715 hadis bulundu · sayfa 36/36
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، حَدَّثَنِي عُمَيْرُ بْنُ هَانِئٍ، حَدَّثَنِي جُنَادَةُ بْنُ أَبِي أُمَيَّةَ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ تَعَارَّ مِنَ اللَّيْلِ فَقَالَ حِينَ يَسْتَيْقِظُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ سُبْحَانَ اللَّهِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَاللَّهُ أَكْبَرُ وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ ثُمَّ دَعَا رَبِّ اغْفِرْ لِي - غُفِرَ لَهُ " . قَالَ الْوَلِيدُ أَوْ قَالَ " دَعَا اسْتُجِيبَ لَهُ فَإِنْ قَامَ فَتَوَضَّأَ ثُمَّ صَلَّى قُبِلَتْ صَلاَتُهُ " .
Ubade bin es-$amit (r.a.)'den rivayet ediIdiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Kim geceleyin uykudan uyanır (veya bir taraftan diğer tarafa dönerek uyanır) da uyandığı zaman: "La ilahe illallahu vahdehu la şerike leh. Lehu'l-Mulku ve lehu'l-hamdu ve huve ala kulli şey'in kadir. Sübhanallahi ve'l-hamdu lillahi ve la ilahe illallahu vallahu ekber ve la havle ve la kuvvete illa bilIahi'l-Aliyyu'l-Azim'' deyip sonra "Rabbiğfir li'' diye dua ederse günahları bağışlanır.» Ravi el-Velid: Veya O, (bu son cümle yerine): "Sonra dua ederse onun duası (muhakkak) kabul olunur» buyurdu, demiştir. (Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) daha sonra şöyle buyurdu: Eğer adam (yukardaki dullları okuduktan) sonra kalkıp abdest alır, sonra namaz kılarsa namazı (muhakkak) kabul olunur. Meali: Allah'tan başka ilah yoktur, O tekdir, ortağı yoktur. Mülk (hakimiyet) O'nundur, hamd O'nundur ve O, her şeye kadirdir. Ben Allah'ın her türlü noksanlıklardan ve eksikliklerden pak ve nezih olduğuna inanırım, hamd Allah'adır, Allah'tan başka ilah yoktur, Allah her şey'den büyüktür. Günahlardan dönüş ve kulluk görevinin ifasına güç ancak yüksek ve azametli Allah (ın yardımı) iledir. - Ey Rabbim, beni bağışla
It was narrated that ‘Ubadah bin As-Samit said:“The Messenger of Allah (ﷺ) said: ‘Whoever wakes up in the morning and says upon waking: La ilaha illallah wahdahu la sharika lahu, lahul-mulku wa lahul-hamdu, wa Huwa ‘ala kulli shay’in Qadir; Subhan-Allah walhamdu lillahi, wa la ilaha illallahu, wa Allahu Akbar, wa la hawla wa la quwwata illa billahil-‘Aliyil-‘Azim (None has the right to be worshipped but Allah alone, with no partner or associate. His is the dominion and all praise is to Him, and He is Able to do all things. Glory is to Allah, praise is to Allah, none has the right to be worshiped but Allah, Allah is the Most Great, and there is no power and no strength except with Allah, the Most High, the Most Supreme), then he supplicates Rabbighfirli (O Lord, forgive me), he will be forgiven.’” Walid said: “Or he said: then if he supplicated, it will be answered for him then if he stood up and performed ablution and then performed prayer, his prayer would be accepted.”
Diğer tahric:; Buhari, Tirmizi, Ebu Davud ve Nesai de rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ هِشَامٍ، أَنْبَأَنَا شَيْبَانُ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، أَنَّ رَبِيعَةَ بْنَ كَعْبٍ الأَسْلَمِيَّ، أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، كَانَ يَبِيتُ عِنْدَ بَابِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَكَانَ يَسْمَعُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ مِنَ اللَّيْلِ " سُبْحَانَ اللَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ " . الْهَوِيَّ ثُمَّ يَقُولُ " سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ " .
Rebia bin Malik (bin Ka'b) el-Eslemi (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Kendisi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kapısı yanında gecelerdi ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in geceleyin uzun süre «Sübhanaılahi Rabbilalemin = Alemlerin Rabbı olan AIlah'ı tesbih ederim (her türlü noksanlıklardan ve eksikliklerden pak olduğuna inanırım) zikrini, daha sonra da (uzun süre) Sübhanallahi ve bi hamdihi = AIlah'a hamdederek O'nu tesbih ederim» zikrini işitirdi. Bu hadisin benzerini; Nesai, Tirmizi ve Ahmed de rivayet etmişlerdir
Rabi’ah bin Ka’b Al-Aslami narrated that he used to spend the night outside the door of the Messenger of Allah (ﷺ), and he used to hear the Messenger of Allah (ﷺ) saying at night:“Subhan Allahi Rabbil-‘alamin (Glory is to Allah, the Lord of the worlds),” repeating that for a while, then he said: Subhan Allahi wa bihamdihi (Glory and praise is to Allah).”
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ رِبْعِيِّ بْنِ حِرَاشٍ، عَنْ حُذَيْفَةَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا انْتَبَهَ مِنَ اللَّيْلِ قَالَ " الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَحْيَانَا بَعْدَ مَا أَمَاتَنَا وَإِلَيْهِ النُّشُورُ " .
Huzeyfe (bin el-Yeman) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) geceleyin uyandığı zaman: "El-hamdu lillahi'l-lezi ahyana ba'de ma ematena ve ileyhi'n-nuşur = Bizi öldürdükten (Yami uyuttuktan) sonra dirilten (yani uyandıran) Allah'a hamd olsun, öldükten sonra dirilmek de (böylece) O'na (ait) dir." dedi, Bu Hadisi ayrıca Buhari. Tirmizi ve Ahmed de rivayet etmişlerdir
It was narrated that Hudhaifah said:“Whenever the Messenger of Allah (ﷺ) woke up in the morning, he would say: ‘Al-hamdu lillahil-ladhi ahyana ba’dama amatana wa ilayhi’n-nushur (Praise is to Allah Who has given us life after taking it from us, and unto Him is the Resurrection).’”
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو الْحُسَيْنِ، عَنْ حَمَّادِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ أَبِي النَّجُودِ، عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ، عَنْ أَبِي ظَبْيَةَ، عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَا مِنْ عَبْدٍ بَاتَ عَلَى طُهُورٍ ثُمَّ تَعَارَّ مِنَ اللَّيْلِ فَسَأَلَ اللَّهَ شَيْئًا مِنْ أَمْرِ الدُّنْيَا أَوْ مِنْ أَمْرِ الآخِرَةِ إِلاَّ أَعْطَاهُ " .
Muaz bin Cebel (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Abdestli olarak geceleyin yatan, sonra geceleyin uykudan uyanan (veya uykuda iken bir taraftan diğer tarafa dönerek uyanan) ve uyandığında dünya işlerinden veya ahiret işlerinden (hayırlı) bir şeyi Allah'tan isteyen hiçbir (müslüman) kul yoktur ki Allah onun istediğini vermesin.» (Yani mutlaka verir), Bu hadis ayrıca: Ebu Davud ve Nesai tarafından da rivayet edilmiştir
It was narrated from Mu’adh bin Jabal that the Messenger of Allah (ﷺ) said:“There is no person who goes to bed in a state of purity, then wakes up at night, and asks Allah for something in this world or the Hereafter, but it will be given to him.”
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، ح وَحَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، جَمِيعًا عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ عُمَرَ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ، حَدَّثَنِي هِلاَلٌ، مَوْلَى عُمَرَ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ عَنْ عُمَرَ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَعْفَرٍ، عَنْ أُمِّهِ، أَسْمَاءَ ابْنَةِ عُمَيْسٍ قَالَتْ عَلَّمَنِي رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَلِمَاتٍ أَقُولُهُنَّ عِنْدَ الْكَرْبِ " اللَّهُ اللَّهُ رَبِّي لاَ أُشْرِكُ بِهِ شَيْئًا " .
Esma bint-i Umeys (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana üzüntü zamanında söyleyeceğim kelimeleri öğretti: "Allahu, Allahu Rabbi La uşriku bihi aheda" (Allah, Allah Rabbimdir O'na hiçbir şeyi ortak koşmam.,.)
