715 hadis bulundu · sayfa 1/36
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لِكُلِّ نَبِيٍّ دَعْوَةٌ مُسْتَجَابَةٌ يَدْعُو بِهَا، وَأُرِيدُ أَنْ أَخْتَبِئَ دَعْوَتِي شَفَاعَةً لأُمَّتِي فِي الآخِرَةِ ".
Ebu Hureyre r.a.'in naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Her Nebi'in kabul edilen bir duası vardır. Ben bu hakkımı ahirette ümmetime şefaat için saklıyorum" (Ayrıca bk. 7474. hadis)
Narrated Abu Huraira: Allah's Messenger (ﷺ) said, "For every prophet there is one (special invocation (that will not be rejected) with which he appeals (to Allah), and I want to keep such an invocation for interceding for my followers in the Hereafter
وَقَالَ لِي خَلِيفَةُ قَالَ مُعْتَمِرٌ سَمِعْتُ أَبِي، عَنْ أَنَسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " كُلُّ نَبِيٍّ سَأَلَ سُؤْلاً ـ أَوْ قَالَ لِكُلِّ نَبِيٍّ دَعْوَةٌ قَدْ دَعَا بِهَا ـ فَاسْتُجِيبَ، فَجَعَلْتُ دَعْوَتِي شَفَاعَةً لأُمَّتِي يَوْمَ الْقِيَامَةِ ".
Enes İbn Malik'ten nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellemşöyle buyurmuştur: "Her Nebi'nin bir isteği (ya da "Her Nebi'nin bir duası") kabul edilmiştir. Ben bu hakkımı Kıyamet günü ümmetime şefaat için kullandım". Fethu'l-Bari Açıklaması: "Her Nebi'in kabul edilen bir duası uardır" ifadesinin (dua edenlere mutlaka icabet edileceğini bildiren) ayet ile ilişkisi bazı duaların dua edenin istediği şekilde müstecab olmadığı noktasındadır. "Ben bu hakkımı ahirette ümmetime şefaat için saklıyorum" ifadesine gelince Müslim'in naklettiği ve Ebu Hureyre'den gelen bir hadiste geçmiş zaman kipi kullanılarak .:..ı1 .;1-' "Ben sakladım" denilmiştir. Enes İbn Malik tarafından nakledilen hadiste ise J y;) "Ben dua hakkımı şöyle kullandım" buyurulmuş ve ayrıca "Kıyamet günü" ifadesi ilave edilmiştir. Ebu Salih'in naklettiği haberde "İnşallah ümmetimden Allah'a şirk koşmadan ölenler şefaatime nail olacaklardır" cümlesi yer almaktadır. Muhtemelen Nebi s.a.v. duasını ertelemek istemiş; ancak daha sonra bundan vazgeçip dua edip talebinin yerine gelmesini arzu etmiştir. Allah Teala'nın kendisine duasının kabul edildiğini haber vermesine dayanarak da bu konuda kendisinden emin bir şekilde konuşmuştur. Şefaat ve çeşitleri hakkında ayrıntılı bilgi Rikak bölümünün başında arzedilecektir (Nuh 26). Nebilerin özellikle de bizim Nebiimizin birçok duası kabul edildiği için hadisin ilk etapta anlaşılan anlamı sorunlu sanılabilir. Zira hadise göre Nebilerin yalnızca bir duaları makbul sayılacaktır. Halbuki hadiste kastedilen kabulü kesin olan duadır. Diğer duaların ise kabulü ancak umulabilir. Her Nebiin kabul edilen duasından kastın en faziletli duaları olduğu da ileri sürülmüştür. Bu yoruma göre onların başka duaları olmakla birlikte en faziletli duaları makbul sayılmıştır. Başka bir yoruma göre ise Nebilerin ümmetIerini kapsayıcı tarzda onların helak ya da kurtuluşu için yaptıkları genel dualar makbul iken özel dualarının kabul edilmesi garanti edilmemiştir. İbnü'tTın'in naklettiğine göre Nebilerin kendi dünyaları ya da nefisleri için yaptıkları bir duaları kabul buyurulmuştur. Örneğin Hz. Nuh "Ya Rabbı! Yeryüzünde dolaşan bir tek kafir bile bırakma!", Hz. Zekeriya "Bana lütf-u kereminden öyle bir uaris nasib et ki bana da, Yakub hanedanına da uaris olsun. Onu, razı olacağın bir insan eyle ya Rabbf!"(Meryem 5-6) ve Hz. Süleyman "Ya Rabbf! Affet beni ve bana, benden sonra hiç kimseye nasib olmayacak bir hakimiyet lutfet. Çünkü Sen, lütufları son derece bolalan vehhabsın!"(Sad 35) diye dua etmişlerdir. Mesabfh adlı kitabı şerhedenlerden biri şunları söylemiştir: Bilinmelidir ki Nebilerin bütün duaları makbuldür. Bu hadis Nebilerin hepsinin kavminin helak edilmesi için dua ettiğini ancak Nebiimizin bu şekilde ümmetine beddua etmediğini bildirmektedir. Ümmetinin yaptığı ezalara karşı gösterdiği sabır sebebiyle kendisine şefaat hakkı verilmiştir. Burada ümmetten kasıt ümmet-i davet olup ümmet-i icabet değildir. Ancak Tıbı bu sözleri eleştirerek Hz. Nebi'in bazı Arap kabilelerine, isimlerini zikrederek bir takım Kureyşlilere, Rı'l, Zekvan ve Mudar adlı kabileiere beddua ettiğini ifade etmiştir. Ona göre bu hadisin şöyle yorumlanması daha doğrudur: Allah her Nebie sonucunu dünyada görecekleri ümmetieriyle ilgili bir dua hakkı vermiştir. Nebiimiz bu hakkını ümmetinden bir kısmı için kullanınca "Bu hususta sana ait bir iş yoktur: Allah ister onlara tövbe nasib edip bağışlar, ister nefislerine zulmettikleri için onları cezalandırır. Senin görevin sadece uyanp irşad etmektir" ayeti nazil olnıu Böylece Nebiimizin hakkı ahirete kalmıştır. Hz. Nebi de beddu'a-eftiği kimseIerin helak edilmelerini değil aslında tevbeye yönlendirilmelerini istemiştir. Nebilerin bütün dualarının makbulolduğu yolundaki değerlendirme yapılırken "Allah'tan üç şey istedim. İkisini kabul etti birini etmedi" şeklindeki sahih bir hadis unutulmuş görünmektedir. ibn Battal bu hadisin Nebiimizin diğer Nebilerden üstün olduğunu gösterdiğini; zira makbul duasında ümmetini kendi nefsine ve ailesine tercih ettiğini ayrıca önceki Nebiler gibi ümmetin (ümmet-i davetin) helaki için beddua etmediğini ifade etmiştir. ibnü'l-Cevzl ise şu yorumu yapar: Bu Nebi s.a.v.'in güzel tasarruflarından biridir. Çünkü duasını gerektiği gibi kullanmıştır. Ayrıca cömertliğinin bir göstergesidir. Zira ümmetin i kendisine tercih etmiştir. Yine duasını dindar müslümanlardan daha fazla duaya ihtiyacı olan günahkarlara hasretmesi sebebiyle aklı değerlendirmelerindeki sağlamlığın bir işaretidir. Nevevi ise bu hadisin ümmetin e şefkatini, merhametini ve menfaatlerini koruduğunu gösterdiğini; çünkü duasını onların en fazla duaya muhtaç olacakları bir zaman için sakladığın: ifade etmiştir. "inşallah ümmetimden Allah'a şirk koşmadan ölenler şefaatime nail olacaklardır" rivayeti büyük günahları işlemekte ısrar eden bir kimse dahi olsa Allah'a şirk koşmayan müslümanların cehennemde ebedi kalmayacakları yolundaki Ehl-i sünnet görüşünün doğruluğunu ispat eden bir delildir
Narrated Anas: that the Prophet (ﷺ) said, "For every prophet there is an invocation that surely will be responded by Allah," (or said), "For every prophet there was an invocation with which he appealed to Allah, and his invocation was accepted (in his lifetime), but I kept my (this special) invocation to intercede for my followers on the Day of Resurrection
حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ بُرَيْدَةَ، عَنْ بُشَيْرِ بْنِ كَعْبٍ الْعَدَوِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي شَدَّادُ بْنُ أَوْسٍ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم " سَيِّدُ الاِسْتِغْفَارِ أَنْ تَقُولَ اللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي، لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ، خَلَقْتَنِي وَأَنَا عَبْدُكَ، وَأَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ، أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَىَّ وَأَبُوءُ لَكَ بِذَنْبِي، فَاغْفِرْ لِي، فَإِنَّهُ لاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ ". قَالَ " وَمَنْ قَالَهَا مِنَ النَّهَارِ مُوقِنًا بِهَا، فَمَاتَ مِنْ يَوْمِهِ قَبْلَ أَنْ يُمْسِيَ، فَهُوَ مِنْ أَهْلِ الْجَنَّةِ، وَمَنْ قَالَهَا مِنَ اللَّيْلِ وَهْوَ مُوقِنٌ بِهَا، فَمَاتَ قَبْلَ أَنْ يُصْبِحَ، فَهْوَ مِنْ أَهْلِ الْجَنَّةِ ".
