldüğü kadar hiç üzgün görmemiştim. Bir ay boyunca sabah namazlarında kunut okudu. "Usayya kabilesi Allah'a ve Resulüne isyan etti" derdi

Narrated Anas:The Prophet (ﷺ) sent a Sariya (an army detachment) consisting of men called Al-Qurra', and all of them were martyred. I had never seen the Prophet (ﷺ) so sad over anything as he was over them. So he said Qunut (invocation in the prayer) for one month in the Fajr prayer, invoking for Allah's wrath upon the tribe of 'Usaiya, and he used to say, "The people of 'Usaiya have disobeyed Allah and His Apostle

Sahîh-i Buhârî No. 6395 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ كَانَ الْيَهُودُ يُسَلِّمُونَ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُونَ السَّامُ عَلَيْكَ‏.‏ فَفَطِنَتْ عَائِشَةُ إِلَى قَوْلِهِمْ فَقَالَتْ عَلَيْكُمُ السَّامُ وَاللَّعْنَةُ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَهْلاً يَا عَائِشَةُ، إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الرِّفْقَ فِي الأَمْرِ كُلِّهِ ‏"‏‏.‏ فَقَالَتْ يَا نَبِيَّ اللَّهِ أَوَلَمْ تَسْمَعْ مَا يَقُولُونَ قَالَ ‏"‏ أَوَلَمْ تَسْمَعِي أَنِّي أَرُدُّ ذَلِكَ عَلَيْهِمْ فَأَقُولُ وَعَلَيْكُمْ ‏"‏‏.‏

Aişe radiyallahu anha'dan nakledildiğine göre Yahudiler Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e selam verirken "Ölüm üzerinize" derlerdi. Hz. Aişe onların bu sözünü anlayınca "Ölüm ve lanet üzerinize" dedi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Yavaş ey Aişe! Allah her zaman yumuşak davranmayı sever" dedi. Hz. Aişe de "Dediklerini duymuyor musunuz?" diye cevap verdi. Resuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de "Onlara verdiğim cevabı sen duymadın mı? Ben de "Sizin de" demiştim" dedi

Narrated `Aisha:The Jews used to greet the Prophet (ﷺ) by saying, "As-Samu 'Alaika (i.e., death be upon you), so I understood what they said, and I said to them, "As-Samu 'alaikum wal-la'na (i.e. Death and Allah's Curse be upon you)." The Prophet (ﷺ) said, "Be gentle and calm, O `Aisha, as Allah likes gentleness in all affairs." I said, "O Allah's Prophet! Didn't you hear what they said?" He said, "Didn't you hear me answering them back by saying, 'Alaikum (i.e., the same be upon you)?

Sahîh-i Buhârî No. 6396 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا الأَنْصَارِيُّ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ حَسَّانَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سِيرِينَ، حَدَّثَنَا عَبِيدَةُ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ الْخَنْدَقِ، فَقَالَ ‏ "‏ مَلأَ اللَّهُ قُبُورَهُمْ وَبُيُوتَهُمْ نَارًا، كَمَا شَغَلُونَا عَنْ صَلاَةِ الْوُسْطَى حَتَّى غَابَتِ الشَّمْسُ ‏"‏‏.‏ وَهْىَ صَلاَةُ الْعَصْرِ‏.‏

Ali İbn Ebi Talib r.a. şöyle demiştir: "Hendek savaşında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanındaydık "Allah onların kabirlerini ve evlerini ateşle doldursun. Güneş batana kadar ikindi namazını kıldırmadılar". Fethu'l-Bari Açıklaması: Düşmanlardan kimin kastedildiği bir kaç hadis önce açıklanmıştı. Hesabı hızlı görmek ya bizzat hesabın kendisini hızlı görmek ya da hesabın gelişini yakın tutmak anlamına gelmektedir

Narrated `Ali bin Abi Talib:We were in the company of the Prophet (ﷺ) on the day (of the battle) of Al-Khandaq (the Trench). The Prophet said, "May Allah fill their (the infidels') graves and houses with fire, as they have kept us so busy that we could not offer the middle prayer till the sun had set; and that prayer was the `Asr prayer