It was narrated that Asma’ bint ‘Umais said:“The Messenger of Allah (ﷺ) taught me some words to say at times of distress: Allah! Allahu Rabbi la ushriku bihi shay’an (Allah, Allah is my Lord, I do not associate anything with Him).”
Diğer tahric: Bu hadisi; Ebu Davud, Nesai ve Tabari de rivayet etmişlerdir. Tabari' de bu zikrin üç defa okunması kaydı vardır
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ هِشَامٍ، صَاحِبِ الدَّسْتَوَائِيِّ عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي الْعَالِيَةِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَقُولُ عِنْدَ الْكَرْبِ " لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ الْحَلِيمُ الْكَرِيمُ سُبْحَانَ اللَّهِ رَبِّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ سُبْحَانَ اللَّهِ رَبِّ السَّمَوَاتِ السَّبْعِ وَرَبِّ الْعَرْشِ الْكَرِيمِ " . قَالَ وَكِيعٌ مَرَّةً لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ فِيهَا كُلِّهَا .
İbn-i Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem). sıkıntı, meşakkat olduğunda şu zikri yapardı: "LA ilahe illallahu'I-HaIimu'I-Kerim. Sübhanallahi Rabbi'l-Arşi'l¬Azim. Sübhanallahi Rabbi's-semavati's-seb'i ve Rabbi'I-Arşi'I-kerim.'' Meali: Halim, Kerim olan Allah'tan başka ilah yoktur. Ben azametli Arş'ın Rabbı olan Allah'ı tesbih (noksanlıklardan tenzih) ederim, Ben yedi göğün Rabbı ve güzel Arş'ın Rabbı olan Allah'ı tesbih ederim. Ravi Veki, bu zikrin hepsinde "La ilahe ilIallah" kelimesini bir defa söylemiştir."
It was narrated from Ibn ‘Abbas that the Prophet (ﷺ) used to say at times of distress:“La ilaha illallahul-Halimul-Karim, Subhan-Allahi Rabbil-‘Arshil-‘Azim, Subhan-Allahi Rabbil-samawatis-sab’i wa Rabbil-‘Arshil-Azim (None has the right to be worshipped but Allah, the Forbearing, the Most Generous; glory is to Allah the Lord of the Mighty Throne; glory is to Allah, the Lord of the seven heavens and the Lord of the Magnificent Throne).” Waki’ said with each wording La ilaha illallahu (none has the right to be worshipped but Allah) is to be included
Diğer tahric: Bu hadisi; Buhari, Müslim, Tirmizi ve Nesai de rivayet etmişlerdir. (zikir lafızları farklıdır)
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبِيدَةُ بْنُ حُمَيْدٍ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، . أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ إِذَا خَرَجَ مِنْ مَنْزِلِهِ قَالَ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ أَنْ أَضِلَّ أَوْ أَزِلَّ أَوْ أَظْلِمَ أَوْ أُظْلَمَ أَوْ أَجْهَلَ أَوْ يُجْهَلَ عَلَىَّ " .
Ümmü Seleme (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) evinden çıktığı zaman: « اللّهُمَّ! إِنِّي أَعُوذُ بِكَ أَنْ أَضِلَّ أَوْ أَزِلَّ، أَوْ أَظْلِمَ أَوْ أُظْلَمَ. أَوْ أَجْهَلَ أَوْ يُجْهَلَ عَلَيَّ ''Allahumme inni euzu bike en adille ev eziIle ev azlime ev uzlame ev echile ev yüchele aleyye''» diyerek dua ederdi. Meali: Allahım! Ben dalalete düşmekten, ayak kaymasınden, (kimseye) zulüm etmekten, (kimse tarafından) bana zulüm edilmekten, cahilce davranınaktan ve (başkası tarafından) aleyhimde cahilce davranılmaktan şüphesiz sana sığınınm.
It was narrated from Umm Salamah that whenever he left his house, the Prophet (ﷺ) would say:“Allahumma inni a’udhu bika an adilla aw azilla, aw azlima aw uzlama, aw ajhala aw yujhala ‘alayya (O Allah, I seek refuge with You from going astray or stumbling, from wronging others or being wronged, and from behaving or being treated in an ignorant manner).”