Şeddad İbn Evs'ten nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Seyyidu'l-istiğfar = İstiğfarların efendisi şöyledir:
Narrated Shaddad bin Aus:The Prophet (ﷺ) said "The most superior way of asking for forgiveness from Allah is: 'Allahumma anta Rabbi la ilaha illa anta, Khalaqtani wa ana `Abduka, wa ana `ala `ahdika wa wa`dika mastata`tu, A`udhu bika min Sharri ma sana`tu, abu'u Laka bini`matika `alaiya, wa abu'u laka bidhanbi faghfir lee fa innahu la yaghfiru adhdhunuba illa anta." The Prophet (ﷺ) added. "If somebody recites it during the day with firm faith in it, and dies on the same day before the evening, he will be from the people of Paradise; and if somebody recites it at night with firm faith in it, and dies before the morning, he will be from the people of Paradise
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " وَاللَّهِ إِنِّي لأَسْتَغْفِرُ اللَّهَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ فِي الْيَوْمِ أَكْثَرَ مِنْ سَبْعِينَ مَرَّةً ".
Ebu Hureyre'nin naklettiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Valiahi ben günde yetmiş defa'dan fazla tevbe istiğfar ederim". Fethu'l-Bari Açıklaması: Bu hadisten ilk anlaşılan şey Nebi s.a.v.'in Allah'ın affım istediği ve tevbe ettiğidir. Bununla birlikte Nebi s.a.v.'in hadis metninde geçen estağfirulla ah ve etUbu ileyh ifadesini hergün söylüyor olması da muhtemeldir. Nesaıinin sağlam bir senedIe naklettiği bir hadiste geçen şu sözler ikinci ihtimalin daha kuwetli olduğunu göstermektedir: "Resulullah s.a.v. bir mecliste oturduğu zaman kalkmadan evvel yüz kere "Kendisinden başka ilah bulunmayan, hay ve kayyum Allah'a istiğfar ve tevbe ederim" derdi". Nebiimizin günahlardan arınmış olduğu halde istiğfar ediyor olması akla çeşitli sorular getirebilir. Zira istiğfar etmek günah işlendiği izlenimi verebilir. Bu noktada alimler çeşitli yorumlar yapmışlardır. İbn Battal Allah'ı bilme konusundaki ayrıcalıkları sebebiyle Nebilerin ibadetlere daha düşkün olduklarını; sürekli şükredip acziyetlerini itiraf ettiklerini ifade etmiştir. Hülasa Nebiler Allah için yapmaları gerekenler hakkında taksir göstermiş olabilirler endişesiyle istiğfar etmişlerdir. Ya da Nebi s.a.v. yemek, içmek, kadınlarla birlikte olmak, uyumak, istirahat etmek, insanlarla konuşup dertleriyle ilgilenmek, bazen düşmanlarıyla savaşırken bazen onlarla anlaşmalar yapmak ve insanların kalplerini İslam'a ısındırmak için çaba sarfetmek gibi Allah'ı anmaktan, ona ibadetten, onu düşünmekten alıkoyan şeylerle uğraştığı için istiğfar etmiştir
Narrated Abu Huraira:I heard Allah's Messenger (ﷺ) saying." By Allah! I ask for forgiveness from Allah and turn to Him in repentance more than seventy times a day
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا أَبُو شِهَابٍ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنِ الْحَارِثِ بْنِ سُوَيْدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، حَدِيثَيْنِ أَحَدُهُمَا عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَالآخَرُ عَنْ نَفْسِهِ، قَالَ " إِنَّ الْمُؤْمِنَ يَرَى ذُنُوبَهُ كَأَنَّهُ قَاعِدٌ تَحْتَ جَبَلٍ يَخَافُ أَنْ يَقَعَ عَلَيْهِ، وَإِنَّ الْفَاجِرَ يَرَى ذُنُوبَهُ كَذُبَابٍ مَرَّ عَلَى أَنْفِهِ ". فَقَالَ بِهِ هَكَذَا قَالَ أَبُو شِهَابٍ بِيَدِهِ فَوْقَ أَنْفِهِ. ثُمَّ قَالَ " لَلَّهُ أَفْرَحُ بِتَوْبَةِ عَبْدِهِ مِنْ رَجُلٍ نَزَلَ مَنْزِلاً، وَبِهِ مَهْلَكَةٌ، وَمَعَهُ رَاحِلَتُهُ عَلَيْهَا طَعَامُهُ وَشَرَابُهُ، فَوَضَعَ رَأْسَهُ فَنَامَ نَوْمَةً، فَاسْتَيْقَظَ وَقَدْ ذَهَبَتْ رَاحِلَتُهُ، حَتَّى اشْتَدَّ عَلَيْهِ الْحَرُّ وَالْعَطَشُ أَوْ مَا شَاءَ اللَّهُ، قَالَ أَرْجِعُ إِلَى مَكَانِي. فَرَجَعَ فَنَامَ نَوْمَةً، ثُمَّ رَفَعَ رَأْسَهُ، فَإِذَا رَاحِلَتُهُ عِنْدَهُ ". تَابَعَهُ أَبُو عَوَانَةَ وَجَرِيرٌ عَنِ الأَعْمَشِ. وَقَالَ أَبُو أُسَامَةَ حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ حَدَّثَنَا عُمَارَةُ سَمِعْتُ الْحَارِثَ. وَقَالَ شُعْبَةُ وَأَبُو مُسْلِمٍ عَنِ الأَعْمَشِ عَنْ إِبْرَاهِيمَ التَّيْمِيِّ عَنِ الْحَارِثِ بْنِ سُوَيْدٍ. وَقَالَ أَبُو مُعَاوِيَةَ حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ عَنْ عُمَارَةَ عَنِ الأَسْوَدِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ وَعَنْ إِبْرَاهِيمَ التَّيْمِيِّ عَنِ الْحَارِثِ بْنِ سُوَيْدٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ.
Haris İbn Süveyd şöyle demiştir: "Abdullah İbn Mes'ud biri Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in diğeri kendisinin sözü olan iki hadisi bize aktardı. Şöyle dedi: "Mu'min günahlarını her an üstüne devrilecek bir dağın altında oturmak gibi algılar. Facir ise günahlarını burnuna konan bir sinek gibi düşünür''. Hadisin ravilerinden Ebu Şihab bu sözü aktarırken elini burnuna götürmüştür. Daha sonra Abdullah İbn Mes'ud (Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şu sözü rivayet etmiştir): "Allah Teala kulunun tevbesine, tehlikeli bir yere üstüne yiyecek ve içeceğini yüklediği devesiyle gidip orada bir müddet uyuyakalan, uyandığı zaman devesinin kaçtığınl gören, sıcak, susuzluk vb. zorluklarla mücadele ettikten sonra tekrar eski yerine dönüp orada ölümü beklemeyi düşünürken uyuyakalan ve uyandığında devesini yanında bulan kişinin duyacağı sevinçten daha fazla sevinir
Narrated Al-Harith bin Suwaid:`Abdullah bin Mas`ud related to us two narrations: One from the Prophet (ﷺ) and the other from himself, saying: A believer sees his sins as if he were sitting under a mountain which, he is afraid, may fall on him; whereas the wicked person considers his sins as flies passing over his nose and he just drives them away like this." Abu Shihab (the sub-narrator) moved his hand over his nose in illustration. (Ibn Mas`ud added): Allah's Messenger (ﷺ) said, "Allah is more pleased with the repentance of His slave than a man who encamps at a place where his life is jeopardized, but he has his riding beast carrying his food and water. He then rests his head and sleeps for a short while and wakes to find his riding beast gone. (He starts looking for it) and suffers from severe heat and thirst or what Allah wished (him to suffer from). He then says, 'I will go back to my place.' He returns and sleeps again, and then (getting up), he raises his head to find his riding beast standing beside him
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا حَبَّانُ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم. وَحَدَّثَنَا هُدْبَةُ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اللَّهُ أَفْرَحُ بِتَوْبَةِ عَبْدِهِ مِنْ أَحَدِكُمْ سَقَطَ عَلَى بَعِيرِهِ، وَقَدْ أَضَلَّهُ فِي أَرْضِ فَلاَةٍ ".