Sahîh-i Buhârî No. 6397 Sahih

حَدَّثَنَا عَلِيٌّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا أَبُو الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَدِمَ الطُّفَيْلُ بْنُ عَمْرٍو عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ دَوْسًا قَدْ عَصَتْ وَأَبَتْ، فَادْعُ اللَّهَ عَلَيْهَا‏.‏ فَظَنَّ النَّاسُ أَنَّهُ يَدْعُو عَلَيْهِمْ، فَقَالَ ‏ "‏ اللَّهُمَّ اهْدِ دَوْسًا وَأْتِ بِهِمْ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a. şöyle demiştir: Tufeyl İbn Amr ResululIah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e geldi ve "Ey Allah'ın resulü! Devs kabilesi Allah'a isyan edip İslam'a girmeyi reddettiler. Onlar için Allah'a dua et" dedi. Oradakiler Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Devs kabilesine beddua edeceğini zannettiler. Ancak o: "Ey Allahım! Devs'e hidayet ver ve onlan aramıza kat" diye dua etti. Fethu'l-Bari Açıklaması: Müşriklere beddua ve dua farklı şeyler sebebiyledir. İbn Battal'ın nakIettiğine göre müşriklere dua onlara bedduayı nesh etmiştir. Bunun delili "Onlann durumu hakkında senin bir sorumluluğun yok" ayetidir. Alimlerin çoğunluğu burada nesh ilişkisi olmadığı kanaatindedir. Onlara göre müşriklere beddua caizdir. Beddua edilemeyecek olan müşrikler İslam'a girmeleri umulan ve kalplerinin İslam'a ısınması beklenenlerdir. MüşrikIere dua onların küfürde devam etmelerini engelleyecek ifadeler içeriyorsa onlara dua etmek caizdir. Eğer onların küfür üzere ölmeleri için ise bu caiz değildir. Burada hidayet kaydının konulması Hz. Nebiin "Allahım! Kavmime mağfiret et. Zira onlar bilmiyorlar" hadisinde geçen mağfireti de açıklamaktadır. Burada müşrikler hakkında istenilen mağfiret bizzat Hz. Nebi'e karşı işledikleri suçlarla ilgilidir. Yoksa günahlarının silinmesi talep edilmemiştir. Zira küfür günahının affı olmadığı malumdur. Bu itibarla "Allahım! Onlara mağfiret et" sözü, "mağfiretIerini gerektirecek İslam'a onları yönelt" demektir

Narrated Abu Huraira:at-Tufail bin `Amr came to Allah's Messenger (ﷺ) and said, "O Allah's Messenger (ﷺ)! The tribe of Daus has disobeyed (Allah and His Apostle) and refused (to embrace Islam), therefore, invoke Allah's wrath for them." The people thought that the Prophet (ﷺ) would invoke Allah's wrath for them, but he said, "O Allah! Guide the tribe Of Daus and let them come to us

Sahîh-i Buhârî No. 6398 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكَ بْنُ صَبَّاحٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُوسَى، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ كَانَ يَدْعُو بِهَذَا الدُّعَاءِ ‏ "‏ رَبِّ اغْفِرْ لِي خَطِيئَتِي وَجَهْلِي وَإِسْرَافِي فِي أَمْرِي كُلِّهِ، وَمَا أَنْتَ أَعْلَمُ بِهِ مِنِّي، اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي خَطَايَاىَ وَعَمْدِي وَجَهْلِي وَهَزْلِي، وَكُلُّ ذَلِكَ عِنْدِي، اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي مَا قَدَّمْتُ وَمَا أَخَّرْتُ وَمَا أَسْرَرْتُ وَمَا أَعْلَنْتُ، أَنْتَ الْمُقَدِّمُ، وَأَنْتَ الْمُؤَخِّرُ، وَأَنْتَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ ‏"‏‏.‏ وَقَالَ عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ وَحَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ بْنِ أَبِي مُوسَى، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏ بِنَحْوِهِ.‏