Diğer tahric: Bu hadisi; Tirmizi, Ebu. Davud ve Nesai de rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ، حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حُسَيْنِ بْنِ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ سُهَيْلِ بْنِ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ إِذَا خَرَجَ مِنْ بَيْتِهِ قَالَ " بِسْمِ اللَّهِ لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ التُّكْلاَنُ عَلَى اللَّهِ " .
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) evinden çıktığı zaman ‘’ بِسْمِ اللهِ، لاَحَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ باللهِ. التُّكْلانُ عَلَى اللهِ Bismillahi, la havle ve la kuvvete illa billah. Et-Tuklanu alallah’’ duasını okurdu. Dua’nın Meali:Allah'ın isminden yardım dilerim. Günahlardan dönüş ve kulluk görevine takat ancak Allah'ın yardımıyladır, Dayanmak Allah'adır." Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun isnadında bulunan Abdullah bin Hüseyin'i Ebü Zur'a, Buhri ve İbn-i Hibban zayı! saymışjardır
It was narrated from Abu Hurairah that whenever he left his house, the Prophet (ﷺ) would say:“Bismillah, la hawla wa la quwwata illa billah, at-tuklanu ‘ala Allah (In the Name of Allah, there is no power and strength except with Allah, and trust is placed in Allah).”
حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدِّمَشْقِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، حَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ هَارُونَ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ " إِذَا خَرَجَ الرَّجُلُ مِنْ بَابِ بَيْتِهِ - أَوْ مِنْ بَابِ دَارِهِ - كَانَ مَعَهُ مَلَكَانِ مُوَكَّلاَنِ بِهِ فَإِذَا قَالَ بِسْمِ اللَّهِ . قَالاَ هُدِيتَ . وَإِذَا قَالَ لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ . قَالاَ وُقِيتَ . وَإِذَا قَالَ تَوَكَّلْتُ عَلَى اللَّهِ قَالاَ كُفِيتَ قَالَ فَيَلْقَاهُ قَرِينَاهُ فَيَقُولاَنِ مَاذَا تُرِيدَانِ مِنْ رَجُلٍ قَدْ هُدِيَ وَكُفِيَ وَوُقِيَ " .
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: «Adam evinin kapısından çıktığı zaman görevlendirilmiş iki melek onunla beraber olurlar. Bu itibarla adam "Bismillah = Allah'ın ismiyle" dediği zaman o iki melek kendisine: Hidayete, doğru yola erdirildin, derler. Sonra adam "La havle ve la kuvvete illa billah = Günahlardan dönüş ve kulluk görevine kuvvet ancak Allah'ın yardımıyladır" deyince melekler ona: Korundun, derler. Adam: "Tevekkeltu alallah O Allah'a dayandırn" deyince de melekler ona: işin görüldü, derler. (Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyruğuna devamla şöyle der) Sonra iki karini (yani onu günaha sürüklemek isteyen insi ve cinni iki şeytanı) ona rastlarlar. Melekler (o şeytanlara): Hidayete erdirilen, işi (Allah tarafından) görülen ve muhafaza edilen bir adam'dan ne istersiniz? derler. (yani onu sapıtamazsınız).' Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde Harun bin Harun bin AbdilIalı bulunur. Bu ravi zayıftır
It was narrated from Abu Hurairah that the Prophet (ﷺ) said:“When a man goes out of the door of his house, there are two angels with him who are appointed over him. If he says Bismillah (in the Name of Allah) they say: ‘You have been guided.’ If he says La hawla wa la quwwata illa billah (there is no power and no strength except with Allah), they say: ‘You are protected.’ If he says, Tawwakaltu ‘ala Allah (I have my trust in Allah), they say: ‘You have been taken care of.’ Then his two Qarins (satans) come to him and they (the two angels) say: ‘What do you want with a man who has been guided, protected and taken care of?’”