Enes İbn Malik'ten rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Allah Teala kulunun tevbesine, çölde kaybettiği devesini tesadüfen bulan bir adamın duyacağz sevinçten daha fazla sevinir" Fethu'l-Bari Açıklaması: İmam Buhar! önce istiğfar sonra tevbe konusunu dua bölümünün başında işleyerek duaların kabulünün günahlardan arınma durumunda daha muhtemel olduğuna işaret etmek istemiştir. Eğer dua edecek kişi önce tevbe istiğfar ederse duasının makbulolması daha da mümkün hale gelir. İbnü'l-Cevz!'nin "Allah'ı tesbih mi edelim yoksa istiğfar mı edelim?" sualine verdiği "Kirli elbiseye koku sürmektense onu yıkamak gerekmez mi?" şeklindeki cevap meseleyi oldukça güzel açıklamaktadır. ..........İstiğfar ....... Ğufran kelimesinin istifal babına aktarılmış şeklidir. Kökü "bir şeyi kirden koruyacak örtüyle örtmek" anlamına gelen Ğafr kelimesidir. Her şeyin kirlenişi kendisine göredir. Allah'ın kullarına ğufranı onları azaptan korumasıdır. Tevbe ise kulun bir şekilde günahlardan uzaklaşmasıdır. İslam! bir terim olarak ise tevbe günahları kötü oldukları için terketmek, işlenen günahlardan pişmanlık duymak, bir daha günah işlememeye niyet etmek, haksızlığı reddetmek ya da haksızlık edenden kurtulmayı istemektir. Büyük alimlerden biri tevbeyi gerçekten ya da takdiren geçmiş bir günahı Allah için terketmeyi istemek diye tanımlamış ve bu tanımın en iyi ve etrafını cami tarif olduğunu belirtmiştir. Hocalarımızdan birisi tevbe için şu şartların varlığından da bahsetmiştir: Kişinin günah işlediği mekanı terketmesi, öleceğini anlayınca tevbe etmiş olmaması, güneşin batıdan doğmuş olmaması (kıyamet koprken tevbe etmiş olmaması), günahı tekrar işlememesi. Eğer tevbe edilen günah tekrar işlenirse ilk tevbenin batıl olduğu anlaşılır. Bana göre birinci şart (günah işlenen yeri terketmek) müstehaptır. İkinci ve üçüncü şartlar ise bizzat mükellefiyet ile ilgilidir. Dördüncü şarta gelince bu Kadı Ebu Bekr el-Bakıllanl'ye nisbet edilmiştir. Halbuki "İstiğfarın Fazileti" babında işaret ettiğimiz üzere yirmi bab sonra gelecek olan hadis bu son koşulun geçersizliğini ortaya koymaktadır. Halim! esma-i hüsna içerisinde yer alan Tewab kelimesinin tefsirini yaparken "Kulu her ne zaman kendisine ibadeti yeğlerse ve işlediği günahlardan pişmanlık duyarsa onun önceden yaptığı iyilikleri yok etmeyip itaatkar kullarına vermeyi vaadettiği nimetlerden onu mahrum bırakmaksızın kuluna rahmetiyle muamele eden" demiştir. Hattabı de Tewab ismini "Kul günah işleyip tevbe ettikçe onun tevbelerini kabul eden" yorumunu yapmıştır. Hadis metnin de yer alan "elini burnuna götürdü" ifadesi raviye aittir. Bu durum yine hadis metninde geçen .......fekale «şöyle dedi» kelimesinden anlaşılmaktadır. Muhib et-Taberi bu kısımda yapılan benzetmenin Allah'tan ve O'nun cezasından çok korkan mu'minlerin bir niteliği olduğunu; zira onların günah işlediklerini kesin olarak bilmekle birlikte affa mazhar olacaklarını tam olarak bilemediklerini; günahkar kimselerin ise Allah'ı bilmedikleri için O'ndan korkmadıklarını ve bu sebeple de günah işlemeyi hafife aldıklarını belirtmiştir. İbn Ebi Hamza ise günahkarın kalbi karardığı için günah işlemeyi önemsiz gördüğünü; bu sebeple kendisine nasihat edildiği zaman ciddi bir tavır takınmadığını söylemiştir. Ayrıca hadisin, günahtan korkmayan ve de bunu hafife alan bir mu'minin facir olarak değerlendirileceğini gösterdiğine işaret etmiştir. Hadiste mümkün şeylerle örneklendirme yapılmakta, nefis muhasebesine teşvik edilmekte, iman nimetinin varlığına delalet eden işaretlerin dikkate alınması önerilmekte, fücurun da iman gibi kalple ilgili olduğu vurgulanmaktadır. Ayrıca günah sebebiyle insanları tekfir etmeyi doğru bulmayan Ehl-i sünnet için bir delil olan bu hadis günah sebebiyle insanları tekfir eden Haridierin kanaatinin yanlışlığını göstermektedir. İbn BattaI da mu'minlerin küçük olsun büyük olsun bütün günahlar sebebiyle Allah'tan orkmaları gerektiğini; zira Allah Teala'nın küçük şeyler içinde azap edebileceğini ve O'nun yaptıkları sebebiyle sorgulanamayacağını ifade etmiştir. Hadis metninde yer alan .........sakata ala bairihi ifadesi "devesiyle aniden karşılaştı, devesini buldu" anlamlarına gelmektedir. Yine hadiste geçen ........ve kad edallehu ibaresi "farkında olmadan devesini kaybetti" demektir. .........felat ise "çöl" demektir. Katade'nin rivayeti bu noktada sona ermektedir. İshak İbn Ebi Talha'nın Enes İbn Malik'ten aktardığı ve Müslim'in Sahih'inde yer alan rivayette şu ziyade bulunmaktadır: "Deve üzerinde yiyecek ve içecek olduğu halde sahibinden uzaklaştı. Adam artık deveden umudunu kesip bir ağacın gölgesine sığınıp uzandı. Adam orada yatarken deve yanına geldi. Bunun üzerine adam devenin yularını tutup sevinçten şaşırarak "Allahım sen benim kulumsun ben de senin rabbinim!" deyiverdi". Kadı İyaz bu hadisin dehşet ve yanılgı sebebiyle söylenen böylesi sözlerin günah olmadığını gösterdiğini ifade etmiştir. Yine ciddiyetten uzak bir şekilde, taklit veya şaka amacı güdülmeksizin ilmi bir yolla ve dini bir menfaat için bunları anlatmanın da bir sakıncası yoktur. Zira Allah Resulü bunları anlattığına göre bu mümkündür. Eğer bu yasak olsaydı Nebi s.a.v. bu örnekleri vermezdi
Narrated Anas bin Malik:Allah's Messenger (ﷺ) said, "Allah is more pleased with the repentance of His slave than anyone of you is pleased with finding his camel which he had lost in the desert
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي مِنَ اللَّيْلِ إِحْدَى عَشْرَةَ رَكْعَةً، فَإِذَا طَلَعَ الْفَجْرُ صَلَّى رَكْعَتَيْنِ خَفِيفَتَيْنِ، ثُمَّ اضْطَجَعَ عَلَى شِقِّهِ الأَيْمَنِ، حَتَّى يَجِيءَ الْمُؤَذِّنُ فَيُؤْذِنَهُ.
Aişe r.anha'nın naklettiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem geceleri on bir rekat namaz kıldıktan sonra fecir doğduğu zaman iki rekat kısa namaz kılar ve müezzin kendisini çağırana kadar sağ yanına yatarmış. AÇIKLAMA : Musannif bu ve ardından gelen babı gece yapılacak dua ile ilgili arzedeceği bilgilere bir giriş mahiyetinde zikretmektedir
Narrated Aisha:The Prophet (ﷺ) used to pray eleven rak`at in the late part of the night, and when dawn appeared, he would offer two rak`at and then lie on his right side till the Muadhdhin came to inform him (that the morning prayer was due)
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، قَالَ سَمِعْتُ مَنْصُورًا، عَنْ سَعْدِ بْنِ عُبَيْدَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي الْبَرَاءُ بْنُ عَازِبٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا أَتَيْتَ مَضْجَعَكَ فَتَوَضَّأْ وَضُوءَكَ لِلصَّلاَةِ، ثُمَّ اضْطَجِعْ عَلَى شِقِّكَ الأَيْمَنِ، وَقُلِ اللَّهُمَّ أَسْلَمْتُ وَجْهِي إِلَيْكَ، وَفَوَّضْتُ أَمْرِي إِلَيْكَ، وَأَلْجَأْتُ ظَهْرِي إِلَيْكَ، رَغْبَةً وَرَهْبَةً إِلَيْكَ، لاَ مَلْجَأَ وَلاَ مَنْجَا مِنْكَ إِلاَّ إِلَيْكَ، آمَنْتُ بِكِتَابِكَ الَّذِي أَنْزَلْتَ، وَبِنَبِيِّكَ الَّذِي أَرْسَلْتَ. فَإِنْ مُتَّ مُتَّ عَلَى الْفِطْرَةِ، فَاجْعَلْهُنَّ آخِرَ مَا تَقُولُ ". فَقُلْتُ أَسْتَذْكِرُهُنَّ وَبِرَسُولِكَ الَّذِي أَرْسَلْتَ. قَالَ " لاَ، وَبِنَبِيِّكَ الَّذِي أَرْسَلْتَ ".