Ebu Musa el-Eş'arı'den nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dua etmiştir: "Rabbim! Her konuda hatalarımı, bilmediklerimi, israflarımı ve senin benden daha iyi bildiğin şeyleri bağışla. Allahım! Yaptığım yanlışları, kasıtlı yaptıklarımı, bilmediklerimi ve şakalarımı bağışla. Ben bunların hepsini yapmışımdır. Allahım! Geçmişte yaptıklarımı ve gelecekte yapacaklarımı bağışla. Gizli ve açık kusurlarımı affet. Öne alan da sensin sona bırakan da sensin ve sen her şeye kadirsin

Narrated Abu Musa:The Prophet (ﷺ) used to invoke Allah with the following invocation: 'Rabbi-ghfir-li Khati 'ati wa jahli wa israfi fi `Amri kullihi, wa ma anta a'lamu bihi minni. Allahumma ighfirli khatayaya wa 'amdi, wa jahli wa jiddi, wa kullu dhalika'indi. Allahumma ighrifli ma qaddamtu wa ma akhartu wa ma asrartu wa ma a'lantu. Anta-l-muqaddimu wa anta-l-mu'akh-khiru, wa anta 'ala kulli shai'in qadir

Sahîh-i Buhârî No. 6399 Sahih

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الْمَجِيدِ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ أَبِي مُوسَى، وَأَبِي، بُرْدَةَ ـ أَحْسِبُهُ ـ عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ كَانَ يَدْعُو ‏ "‏ اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي خَطِيئَتِي وَجَهْلِي وَإِسْرَافِي فِي أَمْرِي، وَمَا أَنْتَ أَعْلَمُ بِهِ مِنِّي، اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي هَزْلِي وَجِدِّي وَخَطَاىَ وَعَمْدِي، وَكُلُّ ذَلِكَ عِنْدِي ‏"‏‏.‏

Ebu Musa el-Eş'arı'den nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dua etmiştir: 'tRabbim! Her konuda hatalarımı, bilmediklerimi, israflarımı ve senin benden daha iyi bildiği n şeyleri bağışla. Şakalarımı ve ciddi yaptıklarımı bağışla. Yanlışlarımı ve kasıtlı yaptıklarımı bağışla; bunların hepsi bende vardır". Fethu'l-Bari Açıklaması: Taberi, "Allah senin gelmiş geçmiş bütün günahlannı bağışladı" ayet i bulunduğu halde Hz. Nebi'in böyle dua etmesini müşkil görüp şu açıklamayı yapmıştır: Hz. Nebi burada Nasr suresi indiği zaman kendisine emredilen tesbih ve mağfiret dileği emrini yerine getirmiştir. Muhasibi ise şöyle der: Melekler ve Nebiler başkalarına nazaran Allah'tan daha fazla korkarlar. Onların korkusu Allah'ın yüceliğini kabul edip onu tazim etme düşüncesinden kaynaklanmaktadır. Onların duaları küçük kusurlar sebebiyle olup yoksa gerçek günahlar sebebiyle değildir. Kadı İyaz ise şu açıklamayı yapmıştır: Hz. Nebi'in bu duası tevazusundan, Allah'a boyun büküşünden, acziyetinin farkında oluşundan ve şükründen kaynaklanmış olabilir. Çünkü o affedildiğinin bilincindedir. Hz. Nebi'in bu duasıyla sehven ve yanlışlıkla yaptığı davranışlarından af dilediği de belirtilmiştir

Narrated Abu Musa Al-Ash`ari:The Prophet (ﷺ) used to invoke Allah, saying, "Allahumma ighfirli khati'ati wa jahli wa israfi fi `Amri, wa ma anta a-'lamu bihi minni. Allahumma ighfirli hazali wa jiddi wa khata'i wa amdi, wa kullu dhalika 'indi

Sahîh-i Buhârî No. 6400 Sahih

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا أَيُّوبُ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ أَبُو الْقَاسِمِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ فِي الْجُمُعَةِ سَاعَةٌ لاَ يُوَافِقُهَا مُسْلِمٌ وَهْوَ قَائِمٌ يُصَلِّي يَسْأَلُ خَيْرًا إِلاَّ أَعْطَاهُ ‏"‏‏.‏ وَقَالَ بِيَدِهِ قُلْنَا يُقَلِّلُهَا يُزَهِّدُهَا‏.‏