حَدَّثَنَا أَبُو بِشْرٍ، بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّهُ سَمِعَ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ " إِذَا دَخَلَ الرَّجُلُ بَيْتَهُ فَذَكَرَ اللَّهَ عِنْدَ دُخُولِهِ وَعِنْدَ طَعَامِهِ قَالَ الشَّيْطَانُ لاَ مَبِيتَ لَكُمْ وَلاَ عَشَاءَ . وَإِذَا دَخَلَ وَلَمْ يَذْكُرِ اللَّهَ عِنْدَ دُخُولِهِ قَالَ الشَّيْطَانُ أَدْرَكْتُمُ الْمَبِيتَ . فَإِذَا لَمْ يَذْكُرِ اللَّهَ عِنْدَ طَعَامِهِ قَالَ أَدْرَكْتُمُ الْمَبِيتَ وَالْعَشَاءَ " .
Cabir bin Abdillah (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre kendisi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den şu buyruğu işitmiştir: Adam kendi evine girip de girdiği zaman ve (akşam) yemeğini yediği zaman Allah'ı anınca şeytan, (yardımcılarına): (bu evde) sizin için ne gecelenecek yer ne de akşam yemeği var, der. Adam (evine) girip de girdiği zaman Allah'ı anmayınca, şeytan (yardımcılarına): Geceyi geçireceğiniz yere kavuştunuz, der. Sonra adam (akşam) yemeğini yiyeceği zaman Allah'ı anmayınca şeytan (yardımeııarına): Geceleyeceğiniz yere ve akşam yemeğine ulaştınız, der.
It was narrated from Jabir bin ‘Abdullah that he heard the Prophet (ﷺ) say:“When a man enters his house, and remembers Allah when he enters and when he eats, Satan says: ‘You have no place to stay and no supper.’ If he enters his house and does not remember Allah upon entering, Satan says: ‘You have found a place to stay.’ And if he does not remember Allah when he eats, (Satan) says: ‘You have found a place to stay and supper.’”
Diğer tahric: Bu hadisi; Müslim, Ebu Davud ve Ahmed bin Hanbel de rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحِيمِ بْنُ سُلَيْمَانَ، وَأَبُو مُعَاوِيَةَ عَنْ عَاصِمٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَرْجِسَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ - وَقَالَ عَبْدُ الرَّحِيمِ يَتَعَوَّذُ - إِذَا سَافَرَ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ وَعْثَاءِ السَّفَرِ وَكَآبَةِ الْمُنْقَلَبِ وَالْحَوْرِ بَعْدَ الْكَوْرِ وَدَعْوَةِ الْمَظْلُومِ وَسُوءِ الْمَنْظَرِ فِي الأَهْلِ وَالْمَالِ " . وَزَادَ أَبُو مُعَاوِيَةَ فَإِذَا رَجَعَ قَالَ مِثْلَهَا .
Abdullah bin Sercis (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yolculuğa çıktığı zaman: « اللّهُمَّ! إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ وَعْثَاءِ السَّفَرِ، وَكَآَبِةَ الْمُنْقَبِ، وَالْحورِ بَعْدَ الْكَوْرِ، وَدَعْوَةِ الْمَظْلُومِ، وَسُوءِ الْمَنْظَرِ فِي الأَهْلِ وَالْمَالِ Allahumme inni euzu bike min va'sai's-seferi ve keabeti'l-munkeabe ve'l-havri ba'de'l-kevri ve da'veti'l-mazlumi ve sui'l-manzari fil ehli ve'I-mali» derdi (ravi Abdurrahim kendi rivayetinde, "Derdi" cümlesi yerine, "taavvuz ederdi, yani Allah'a sığınırdı" demiştir). Ravi Ebü Muaviye şunu ilave etmiştir: "Nebi yolculuktan döndüğü zaman da bu duaşı okurdu." Dua'nın Meali: Dua'nın Meali: Allahım! Ben, yolculuğun meşakkat ve sıkıntısından, üzüntülü döııüşten, düzenli işlerin bundan sonra bozulmasından, mazlumun bedduasından ve ev halkı ile mal (fena maksadlı kişiler tarafından olan) kötü bakıştan sana sığınırım.