Bera İbn Azib'in aktardığına göre ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Yatmak istediğinde abdest al ve sağ tarafına yat! Sonra şu duayı yap: "Allahım! Kendimi ve durumumu sana teslim ettim. Sana dayandım. Ümidim de senden korkum da! Senden asla kaçış yoktur. Sığındacak yegane varlık sensin. İndirdiğin kitaba ve gönderdiğin Nebi'e inandım". Eğer bunları söyleyip yatarsan ve o gece ölürsen İslam fıtratı üzerine ölürsün. Bu sözler senin yatmadan önceki son sözlerin olsun". Ben ezberlemek için duayı tekrarlarken "gönderdiğin resule" deyince Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem düzeltip "gönderdiğin nebiye" dedi. Fethu'l-Bari Açıklaması: Yatmak için yatağına gittiğinde abdest al emri nedb ifade eder yani yatmak için abdest almak menduptur. Bunun pek çok faydası vardır: Kişi abdest alıp yattığı zaman gece ölürse temiz ve mükemmel bir hal üzere ölür. Böylece kişi kalben de ölüme hazırlanmış olur ki bu beden temizliğinden daha önemlidir. Ayrıca özellikle tekrar eşiyle birlikte olmak isteyenler için imkan vermesi açısından cünüp olanların ab de st alması iyi olur. Yine bunları gusle sevketmesi bakımından da ab de st faydalıdır. Abdest alıp yatanın rüyalarının sadık olması ve şeytan ın kendisine musallat olmasının engellenmesi de muhtemeldir. Tirmizi yalnızca bu hadiste yatmadan ewel abdest alınmasının tavsiye edildiğini söylemiştir. Sağ yana yatmak uyanmayı kolaylaştırır. Yine kalp sağ tarafa bağlı olduğu için uyurken üzerine baskı olmamış olur. Ayrıca İbnü'l-Cevzi'nin belirttiğine göre sağ tarafa yatma k doktorlarca vücudun en rahat pozisyonu olarak nitelenmiştir. Onların dediğine göre önce bir süre sağ yana yatılır sonra sola dönüıür. İlk pozisyon yiyeceklerin bağırsaklara akmasını sağlar. Sol yana yatış ise hazmı kolaylaştırır. Zira bu durumda ciğer midenin üzerinde kalmaktadır. Kişinin kendisini Allah'a teslim etmesi, nefsini ona boyun eğdirmesi, hükmüne razı olması, nefsini idare etmekten, ona faydalı şeyleri bilip almaktan ve zararlıları defetmekten aciz olduğunu bilmesi anlamına gelir. Durumunu Allah'a havale etmesi ise tüm işlerinde tevekkül etmesini ifade eder. Allah'a dayanmak faydalı şeyleri elde etmekte yardımcı olması içindir. Zira kişi bir şeylere dayanırsa daha güçlü hale gelir. Hadis metninde "sırtı dayamak" ifadesinin geçmesi genelde insanların sırtlarını bir yere dayamaları sebebiyledir. Allah'tan sevap ummak ve yardım ümit etmek; ondan korkmak ise gazap ve cezasından çekinmek demektir. Sığınılacak yegane varlığın Allah Teala oluşu hakkında Tibi şöyle demiştir: "Bu duanın ifadeleri içinde öyle güzellikler var ki bunları ancak otorite dilciler anlayabilir. Örneğin kişinin kendisini Allah'a teslim etmesi organlarının Allah Teala'nın emir ve yasaklarına boyun eğdiğini; yüzünü ona dönmesi ihlas sahibi olup münafıklıktan uzak olduğunu; durumunu ona bırakması dahili ve harici tüm işlerinin yegane müdebbirinin Allah olduğunu; ona sığınması kendisine zarar verecek her şeyden Allah'a iltica ettiğini; Allah'tan umması ve korkması ise işlerini ona havale ederken ümit taşıdığını ve ona sığınırken de korkusu sebebiyle bunu yaptığını ifade eder". Bunları yapıp yatan öldüğünde Hz. İbrahim'in dini üzere ölür. Zira o hem inanmış hem de kendisini Allah'a teslim etmiştir. Kur'an'da onun hakkında "Rabbine selim bir kalp ile geldi"(Saffat 84), "Alemlerin rabbine teslim oldum"(Sakara 131) ve "İkisi de teslim olunca"(Saffat 103) ifadeleri kullanılmıştır. İbn Battal ve başka bazı alimler ise burada geçen fıtrat kelimesiyle İslam dininin kastedildiğini söylemişlerdir. Nebi s.a.v.'in Bera İbn Azib'in duayı tekrarlarken dua metninde yaptığı değişikliği düzeltmesi Kurtubi'nin başkalarına dayanarak ifade ettiğine göre hadislerin manen rivayetini caiz görmeyenler lehine bir delildir. Örneğin İmam Malik'in görüşüne göre hadislerin manen nakli caiz değildir. Bu düzeltme hakkında yapılabilecek en güzel yorum şöyledir: Zikirlerin lafızları tevkifi olup Şari' tarafından bildirilir. Bu lafızlar içinde öyle sırlar ve incelikler gizlidir ki burada kıyas söz konusu olamaz. Dolayısıyla nasıl öğretilmişse öyle dua edilmelidir. Mazerı bu yorumu tercih etmiş ve şöyle demiştir: Dualarda varid olan lafızlarla yetinmek gerekir. Zira duaya verilecek karşılık bu lafızlara bağlıdır. Belki de duanın metni Allah Resulüne böyle vahyedilmiş olabilir. O halde metne önem vermek gerekir. Nevevi ise bu hadiste üç sünnetin bulunduğunu ve bunların yatmadan önce abdest almak (abdestiinin tekrar abdest alması gerekmez zira önemli olan temiz olarak yatmaktır), sağ tarafa yatmak ve son söz olarak Allah'ın zikredilmesi olduğunu belirtmiştir
Narrated Al-Bara bin `Azib:Allah's Messenger (ﷺ) said to me, "When you want to go to bed, perform ablution as you do for prayer, then lie down on your right side and say: 'Allahumma aslamtu wajhi ilaika, wa fawwadtu 'amri ilaika wa alja'tu dhahri ilaika, raghbatan wa rahbatan ilaika, la malja'a wa la manja minka illa ilaika. Amantu bikitabik al-ladhi anzalta wa binabiyyika al-ladhi arsalta'. If you should die then (after reciting this) you will die on the religion of Islam (i.e., as a Muslim); so let these words be the last you say (before going to bed)" While I was memorizing it, I said, "Wa birasulika al-ladhi arsalta (in Your Apostle whom You have sent).' The Prophet (ﷺ) said, "No, but say: Wa binabiyyika al-ladhi arsalta (in Your Prophet whom You have sent)
حَدَّثَنَا قَبِيصَةُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ، عَنْ رِبْعِيِّ بْنِ حِرَاشٍ، عَنْ حُذَيْفَةَ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَوَى إِلَى فِرَاشِهِ قَالَ " بِاسْمِكَ أَمُوتُ وَأَحْيَا ". وَإِذَا قَامَ قَالَ " الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَحْيَانَا بَعْدَ مَا أَمَاتَنَا وَإِلَيْهِ النُّشُورُ ". تُنْشِرُهَا: تُخْرِجُهَا
Huzeyfe r.a.'den rivayet edildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yatmaya gittiğinde: "Senin adınla ölür ve dirilirim" uyandığında da "Bizi öldürdükten sonra tekrar dirilten ve en sonunda mezarlarımızdan bizi çıkaracak olan Allah'a hamdolsun" dermiş
Narrated Hudhaifa:When the Prophet (ﷺ) went to bed, he would say: "Bismika amutu wa ahya." and when he got up he would say:" Al-hamdu li l-lahil-ladhi ahyana ba'da ma amatana wa ilaihin-nushur
حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ الرَّبِيعِ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَرْعَرَةَ، قَالاَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، سَمِعَ الْبَرَاءَ بْنَ عَازِبٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَمَرَ رَجُلاً. وَحَدَّثَنَا آدَمُ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ الْهَمْدَانِيُّ عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَوْصَى رَجُلاً فَقَالَ " إِذَا أَرَدْتَ مَضْجَعَكَ فَقُلِ اللَّهُمَّ أَسْلَمْتُ نَفْسِي إِلَيْكَ، وَفَوَّضْتُ أَمْرِي إِلَيْكَ، وَوَجَّهْتُ وَجْهِي إِلَيْكَ، وَأَلْجَأْتُ ظَهْرِي إِلَيْكَ، رَغْبَةً وَرَهْبَةً إِلَيْكَ، لاَ مَلْجَأَ وَلاَ مَنْجَا مِنْكَ إِلاَّ إِلَيْكَ، آمَنْتُ بِكِتَابِكَ الَّذِي أَنْزَلْتَ، وَبِنَبِيِّكَ الَّذِي أَرْسَلْتَ. فَإِنْ مُتَّ مُتَّ عَلَى الْفِطْرَةِ ".