Ebu Hureyre'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Cuma günü öyle bir vakit vardır ki bir Müslüman o vakit de namaz kılarken Allah'tan bir talepte bulunursa duası mutlaka kabul olunur". Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunu söylerken eliyle de o vaktin kısalığına işaret ediyordu. Fethu'l-Bari Açıklaması: Bu babda Cuma günü duaların kabul edileceğinin umulacağı bir vaktin olduğu işlenmektedir. Aynı konu Cuma namazıyla ilgili bölümde de geçmişti. Ancak her iki yerde de bu vakit kesin olarak tayin edilmemiştir. Bu konuda alimler arasında ihtilaf vardır. Hattabi'nin belirttiğine göre bir görüşe göre bu vakit namaz vaktidir. Bir diğer görüşe göre ise güneşin batmaya yaklaştığı vakittir

Narrated Abu Huraira:Abu-l-Qasim (the Prophet) said, "On Friday there is a particular time. If a Muslim happens to be praying and invoking Allah for something good during that time, Allah will surely fulfill his request." The Prophet (ﷺ) pointed out with his hand. We thought that he wanted to illustrate how short that time was

Sahîh-i Buhârî No. 6401 Sahih

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها أَنَّ الْيَهُودَ، أَتَوُا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا السَّامُ عَلَيْكَ‏.‏ قَالَ ‏"‏ وَعَلَيْكُمْ ‏"‏‏.‏ فَقَالَتْ عَائِشَةُ السَّامُ عَلَيْكُمْ، وَلَعَنَكُمُ اللَّهُ وَغَضِبَ عَلَيْكُمْ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَهْلاً يَا عَائِشَةُ، عَلَيْكِ بِالرِّفْقِ، وَإِيَّاكِ وَالْعُنْفَ أَوِ الْفُحْشَ ‏"‏‏.‏ قَالَتْ أَوَلَمْ تَسْمَعْ مَا قَالُوا قَالَ ‏"‏ أَوَلَمْ تَسْمَعِي مَا قُلْتُ رَدَدْتُ عَلَيْهِمْ، فَيُسْتَجَابُ لِي فِيهِمْ، وَلاَ يُسْتَجَابُ لَهُمْ فِيَّ ‏"‏‏.‏

Aişe r.anha'den nakledildiğine göre Yahudiler Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e selam verirken: "Ölüm üzerinize" derlerdi. Hz. Aişe onların bu sözünü anlayınca "Ölüm ve lanet üzerinize" dedi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Yavaş ey Aişe! Allah her zaman yumuşak davranmayı sever" dedi. Hz. Aişe de "Dediklerini duymuyor musunuz?" diye cevap verdi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de "Onlara verdiğim cevabı sen duymadın mı? Ben de onlara cevap verdim benim onlar hakkında ki duam kabul edilirken olan n benimle ilgili duaları kabul edilmez" dedi. Fethu'l-Bari Açıklaması: Müslümanların Yahudilerle ilgili dualarının kabul edilmesi bizim haklı olarak dua etmemiz; onların dualarının kabul edilmemesi ise bunu zalimlikleri sebebiyle yapmalarından kaynaklanmaktadır. Bu hadis dua ettiği şahsa zulüm için dua edenin talebinin yerine getirilmeye ce ği ni göstermektedir

Narrated Ibn Abi Mulaika:`Aisha said, "The Jews came to the Prophet (ﷺ) and said to him, "As-Samu 'Alaika (i.e., Death be upon you)." He replied, 'The same on you.' " `Aisha said to them, "Death be upon you, and may Allah curse you and shower His wrath upon you!" Allah's Messenger (ﷺ) said, "Be gentle and calm, O `Aisha! Be gentle and beware of being harsh and of saying evil things." She said, "Didn't you hear what they said?" He said, "Didn't you hear what I replied (to them)? have returned their statement to them, and my invocation against them will be accepted but theirs against me will not be accepted