It was narrated that ‘Abdullah bin Sarjis said:“The Messenger of Allah (ﷺ) used to say” – and (one of the narrators) ‘Abdur-Rahim said: “he used to seek refuge” – “when he traveled: ‘Allahumma inni a’udhu bika min wa’tha’is-safar, wa ka’abatil-munqalab, wal-hawri ba’dal-kawr, wa da’watil-mazlum, wa su’il-manzari fil-ahli wal-mal (O Allah, I seek refuge with You from the hardships of travel and the sorrows of return, from decrease after increase, from the prayer of the one who has been wronged, and seeing some calamity befall my family or wealth).’” (One of the narrators) Abu Mu’awiyah added: “And when he returned he said likewise.”
Diğer tahric: Bu hadisi; Müslim, Tirmizi ve Nesai de rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ الْمِقْدَامِ بْنِ شُرَيْحٍ، عَنْ أَبِيهِ الْمِقْدَامِ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ عَائِشَةَ، أَخْبَرَتْهُ أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ إِذَا رَأَى سَحَابًا مُقْبِلاً مِنْ أُفُقٍ مِنَ الآفَاقِ تَرَكَ مَا هُوَ فِيهِ وَإِنْ كَانَ فِي صَلاَتِهِ حَتَّى يَسْتَقْبِلَهُ فَيَقُولُ " اللَّهُمَّ إِنَّا نَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا أُرْسِلَ بِهِ " . فَإِنْ أَمْطَرَ قَالَ " اللَّهُمَّ سَيْبًا نَافِعًا " . مَرَّتَيْنِ أَوْ ثَلاَثَةً وَإِنْ كَشَفَهُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ وَلَمْ يُمْطِرْ حَمِدَ اللَّهَ عَلَى ذَلِكَ .
Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ufuklardan herhangi birisinden gelen bir bulutu gördüğü zaman onu karşılamak ve şu duayı okumal{ üzere namazında bile olsaydı içinde bulunduğu işi bırakırdı. Sonra: Allahumme inna nauzu bike min şerri ma ürsile bihi « Allahımız! şu bulut ile gönderilen (yağmur, dolu ve benzerin) in şerrinden şüphe:aiz sana sığınırız» derdi. Sonra yağmur yağsaydı iki veya üç kere: Allahım! Bu yağmuru yer yüzünde akan, yararlı bir yağmur eyle. derdi. Şayet Allah (Azze ve Celle) havayı açıp yağnur yağdırmasaydı bunun içi.~ Allah'a hamdederdi.
‘Aishah narrated that when the Prophet (ﷺ) saw a cloud approaching from any horizon, he would stop what he was doing, even if he was praying, and turn to face it, then he would say:“Allahumma inna na’udhu bika min sharri ma ursila bihi (O Allah, we seek refuge with You from the evil of that with which it is sent).” Then if it rained he would say: “Allahumma sayyiban nafi’an (O Allah, a beneficial rain),” two or three times. And if Allah dispelled it and it did not rain, he would praise Allah for that
Diğer tahric: Bu hadis Ebu Davud ve Nesai tarafından da rivayet edilmiştir
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ حَبِيبِ بْنِ أَبِي الْعِشْرِينَ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، أَخْبَرَنِي نَافِعٌ، أَنَّ الْقَاسِمَ بْنَ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَهُ عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ إِذَا رَأَى الْمَطَرَ قَالَ " اللَّهُمَّ اجْعَلْهُ صَيِّبًا هَنِيئًا " .
Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yağmur gördüğü zaman: «Allahın! Bu yağmuru, yer yüzünde akıcı, faydalı amaca uygun ve zararsız bir yağmur eyle» derdi. Bu hadis Nesai tarafından da rivayet edilmiştir
It was narrated from ‘Aishah that when the Messenger of Allah (ﷺ) saw rain, he would say:“Allahumma aj’alhu sayyiban hani’an (O Allah, make it a wholesome rain cloud).”