Bera İbn Azib'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem birisine şu tavsiyede bulunmuştur: "Yatmak istediğinde abdest al ve sağ tarafına yat! Sonra şu duayı yap: "Allahım! Kendimi ve durumumu sana teslim ettim. Sana dayandım. Ümidim de senden korkum da! Senden asla kaçış yoktur. Sığınılacak yegane varlık sensin. İndirdiğin kitaba ve göndendiğin peygımıbere inandım". Eğer bunları söyleyip yatarsan ve o gece ölürsen İslam fıtratı üzerine öıürsün". Allah'ın ismiyle ölüp dirilmek yaşadıkça Allah'ı zikretmek ve bu şekilde ölmek anlamına gelir. Nüşur ise kıyamet günü dirilmek ölüm sonrası yeniden hayat bulmak demektir
Narrated Al-Bara bin `Azib:That the Prophet (ﷺ) advised a man, saying, "If you intend to lie down (i.e. go to bed), say, 'Allahumma aslamtu nafsi ilaika wa fauwadtu `Amri ilaika, wa wajjahtu wajhi ilaika wa alja'tu zahri ilaika, reghbatan wa rahbatan ilaika. La malja'a wa la manja minka illa ilaika. Amantu bikitabikal-ladhi anzalta; wa nabiyyikalladhi arsalta.' And if you should die then (after reciting this before going to bed) you will die on the religion of Islam
حَدَّثَنِي مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ، عَنْ رِبْعِيٍّ، عَنْ حُذَيْفَةَ ـ رضى الله عنه قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَخَذَ مَضْجَعَهُ مِنَ اللَّيْلِ وَضَعَ يَدَهُ تَحْتَ خَدِّهِ ثُمَّ يَقُولُ " اللَّهُمَّ بِاسْمِكَ أَمُوتُ وَأَحْيَا ". وَإِذَا اسْتَيْقَظَ قَالَ " الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَحْيَانَا بَعْدَ مَا أَمَاتَنَا وَإِلَيْهِ النُّشُورُ ".
Huzeyfe r.a.'den rivayet edildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yatmaya gittiğinde elini yanağının altına koyup: "Senin adınla ölür ve dirilirim" uyandığında da "Bizi öldürdükten sonra tekrar dirilten ve en sonunda mezarlarımızdan bizi çıkaracak olan Allah'a hamdolsun" dermiş
Narrated Hudhaifa:When the Prophet (ﷺ) went to bed at night, he would put his hand under his cheek and then say, "Allahumma bismika amutu wa ahya," and when he got up, he would say, "Al-Hamdu lil-lahi al-ladhi ahyana ba'da ma amatana, wa ilaihi an-nushur
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ زِيَادٍ، حَدَّثَنَا الْعَلاَءُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا أَوَى إِلَى فِرَاشِهِ نَامَ عَلَى شِقِّهِ الأَيْمَنِ ثُمَّ قَالَ " اللَّهُمَّ أَسْلَمْتُ نَفْسِي إِلَيْكَ، وَوَجَّهْتُ وَجْهِي إِلَيْكَ، وَفَوَّضْتُ أَمْرِي إِلَيْكَ، وَأَلْجَأْتُ ظَهْرِي إِلَيْكَ، رَغْبَةً وَرَهْبَةً إِلَيْكَ، لاَ مَلْجَأَ وَلاَ مَنْجَا مِنْكَ إِلاَّ إِلَيْكَ، آمَنْتُ بِكِتَابِكَ الَّذِي أَنْزَلْتَ، وَنَبِيِّكَ الَّذِي أَرْسَلْتَ. وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ قَالَهُنَّ ثُمَّ مَاتَ تَحْتَ لَيْلَتِهِ مَاتَ عَلَى الْفِطْرَةِ ". {اسْتَرْهَبُوهُمْ} مِنَ الرَّهْبَةِ، مَلَكُوتٌ مُلْكٌ مَثَلُ رَهَبُوتٌ خَيْرٌ مِنْ رَحَمُوتٍ، تَقُولُ تَرْهَبُ خَيْرٌ مِنْ أَنْ تَرْحَمَ.
Bera İbn Azib'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yatmaya gittiğinde sağ tarafına yattıktan sonra "Allahım! Kendimi ve durumumu sana teslim ettim. Sana dayandım. Ümidim de senden korkum da! Senden asla kaçış yoktur. Sığınılacak yegane varlık sensin. İndirdiğin kitaba ve göndendiğin Nebi'e inandım" dermiş. Bunları söyleyip yatanın o gece ölürse İslam fıtratı üzerine öleceğini söylermiş
Narrated Al-Bara' bin `Azib:When Allah's Messenger (ﷺ) went to bed, he used to sleep on his right side and then say, "All-ahumma aslamtu nafsi ilaika, wa wajjahtu wajhi ilaika, wa fauwadtu `Amri ilaika, wa alja'tu zahri ilaika, raghbatan wa rahbatan ilaika. La Malja'a wa la manja minka illa ilaika. Amantu bikitabika al-ladhi anzalta wa nabiyyika al-ladhi arsalta! Allah's Messenger (ﷺ) said, "Whoever recites these words (before going to bed) and dies the same night, he will die on the Islamic religion (as a Muslim)
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا ابْنُ مَهْدِيٍّ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ سَلَمَةَ، عَنْ كُرَيْبٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ بِتُّ عِنْدَ مَيْمُونَةَ فَقَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَأَتَى حَاجَتَهُ، غَسَلَ وَجْهَهُ وَيَدَيْهِ، ثُمَّ نَامَ، ثُمَّ قَامَ فَأَتَى الْقِرْبَةَ فَأَطْلَقَ شِنَاقَهَا، ثُمَّ تَوَضَّأَ وُضُوءًا بَيْنَ وُضُوءَيْنِ لَمْ يُكْثِرْ، وَقَدْ أَبْلَغَ، فَصَلَّى، فَقُمْتُ فَتَمَطَّيْتُ كَرَاهِيَةَ أَنْ يَرَى أَنِّي كُنْتُ أَتَّقِيهِ، فَتَوَضَّأْتُ، فَقَامَ يُصَلِّي، فَقُمْتُ عَنْ يَسَارِهِ، فَأَخَذَ بِأُذُنِي فَأَدَارَنِي عَنْ يَمِينِهِ، فَتَتَامَّتْ صَلاَتُهُ ثَلاَثَ عَشْرَةَ رَكْعَةً ثُمَّ اضْطَجَعَ فَنَامَ حَتَّى نَفَخَ ـ وَكَانَ إِذَا نَامَ نَفَخَ ـ فَآذَنَهُ بِلاَلٌ بِالصَّلاَةِ، فَصَلَّى وَلَمْ يَتَوَضَّأْ، وَكَانَ يَقُولُ فِي دُعَائِهِ " اللَّهُمَّ اجْعَلْ فِي قَلْبِي نُورًا، وَفِي بَصَرِي نُورًا، وَفِي سَمْعِي نُورًا، وَعَنْ يَمِينِي نُورًا، وَعَنْ يَسَارِي نُورًا، وَفَوْقِي نُورًا، وَتَحْتِي نُورًا، وَأَمَامِي نُورًا، وَخَلْفِي نُورًا، وَاجْعَلْ لِي نُورًا ". قَالَ كُرَيْبٌ وَسَبْعٌ فِي التَّابُوتِ. فَلَقِيتُ رَجُلاً مِنْ وَلَدِ الْعَبَّاسِ فَحَدَّثَنِي بِهِنَّ، فَذَكَرَ عَصَبِي وَلَحْمِي وَدَمِي وَشَعَرِي وَبَشَرِي، وَذَكَرَ خَصْلَتَيْنِ.