Sahîh-i Buhârî No. 6402 Sahih

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ الزُّهْرِيُّ حَدَّثَنَاهُ عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا أَمَّنَ الْقَارِئُ فَأَمِّنُوا، فَإِنَّ الْمَلاَئِكَةَ تُؤَمِّنُ، فَمَنْ وَافَقَ تَأْمِينُهُ تَأْمِينَ الْمَلاَئِكَةِ غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre'den nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "İmam fatihayı bitirip amin dediğinde sizde amin deyin. Çünkü melekler de amin demektedir. Kimin amin sözü meleklerinkiyle muvafık düşerse onun gelmiş geçmiş bütün günahları af olunur". Fethu'l-Bari Açıklaması: Bu babda dua sonrasında "amin" demek işlenmektedir. Burada zikredilen hadisin şerhi namaz bölümünde geçmişti. Hadiste imamın namazda fatihayı okumasından bahsedilmektedir. Bununla birlikte daha genel bir anlamın kastedilmesi de muhtemeldir. Te'min (dua sonrasında amin demek) konusunda pek çok hadis nakledilmiştir. Bunlardan birisi Hz. Aişe'den merfu olarak nakledilen şu hadistir: "Yahudiler sizin selam ve amin sözünüze haset ettikleri kadar hiçbir şeye haset etmezler". Bu hadis İbn Mace tarafından rivayet edilmiş; İbn Huzeyme tarafından sahih olarak nitelenmiştir. Hakim'in naklettiği bir hadis ise "Toplanıp dua edenler ve amin diyenlerin duaları Allah tarafından mutlaka kabul edilir" şeklindedir. Ebu Zuheyr "amin" sözünün "belge üzerine vurulan mühre" benzediğini sÖylemiştir

Narrated Abu Huraira:The Prophet (ﷺ) said, "When the Imam says 'Amin', then you should all say 'Amin', for the angels say 'Amin' at that time, and he whose 'Amin' coincides with the 'Amin' of the angels, all his past sins will be forgiven

Sahîh-i Buhârî No. 6403 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ سُمَىٍّ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ قَالَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهْوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ‏.‏ فِي يَوْمٍ مِائَةَ مَرَّةٍ، كَانَتْ لَهُ عَدْلَ عَشْرِ رِقَابٍ، وَكُتِبَ لَهُ مِائَةُ حَسَنَةٍ، وَمُحِيَتْ عَنْهُ مِائَةُ سَيِّئَةٍ، وَكَانَتْ لَهُ حِرْزًا مِنَ الشَّيْطَانِ يَوْمَهُ ذَلِكَ، حَتَّى يُمْسِيَ، وَلَمْ يَأْتِ أَحَدٌ بِأَفْضَلَ مِمَّا جَاءَ بِهِ إِلاَّ رَجُلٌ عَمِلَ أَكْثَرَ مِنْهُ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Kim gündüz yüz defa "Ortağı olmayan Allah'tan başka ilah yoktur mülk de onun ham d de onundur. O her şeye kadirdir" derse, sanki on köleyi azad etmiş gibi olur. Ayrıca yüz iyilik sevabı yazılır yüz kötülüğü silinir. O gün akşam edinceye kadar şeytandan korunmuş olur. Bunu kendisinden dahafazla söyleyen olmadığı müddetçe o herkesten üstün kabul edilir

Narrated Abu Huraira:Allah's Messenger (ﷺ) said," Whoever says: "La ilaha illal-lah wahdahu la sharika lahu, lahu-l-mulk wa lahul- hamd wa huwa 'ala kulli shai'in qadir," one hundred times will get the same reward as given for manumitting ten slaves; and one hundred good deeds will be written in his accounts, and one hundred sins will be deducted from his accounts, and it (his saying) will be a shield for him from Satan on that day till night, and nobody will be able to do a better deed except the one who does more than he