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ مُعَاذٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا رَأَى مَخِيلَةً تَلَوَّنَ وَجْهُهُ وَتَغَيَّرَ وَدَخَلَ وَخَرَجَ وَأَقْبَلَ وَأَدْبَرَ فَإِذَا أَمْطَرَتْ سُرِّيَ عَنْهُ . قَالَ فَذَكَرَتْ لَهُ عَائِشَةُ بَعْضَ مَا رَأَتْ مِنْهُ فَقَالَ " وَمَا يُدْرِيكِ لَعَلَّهُ كَمَا قَالَ قَوْمُ هُودٍ {فَلَمَّا رَأَوْهُ عَارِضًا مُسْتَقْبِلَ أَوْدِيَتِهِمْ قَالُوا هَذَا عَارِضٌ مُمْطِرُنَا بَلْ هُوَ مَا اسْتَعْجَلْتُمْ بِهِ } " . الآيَةَ
Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yağışlı sanılan bir bulut görünce (ümmetine bir Metin gelmesinden endişelenerek) çehresi renkten renge girip değişir, (eve) girip çıkar ve buluta karşı durup geri dönerdi. Buluttan yağmur yağınca üzüntüsü giderilirdi. Ravi. demiştir ki: Sonra Aişe (r.anha), O'ndan gördüğü (bu hal ve endişesi'nin bazısını O'na anlatmış. Bunun üzerine Resül-i Ekrem (Aişe'ye) şöyle buyurdu: «Ne bilirsin? Belki 0, (şu ayette azab olduğu bildirilen, fakat Hüd kavminin (onu bir bulut parçası sanarak) dediği gibi bir şeydir: Onlar o azıibı (içinde bulundukları) vadilerine doğnı gelen, yaygın bir bulut olarak görünce : "Bu, bize yağmur getiren bir yaygın buluttur, dediler. (Hüd dedi ki:) Bi'l-akis bu, acele istediğiniz azabtır."" (Ahkaaf)
It was narrated that ‘Aishah said:“If the Messenger of Allah (ﷺ) saw a cloud that looked as if it was bringing rain, the color of his face would change, and he would go in and out and walk to and fro. Then, if it rained, he would feel relieved.” ‘Aishah mentioned to him what she had seen him do, and he said: “How do you know? Perhaps it would be as the people of Hud said: ‘Then, when they saw it as a dense cloud coming towards their valleys, they said: “This is a cloud bringing us rain!” Nay, but it is that (torment) which you were asking to be hastened.” [46:]
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ خَارِجَةَ بْنِ مُصْعَبٍ، عَنْ أَبِي يَحْيَى، عَمْرِو بْنِ دِينَارٍ - وَلَيْسَ بِصَاحِبِ ابْنِ عُيَيْنَةَ - مَوْلَى آلِ الزُّبَيْرِ عَنْ سَالِمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " مَنْ فَجِئَهُ صَاحِبُ بَلاَءٍ فَقَالَ الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي عَافَانِي مِمَّا ابْتَلاَكَ بِهِ وَفَضَّلَنِي عَلَى كَثِيرٍ مِمَّنْ خَلَقَ تَفْضِيلاً - عُوفِيَ مِنْ ذَلِكَ الْبَلاَءِ كَائِنًا مَا كَانَ " .
İbn-i Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: « Kim, başına bir bela gelen bir kimseye aniden rastlar da: الْحَمْدُ للهِ الَّذِي عَافَانِي مِمَّا ابْتَلاَكَ بِهِ، وُفَضَّلَنِي عَلَى كَثَيرٍ ممَّنْ خَلَقَ تَفْضِيلاً "El-hamdu lillahi'l-lezi afani mimmebtelake bihi ve faddalani ala kesirin mimmen halaka tefdiylen = Senin başına getirdiği beladan beni selamette kılan ve beni yaratıklarının bir çoğundan gerçekten üstün tutan Allah'a hamd olsun" derse o bela ne olursa olsun o kimse ondan (ömür boyu) selamette kılınır
It was narrated from Ibn ‘Umar that the Messenger of Allah (ﷺ) said:“Whoever unexpectedly comes across a person suffering a calamity, and says: Al-hamdu Lillahil-ladhi ‘afani mim-mabtalaka bihi, wa faddalani ‘ala kathirin mimman khalaqa tafdila (Praise is to Allah Who has kept me safe from that which has afflicted you and preferred me over many of those whom He has created), will be kept safe from that calamity, no matter what it is.’”