İbn Abbas r.a.'dan nakledildiğine göre şöyle demiştir: "Bir gece Hz. Meymune'nin yanında kaldım. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kalktı, ihtiyacını giderip el ve yüzünü yıkadı. Bir müddet uyuyup tekrar kalktı. Kırbayı alıp ipini çözdü. Güzelce abdest aldı. Ben de kalkıp kendisini izlediğimi anlamasın diye yeni uyanmış numarası yaptım. Abdest aldım. Namaz kılmak için kalkınca ben de sol tarafında durdum. Kulağımdan tutup sağ tarafına doğru çekti. On üç rekat namaz kıldı. Sonra yatıp uyudu hatta hafiften horultusunu duydum. (Hz. Peygamben uyuduğunda hafiften horuldardı). Bilal kendisini namaza çağırdı. Abdest almadan namaz kıldı. Dua ederken şunları söyledi: "Allahım! Kalbime, gözüme, kulağıma, sağıma, soluma, üstüme, altıma, önüme, arkama hasılı bana nur bahşet!" Küreyb'in dediğine göre Allah Resulü s.a.v. yedi şey daha zikretmiştir ancak bunlar unutulmuştur. Seleme İbn Küheyl Abbasoğullarından biriyle karşılaştığını; onun bunları kendisine rivayet ettiğini ve sinir, et, kan, saç ve ten kelimelerini söyledikten sonra iki şey daha zikrettiğini aktarmıştır
Narrated Ibn `Abbas:One night I slept at the house of Maimuna. The Prophet (ﷺ) woke up, answered the call of nature, washed his face and hands, and then slept. He got up (late at night), went to a water skin, opened the mouth thereof and performed ablution not using much water, yet he washed all the parts properly and then offered the prayer. I got up and straightened my back in order that the Prophet (ﷺ) might not feel that I was watching him, and then I performed the ablution, and when he got up to offer the prayer, I stood on his left. He caught hold of my ear and brought me over to his right side. He offered thirteen rak`at in all and then lay down and slept till he started blowing out his breath as he used to do when he slept. In the meantime Bilal informed the Prophet (ﷺ) of the approaching time for the (Fajr) prayer, and the Prophet offered the Fajr (Morning) prayer without performing new ablution. He used to say in his invocation, Allahumma ij`al fi qalbi nuran wa fi basari nuran, wa fi sam`i nuran, wa`an yamini nuran, wa`an yasari nuran, wa fawqi nuran, wa tahti nuran, wa amami nuran, wa khalfi nuran, waj`al li nuran." Kuraib (a sub narrator) said, "I have forgotten seven other words, (which the Prophet (ﷺ) mentioned in this invocation). I met a man from the offspring of Al-`Abbas and he narrated those seven things to me, mentioning, '(Let there be light in) my nerves, my flesh, my blood, my hair and my body,' and he also mentioned two other things
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، سَمِعْتُ سُلَيْمَانَ بْنَ أَبِي مُسْلِمٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا قَامَ مِنَ اللَّيْلِ يَتَهَجَّدُ قَالَ " اللَّهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ، أَنْتَ نُورُ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ، وَلَكَ الْحَمْدُ أَنْتَ قَيِّمُ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ، وَلَكَ الْحَمْدُ، أَنْتَ الْحَقُّ وَوَعْدُكَ حَقٌّ، وَقَوْلُكَ حَقٌّ، وَلِقَاؤُكَ حَقٌّ، وَالْجَنَّةُ حَقٌّ، وَالنَّارُ حَقٌّ، وَالسَّاعَةُ حَقٌّ، وَالنَّبِيُّونَ حَقٌّ، وَمُحَمَّدٌ حَقٌّ، اللَّهُمَّ لَكَ أَسْلَمْتُ وَعَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ وَبِكَ آمَنْتُ، وَإِلَيْكَ أَنَبْتُ، وَبِكَ خَاصَمْتُ، وَإِلَيْكَ حَاكَمْتُ، فَاغْفِرْ لِي مَا قَدَّمْتُ وَمَا أَخَّرْتُ، وَمَا أَسْرَرْتُ، وَمَا أَعْلَنْتُ، أَنْتَ الْمُقَدِّمُ وَأَنْتَ الْمُؤَخِّرُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ ـ أَوْ ـ لاَ إِلَهَ غَيْرُكَ ".
İbn Abbas'tan rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gece teheccüd namazı kıldığında şu duayı edermiş: "Allahım! Hamd sanadır. Sen göklerin, yerin ve bunlarda olan her şeyin nurusun. Hamd sanadır. Sen, gökleri, yeri ve bunlarda olan her şeyi yönetensin. Sen haksın. Vaadin hak. Sözün hak. Huzuruna gelmemiz hak. Cennet hak, Cehennem hak. Kıyamet hak. Nebilerin ve Muhammed hak. Allahım! Sana teslim oldum ve tevekkül ettim. Sana inandım, boyun eğdim, senin için savaştım, seni hakem bildim. Geçmiş ve gelecek, gizli ve açık kusurlarımı bağışla. Öne alan da sona koyan da sensin! Senden başka ilah yoktur!" Fethu'l-Bari Açıklaması: Hadis metninde geçen ........ seb'un fi't-tabuti «yedi şey var ki tabuttadır» ifadesinden ne kastedildiği hususunda farklı yorumlar yapılmıştır. Dimyati Haşiyesinde tabuttan kastın kalbe kap görevi gören göğüs olduğunu kesin bir dille söylemiştir. Ondan önce İbn BattSI ve Davudi de aynı kanaati serdetmişlerdir. İbn BattSI ilmini hafızasına nakşedenler hakkında ............ ilmuhu fi't-tSbuti müstevdeun «ilmi göğsüne emanettir» denildiği bilgisini ilave etmiştir. İbnü'l-Cevzi ise tabut kelimesiyle sandığın kastedildiğini ve hadisteki ifadenin «yedi şey var ki henüz ezberlemedim; bunlar yanımdaki sandıktadır» anlamına geldiğini savunmuştur. Hadiste yer alan ......... asabi kelimesi ile ........ beşeri İbnü't-Tin'in belirttiğine göre eklem yerlerındeki sinirler ile deri anlamlarına gelmektedir. Sonda zikredilen iki şey ise öncesinde zikri geçen yedi şeyin tamamlayıcısıdır. Kurtubi Resulullah s.a.v.'in organlarını sayarak talep ettiği nuriarın asıl anlamında kabul edilerek kıyamet günü kendisinin, ona tabi olanların ve Allah'ın dilediği kuııarının azalarının parlayabileceğini söylemiştir. Ancak daha doğru yorumun ise bunun ilim ve hidayete işaret ediyor olmasıdır. Örneğin şu ayetlerde nur kelimesi bu anlamdadır: «o, Rabbi katından bir nur üzere olmaz mı?"(Zümer 22) ve "insanlar arasında yürürken önünü aydınlatacak bir nur verdiğimiz kimsenin durumu"(En'am)
Narrated Ibn `Abbas:When the Prophet (ﷺ) got up at night to offer the night prayer, he used to say: "Allahumma laka l-hamdu; Anta nuras-samawati wal ardi wa man fihinna. wa laka l-hamdu; Anta qaiyim as-samawati wal ardi wa man flhinna. Wa lakaI-hamdu; Anta-l-,haqqun, wa wa'daka haqqun, wa qauluka haqqun, wa liqauka haqqun, wal-jannatu haqqun, wannaru haqqun, was-sa atu haqqun, wan-nabiyyuna huqqun, Mahammadun haqqun, Allahumma laka aslamtu, wa Alaika tawakkaltu, wa bika amantu, wa ilaika anabtu, wa bika Khasamtu, wa ilaika hakamtu, faghfirli ma qaddamtu wa ma akh-khartu, wa ma asrartu, wa ma a'lantu. Anta al-muqaddimu, wa anta al-mu-'akhkhiru. La ilaha il-la anta (or La ilaha ghairuka)
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ عَلِيٍّ، أَنَّ فَاطِمَةَ ـ عَلَيْهِمَا السَّلاَمُ ـ شَكَتْ مَا تَلْقَى فِي يَدِهَا مِنَ الرَّحَى، فَأَتَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم تَسْأَلُهُ خَادِمًا، فَلَمْ تَجِدْهُ، فَذَكَرَتْ ذَلِكَ لِعَائِشَةَ، فَلَمَّا جَاءَ أَخْبَرَتْهُ. قَالَ فَجَاءَنَا وَقَدْ أَخَذْنَا مَضَاجِعَنَا، فَذَهَبْتُ أَقُومُ فَقَالَ " مَكَانَكِ ". فَجَلَسَ بَيْنَنَا حَتَّى وَجَدْتُ بَرْدَ قَدَمَيْهِ عَلَى صَدْرِي فَقَالَ " أَلاَ أَدُلُّكُمَا عَلَى مَا هُوَ خَيْرٌ لَكُمَا مِنْ خَادِمٍ، إِذَا أَوَيْتُمَا إِلَى فِرَاشِكُمَا، أَوْ أَخَذْتُمَا مَضَاجِعَكُمَا، فَكَبِّرَا ثَلاَثًا وَثَلاَثِينَ، وَسَبِّحَا ثَلاَثًا وَثَلاَثِينَ، وَاحْمَدَا ثَلاَثًا وَثَلاَثِينَ، فَهَذَا خَيْرٌ لَكُمَا مِنْ خَادِمٍ ". وَعَنْ شُعْبَةَ عَنْ خَالِدٍ عَنِ ابْنِ سِيرِينَ قَالَ التَّسْبِيحُ أَرْبَعٌ وَثَلاَثُونَ.