Sahîh-i Buhârî No. 6404 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ عَمْرٍو، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ أَبِي زَائِدَةَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مَيْمُونٍ، قَالَ مَنْ قَالَ عَشْرًا كَانَ كَمَنْ أَعْتَقَ رَقَبَةً مِنْ وَلَدِ إِسْمَاعِيلَ‏.‏ قَالَ عُمَرُ بْنُ أَبِي زَائِدَةَ وَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي السَّفَرِ عَنِ الشَّعْبِيِّ عَنْ رَبِيعِ بْنِ خُثَيْمٍ مِثْلَهُ‏.‏ فَقُلْتُ لِلرَّبِيعِ مِمَّنْ سَمِعْتَهُ فَقَالَ مِنْ عَمْرِو بْنِ مَيْمُونٍ‏.‏ فَأَتَيْتُ عَمْرَو بْنَ مَيْمُونٍ فَقُلْتُ مِمَّنْ سَمِعْتَهُ فَقَالَ مِنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى‏.‏ فَأَتَيْتُ ابْنَ أَبِي لَيْلَى فَقُلْتُ مِمَّنْ سَمِعْتَهُ فَقَالَ مِنْ أَبِي أَيُّوبَ الأَنْصَارِيِّ يُحَدِّثُهُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ إِبْرَاهِيمُ بْنُ يُوسُفَ عَنْ أَبِيهِ عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ مَيْمُونٍ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى عَنْ أَبِي أَيُّوبَ قَوْلَهُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏ وَقَالَ مُوسَى حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، عَنْ دَاوُدَ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ أَبِي أَيُّوبَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏ وَقَالَ إِسْمَاعِيلُ عَنِ الشَّعْبِيِّ عَنِ الرَّبِيعِ قَوْلَهُ‏.‏ وَقَالَ آدَمُ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ مَيْسَرَةَ سَمِعْتُ هِلاَلَ بْنَ يَسَافٍ عَنِ الرَّبِيعِ بْنِ خُثَيْمٍ وَعَمْرِو بْنِ مَيْمُونٍ عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ قَوْلَهُ‏.‏ وَقَالَ الأَعْمَشُ وَحُصَيْنٌ عَنْ هِلاَلٍ عَنِ الرَّبِيعِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ قَوْلَهُ‏.‏ وَرَوَاهُ أَبُو مُحَمَّدٍ الْحَضْرَمِيُّ عَنْ أَبِي أَيُّوبَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏ كَانَ كَمَنْ أَعْتَقَ رَقَبَةً مِنْ وَلَدِ إِسْمَاعِيلِ قَالَ أَبُو عَبْد اللَّهِ وَالصَّحِيحُ قَوْلُ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عَمْرٍو.‏

Amr İbn Meymun şöyle demiştir: "Kim bunu on sefer söylerse İsmail A.S'ın nesiinden on esiri azad etmiş gibi sevap kazanır". NOT: Tehlil "la ilahe illallah" demektir

Narrated `Amr bin Maimun:Whoever recites it (i.e., the invocation in the above Hadith (412) ten times will be as if he manumitted one of Ishmael's descendants. Abu Aiyub narrated the same Hadith from the Prophet (ﷺ) saying, "(Whoever recites it ten times) will be as if he had manumitted one of Ishmael's descendants

Sahîh-i Buhârî No. 6405 Sahih

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ سُمَىٍّ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ قَالَ سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ‏.‏ فِي يَوْمٍ مِائَةَ مَرَّةٍ حُطَّتْ خَطَايَاهُ، وَإِنْ كَانَتْ مِثْلَ زَبَدِ الْبَحْرِ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Günde yüz defa tesbih edenlerin deniz köpüğü kadar bile olsa günahları bağışlanır

Narrated Abu Huraira:Allah's Messenger (ﷺ) said, "Whoever says, 'Subhan Allah wa bihamdihi,' one hundred times a day, will be forgiven all his sins even if they were as much as the foam of the sea

Şehir seçin

Türkiye

Almanya

Hollanda

Belçika

Fransa

Avusturya

İsviçre

Birleşik Krallık

İsveç

Danimarka

Norveç

KKTC

Azerbaycan

Bosna-Hersek

Kuzey Makedonya

Kosova

Bulgaristan

Suudi Arabistan

Filistin

Mısır

BAE

Katar

ABD

Kanada

Avustralya