Ali r.a.'den aktarıldığına göre Hz. Fatıma el değirmeninin ellerini tahriş etmesinden şikayetlenerek bir hizmetçi istemek üzere Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelmiş; kendisini bulamayınca durumu Hz. Aişe'ye anlatmıştır. Kızının isteğini öğrenen Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de onların evine gelip yatmaya hazırlanan kızı ve damadının arasına oturmuş (bu esnada kalkmak isteyen Hz. Ali'ye izin vermemiş; ayrıca Hz. Ali Nebi efendimizin ayağının serin liğin i göğsünde hissetmiştir) ve onlara "Size hizmetçiden daha hayırlı bir şey söyleyeyim mi? Yattığınız zaman 34 kere tekbir, 33 kere tesbih, 33 kere hamdedin" demiştir. Fethu'l-Bari Açıklaması: Bab başlığında tekbir ve tesbih yanında "tahmid / hamdetme" ifadesi de yer alıyor sayılmalıdır. Hz. Fatıma'nın talep ettiği hizmetçi cariyelerdendir. Bu hadiste zikri geçen tekbir, tesbih ve hamdin cariyeden daha hayırlı oluşu hakkında değişik yorumlar yapılmıştır. Kadı İyaz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kızına ve damadına her durumda ahiret amellerinin dünya amellerinden üstün olduğunu söylemek istediğini belirtir. Yalnızca zikir öğretisinde bulunması hizmetçi verme imkanının olmamasındandır. Taleplerini yerine getiremediği için onlara istediklerinden daha hayırlı olan bir zikir öğretmiş olmalıdır. Kurtubi ise Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ihtiyaç anında dua etmeye eş değer olan bir zikir öğrettiği kanaatindedir. Kendisi için nasıl fakirliği ve sonunda ulaşılacak ecrin büyüklüğünü düşünerek sıkıntılarına sabretmeyi tercih etmişse kızı içinde aynı şeyi istemiş de olabilir. Mühelleb de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in, kızına ahirette daha yararlı olacak bir şey öğrettiğini ifade etmiştir. Mal ve çoluk çocuk derdine düşmeyip karın tokluğuna ilim öğrenmek ve sünneti ezberlemeye kendilerini adayan Ashab-ı suffayı yeğlemiştir. Ashab-ı suffa azık karşılığında nefislerini Allah'a satmışlardır. Bu hadis ilim talebelerinin humus (ganimet) dağıtılırken öncelenmesi gerektiğine delalet etmektedir. Ayrıca selefin hayatın zorluklarına, az mala ve sıkıntılara nasıl dayandıkları da bu hadiste ifade edilmektedir. Allah onlara dünyalık bahşetme imkanına sahip olmasına rağmen dünyalıkların getireceği ilave yüklerden onları korumak istemiştir. Nebilerin ve velilerin çoğunun durumu böyledir. İsmail Kadı şöyle demiştir: Bu hadis devlet başkanının ganimeti dilediği yerlere sarfedebileceğini göstermektedir. Zira esirler de ganimete dahildir. Ganimet onu hakedenlere aittir. Bu İmam Malik ve başka alimlerin de görüşüdür. İmam Şafii ve başka bazı alimler ehl-i beytin ganimette hak sahibi olduğunu beyan etmiştir. Bu konunun ayrıntısı cihad bahsinin sonlarında geçmiştir. Mühelleb'e göre bu hadiste kişinin kendisi için tercih ettiği ahireti, eğer buna muktedir iseler ailesi için de tercih edip onları yönlendirmesi gerektiği ifade edilmektedir. Bu hadiste Hz. Ali ve Hz. Fatıma hakkında güzel bir menkıbe anlatılmaktadır. Yine kızlara ve yakınlara şefkat ve merhamet kanatlarının gerilmesi ve kibri yok edip birliğin sağlanması söz konusudur. Zira Hz. Nebi kızını ve damadını rahatsız etmemiş yanında yatıyor halde kalmalarına müsaade etmiştir. Hatta ayaklarını aralarına sokmuş ve yanlarında kalıp istedikleri hizmetçiden daha hayırlı bir zikir öğretmiştir. Ayrıca hadis yatarken bu zikri sürekli tekrarlayanların yorgunluk duymayacaklarının delilidir. Çünkü Hz. Fatıma yorulduğu için hizmetçi istemiş Resulullah s.a.v. da bu zikri tavsiye etmiştir. İbn Teymiyye de aynı şeyi söylemiştir. Bu zikre devam edenlerin yaptıkları işler sebebiyle yorulabileceklerini ama çok çalışmaktan zarar görmeyeceklerini ve sıkıntı duymaya caklarını söylemek daha doğru görünmektedir
Narrated `Ali:Fatima complained about the blisters on her hand because of using a mill-stone. She went to ask the Prophet for servant, but she did not find him (at home) and had to inform `Aisha of her need. When he came, `Aisha informed him about it. `Ali added: The Prophet (ﷺ) came to us when we had gone to our beds. When I was going to get up, he said, "'Stay in your places," and sat between us, till I felt the coolness of the feet on my chest. The Prophet (ﷺ) then said, "Shall I not tell you of a thing which is better for you than a servant? When you (both) go to your beds, say 'Allahu Akbar' thirty-three times, and 'Subhan Allah' thirty-three times, 'Al hamdu 'illah' thirty-three times, for that is better for you than a servant." Ibn Seereen said, "Subhan Allah' (is to be said for) thirty-four times
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، قَالَ حَدَّثَنِي عُقَيْلٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا أَخَذَ مَضْجَعَهُ نَفَثَ فِي يَدَيْهِ، وَقَرَأَ بِالْمُعَوِّذَاتِ، وَمَسَحَ بِهِمَا جَسَدَهُ.
Aişe r.anha'dan rivayet edildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yatmaya hazırlanırken iki eline üfürüp muawizat surelerini okur ve ellerini vücuduna sürermiş. Fethu'l-Bari Açıklaması: Bu hadisin şerhi tıp bölümünde geçmiştir. Ravilerin bu hadiste ifade edilen fiilin süreklimi yoksa yalnızca hasta olunan günlerde mi yapıldığı konusundaki ihtilaflnı aktarmıştım. Hz. Aişe'den sahih bir yolla gelen habere göre her iki durumda da Resulullah s.a.v. muawizat surelerini okuyup ellerini vücudupa sürermiş. Burada zikri geçen muawizat sureleri ihlas, felak ve nas sureleridir. Yatmaya hazırlarvrken Kur'Em okunması hakkında pek çok sahih haber aktarılmıştır. Örneğin vekalet bahsinde geçen bir haberde ayete'l-kürsinin okunması zikredilmektedir. Fedailü'l-Kur'an bahsinde İbn Mes'ud'dan gelen bir haberde bakara suresinin son iki ayetinin okunması önerilmektedir. Sünenlerde yer alan bir hadiste ise yatmadan hemen önce kafirCm suresinin okunması tavsiye edilmektedir. Zira bu sure şirkten uzaklığm bir ifadesidir. Hz. Cabir'den nakledilen merfu bir hadiste ise Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in elif lam mim tenzil ve mülk suresini okumadan yatmadığı kaydedilmektedir. Allah'a sığınma konusunda da pek çok hadis vardır. "Akşam olunca "Yarattıklarının şerrinden mükemmel sözleri aracılığıyla Allah'a sığınırım" dersen hiç bir şey sana zarar vermez" hadisi bunlardandır. İbn BattaI Hz. Aişe'nin naklettiği hadisin rukye ve benzeri şeylerin sadece hastalık olunca kullanılabileceğini söyleyenlere bir red niteliği taşıdığını belirtmiştir. 13. BAB
Narrated `Aisha:Whenever Allah's Messenger (ﷺ) went to bed, he used to blow on his hands while reciting the Mu'auwidhat ( i.e. Suratal-Falaq 113 and Surat-an-Nas 114) and then pass his hands over his body
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ أَبِي سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيُّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِذَا أَوَى أَحَدُكُمْ إِلَى فِرَاشِهِ فَلْيَنْفُضْ فِرَاشَهُ بِدَاخِلَةِ إِزَارِهِ، فَإِنَّهُ لاَ يَدْرِي مَا خَلَفَهُ عَلَيْهِ، ثُمَّ يَقُولُ بِاسْمِكَ رَبِّ وَضَعْتُ جَنْبِي، وَبِكَ أَرْفَعُهُ، إِنْ أَمْسَكْتَ نَفْسِي فَارْحَمْهَا، وَإِنْ أَرْسَلْتَهَا فَاحْفَظْهَا بِمَا تَحْفَظُ بِهِ عِبَادَكَ الصَّالِحِينَ ". تَابَعَهُ أَبُو ضَمْرَةَ وَإِسْمَاعِيلُ بْنُ زَكَرِيَّاءَ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ. وَقَالَ يَحْيَى وَبِشْرٌ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ عَنْ سَعِيدٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم. وَرَوَاهُ مَالِكٌ وَابْنُ عَجْلاَنَ عَنْ سَعِيدٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم.
Ebu. Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Yatağınıza gittiğiniz zaman izarınızın iç tarafıyla yatağınızı bir silin. Çünkü siz sabah kalktıktan sonra yatağınıza nelerin girip çıktığını bilmezsiniz. Sonra şöyle deyin: Ey Rabbim isminle yatağıma yattım, Yine senin rızanla kalkacağım, Eğer gece canımı alırsan bana merhamet et. Eğer yaşamamı irade edersen beni salih kulların gibi koru" Kurtubi Müfhim adlı eserinde yatağın neden silinmesi gerektiğinin hadiste açıklandığını; ancak bunun neden izarın iç tarafıyla yapılması gerektiğinin anlaşılmadığını ifade etmiştir. Bana göre bazı hayvanların yaklaşmasını engelleyen tıbbı bir faydası olduğu için izarın içiyle silinmesi emredilmiştir. Tibi kişinin yatağını terkettikten sonra toz, toprak vb, şeylerin yatağı kirlettiği için yatmadan önce onu silkmek gerektiğini söylemiştir. Kirmanı de hadis metninde geçen imsak kelimesinin ölüm diye yorumlandığını dolayısıyla karşılığının rahmet ve mağfiret olduğunu; irsal kelimesinin de hayatın devamı anlamına geldiğini ve karşılığının da hıfz ve koruma olduğunu ifade etmiştir
Narrated Abu Huraira:The Prophet (ﷺ) said, "When anyone of you go to bed, he should shake out his bed with the inside of his waist sheet, for he does not know what has come on to it after him, and then he should say: 'Bismika Rabbi Wada`tu Janbi wa bika arfa'uhu, In amsakta nafsi farhamha wa in arsaltaha fahfazha bima tahfazu bihi ibadakas-salihin
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي عَبْدِ اللَّهِ الأَغَرِّ، وَأَبِي، سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " يَتَنَزَّلُ رَبُّنَا تَبَارَكَ وَتَعَالَى كُلَّ لَيْلَةٍ إِلَى السَّمَاءِ الدُّنْيَا حِينَ يَبْقَى ثُلُثُ اللَّيْلِ الآخِرُ يَقُولُ مَنْ يَدْعُونِي فَأَسْتَجِيبَ لَهُ، مَنْ يَسْأَلُنِي فَأُعْطِيَهُ، وَمَنْ يَسْتَغْفِرُنِي فَأَغْفِرَ لَهُ?"
Ebu Hureyre r.a.'den rivayet edildiğine göre Resululah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Allah Teala gecenin son üçte birlik kısmı kalınca dünya semasına iner ve kim dua eder duasına icabet edeyim? kim bir şeyler ister vereyim? kim mağfiret ister affedeyim? der". Fethu'l-Bari Açıklaması: Bu bab başlığı gece yarısı yapılan duaların diğer zamanlarda yapılan dualardan daha üstün olduğunu göstermeyi amaçlamaktadır. İbn BattSI şöyle demiştir: "Bu vakit oldukça faziletlidir. Allah teSıS dünya semasına inişini o vakte hasretmiştir. Kullarının dualarını, isteklerini ve af dileklerini bu vakitte kabul eder. Halbuki bu vakit gaflet, yalnızlık ve uyku vaktidir. Bunları terketmek ise oldukça zordur. Özellikle de rahatına düşkün olanların soğuk havalarda yataktan kalkması çok güçtür. Yine gündüz çalışıp yorulanların kısa gecelerde uykularından feragat etmesi kolay değildir. Eğer birisi tüm bunları bırakıp Rabbine dua için kalkıyorsa bu onun niyetinin halisliğini ve Rabbinin vereceği mükafatı arzuladığını gösterir. İşte bu sebeple Allah TeSıS işin ciddiliğini anlamaları ve ihlas içinde bulunmaları amacıyla kullarının, nefsin dünya arzularından uzaklaştığı bu vakitte dua etmelerini öğütlemiştir. İbn BattaI dünya semasına inme fiilinin Allah için muhal olduğunu zira bunun yukarıdan aşağıya doğru hareket edilmesini gerektirdiğini ifade etmiştir. Halbuki kesin delillerle Allah Tealanın bundan münezzeh olduğu bilinmektedir. O halde hadisin yorumlanması gerekir. Örneğin rahmet meleğinin nüzul ettiği söylenebilir ya da Allah'ın nüzulden münezzeh olduğuna inanılarak bunun keyfiyetinin bilinmediği düşünülebilir. Hadisin şerhi daha önce teheccüd namazı konusu işlenirken "Gece sonunda kılınan namazda yapılacak dua" babında geçmişti. Tevhid bölümünde de hadise değinilecektir
Narrated Abu Huraira:Allah's Messenger (ﷺ) said, "When it is the last third of the night, our Lord, the Blessed, the Superior, descends every night to the heaven of the world and says, 'Is there anyone who invokes Me (demand anything from Me), that I may respond to his invocation; Is there anyone who asks Me for something that I may give (it to) him; Is there anyone who asks My forgiveness that I may forgive him?
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَرْعَرَةَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ صُهَيْبٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا دَخَلَ الْخَلاَءَ قَالَ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْخُبُثِ وَالْخَبَائِثِ ".
Enes İbn Malik r.a.'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem tuvalete gittiği zaman "Allahım! her türlü pislikten sana sığınırım!" diye dua ederdi. AÇiKLAMA : Burada tuvalete girmek için hazırlanıldığı zaman yapılacak dua zikredilmiştir. Bu hadisin şerhi temizlik bölümünde yapılmıştı
Narrated Anas bin Malik:Whenever the Prophet (ﷺ) went to the lavatory, he used to say: "Allahumma inni a`udhu bika min al-khubuthi wal khaba'ith
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا حُسَيْنٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ بُرَيْدَةَ، عَنْ بُشَيْرِ بْنِ كَعْبٍ، عَنْ شَدَّادِ بْنِ أَوْسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " سَيِّدُ الاِسْتِغْفَارِ اللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ، خَلَقْتَنِي وَأَنَا عَبْدُكَ، وَأَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ، أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ، وَأَبُوءُ لَكَ بِذَنْبِي، فَاغْفِرْ لِي، فَإِنَّهُ لاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ. إِذَا قَالَ حِينَ يُمْسِي فَمَاتَ دَخَلَ الْجَنَّةَ ـ أَوْ كَانَ مِنْ أَهْلِ الْجَنَّةِ ـ وَإِذَا قَالَ حِينَ يُصْبِحُ فَمَاتَ مِنْ يَوْمِهِ ". مِثْلَهُ.
Şeddad İbn Evs'ten rivayet edildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "İstiğfarların efendisi (en üstünü) şöyledir: Allahım! Sen benim rabbimsin. Senden başka ilah yoktur. Beni sen yarattın ve ben senin kulunum. Ben gücüm yettiğince seninle yaptığımız ahde sadık kalacağım ve vaadine ulaşmaya çalışacağım. Yaptıklarımın şerrinden sana sığınırım. Bana verdiğin nimetleri de benim işlediğim günahları da biliyor ve kabul ediyorum. Beni affet. Çünkü günahları senden başka bağışlayacak kimse yoktur. Kim bu duayı içeriğine gerçekten inanarak gündüz söyler ve akşam olmadan gün içinde ölürse cennete girer. Yine kim bu duayı içeriğine iman ederek gece yapar ve sabah olmadan ölürse cennete girer
Narrated Shaddad bin 'Aus:The Prophet (ﷺ) said, "The most superior way of asking for forgiveness from Allah is: 'Allahumma anta Rabbi la ilaha illa anta. Khalaqtani wa ana `Abduka, wa ana 'ala 'ahdika wa Wa'dika mastata'tu abu'u Laka bi ni 'matika wa abu'u Laka bidhanbi; faghfirli fa'innahu la yaghfiru-dh-dhunuba ill a ant a. A'uidhu bika min sharri ma sana'tu.' If somebody recites this invocation during the night, and if he should die then, he will go to Paradise (or he will be from the people of Paradise). And if he recites it in the morning, and if he should die on the same day, he will have the same fate